17.5 · Seviye 7 · Sahne Türleri · Atölye
Monoloğu kesintiye uğratmak
Bir sayfalık bir monoloğu, dinleyenin üç müdahalesiyle bir sahneye çevirir
Diyalog Akademisi · Monolog ve Kamusal Konuşma · 1.449 kelime · 19 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Görev
Bu atölyede bir sayfalık bir monolog yazacaksın ve sonra onu bir sahneye çevireceksin. Araç tek: dinleyenin üç müdahalesi. Ne fazla ne eksik. Monoloğun sözleri büyük ölçüde aynı kalacak; değişen, araya giren üç an ve onlardan sonra konuşanın yönü olacak.
Neden üç? Çünkü bir müdahale bir kesintidir, iki müdahale bir tekrardır, üç müdahale ise bir yapıdır. Üç müdahale monoloğu dört parçaya böler ve her parçanın kendi yönü olur. Dörtten fazlası monoloğu diyaloğa çevirir; konuşanın birikimi dağılır. Üç, hem birikimi korur hem de monoloğa bir hareket verir.
Bu modülde gördüğümüz her şey bu atölyede birleşiyor. Monoloğun bir isteği ve bir iç engeli olmalı; dinleyenin tepkileri onu cesaretlendirmeli, ona direnmeli ya da onu saptırmalı; kalabalık ya da tek kişi, dinleyenin varlığı konuşanın ne söyleyebileceğini belirlemeli.
İş sırayla dört aşamadan geçer.
Birinci adım: tek parça monolog. Konuşanın isteğini ve iç engelini kendi notun için yaz. Sonra monoloğu dinleyen hiç yokmuş gibi, bir sayfa boyunca, tek parça yaz. Bu taslak kötü olabilir; amacı malzeme toplamak.
İkinci adım: dönüm noktaları. Taslağı oku ve üç yer işaretle: konuşanın asıl söze en çok yaklaştığı yer, ondan en çok kaçtığı yer ve kendini en çok koruduğu yer. Bu üç yer, müdahalelerin adaylarıdır.
Üçüncü adım: müdahaleler. Her işaretli yere dinleyenin bir tepkisini koy. Üçü aynı türden olmasın: biri bir hareket olsun, biri bir soru, biri bir düzeltme ya da bir sessizlik. Her biri dinleyenin karakterinden gelsin.
Dördüncü adım: yeniden yönlendirme. Her müdahaleden sonra gelen cümleyi yeniden yaz. O cümle artık müdahaleye bir cevap olmalı ve monoloğu taslaktakinden başka bir yere götürmeli. Bitirince taslağı ve yeni sahneyi yan yana koy. Yeni sahnenin sonu taslağın sonundan farklıysa, müdahaleler işini yaptı.
Örnek çözüm
Görevi dolmuş hattıyla yapalım. Zehra Hanım'ın kırkının ertesi sabahı. Şükrü ile Rıfat, kapıda verdikleri sözle, sabah yedide mezarlığa gidiyorlar. Rıfat babası Kadir'in ve annesinin yan yana mezarlarının başında konuşacak; Şükrü dinleyecek.
Rıfat'ın isteği: kırkta salonda yarım kalan şeyi tamamlamak. Şükrü'ye, yıllarca annesine çalınan kornanın neden çalındığını sormak. İç engeli: gurur ve utanç. Bunu sormak, oğul olarak orada olmadığını bir kez daha kabul etmek demek. Rıfat sert ama sıcak bir adam; sert yanı soruyu engelliyor.
İlk taslak
Önce tek parça monolog, Şükrü yokmuş gibi.
DIŞ. MEZARLIK — SABAH. İki mezar yan yana. Rıfat ayakta, elinde bir şişe su. Şükrü biraz geride.
RIFAT
Babam bu saatte ilk seferdeydi. Ben hiç binmedim o sefere. Uyurdum. Annem balkondan seyrederdi. Ben bilmezdim bunu.
RIFAT
Babam öldükten sonra da seyretmiş. Yıllarca. Sen korna çalmışsın, abi. Sonra Kerem. Ben cenazede öğrendim. Kırkta da söyledim zaten, herkes duydu.
RIFAT
Babam bana hiç bir şey anlatmazdı. Arabayı, hattı, seferi. Ben de sormazdım. Belki sana anlatırdı. Sen bilirsin.
RIFAT
Neyse. Su dökeyim. Annem suyu severdi, çiçekleri sulardı. Bunlar da sulansın.
