18.1 · Seviye 8 · Tür ve Biçim
Komedi karakterden doğar
Espriyi yazarın değil karakterin dünyaya bakışından üretir
Diyalog Akademisi · Komedi Diyaloğu · 1.646 kelime · 25 replik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
- Senaryo Akademisi’nde: 47.6 Mizahi diyalog
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir apartmanda asansör bozuluyor. Kapıcı mesajı yazıp ilan tahtasına asıyor: «Asansör arızalıdır.» Ertesi sabah ilanın altı dolmuş. Emekli öğretmen kırmızı kalemle «arızalı» kelimesinin yazımını düzeltmiş, hâlbuki kelime doğru yazılmış. Üçüncü kattaki muhasebeci tamirin kaç gün süreceğini ve aidattan ne kadar düşüleceğini hesaplamış. Çatı katındaki genç bir ok çizip «merdiven bu tarafta» yazmış. En altta biri, el yazısıyla: «Allah'tan biz zemindeyiz.»
İlan tahtası bir komedi sahnesine dönmüş, ama kimse şaka yapmaya çalışmamış. Her biri, kendi dünyasından baktığı için güldürüyor. Öğretmen her şeyde bir yazım hatası arıyor, muhasebeci her şeyde bir hesap, genç her şeyde bir çözüm, zemin kattaki her şeyde kendi şansını. Komik olan şakalar değil, bakışlar.
Sekizinci seviyede diyaloğu türlere göre ele alacağız; ilk durak komedi. Komedi diyaloğu yazmanın ilk kuralı, yazarın değil karakterin güldürmesidir.
Tek fikir
Komedi karakterin dünyaya bakışından doğar. Her karakter olaylara kendi takıntısının penceresinden bakar ve bu pencere, başka bir karakterin penceresiyle ya da durumun gerçeğiyle çarpıştığında güldürür. Yazarın esprisi herkesin ağzına uyar; karakterin esprisi yalnızca onun ağzına.
Kavram
Senaryo Akademisi mizahi diyaloğu işlerken ilk maddeyi karakterin bakış açısına ayırır ve son maddede bir uyarı yapar: karakteri bir espri makinesine dönüştürmemek. Bu iki madde aynı şeyi söyler. Espri karakterden gelirse karakteri derinleştirir; yazardan gelirse karakteri bir ağız hâline getirir.
Bir karakterin komik olması için espri yapması gerekmez. Ciddi olması yeter; ama ciddiyetinin kaynağı, durumun gerektirdiği şey olmamalıdır. Bir hemşire yaralı bir kuşa da hasta gibi bakar; bir muhasebeci bir cenazede de masrafı düşünür; bir şoför bir aşk itirafının ortasında da tarifeyi hatırlar. Bunlar şaka değildir. Karakterin dünyası ile durumun dünyası arasındaki uyumsuzluktur ve seyirci bu uyumsuzluğa güler.
Bu yüzden komedi yazmaya espriden değil, karakterin takıntısından başlamak gerekir. Karakter neyi her yerde görür? Neyi her şeyden önce düşünür? Hangi kelimeleri her konuya taşır? Takıntı bulunduğunda, espri kendiliğinden gelir: karakteri takıntısına uymayan bir duruma koyun ve onun o durumu takıntısıyla ele alışını yazın.
Yazar esprisini tanımanın basit bir sınavı vardır: espriyi başka bir karakterin ağzına koyun. Hâlâ çalışıyorsa, o espri karakterin değil yazarındır. Kelime oyunları, popüler kültür göndermeleri, genel gözlemler çoğu zaman bu sınavdan kalır. Karakter esprisi ise başka bir ağızda çalışmaz; çünkü onu komik yapan, onu kimin söylediğidir.
Karakterden doğan komedinin bir avantajı daha vardır: tekrarlanabilir. Bir yazar esprisi bir kez güldürür; ikinci kez söylendiğinde bayatlar. Ama bir karakterin takıntısı, her yeni durumda yeni bir espri üretir. Seyirci bir süre sonra karakterin nasıl tepki vereceğini tahmin etmeye başlar ve tahminin doğrulanması da güldürür. Bu, uzun soluklu komedinin, özellikle dizi komedisinin temelidir.
Takıntıyı bulmanın en kolay yolu karakterin işine, korkusuna ve gururuna bakmaktır. İş, karakterin her gün kullandığı kelimeleri ve ölçüleri verir: bir şoför dakikayla, bir hemşire nabızla, bir kâtip tarihle düşünür. Korku, karakterin neyi her şeyden önce fark ettiğini verir. Gurur ise neyi savunacağını: kimse bezini küçümseyemez, kimse tarifesine karışamaz. Üçü bir araya geldiğinde karakter her olaya hazır bir tepkiyle girer.
Bir sahnede birden çok takıntı olduğunda komedi katlanır. Her karakter aynı olaya kendi penceresinden bakar ve pencereler birbiriyle çarpışır. Bir karakterin ciddi önerisi, öbürünün ciddi önerisine saçma görünür. Kimse şaka yapmaz, ama sahne güldürür. Bu çarpışmanın sırrı, her karakterin kendi takıntısında tamamen ciddi olmasıdır; biri göz kırparsa, bütün yapı çöker.
