2.2 · Seviye 1 · Konuşmanın Malzemesi
Hitap
"Abi", "hocam", "yenge", "efendim", "kardeşim", "müdürüm" gibi hitapların ilişkiyi tek kelimede kurduğunu ve değiştiğinde ilişkinin de değiştiğini görür
Diyalog Akademisi · Türkçenin Konuşma Dili · 1.522 kelime · 18 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir taksiye biniyorsun. Şoför yirmi yaşında da olabilir, altmış yaşında da. Ona ne diyeceksin? «Abi», «usta», «kaptan», «hocam», «beyefendi». Seçtiğin kelime, cümlenin geri kalanından önce bir şey söyler: kendini onun karşısında nereye koyduğunu.
Türkçede insanlar birbirine çok sık seslenir. Adla, unvanla, akrabalık kelimesiyle, bir sevgi sözüyle. Bu sesleniş bir süs değildir. Her seferinde bir ilişkiyi kurar ya da yeniden onaylar. Biri bu kelimeyi değiştirdiğinde, ilişkiye de dokunmuş olur. Bunu herkes hisseder; çoğu zaman da kimse yüksek sesle söylemez.
Türkçenin diyaloğa sunduğu en zengin araçlardan biri budur. Tek bir kelimeyle iki karakterin yaşını, yakınlığını, statüsünü, memleketini ve o anki duygusunu gösterebilirsin. Bu ders o kelimeleri anlatıyor.
Tek fikir
Hitap bir ilişkiyi tek kelimede kurar. Bir karakterin ötekine nasıl seslendiği değiştiğinde, aralarındaki ilişki de değişmiştir.
Kavram
Türkçe hitapları kabaca dört aileye ayırabiliriz. Her aile başka bir ilişki kurar.
İlki adla yapılan hitaptır. Yalnız ad yakınlık ya da eşitlik kurar: «Sevgi». Adın arkasına «Bey» ya da «Hanım» eklemek saygılı bir mesafe koyar: «Meral Hanım». Soyadla «Bey» ya da «Hanım» daha resmîdir. «Efendi» ise bugün çoğunlukla belli meslekler ve yaşlar için kalmıştır: «Cemil Efendi» bir mübaşirin, bir kapıcının, bir çaycının eski usul hitabıdır ve hem saygı hem de bir sınıf işareti taşır.
İkincisi unvanla yapılan hitaptır. «Hocam», «doktor bey», «müdürüm», «usta», «şef», «avukat hanım». Unvan kişiyi işiyle çağırır. Bu bir saygı olabilir, bir mesafe olabilir, bazen de bir alay. «Hocam» bugün Türkiye'de öğretmen olmayan birçok kişiye de söylenir ve tek başına bir yakınlık ya da şaka taşıyabilir.
Üçüncüsü akrabalık kelimeleriyle yapılan hitaptır. «Abi», «abla», «amca», «teyze», «yenge», «dayı», «kardeşim», «oğlum», «kızım». Türkçede bu kelimeler yalnız akrabaya söylenmez. Bakkala «abi», yaşlı bir komşuya «teyze», genç bir garsona «kardeşim» denir.
Bu küçük kelimeler büyük şeyler taşır. «Abi» diyen genç, karşısındakini korunacak değil koruyacak biri olarak çağırır. «Oğlum» diyen yaşlı, bir öğüt verme ya da azarlama hakkını önceden alır. «Kardeşim» ise yumuşak söylendiğinde bir dostluk, sert söylendiğinde bir tehdit olabilir: «Bak kardeşim...»
Dördüncüsü sevgi ve yakınlık sözleridir. «Canım», «kuzum», «güzelim», «aslanım». Bunlar en yakın ilişkilerin hitabıdır. Ama yanlış yerde kullanıldıklarında başka bir şeye dönüşür. Bir toplantıda bir yöneticinin genç bir çalışana «canım» demesi, yakınlık değil üstünlük kurar.
Hitaplar zamanla ve yerle de değişir. «Küçükhanım», «beyefendi», «hemşerim» gibi sözler belli bir kuşağın ağzında daha sık duyulur; «kanka», «hocam» ya da «abim» başka bir kuşağın. Bir karakterin hangi hitapları kullandığı, onun hangi yıllarda büyüdüğünü sessizce söyler. Bölgeye göre de hitaplar farklılaşır: Karadeniz'de «uşağum», bazı yörelerde «gardaş», «bacım». Bunlar bir karakteri yerine oturtmak için güçlü işaretlerdir, ama tek başına bir karakter yapmazlar. Bir Karadenizliyi yalnız «uşağum» diyen biri olarak yazmak, onu bir kelimeye indirgemektir. Yöresel hitap, ancak arkasında bir insan kurulmuşsa işe yarar.
