2.5 · Seviye 1 · Konuşmanın Malzemesi
Kalıp sözler
"Geçmiş olsun", "kolay gelsin", "başınız sağ olsun" gibi kalıpların sahnede boşluk doldurmak, kaçmak ya da sınamak için kullanılmasını görür
Diyalog Akademisi · Türkçenin Konuşma Dili · 1.513 kelime · 17 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir taziye evine giriyorsun. Ne diyeceğini bilmiyorsun. Ölen kişiyi tanımıyordun bile; yalnız oğlunu, iş yerinden. Kapıda bir kadın karşılıyor seni. Ağzından kendiliğinden çıkıyor: «Başınız sağ olsun.» Kadın da kendiliğinden cevap veriyor: «Dostlar sağ olsun.» Bir saniye. Kimse düşünmedi. Ama söylenmesi gereken söylendi.
Türkçe bu hazır sözlerle doludur. Doğumda, ölümde, hastalıkta, yemekte, alışverişte, yolculukta. «Geçmiş olsun», «kolay gelsin», «afiyet olsun», «hayırlı olsun», «gözün aydın», «eline sağlık». Her birinin bir yeri, çoğunun bir de beklenen karşılığı vardır.
Bu sözler yazarı iki yöne çeker. Bir yanda gerçekçilik var: insanlar gerçekten böyle konuşur. Öte yanda boşluk: «kolay gelsin» bir sahnede hiçbir şey söylemez gibi durur. Bu ders, kalıp sözlerin bir sahnede ne zaman boşluk, ne zaman bir silah olduğunu anlatıyor.
Tek fikir
Kalıp söz içeriği önceden belli olduğu için anlamını bağlamdan alır. Ne zaman, kime ve nasıl söylendiği, sözün kendisinden çok daha fazlasını anlatır.
Kavram
Kalıp sözlerin çoğu bir bitişik çift gibi çalışır. Bir söz söylenir ve bir karşılık beklenir. «Kolay gelsin» der esnafa girersin, «Sağ ol» duyarsın. «Eline sağlık» dersin, «Afiyet olsun» duyarsın. «Başınız sağ olsun» dersin, «Dostlar sağ olsun» duyarsın.
Bu çiftlerin gücü, öngörülebilir olmalarından gelir. Herkes ne söyleneceğini bildiği için, söylenmeyen ya da farklı söylenen şey hemen fark edilir. Diyalog yazarı kalıp sözleri dört biçimde kullanabilir.
İlki boşluk doldurmaktır. İki karakter asıl konuşmaları gereken şeyi konuşmak istemiyorsa, kalıp sözlere sığınır. «Hayırlı olsun», «inşallah», «Allah'tan umut kesilmez». Bu sözler bir sohbeti sürdürür ama hiçbir şeye değmez. Sahnede bunlar bir kaçışın işaretidir. Seyirci, iki insanın neyi konuşmadığını kalıp sözlerin yoğunluğundan anlar.
İkincisi kapatmaktır. Kalıp sözler konuşmanın sonunu da işaret eder. «Neyse, hayırlısı», «Allah kolaylık versin», «Hadi, kolay gelsin.» Bunlar kapanış öncesi sözlerdir. Bir karakter konuşmayı bitirmek istediğinde bir kalıp söze başvurur ve öteki karakter bunu bir kapı olarak okur.
Üçüncüsü sınamaktır. Bir kalıp söz, karşıdakinin bir şeyi bilip bilmediğini öğrenmek için kullanılabilir. «Geçmiş olsun» dersin ve karşındakinin «Neden?» diye sorup sormadığına bakarsın. Sorarsa, haber ona ulaşmamış. Sormazsa, biliyordur. Ya da senin bildiğini bilmiyordu ve şimdi öğrendi.
Dördüncüsü ironidir. Bir kalıp söz yerinde değilse alaya dönüşür. Kötü bir karara «hayırlı olsun», kaba bir davranışa «eline sağlık», istenmeyen bir misafire «hoş geldin» denebilir. Sözcükler aynıdır, ama ton ve bağlam onları tersine çevirir.
Kalıp karşılığın bozulması da güçlü bir araçtır. «Başınız sağ olsun» denen birinin «Dostlar sağ olsun» yerine «Sağ olsun, ama ölen benim annemdi» demesi, beklenen çifti kırar ve seyirciyi sarsar. Bir karakter kalıp söze kalıp dışında cevap verdiğinde, o an dikkat ister.
Kalıp sözler Türkçenin dinî ve kültürel dokusundan gelir. «İnşallah», «maşallah», «Allah rahmet eylesin» gibi sözler inanç sahibi olan da olmayan da tarafından gündelik olarak söylenir. Bir karakterin bunları ne sıklıkla ve nasıl kullandığı, onun hakkında bir şey söyler. Ama yalnız bu sözlere dayanarak bir karakteri dindar, geleneksel ya da taşralı diye kurmak, onu bir kalıba sıkıştırmaktır.
