İçeriğe geç

2.8 · Seviye 1 · Konuşmanın Malzemesi

Kuşak dili ve argo

Gençlik dilinin ve argonun çabuk eskidiğini, hangi kelimenin bir yıl sonra tarih düşeceğini sorar; kuşak farkını kelimeyle değil tavırla verir

Diyalog Akademisi · Türkçenin Konuşma Dili · 1.507 kelime · 17 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

On beş yıl önce çekilmiş bir gençlik filmini yeniden izle. Bir sahnede genç karakterler o yılların en güncel sözleriyle konuşuyor. O zaman çok doğal duyulan cümleler şimdi bir zaman kapsülü gibi. Sen gülüyorsun, ama film o sahnede gülmeni istememişti.

Bir de tersini düşün. Yazar gençleri yazarken kendi gençliğinin sözlerini kullanmış. Sahnede on yedi yaşında bir karakter, yazarın otuz yıl önce duyduğu kelimelerle konuşuyor. Gerçek on yedi yaşındakiler bunu izlediğinde hemen anlıyor: bu bizim dilimiz değil.

Kuşak dili ve argo diyalog yazarının en çok yanıldığı alanlardan biridir. Ya fazla günceldir ve çabucak eskir, ya da yazarın kendi kuşağına aittir ve yanlış duyulur. Bu ders bir karakteri yaşına oturtmanın daha sağlam yollarını arıyor.

Tek fikir

Bir kuşağı kelimeden çok tavır, ritim ve göndermeler kurar. Güncel argo bir karakteri yaşına oturtur ama senaryoyu da tarih düşürür; bilerek ve ölçüyle kullanılır.

Kavram

Argo bir aidiyet işaretidir. Bir grubun argosunu bilen o gruba aittir, bilmeyen yabancıdır. Bu yüzden argo diyalogda güçlü bir araçtır: iki karakterin aynı argoyu paylaşması onları birbirine bağlar, üçüncü bir karakterin bu argoyu anlamaması onu dışarıda bırakır.

Ama argonun iki ayrı türü vardır ve ömürleri çok farklıdır.

Kuşak argosu hızlı eskir. Bir kuşağın gençlerinin kullandığı sözler birkaç yıl içinde değişir. Bugün yeni olan bir kelime iki yıl sonra eskimiş, beş yıl sonra komik olabilir. Senaryo yazımından çekime, çekimden yayına kadar geçen süre düşünülürse, yazarın bugün duyduğu en taze söz izleyiciye ulaştığında çoktan eskimiş olabilir.

Meslek ve çevre argosu ise daha uzun yaşar. Şoförlerin, garsonların, avukatların, askerlerin, hastane çalışanlarının kendi sözleri vardır. Bu sözler bir işin içinden doğar ve iş sürdükçe sürer. Bir karakteri mesleğinin argosuyla konuşturmak, onu yaşından bağımsız olarak dünyasına oturtur.

Argonun dışlama gücü bir sahnenin yapısını kurabilir. İki karakter aralarında kendi argolarıyla konuşmaya başladığında, odadaki üçüncü kişi bir anda dışarıda kalır. Bir adliye kaleminde iki memur kendi kısaltmalarıyla konuşur ve karşılarında bekleyen vatandaş hiçbir şey anlamaz. Bir grup genç kendi sözleriyle güler ve aralarına katılmak isteyen yaşlıca biri yalnız kalır. Bu dışlama bazen bilinçlidir, bir güç gösterisidir. Bazen de bilinçsizdir ve dışarıda kalan kişinin yüzündeki ifade sahnenin asıl konusu olur. Yazar argoyu bu yüzden yalnız bir renk olarak değil, bir kapı olarak da kullanabilir: kimin içeride, kimin dışarıda kaldığını gösteren bir kapı.

Kuşak dilini yalnız kelimelerle kurmaya çalışmak bu yüzden risklidir. Daha sağlam araçlar vardır.

İlki göndermelerdir. Bir kuşağı, kullandığı kelimeden çok, dünyayı neyle ölçtüğü kurar. Bir karakterin hangi teknolojiyi doğal saydığı, hangi olayı hatırladığı, hangi şeyi eski bulduğu, onun yaşını kelimelerden daha güvenilir biçimde söyler. «Ben o zaman lisedeydim» cümlesi bir argo sözden daha uzun yaşar.

İkincisi tavırdır. Gençlerin konuşmasında ironi, abartı, kısaltma ve yarım bırakılmış cümleler daha sık görülebilir. Ama bu bir kural değildir. Her genç karakter ironik değildir, her yaşlı karakter de ağırbaşlı değildir. Tavır karakterin kendisinden gelmeli, yaşından değil.

