12.1 · Seviye 5 · Bilgi
Geçmişi bugüne bağlamak
Geçmişin ancak bugün bir şey istendiğinde konuşulduğu sahneyi kurar; biyografi dökümünü tanır
Diyalog Akademisi · Geçmiş, Sır ve Yalan · 1.550 kelime · 19 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
- Senaryo Akademisi’nde: 47.2 Geçmişi diyalogla anlatmak
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir bankada kredi başvurusu yapıyorsun. Memur sana geçmişini soruyor: nerede çalıştın, ne kadar kazandın, daha önce borcunu ödedin mi? Sen de anlatıyorsun; ama hayatının hikâyesini değil, yalnızca bu krediyi almana yarayacak kısmını. Çocukluğunu, ilk aşkını, babanla küslüğünü anlatmıyorsun. Geçmişin bu masada konuşuluyor, çünkü bugün bir şey istiyorsun. İstediğin şey, geçmişinin hangi parçasının konuşulacağını da seçiyor.
İnsanlar geçmişlerini çoğu zaman böyle anlatır: bugün bir şeye ihtiyaç duyduklarında, o ihtiyaca yarayacak kadar. Birine «Sen beni hiç dinlemedin» diyen kişi, geçmişi bir şikâyet için çağırır. «Annem de böyle yapardı» diyen, geçmişi bir kararı haklı çıkarmak için çağırır. Geçmiş hiçbir zaman kendi başına, bir anı olsun diye konuşulmaz.
Önceki modülde bilginin sahneye nasıl girdiğini konuştuk. Bu modül özel bir bilgi türüne bakıyor: geçmişe, sırra ve yalana. İlk adım, geçmişin diyaloğa hangi kapıdan girdiğini bulmak.
Tek fikir
Geçmiş, bugünün bir ihtiyacı onu çağırdığında konuşulur. Bir karakterin geçmişini anlatması için o anda bir sebebi olmalı: verilecek bir karar, kazanılacak bir izin, savunulacak bir hak, yöneltilecek bir suçlama. Bu sebep yoksa, geçmiş bir biyografi dökümüne dönüşür.
Kavram
Senaryo Akademisi geçmişi diyalogla anlatmayı işlerken, geçmişin bugünkü amaçla ilişkisini ve biyografi dökümünden kaçınmayı yan yana sayar. Bu ders o ikisinin bağına odaklanıyor: geçmiş, bugünkü bir amaca bağlandığında dökümden kurtulur.
Biyografi dökümünün belirtileri kolay tanınır. Karakter geçmişini kronolojik sırayla anlatır: önce doğduğu yer, sonra okulu, sonra evliliği, sonra kaybı. Anlatım tamdır, her şey yerli yerindedir. Karşısındaki dinler ve araya bir şey sokmaz. Sahnenin sonunda seyirci karakter hakkında çok şey öğrenmiştir, ama sahne hiçbir yere gitmemiştir. Bu sahnelerin çoğu, yazarın karakterini seyirciye tanıtma isteğinden doğar; karakterin kendisinin bir isteğinden değil.
Geçmişi bugüne bağlamak için önce bugünkü isteği kur. Karakter bu sahnede ne istiyor? Bir izin mi, bir af mı, bir karar mı, bir eşyayı mı? Sonra sor: geçmişin hangi parçası bu isteğe hizmet ediyor? Karakter yalnızca o parçayı anlatır. Geri kalanı, başka bir isteğin başka bir sahnesine kalır.
Bugünkü istek geçmişin biçimini de belirler. Bir savunma için çağrılan geçmiş kısa ve seçicidir; karakter yalnızca kendini haklı çıkaran kısmı söyler. Bir suçlama için çağrılan geçmiş keskin ve abartılıdır. Bir ricada çağrılan geçmiş yumuşak, bazen utangaçtır. Aynı olay, farklı isteklerin içinde farklı biçimlerde anlatılır.
Geçmiş çoğu zaman bir nesneye, bir yere ya da bir alışkanlığa yaslanarak gelir. Karakter geçmişi soyut olarak anlatmaz; bugün önünde duran bir şeyin üzerinden anlatır. Bir saat, bir anahtar, bir sandalye, bir yol. Nesne bugünde durur ve geçmişi taşır; karakter nesne hakkında konuşurken aslında geçmiş hakkında konuşur. Bu, önceki modüllerde gördüğümüz nesne üzerinden konuşmanın geçmişe uygulanmış hâlidir. Nesnenin bir avantajı daha var: seyirci onu görür. Bir karakterin «babam çok çalışkandı» demesi soyut bir bilgidir; ama masanın üstünde duran, sapı aşınmış bir çekiç, aynı bilgiyi seyircinin gözüne verir. Karakter çekiç hakkında tek bir cümle kurduğunda, geçmiş hem duyulur hem görülür. Bu yüzden geçmişi taşıyacak sahneyi yazmadan önce, o geçmişin bugünde bıraktığı izi aramak işe yarar: hangi eşya hâlâ duruyor, hangi alışkanlık hâlâ sürüyor?
