İçeriğe geç

0.2

Danimarka’da bir psikomotor sınıfı

Bodynamic’in 1960’lardaki gözlemden 1982’deki kuruluşa uzanan doğuşunu üç adımda anlatır.

Bodynamic Akademisi — Bölüm 0, Kapı · 1.626 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bodynamic bir gözlemle başladı. Marcher bin dokuz yüz altmışlarda psikomotor eğitimde kasların dokunuşa farklı cevaplar verdiğini ve bazı temaların hep aynı yerlerde belirdiğini fark etti.

Gözlem bir gruba açıldı. On meslektaşla kurulan geliştirme grubu kayıt tuttu, karşılaştırdı ve kurumun anlatımına göre yöntemi yıllar içinde bir sisteme dönüştürdü. Bin dokuz yüz seksen ikide bir eğitim enstitüsü doğdu.

Bu tarihçeyi büyük ölçüde yöntemin kendisi anlatıyor ve bazı sayılar kaynaktan kaynağa değişiyor. Bu, tarihi okurken sayıları değil yönü görmeyi öğretiyor: bir sezgi, başka gözler, bir sistem.

Kaan'ın defteri hâlâ çantasında. Süreyya Hanım'ın önerdiği gibi şimdi iki arkadaşıyla aynı hastaları ayrı ayrı izliyor ve notlarını cumaları birlikte okuyorlar. Bazı cümleler tutuyor, bazıları tutmuyor. Kaan ilk kez kendi gözüne değil, ortak deftere güvenmeyi öğreniyor.

Açılış sahnesi

Kaan, Ankara'da fizyoterapi bölümünün son sınıfında. Staj yaptığı rehabilitasyon merkezinde her hastadan sonra cebindeki küçük deftere iki satır yazıyor. Ne yaptığını değil, ne gördüğünü yazıyor. "Diz egzersizinde nefesini tuttu." "Annesinden söz ederken eli boynuna gitti." "Bugün ilk kez şaka yaptı, omzu ilk kez indi."

Üç ay sonra defter dolmuş. Kaan bir akşam yurtta defteri baştan sona okuyor ve bir şey fark ediyor. Bazı cümleler farklı hastalarda neredeyse aynı biçimde tekrar ediyor. Bir hasta korktuğu bir konuya gelince hep aynı yerde kasılıyor gibi. Bir başkası üzüldüğünde hep aynı yerde sönüyor gibi.

Kaan heyecanlanıyor, ama sonra bir soru takılıyor aklına. Bunu yalnız ben mi görüyorum? Belki ben aynı şeyleri aradığım için aynı şeyleri buluyorum. Ertesi gün defteri staj sorumlusu Süreyya Hanım'a gösteriyor. Süreyya Hanım defteri karıştırıyor, gülümsüyor ve şunu söylüyor: "Güzel bir başlangıç. Şimdi bunu başka gözlerle denemen lazım."

Bu derste ne olacak

Bu derste Bodynamic'in nasıl doğduğunu göreceğiz: tek bir kişinin gözlemiyle başlayan bir merakın bir çalışma grubuna, oradan da bir kuruma nasıl dönüştüğünü. Yöntemin tarihçesini kurumun kendi anlatımından izleyeceğiz ve bu anlatımı okurken neye dikkat etmek gerektiğini de konuşacağız. Kaan ve Süreyya Hanım kurgusal kişiler; Lisbeth Marcher ve çalışma arkadaşları ise gerçek kişiler ve onlarla ilgili her bilgi kaynağından geliyor.

Sıfır noktası

Bir ailenin tarif defterini düşün. Babaanne yıllarca bir defter tutmuş: hangi yemeğe ne kadar tuz, hamur ne zaman dinlenir, hangi gün hangi un daha iyi kabarır. Defter onun dilinde yazılmış ve yalnız onun elinde işe yarıyor. Aynı tarifi gelini yapınca başka bir şey çıkıyor, torunu yapınca bambaşka.

Bir gün aile oturuyor ve defteri birlikte deniyor. On kişi aynı tarifi ayrı ayrı yapıyor, sonuçları karşılaştırıyor, belirsiz kalan yerleri yazıya geçiriyor. "Bir tutam" ne kadar, "kıvamını bulunca" ne demek, kimse emin olana kadar soruluyor. Sonunda ortaya babaannenin defteri çıkmıyor, ailenin kitabı çıkıyor. Kitap hâlâ babaannenin sezgisinden doğmuş ama artık başka ellerde de işe yarıyor.

Bodynamic'in doğuşu biraz bu tarife benzer. Bir kişinin gözü, sonra bir grubun defteri, sonra herkesin kullanabileceği bir sistem.

