2.9 · Seviye 1 · Konuşmanın Malzemesi · Atölye
Aynı cümle beş ağızdan
Tek bir isteği (bir borcu geri istemek) beş farklı kişinin ağzından, kelime seçimi, hitap ve cümle biçimiyle yazar
Diyalog Akademisi · Türkçenin Konuşma Dili · 1.307 kelime · 18 replik · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Görev
Bu atölyede tek bir istek yazacaksın, beş kez. İstek basit: biri, birine verdiği borcu geri istiyor. Ama bunu söyleyen beş ayrı insan olacak. Yaşları, yöreleri, meslekleri, karşılarındakiyle ilişkileri farklı. Amaç, aynı isteğin beş ayrı karakter kurduğunu görmek.
Beş konuşmacıyı kendin seç. İçlerinde en az iki farklı kuşak, en az iki farklı ilişki türü olsun: biri yakın bir aile ya da arkadaş, biri bir iş ilişkisi, biri yarı tanıdık bir komşu ya da esnaf. Her biri için önce iki satır yaz: kim konuşuyor, kime konuşuyor. Borç miktarı, borcun ne zamandan beri beklediği ve iki kişi arasındaki geçmiş de bu iki satırda dursun.
Sonra her birinin isteğini yaz. Her istek bir ya da iki replikten oluşsun; istersen karşıdakinin tek bir cevabını da ekle. Her sürümde Türkçenin konuşma dilinin araçlarından en az üçünü değiştir. Bu modülde gördüğümüz araçları hatırla: konuşma dili ile yazı dili arasındaki seçim, hitap, «sen» ile «siz», nezaketin biçimi ve ölçüsü, kalıp söz ve deyim, ağız işareti, kuşak göndermesi.
Konuşmacıları seçerken onları birer tür olarak değil, birer insan olarak düşün. «Yaşlı bir teyze» değil, kocasının ilaçlarını kendi emekli maaşıyla alan Hacer abla. «Genç bir işçi» değil, plakanın taksitini nasıl ödeyeceğini bilmeyen Kerem. Her konuşmacının bir adı, bir derdi ve borçluyla bir geçmişi olsun. Ses bu üçünden doğar. Ağız, argo ya da hitap ancak bunların üstüne konduğunda iş görür.
Bir kural var: beş sürümün hiçbirinde «borcunu öde» cümlesi geçmesin. İsteğin kendisi her seferinde başka bir biçimde söylensin ya da hiç söylenmesin. Bir de sınav var: işin sonunda karakter adlarını kapatıp beş sürümü birine okut. Hangisini kimin söylediğini tahmin edebiliyorsa, sesleri kurmuşsun demektir.
Örnek çözüm
Görevi örnek yapımlarımızın kadrosuyla yapalım. Beş konuşmacı: Nazmi kahvesinde yıllardır veresiye içen bir müşteriye; Meral Hanım kaleme kırtasiye parası borçlu kalan bir avukata; Kerem geçen ay arkadaşına verdiği parayı isterken; Hacer abla bir komşusuna verdiği borcu sorarken; Cemil Efendi bir yıldır kendisine borcunu unutmuş görünen bir eski meslektaşına.
Önce görevi ilk kez yapan birinin yazabileceği taslak.
İlk taslak
NAZMİ
Kardeşim, bana olan borcunu ne zaman ödeyeceksin?
MERAL
Tuna Bey, bize olan borcunuzu ne zaman ödeyeceksiniz?
KEREM
Abi, bana olan borcunu ne zaman ödeyeceksin?
HACER
Komşu, bana olan borcunu ne zaman ödeyeceksin?
CEMİL
Hilmi, bana olan borcunu ne zaman ödeyeceksin?
Beş replik, tek cümle. Değişen yalnız ilk kelime, yani hitap. Bir ölçüde zamir de: Meral «siz» diyor. Ama bunun dışında beş konuşmacı aynı yazı dili cümlesini kuruyor. Adları kapatırsan hangisinin kime ait olduğunu bilemezsin. Görevin kuralı da çiğnenmiş: istek her seferinde aynı biçimde, açıkça söyleniyor.
