İçeriğe geç

0.3 · Seviye 0 · Gerçekçi başlangıç

Taban oranları

Yeni işletmelerin hayatta kalma oranlarının nereden ölçüldüğünü okur; TÜİK girişim demografisi istatistiklerini bulur. Rakam derste değil veri dosyasındadır

Girişimcilik Akademisi — M00, Girişimciliğe Gerçekçi Bakış · 1.843 kelime · 3 işletme örneği · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Vaka işletmeleri ve kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Taban oranı, benzer işlerin gerçekte ne olduğunu gösteren başlangıç tahminidir; kendi bilgin onu düzeltir ama yerini almaz.
  2. Bir hayatta kalma oranını okumadan önce sayılan birimi, ölümün tanımını, yılları ve referans sınıfını sor.
  3. Otuz yıllık ABD verisinde yeni işyerlerinin yaklaşık beşte dördü ilk yılı, yarısı beşinci yılı görüyor; risk ilk iki yılda yoğunlaşıyor.
  4. İstatistikteki kapanış ile kurucunun gözündeki başarısızlık aynı şey değildir.

Açılış

İzmir, Bornova. Mert gece yarısı telefonunda gezinirken bir paylaşıma takılıyor: kalın harflerle "Girişimlerin yüzde 90'ı ilk yılda batar." Altında binlerce beğeni, yüzlerce yorum. Mert'in içi bir an sıkışıyor. Henüz tek bir kuaförle konuşmadılar ama Ayça ile birlikte işten ayrılma tarihini konuşmaya başlamışlardı bile.

Sabah Ayça'ya ekran görüntüsünü gönderiyor. Ayça'nın cevabı tek satır: "Kim ölçmüş?"

Mert paylaşımın kaynağını arıyor. Bulamıyor. Paylaşan hesap bir kişisel gelişim sayfası; sayının altında ne bir kurum adı ne bir yıl ne de "girişim" kelimesiyle neyin kastedildiği var. Ama sayı bir kez okununca akılda kalıyor ve Mert o gün iki kez, işten ayrılmanın akıllıca olup olmadığını yeniden düşünüyor.

Ayça'nın sorusu bu dersin konusu. Yeni işlerin kaçının ayakta kaldığını gösteren gerçek sayılar var ve bunlar paylaşımdaki sayıdan hem daha az korkutucu hem de daha öğreticidir. Ama bir sayı ancak nasıl ölçüldüğünü bildiğinde işe yarar.

Tek fikir

Kendi işin hakkında ne düşünürsen düşün, işe benzer işlerin gerçekte ne olduğunu gösteren sayıdan başla. Bu sayının neyi saydığını, kimi saydığını ve neyi saymadığını bilmeden ona güvenme, onu küçümseme de.

Kavram

Bir girişimci kendi işini düşünürken doğal olarak içeriden bakar: kendi fikri, kendi becerisi, kendi planı. Bu bakış önemlidir ama bir şeyi kaçırır: kendisine benzeyen yüzlerce, binlerce işin daha önce aynı yoldan geçtiğini ve çoğunun nereye vardığının kayıtlı olduğunu. Bu kaydı okumanın adı taban oranına bakmaktır.

Yeni işler için en çok bakılan taban oranı hayatta kalmadır.

Bu tanım sade görünür ama her kelimesinin arkasında bir ölçüm kararı vardır. Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat bir girişimin doğumunu, başka hiçbir girişimin katılmadığı yeni bir üretim faktörleri bileşiminin faaliyete başlaması olarak tanımlar. Bu tanıma göre iki yıl içinde yeniden faaliyete geçen uyuyan işletmeler, birleşme ya da bölünmeyle oluşan yeni şirketler ve yalnızca faaliyet alanını değiştirenler doğum sayılmaz. Hayatta kalma da işletmenin bir olaydan önce ve sonra faal ve tanınabilir olmasıdır; adresi, sahibi, büyüklüğü, hatta faaliyet alanı değişebilir ama kimliği sürer.

Bu kararların pratik bir sonucu var: ölçüm neyi sayıyorsa, sonuç onun hakkında konuşur. Sayılan şey bir işyeri mi, bir şirket mi? Bir mağaza zinciri ikinci şubesini kapattığında bir işyeri ölür ama şirket yaşar. Kapanış ne demek? Kurucusu emekli olan, işini satan ya da başka bir şirketle birleşen bir işletme istatistikte ölmüş görünebilir; oysa kurucusu bunu bir çıkış olarak yaşar. Kimler sayılıyor? Vergi kaydı açılıp hiç faaliyete geçmemiş işler de mi, yoksa yalnız çalışanı olanlar mı?