Son olarak, karakterden doğan komedi karakteri küçültmek zorunda değildir. Takıntı bir zaaf olduğu kadar bir değerdir de. Hemşirenin kuşa hasta gibi bakması komiktir, ama aynı zamanda onun şefkatini gösterir. İyi komedi seyirciyi karakterine güldürürken ona bağlar da.
Sahnede
Cumartesi sabahı, ilk sefer. Burcu gece nöbetinden çıkmış, ön koltuğa oturmak üzere. Safiye arkada. Nazmi duraktaki bankta. Kerem kapıyı açtığı anda bir güvercin içeri dalıyor.
DIŞ./İÇ. DOLMUŞ DURAĞI, DOLMUŞ — SABAH. Güvercin arka camla tavan arasında çırpınır, sonra arka koltuğun başlığına konar. Safiye çantasını göğsüne bastırır.
KEREM
Şey… dokuz dakika var kalkışa. Dokuz. Bu kuş… yani biniyor mu, iniyor mu?
BURCU
Dur, bir bakayım. Kanadını açıyor mu? Açıyor. Sağ kanat tamam. Sol… sol biraz düşük. Gözleri parlak, nefesi hızlı ama düzenli. Korkmuş. Kırık yok bence.
SAFİYE
Kızım, sen kuşa mı bakıyorsun, beni sor! Ben güvercinden korkarım!
BURCU
Sizin de nefesiniz hızlı, Safiye abla. Oturun, bir yudum su için.
Nazmi banktan kalkar, kapıya yaklaşır, içeri bakar.
NAZMİ
Güvercin girdiği yere bereket getirir, oğlum. Kovma.
KEREM
Kovmuyorum abi. Ama bereket bilet almıyor. Arka koltuk da dolu sayılırsa… şey, yolcu nereye otursun?
NAZMİ
Kırk yıldır bu durakta kuş da indi, kedi de bindi. Hepsi bir yerde iner.
BURCU
Kerem, bir havlu ver. Üstünü örteyim, sakinleşir.
KEREM
Havlu… Torpidoda bir bez var. Camları sildiğim.
BURCU
Camı sildiğin bezle kuş mu tutulur?
KEREM
Temiz, Burcu. Dün yıkadım. Ön camı.
Burcu bezi alır, güvercinin üstüne örter, iki eliyle kavrar. Kuş susar. Burcu onu dışarı çıkarır, kaldırımda bezi açar. Güvercin bir an durur, sonra uçar.
BURCU
Taburcu.
KEREM
Yedi dakika var. Yetişiriz.
Sahnede kimse şaka yapmıyor. Her karakter güvercine kendi takıntısıyla bakıyor ve hepsi tamamen ciddi.
Kerem bir şoför ve onun dünyası tarife: «Dokuz dakika var kalkışa.» Güvercin onun için bir yolcu sorunu: «biniyor mu, iniyor mu?», «bereket bilet almıyor», «arka koltuk dolu sayılırsa». Bu sonuncusu ayrıca ön koltuk ipliğine bir göndermedir; Kerem koltukları hep «dolu sayılır» diye düşünür. Burcu bir hemşire ve güvercine bir triyaj yapıyor: kanat, göz, nefes, kırık. Safiye'ye de aynı gözle bakıyor: «Sizin de nefesiniz hızlı.» Nazmi bir atasözü ve bir kırk yıl buluyor. Safiye kendi korkusunu öne itiyor.
Bu bakışlar çarpışıyor. Burcu'nun triyajı Safiye'nin korkusuna çarpıyor: Safiye bir kuştan korkuyor, Burcu onu bir hasta gibi sakinleştiriyor. Nazmi'nin bereket sözü Kerem'in tarifesine çarpıyor: «bereket bilet almıyor». Burcu'nun pratikliği Kerem'in temizlik gururuna çarpıyor: «Camı sildiğin bezle kuş mu tutulur?» — «Temiz. Dün yıkadım.» Her çarpışmada iki ciddi karakter birbirine saçma görünüyor.
Ve son iki replik iki takıntının kapanışı. Burcu kuşu bir hasta gibi bırakıyor: «Taburcu.» Kerem tarifeye dönüyor: «Yedi dakika var.» Bu son replikler yazarın esprisi değil; ikisi de karakterlerin hiç düşünmeden söyleyeceği cümleler. «Taburcu»yu Kerem söylese çalışmaz; «Yedi dakika»yı Burcu söylese anlamsız olur.
İki sürüm
Aynı sahnenin yazar esprileriyle yazılmış hâli.
İlk taslak
KEREM
Vay, bu güvercin de dolmuşa binmiş! Ama bilet almadı!
BURCU
Belki öğrenci indirimi istiyordur.
SAFİYE
Bu kuş beyinli de nereden çıktı şimdi?
NAZMİ
Hayırdır inşallah, kuş da yolcu oldu bu devirde!