Üçüncüsü yabancı kelimelerdir. Her kuşak konuşmasına başka dillerden kelimeler katar. Bir dönem Fransızca, bir dönem İngilizce. Hangi yabancı kelimelerin bir karakterin ağzında doğal durduğu, onun yaşını, eğitimini ve çevresini gösterir. Bu kelimelerin de çabuk eskidiğini unutmamak gerekir.

Bilerek tarih düşürmek ise başka bir şeydir. Bir dönem filminde ya da bir dönemi anlatan bir sahnede, o dönemin argosu tam da istenen etkiyi yaratır. Burada argonun eskimiş olması bir kusur değil, bir zaman damgasıdır. Önemli olan bunun yazarın seçimi olmasıdır.

Son olarak iki uyarı. Birincisi uydurma argodur. Yazar gençlerin dilini bilmediğinde bazen yeni sözler uydurur. Uydurulmuş argo neredeyse her zaman sahte duyulur. İkincisi sınamadır. Bir kuşağın dilini yazdıktan sonra o kuşaktan birine okutmak, en ucuz ve en dürüst sınavdır. Okuyan yüzünü buruşturuyorsa, sahneyi yeniden yazmak gerekir.

Sahnede

Son Sefer. Garajın önü, öğle. Kerem plakanın işini bitirmek üzere. Şükrü dolmuşun camlarını siliyor.

DIŞ. DOLMUŞ GARAJI — ÖĞLE. Şükrü bir bezle ön camı siliyor. Kerem telefonunu elinde tutarak yanına geliyor.

KEREM

Abi, imzalar bitince bir fotoğraf çekelim. Plakanın önünde. Paylaşırım, herkes görsün.

ŞÜKRÜ

Neyi paylaşacaksın?

KEREM

Fotoğrafı abi. Telefondan. Herkes görür.

ŞÜKRÜ

Fotoğrafı duvara asarlar.

KEREM

Asarız abi, onu da asarız.

ŞÜKRÜ

İşi sağlama bağla önce. Fotoğrafa sonra bakarız.

KEREM

Aynen abi.

ŞÜKRÜ

Aynen ne?

KEREM

Yani... tamam.

ŞÜKRÜ

Tamam de o zaman.

Şükrü bezi Kerem'e uzatıyor. Kerem telefonu cebine koyup arka camı silmeye başlıyor.

Sahnede iki kuşak, iki ölçü. Kerem için bir şeyin olması, onun başkalarına gösterilmesi demek. «Paylaşırım, herkes görsün.» Şükrü için bir anı duvara asılır. Bu fark bir kelimeyle değil, iki ayrı dünyayla kuruluyor. Kerem'in dilinde «paylaşmak» telefondan bir fotoğraf koymak; Şükrü'nün dilinde başka bir şey. Kelimelerin altındaki göndermeler ayrılıyor.

Sonra küçük bir argo çatışması geliyor. Kerem «Aynen abi» diyor. Şükrü bu cevabı tanımıyor ya da tanımıyormuş gibi yapıyor: «Aynen ne?» Kerem çeviriyor: «Yani... tamam.» Şükrü'nün son repliği bir küçük ders: kendi dilinde konuş. Ama bu bir azar değil. Şükrü bezi uzatıyor ve Kerem'i işin içine çekiyor. Kuşak farkı bir çatışmaya değil, bir çıraklığa dönüşüyor.

Dikkat edilecek nokta şu: sahnede Kerem'in gençliğini kuran şey tek bir argo kelime ve bir alışkanlık. «Aynen» uzun süredir kullanılan, birkaç yılda eskimeyecek bir söz. Asıl yük göndermelerde: paylaşmak, telefon, herkesin görmesi. Bu sahne on yıl sonra izlendiğinde de anlaşılır. Telefonun biçimi değişse bile, bir genç ile bir yaşlının bir anıyı nasıl sakladığı arasındaki fark eskimez. Yazarın yükü kelimeye değil göndermeye bindirmesinin kazancı budur.

İki sürüm

Kalem Odası. Ozan, Yılmaz dosyasının ne kadar eski olduğunu Cemil Efendi'ye anlatıyor.

İlk taslak

OZAN

Cemil Efendi, bu dosya tam bir efsane ya. Aşırı kaos. Ben resmen bittim, kafam yandı.

CEMİL

Ne dedin evladım?

OZAN

Yani dosya çok karışık, aşırı yani.

Yeniden yazım

OZAN

Cemil Efendi, bu dosya açıldığında ben lisedeydim.