Türkiye'de bu istatistiği TÜİK üretir ve "Girişimcilik ve İş Demografisi" başlıklı bültenle yayımlar. Bültende her yıl doğan ve ölen girişimlerin oranı, bir ve iki yıllık hayatta kalma oranları, sektörlere ve illere göre dağılım ile hızlı büyüyen girişimlerin payı bulunur. Türkiye'nin resmi istatistikleri Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Eurostat tanımlarını izler; bültenin yöntem notunu açtığında hangi tanımın kullanıldığını kendin okuyabilirsin. Bu dersin ödevi tam olarak bu.

Bir taban oranını okurken dört soru sor. Birincisi: Sayılan birim ne, işyeri mi şirket mi? İkincisi: Ölüm nasıl tanımlanmış, gönüllü kapanış ve satış ayrılmış mı? Üçüncüsü: Hangi yıllar, hangi ülke? Kriz yılında doğan işler ile büyüme yılında doğanlar farklı sonuç verebilir. Dördüncüsü: Bu referans sınıfı bana ne kadar benziyor? Bütün yeni işlerin ortalaması, bir mahalle fırını için de bir yazılım girişimi için de aynı sayıyı verir; oysa önceki derste gördüğümüz türler birbirinden çok farklı yollardan geçer.

Taban oranı bir kehanet değildir. Tek bir kurucunun ne olacağını söylemez. Söylediği şey başlangıç noktasıdır: kendi işin hakkında özel bir şey bilmeseydin tahminin ne olurdu? Sonra kendi bilgini ekleyerek yukarı ya da aşağı düzeltirsin. Hata iki yönde yapılır. Bir uçta taban oranını hiç bilmeden yalnız kendi planına bakan kurucu vardır; öteki uçta taban oranını bir kader gibi okuyup kendi durumundaki farkları hiç hesaba katmayan. Ayakları yere basan tahmin ikisinin arasında, ama taban oranına yakın bir yerden başlar.

Bunu bir hesapla düşün. Diyelim ki referans sınıfında yeni işlerin kabaca onda yedisi ikinci yılı görüyor; ABD işyeri verisinde iki yıllık oran gerçekten bu civarda. Kendi durumun hakkında hiçbir şey bilmeseydin tahminin de onda yedi olurdu. Sonra farklarını tek tek yazarsın: sektörde uzun tecrübe, açılıştan önce bağlanmış bir müşteri, düşük sabit gider. Bunlar tahmini onda sekize doğru itebilir. Ama onda ona itemez; çünkü referans sınıfındaki kapanan işlerin kurucuları da açılış günü kendi farklarını sayıyordu. Düzeltmenin büyüklüğü, farkının ne kadar somut ve ne kadar kanıtlı olduğuna bağlıdır: imzalı bir sipariş sözü bir umuttan daha çok yer değiştirir.

Vaka işletmelerinde

Üç örnek aynı şeyi farklı yerlerden gösteriyor: taban oranı herkese aynı soruyu sorduruyor ama cevabı her işletme kendi referans sınıfında ve kendi farklarıyla arıyor. Hasan Usta için referans sınıfı dar ve iyi tanımlı; Mert ve Ayça için asıl ölçü yıl değil ay; Nazlı için kapanmak ile başarısız olmak arasındaki mesafe çok büyük.

Ne biliyoruz

Hayatta kalmayı uzun bir zaman dilimi boyunca, aynı tanımla ve her yıl ölçen en ayrıntılı kamusal kaynaklardan biri ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun işyeri verisi.

Tablonun en öğretici satırı bir sütunda saklı: bir önceki yılın hayatta kalanlarının ertesi yılı görme oranı. 1994 kohortunda bu oran ilk yıl yüzde 79,6 iken beşinci yılda yüzde 91,4'e, on yıl sonra yüzde 94'ün üstüne çıkıyor. Yani risk eşit dağılmıyor; en ağır bölümü ilk iki yılda. Ayakta kalanlar da büyüyor: aynı kohortta hayatta kalan işyerlerinin ortalama çalışan sayısı ilk yıl 7,2 iken Mart 2025'te 26,9'a çıkmış. Bu, "ilk iki yılı geçmek" cümlesinin bir motivasyon sözü değil, ölçülmüş bir gerçek olduğunu gösteriyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Girişimlerin yüzde 90'ı ilk yılda batar."
Doğrusu

Bu cümle sık paylaşılır ama kaynağıyla birlikte paylaşılmaz. Otuz yıllık ABD işyeri verisinde ilk yılı görememe oranı yüzde 20 civarında; beşinci yıla gelindiğinde ise kabaca yarısı hâlâ faal. Bir sayı kaynağı, birimi ve yılıyla gelmiyorsa ona dayanarak karar verme.