Mekanizma

Bir gözlem

Lisbeth Marcher bin dokuz yüz kırk yılında doğdu. Bodynamic'in kendi tarihçesine göre çocukluğu İkinci Dünya Savaşı yıllarının Danimarka'sında geçti ve anne babası direniş hareketinin içindeydi. Bu bilgi kurumun anlatımında yer alıyor; yöntemin kişisel köklerine dair bir ipucu olarak okunabilir, bir açıklama olarak değil.

Marcher bin dokuz yüz altmışlarda psikomotor eğitim alanında çalışıyordu. Kurumun tarihçesine göre o yıllarda bir şey fark etti: kaslar dokunuşa birbirinden farklı yanıtlar veriyordu ve belirli kaslar tekrar tekrar belirli psikolojik temalarla birlikte ortaya çıkıyordu.

Bu, Kaan'ın defterindeki "hep aynı yerde" duygusuna benzeyen bir başlangıçtı. Bir merak, bir sezgi, bir örüntü fark etme anı. Ama sezgi tek başına bir yöntem kurmaz. Marcher'ın bundan sonraki adımı, bu sezgiyi başka gözlere ve başka ellere açmak oldu.

Bir defter, sonra bir grup

Kurumun tarihçesine göre bin dokuz yüz altmışların sonunda bu gözlemler resmî bir araştırma programına dönüştü. Seanslardan kayıtlar tutuldu; kurumun anlattığına göre bu kayıtların sayısı binlerle ölçülüyor. Bin dokuz yüz yetmiş üç ile yetmiş dört arasında Bodymap'in ilk biçimi ve kasların dokunuşa verdiği yanıtın türleri tamamlandı.

Bin dokuz yüz yetmiş beşte Marcher çalıştığı psikomotor enstitüden ayrıldı ve on meslektaşıyla bir geliştirme grubu kurdu. Kurumun tarihçesi bu on kişiyi adlarıyla sayar: Grethe Bach, Marianne Bentzen, Sonja Fich, Erik Jarlnaes, Steen Jørgensen, Merete Holm Brantbjerg, Bente Mørup, Ellen Ollars, Lennart Ollars ve Lone Reinert. Marcher, söyleşilerinden birinde sistemin bu yüzden tek bir kişinin değil on kişinin sistemi olduğunu söyler.

Bu ayrıntı göründüğünden daha önemli. Bir yöntemin tek bir kurucunun sezgisinden mi, yoksa birçok kişinin birbirini denetlediği bir çalışmadan mı doğduğu, onun nasıl öğretildiğini de belirler. Bodynamic bugün de eğitimlerini ekipler hâlinde verir ve kendi tarihini bir grup hikâyesi olarak anlatır.

Fizik tedavi servisindeki toplantı, bir gözlemin bir kişinin aklında kalmaktan çıkıp ortak bir soruya dönüşmesinin küçük bir örneği. Bodynamic'in geliştirme grubu da kurumun anlattığına göre buna benzer bir işi yıllarca sürdürdü.

Bir kurum

Gelişim dönemleri bin dokuz yüz yetmişlerin sonuyla seksenlerin başı arasında biçimlendi. İlk şok travma çalışmaları da kurumun tarihçesine göre yetmişlerin sonunda başladı. Bin dokuz yüz seksen ikide Bodynamic bir eğitim enstitüsü olarak resmen kuruldu, ertesi yıl ilk psikoterapi eğitimi verildi, bir yıl sonra da Danimarka dışına açıldı.

Sonraki yıllarda yöntem Avrupa'daki beden psikoterapisi topluluğunun içinde yerini aldı. Kurumun tarihçesine göre Bodynamic, Avrupa Beden Psikoterapisi Derneği'nin kurucu okullarından biri oldu ve Marcher sonradan bu derneğin başkanlığını yaptı. Kurumun yönetimi zamanla kuşaktan kuşağa geçti: Lisbeth Marcher'dan, şok travma eğitimini geliştiren kızı Ditte Marcher'a, oradan da bugünkü yöneticisine.

Türkiye'den okuyan biri için bu çizginin bir durağı ayrıca ilginç olabilir. Kurumun tarihçesi, ilk Uluslararası Bodynamic Konferansı'nın iki bin yirmi dört yılında İstanbul'da yapıldığını yazıyor.

Bir tarihçeyi okumak

Kaan'ın sorusu burada da geçerli: bunu kim anlatıyor? Bodynamic'in erken tarihçesinin büyük kısmı yöntemin kendi kaynaklarından geliyor. Bu doğal bir şey, çünkü bir yöntemin ilk yıllarını en iyi onu kuranlar bilir. Ama aynı nedenle o anlatıyı dikkatle okumak gerekir.

