0.1 · Seviye 0 · Gerçekçi başlangıç
Girişimci kimdir?
Tanımlar arasındaki farkı ayırt eder: fırsat peşinde koşmak, kaynak yaratmak, risk almak
Girişimcilik Akademisi — M00, Girişimciliğe Gerçekçi Bakış · 1.928 kelime · 2 işletme örneği · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme
- Ekonomi Akademisi’nde: Girişimciliğin ekonomisi
Vaka işletmeleri ve kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bu akademi girişimciliği Stevenson'ın tanımıyla ele alır: kontrol edilmeyen kaynakları da bir araya getirerek bir fırsatın peşine düşmek.
- Fırsat bir fikir değil, birinin maliyetinden yüksek bir fiyata ödemeye razı olduğu bir durumdur.
- Atılımcı ile emanetçi bir kişilik tipi değil, bir yelpazedir; aynı kişi farklı kararlarda farklı uca yaklaşır.
- Sahiplik, sektör ve risk iştahı tanımın parçası değildir; tanımın parçası, bu hafta ne yaptığındır.
Açılış
Trabzon, Ortahisar. Pazar akşamı, Hasan Usta'nın evinde çay ikinci kez demleniyor. İstanbul'da bir bankada çalışan yeğeni Emre, telefonundan bir girişimcilik haberi okuyor: genç bir kurucu, yazılımı, yatırım turu. Emre başını kaldırıp gülümsüyor: "Dayı, sen dükkân açınca esnaf olacaksın. Girişimci dediğin bunlar."
Hasan Usta itiraz etmiyor, ama o hafta yaptıklarını kafasında sayıyor. Yirmi yıl başkasının fırınında hamur yoğurdu; bir taş fırını, bir dükkânı, bir tabelası yok. Pazartesi sabahı Uzun Sokak'a inen ara sokaklardan birinde, iki yıldır kepengi inik duran eski bir manavın sahibiyle konuştu ve ilk altı ayın kirasını bir aylık depozitoyla başlatmayı teklif etti. Salı günü ikinci el fırın satan bir ustayla, makineyi taksitle almanın yolunu aradı. Çarşamba günü yıllardır ekmeğini götürdüğü otel mutfağının şefini aradı ve "kendi yerimi açarsam sabah siparişini bana verir misin" diye sordu. Şef "fiyatın aynı kalırsa veririm" dedi.
Hasan Usta'nın elinde olan şey bilgisi, birikiminin bir kısmı ve tanıdığı insanlardı. Elinde olmayan şeyler dükkân, fırın ve düzenli müşteriydi. Bütün hafta, sahip olmadığı bu üç şeyi bir fırsatın peşinde bir araya getirmeye çalıştı.
Aynı akşam İzmir'de Mert, profesyonel ağ sitesindeki unvanını "Kurucu ve Girişimci" olarak değiştirdi. Henüz tek bir kuaförle konuşmamıştı. Bu ders, ikisinden hangisinin girişimci olduğu sorusuna bir cevap vermiyor; sorunun kendisinin yanlış kurulduğunu gösteriyor.
Tek fikir
Girişimci, şu an kontrol etmediği kaynakları bir araya getirerek bir fırsatın peşine düşen kişidir. Tanımın ölçtüğü şey kişinin o hafta ne yaptığıdır; aynı insan bir hafta girişimci gibi, ertesi hafta yönetici gibi davranabilir.
Kavram
"Girişimci" kelimesi iki yüzyılı aşkın bir süredir birbirinden farklı şeyler anlatmak için kullanılıyor. Hangi tanımı seçtiğin, kimi bu kelimenin içine aldığını ve kimi dışarıda bıraktığını belirler. Bu yüzden akademinin ilk işi tanımı bilerek seçmek.
