İçeriğe geç

Yunus Emre ile · Acı ve sıkıntı

Şikâyetüm kendü talihimden

Şikâyet yükü hafifletiyor mu, ağırlaştırıyor mu?

1.211 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · dinlemek için kadın ya da erkek anlatıcı sesi seçebilirsin

Açılış

Yiğitcan yirmi yedi yaşında, Kırıkkale'de bir muhasebe bürosunda çalışıyor. Üniversitede işletme okudu; babası Şaban Bey istemişti. «Muhasebe ekmek kapısıdır oğlum, kimseye muhtaç olmazsın» demişti. Yiğitcan itiraz etmemişti.

Mezun olduktan sonraki beş yılda dört iş değiştirdi. Her birinden aynı şikâyetle ayrıldı. İlk büronun sahibi onu ezmişti; ikincisi emeğini görmemişti; üçüncüde iş arkadaşları dedikoducuydu; dördüncüde maaş azdı. Şimdi beşinci işinde, ve bu sefer de bir şeyler ters gidiyor. Akşamları arkadaşlarına, annesine, kız arkadaşı Nevin'e aynı şeyi anlatıyor: «Hiçbir yerde kıymetim bilinmiyor. Kime emek verdiysem vefasız çıktı.»

Bir akşam Nevin, ikisi bir kafede otururken, uzun süre dinledikten sonra bir şey sordu: «Yiğitcan, sen en son ne zaman bir işi severek yaptın?» Yiğitcan bir an düşündü. Sonra cevabı bulunca kendisi de şaşırdı. Lisedeyken, mahalledeki bir televizyon tamircisinin yanında yazları çırak olarak çalışmıştı. Polat Usta'nın dükkânında, eski radyoların, televizyonların içini açar, devreleri inceler, bozuk bir parçayı bulduğunda saatlerce uğraşırdı. O yazlar boyunca bir kez bile şikâyet ettiğini hatırlamıyordu.

Nevin'in sorusu o gece Yiğitcan'ın aklından çıkmadı. Belki de sorun dört büroda değildi.

Bilgenin kapısı

Yunus Emre'nin bir şiiri, şikâyetle başlar ve şikâyetin yönünü yarı yolda değiştirir:

«Kime gönül verdiysem benimle yâr olmadı;
hâlimi bilip derdimi sorup bana vefalı olmadı.
Haktan bir takdir miydi, gönül sana âşık idi;
hiç kimse benim gibi derde tutulmadı.
Şikâyetim aşktan değil, kendi talihimdendir;
kendi yolunu aramayan cahildir, er olmadı.»

İlk iki beyit tanıdık bir şikâyet: kimse vefalı olmadı, kimse benim kadar dert çekmedi. Üçüncü beyit ise birden döner: şikâyetim aşktan değil, kendi talihimden; ve kendi yolunu aramayan cahil kalır.

Bakmadığın yer

Şikâyeti genellikle dışarıya yöneltiriz. Biri bize haksızlık etmiştir, bir yer kıymetimizi bilmemiştir, bir durum bizi yarı yolda bırakmıştır. Şikâyetin cümlesi neredeyse her zaman bir başkasıyla kurulur: o yapmadı, onlar görmedi, orası değerimi bilmedi. Yiğitcan'ın beş yıllık şikâyetleri de böyleydi. Dört büro, dört patron, dört ayrı vefasızlık.

Yunus'un şiiri de böyle başlıyor. «Kime gönül verdiysem benimle yâr olmadı.» Bu cümle, Yiğitcan'ın «kime emek verdiysem vefasız çıktı» cümlesinin neredeyse yedi yüz yıllık bir kardeşi. Ve ikinci beyitte şikâyet daha da büyüyor: «Hiç kimse benim gibi derde tutulmadı.» Şikâyet eden insan, kendi derdinin dünyanın en büyük derdi olduğuna inanmaya başlar.