Bir de geçmişin ne kadarının anlatılacağı sorusu var. Bugünkü isteğe bağlanan geçmiş genellikle eksiktir. Karakter işine yarayan kısmı söyler ve gerisini saklar. Bu eksiklik seyirci için bir merak kancası olur: anlatılmayan kısımda ne var? Bu modülün sonraki derslerinde göreceğimiz sırlar ve yalanlar, tam da bu eksik bırakılan yerlerde yaşar.
Son olarak, geçmişi dinleyen karakterin de bugünkü bir isteği olmalı. Dinleyen yalnızca dinlemek için oradaysa, sahne yine bir anlatıya döner. Dinleyen bir şey istediğinde, geçmişi kesebilir, sorgulayabilir, başka bir yöne çekebilir; geçmiş böylece iki kişinin arasında bir pazarlığa dönüşür.
Sahnede
Gülsüm Hanım kaleme gelmiş. Evin boş olduğunu ve Necdet'in taktığı kilidin hâlâ kapıda durduğunu öğrenmiş; anahtar bırakılmamış. Bugün bir şey istiyor: bir çilingir çağırıp kapıyı açtırmak.
İÇ. KALEM ODASI — SABAH. Gülsüm Meral'in masasının önünde oturuyor. Ozan kendi masasında. Gülsüm'ün elinde bir anahtarlık var, üstünde tek bir eski anahtar.
GÜLSÜM
Bir çilingir çağırsam? Kapıyı açtırsam?
MERAL
Hâkim karar vermeden o kapıyı açmayın, Gülsüm Hanım.
GÜLSÜM
Ev benim.
MERAL
Ev sizin. İçerisi daha kiracının sayılıyor. Karar çıkana kadar.
Gülsüm anahtarlığı masaya bırakır.
GÜLSÜM
Bu, Necdet'in anahtarı. O kilidi kendisi taktı. Evi aldığımız gün. İkramiyesiyle aldık, otuz yıl şekerde çalıştı, bir kilit parası kalmadı, gitti kendisi bir tane buldu.
MERAL
Anahtar size uyuyor mu?
GÜLSÜM
Uymuyor. Kiracı silindirini değiştirmiş, Recep söyledi. Kilit Necdet'in, içi başkasının.
Sessizlik. Ozan başını kaldırır.
GÜLSÜM
Çilingir gelirse kilidi kırar. Ben onu kırdırmam.
MERAL
O zaman bekleyeceğiz.
GÜLSÜM
Bekleyeceğiz.
Gülsüm bu sahnede geçmişini anlatıyor: Necdet, evin alındığı gün, ikramiye, otuz yıl, kilit. Ama bu bir biyografi dökümü değil, çünkü geçmiş bugünkü bir isteğin içinden geliyor. Gülsüm kapıyı açtırmak istiyor; Meral izin vermiyor. Geçmiş bu çarpışmada bir savunma olarak çağrılıyor: Gülsüm evin kendisine ait olduğunu, o kilidin Necdet'in emeği olduğunu söylüyor.
Geçmiş bir nesneye yaslanıyor: masaya bırakılan anahtar. Gülsüm Necdet hakkında soyut bir şey söylemiyor; anahtarın ve kilidin hikâyesini anlatıyor. Ve geçmişin hangi parçasının anlatılacağını bugünkü istek seçiyor: Necdet'in hastalığı, ölümü, evliliklerinin yılları sahnede yok. Yalnızca kilit var, çünkü bugün mesele kilit.
Sahnenin dönüm noktası, geçmişin bugünkü isteği değiştirmesi. Gülsüm geçmişi kapıyı açtırmak için çağırdı; ama anlatırken kendi isteğinin önüne bir engel koydu: çilingir kilidi kırar ve o kilit Necdet'in. Gülsüm sahnenin sonunda istediğinin tersine karar veriyor. Geçmiş bugünü değiştirdi.
İki sürüm
Aynı geçmişin biyografi dökümü olarak anlatıldığı hâli.
İlk taslak
GÜLSÜM
Necdet'le kırk yıl önce evlendik. Necdet Osmangazi'de, şeker fabrikasının yanında otuz yıl çalıştı. Emekli olunca ikramiyesiyle bu evi aldık. Kapının kilidini kendisi taktı, çok titiz bir adamdı. Sonra hastalandı, iki yıl yattı ve öldü. O zamandan beri evi kiraya verdim, kirayla maaşım ancak yetiyor.
MERAL
Başınız sağ olsun, Gülsüm Hanım.
GÜLSÜM
Sağ olun. Şimdi de bu kiracı çıktı başıma.
MERAL
Anlıyorum.
Yeniden yazım
GÜLSÜM
Bir çilingir çağırsam? Kapıyı açtırsam?
MERAL
Hâkim karar vermeden o kapıyı açmayın, Gülsüm Hanım.
