İçeriğe geç

M01-D05

Jung'u okurken yanılgılar

Kavramı şeyleştirmek, arketipi imgeyle karıştırmak ve tipolojiyi test sanmak gibi yaygın okuma yanılgılarını metinden örneklerle tanır ve düzeltir.

Jung ve Analitik Psikoloji Akademisi — M01, Bu akademi nasıl okunur · 3.125 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Psikanaliz Akademisi’nde zemin: M11-D02 Arketip nedir · M12-D04 Tip testleri ölçer mi

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Jung okurken dört yanılgı sık görülür: bir kavramı ruhta oturan bir varlık gibi konuşmak, bir arketipi belirli bir imgeyle ve o imgenin sabit anlamıyla eşitlemek, bir anketin harflerini Jung'un tipolojisi saymak ve bütün bunları bir insanın değişmez tanımına çevirmek.

Jung hayatının son metninde arketipin tek bir mitolojik imge olmadığını, hiçbir arketipin herkes için aynı yorumu taşımadığını ve hazır rüya sözlüklerinin boşuna olduğunu yazdı; bu uyarı genel okura yazılmış, editörlerce düzenlenmiş bir derlemede duruyor.

Tipoloji ile anket aynı sözcükleri paylaşıyor; aynı adın aynı şeyi gösterdiği varsayımı psikolojide bilinen bir hatadır ve ilişki ancak araştırmayla kurulabilir.

İnsanlar bazı kişilik özelliklerini değişmez özler gibi düşünmeye yatkın; arketip adları ve tip harfleri bu yatkınlığa kolay bir dil sağlıyor.

Yanılgıların bir kısmını Jung'un kişileştiren üslubu ve değişen tanımları da besliyor.

Açılış sahnesi

Keşan'da, çarşıdan yukarı çıkan yolun üstünde müstakil bir ev. Arıcı Rıza kovan çerçevelerini avluya dizmiş, mumları kazıyor. Kız kardeşi Tuba bir kreşte öğretmen; cumartesi öğleden sonra elinde iki kitapla gelmiş. Biri kalın kapaklı bir rüya sembolleri sözlüğü, öteki bir arkadaşının ödünç verdiği, kapağında kırmızı harflerle «Hangi arketipsin?» yazan ince bir kitap.

«Dün gece rüyamda arılar vardı,» diyor Tuba, «senin kovanlardan biri devrilmiş, arılar odama doluyordu.» Sözlüğü açıp okuyor: arı, çalışkanlık ve bereket. Rıza kazıdığı mumdan başını kaldırmadan gülüyor. Kendi defterinde, bir başka sözlükten yıllar önce not ettiği satır başka şey söylüyor: arı sokması, dedikodu.

Tuba ince kitabın sonundaki testi de doldurmuş. Sonuç sayfasında «Bilge» yazıyor ve altında, bilge arketipinin içedönük olduğu, kalabalıkta yorulduğu, liderlik işlerinden uzak durması gerektiği sıralanıyor. «Ben zaten içedönüğüm,» diyor Tuba, «müdür bana grup koordinatörlüğü teklif etti, reddedeceğim.»

Rıza bir çerçeveyi ışığa tutuyor. Peteğin bir köşesi boş, bir köşesi bal dolu. «Geçen ay bu çerçeveye bakan biri kovan zayıf derdi,» diyor. «Bu ay bakan güçlü der. Çerçeve aynı çerçeve.» Tuba iki kitabı üst üste koyuyor, sonra rüya sözlüğünü çantasına geri atıyor.

Keşan'daki bu avluyu ve iki kardeşi ders için biz kurduk; rüya sözlükleri ve arketip testleri ise kitapçı raflarında gerçekten yan yana duruyor.

Bu derste ne olacak

Tuba'nın iki kitabı üç yanılgıyı bir öğleden sonraya sığdırıyor. Bir kavramı ruhta oturan bir nesne gibi düşünmek, bir arketipi belirli bir imgeyle ve o imgenin sabit anlamıyla eşitlemek, bir anket kâğıdındaki harfleri Jung'un tip kuramıyla bir tutmak. Bu derste üçünü de Jung'un yazdıklarına dayanarak tanıyacak, her birinin nerede yanlış okuma olduğunu ve nerede Jung'un dilinin kendisinden beslendiğini ayıracağız.