Ama üçüncü beyitte Yunus kendini yakalıyor. «Şikâyetim aşktan değil, kendi talihimdendir.» Yunus, şikâyetinin yönünü çeviriyor: suçlu sevdiği değil, kendi yazgısı, kendi yürüyüşü. Ve ikinci mısra bunu daha da keskinleştiriyor: «Kendi yolunu aramayan cahildir.» Burada «cahil» bilgisiz değil, kendini tanımayan demektir. Kendi yolunu aramadan başkalarının yolunda yürüyen insan, her yerde bir vefasızlıkla karşılaşır; çünkü yürüdüğü yol zaten onun yolu değildir.

Yiğitcan'ın gözden kaçırdığı şey tam olarak buydu. Dört büronun her birinde gerçek sorunlar vardı belki; ezen bir patron, düşük bir maaş. Ama dört büronun ortak bir noktası daha vardı: hiçbiri Yiğitcan'ın seçtiği bir yol değildi. Muhasebeyi babası seçmişti. Yiğitcan o yolda yürürken her taşa takılıyor, her takıldığında bir başkasını suçluyordu. Polat Usta'nın dükkânında ise hiç şikâyet etmemişti; bozuk bir devre onu yormamış, tersine heyecanlandırmıştı. Aynı insan, iki ayrı yolda, iki ayrı insandı.

Bu, Yiğitcan'ın şikâyetlerinin tamamen haksız olduğu anlamına gelmiyordu. Ama Yunus'un üçüncü beyti, şikâyetin en çok neye yöneldiğini sorduruyordu: başkalarına mı, yoksa kendi yolunu aramamış olmaya mı?

Derinleşme

Yunus başka şiirlerinde de şikâyetin kaynağına aynı yerden bakar. Bir beyitte kendine seslenir:

«Yunus, sevgiliden eziyet gördüm diye şikâyet etme;
bütün âşıkların dileği, sevgilinin katında son bulur.»

Başka bir şiirinin son beytinde ise şikâyetin asıl kaynağını tek bir kelimeyle adlandırır:

«Bu yoksul Yunus'a bak, dervişlik etmeye geldi;
şikâyet nefistendir, nefsini öldüren gelsin.»

Yunus'un «nefis» dediği şey, burada kişinin kendi isteklerine, kendi kırgınlıklarına sıkı sıkıya bağlı hâlidir. Yunus'a göre şikâyet dışarıdan gelmez; içeriden, bu bağlılıktan doğar. «Nefsini öldürmek» ise kendini cezalandırmak değil, bu sıkı bağlılığı gevşetmek, kendini merkeze koyan bakıştan çıkmaktır. Bu, Yiğitcan için şunu demekti: «Hiç kimse kıymetimi bilmiyor» cümlesinin içinden çıkmak, ve «Ben neyi istiyorum, hangi yolda yürüyorum?» diye sormak.

Nevin'in sorusundan sonraki hafta sonu, Yiğitcan Polat Usta'nın eski dükkânına gitti. Dükkân hâlâ oradaydı; Polat Usta yaşlanmış, ama hâlâ tezgâhın başındaydı. Yiğitcan'ı görünce tanıdı ve güldü: «Gel bakalım, eski çırak.» Bir süre sohbet ettiler. Polat Usta dükkânın artık yalnızca televizyon değil, telefon ve bilgisayar tamiri de yaptığını, ama yaşı yüzünden işlere yetişemediğini anlattı. Sonra yarı şaka yarı ciddi bir şey söyledi: «Sen gel buraya. Muhasebeci kafası da lazım bu dükkâna.»

Yiğitcan o akşam babasıyla konuştu. Kolay bir konuşma olmadı. Şaban Bey önce kızdı: «Okuttuk, şimdi tamirci mi olacaksın?» Yiğitcan bu kez her zamanki gibi susmadı. Babasına beş yıldır neden dört iş değiştirdiğini, neden her akşam şikâyet ettiğini anlattı. «Baba, ben senin yolunda yürüdüm. Ama her adımda düştüm. Bir kez de kendi yolumda düşmek istiyorum.» Şaban Bey uzun süre sustu. Sonra yalnızca «Bir yıl dene» dedi.

