M01-D02
Dizimden gelen okur için kelime haritası
Dizim dilindeki «bağ», «yöneliş» ve «almak» kelimelerini bağlanma kuramındaki en yakın kavramlarla eşleştirir ve her eşleşmenin nerede durduğunu bir tabloyla gösterir.
Bağlanma Kuramı Akademisi — M01, Bu akademi nasıl okunur · 2.678 kelime · 3 kaynak kutusu · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Bağlantılı dersler: Aile Dizimi Akademisi: Ekolün terim haritası · Aile Dizimi Akademisi: Bağlanma Örüntüleri ve Ölçüm
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Zarife Hanım'ın cümlesindeki bağ, yöneliş ve almak aynı cümlede duruyor ama farklı yerlerden geliyor; Nurcan'ın Hacer'e borçlu olduğu cevap, her kelimeyi önce kendi kitabında okumaktan geçiyor.
- Yalancı eşdeş, iki gelenekte aynı söylenip farklı anlam taşıyan kelimedir; Türkçe «bağ» bu tuzağın en yaygın örneği.
- Love's Hidden Symmetry bağın anlamlarını kendisi ayırır: Bowlby'nin anne ile çocuk bağı, eşleri birbirine bağlayan bağ ve burada söz konusu olan, kişiyi ağırlıkla referans grubuna bağlayan toplumsal bağ.
- Ölmüş eşle bağ hem ekolde hem Bowlby'de sürer, ama gerekçeleri ayrıdır: ekol cinsel birleşmeye ve düzene, Bowlby hatıranın teselli verme işlevine bakar.
- Yönelişin bağlanma kuramındaki komşusu yakınlık aramadır; ekolde ise kesintiye uğrayan yönelme çocuktan sevilene uzanan bir harekettir ve ölmüş bir eşe uygulandığında yerinden çıkar.
- Almak kelimesinin karşısı bağlanma kuramında boştur; içsel çalışan model komşu bir sayfada durur ve alanın kendi içinde de bulanık bir kavramdır.
- Kolaylaştırıcının işi teşhis koymak yerine kelimeyi ait olduğu geleneğe geri koymaktır; Hacer'in uykusu ya da gündelik hayatı bozulursa yönlendirme aile hekimine yapılır.
Açılış sahnesi
Nurcan Polat ayda bir Bingöl'den Tunceli'ye geçip halk eğitim merkezinin akşam kurslarına ayrılan bir sınıfında dizim akşamı yürütüyor. Şubatın ilk cuma akşamı, ilk çalışmadan sonra çay molası verildiğinde Zarife Hanım yanına bir kadını getiriyor: sol bileği hâlâ sargıda, emekli bir hemşire olduğunu söyleyen Hacer Doğan. Zarife Hanım, Hacer'in buzda düştüğü sabah ölmüş eşini çağırdığını anlatıyor ve geçenlerde kurduğu cümleyi Nurcan'ın önünde gururla tekrarlıyor: «Rahmetliyle bağı kopmamış, hâlâ ona yönelişin içinde; ondan almadığı bir şey kalmış. Doğru demedim mi, hocam?»
Nurcan cevap vermeden önce Hacer'e bakıyor. Hacer çay bardağını sağlam eline almış, sakin ama kararlı bir sesle konuşuyor: «Ben otuz yedi yıl hemşirelik yaptım, bir şeyin adını doğru koymadan ona ilaç vermem. Bu üç kelime bir bilimin mi, sizin işin mi? Hangisini nereden alıyorsunuz?» Sınıfın öbür köşesinde katılımcılar çaylarını tazeliyor. Nurcan sekiz yıldır her dizim akşamında bu kelimeleri kullandığını, son bir yıldır da bağlanma araştırması okuduğunu biliyor; yine de o an kelimelerden hangisinin hangi kitaptan geldiğini tek tek söyleyemediğini fark ediyor.
«Size dürüst bir cevap borçluyum,» diyor sonunda, «ama önce kelimeleri birbirinden ayırmam gerekiyor. Üçü aynı cümlede duruyor ama aynı yerden gelmiyor olabilir.» Hacer başını sallıyor ve sargılı bileğini masanın kenarına dayıyor: «Ayırın o zaman. Ben bekleyebilirim.»
