Açılış
Nalan elli iki yaşında, Bolu'da yaşayan emekli bir posta memuru. Sabah gözünü açar açmaz yatağın yanındaki radyoyu açıyor. Kahvaltıda salondaki televizyon açık; bir yemek programı, sonra bir sabah kuşağı, sonra bir dizi. Mutfakta bulaşık yıkarken telefonunda bir sohbet programı çalıyor. Banyoda bile telefonu lavabonun kenarına koyup bir şey dinliyor. Gece yatarken televizyon açık kalıyor; uyku zamanlayıcısı kapatana kadar.
Kızı Burcu iki yıl önce evlendi ve Ankara'ya taşındı. Eşi Kenan'la ev ikisine kaldı. Kenan sessiz bir adam; akşamları balkonda oturup gazetesini okuyor. Nalan bir gün, televizyon bir anda kesildiğinde, elektrik gittiğinde, evin sessizliğinde kendini panik içinde buldu. Kalbi hızlandı, eli telefonuna gitti; ama telefonun şarjı bitmişti. On dakika boyunca, karanlık salonda, yalnızca buzdolabının uğultusunu ve Kenan'ın balkondaki sandalyesinin gıcırtısını duydu. Elektrik geldiğinde televizyonu açtı ve derin bir nefes aldı.
O gece yatarken Kenan ona bir şey söyledi; yıllardır söylemediği bir şeyi: «Nalan, biz en son ne zaman televizyonsuz konuştuk?» Nalan cevap veremedi. Kenan'ın sesi, televizyonun arkasında, neredeyse duyulmuyordu.
Bilgenin kapısı
Zhuangzi kitabının yedinci bölümü, kitabın iç bölümlerinin sonuncusu, kısa ve tuhaf bir hikâyeyle biter:
«Güney denizinin hükümdarının adı Shu, kuzey denizinin hükümdarının adı Hu'ydu. Ortadaki toprağın hükümdarının adı ise Hundun'du. Shu ile Hu sık sık Hundun'un topraklarında buluşurlardı; Hundun onlara her seferinde çok iyi davranırdı. Shu ile Hu, Hundun'un iyiliğine karşılık vermek için düşündüler: ‹Bütün insanların görmek, duymak, yemek ve nefes almak için yedi deliği var. Yalnızca onun hiç yok. Gelin ona delikler açalım.› Her gün bir delik açtılar. Yedinci gün Hundun öldü.»
Hundun (渾沌) adı, Çincede bölünmemiş, biçimlenmemiş bütünlüğü anlatır. Shu ile Hu'nun adları ise «ani» ve «çabuk» anlamına gelir.
Bakmadığın yer
Bağımlılığı genellikle bir maddeye ya da bir nesneye bağlanmak olarak düşünürüz: alkol, sigara, kumar, bir telefon uygulaması. Bağımlılığın bir nesnesi vardır ve o nesne bırakılınca bağımlılık biter. Nalan'ın hikâyesinde ise belirli bir nesne yok. Televizyon, radyo, telefon, sohbet programı; biri kapanınca öteki açılıyor. Nalan'ın bağımlılığı bir şeye değil, sesin kendisine; ya da daha doğrusu, sessizliğin yokluğuna.
Zhuangzi'nin Hundun hikâyesi bu tür bir bağımlılığı tuhaf bir açıdan aydınlatıyor. Shu ile Hu kötü niyetli değildi; Hundun'a iyilik etmek istiyorlardı. Herkesin yedi deliği varsa, Hundun'un da olmalıydı. Görmek, duymak, yemek, nefes almak: bunlar iyi şeylerdi. Ama her gün bir delik açtılar ve yedinci gün Hundun öldü. Dışarıya açılan her delik, Hundun'un bölünmemiş bütünlüğünü biraz daha deldi.
Nalan'ın günü de böyle bir delik açma işiydi. Sabah radyo, kahvaltıda televizyon, mutfakta telefon, banyoda bir program. Her biri iyi niyetli, her biri zararsız görünüyordu. Ama günün sonunda, içine hiç dönülmeyen bir iç kalıyordu. Nalan'ın kendi düşünceleri, kendi sessizliği, kendi iç sesi, bu deliklerden akıp giden seslerin arasında kaybolmuştu. Elektrik kesildiği on dakika, Nalan'ın yıllardır ilk kez deliksiz kaldığı on dakikaydı. Ve o on dakika ona bir panik gibi gelmişti.
Peki Nalan neden sessizlikten bu kadar korkuyordu? Kenan'ın sorusu bunun cevabını gösteriyordu. Burcu gittikten sonra evde bir sessizlik kalmıştı: iki insanın arasında, yıllardır konuşulmamış şeylerin sessizliği. Televizyon, o sessizliği doldurmanın en kolay yoluydu. Nalan sesin kendisine değil, sesin örttüğü şeye bağımlıydı: bir evliliğin, kızlarının gidişiyle birlikte görünür hâle gelen boşluğuna.
Bu bağımlılığın en sinsi yanı, dışarıdan bakıldığında hiç bağımlılık gibi görünmemesiydi. Televizyon izleyen emekli bir kadın, kimsenin endişelenmeyeceği bir resimdi. Ama Nalan'ın içinde, Hundun'un yüzü gibi, her gün bir delik daha açılıyordu. Ve her yeni delik, bir öncekinin bıraktığı boşluğu doldurmak için açılıyordu: radyo susunca televizyon, televizyon susunca telefon. Bir ses kesildiğinde bir sonrakinin hemen gelmesi, Nalan için bir rahatlık değil, bir zorunluluk olmuştu.