Yaygın yanlış"Kapanan iş başarısız iştir."
Doğrusu

İstatistikteki ölüm, kurucunun gözündeki başarısızlıkla aynı şey değil. Emekli olup dükkânını kapatan esnaf, işini satan kurucu ya da tam zamanlı bir işe dönen serbest çalışan istatistikte çoğu zaman aynı sütuna düşer. Kapanışın nedenini ve maliyetini ayırmadan taban oranı okunamaz.

Yaygın yanlış"Ben ortalama değilim, bu sayılar beni ilgilendirmez."
Doğrusu

Her kurucunun kendini ortalamanın üstünde görmesi anlaşılır; ama taban oranını hiç hesaba katmadan yapılan bir tahmin, genellikle olması gerekenden iyimser çıkar. Doğru yol sayıyı yok saymak değil, ondan başlayıp kendi farklarını açıkça yazarak düzeltmektir.

Girişim Defteri

Bu ödevde bir sayı ezberlemeyeceksin; bir sayının nasıl üretildiğini kendi gözünle göreceksin. Ödev, Kapı 3'te yapacağın nakit ve hayatta kalma hesaplarının da ilk taşı.

Defter: Bülten yılı, iki hayatta kalma oranı, sektör payı, tanım cümlesi, referans sınıfın ve üç farkın. Bulamadığın ya da bültende olmayan bir bilgi varsa, neyi aradığını ve nerede bulamadığını da yaz.

Özet

  1. Taban oranı, benzer işlerin gerçekte ne olduğunu gösteren başlangıç tahminidir; kendi bilgin onu düzeltir ama yerini almaz.
  2. Bir hayatta kalma oranını okumadan önce sayılan birimi, ölümün tanımını, yılları ve referans sınıfını sor.
  3. Otuz yıllık ABD verisinde yeni işyerlerinin yaklaşık beşte dördü ilk yılı, yarısı beşinci yılı görüyor; risk ilk iki yılda yoğunlaşıyor.
  4. İstatistikteki kapanış ile kurucunun gözündeki başarısızlık aynı şey değildir.

Kendini sına

  1. Mert'in gördüğü "yüzde 90" cümlesine Ayça'nın tek kelimelik sorusundan sonra sorulması gereken dört soru nedir?
  2. BLS tablosundaki "bir önceki yılın hayatta kalanlarının ertesi yılı görme oranı" sütunu, Hasan Usta'ya açılıştan sonraki ilk iki yıl hakkında ne söyler?
  3. Nazlı'nın kaydını kapatması istatistikte neden bir başarısızlık gibi görünebilir ve bu neden yanıltıcıdır?

Yanıtlar

  1. Sayılan birim ne, işyeri mi şirket mi? Ölüm nasıl tanımlanmış, satış ve gönüllü kapanış ayrılmış mı? Hangi yıllar ve hangi ülke? Bu referans sınıfı bizim işimize ne kadar benziyor? Paylaşımdaki sayı bu soruların hiçbirine cevap vermediği için karar dayanağı olamaz.
  2. Riskin en ağır bölümünün ilk iki yılda olduğunu söyler: ilk yılı görenlerin ertesi yılı görme oranı belirgin biçimde yükseliyor. Hasan Usta'nın nakit tamponunu ve en temkinli kararlarını bu ilk iki yıla yoğunlaştırması mantıklıdır.
  3. Kaydı kapanan geçim işletmesi istatistikte ölmüş bir girişim olarak sayılabilir. Ama Nazlı'nın borcu, kirası ve yatırımı olmadığı için kapanış ona çok az şeye mal olur; tam zamanlı bir işe dönmek bir iflas değil, bir tercihtir. İstatistik kapanışın nedenini ve maliyetini ayırmadığı için bu fark görünmez.

Sonraki derse köprü

"Yüzde 90 ilk yılda batar" cümlesi, girişimcilik hakkında dolaşan pek çok hikâyeden yalnızca biri. Sonraki ders girişimcilik mitlerini ele alıyor: genç dâhi kurucu, garajdan çıkan dev şirket ve her şeyini ortaya koyan kahraman hikâyelerini, kurucuların yaşını ve geçmişini gerçekten ölçen araştırmalarla karşılaştırıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.