GÜLSÜM
Bu, Necdet'in anahtarı. O kilidi kendisi taktı. Evi aldığımız gün.
GÜLSÜM
Çilingir gelirse kilidi kırar. Ben onu kırdırmam.
MERAL
O zaman bekleyeceğiz.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Geçmiş, bugünün bir ihtiyacı onu çağırdığında konuşulur.
- Biyografi dökümü, geçmişin bir isteğe bağlanmadan kronolojik olarak anlatılmasıdır; sahneyi durdurur.
- Bugünkü istek, geçmişin hangi parçasının, nasıl ve kime anlatılacağını seçer.
- Geçmiş çoğu zaman bugün önde duran bir nesneye yaslanarak gelir.
- Bugüne bağlanan geçmiş eksiktir; anlatılmayan kısım bir merak kancası olur ve geçmiş bugünkü bir şeyi değiştirebilir.
İlk taslakta Gülsüm hayatını kronolojik sırayla anlatıyor: evlilik, Necdet'in işi, ev, kilit, hastalık, ölüm, kira. Hiçbir cümle sahnenin o anki bir isteğine bağlı değil; Gülsüm bir şey istemiyor, yalnızca anlatıyor. Meral de yalnızca dinliyor: «Başınız sağ olsun», «Anlıyorum». Seyirci Gülsüm hakkında çok şey öğreniyor ama sahne hiçbir yere gitmiyor.
Yeniden yazımda geçmiş bir talebin içinden geliyor: Gülsüm kapıyı açtırmak istiyor ve geçmiş bu talebi savunmak için çağrılıyor. Yalnızca bugünkü isteğe hizmet eden parça anlatılıyor: anahtar, kilit, evin alındığı gün. Hastalık ve ölüm yok, çünkü bugün sorulan şey onlar değil. Ve geçmiş bir sonuç doğuruyor: Gülsüm kendi talebinden vazgeçiyor.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKarakterin geçmişini seyirciye tanıtmak için bir sahne ayırmak gerekir.
Geçmişin konuşulduğu ayrı bir tanıtım sahnesi biyografi dökümüne dönüşür. Geçmiş, bugünkü bir isteğin içinde, o isteğe yarayacak kadar anlatılmalıdır.
Yaygın yanlışGeçmiş tam ve sıralı anlatılırsa seyirci daha iyi anlar.
Tam ve sıralı anlatım bir hayat özetidir. Bugünkü isteğe bağlanan geçmiş eksik ve seçicidir; anlatılmayan kısım bir merak kancası olur.
Yaygın yanlışGeçmişi dinleyen karakter sessizce dinlemelidir.
Yalnızca dinleyen karakter sahneyi bir anlatıya çevirir. Dinleyenin de bir isteği olmalı; geçmişi kesebilmeli, sorgulayabilmeli, başka bir yöne çekebilmeli.
Kendi sahnende
Özet
- Geçmiş, bugünün bir ihtiyacı onu çağırdığında konuşulur.
- Biyografi dökümü, geçmişin bir isteğe bağlanmadan kronolojik olarak anlatılmasıdır; sahneyi durdurur.
- Bugünkü istek, geçmişin hangi parçasının, nasıl ve kime anlatılacağını seçer.
- Geçmiş çoğu zaman bugün önde duran bir nesneye yaslanarak gelir.
- Bugüne bağlanan geçmiş eksiktir; anlatılmayan kısım bir merak kancası olur ve geçmiş bugünkü bir şeyi değiştirebilir.
Kendini sına
- Gülsüm'ün geçmişi anlatmasını tetikleyen bugünkü istek nedir?
- Gülsüm'ün anlattığı geçmiş neden yalnızca kilit ve anahtarla sınırlı?
- Sahnede geçmiş bugünkü bir şeyi nasıl değiştiriyor?
Yanıtlar
- Bir çilingir çağırıp kapıyı açtırmak. Meral buna izin vermeyince Gülsüm geçmişi bir savunma olarak çağırıyor: ev onun, kilit Necdet'in emeği.
- Çünkü bugünkü mesele kapı. Necdet'in hastalığı, ölümü ve evliliklerinin yılları bu isteğe hizmet etmiyor; bu yüzden anlatılmıyor ve başka bir sahneye kalıyor.
- Gülsüm geçmişi kapıyı açtırmak için çağırdı, ama anlatırken kendi isteğinin önüne bir engel koydu: çilingir Necdet'in kilidini kırar. Sahnenin sonunda istediğinin tersine karar veriyor ve beklemeyi seçiyor.
Sonraki derse köprü
Gülsüm kilidin hikâyesini tek başına anlattı ve kimse ona itiraz etmedi. Ama geçmiş çoğu zaman bir kişinin malı değildir. Aynı olayı yaşamış iki kişi onu farklı hatırlar ve her biri kendi hatırladığını savunur. Bir sonraki ders, aynı olayı farklı hatırlayan iki kişinin geçmişi nasıl bir çatışmaya çevirdiğini inceliyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.