CEMİL

Ben o zaman da bu koridordaydım.

OZAN

O zaman da Yılmazlar küs müydü?

CEMİL

O zaman konuşuyorlardı. Bağırarak ama konuşuyorlardı.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kuşak dili bir yaş grubunun kelimeleri, göndermeleri ve tavrıdır; argo bir grubun içinde doğan ve onu dışarıdan ayıran sözlerdir.
  2. Kuşak argosu hızla eskir; meslek ve çevre argosu daha uzun yaşar.
  3. Bir kuşağı kelimeden çok göndermeler ve tavır kurar.
  4. Eskimiş argo bir dönem filminde bir zaman damgasıdır; başka yerde bir kusur olabilir.

İlk taslakta yazar Ozan'ı genç göstermek için güncel sözleri art arda dizmiş. Sonuç bir genç değil, bir gençlik taklidi. Bu sözler birkaç yıl içinde eskiyecek ve sahne bir zaman kapsülüne dönüşecek. Üstelik Ozan yirmi altı yaşında bir memur; bir mübaşirle konuşurken bu dili kullanması da inandırıcı değil.

Yeniden yazımda Ozan'ın yaşını tek bir gönderme kuruyor: «Ben lisedeydim.» Cemil'in cevabı aynı ölçüyle kendi yaşını kuruyor: «Ben o zaman da bu koridordaydım.» İki kuşak, iki zaman çizgisi, bir dosya. Hiçbir argo kelime yok. Sahne yıllar sonra da aynı biçimde okunacak.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışGenç bir karakteri genç göstermek için güncel argo gerekir.
Doğrusu

Güncel argo çabuk eskir ve çoğu zaman yazarın tahminidir. Bir kuşağı daha sağlam kuran şey göndermeler, dünyayı neyle ölçtüğü ve konuşma tavrıdır.

Yaygın yanlışYaşlı karakterler hep ağırbaşlı ve deyimli konuşur.
Doğrusu

Her kuşağın içinde her türlü insan vardır. Yaşlı bir karakter ironik, genç bir karakter ağırbaşlı olabilir. Tavır karakterden gelir, yaştan değil.

Yaygın yanlışEskimiş argo her zaman bir kusurdur.
Doğrusu

Bir dönem filminde ya da bir karakterin geçmişini gösteren bir sahnede eskimiş argo tam da istenen etkidir. Mesele eskimenin yazarın seçimi olup olmadığıdır.

Kendi sahnende

Özet

  1. Kuşak dili bir yaş grubunun kelimeleri, göndermeleri ve tavrıdır; argo bir grubun içinde doğan ve onu dışarıdan ayıran sözlerdir.
  2. Kuşak argosu hızla eskir; meslek ve çevre argosu daha uzun yaşar.
  3. Bir kuşağı kelimeden çok göndermeler ve tavır kurar.
  4. Eskimiş argo bir dönem filminde bir zaman damgasıdır; başka yerde bir kusur olabilir.

Kendini sına

  1. Kuşak argosu ile meslek argosu arasındaki fark diyalog yazarı için neden önemli?
  2. Garaj sahnesinde Kerem ile Şükrü'nün kuşak farkını en çok ne kuruyor?
  3. Yılmaz dosyası sahnesinin ilk taslağındaki sorun nedir?

Yanıtlar

  1. Kuşak argosu birkaç yıl içinde eskir ve senaryo yayına çıktığında tarih düşmüş olabilir. Meslek argosu ise bir işin içinden doğar ve iş sürdükçe sürer; bir karakteri yaşından bağımsız olarak dünyasına oturtur.
  2. Kelimelerden çok göndermeler: Kerem için bir anı telefondan paylaşılır, Şükrü için duvara asılır. «Aynen» tek bir argo işareti, ama asıl fark iki dünyanın ölçüsünde.
  3. Yazar Ozan'ı genç göstermek için güncel sözleri art arda dizmiş. Bu bir gençlik taklidi gibi duruyor, birkaç yılda eskiyecek ve bir memurun mübaşirle konuşmasında inandırıcı değil.

Sonraki derse köprü

Bu modülde Türkçenin konuşma dilini katman katman açtık: yazı ile konuşma, hitap, «sen» ile «siz», nezaket, kalıp sözler, deyimler, ağız ve kuşak. Sıradaki atölyede bunları bir arada kullanacaksın. Tek bir isteği, bir borcu geri istemeyi, beş ayrı insanın ağzından yazacak ve aynı cümlenin nasıl beş ayrı karakter kurduğunu göreceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.