Bu derste ne olacak
Nurcan'ın sınıfı da o akşamın konuşması da kurgudur; kelimelerin geldiği kitaplar gerçek ve aşağıda sayfalarıyla anılıyor. Nurcan'ın Hacer'e borçlu olduğu cevap bu dersin işi. Zarife Hanım'ın cümlesindeki üç kelimeyi, bağ, yöneliş ve almak, tek tek alacağız ve her birini önce Bert Hellinger'in kendi metninde, onun kullandığı anlamda okuyacağız. Sonra bağlanma kuramında o kelimenin en yakın komşusu olan kavramı bulacağız ve iki anlamın nerede örtüştüğünü, nerede ayrıldığını göstereceğiz.
Aile Dizimi Akademisi'nin «Ekolün terim haritası» dersi Hellinger'in terimlerini ekolün kendi içinde birbirine bağlamıştı; burada aynı terimlerden üçünü ekolün dışına, bağlanma araştırmasının sözlüğüne taşıyoruz. «Bağlanma örüntüleri ve ölçüm» dersi de bir dizim cümlesinin ölçüm diliyle nasıl karıştığını göstermişti.
Sıfır noktası
Dizim odasında duyulan bir cümle bu yüzden bilimsel bir tespit gibi işitilebilir. Zarife Hanım'ın cümlesi tam böyle işitiliyor: «bağ» kelimesi Bowlby'yi, «yöneliş» bir hareketi, «almak» bir eksikliği çağrıştırıyor ve üçü birlikte bir teşhis gibi duruyor.
Bu akademide her karşılaştırma aynı kurala uyar: öğreti kendi diliyle ve kendi kitabından aktarıldıktan sonra bağlanma araştırmasının en yakın kavramı söylenir ve eşleşmenin hangi bilgi düzeyinde durduğu belirtilir. Hellinger'in kelimeleri bu karşılaştırmada «yanlış» sayılmaz; ayrı bir geleneğin, kendi içinde tutarlı kelimeleridir.
Mekanizma
Bağ: üç ayrı ip
Nurcan'ın ilk açtığı kitap Love's Hidden Symmetry oluyor; künyesine göre Gunthard Weber'in 1993'te derlediği Zweierlei Glück'ün İngilizce çevirisi ve yeniden işlenmiş hâli. Kitap daha beşinci sayfasında, ilişkilerdeki üç temel ihtiyacı sayarken ilkini «ait olma, yani bağ» diye adlandırır (Bindung; İngilizce baskıda bonding) ve bir dipnotla kendini bağlanma araştırmasından ayırır. Dipnota göre Bowlby ve öğrencileri anne ile çocuk arasında oluşan bağı tarif etmiştir; Hellinger cinsel eşleri birbirine, birbirlerine duydukları sevgiden bağımsız olarak bağlayan bağın önemini görmüştür; ama burada söz konusu olan bağ ağırlıkla kişiyi kendi referans grubuna bağlayan toplumsal bir bağdır.
Bu dipnot Nurcan için bir anahtar oluyor, çünkü ekolün kendi metni «bağ» kelimesinin en az üç ayrı anlamını aynı sayfada ayırıyor ve bunlardan yalnız birini Bowlby'ye veriyor. Zarife Hanım'ın «rahmetliyle bağı kopmamış» cümlesi ise ikinci anlamı, eş bağını kullanıyor. Kitabın eşler bölümü bu bağı açıkça tarif eder: eşleri birbirine bağlayan şey niyet ya da seçim olmayıp cinsel birleşmenin kendisidir ve bu bağ derin bir anlamda çözülmezdir (s. 31–32). İkinci ilişkiler üzerine alt başlık da ilk eş ölmüş olsa bile yeni eşlerin ikinci birlikteliği ilkinin gölgesinde yaşadığını ve ikinci sevginin ancak ilk bağ tanınıp onurlandırıldığında yürüdüğünü söyler (s. 43). Ekolün diliyle Zarife Hanım'ın ilk kelimesi yerindedir: Hacer ile Hıdır arasındaki bağ ölümle kopmuş sayılmaz.