En eski kullanımlardan biri belirsizliği taşıyan kişiye bakar. Fransa'da yaşamış İrlanda asıllı iktisatçı Richard Cantillon, on sekizinci yüzyılda girişimciyi malı bugün bilinen bir fiyata alıp yarın bilinmeyen bir fiyata satan kişi olarak anlatır. Çiftçiden buğday alan değirmenci ya da kumaş alıp şehirde satan tüccar bu tanıma girer; ücretle çalışan kişi girmez, çünkü onun geliri önceden bellidir. Bu bakışın gücü, girişimciliği bir kahramanlık hikâyesinden kurtarıp bir pozisyona bağlamasıdır: belirsiz sonuca kim bağlanıyorsa girişimci odur.
Yirminci yüzyılın başında Joseph Schumpeter başka bir yere bakar: yeniliğe. Onun için girişimci yeni bir ürün, yeni bir üretim yöntemi, yeni bir pazar, yeni bir hammadde kaynağı ya da yeni bir örgütlenme biçimi kuran kişidir. Bu tanım çok dar bir kapı açar. Mahallesine fırın açan Hasan Usta ya da köydeki kadınların ürünlerini birlikte satmaya çalışan Berivan, Schumpeter'in gözünde girişimci sayılmayabilir; yaptıkları yeni bir bileşim değil, var olan bir işin yeni bir yerde kurulmasıdır.
Üçüncü bir bakış, bu akademinin de çıkış noktası, Harvard Business School'dan Howard Stevenson'ın tanımıdır. Stevenson girişimciliği, bireylerin tek başlarına ya da bir kurumun içinde, şu an kontrol ettikleri kaynakları hesaba katmadan fırsatların peşine düştükleri süreç olarak tanımlar.
Cümle üç parçaya ayrılıyor ve her parça ayrı bir ayrımı taşıyor. İlki fırsat. Fırsat bir fikirle aynı şey değildir; birinin, maliyetinden daha yüksek bir fiyata almaya razı olduğu bir şeyin sunulabileceği durumdur.
Hasan Usta'nın fırsatı ekmek yapmak değil, otel şefinin "fiyatın aynı kalırsa veririm" cümlesinde görünen şeydir: birinin ödemeye razı olduğu bir ihtiyaç, Hasan Usta'nın karşılayabileceği bir maliyetle.
İkinci parça peşine düşmek. Tanım düşünceyi değil eylemi sayar. Unvanını değiştiren Mert henüz bu parçaya gelmedi; kuaförlerin kapısını çaldığı gün gelecek. Bir fikri yıllarca anlatıp hiçbir adım atmamak, tanımın dışında kalır.
Üçüncü parça, en çok gözden kaçanı: kontrol edilen kaynakların ötesi. Girişimci önce elindekine bakıp "bununla ne yapabilirim" diye sormaz; önce fırsata bakar, sonra o fırsat için gereken kaynağı kiralar, ödünç alır, ortak bulur, müşterinin ön ödemesiyle karşılar. Hasan Usta'nın dükkânı kiralaması, fırını taksitle araması, otel şefinden sipariş sözü alması bu parçanın gündelik hâlidir.
Stevenson bu davranışı bir kişilik tipine değil bir yelpazeye yerleştirir. Yelpazenin bir ucunda atılımcı (promoter) durur: fırsattan başlar, kaynağı sonra bulur. Öteki ucunda emanetçi (trustee) durur: elindeki kaynaktan başlar ve onu en verimli nasıl kullanacağını sorar. Emanetçi kötü bir yönetici değildir; bir hastanenin bütçesini, bir ailenin birikimini ya da bir kooperatifin ortak kasasını yöneten kişinin emanetçi gibi davranması gerekir. Mesele, aynı kişinin hangi kararda hangi uca yaklaştığını görebilmektir.