Şimdi aynı beş kişi.
Yeniden yazım
NAZMİ
Ahmet, bak. Hesap defterin bitti, yenisini aldım. Yenisine baştan mı yazayım, eskisini mi devredeyim?
MERAL
Tuna Bey, kalemin kırtasiye kasası bu ay da açık verdi. Sizin fotokopiler epey tuttu. Cemil Efendi bir liste yaptı, masanızda.
KEREM
Abi, şey... Geçen ayki o iş vardı ya. Acelesi yok da, ben de bu ay biraz sıkışığım, plaka yüzünden.
HACER
Kızım, ben istemezdim, bilirsin. Ama bizim adamın ilaçları pahalandı. O verdiğim para var ya, bir kısmını versen yeter.
CEMİL
Hilmi, sana bir hikâye anlatayım. Bizim adliyede bir mübaşir vardı, herkese borç verirdi, kimse geri ödemezdi. Emekli olunca bir defter çıkardı. Kimin adı vardı biliyor musun? Benimki yoktu. Seninki vardı.
Beş sürümün her biri isteği başka bir yoldan kuruyor ve hiçbirinde «borcunu öde» geçmiyor.
Nazmi isteği bir nesneye taşıyor: hesap defteri. Konuşmasını kendi dolgusuyla açıyor, «bak». Ahmet'e bir seçim sunuyor ama seçimin kendisi bir hatırlatma. Kahvenin sahibi, yıllardır gelen bir müşteriyi kırmadan, ama unutmasına da izin vermeden konuşuyor.
Meral dolaysız ama kişisiz. Borcu kendine değil kaleme ait bir kasaya bağlıyor. «Siz» diyor, mesafeyi koruyor. Bir listeden söz ediyor ve listeyi Cemil'e yaptırmış. Kuru, resmî ve kaçışı olmayan bir istek. Meral'in sesini kuran şey kuralların arkasına saklanması.
Kerem'in isteği bir tercih edilmeyen cevap gibi kurulmuş: dolgu, belirsiz gönderme, bir yumuşatma, bir gerekçe. «Acelesi yok da» diyor, ama sonra acelesi olduğunu söylüyor. Plaka bir gönderme olarak araya giriyor; Kerem'in dünyası tek bir kelimede.
Hacer yakınlık kuran nezaketin içinde konuşuyor: «Kızım», «bilirsin». Önce isteği yapmak istemediğini söylüyor, sonra bir gerekçe veriyor: kocasının ilaçları. En sonda isteği küçültüyor: «bir kısmını versen yeter». Hacer'in istediği para değil, bir dayanışma.
Cemil ise isteği hiç söylemiyor. Bir hikâye anlatıyor. Hikâyenin sonu bir iğne: «Seninki vardı.» Bu dolaylı bir istek, ama en keskini. Yaşlı bir mübaşirin, sözü dolandırarak ama tam yerine oturtarak konuşması.
Adları kapat ve beş sürümü yeniden oku. Hangisinin Nazmi, hangisinin Meral, hangisinin Kerem olduğunu bilmemek zor.
İsteğin biçimi, cevabın biçimini de belirler. Üç sürüme karşı tarafın cevabını ekleyelim.
AHMET
Yenisine yaz, Nazmi abi. Eskisini cuma kapatırım.
TUNA
Liste ne kadar tutuyor, Meral Hanım?
HİLMİ
O mübaşirin adı neydi, Cemil?
Ahmet, Nazmi'nin dolaylı isteğini dolaylı bir cevapla karşılıyor. Defterden söz ediyor, borçtan değil, ve bir gün veriyor. İki eski tanıdık aynı oyunu oynuyor. Tuna, Meral'in kişisiz isteğine kişisiz bir soruyla cevap veriyor: miktar. Kızmıyor, çünkü Meral kızacak bir şey bırakmamış. Hilmi ise Cemil'in hikâyesini anladığını, ama hikâyenin içinde kalmak istediğini gösteriyor. Hikâyedeki mübaşirin Cemil olduğunu biliyor; adını sormak, hem utancını hem de sevgisini taşıyan bir kaçış. Beş sürümde istek bir ilişkiydi; cevaplar da öyle.
