Afüvv, günahları affeden, onları yalnız örtmekle kalmayıp izini bile silen ve cezalandırmaya gücü yettiği hâlde bağışlayan demektir. Bir önceki isim el-Müntakim, hak edilen karşılığı vermeyi anlatıyordu; Afüvv ise o karşılığı vermeye gücü yettiği hâlde vazgeçmeyi. İki isim yan yana durur ve kula aynı dengeyi öğretir. el-Gaffâr ve el-Gafûr derslerinde bağışlamanın "örtme" yönü işlenmişti; Afüvv ise "silme" yönünü anlatır. Kumdaki bir izi rüzgâr nasıl silerse, af da günahı öyle siler; üzerini örtmekle kalmaz, geriye iz bırakmaz. Bu ders ismi, Kadir gecesinde okunmak üzere öğretilen kısa bir duayla, güç varken affetmeyi öven bir ayetle ve "af yolunu tut" emriyle okur.
Temel
Kelime. Afüvv, '-f-v kökünden gelir. Kökün temel anlamı "silmek, bir şeyin izini yok etmek" ve "fazla olanı, artanı bırakmak"tır. Arapçada rüzgârın kumdaki izi silmesine bu fiil kullanılır. Türkçede af (bağışlama), affetmek, âfiyet (sağlık, esenlik; kötülüklerden korunmuş olmak) ve muâf (bir yükümlülükten kurtulmuş) bu köktendir. "Âfiyet olsun" duası da, kötülüklerden silinmiş, korunmuş bir hâl dileğidir. Afüvv, fa'ûl kalıbında bir mübalağa sıfatıdır ve Kur'an'da Allah için beş yerde geçer; bunların dördünde Gafûr, birinde ise Kadîr ile birlikte gelir.
Güç varken affetmek. Afüvv isminin Kadîr ile birlikte geldiği ayet, affın değerini açıkça gösterir:
Ayet üç iyiliği sayar: bir iyiliği açığa vurmak, onu gizlemek ve bir kötülüğü affetmek. Ardından Allah'ı "Affeden, Güçlü Olan" diye anar. İki ismin birlikte gelmesi dikkat çekicidir: Güçsüz olanın affı bir zorunluluktur; güçlü olanın affı ise bir erdemdir. Afüvv, cezalandırmaya gücü yettiği hâlde affedendir.
Kadir gecesinin duası. Hz. Âişe, Hz. Peygamber'e Kadir gecesine denk gelirse ne dua etmesi gerektiğini sormuştur. Aldığı cevap kısa bir duadır:
Yılın en değerli gecesi için öğretilen dua, ne uzun bir istek listesi ne de bir dünya dileğidir; yalnız af istemektir. Duada Allah hem Afüvv diye anılır hem de affetmeyi sevdiği söylenir: O yalnız affetmez, affetmeyi sever.
Kim affeder ve barışırsa. Kur'an, kötülüğe karşılık vermenin hakkını tanır, ama affı daha üstün tutar:
Kötülüğün karşılığı, onun dengi bir kötülüktür; bu adalettir. Ama kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah'a aittir. Ayet, affı bir kayıp olarak değil, karşılığı Allah'a bırakılmış bir kazanç olarak gösterir.
Öfkeyi yenmek, affetmek, iyilik etmek. Kur'an, takva sahiplerini tarif ederken affı bir merdivenin basamağı olarak anar: "Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever" (Âl-i İmrân 134). el-Halîm dersinde bu ayet öfkeyi yenmek yönüyle işlenmişti. Âlimler ayetteki sıralamayı üç basamak olarak okumuştur: Önce öfkeyi içte tutmak, sonra kusuru affetmek, en sonunda da kötülük edene iyilik etmek. Af, bu merdivenin ortasındadır; öfkeyi yenen, affetmeye yaklaşır.
Haksızlığa uğrayana yardım. Kur'an, Afüvv ismini bir haksızlık ve yardım bağlamında da anar:
Haksızlığa uğrayan, uğradığı kadarıyla karşılık verme hakkına sahiptir; ona yine saldırılırsa Allah ona yardım eder. Ayet yine de "affeder ve bağışlar" diye biter. Hak tanınır; ama son söz aftır.
Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Afüvv'ü, günahları silen ve isyanları görmezden gelen diye tanımlar ve bu ismin Gafûr'dan daha beliğ olduğunu söyler: Gufrân örtmeyi, afv ise silmeyi anlatır; silmek, örtmekten daha kapsamlıdır. Kulun bu isimden payı, kendisine kötülük edenleri affetmek, hatta onlara iyilikle karşılık vermektir.
Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Afüvv ismi, doğanın izleri silmesinde okunur. Rüzgâr kumdaki ayak izlerini siler, dalga kıyıdaki çizgileri düzler, yağmur yollardaki tozu yıkar, zaman yaraları kapatır. Doğa, izleri tutmak için değil, yenilemek için yaratılmıştır.
Derin
Derin
Af yolunu tut. Kur'an, Hz. Peygamber'e insanlarla ilişkisinde üç ilke verir:
Af yolunu tutmak, iyiliği emretmek ve bilgisizlere aldırış etmemek. Müfessirler bu ayeti, ahlâkın en özlü tarifi olarak okumuştur. Ayetteki "af" (el-afv), insanların kolayca verebildiği şeyi kabul etmek, onlardan fazlasını istememek diye de açıklanmıştır; kelimenin "artan, fazla olan" anlamı burada da duyulur. Bakara 219'da "Ne sarfedeceklerini sana sorarlar, de ki: Artanı" cevabında da aynı kelime (el-afv) geçer.
Takvâya daha yakın. Kur'an, boşanma hükümlerini anlatırken bile affı öne çıkarır:
Mehirle ilgili bir hakta vazgeçmek (en ta'fû), takvâya daha yakın sayılır. Ayetin sonu dikkat çekicidir: "Aranızdaki iyiliği unutmayın." Ayrılığın içinde bile af ve iyilik bırakılmaz.
Çoğunu affeder. Kur'an, insanın başına gelen musibetlerin bir kısmının kendi yaptıklarından olduğunu, ama Allah'ın bunların çoğunu affettiğini söyler:
İnsan, işlediği her kötülüğün karşılığıyla karşılaşsaydı, hayatı taşınamaz olurdu. Afüvv'ün affı, insanın göremediği ve çoğu zaman farkına bile varmadığı bir hafifletmedir.
Güzel bir hoşgörü. Kur'an, Hz. Peygamber'e kendisini yalanlayanlara karşı nasıl davranacağını öğretir:
Diyanet meali "yumuşak ve iyi davran" der; ayetin Arapçasında es-safhe'l-cemîl, yani "güzel bir hoşgörü" ifadesi geçer. Âlimler safh kelimesini, affın bir üst derecesi olarak açıklamıştır: Af, kusurun karşılığını istememektir; safh ise kusuru hiç anmamak, yüzünü ondan çevirmektir. Ayetin gerekçesi de dikkat çekicidir: Gökler ve yer hak üzere yaratılmıştır ve kıyamet mutlaka gelecektir. Hesap zaten görülecektir; insan, o hesabı kendi öfkesiyle önceden görmeye kalkmamalıdır.
Ebû Bekir'in affı. el-Gafûr dersinde, Hz. Âişe'ye iftira edenler arasında bulunan akrabası Mıstah'a yardımı kesmeye yemin eden Hz. Ebû Bekir'e inen Nûr 22 işlenmişti. Ayette "affetsinler, geçsinler" denir ve bir soru sorulur: "Allah'ın sizi bağışlamasından hoşlanmaz mısınız?" Hz. Ebû Bekir "Elbette isterim" diyerek yardımını yeniden başlatmıştır (Buhârî, Tefsîr). Başkalarını affeden, kendisi için de Rabbinden af umabilir.
İlmî
İlmî
Af ve mağfiret. Âlimler, Afüvv ile Gafûr arasındaki farkı kelimelerin kökünden hareketle açıklamıştır. Mağfiret, g-f-r kökünden gelir ve "örtmek" demektir; miğfer (başı örten zırh) de bu köktendir. Mağfiret, günahı örter ve kulu onun sonuçlarından korur; ama günahın bir kaydı kalabilir. Afv ise silmektir: Günahın kaydı bile ortadan kalkar. Bu yüzden Gazâlî ve onu izleyen âlimler, Afüvv isminin Gafûr'dan daha beliğ olduğunu söylemiştir. Kadir gecesi duasında mağfiret değil af istenmesi de bu inceliğe bağlanmıştır.