İki zemin var. Arketipin tanımı, ilksel imgeden arketipsel imgeye uzanan ayrımıyla, Psikanaliz M11-D02'de kuruldu; burada o ayrımı yeniden yapmayacağız, ayrımın okurken nasıl kaybolduğuna bakacağız. Tip testlerinin kararlılığı ve puanların dağılımı ise kardeş akademinin tipler modülünde (Psikanaliz, M12-D04) sayılarla tartışıldı. Buradaki soru o sayılardan önce gelir: anket ile kuram neden aynı adı taşıyor?

Dördüncü bir yanılgıyı da ekleyeceğiz: kavramı alıp bir insanın üstüne yapıştırmak. Usta katmanı ise zor bir soruyu soruyor: bu yanılgıların bir kısmını Jung'un kendi üslubu mu besledi?

Sıfır noktası

Bir kuramın kavramları gözlemleri düzenlemek için kurulmuş araçlardır. Okur bu araçları zamanla dünyanın kendisinde bulunan şeyler gibi konuşmaya başlar.

«Hafızam beni yarı yolda bıraktı» diyen kimse hafızanın bir kişi olduğunu düşünmez. Sorun, kısaltmanın kısaltma olduğu unutulup ondan çıkarım yapılınca başlar.

Yaygın yanlış"Gölge, insanın içinde yaşayan karanlık bir ikinci kişidir."
Doğrusu

Jung gölgeden söz ederken çoğu zaman kişileştirici bir dil kullanır, ama kavram bilinçli kimliğin dışında bırakılan eğilimlerin toplamına verilmiş bir addır (Psikanaliz Akademisi M11-D05'te tanımlandı). İçeride oturan ikinci bir kişiyi aramak, okuru kavramın açıklamaya çalıştığı deneyimden uzaklaştırır.

Mekanizma

Kavram bir nesneye dönüşünce

Jung'un sözlüğü şeyleştirmeye açıktır, çünkü kavramlarının çoğu bir figürün adını taşır: anima, gölge, bilge yaşlı, ana. Rüyada konuşan bir kişiyle karşılaşan okur için kavram ile figür arasındaki mesafe kolayca kapanır. Kompleksin kendi iradesi varmış gibi davranması Jung'un erken deneylerinden beri anlattığı bir gözlemdi; bu gözlemi «kompleksin bir iradesi vardır» diye bir hükme çevirmek ise ayrı bir adımdır.

Şeyleştirmenin bedeli Jung'a özgü değildir. Bir araç güvenilir ve kullanışlı olduğunda insanlar onun ölçtüğünü sandıkları şeyin doğada bulunduğunu varsaymaya başlar. Psikiyatrinin tanı kitapçıkları bunun iyi belgelenmiş bir örneği.

Jung'un kavramları gündelik dilde benzer bir yoldan geçiyor. «Animası bastırılmış», «gölgesiyle yüzleşmemiş» gibi ifadeler bir açıklama gibi okunur; çoğu zaman yalnız bir gözlemin yeniden adlandırılmasıdır.

Arketip, imge ve sözlük

Kardeş akademinin arketip dersindeki ayrım ilk bakışta okura kolay gelir: arketip bir eğilim, arketipsel imge onun kültürle biçimlenen görünüşü. Okurken ise ayrım çabucak silinir. «Yılan arketipi», «yaşlı bilge arketipi», «ihanet arketipi» gibi ifadeler bir imgeyi, bir figürü ya da bir temayı doğrudan arketip yerine koyar. Ardından ikinci adım gelir: imgeye sabit bir anlam bağlanır.

Jung bu okumaya karşı en açık uyarısını hayatının son metninde yaptı. Bölümün türü önemli: genel okura yazıldı ve yayından önce editörlerin elinden geçti.

Aynı metindeki örnekte haç imgesi bir Hristiyanın rüyasında önce onun inancının içinden okunur; her koşulda aynı anlamı verilen imge canlı bir sembol olmaktan çıkıp kuru bir sözcüğe döner. Tuba'nın arısı, bir arıcının kardeşinin rüyasında görüldü. Sözlük bunu bilmiyor.

Tipoloji ile anket aynı adı taşıyor

Üçüncü yanılgı bir ad benzerliğinden doğar. Jung 1921'de yayımladığı tipoloji kitabında tutumları ve işlevleri klinik gözlemle, kendi deneyimiyle ve kültür tarihinden örneklerle kurdu; kitapta bir soru formu yoktu. Bugün «içedönük» ya da «düşünen tip» denildiğinde ise çoğu zaman bir anketin sonucu kastediliyor. İki kullanımın aynı sözcükleri taşıması, ikisinin aynı şeyi ölçtüğü izlenimini doğurur.