KEREM
Bir dahaki sefere kanat ücreti alırım.
Yeniden yazım
KEREM
Şey… dokuz dakika var kalkışa. Bu kuş… yani biniyor mu, iniyor mu?
BURCU
Sağ kanat tamam. Sol biraz düşük. Gözleri parlak. Kırık yok bence.
SAFİYE
Kızım, sen kuşa mı bakıyorsun, beni sor!
BURCU
Sizin de nefesiniz hızlı, Safiye abla.
NAZMİ
Güvercin girdiği yere bereket getirir, oğlum.
KEREM
Ama bereket bilet almıyor.
BURCU
Taburcu.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Komedi karakterin dünyaya bakışından doğar.
- Komik takıntı, karakterin her durumu süzdüğü sabit bakıştır; uygunsuz durumlara uygulandığında güldürür.
- Yazar esprisi herkesin ağzına uyar; karakter esprisi yalnızca onun ağzında çalışır.
- Takıntılar çarpıştığında komedi katlanır; ama her karakter kendi takıntısında ciddi kalmalıdır.
- Karakterden doğan komedi karakteri küçültmez; onu derinleştirir.
İlk taslakta herkes şaka yapıyor ve şakalar birbirinin yerine geçebilir. «Belki öğrenci indirimi istiyordur» cümlesini Burcu da söyleyebilir, Kerem de, Safiye de. «Kuş beyinli» bir kelime oyunu ve Safiye'nin korkusunu değil, yazarın sözlüğünü gösteriyor. «Kanat ücreti» de öyle. Her karakter göz kırpıyor; kendi esprisinin farkında. Sahne bir espri yarışması ve sonunda kimse kimseyi tanımıyor.
Yeniden yazımda espri yok, bakış var. Kerem'in «bilet» kelimesi iki sürümde de geçiyor ama ilk taslakta bir şaka, yeniden yazımda bir dert: tarifeyi tutturmaya çalışan bir şoförün gerçek kaygısı. Burcu'nun triyajı, onun bir gece nöbetinden çıktığını ve hâlâ nöbette olduğunu gösteriyor. Seyirci hepsine gülüyor ve gülerken onları tanıyor.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKomedi sahnesi esprilerle doldurulur; ne kadar çok espri, o kadar komik.
Esprilerle dolu bir sahne bir espri yarışmasına döner. Komedi karakterlerin bakışından doğar ve çoğu zaman kimse şaka yapmaz.
Yaygın yanlışKomik karakter, şaka yaptığını bilen karakterdir.
Karakter kendi takıntısında tamamen ciddi olmalıdır. Göz kırpan bir karakter seyircinin bulacağı komediyi önceden harcar.
Yaygın yanlışKomik bir espri, hangi karakter söylerse söylesin komiktir.
Bir espri başka bir karakterin ağzında da çalışıyorsa, o espri karakterin değil yazarındır. Karakter esprisi yalnızca onun ağzında çalışır.
Kendi sahnende
Özet
- Komedi karakterin dünyaya bakışından doğar.
- Komik takıntı, karakterin her durumu süzdüğü sabit bakıştır; uygunsuz durumlara uygulandığında güldürür.
- Yazar esprisi herkesin ağzına uyar; karakter esprisi yalnızca onun ağzında çalışır.
- Takıntılar çarpıştığında komedi katlanır; ama her karakter kendi takıntısında ciddi kalmalıdır.
- Karakterden doğan komedi karakteri küçültmez; onu derinleştirir.
Kendini sına
- Burcu'nun güvercine bakışı neden komik ve onu nasıl gösteriyor?
- «Ama bereket bilet almıyor» cümlesi hangi iki bakışın çarpışması?
- İlk taslaktaki «Belki öğrenci indirimi istiyordur» neden bir yazar esprisi?
Yanıtlar
- Burcu güvercine bir hasta gibi triyaj yapıyor: kanat, göz, nefes, kırık; Safiye'ye de aynı gözle bakıyor. Bu, bir hemşirenin takıntısının bir kuşa uygulanması. Aynı zamanda onun gece nöbetinden çıkmış ve hâlâ nöbette olduğunu, şefkatini gösteriyor.
- Nazmi'nin atasözü ve geçmişe dönük bakışı («bereket getirir») ile Kerem'in tarifeye ve yolcuya bakan şoför bakışı. Kerem atasözünü ciddiye alıyor ama kendi dünyasına çeviriyor.
- Çünkü aynı cümleyi sahnedeki herhangi bir karakter söyleyebilir; Burcu'nun bakışından değil, yazarın zekâsından geliyor. Burcu'yu göstermiyor, yalnızca bir şaka yapıyor.
Sonraki derse köprü
Burcu'nun «Taburcu» demesi bir kelimeydi ama güldürdü, çünkü önceki bütün triyaj onu hazırlamıştı. Bir sonraki ders bu hazırlığa bakıyor: esprinin kurulum ve vuruş yapısına, ve vuruş kelimesini cümlenin sonuna taşımaya.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.