Kalıp sözler kuşaktan kuşağa da değişir. Yaşlı bir karakter bir eve girerken «Hayırlı akşamlar» der, genç bir karakter «Selam» der ve geçer. Birinin «Allah rahmet eylesin» dediği yerde ötekinin «Çok üzüldüm» demesi, ikisinin arasındaki yaş ve çevre farkını hiçbir açıklama gerekmeden gösterir.
Son olarak ölçü meselesi var. Gerçek bir konuşmada kalıp sözler her yerdedir; bir sahnede ise ancak iş gördükleri yerde kalırlar. Bir karşılaşmanın başındaki selam, hatır sorma ve hayır duası, asıl konu açılmadan önce okuru oyalar. Kalıp söz bir şeyi saklamıyor, sınamıyor ya da kapatmıyorsa çoğu zaman kesilebilir.
Sahnede
Son Sefer. Akşam. Komşu Hacer abla, Şükrü Usta'nın kapısını çalıyor. Elinde bir tencere var.
DIŞ. ŞÜKRÜ'NÜN EVİ, KAPI ÖNÜ — AKŞAM. Şükrü kapıyı açıyor. Hacer elinde kapağı bezle örtülü bir tencereyle duruyor.
HACER
Kolay gelsin Şükrü abi. Dolma yaptım, sıcak sıcak getirdim.
ŞÜKRÜ
Ellerine sağlık. Ne zahmet ettin.
HACER
Ne zahmeti. Geçmiş olsun bu arada.
ŞÜKRÜ
Neden geçmiş olsun?
Hacer tencereyi uzatmışken duruyor.
HACER
Yok... Sevgi bir şey dedi de. Başın dönmüş, dolmuştayken.
ŞÜKRÜ
Sevgi dedi.
HACER
Kızcağız merak ediyor, abi.
Şükrü tencereyi alıyor.
ŞÜKRÜ
Afiyetle yerim. Sağ ol Hacer.
Kapıyı kapatıyor. Hacer bir an daha kapının önünde duruyor.
Sahne kalıp sözlerle açılıyor: «Kolay gelsin», «Ellerine sağlık», «Ne zahmet ettin», «Ne zahmeti.» Bunlar bir komşu ziyaretinin olağan dokusu. Seyirci bunları dinlemiyor bile.
Sonra Hacer bir kalıp söz daha ekliyor: «Geçmiş olsun.» Hacer bunu bir nezaket olarak söylüyor, belki Şükrü'nün bildiğini sanarak. Ama Şükrü için bu söz bir sınav gibi işliyor. «Neden geçmiş olsun?» sorusu bir onarım isteği, aynı zamanda bir alarm. Şükrü başının döndüğünü kimseye söylememişti. Hacer'in duraksaması ve «Sevgi bir şey dedi de» cevabı, sırrın nasıl yayıldığını açığa çıkarıyor: Kerem'den Sevgi'ye, Sevgi'den Hacer'e.
Şükrü'nün «Sevgi dedi» cümlesi soru değil, bir tespit. Kızının arkasından konuştuğunu öğrendi. Sonra sahneyi bir kalıp sözle kapatıyor: «Afiyetle yerim. Sağ ol Hacer.» Bu bir teşekkür gibi görünüyor. Ama bir kapanış, hatta bir kapı çarpması. Kalıp söz, Şükrü'nün o an söylemek istemediği her şeyin üstünü örtüyor. Hacer'in kapının önünde bir an daha durması, bu kapanışın ne kadar sert olduğunu duyduğunu gösteriyor.
İki sürüm
Kalem Odası. Tuna Bey, kendi davasında bilirkişinin değiştirilmesini sağlamış. Meral Hanım bu değişikliğin işleri bir yıl daha uzatacağını biliyor.
İlk taslak
TUNA
Bilirkişi değişti, Meral Hanım. Hâkim bey talebimizi kabul etti.
MERAL
Bunu yapmanız doğru değildi, Tuna Bey. Dosya bir yıl daha uzayacak.
TUNA
Müvekkilimin hakkı.
MERAL
Biliyorum ama yine de yanlış buluyorum.
Yeniden yazım
TUNA
Bilirkişi değişti, Meral Hanım. Hâkim bey talebimizi kabul etti.
MERAL
Hayırlı olsun.
TUNA
Sağ olun.
MERAL
Yeni bilirkişi de raporunu bir yılda yazar inşallah.
Tuna bir an duruyor.