Afüvv ve Gafûr birlikte. Kur'an'da Afüvv, beş geçişinin dördünde Gafûr ile birlikte gelir:
Ayette yeryüzünde çaresiz kalan, yol bulamayan zavallı erkek, kadın ve çocuklar için "Allah'ın bunları affetmesi umulur" denir. Âlimler iki ismin birlikte gelmesini, affın ve örtmenin birbirini tamamladığı biçiminde açıklamıştır: Silinen günah örtülmüş olur; örtülen günah da silinmeye yaklaşır.
Hukukta af. Afüvv isminin geçtiği bir ayet de bir hukuk hükmünün sonundadır: Câhiliye döneminde eşini annesine benzeterek ondan ayrılan (zıhâr) kişi için Mücâdele 2'de bu sözün çirkin ve yalan olduğu söylenir, ardından "Allah şüphesiz affeder, bağışlar" denir. İslâm hukukunda da, kısas gibi hakların affedilebilmesi, affın hukuk düzeninin içine yerleştirildiğini gösterir. Afüvv ismi, affı yalnız bir ahlâk erdemi değil, hakların düzenlenmesinde de yeri olan bir ilke yapar.
Âfiyet. Aynı kökten gelen âfiyet, Hz. Peygamber'in en çok istediği şeylerden biridir. Tirmizî'nin Sünen'inde aktarılan bir rivayette amcası Abbâs'a "Allah'tan âfiyet iste" diye öğütlemiştir. Âlimler âfiyeti, dünyada ve ahirette her türlü kötülükten korunmuş olmak diye tanımlamıştır. Af ile âfiyetin aynı kökten gelmesi, günahın silinmesi ile belânın uzaklaştırılmasının birbirine bağlı olduğunu hatırlatır.
İlmî
Klasik şerhlerde el-Afüvv
el-Afüvv kalıbı Kur'an'da beş ayette, üç sûrede geçer; bu sayfanın Kur'an'da bölümü hepsini gösterir. Kök ve dil bölümünün gösterdiği gibi isim bunların dördünde Gafûr ile, birinde Kadîr ile birliktedir; Gafûr dersinin şerh bölümü bu dört eşleşmenin bağlamlarını okumuştu. '-f-v kökü Kur'an'da 35 kez geçer ve bunun 27'si afâ fiilidir. Bu dersin İlmî seviyesi af ile mağfiret farkını, iki ismin birlikteliğini, hukukta affı ve âfiyeti anlattı. Bu bölüm, kökün dersin işlemediği ayetlerine şârihlerin sorduğu soruları yan yana koyar.
| Şârih | Eser | İsme bakışı |
|---|---|---|
| Taberî (ö. 310/923) | Câmiu'l-beyân | Tefsir: ihtiyaçtan artan |
| Kurtubî (ö. 671/1273) | el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ân | Ahkâm: affeden kardeş |
| Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210) | Mefâtîhu'l-gayb | Tefsir: sorudan önce gelen af |
| Kuşeyrî (ö. 465/1072) | Letâifü'l-işârât | İşârî tefsir: şükredersiniz diye |
Taberî: İhtiyaçtan artan. Dersin Temel seviyesi kökün iki anlamını vermişti: silmek ve artanı bırakmak. İkinci anlam Bakara 219'da açıkça görünür. Ayet önce içki ve kumarı anar: İkisinde hem büyük günah hem insanlara bazı faydalar vardır, ama günahları faydalarından büyüktür. Ardından ne harcayacaklarını soranlara cevap verir: Artanı (el-afv). Taberî bu kelime için aktarılan açıklamaları toplar: İhtiyaçtan artan, insanı ve ailesini zora sokmayan, kolayca verilebilen. Taberî bu açıklamaların hepsinin, harcamanın insanın kendisini ve bakmakla yükümlü olduklarını sıkıntıya düşürmeyecek ölçüde olması gerektiğinde buluştuğunu belirtir. Aynı kelimenin hem günahı silmek hem de artanı vermek demesi anlamlıdır: Af, bir şeyi kolaylıkla bırakabilmektir.
