Fettâh, kapalı olanı açan ve iki taraf arasında hak ile hüküm veren demektir. İsim iki anlamı birlikte taşır: Kapalı bir kapıyı, düğümlenmiş bir işi, sıkışmış bir kalbi açmak; ve bir anlaşmazlığı çözüp hakkı ortaya çıkarmak. İkisinin ortak noktası, kapalı olanın açılmasıdır: Hüküm de düğümlenmiş bir meselenin açılmasıdır. Bu ders ismi bu iki anlamıyla, rahmet kapılarının açılmasını anlatan ayetlerle ve gaybın anahtarlarıyla okur.
Temel
Kelime. Fettâh, f-t-h kökünden gelir. Kökün temel anlamı "açmak"tır. Türkçede sıkça kullanılan birçok kelime bu köktendir: fetih (bir şehrin kapılarını açmak), miftah (anahtar), iftitah (açılış) ve Kur'an'ın ilk sûresinin adı olan Fâtiha (açan, başlangıç). Arapçada kök, bir kapıyı açmanın yanında bir anlaşmazlığı çözmek, iki taraf arasında karar vermek anlamında da kullanılır; hâkime eski Arapçada fettâh denmesi bu yüzdendir. Fettâh, mübalağa kalıbıyla, çok açan, her kapalıyı açan, her düğümü çözen demektir.
Adaletle hükmeden, bilen. Fettâh ismi Kur'an'da isim olarak yalnız bir yerde geçer:
Diyanet meali burada ismi "adaletle hükmeden" diye çevirir; ayetin sonunda Fettâh, Alîm ismiyle birlikte gelir: el-Fettâhu'l-Alîm. Ayet, inananlarla inkâr edenler arasındaki tartışmanın bu dünyada bitmeyebileceğini, ama sonunda herkesin toplanacağını ve Fettâh'ın hakkı ortaya çıkaracağını söyler. Hükmün Alîm ismiyle birlikte gelmesi anlamlıdır: Adil bir hüküm, tam bir bilgiye dayanır. İnsan hâkimler eksik bilgiyle hüküm verir; Fettâh'ın hükmü hiçbir ayrıntıyı kaçırmaz.
Açılan rahmeti kimse tutamaz. Kök, Kur'an'da en çok rahmet kapısının açılması için kullanılır:
Diyanet meali "açtığı" fiilini "verdiği" diye çevirir; ayetin Arapçasında "Allah'ın insanlara açtığı rahmeti tutabilecek yoktur" (mâ yeftehillâhu) denmektedir. Ayet iki yönlüdür: Allah bir kapıyı açarsa kimse onu kapatamaz; kapatırsa kimse onu açamaz. Bu ayet, rızkı ve rahmeti insanlardan bekleyen birine, asıl kapının nerede olduğunu hatırlatır.
Gaybın anahtarları. Kur'an, bilinmeyenin anahtarlarının da Allah'ın katında olduğunu bildirir:
Ayetteki "anahtarlar" (mefâtih), Fettâh ile aynı köktendir. Açan O olduğu gibi, açacak anahtarlar da O'nun elindedir. Ayet bu bilginin genişliğini somut bir tabloyla anlatır: Düşen her yaprak, toprağın karanlığındaki her tane. Hz. Peygamber de bu anahtarları saymıştır:
Kıyametin vakti, yağmurun inişi, rahimdeki çocuğun durumu, yarının kazancı ve ölümün yeri: Bu beş kapı insana kapalıdır.
Rahmet kapıları. Hz. Peygamber, mescide giren birine şu duayı öğretmiştir:
Mescide girmek, Fettâh'ın açtığı bir kapıdan girmektir. Dua, kulun kendi başına açamadığı kapıları açması için Fettâh'a başvurmasını öğretir.
Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Fettâh'ı, inayetiyle kapalı olan her şeyi açan ve hidayetiyle zor meseleleri çözen diye açıklar. Kimi zaman bir ülkenin kapıları peygamberleri için açılır, kimi zaman kalplerin üzerindeki perdeler kaldırılır ve gaybın bilgisi ortaya çıkar. Kulun bu isimden payı, kendi dilinde ve elinde düğümlerin çözülmesidir: İnsanların anlamakta zorlandığı meseleleri açıklamak, darda kalanın işini kolaylaştırmak, kapalı bir kapıya anahtar olmak.
Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Fettâh ismi, doğadaki açılmalara dikkat çeker. Tohum toprağın içinde kabuğunu yararak açılır; tomurcuk sabahın ışığıyla çiçeğe döner. Bir yumurtanın kabuğu içeriden kırılır ve yeni bir hayat dışarı çıkar. Kış boyunca donmuş bir göl baharda çözülür. Her açılma, önce kapalı ve imkânsız görünen bir şeyin bir anda yol bulmasıdır.
Derin
Derin
Peygamberlerin "aramızda hüküm ver" duası. Kökün "hüküm vermek" anlamı, peygamberlerin kavimleriyle yaşadığı çıkmazlarda sıkça geçer. Şuayb, kavminin tehdidi karşısında şöyle dua eder:
Diyanet 88 ve 89. ayetleri tek meal olarak verir. Şuayb'ın duasının sonundaki "Sen hükmedenlerin en hayırlısısın" ifadesi, Arapçasında hayru'l-fâtihîn, yani "açanların en hayırlısı"dır. Şuayb ile kavmi arasındaki mesele düğümlenmiştir: Ya dinlerine dönecekler ya da sürgün edilecekler. Şuayb bu düğümü kendisi çözmeye kalkmaz; Fettâh'a havale eder. Nûh da benzer bir çıkmazda aynı kökten bir fiille dua etmiştir:
Diyanet bu iki ayeti de tek meal olarak verir. Nûh'un "benimle onların arasında Sen hüküm ver" duasında kullanılan fiil, "aramızı aç" anlamındadır (fe'ftah). Hüküm, iki taraf arasında kapanmış bir meseleyi açmaktır.
Açık bir fetih. Kur'an'da bir sûrenin adı da bu köktendir:
Diyanet meali "fetih" kelimesini "zafer" diye çevirir. Sûre, Hudeybiye Antlaşması'ndan dönerken inmiştir. Müslümanlar Mekke'ye girememiş, üstelik görünüşte kendi aleyhlerine şartlar taşıyan bir antlaşma imzalamışlardı. Kur'an bu durumu "apaçık bir fetih" olarak anlatır. Sonraki yıllarda antlaşmanın getirdiği barış ortamında İslâm hızla yayılmış ve Mekke iki yıl sonra savaşsız açılmıştır. Fettâh'ın açtığı kapı, çoğu zaman insanın kapı sandığı yerde değildir; bir kayıp gibi görünen şey, bir fethin başlangıcı olabilir.
Göğün bereketleri. Kur'an, iman ve takvanın bir kapıyı açtığını söyler:
Mealin "verirdik" diye çevirdiği fiil, Arapçasında "açardık" demektir (le-fetahnâ). Bereket, üzerlerine açılan bir kapıdan iner. Kapıyı kapatan ise yalanlamadır. Aynı fiil En'âm 44'te, uyarıları unutanların üzerine "her şeyin kapılarının açılması" için de kullanılır; orada açılan kapı bir nimet değil, bir imtihandır. Açılan her kapı rahmet değildir; hangisinin rahmet olduğunu, kapıdan sonra kulun nereye yöneldiği gösterir.
İlmî
İlmî
Fetih ve hüküm: tek anlam mı, iki anlam mı? Dilciler, kökün "açmak" ve "hüküm vermek" anlamlarının nasıl birleştiğini açıklamaya çalışmıştır. Yaygın açıklamaya göre hüküm, iki taraf arasında kapanmış, düğümlenmiş bir meseleyi açmaktır; bu yüzden hâkim de bir tür "açan"dır. Müfessirler Fettâh ismini de bu iki anlamla birlikte okumuş, Sebe' 26'daki geçişi hüküm, Fâtır 2 ve A'râf 96'daki fiilleri açma anlamında değerlendirmiştir. Böylece isim, hem rahmet kapılarını açan hem de hakkı ortaya çıkaran olarak anlaşılır.