Bağlanma kuramının sözlüğünde «bağ» kelimesinin karşısında da tek bir kavram durmaz. Robbie Duschinsky 2020'de yayımlanan Cornerstones of Attachment Research kitabının ilk bölümüne, Bowlby'nin anahtar kavramlarını «neyle karıştırılıyor» ve «teknik anlamı» sütunlarıyla gösteren bir çizelge ekler (s. 104–108). Çizelgeye göre Bowlby geniş bir duygusal bağ sınıfı ayırmıştır ve bağlanma ilişkileri bu sınıfın yalnız bir kısmıdır; bir ilişkiyi bağlanma ilişkisi yapan şey, kişinin alarm anında o insanı araması ve onun ulaşılabilir olduğunu bildiğinde güvende hissetmesidir (s. 105). Duschinsky'ye göre «attachment» kelimesi Bowlby'de bile dar, davranışsal bir anlamla geniş, sembolik bir teselli kaynağı anlamı arasında gidip geliyordu (s. 26).
Duschinsky'ye göre Bowlby, eşini yitirmiş birinin eşini hatırlarken güven ve teselli bulmasını, artık yalnız sembolik düzeyde sürse de gerçek ve süren bir bağlanma ilişkisi sayıyordu (s. 26). Duschinsky aynı noktayı Bowlby'nin 1980 tarihli Loss cildinden bir cümleyle destekler: birçok dul kadın ve erkek, ölmüş eşe duydukları bağlanma duygularının sürmesine razı oldukları için kimlik duygularını koruyabiliyor ve hayatlarını anlamlı buldukları bir yönde yeniden kurabiliyor (s. xviii). Aynı girişte Duschinsky bir şartı da kaydeder: Bowlby'ye göre kişi kaybı kabul edebiliyorsa ölmüş eşi hatıralarında sembolik bir güven figürü olarak tutabilir ve onun bıraktıklarından cesaret alabilir (s. xviii). Ekol de Bowlby de Hacer'in Hıdır'la ilişkisinin ölümle bitmediğini söylüyor. Gerekçeleri ayrı: ekol bağı cinsel birleşmeye ve ailenin düzenine bağlıyor, Bowlby ise hatıranın hâlâ teselli verip vermediğine bakıyor.
Yöneliş: kimden kime giden hareket
Hellinger'in «yöneliş» kelimesi (Hinbewegung; İngilizce baskıda reaching out; Almancası Aile Dizimi'nin «Ekolün terim haritası» dersinde Ordnungen der Liebe'den aktarıldı) ekolde kesintiye uğrayan yönelme kavramının çekirdeğidir. Love's Hidden Symmetry'deki tarif şöyle: küçük çocuğun sevdiği birine doğru uzanan doğal hareketi ölüm, hastalık ya da başka koşullar yüzünden yarıda kalırsa çocuk incinme, reddedilme, umutsuzluk ve yasla karşılaşır, hareketi bırakır ve sonraki hayatında birine uzanmak istediğinde aynı incinme bilinçdışı olarak geri gelip hareketi durdurur (s. 276). Çözüm de aynı sayfalarda anlatılır: terapist ya da bir grup üyesi ebeveyni temsil eder ve danışan yarıda kalan hareketi o temsilciye doğru tamamlar (s. 277).
Bu tarifte hareketin sahibi küçük bir çocuk, çözüm sahnesindeki karşılığı da ebeveyndir. Kitap yarım kalan hareketin sonraki hayatta birine uzanırken geri geldiğini söyler; ama tamamlanacağı yer çocukluktaki sevilen kişidir, yani ebeveyn. Ölmüş eş bu hareketin hedefi sayılmaz. Zarife Hanım'ın cümlesi kelimeyi altmış yedi yaşında bir kadının eşine uyguluyor ve eş bağı kitapta ayrı bir alt başlıkta, ayrı kurallarla anlatılır. Zarife Hanım iki ayrı ipi, eş bağını ve çocuğun anne babaya uzanışını, aynı cümlede birbirine düğümlemiş. Ekolün kendi metninde bu iki kelime de birbirine bağlıdır: Hellinger'e göre anne babayla ilişkide çözüm ancak anne baba oldukları gibi alındığında gelir ve bu, uzanma hareketinde ustalaşmak demektir (s. 277–278). Almak ile yöneliş ekolde aynı ilişkinin, çocukla anne babanın kelimeleridir.