Kurtubî: Affeden kardeş. Bakara 178 kısası farz kılar ve hemen ardından bir af kapısı açar: Öldüren, ölenin kardeşi tarafından bağışlanmışsa, ona örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Kurtubî bir ahkâm müfessiri olarak bu ayetin hükümlerini ayrıntılı tartışır. Dikkat çektiği noktalardan biri, öldürülenin velisine öldürenin kardeşi denmesidir. Kurtubî'nin aktardığı açıklamaya göre bu ifade, büyük bir günahın bile iman kardeşliğini koparmadığını gösterir. Af burada hukukun dışında değil, içindedir: Hak sahibi kısas ile af arasında seçim yapar ve ayet affı rahmet diye anar.
Râzî: Sorudan önce gelen af. Tevbe 43, Peygamber'e Tebük seferine katılmamak için izin isteyenlere izin vermesi üzerine şöyle hitap eder: Allah seni affetsin; doğrular sana belli olup yalancıları bilmeden önce niçin onlara izin verdin? Râzî'nin tefsirinde bu ayetten Peygamber'in bir günah işlediği sonucunu çıkaranlara karşı çıkılır. Aktarılan açıklamalara göre burada af, daha uygun olanın terk edilmesine dair bir hatırlatmadır ve sitemden önce gelir. Ayetin sırası bu yüzden önemlidir: Af soruya öncelenmiştir. Hitap edilen, sorunun ağırlığını duymadan önce affedildiğini öğrenir. Bu okumada Afüvv'ün affı, bir hesaplaşmanın sonucu değil, onun başlangıcıdır.
Kuşeyrî: Şükredersiniz diye. Bakara 51–52, İsrâiloğullarının Mûsâ'nın yokluğunda buzağıyı ilah edinmesini anlatır ve şöyle devam eder: Sonra bunun ardından, şükredersiniz diye, sizi bağışlamıştık. Ayetteki fiil afevnâ'dır. Kuşeyrî'nin işârî okumasında affın amacı ayetin sonunda söylenir: şükür. Af, kulu yalnız cezadan kurtarmaz; ona yeniden başlama imkânı verir ve bu imkân bir şükür borcu doğurur. Affedilen, affı bir unutma değil, bir sorumluluk olarak taşır. Dersin İlmî seviyesindeki âfiyet bahsi buraya bağlanır: Af ile âfiyetin aynı kökten gelmesi, silinen günahın yerine bir sağlığın konmasıdır.
Karşılaştırma. Dört şârih kökün dört yüzüne bakar. Taberî artanı vermeyi kolaylıkla bırakabilme olarak, Kurtubî kısasın içindeki affı bir rahmet olarak, Râzî sorudan önce gelen affı bir lütuf olarak, Kuşeyrî ise affın sonunda beklenen şükrü öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Afüvv silerken yeni bir başlangıç açar; kulun payı hem artanı bırakabilmek hem de affedildiğini bilerek şükretmektir.
Durup düşün
- Nisâ 149'a göre, güçlü olduğun bir anda affettiğin biri var mı? Yoksa affı yalnız güçsüz kaldığında mı seçiyorsun?
- Nûr 22'deki soru, "Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?", affetmekte zorlandığın biri için sana ne söylüyor?
- Affetmek ile unutmak arasındaki farkı nasıl görüyorsun?
Uygulama
Bu gece yatmadan önce Tirmizî'deki duayı birkaç kez oku: "Allah'ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin; beni de affet." Sana karşı hata yapmış birini seç ve, gücün yettiği hâlde, onu gönlünden affet; mümkünse ona bir iyilik de yap. Akşam Tefekkür Defteri'ne, affettiğin şeyi ve affettikten sonra kalbinin nasıl hafiflediğini yaz.
Kendini sına
- Af ile mağfiret arasındaki fark nedir?
- Nisâ 149'da Afüvv ismi hangi isimle birlikte gelir ve bu birliktelik neyi gösterir?
- Hz. Peygamber Kadir gecesi için Hz. Âişe'ye hangi duayı öğretmiştir?
- Şûrâ 40'a göre kötülüğe karşılık vermek ile affetmek arasında nasıl bir ilişki vardır?