Bu tanımı seçmek akademiyi üç yerde bağlıyor. Birincisi, kapıyı geniş açar: fırıncı, kooperatif kuran kadın, babasının atölyesinde yeni bir pazar deneyen ikinci kuşak, bir şirketin içinde yeni bir hizmet başlatan çalışan aynı tanımın içindedir. İkincisi, sahip olmakla girişimci olmayı ayırır: bir işin sahibi olmak, o hafta girişimci gibi davrandığın anlamına gelmez. Üçüncüsü ve en önemlisi, "ben girişimci miyim?" sorusunu "bu hafta ne yapıyorum?" sorusuna çevirir. İlki bir kimlik sorusudur ve cevabı tartışılır; ikincisi bir davranış sorusudur, öğrenilir ve ölçülür.
Bu akademinin konusu tek bir kurucunun haftasıdır. Ekonomi Akademisi girişimciliği başka bir ölçekte, bir ülkenin yenilik ve büyüme sorusu olarak İnovasyon, Girişimcilik ve Teknoloji Ekonomisi dersinde ele alır; orada sorulan, yeni işlerin bir ekonomide ne değiştirdiğidir. Burada sorulan, o işi kuracak kişinin pazartesi sabahı ne yapacağıdır.
Vaka işletmelerinde
İki işletme yelpazenin iki farklı yerinden başlıyor. Berivan neredeyse hiçbir şey kontrol etmiyor ve yaptığı her adım bir kaynağı ödünç almak ya da birini ikna etmek. Oğuzhan çok şey kontrol ediyor ve haftasının çoğu emanetçi işi: var olanı korumak, sözü tutmak, makineyi verimli çalıştırmak. Kapadokya numunesi, Oğuzhan'ın o hafta atılımcı uca yaklaştığı tek karar.
Burada ince bir nokta var. Oğuzhan'ın atölyenin sahibi olması onu girişimci yapmıyor; Berivan'ın parasız olması da onu daha az girişimci yapmıyor. Tanım ikisine de aynı soruyu soruyor: bu hafta, kontrol etmediğin bir kaynağı bir fırsat için harekete geçirdin mi? Berivan'ın cevabı her gün evet. Oğuzhan'ın cevabı yalnız perşembe günü evet, ve atölyenin geleceği büyük ölçüde o perşembe gününün sayısının artıp artmayacağına bağlı.
Hasan Usta yelpazenin ortasında bir yerde duruyor. Bilgisini ve birikiminin bir kısmını kontrol ediyor; dükkânı, fırını ve müşteriyi kontrol etmiyor. Dükkânı açtıktan sonra haftalarının giderek daha büyük bir kısmı emanetçi işine dönecek: sabah üçte hamur, öğlen kasa, akşam sipariş. Bu bir gerileme değil. Ama ikinci bir şube, bir toptan müşteri ya da yeni bir ürün düşündüğü her an, yeniden atılımcı uca doğru adım atacak.
Ne biliyoruz
Stevenson'ın tanımı bir öğretim aracı olarak doğdu; Harvard'da girişimcilik derslerinin çerçevesiydi. Bir tanımın yararlı olduğunu söylemek, onun bir şeyi ölçtüğünü göstermekle aynı şey değil. Bu yüzden şu çalışma önemli:
Bu çalışmalardan çıkan şey bir kural değil, bir bakış: girişimciliği bir kişinin özelliği olarak değil, bir kararın özelliği olarak görmek. Bu bakışın sınırı da var. Tanım, ahlaki ya da toplumsal olarak iyi bir girişimi kötüsünden ayırmaz; kaynak ötesi davranan bir dolandırıcı da tanıma girer. Akademinin etik modülü (M42) bu boşluğu ayrıca ele alır.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Girişimci bir meslektir, belli sektörlerde olur."
Yazılım şirketi kuran kişiyi girişimci, fırın açanı esnaf saymak bir sektör ayrımıdır, davranış ayrımı değil. Hasan Usta'nın bu hafta yaptıklarıyla bir yazılım kurucusunun ilk haftası aynı yapıdadır: kontrol edilmeyen bir kaynağı bir fırsat için harekete geçirmek.
Yaygın yanlış"Bir işin sahibiysen girişimcisin."