İstediğiniz fetih geldi. Kur'an, kökün bir başka kullanımında, müşriklerin Bedir öncesi yaptığı bir duaya cevap verir:
Diyanet meali "istiftâh" fiilini "zafer istemek" diye çevirir. Müşrikler, iki taraftan hangisi haklıysa ona zafer verilmesini istemişlerdi; hüküm verildi, ama onların aleyhine. Ayet, Fettâh'tan bir hüküm istemenin iki yüzlü olduğunu gösterir: Hüküm, isteyenin lehine değil, hakkın lehine verilir; Fettâh'a başvuran, önce kendi haklılığını sorgulamalıdır.
Cennetin açılan kapıları. Kur'an, müttakilerin cennete varışını açılan kapılarla anlatır:
Arapçasında cennet için "kapıları açılmışken" anlamı verilebilen bir "ve" bağlacı gelir (ve fütihat); iki ayet önce, inkâr edenlerin cehenneme varışını anlatan 71. ayette ise bu bağlaç yoktur ve kapılar ancak varıldığında açılır. Bu ince fark, bazı müfessirlerce, rahmet kapılarının kulu beklediği, azap kapısının ise ancak ona yönelen için açıldığı şeklinde yorumlanmıştır.
İlmî
Klasik şerhlerde el-Fettâh
el-Fettâh Kur'an'da isim olarak yalnız Sebe' 26'da geçer. Kök ise 38 kelimeyle çok yönlüdür: Bu sayfanın Kök ve dil bölümüne göre fiil 16, fetih 12, istiftâh (fetih istemek) ve mefâtih (anahtarlar ya da hazineler) üçer kez gelir. Fâtih kalıbı ise bir kez, Şuayb'ın duasında "hükmedenlerin en hayırlısı" ifadesinde görülür. Bu dersin İlmî seviyesi fetih ile hükmün bağını, Enfâl 19'daki cevabı ve cennet kapılarının açılışını anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.
| Şârih | Eser | İsme bakışı |
|---|---|---|
| Zeccâc (ö. 311/923) | Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâ | Dil: mefâtih anahtar mı, hazine mi |
| Taberî (ö. 310/923) | Câmiu'l-beyân | Tefsir: fetih isteyenler |
| Kuşeyrî (ö. 465/1072) | er-Risâle | Tasavvuf: fütûh |
| İbnü'l-Arabî (ö. 638/1240) | el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye | Tasavvuf: açılan bilgi |
Zeccâc: Anahtar mı, hazine mi? Dilci şârihler En'âm 59'daki mefâtihu'l-gayb ifadesinin iki okunuşunu tartışmıştır. Kelime anahtar anlamındaki miftahın çoğulu olabilir; bu durumda ifade gaybın anahtarları demektir. Ama hazine ya da depo anlamındaki bir kelimenin çoğulu da olabilir; bu durumda gaybın hazineleri demektir. Kökün Kur'an'daki öbür geçişi bu tartışmaya bir ölçü verir: Kasas 76'da Kârûn'a, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler verildiği bildirilir. Diyanet meali burada kelimeyi anahtar diye çevirir. Aynı kelime bir ayette gaybın kimsenin bilmediği kapılarını, öbüründe bir insanın taşımakta zorlandığı dünya mallarını anlatır. Dilci için karşılaştırma açıktır: Biri yalnız Allah'ın katındadır, öbürü bir insanın sırtına yüktür.