Bu taslakta Rıfat bütün malzemeyi döküyor ama hiçbir yere varmıyor. Asıl soruyu, «neden çaldın?» sorusunu, hiç sormuyor; ona yaklaşıyor («Sen bilirsin») ve hemen suya kaçıyor. Üç dönüm noktası işaretlenebilir: «Ben bilmezdim bunu» (asıl söze yaklaşma), «Kırkta da söyledim zaten» (kendini koruma), «Sen bilirsin» (en yakın an, hemen ardından kaçış).
Yeniden yazım
Şimdi aynı monolog, Şükrü'nün üç müdahalesiyle.
DIŞ. MEZARLIK — SABAH. İki mezar yan yana. Rıfat ayakta, elinde bir şişe su. Şükrü biraz geride.
RIFAT
Babam bu saatte ilk seferdeydi. Ben hiç binmedim o sefere. Uyurdum. Annem balkondan seyrederdi. Ben bilmezdim bunu.
Şükrü yürür, Rıfat'ın elinden su şişesini alır, kapağını açar, geri verir.
RIFAT
Açıktı zaten, abi. Neyse. Babam öldükten sonra da seyretmiş. Yıllarca. Sen korna çalmışsın. Kırkta söyledim, herkes duydu, tamam. Ama ben sana bir şey sormadım.
ŞÜKRÜ
Sor.
RIFAT
Babam bana hiç bir şey anlatmazdı. Arabayı, hattı. Belki sana anlatırdı. Sen… niye çaldın, abi? Annem senin neyindi? Babam iki çalardı, sen de iki çaldın, babamın yerine mi?
ŞÜKRÜ
Üç.
Rıfat ona bakar.
ŞÜKRÜ
Kadir üç çalardı. Ben iki çaldım. Bir eksik.
Uzun bir sessizlik. Rıfat şişeyi eğer, suyu annesinin mezarına döker, yavaşça. Sonra babasınınkine.
RIFAT
Annem sayardı herhalde.
ŞÜKRÜ
Sayardı.
Üç müdahale üç ayrı türden. Birincisi bir hareket: Şükrü şişeyi alıp açıyor. Şişe zaten açık; hareketin işi bir şeyi yapmak değil, Rıfat'a orada olduğunu söylemek. Rıfat bunu bir izin gibi okuyor ve taslakta kendini koruduğu yeri, «Kırkta da söyledim zaten», bir itirafa çeviriyor: «Ama ben sana bir şey sormadım.»
İkincisi tek kelimelik bir ara söz: «Sor.» Şükrü'nün sesi: kısa, olgulu, dolgusuz. Bu kelime Rıfat'ın iç engelini kaldırıyor; taslakta «Sen bilirsin» diyip kaçtığı yerde, şimdi soruyu soruyor. Soru dağınık geliyor, üç soru birden, çünkü yıllardır biriken bir şey bir anda çıkıyor.
Üçüncüsü bir düzeltme: «Üç.» Bu, monoloğun yönünü tamamen değiştiriyor. Rıfat bir yanlış bilgiyle konuşuyordu: babası iki çalardı. Şükrü onu düzeltiyor ve düzeltmenin içinde bir cevap veriyor: kendisi bir eksik çaldı. Neden bir eksik olduğunu söylemiyor; seyirci kendi bulur: o eksik korna Kadir'in yeri. Taslağın sonu bir kaçıştı, «su dökeyim»; yeni sahnenin sonu bir anlaşma: annesi kornaları sayardı, ve sayıp bir eksik olduğunu bilirdi.
Bir şeye daha dikkat et: Rıfat'ın sözlerinin çoğu taslaktan geliyor. «Babam bu saatte ilk seferdeydi», «Uyurdum», «Babam bana hiç bir şey anlatmazdı» iki sürümde de aynı. Atölyenin amacı monoloğu baştan yazmak değil; malzemeyi koruyup ona bir dinleyen vermek. Değişen cümleler yalnızca müdahalelerden hemen sonra gelenler. Bu, yeniden yazımı ölçülebilir kılıyor: taslakla yeni sahneyi yan yana koyduğunda farkın tam olarak nerede doğduğunu görebiliyorsun.
Müdahalelerin sırası da bir karar. Hareket önce geliyor, çünkü Rıfat henüz konuşmaya hazır değil ve bir söz onu kaçırabilirdi; sözsüz bir yakınlık daha az tehditkâr. Ara söz ikinci, çünkü Rıfat artık bir soru sormanın kıyısında ve tek bir kelime onu itebilir. Düzeltme en sonda, çünkü ancak soru sorulduktan sonra bir cevap verilebilir. Sıra değişseydi, örneğin Şükrü daha başta «Üç» deseydi, bu kelime bağlamsız kalır ve Rıfat'ın sorusunu önceden cevaplayarak monoloğu öldürürdü.