Jung'un içedönüklüğü ilginin özneye doğru akmasının adıydı ve bilinçdışındaki karşıt tutumla dengelenen bir yapının parçasıydı; bir anketin içedönüklük puanı belirli sorulara verilen cevapların toplamıdır. İlişkili olabilirler, özdeş oldukları gösterilmiş değil. Jung'un tiplerini etiket olarak okutmak istemediği, bir dersinde ve bir mektubunda yazdıklarını Psikanaliz tipler modülünün ikinci dersi, M12-D02 aktarmıştı.

Yaygın yanlış"Bir tip testinde içedönük çıkmak, Jung'un içedönük tipi olduğumu gösterir."
Doğrusu

Jung'un tipi kuramın içinde, karşıt tutumla ve işlevlerin sıralanışıyla birlikte tanımlanır; bir anketin puanı ise sorulara verilen cevapların özetidir. İki ölçüm arasındaki ilişki ancak araştırmayla gösterilebilir, aynı adı taşımaları bunu kendiliğinden kanıtlamaz. Test geleneğinin Jung'un adını nasıl taşıdığı M12-D07'de tarihsel olarak izleniyor.

Kavramı bir kişiye yapıştırmak

İlk üç yanılgı birleşince ortaya bir kişi tanımı çıkar: «tam bir bilge yaşlı», «onda baba kompleksi var», «içedönük olduğu için yönetici olamaz». Böyle cümleler bir insanı değişmez bir özle anlatır. Sosyal psikoloji, insanların bazı kişilik özelliklerini tam bu biçimde düşünmeye yatkın olduğunu gösteriyor.

Bir harf ya da bir arketip adı, bir insanı başkasına tek cümleyle anlatmayı kolaylaştırır ve bu kolaylık etiketi değişmez bir öz gibi düşünmeyi besler. Tuba'nın «zaten içedönüğüm» cümlesi bir sonucu bir karara bağladı.

Yaygın yanlış"Jung'un kavramlarını öğrenen biri çevresindekileri onlarla doğru biçimde tanımlayabilir."
Doğrusu

Jung'un kavramları analitik bir ilişkinin içinde, bir kişinin kendi malzemesiyle uzun süre çalışılarak kullanılmak üzere kuruldu. Başkasını bir arketip ya da kompleks adıyla tanımlamak bir yorumu hükme çevirir ve o kişinin kendi anlatısını dışarıda bırakır. Tip dilinin etik sorunları M16-D04'ün konusudur.

Usta katmanı

Yanılgıların hepsini okura yüklemek kolay olurdu; Jung'un kendi üslubunun payını sormak daha zor.

Jung kavramlarını sık sık kişileştirerek anlattı. Anima bir şey ister, gölge bir yerde belirir, kompleks kişiyi ele geçirir. Bu dilin bir gerekçesi vardı: Jung rüyalarda ve fantezilerde psişik içeriklerin gerçekten kişiler olarak belirdiğini gözlemledi ve onları kişi olarak ciddiye almayı yöntemin parçası saydı. Aynı dil, okurun kavram ile figürü özdeşleştirmesini de kolaylaştırdı. Jung'un ardılları bu gerilimi farklı yönlere çözdü. Hillman'ın 1985 tarihli kitabı başlığında animayı kişileştirilmiş bir kavram diye anıyordu; anima üzerine yazılan Psikanaliz M11-D06 bunu aktarmıştı. Onun başlattığı arketipsel psikoloji, figürleri soyut kavramlara geri çevirme çabasını bırakıp imgenin kendisinde kalmayı seçti; kişi gibi konuşan figür orada düzeltilecek bir okuma hatası sayılmaz. Öteki uçta, Jung'un arketip kuramını bugünkü bilimle uzlaştırmaya çalışanlar, kavramın kişi gibi konuşan figürlerden çok gelişim içinde beliren yatkınlıklar olarak okunmasını öneriyor; bu tartışmanın ayrıntısı Psikanaliz tarafındaki kalıtım dersinde, M11-D03'te.

Bir gerilim de metin türlerinden doğuyor. Jung'un hazır sözlüklere karşı en açık uyarısı, genel okura yazılmış ve geniş bir kitleye ulaşmak için resimlerle döşenmiş bir derlemede duruyor. Popülerleştirme yanlış okumayı düzeltmeye çalışırken on iki arketiplik listelerin dayandığı geniş okur kitlesini de büyüttü.