Taberî: Fetih isteyenler. İstiftâh fiili Kur'an'da üç farklı topluluğun ağzından gelir. İbrâhîm 15'te peygamberler Allah'tan fetih isterler. Bakara 89'da Kitap ehli, Peygamber gelmeden önce inkârcılara karşı fetih beklerlerdi. Enfâl 19'da ise müşrikler fetih istemiştir. Taberî'nin aktardığı görüşler bu ayetleri bağlamlarıyla açıklar: Bakara 89'da beklenen fetih, gelecek peygamberle kazanılacak bir zaferdir; ama o peygamber gelince onu tanıyan bu topluluk onu inkâr etmiştir. Üç ayet yan yana konunca bir ölçü ortaya çıkar: Fettâh'tan fetih istemek herkese açıktır, ama fetih isteyenin lehine değil, hakkın lehine gelir.
Kuşeyrî: Fütûh. Tasavvuf dilinde aynı kökten bir terim yerleşmiştir: fütûh, yani açılışlar. Kuşeyrî er-Risâle'de bu kelimeyi, kulun istemeden ve beklemeden eline geçen şeyler için kullanır: Beklenmedik bir rızık, bir yardım, bir kolaylık. Bu kullanım, kulun bir kapıyı zorlamadan açılmasını beklemesi anlamına gelir. Sûfî gelenekte fütûh maddi şeylerle sınırlı değildir; bir anlayışın aniden açılması, bir düğümün çözülmesi de fütûhtur. Bu yönüyle terim, dersin Gazâlî'den aktardığı "zor meseleleri çözen" anlamına yakındır.
İbnü'l-Arabî: Açılan bilgi. İbnü'l-Arabî'nin en büyük eserinin adı da bu köktendir: el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye, Mekke'de açılan bilgiler. Eserin girişinde dile getirilen yaklaşıma göre bu kitaptaki bilgiler düşünerek kurulmamış, kalbe açılmıştır. Bu görüş, bilginin yalnız akıl yürütmeyle değil, ilahî bir açılışla da elde edilebileceğini savunur ve tasavvuf içinde de, dışında da tartışılmıştır. Fettâh ismiyle bağı şudur: İbnü'l-Arabî'ye göre kalbe bilgi açan da Fettâh'tır. Kelâmcıların ve fakihlerin bu tür bilgiyi başkası için bağlayıcı saymadığı da hatırlanmalıdır.
Karşılaştırma. Dört şârih aynı ismin dört yüzüne bakar. Dilci gaybın anahtarları ile Kârûn'un anahtarlarını, müfessir fetih isteyenlerin farklı yerlerini, Kuşeyrî beklenmeden gelen açılışları, İbnü'l-Arabî ise kalbe açılan bilgiyi öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Hiçbir kapı kendi kendine açılmaz; açan Fettâh'tır ve açtığını da hakka göre açar.
Durup düşün
- Hayatında şu an kapalı görünen bir kapı var mı? Onu açmak için kimlerin kapısını çalıyorsun?
- Hudeybiye örneğinde olduğu gibi, bir kayıp sandığın şeyin sonradan bir açılışa dönüştüğü oldu mu?
- Çevrende senin açabileceğin bir kapı, çözebileceğin bir düğüm var mı?
Uygulama
Bugün bir mescide ya da evinde namaz kıldığın yere girerken, Müslim'deki duayı oku: "Allah'ım, bana rahmetinin kapılarını aç." Gün içinde birinin sıkıştığı bir işe küçük bir anahtar ol: Bir soruyu açıkla, bir yolu göster, iki kişi arasında bir kapı aç. Akşam Tefekkür Defteri'ne, kapalı sandığın ama açıldığını gördüğün bir kapıyı yaz.
Kendini sına
- F-t-h kökünün iki anlamı nedir ve nasıl birleşir?
- Fettâh ismi Kur'an'da nerede ve hangi isimle birlikte geçer?
- Hz. Peygamber'e göre gaybın anahtarları kaç tanedir ve nelerdir?
- Fetih sûresindeki "apaçık fetih" hangi olay için söylenmiştir ve bu ne öğretir?