Bağlanma kuramında bu kelimenin en yakın komşusu yakınlık aramadır (proximity seeking): korku, acı ya da yorgunluk anında bir bağlanma figürüne bedenle ya da sesle ulaşmaya yönelen ve figür ulaşılabilir olunca azalan davranış. Duschinsky'nin çizelgesine göre Bowlby «bağlanma davranışı» terimini en sık gülümseme, emekleyerek bakım verene gitme, ona tutunma ve ağlayarak çağırma gibi yakınlık arayan ve teması sürdüren davranışlar için kullandı; ama ilke olarak, tanıdık bir kişinin ulaşılabilirliğini ve karşılık vermesini hedefleyen her davranış bir bağlanma davranışı olabilir (s. 104). Sistem kişi alarma geçtiğinde etkinleşir, tanıdık kişinin ulaşılabilir olduğunu hissettiğinde yatışır.
Hacer'in köprü başında «Hıdır'ı arayın, gelsin» demesi bu kavramın tam ortasına düşüyor: alarm anı, tanıdık bir figürün adı ve ona ulaşma isteği. Fark, hareketin zamanında. Bowlby'nin yakınlık araması bir anda açılıp kapanan bir davranıştır ve o sabah kardeşi Zülfiye geldiğinde yatıştı. Hellinger'in yönelişi ise yıllar boyu süren, yarıda kalabilen ve yetişkinlikte tamamlanmayı bekleyen bir harekettir. Bowlby'de de uzun ölçekli bir karşılık var: bakım verenin uzun yokluğunda sistemin bir süre tepkisizleştiği büyük ayrılık (major separation; s. 106).
Almak: karşısında boş sayfa
Üçüncü kelime Nurcan'ı en uzun düşündüren oluyor. Ekolde almak (Nehmen; İngilizce baskıda take) çocuğun anne babasıyla ilişkisinin merkezindedir. Love's Hidden Symmetry'nin anne babalar ve çocuklar bölümüne göre ilk düzen şudur: anne baba verir, çocuk alır. Çocuk anne babasından hayatı alırken anne babasını da alır; hayata hiçbir şey ekleyemez, ondan hiçbir şey çıkaramaz ve sevgi, çocuk anne babasını oldukları gibi aldığında yerini bulur. Bu ilk alma ile verme arasındaki eşitsizlik çocuk tarafından denkleştirilemez ve kitap bunu ikinci düzen sayar (s. 92–93). Eşler arasında ise kitap başka bir dil kullanır: alma ve verme karşılıklıdır ve eş ilişkisinin temel sesi «seni alıyorum, kendimi sevgiyle sana veriyorum» cümlesidir (s. 35–36).
Zarife Hanım'ın «ondan almadığı bir şey kalmış» sözü ilk kullanımın tınısını taşıyor; anne babadan alınmamış bir şeyin eksikliği gibi konuşuyor. Ama bunu bir eşe uyguluyor. Ekolün kendi düzeninde eşler arasındaki alma denge içinde döner, anne babadan almanın denkleştirilemez yükünü taşımaz. Kelime burada ikinci kez yerinden oynuyor.