Derinleşme
Dao De Jing'in elli ikinci bölümü, bu deliklerin kapatılmasından söz eder:
«Açıklıklarını kapa, kapılarını ört; ömrün boyunca tükenmezsin. Açıklıklarını aç, işlerini çoğalt; ömrün boyunca kurtulamazsın. Küçüğü görmeye aydınlık denir; yumuşağı korumaya güç denir.»
Wang Bi bu bölümdeki «açıklık» (兌) kelimesine şu notu düşer: işlere ve arzulara yol açan yer. «Kapı» (門) ise arzuların içinden geçtiği yerdir. Lao Tzu duyuları ve ağzı bütünüyle kapatmayı önermiyor; bir yaşam bunu kaldıramaz. Önerdiği, sürekli açık duran açıklıkların insanı tükettiğini görmek. Nalan'ın günü, her an açık bir kapıydı. Ve Lao Tzu'nun dediği gibi, bu açıklık onu kurtarmıyordu; tüketiyordu.
Lao Tzu'nun aynı bölümdeki son cümlesi de Nalan'ın yolunu gösteriyordu: küçüğü görmek aydınlıktır. Televizyonun gürültüsünde Nalan küçük şeyleri görmüyordu: Kenan'ın balkonda gazetesini katlayışını, akşam güneşinin salonun duvarına vuruşunu, mutfaktaki çaydanlığın kaynama sesini. Bunlar sessizlikte duyulan şeylerdi.
Nalan bir deney yaptı; Hundun'un hikâyesini tersinden. Her gün bir delik kapatacaktı. İlk gün banyodaki telefonu bıraktı. İkinci gün mutfaktaki programı. Üçüncü gün kahvaltıda televizyonu açmadı. Dördüncü gün radyoyu. Her kapanan delikle birlikte o tanıdık panik yükseldi; ama her gün biraz daha az. Beşinci gün akşam, televizyonu açmadan balkona çıktı ve Kenan'ın yanına oturdu. İkisi de bir süre konuşmadı. Sonra Kenan gazetesini katladı ve bir şey anlattı: gençliğinde Yedigöller'e yaptıkları bir yürüyüşü. Nalan unutmuştu. Kenan unutmamıştı.
O akşam iki saat konuştular. Bazen sustular; ama bu sessizlik, Nalan'ı panikleten sessizlik değildi. İçinde iki insanın olduğu bir sessizlikti. Gece yatarken Nalan televizyonu açmadı. Uyumak uzun sürdü; ama uyuduğunda, uyku zamanlayıcısının kapattığı bir sesten değil, kendi sessizliğinden uyudu.
Haftanın sonunda Nalan kızını aradı. Eskiden telefonda Burcu'ya televizyonda izlediklerini anlatırdı; bu kez babasının anlattığı yürüyüşü anlattı. Burcu bir an sustu, sonra şaşkınlıkla sordu: «Anne, sesin çok farklı geliyor. Arkada televizyon yok mu?» Nalan güldü. Kızının bile, yıllardır onu bir sesin arkasından duyduğunu o an fark etti.
Televizyon hâlâ evde; Nalan akşamları sevdiği diziyi izliyor. Ama artık açıklıklarının hepsi her an açık değil. Bir sonraki ay Kenan'la Yedigöller'e gittiler; yürüyüş yolunun sonundaki gölün kıyısında, telefonları arabada kalmışken, bir saat oturdular.
Burada yanlış bir sonuca karşı uyarmak gerek. Lao Tzu ve Zhuangzi dünyaya kapanmayı, duyuları öldürmeyi önermiyor; Hundun'un hikâyesi bile iyiliğin nasıl zarara dönüşebileceğini anlatıyor, iyiliği yasaklamıyor. Bir de, sessizlikten yoğun bir panikle kaçmak bazen bir kaygı bozukluğunun işareti olabilir; kişinin yalnız kaldığında yaşadığı bu yoğun huzursuzluk uzun sürüyorsa, bir psikologla konuşmak gerekir. Eşler arasındaki uzun sessizlikler de bazen birlikte bir çift terapistine gitmeyi gerektirebilir.
Öbür bilgeler
Bebeğini sallarken bir eliyle video kaydıran Afyonlu Selim, yeni babalığın paniğini kısa videolarla örtüyordu (STO-K04.5). Nalan'ın televizyonu da bir paniği örtüyordu: kızı gittikten sonra görünür hâle gelen bir evliliğin boşluğunu. Seneca'nın «fazlalığın zorunluluğa dönüşmesi» ile Zhuangzi'nin «yedi deliğin yedinci günü», aynı süreci iki ayrı resimle anlatıyor.
Lüleburgaz'daki banka şube müdürü Sevda'nın gerçek açlığı da biriyle konuşmaktı (BUD-K04.5). Nalan'ınki de. İkisinin de kemiği, birinde şarap, ötekinde ses, o açlığı doyurmuyor, yalnızca bastırıyordu. Ve ikisi de eti, aynı yerde buldu: bir başkasıyla gerçekten konuşmakta.
Bugün bir kez dene
Bugün gün boyunca açık tuttuğun «delikleri» say: radyo, televizyon, telefon, kulaklık, bildirimler. Kaç tane? Kaç saat?
Bunlardan birini bugün kapat. Sessizlikte ne duyduğunu, ne hissettiğini fark et.
Eğer sessizlik seni korkutuyorsa, o korkunun neyi örttüğünü kendine sor. Bu hafta, bir yakınınla sessizliği paylaş: bir yürüyüşte, bir balkonda, bir çay bardağının başında.
Yanında taşıyacağın soru
Gün boyu açık tuttuğun kapılar, içindeki hangi sessizliği duymanı engelliyor?