Jung arketipi onlarca yıl içinde farklı vurgularla da anlattı: bir metinde imgeye yakın, bir başkasında imgeden kesin biçimde ayrı bir yapı olarak. Yılı belirtilmeden aktarılan bir Jung cümlesindeki yanılgı, okurdan çok metnin dönemine ait olabilir; M01-D01'de ayrılan metin türleri ve yıllar bu yüzden bir okuma aracıdır.

Yaygın yanlış"Bu yanılgıların hepsi Jung'u yüzeysel okuyanların hatasıdır; Jung'un kendisi bu konularda hep tutarlı ve açıktı."
Doğrusu

Jung kişileştiren bir dille yazdı, arketipi dönemden döneme farklı vurguladı ve en açık uyarılarından birini popüler bir derlemede yaptı; yanılgıların bir kısmı metinlerin kendisinden gelir.

Kanıtın sınırı

Bu derste sıralanan yanılgıların okurlar arasında ne kadar yaygın olduğunu ölçen bir çalışma yok; sıralama, Jung'un kendi uyarılarından ve popüler metinlerin gözle görülen kullanımından kurulmuş bir öneri. Şeyleştirmeye dair kart psikiyatrik tanı üzerine bir uzman görüşü; Jung'un kavramlarının gündelik dilde aynı yoldan geçtiği burada bir benzetme olarak öne sürüldü, sınanmış değil. Özcü inançlar üzerine makale iki çalışmadan oluşuyor ve tip etiketlerinin bu inançları beslediği ayrıca gösterilmedi. Ad karmaşasına dair makale bir öneri sunuyor, sonuç raporlamıyor. Kültür boyutunda da bir sınır var: rüya sözlükleri ve tip anketleri dünyanın birçok yerinde yaygın, ama imgelere sabit anlam verme alışkanlığının hangi kültürlerde güçlü, hangilerinde zayıf olduğu bilinmiyor; Jung'un arketiplerin kültürden kültüre benzer işlediği iddiası da kendi başına tartışmalı bir genelleme olarak duruyor ve bir imgenin anlamının kişiye bağlı olduğu uyarısı o iddiayla gerilim içinde. Bir okuma, ancak ölçüt alınan Jung metni söylendiğinde «yanılgı» sayılabilir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Jung okurken dört yanılgı sık görülür: bir kavramı ruhta oturan bir varlık gibi konuşmak, bir arketipi belirli bir imgeyle ve o imgenin sabit anlamıyla eşitlemek, bir anketin harflerini Jung'un tipolojisi saymak ve bütün bunları bir insanın değişmez tanımına çevirmek.

Jung hayatının son metninde arketipin tek bir mitolojik imge olmadığını, hiçbir arketipin herkes için aynı yorumu taşımadığını ve hazır rüya sözlüklerinin boşuna olduğunu yazdı; bu uyarı genel okura yazılmış, editörlerce düzenlenmiş bir derlemede duruyor.

Tipoloji ile anket aynı sözcükleri paylaşıyor; aynı adın aynı şeyi gösterdiği varsayımı psikolojide bilinen bir hatadır ve ilişki ancak araştırmayla kurulabilir.

İnsanlar bazı kişilik özelliklerini değişmez özler gibi düşünmeye yatkın; arketip adları ve tip harfleri bu yatkınlığa kolay bir dil sağlıyor.

Yanılgıların bir kısmını Jung'un kişileştiren üslubu ve değişen tanımları da besliyor.

Sonraki derse köprü

Şeyleştirmenin en eski sınavı Jung'un laboratuvarında verildi. Genç psikiyatr, bir listeden okunan sözcüklere verilen cevapları kronometreyle ölçüp gecikmeleri, yinelemeleri ve bozulmaları kayda geçiriyordu; bu aksaklıklardan, duygu yüklü bir düşünce kümesinin kişinin iradesinden bağımsız iş görebildiği sonucuna vardı. M02-D01, Kelime çağrışım deneyinden otonom komplekse, ölçülen bir gecikmeden kendi başına iş gören bir kompleks fikrine giden bu yolu adım adım izliyor; yolun hangi basamağında ölçümün bittiği ve yorumun başladığı, bu dersin sorusunu ilk kez bir deney üzerinde sınıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.