Bağlanma kuramının sözlüğünde «almak» kelimesinin karşısı boş. Kuramda çocuk bakım arar, bakım veren karşılık verir; Duschinsky'nin çizelgesindeki kavramların hiçbiri anne babayı oldukları gibi kabul etmeyi adlandırmaz. Duschinsky'nin çizelgesi yakın görünen bir kavramı bile ayrı tutar: ebeveynin çocuğuna sevgi duymaya başladığı süreç (parent–child bonding) bakım verme sisteminin konusudur ve çocuğun bağlanma bağından ayrıdır (s. 105). En yakın aday, bağlanma araştırmasının kazanılmış güvenlik (earned security) dediği şeydir; Duschinsky'ye göre Main 1988'e gelindiğinde bu adı, zor bir çocukluğa çabayla kazanılmış yeni bir bakışla bakabilen yetişkinler için kullanıyordu (s. 294). Bu derste yalnız komşu bir sayfaya bakılabilir: içsel çalışan model, İngilizcesiyle internal working model. Duschinsky'ye göre Bowlby bu terimi, gündelik dilde «beklentiler» denebilecek dar bir anlamda ve insanın bağlanma figürleri hakkındaki anlatı ve imgelerini kapsayan geniş bir anlamda kullandı (s. 107).
Duschinsky bu kavramı alanın belki de en kafa karıştırıcı kavramı sayar ve Mary Main'in 1990'larda Yetişkin Bağlanma Görüşmesi için onu bırakıp «bağlanmaya ilişkin zihin durumu» demeyi yeğlediğini aktarır (s. 107). Bizim okumamız şu: içsel çalışan model bir beklentiyi tarif eder, ekoldeki almak bir kabul eylemini. Almak kelimesinin karşısındaki sayfa boş kalıyor.
Nurcan'ın üç sütunu
Bir sonraki ayın dizim akşamından önce Nurcan defterine Duschinsky'nin çizelgesine benzeyen üç sütun çiziyor: ekolün kelimesi, kuramdaki en yakın komşu ve eşleşmenin durduğu yer.
Hacer bir sonraki ay sınıfa yine geliyor ve çizelgeye uzun uzun bakıyor. «Demek ki Zarife'nin birinci kelimesi sizin kitapta da var, öbür kitapta da var, ama ikisi başka şey diyor,» diyor. «İkinci kelimeyi yanlış yere takmış. Üçüncüsünün karşılığı yok.»
Kaynaklardan okuma
Usta katmanı
Kelime haritasının dizim odasındaki ilk sınavı yas konusunda geliyor. Love's Hidden Symmetry genç yaşta dul kalan ve eşini rahat bırakamayan bir kadının hikâyesini anlatır: kadın geçmişe tutundukça çocuklarıyla arasındaki sevgi zarar görür, geçmişin geçmiş olmasına izin verdiğinde yeniden canlanır (s. 157–158). Bowlby ise, Duschinsky'nin aktarımıyla, kaybı kabul edebilen birinin ölmüş eşi hatıralarında sembolik bir güven figürü olarak tutabileceğini söyler; ekol de ilk bağın onurlandırılmasını ister. Ayrıldıkları yer, tutunmanın nerede tutsaklığa döndüğü. Her iki görüş kendi geleneğinde tutarlıdır ve yas tutan bir insana söylenebilir; usta okur danışana hangisinin kimin sözü olduğunu söyler. Bağın hangi biçiminin yası kolaylaştırdığı, hangisinin zorlaştırdığı sorusunu Yas ve Kayıp'ın «Sürekli bağlar» dersi ele alıyor.
Nurcan bir sonraki akşam Hacer'le konuşuyor. «Zarife Hanım'ın ilk kelimesi bizim ekolde de, bağlanma kuramında da bir karşılık buluyor,» diyor. «Ama iki kitap bağın neden sürdüğünü farklı açıklıyor. Hıdır Bey'i hatırladığınızda ne oluyor, sizi yoruyor mu, rahatlatıyor mu?» Hacer gülümsüyor: «Akşam yürüyüşünde onun sevdiği yoldan geçince içim ısınıyor. Ama geceleri bazen uyuyamıyorum.» Nurcan ikisini birden geri veriyor: «Isınan bir taraf var, yoran bir taraf var. Yönelişe gelince, o kelime bizim ekolde çocuklukta yarım kalan bir harekete ait; sizin Hıdır Bey'e olan bağınız için onu kullanmayı doğru bulmuyorum.»
Nurcan'ın yaptığı, kelimeyi sahibine iade etmek. Hacer'in geceleri uzayıp gündüzleri ağırlaşırsa o kapıyı bir dizim akşamı değil, mahallenin aile hekimi açar.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış«Hellinger'in bağ dediği şey Bowlby'nin bağlanmasıdır, yalnız başka kelimelerle anlatılmıştır.»