Hatayı bul
Aşağıdaki deneme kuralı harfiyen uyguluyor: üç müdahale var. Yine de sahne taslağın vardığı yerden bir adım öteye gitmiyor. Okumadan önce kendine sor: Şükrü'nün tepkilerinden hangisi Rıfat'ı bir yere itiyor?
RIFAT
Babam bu saatte ilk seferdeydi. Ben hiç binmedim o sefere. Uyurdum.
ŞÜKRÜ
Hı.
RIFAT
Annem balkondan seyrederdi. Sen korna çalmışsın, abi. Ben cenazede öğrendim.
ŞÜKRÜ
Doğru.
RIFAT
Babam bana hiç bir şey anlatmazdı. Belki sana anlatırdı.
ŞÜKRÜ
Anlatırdı tabii.
RIFAT
Neyse. Su dökeyim.
Cevap
Bu denemedeki üç müdahalenin üçü de aynı türden: onay. «Hı», «Doğru», «Anlatırdı tabii». Her biri Rıfat'ın söylediğini kabul ediyor ve hiçbirini değiştirmiyor. Rıfat her müdahaleden sonra taslakta zaten söyleyeceği cümleye geçiyor. Sonuç olarak sahnenin sonu taslağın sonuyla aynı: «Neyse. Su dökeyim.» Müdahaleler var ama yapı yok; monolog yalnızca üç yerden kesilmiş.
Bir başka sorun da müdahalelerin yeri. Müdahaleler dönüm noktalarına değil, düzenli aralıklara konmuş: her iki cümlede bir. Bu, bir dinleyenin değil bir metronomun ritmi. Doğru yer, konuşanın sözü ağzının ucuna getirip geri yuttuğu andır. «Belki sana anlatırdı» cümlesi tam böyle bir yer; Rıfat orada soruya en yakın. Ama Şükrü'nün «Anlatırdı tabii» cevabı, Rıfat'ın soruyu sormasına gerek bırakmıyor. Bir onay, iç engeli aşmaya yardım etmiyor; tam tersine, konuşanın kaçışını kolaylaştırıyor.
Üçüncü sorun ses. «Anlatırdı tabii» Şükrü'nün sesi değil; o tahmin etmez, olgu söyler. Şükrü «tabii» demez.
Düzeltmenin yolu, her müdahaleye şu soruyu sormaktır: bu tepkiden sonra Rıfat taslaktakinden başka bir cümle kurmak zorunda kalıyor mu? Kalmıyorsa, tepki boşa yazılmıştır. Bir hareket, bir soru, bir düzeltme seç; her birini konuşanın kaçtığı yere koy ve onu oradan çıkmaya zorla.
Teslim
Rubrik
Yeni sahneni taslağın yanına koy ve beş ölçüte göre puanla.
- Müdahale sayısı ve türü. Zayıf: üçten az ya da çok, ya da üçü aynı türden. Yeterli: üç müdahale var, en az ikisi farklı türden. Güçlü: üç müdahale üç ayrı türden ve her biri dinleyenin karakterinden geliyor.
- Yerleşim. Zayıf: müdahaleler rastgele ya da düzenli aralıklarla yerleştirilmiş. Yeterli: en az biri bir dönüm noktasında. Güçlü: üçü de konuşanın asıl söze yaklaştığı, ondan kaçtığı ya da kendini koruduğu yerde.
- Yön değişimi. Zayıf: müdahalelerden sonraki cümleler taslaktakiyle aynı. Yeterli: en az bir müdahale konuşanı yeni bir yere götürüyor. Güçlü: her müdahale, konuşanın taslakta kurmayacağı bir cümle kurmasına yol açıyor.
- Monoloğun bütünlüğü. Zayıf: müdahaleler monoloğu diyaloğa çevirmiş; konuşanın birikimi dağılmış. Yeterli: sahne hâlâ bir monolog gibi okunuyor. Güçlü: monoloğun birikimi korunmuş ve müdahaleler onu yoğunlaştırmış.
- Son. Zayıf: sahnenin sonu taslağın sonuyla aynı. Yeterli: son farklı ama bir açıklamayla geliyor. Güçlü: son, taslağın varamadığı bir yere, kısa bir sözle ya da bir eylemle varıyor.
Sonraki derse köprü
Mezarlıkta Şükrü'nün «Üç» demesi, bir monoloğun yönünü tek kelimeyle değiştirdi; o tek kelime ciddiydi, ama aynı yapı insanı güldürebilir de. Yeni seviye tür ve biçimle açılıyor. İlk modül komedi diyaloğu ve ilk ders komedinin karakterden doğduğunu gösteriyor: espriyi yazarın değil, karakterin dünyaya bakışından üretmeyi.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.