Sahiplik bir hukuki durumdur. Oğuzhan atölyenin sahibi olduğu hâlde haftasının çoğunu emanetçi gibi geçiriyor; bu kötü bir şey değil, ama girişimci davranış ancak kontrol etmediği bir kaynağı yeni bir fırsat için harekete geçirdiğinde başlıyor.
Yaygın yanlış"Girişimci, riski seven ve her şeyi ortaya koyan kişidir."
Stevenson'ın tanımı riski sormaz. Kaynağı kiralamak, ödünç almak ya da müşterinin ön ödemesiyle karşılamak çoğu zaman riski azaltmanın yoludur: Hasan Usta'nın fırını peşin değil taksitle aramasının sebebi, elinde olmayan parayı ortaya koymak istememesidir.
Girişim Defteri
Bu akademi boyunca dolduracağın Girişim Defteri'nin ilk sayfası bir tanım alıştırması. Amaç kendine bir unvan bulmak değil, girişimci davranışın sende ve çevrende nerede göründüğünü fark etmek.
Defter: Üç kişinin adını ya da rolünü, her birinin kararını ve yelpazedeki yerini yaz; kendi kararını da aynı biçimde ekle. Bir kararı yerleştiremediysen nedenini bir cümleyle not et.
Özet
- Bu akademi girişimciliği Stevenson'ın tanımıyla ele alır: kontrol edilmeyen kaynakları da bir araya getirerek bir fırsatın peşine düşmek.
- Fırsat bir fikir değil, birinin maliyetinden yüksek bir fiyata ödemeye razı olduğu bir durumdur.
- Atılımcı ile emanetçi bir kişilik tipi değil, bir yelpazedir; aynı kişi farklı kararlarda farklı uca yaklaşır.
- Sahiplik, sektör ve risk iştahı tanımın parçası değildir; tanımın parçası, bu hafta ne yaptığındır.
Kendini sına
- Hasan Usta'nın açılıştaki haftasında Stevenson tanımının üç parçasını tek tek göster.
- Oğuzhan'ın haftasının çoğu emanetçi işiyse, bu atölye için bir sorun mudur? Gerekçenle yanıtla.
- Mert unvanını "Girişimci" olarak değiştirdiğinde tanımın hangi parçası eksik kalıyor ve hangi adımla tamamlanır?
Yanıtlar
- Fırsat, otel şefinin "fiyatın aynı kalırsa veririm" cümlesinde görünen, ödemeye razı bir müşteridir. Peşine düşmek, dükkân sahibiyle, fırın satıcısıyla ve şefle yaptığı üç görüşmedir. Kontrol edilen kaynakların ötesi ise dükkânı kiralaması, fırını taksitle araması ve müşteriyi açılıştan önce sözle bağlamasıdır; üçü de elinde olmayan şeylerdir.
- Kendi başına sorun değildir; var olan müşterilere verilen sözü tutmak ve makineyi verimli çalıştırmak atölyeyi ayakta tutan iştir. Sorun, yeni fırsat arayan kararların hiç olmamasıdır. Kapadokya numunesi gibi kararların sayısı sıfıra inerse atölye yalnızca babanın kurduğu pazar kadar yaşar.
- Peşine düşmek eksik kalıyor; unvan bir eylem değildir. Mert ilk kuaför salonunun kapısını çalıp randevu iptallerinin ona neye mal olduğunu sorduğu gün tanımın ikinci parçası tamamlanır.
Sonraki derse köprü
Hasan Usta, Berivan ve Oğuzhan aynı davranışı gösteriyor ama aynı şeyi istemiyor: biri ailesinin geçimini, biri on iki kadının ortak gelirini, biri babasının atölyesinin geleceğini kuruyor. Sonraki ders girişimin türlerini ayırıyor; geçim işletmesi, küçük işletme, ölçeklenebilir girişim, sosyal girişim, kurum içi girişim ve devralma için başarının neden farklı ölçüldüğünü gösteriyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.