Yiğitcan muhasebe bürosundan ayrıldı ve Polat Usta'nın dükkânına geçti. Gündüzleri tamir öğreniyor, akşamları dükkânın hesaplarını düzenliyordu. İlk aylar kolay değildi; kazancı azaldı, eli yandı, bir müşteri bozuk bir telefon yüzünden ona bağırdı. Bir gün dükkâna yaşlı bir kadın geldi, elinde kocasından kalma eski bir radyo vardı. Radyo yıllardır çalışmıyordu; kadın onu atmaya kıyamamıştı. Yiğitcan iki gün boyunca radyonun içiyle uğraştı. Üçüncü gün bozuk bir kondansatörü buldu, değiştirdi, düğmeyi çevirdi; hışırtının arasından eski bir türkü yükseldi. Kadın radyoyu almaya geldiğinde, ses duyunca bir an durdu, sonra gözleri doldu. Yiğitcan o akşam eve yürürken, beş yıldır ilk kez, yaptığı bir işin karşılığını birinin yüzünde görmüştü.

Bir akşam Nevin onu aradığında, Yiğitcan o günden değil, tamir ettiği eski bir radyodan söz etti. Nevin bir süre dinledi, sonra güldü: «Fark ettin mi, bugün hiç şikâyet etmedin.»

Bu hikâyede gözden kaçmaması gereken bir şey var. Her şikâyetin kaynağı kişinin kendi yolunu bulmamış olması değildir; işyerinde gerçek haksızlık, mobbing, emek sömürüsü yaşanabilir ve bunların adını koymak, hak aramak önemlidir. Yunus'un «şikâyet nefistendir» sözü, haksızlığa uğrayan birinin susması gerektiği anlamına gelmez. Bir de, sürekli bir yetersizlik ve değersizlik duygusu, işten işe taşınan bir mutsuzluk, bazen bir kariyer danışmanının ya da bir psikoloğun desteğiyle daha net görülebilir.

Öbür bilgeler

Tavşanlı'daki hekim Arif, babasının şikâyetlerinin arkasında «akşamları televizyonla konuşuyorum» cümlesini bulmuştu (MEV-K05.3). Mevlânâ şikâyetin arkasındaki söylenmemiş cümleyi gösterir; Yunus ise şikâyetin yönünü çevirir: dışarıdan içeriye. Hamdi Bey'in şikâyeti yalnızlığı, Yiğitcan'ınki ise kendi yolunu bulamamışlığı saklıyordu.

Bandırma'daki Oktay da her sofrada «benden kötüsü olmadı» diyordu (STO-K05.3). Yunus'un ikinci beyti aynı cümlenin yedi yüz yıllık bir sesi: «Hiç kimse benim gibi derde tutulmadı.» Seneca bu cümleyi bırakmayı öğütler; Yunus ise onu söyledikten hemen sonra kendini yakalar ve şikâyetini kendi yoluna çevirir.

Bugün bir kez dene

Son zamanlarda en çok yakındığın bir durumu düşün. Şikâyetinin cümlesini yaz. Sonra Yunus'un üçüncü beytini kendi diline çevir: «Şikâyetim … değil, kendi …»

Sonra Nevin'in sorusunu sor: en son ne zaman bir şeyi hiç yakınmadan, severek yaptım? O anı ayrıntılarıyla hatırla.

Bu hafta, o sevdiğin şeye bir saat ayır. Ve o bir saatte şikâyetin nereye gittiğine bak.

Yanında taşıyacağın soru

Şikâyetin başkalarından mı, yoksa kendi yolunu aramamış olmaktan mı?