22.2 · Seviye 9 · Dil ve Uyarlama
Alt yazı ve dublaj
Alt yazının satır sınırının ve dublajın dudak eşlemesinin diyaloğu nasıl sıkıştırdığını; esprinin ve hitabın çeviride neyi kaybettiğini görür
Diyalog Akademisi · Çok Dilli Sahne ve Uyarlama · 1.633 kelime · 16 replik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir aile düğünü videosu yurt dışındaki akrabalara gönderilecek. Videoyu hazırlayan genç, konuşmaların altına İngilizce alt yazı ekliyor. Dede damada «Kızımı sana emanet ediyorum, oğlum» diyor. Genç alt yazıya ne yazacağını düşünüyor. «I entrust my daughter to you, my son» uzun ve tuhaf. «Take care of her, son» kısa ama «emanet» kelimesinin ağırlığını taşımıyor. «Oğlum» hitabı damada söylendiğinde bir kabul taşıyor; İngilizcede «son» o kabulü tam vermiyor. Sonunda genç bir karar veriyor ve bir şeyin kaybolduğunu biliyor.
Bir cümle bir dilden ötekine geçtiğinde her zaman bir şey kaybolur. Alt yazıda bu kayıp bir de yer ve zamanla sınırlanır: cümle ekranın altına sığmalı ve seyirci onu okuyacak kadar süre bulmalıdır.
Önceki derste sahnenin içinde birden fazla dilin konuşulduğunu gördük. Bu ders bütün bir filmin başka bir dile geçişine bakıyor. Senaryo yazarı alt yazıyı ve dublajı kendisi yapmaz; ama yazdığı diyaloğun bir gün başka bir dilde nasıl yaşayacağını bilmek, onu nasıl yazdığını değiştirebilir.
Tek fikir
Alt yazı ve dublaj diyaloğu sıkıştırır. Alt yazı satıra ve okuma süresine sığmak zorundadır; dublaj dudak hareketlerine. Bu sıkıştırmada en çok kaybolanlar espri, hitap ve kültüre bağlı ayrıntılardır. Kısa, somut ve vuruşu taşıyan replikler çeviride daha iyi yaşar.
Kavram
Alt yazı bir çeviriden fazlasıdır; bir sıkıştırmadır. Seyirci bir yandan görüntüyü izler, bir yandan okur. Bu yüzden alt yazı kısa olmalı ve konuşmanın süresine göre ayarlanmalıdır. Bir karakter hızlı ve uzun konuşursa, alt yazıcı her kelimeyi çeviremez; seçmek zorundadır. Neyin kalacağına, neyin gideceğine karar verir. Bu kararda ilk kaybolanlar dolgu kelimeleri, tekrarlar, yarım cümleler ve tereddütlerdir. Kerem'in «şey»leri, Tuna'nın «yani, tabii»leri; bunlar karakterin sesinin bir parçasıdır, ama alt yazıda çoğu zaman yer bulamaz.
Alt yazının bir de zamanlama sorunu vardır. Alt yazı, repliğin söylendiği anda ekranda belirir ve bir süre kalır. Bir karakterin vuruş kelimesi cümlenin sonunda geliyorsa ama alt yazı bütün cümleyi baştan gösteriyorsa, seyirci vuruşu karakter söylemeden önce okur ve kahkaha erken patlar ya da hiç patlamaz. Bu yüzden alt yazıcılar bazen bir repliği iki ayrı alt yazıya böler: kurulum önce, vuruş sonra. Yazarın kurduğu zamanlama, alt yazının bölünmesiyle korunur.
İkinci kayıp esprilerdir. Bir kelime oyunu başka bir dilde aynı oyunu kuramayabilir. Bir vuruş kelimesi, Türkçede cümlenin sonundayken, başka bir dilin söz diziminde ortaya kayabilir. On sekizinci modülde vuruş kelimesinin sona konmasını öğrendik; alt yazıcı da aynı kuralla çalışır, ama hedef dilin kurallarıyla.
Üçüncü kayıp hitaplardır. Türkçede «abi», «abla», «teyze», «hocam», «Bey», «Hanım» bir ilişkiyi, bir mesafeyi, bir saygıyı taşır. Birçok dilde bunların doğrudan karşılığı yoktur. Alt yazıcı ya hitabı siler ya da adla değiştirir; her iki durumda da ilişkinin bir katmanı kaybolur.
Dublaj başka bir sıkıştırma kurar. Burada okuma süresi yoktur, ama dudaklar vardır. Oyuncunun ağzı ekranda açılıp kapanır; dublaj sesi buna uymalıdır. Bir karakter kısa bir kelime söylüyorsa, dublaj da kısa olmalıdır. Dudaklar kapanıyorsa, dublajda da dudakları kapatan bir ses gelmelidir. Bu yüzden dublaj çevirmeni bazen anlamı biraz değiştirerek biçimi korur. Yakın çekimlerde bu daha zordur; uzak çekimlerde daha serbesttir.