Diyalog yazarı bu hitaplarla üç iş yapabilir.
İlki karakteri ve ilişkiyi kurmaktır. Bir karakterin herkese «hocam» demesi onun yaşı, çevresi ve konuşma alışkanlığı hakkında bir şey söyler. İki karakterin birbirine farklı hitapla seslenmesi, örneğin birinin «Meral Hanım», ötekinin «Ozan» demesi, aralarındaki statü farkını hiç açıklamadan gösterir.
İkincisi değişimi göstermektir. Hitabın değiştiği an, ilişkinin değiştiği andır. Yıllarca «abi» diyen biri bir gün «Şükrü Bey» derse, bir şey olmuştur. Bir sevgilinin adınızı tam söylemesi de öyle. Yazar bu kaymayı hiçbir açıklama yapmadan kullanabilir; seyirci onu hemen duyar.
Üçüncüsü ironi kurmaktır. Aşırı saygılı bir hitap, yerinde değilse bir alaya dönüşür. Genç bir kâtibe «Ozan Bey» diyen bir avukat, ona saygı göstermiyor; onunla eğleniyor.
Hitabın yokluğu da bir hitaptır. Birine hiç seslenmemek, adını ağzına almamak, «sen» bile dememek, bir öfkenin ya da bir yabancılaşmanın işareti olabilir. Kırgın bir evlat babasına «baba» demekten kaçınır ve cümlelerini ona doğrudan değil, havaya söyler. Sayfada bunu kurmak kolaydır: bir karakterin bütün replikleri hitapsız kalır, öteki karakterin her repliği ise onun adını taşır. Aradaki dengesizliği seyirci kısa sürede duyar.
Sahnede
Son Sefer. Durak kahvesinde öğle. Kerem elinde bir zarfla içeri giriyor. Şükrü bir masada, Nazmi tezgâhta.
İÇ. DURAK KAHVESİ — ÖĞLE. Şükrü bir masada, önünde çay. Nazmi tezgâhta bardak siliyor. Kerem içeri giriyor, ceketini düzeltiyor, elinde bir zarf.
KEREM
Şükrü Bey. Peşinatı getirdim.
Şükrü başını kaldırıyor. Nazmi bardak silmeyi bırakıyor.
ŞÜKRÜ
Bey?
KEREM
Yani... iş konuşuyoruz diye. Usulü böyle diye.
ŞÜKRÜ
Usulünü kim söyledi?
KEREM
Sevgi abla. Noterde öyle konuşulurmuş.
NAZMİ
(tezgâhtan)
Burası noter mi oğlum?
ŞÜKRÜ
İş konuşacaksan git noterle konuş. Bana abi diyeceksin.
Kerem zarfı masaya bırakıyor. Oturmuyor.
KEREM
Peki abi.
ŞÜKRÜ
Otur.
Kerem içeri girerken yıllardır kullandığı hitabı bırakıyor ve «Şükrü Bey» diyor. Bu tek kelime, ikisinin arasındaki ilişkiyi bir alım satım ilişkisine çeviriyor. Kerem bunu bir saygı ve bir ciddiyet işareti olarak yapıyor. Şükrü ise bunu bir yabancılaşma olarak duyuyor. «Bey?» tek heceli bir onarım isteği, ama asıl anlamı bir itiraz.
Nazmi'nin «oğlum» demesi de bir hitap hamlesi. Kahvenin sahibi, Kerem'e kendi babası gibi seslenerek ona hangi aileye ait olduğunu hatırlatıyor. Sonra Şükrü kuralı açıkça koyuyor: «Bana abi diyeceksin.» Bu, bir satışın ilişkiyi bozmasına izin vermeme kararı. Kerem'in «Peki abi» cevabı eski hitaba dönüş. Ama zarfı bırakıp oturmaması, ikisi arasında bir şeyin yine de değiştiğini gösteriyor. Şükrü'nün son kelimesi «Otur» bir emir değil, bir kabul: masaya geri dön.
İki sürüm
Kalem Odası. Tuna Bey dosyasını istiyor. Odada Ozan ve Cemil Efendi var.
İlk taslak
TUNA
Ozan, dosyamı getirir misin?
OZAN
Tabii Tuna, hemen getiriyorum.
CEMİL
Ozan, sen otur, ben getiririm.
TUNA
Teşekkürler Cemil.
Yeniden yazım
TUNA
Ozan Bey, dosyamı lütfeder misiniz?
OZAN
Hemen, Tuna Bey.
CEMİL
Dur evladım, ben getiririm. Sen otur.
TUNA
Cemil Efendi, sizi yormayalım.
CEMİL
Yorulmam, avukat bey. Yirmi yıldır bu koridordayım.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Hitap, konuşanın karşısındakine seslendiği ad, unvan ya da kelimedir ve bir ilişkiyi tek kelimede kurar.