TUNA
İnşallah.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kalıp söz, belli bir durumda söylenmesi beklenen hazır ifadedir; çoğunun bir de kalıp karşılığı vardır.
- Kalıp söz boşluk doldurabilir, konuşmayı kapatabilir, karşıdakini sınayabilir ya da ironiye dönüşebilir.
- Kalıp karşılığın bozulması beklenen çifti kırar ve dikkat çeker.
- İş görmeyen kalıp söz kesilir; iş gören kalıp söz sahnenin en ince repliği olabilir.
İlk taslakta Meral eleştirisini açıkça söylüyor. Bu, bir yazı işleri müdürünün bir avukata karşı yapacağı bir şey değil. Hem Tuna'nın yüzüne doğrudan bir saldırı hem de Meral'in konumunun dışına çıkması. Sahne bir tartışmaya dönüşüyor ve iki taraf da düz kalıyor.
Yeniden yazımda Meral yalnız kalıp sözler kullanıyor. «Hayırlı olsun» yerinde bir söz gibi görünüyor ama ironik: Meral bu değişikliğin hayırlı olmadığını düşünüyor. Tuna kalıp karşılıkla cevap veriyor, «Sağ olun», ironiyi duymamış gibi. Meral ikinci kalıp sözle eleştirisini tamamlıyor: «inşallah». Bir dua kılığında bir uyarı. Tuna'nın duraksaması, bu kez duyduğunu gösteriyor. Onun «İnşallah»ı ise teslim olmuş bir kabul. Meral hiçbir şey eleştirmedi, ama her şeyi söyledi.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKalıp sözler boş laftır, sahneden çıkarılmalıdır.
Çoğu zaman öyledir; bir şey saklamayan ya da sınamayan kalıp söz sahneyi oyalar. Ama kalıp söz bir kaçış, bir kapanış, bir sınav ya da bir ironi taşıyorsa, sahnenin en ince repliği olabilir.
Yaygın yanlışKalıp söz her zaman söylendiği anlama gelir.
«Hayırlı olsun» bir tebrik de olabilir, bir alay da. Kalıp sözün sözcükleri önceden belli olduğu için anlamını tamamen bağlam ve ton belirler.
Yaygın yanlışBir karakterin kalıp sözleri ona yerellik ya da dindarlık katar.
Kalıp sözler Türkçenin gündelik dokusudur; bir karakteri yalnız onlarla kurmak onu bir karikatüre çevirir. Kalıp sözlerin sıklığı ve kullanım biçimi bir işarettir; karakteri ise ancak arkasındaki insan kurar.
Kendi sahnende
Özet
- Kalıp söz, belli bir durumda söylenmesi beklenen hazır ifadedir; çoğunun bir de kalıp karşılığı vardır.
- Kalıp söz boşluk doldurabilir, konuşmayı kapatabilir, karşıdakini sınayabilir ya da ironiye dönüşebilir.
- Kalıp karşılığın bozulması beklenen çifti kırar ve dikkat çeker.
- İş görmeyen kalıp söz kesilir; iş gören kalıp söz sahnenin en ince repliği olabilir.
Kendini sına
- Kalıp söz ile kalıp karşılık arasındaki ilişki nedir?
- Kapı sahnesinde Hacer'in «Geçmiş olsun» demesi nasıl bir sınava dönüşüyor?
- Tuna bilirkişinin değiştiğini haber verdiğinde Meral'in kalıp sözleri ne iş görüyor?
Yanıtlar
- Kalıp söz bir çiftin birinci parçası gibi çalışır ve belli bir kalıp karşılık bekler: «Eline sağlık»a «Afiyet olsun», «Başınız sağ olsun»a «Dostlar sağ olsun». Bu öngörülebilirlik, karşılığın gelmemesini ya da bozulmasını hemen fark edilir kılar.
- Hacer bunu bir nezaket olarak söylüyor, ama Şükrü «Neden?» diye soruyor. Bu soru, Şükrü'nün başının döndüğünü kimseye söylemediğini ve haberin Sevgi üzerinden yayıldığını ortaya çıkarıyor.
- «Hayırlı olsun» ve «inşallah» yerinde sözler gibi görünüyor ama ironik. Meral bilirkişi değişikliğini eleştirmeden eleştiriyor; bir dua kılığında bir uyarı yapıyor ve Tuna'nın yüzüne doğrudan dokunmadan ona yerini hatırlatıyor.
Sonraki derse köprü
Kalıp sözlerin büyük kardeşleri deyimler ve atasözleridir. «Dut yemiş bülbül gibi», «Damlaya damlaya göl olur», «Ağaç yaşken eğilir». Bir karakterin ağzındaki deyim ona renk mi katar, yoksa onu bir klişeye mi çevirir? Sıradaki ders deyim ve atasözünün ölçüsünü arıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.