Senaryo yazarı için bu bilginin pratik bir sonucu vardır. Kısa, somut ve tek bir vuruş taşıyan replikler çeviride daha iyi yaşar. Uzun, dolaylı ve kelime oyununa dayanan replikler daha çok kaybeder. Bu, her repliği çeviri için yazmak demek değildir; ama bir sahnenin en önemli repliği, mümkünse, çeviride de ayakta kalabilecek kadar sağlam olmalıdır.
Son olarak, bazı kayıplar telafi edilebilir. Alt yazıcı bir espriyi kaybettiği yerde başka bir yerde küçük bir espri ekleyebilir; bir hitabı kaybettiği yerde tonu başka bir kelimeyle verebilir. Bu telafi, çevirinin sadakatini satırda değil, sahnenin bütününde arar.
Sahnede
On sekizinci modülde Şükrü ile Sevgi'nin kombi telefonunu gördük. Diyelim ki bu sahne bir yabancı festivale gidecek ve İngilizce alt yazılanacak. Önce Türkçe replikler.
SEVGİ
(telefonda)
Baba, mimar o. Binaları baştan sona o kuruyor. Tesisat, ısıtma, havalandırma, hepsini çiziyor. Çok da sabırlıdır. Sakin bir insan. Az konuşur ama işini bilir.
ŞÜKRÜ
Az konuşur.
SEVGİ
(telefonda)
Biraz sessizdir, evet. Ama bak, bayramda sofrada da hiç kimseyi rahatsız etmedi.
ŞÜKRÜ
Etmedi.
SEVGİ
(telefonda)
Ee? Gelsin mi?
ŞÜKRÜ
Gelsin. Kombi de zaten konuşmuyor.
SEVGİ
(telefonda)
Baba!
ŞÜKRÜ
Ekmek getirsin. Cuma fırın erken kapanıyor.
Şimdi alt yazı. Her satır kırk karakter civarında, en çok iki satır.
| Türkçe | İngilizce alt yazı | Ne kayboldu? |
|---|---|---|
| Baba, mimar o… Az konuşur ama işini bilir. | Dad, he's an architect. He's patient. / Doesn't talk much, but knows his job. | Tesisat, ısıtma, havalandırma listesi; Sevgi'nin övgü coşkusu |
| Az konuşur. | Doesn't talk much. | Hiçbir şey; kısa ve somut |
| Bayramda sofrada da hiç kimseyi rahatsız etmedi. | He didn't bother anyone at the holiday dinner. | «Bayram»ın kültürel yükü |
| Etmedi. | No. He didn't. | Türkçe fiil tekrarının kuruluğu |
| Gelsin. Kombi de zaten konuşmuyor. | Let him come. / The boiler doesn't talk either. | Vuruş kelimesi sondan kaydı: «talk» ortada, «either» sonda |
| Ekmek getirsin. Cuma fırın erken kapanıyor. | Tell him to bring bread. / Bakery closes early Fridays. | Hiçbir şey önemli değil |
Tablonun ilk satırında alt yazıcı seçmek zorunda kaldı. Sevgi'nin uzun övgüsü iki satıra sığmıyor; tesisat, ısıtma, havalandırma listesi düştü. Ama bu kayıp sahneyi bozmuyor, çünkü kurulumun asıl parçası, «Az konuşur», korundu. Kurulumun özünü taşıyan replik kısa ve somut olduğu için çeviride yaşadı.
Şükrü'nün kısa replikleri çeviride neredeyse hiçbir şey kaybetmiyor. «Az konuşur», «Etmedi», «Ekmek getirsin»: somut, tek iş yapan cümleler. Bu, karakterin sesinin bir avantajı: Şükrü kısa konuştuğu için her dilde Şükrü olarak kalıyor.
Asıl kayıp vuruşta. Türkçede «konuşmuyor» kelimesi cümlenin sonunda ve sahnenin vuruşu. İngilizcede «The boiler doesn't talk either» cümlesinde «talk» ortaya kaydı, sona «either» geldi. Alt yazıcı başka bir çözüm deneyebilir: «Let him come. The boiler's not a talker either.» ya da daha kısa: «The boiler's quiet too.» Her biri bir şey kazanır, bir şey kaybeder. Ama espri yaşıyor, çünkü yazar onu kelime oyununa değil, bir duruma, iki sessiz şeyin karşılaştırılmasına kurmuştu. Durum çevrilebilir; kelime oyunu çoğu zaman çevrilemez.
İki sürüm
Aynı vuruşun, çeviride yaşayamayacak biçimde yazılmış hâli.
İlk taslak
SEVGİ
(telefonda)
Kaan az konuşur ama işini bilir, baba.