Hatayı bul
Aşağıda aynı görevi yapan bir öğrencinin beş sürümü var. Öğrenci farklılık kurduğunu düşünüyor. Oku ve sorunu bul.
KARADENİZLİ DAYI
Uşağum, bana olan borcunu ne zaman ödeyeceksun?
GENÇ
Kanka, bana olan borcunu ne zaman ödeyeceksin ya?
PATRON
Bana olan borcunuzu ne zaman ödeyeceksiniz, beyefendi?
TEYZE
Yavrum, bana olan borcunu ne zaman ödeyeceksin, Allah aşkına?
İŞÇİ
Abi, bana olan borcunu ne zaman ödeyeceksin, yemin ederim sıkışığım?
Cevap
Beş sürümün hepsi aynı cümlenin üstüne yapıştırılmış birer işaretten ibaret. Karadenizli «uşağum» diyor ve bir eki bükmüş. Genç «kanka» ve «ya» diyor. Patron «siz» diyor. Teyze «yavrum» ve «Allah aşkına» diyor. İşçi «abi» ve «yemin ederim» diyor. Ama hepsinin kalbinde aynı yazı dili cümlesi duruyor: «Bana olan borcunu ne zaman ödeyeceksin?» Ses kurulmamış, kostüm giydirilmiş.
İkinci sorun, karakterlerin adı yerine birer tür olması. Karadenizli dayı, genç, patron, teyze, işçi. Her biri bir kalıp. Bu da sürümleri birer karikatüre çeviriyor. Karadenizli dayı yalnız ağzıyla, genç yalnız argosuyla var.
Üçüncü sorun, nezaketin biçiminin değişmemesi. Beşi de isteği doğrudan bir soruyla yapıyor. Oysa farklı ilişkiler farklı stratejiler ister: kimi dolaylı söyler, kimi bir gerekçeyle açar, kimi bir hikâyeye saklar, kimi hiç söylemez. Öğrenci yüzeyi değiştirmiş, kuruluşu aynı bırakmış.
Teslim
Rubrik
Beş sürümünü bu ölçütlerle değerlendir. Her ölçütte nerede durduğunu işaretle.
- Ayırt edilebilirlik. Zayıf: adları kapatınca sürümler birbirinden ayrılmıyor. Yeterli: bazı sürümler ayrılıyor, ikisi üçü birbirine karışıyor. Güçlü: beş sürümün her biri tek başına kimin söylediğini ele veriyor.
- İlişki. Zayıf: hitap ve zamir sürümden sürüme rastgele değişiyor. Yeterli: hitap ve zamir ilişkiye uygun. Güçlü: hitap, zamir ve nezaket birlikte bir ilişki kuruyor ve okur iki kişinin geçmişini tahmin edebiliyor.
- Strateji. Zayıf: beş sürüm de isteği aynı yoldan yapıyor. Yeterli: en az iki farklı nezaket stratejisi kullanılmış. Güçlü: her sürümün stratejisi konuşmacının kişiliğinden ve ilişkiden doğuyor.
- Ölçü. Zayıf: ağız, argo ya da deyimler sürümleri dolduruyor. Yeterli: bu işaretler ölçülü. Güçlü: her sürümde tek bir iyi seçilmiş işaret, karakteri yerine oturtmaya yetiyor.
- Kalıp. Zayıf: konuşmacılar bir tür olarak yazılmış: dayı, genç, teyze. Yeterli: konuşmacıların adı ve bir derdi var. Güçlü: her konuşmacı bir insan; bir tür olarak okunmuyor.
- Kulak. Zayıf: sesli okurken birçok yerde takılıyorsun. Yeterli: takıldığın yerleri biliyorsun. Güçlü: beş sürüm de kendi kişisinin ağzında rahatça söylenebiliyor.
Sonraki derse köprü
Beş sesi yazdın. Her biri gerçek bir konuşmadan bir şeyler alıyordu. Ama hiçbiri gerçek bir konuşmanın kaydı değildi. Gerçek konuşmadan neyi alacağız, neyi bırakacağız? Bir sonraki bölüm bu soruyla açılıyor: seçmek.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.