- Türkçede adla, unvanla, akrabalık kelimesiyle ve sevgi sözüyle yapılan hitaplar ayrı ilişkiler kurar.
- Akraba olmayana «abi», «teyze», «oğlum» demek, onu bir an için ailenin içine alır ve bir sıralama kurar.
- Hitabın değiştiği an ilişkinin değiştiği andır; yersiz bir saygı hitabı ise alaya dönüşür.
İlk taslakta herkes herkese adıyla sesleniyor. Bu bir eşitlik, ama sahnede olmayan bir eşitlik. Bir avukat, yeni bir kâtip ve yaşlı bir mübaşir aynı biçimde konuşuyor. Hiçbir ilişki görünmüyor.
Yeniden yazımda her hitap bir ilişki kuruyor. Tuna, genç kâtibe «Ozan Bey» diyor ve «lütfeder misiniz» ile süslüyor. Bu aşırı nezaket bir alay. Ozan ise «Tuna Bey» diyerek beklenen saygıyı gösteriyor. Cemil, Ozan'a «evladım» diyerek onu koruması altına alıyor. Tuna'nın «Cemil Efendi»si eski usul bir saygı; içinde bir sınıf işareti de saklı. Cemil'in cevabı en ilginç olanı: «avukat bey». Adı değil, unvanı söylüyor. Bu bir saygı gibi görünüyor ama bir mesafe de koyuyor. Yirmi yıllık mübaşir, kendisinden genç avukata yerini hatırlatıyor.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKarakterler birbirine adıyla seslenirse sahne daha sade olur.
Adla hitap Türkçede yakınlık ya da eşitlik bildirir. Bütün karakterlerin birbirine adıyla seslendiği bir sahne, yaşları, statüleri ve ilişkileri farklı insanları eşitler ve onları silikleştirir.
Yaygın yanlış«Abi» ve «abla» kardeşler arasında kullanılır.
Türkçede bu kelimeler sokakta, dükkânda, işyerinde, akraba olmayanlara her gün söylenir. Bu kurgusal akrabalık, karakterler arasında anında bir sıcaklık ve bir sıralama kurar. Onu kullanmamak, Türk karakterlerini yabancı bir filmden çevrilmiş gibi konuşturur.
Yaygın yanlışSaygılı hitap her zaman saygı demektir.
Aşırı ya da yersiz bir saygı hitabı alaya dönüşür. «Beyefendi», «hanımefendi», «Ozan Bey» doğru tonla söylendiğinde bir hakaretten daha keskin olabilir.
Kendi sahnende
Özet
- Hitap, konuşanın karşısındakine seslendiği ad, unvan ya da kelimedir ve bir ilişkiyi tek kelimede kurar.
- Türkçede adla, unvanla, akrabalık kelimesiyle ve sevgi sözüyle yapılan hitaplar ayrı ilişkiler kurar.
- Akraba olmayana «abi», «teyze», «oğlum» demek, onu bir an için ailenin içine alır ve bir sıralama kurar.
- Hitabın değiştiği an ilişkinin değiştiği andır; yersiz bir saygı hitabı ise alaya dönüşür.
Kendini sına
- Kurgusal akrabalık nedir ve sahnede ne iş görür?
- Kahve sahnesinde Kerem'in «Şükrü Bey» demesi neden Şükrü'yü rahatsız ediyor?
- Dosya sahnesinin yeniden yazımında Cemil'in «avukat bey» demesi ne anlatıyor?
Yanıtlar
- Akraba olmayan birine «abi», «abla», «teyze», «oğlum» gibi akrabalık kelimeleriyle seslenmektir. Karakterler arasında anında bir sıcaklık ve bir sıralama kurar: «abi» diyen kendini küçük, karşısındakini büyük ve koruyucu olarak konumlar.
- Çünkü yıllardır «abi» diyen Kerem'in birden «Bey» demesi, aralarındaki ilişkiyi bir alım satım ilişkisine çeviriyor. Şükrü bunu bir ciddiyet değil, bir yabancılaşma olarak duyuyor ve eski hitaba dönülmesini istiyor.
- Cemil adı değil unvanı söylüyor. Bu saygılı görünür ama bir mesafe koyar. Yirmi yıllık mübaşir, kendisinden genç ve ona «Cemil Efendi» diyen avukata yerini hatırlatıyor.
Sonraki derse köprü
Hitabın en temel biçimi iki küçük zamirde saklı. Birine «sen» mi diyeceksin, «siz» mi? Bu seçim bir kez yapılır ama sonsuza kadar sürmez. Ve «siz»den «sen»e geçiş, bir ilişkinin en önemli anlarından biri olabilir. Sıradaki ders, 2.3, bu geçişi bir olay olarak yazmayı ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.