ŞÜKRÜ
Az konuşan çok dinler derler. Kombi de dinler mi bakalım, ağzı var dili yok zaten.
SEVGİ
(telefonda)
Baba!
ŞÜKRÜ
Ağzı var dili yok, ikisi anlaşır.
Yeniden yazım
SEVGİ
(telefonda)
Az konuşur ama işini bilir.
ŞÜKRÜ
Az konuşur.
ŞÜKRÜ
Gelsin. Kombi de zaten konuşmuyor.
SEVGİ
(telefonda)
Baba!
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Alt yazı ve dublaj diyaloğu sıkıştırır: alt yazı satıra ve okuma süresine, dublaj dudaklara.
- Çeviride en çok dolgular, espriler ve hitaplar kaybolur.
- Vuruş kelimesi hedef dilin söz diziminde yer değiştirebilir.
- Kısa, somut ve bir duruma dayanan replikler çeviride daha iyi yaşar.
- Kayıplar, satırda değil sahnenin bütününde telafi edilebilir.
İlk taslakta espri iki deyime yaslanıyor: «Az konuşan çok dinler» ve «ağzı var dili yok». Türkçe seyirci için ikisi de tanıdık ve Şükrü'nün kombiyi bir insan gibi anması hoş bir kayma yaratıyor. Ama bu espri çeviride çöker. İngilizcede «ağzı var dili yok» deyiminin doğrudan karşılığı yoktur; alt yazıcı ya deyimi açıklar ya da başka bir şey uydurur. Üstelik replikler uzun ve iki satıra sığmıyor. Şükrü'nün kısa, kuru sesi de kaybolmuş; o deyim saymaz, olgu söyler.
Yeniden yazımda espri bir duruma kurulmuş: sessiz bir damat ve sessiz bir kombi. Bu durum her dilde anlaşılır. Replikler kısa, vuruş tek bir kelimeye dayanıyor ve Şükrü'nün sesi korunuyor.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışAlt yazı ve dublaj yalnızca çevirmenlerin işidir; senaryo yazarı onları düşünmez.
Yazar alt yazıyı ve dublajı yapmaz, ama en önemli repliklerinin çeviride yaşayıp yaşamayacağını bilir. Kısa, somut ve bir duruma dayanan replikler daha iyi yaşar.
Yaygın yanlışBir espri ne kadar dile özgüyse o kadar güçlüdür.
Kelime oyunu ve deyim, çeviride çoğu zaman çöker. Bir duruma ya da karakterin bakışına kurulmuş espri her dilde güldürebilir.
Yaygın yanlışHitaplar küçük ayrıntılardır; çeviride kaybolmaları önemli değildir.
Hitaplar bir ilişkiyi, bir mesafeyi taşır. Kaybolduklarında ilişkinin bir katmanı da kaybolur; yazar bu katmanı mümkünse bir davranışla, bir tonla da taşımalıdır.
Kendi sahnende
Özet
- Alt yazı ve dublaj diyaloğu sıkıştırır: alt yazı satıra ve okuma süresine, dublaj dudaklara.
- Çeviride en çok dolgular, espriler ve hitaplar kaybolur.
- Vuruş kelimesi hedef dilin söz diziminde yer değiştirebilir.
- Kısa, somut ve bir duruma dayanan replikler çeviride daha iyi yaşar.
- Kayıplar, satırda değil sahnenin bütününde telafi edilebilir.
Kendini sına
- Sevgi'nin uzun övgüsünden alt yazıda ne düştü ve sahne neden bozulmadı?
- Şükrü'nün vuruşu İngilizce alt yazıda nasıl değişti?
- İlk taslaktaki espri neden çeviride çöker?
Yanıtlar
- Tesisat, ısıtma, havalandırma listesi ve Sevgi'nin övgü coşkusu düştü. Sahne bozulmadı, çünkü kurulumun asıl parçası, «Az konuşur», kısa ve somut olduğu için korundu.
- Türkçede «konuşmuyor» cümlenin sonundaydı; İngilizcede «talk» ortaya kaydı ve sona «either» geldi. Ama espri yaşadı, çünkü bir kelime oyununa değil, iki sessiz şeyin karşılaştırılmasına kurulmuştu.
- Çünkü iki deyime yaslanıyor: «Az konuşan çok dinler» ve «ağzı var dili yok». Bu deyimlerin hedef dilde doğrudan karşılığı yoktur; alt yazıcı ya açıklar ya da başka bir şey uydurur. Replikler de iki satıra sığmayacak kadar uzun.
Sonraki derse köprü
Şükrü'nün repliği İngilizceye geçerken bir şey kaybetti ve bir şeyi korudu. Bir sonraki ders ters yöne bakıyor: yabancı bir metni Türkçeye taşımak ve karakterlere çeviri kokmayan, gerçekten Türkçe bir ses bulmak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.