Kaynaklar bazı ayrıntılarda birbirinden ayrılıyor. Kurumun tarihçesi seans kayıtlarının sayısını ve tarihini bir biçimde veriyor, Marcher'ın bir söyleşisi başka bir biçimde. Kurum bin dokuz yüz seksen ikiyi kuruluş yılı olarak anıyor; Marcher ise enstitünün o yıl, sistemin ise birkaç yıl sonra kurulduğunu söylüyor. Bu farklar yöntemi küçültmez. Sözlü bir geleneğin kendi tarihini yazarken bıraktığı izlerdir ve okura sayıları tek bir kesin değer gibi taşımamayı öğretir.

Adın kendisi bile zaman içinde değişti. Kurumun iki bin bir yılında hazırladığı bir değerlendirme belgesi, yöntemin adının yakın zamanda Bodynamic Analysis'ten Bodynamic System'e çevrildiğini not eder. Bugün okuyacağın kaynaklarda iki ad da karşına çıkabilir; ikisi aynı yöntemi anlatır. Bir yöntemin adı değişir, tarihçesi yeniden yazılır, sayıları düzeltilir. Bu da bir yöntemin canlı olduğunun, hâlâ kendini anlatmaya çalıştığının bir işaretidir.

Kaynaklardan okuma

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Bodynamic tek bir dâhinin buluşudur."
Doğrusu

Kurumun kendi anlatımı başka bir şey söylüyor: yöntem bir kişinin gözlemiyle başladı ama on bir kişilik bir grubun yıllar süren çalışmasıyla sisteme dönüştü. Marcher de onu tek kişilik bir sistem saymıyor.

Yaygın yanlış"Kayıt sayısı ne kadar büyükse kuram o kadar doğrudur."
Doğrusu

Binlerce kayıt güçlü bir gözlem birikimi demektir. Ama kayıtları tutan ve yorumlayan aynı grupsa, aynı beklentiler de çoğalabilir. Kaan'ın kendine sorduğu soru, sayı büyüdükçe ortadan kalkmaz.

Yaygın yanlış"Bodynamic ile Biodynamic aynı yöntemin iki adıdır."
Doğrusu

Adları birbirine çok yakın ama ikisi ayrı yöntemler ve ayrı kişilerin eseri. Biodynamic'i ve Bodynamic'in beden psikoterapisi ailesindeki yerini bir sonraki derste ayrıntılı göreceğiz.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bodynamic bir gözlemle başladı. Marcher bin dokuz yüz altmışlarda psikomotor eğitimde kasların dokunuşa farklı cevaplar verdiğini ve bazı temaların hep aynı yerlerde belirdiğini fark etti.

Gözlem bir gruba açıldı. On meslektaşla kurulan geliştirme grubu kayıt tuttu, karşılaştırdı ve kurumun anlatımına göre yöntemi yıllar içinde bir sisteme dönüştürdü. Bin dokuz yüz seksen ikide bir eğitim enstitüsü doğdu.

Bu tarihçeyi büyük ölçüde yöntemin kendisi anlatıyor ve bazı sayılar kaynaktan kaynağa değişiyor. Bu, tarihi okurken sayıları değil yönü görmeyi öğretiyor: bir sezgi, başka gözler, bir sistem.

Kaan'ın defteri hâlâ çantasında. Süreyya Hanım'ın önerdiği gibi şimdi iki arkadaşıyla aynı hastaları ayrı ayrı izliyor ve notlarını cumaları birlikte okuyorlar. Bazı cümleler tutuyor, bazıları tutmuyor. Kaan ilk kez kendi gözüne değil, ortak deftere güvenmeyi öğreniyor.

Sınıfta

Bodynamic'in grup içinde doğmuş olması eğitiminin biçimine de yansıyor. Yüz yüze eğitim ekipler hâlinde verilir ve katılımcı yalnız kuramı öğrenmez, öğrendiğini başkalarının gözü önünde dener. Kurumun eğitim sayfalarına göre uygulayıcı yolunun ilk yılında katılımcı kendi yaşam öyküsünü de çalışır ve bu öykü sonraki sınavlardan biridir. Bu akademi sana yöntemin tarihini anlatıyor; o tarihin bir insanın kendi geçmişiyle nasıl buluştuğunu ise sınıf gösterir.

Sonraki derse köprü

Marcher kendini bir boşlukta çalışan biri olarak görmedi. Söyleşilerinde Reich'ın açtığı bir alanda durduğunu söyler. Aynı alanda ondan önce ve onunla aynı yıllarda başka yollar da açıldı: Alexander Lowen'ın biyoenerjetik analizi, Gerda Boyesen'in biyodinamik psikolojisi. Bir sonraki derste bu aile ağacını çizeceğiz ve Reich, Lowen, Boyesen ile Marcher'ın bedene nasıl baktığını karşılaştıracağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.