Love's Hidden Symmetry'nin kendi dipnotu iki kavramı ayırır: Bowlby anne ile çocuk arasındaki bağı tarif etmiştir, burada söz konusu olan bağ ise ağırlıkla kişiyi referans grubuna bağlayan toplumsal bağdır.
Yaygın yanlış«Yöneliş kelimesi bir insanın sevdiği herkese, ölmüş eşine de uzanan hareketi anlatır.»
Ekolde yarım kalan hareket sonraki ilişkilerde geri gelebilir, ama tamamlanacağı yer çocukluktaki sevilen kişidir ve çözüm sahnesinde temsilci ebeveyni temsil eder; eş bağı kitapta ayrı kurallarla anlatılır.
Yaygın yanlış«Bağlanma kuramına göre ölmüş eşe bağlılığın sürmesi yasın bitmediğini gösterir.»
Duschinsky'nin aktarımına göre Bowlby, eşini yitirmiş birinin eşini hatırlarken teselli bulmasını süren bir bağlanma ilişkisi sayar ve bu duyguların sürmesine razı olmayı birçok dulun kimliğini koruma yolu olarak anar.
Yaygın yanlış«İçsel çalışan model, dizimdeki almak kavramının bilimsel adıdır.»
İçsel çalışan model ilişkiye dair beklentileri anlatır ve alanın kendi içinde bile bulanık bulunan bir kavramdır; Duschinsky'nin çizelgesindeki kavramların hiçbiri anne babayı oldukları gibi kabul etmeyi adlandırmaz.
Uygulama
Kilit özet
- Zarife Hanım'ın cümlesindeki bağ, yöneliş ve almak aynı cümlede duruyor ama farklı yerlerden geliyor; Nurcan'ın Hacer'e borçlu olduğu cevap, her kelimeyi önce kendi kitabında okumaktan geçiyor.
- Yalancı eşdeş, iki gelenekte aynı söylenip farklı anlam taşıyan kelimedir; Türkçe «bağ» bu tuzağın en yaygın örneği.
- Love's Hidden Symmetry bağın anlamlarını kendisi ayırır: Bowlby'nin anne ile çocuk bağı, eşleri birbirine bağlayan bağ ve burada söz konusu olan, kişiyi ağırlıkla referans grubuna bağlayan toplumsal bağ.
- Ölmüş eşle bağ hem ekolde hem Bowlby'de sürer, ama gerekçeleri ayrıdır: ekol cinsel birleşmeye ve düzene, Bowlby hatıranın teselli verme işlevine bakar.
- Yönelişin bağlanma kuramındaki komşusu yakınlık aramadır; ekolde ise kesintiye uğrayan yönelme çocuktan sevilene uzanan bir harekettir ve ölmüş bir eşe uygulandığında yerinden çıkar.
- Almak kelimesinin karşısı bağlanma kuramında boştur; içsel çalışan model komşu bir sayfada durur ve alanın kendi içinde de bulanık bir kavramdır.
- Kolaylaştırıcının işi teşhis koymak yerine kelimeyi ait olduğu geleneğe geri koymaktır; Hacer'in uykusu ya da gündelik hayatı bozulursa yönlendirme aile hekimine yapılır.
Sonraki derse köprü
Üçüncü akşamın molasında bir katılımcı Nurcan'a gazeteden kestiği bir haberi uzatıyor; başlık iri harflerle yazılmış: «Araştırma kanıtladı: bebekken güvenli bağlanan çocuk hayatta başarılı oluyor.» Nurcan artık kelimenin hangi gelenekten geldiğini soruyor, ama bu kez kelime bağlanma araştırmasının kendisinden geliyor ve sorulması gereken şey başka: «kanıtladı» kelimesinin arkasında hangi büyüklükte bir fark duruyor? Bir meta-analizdeki etki büyüklüğü, kaç çocuktan kaçında görülen bir farkı anlatır ve aynı bulgu bir haber başlığına taşınırken ne kadar abartılmış olabilir?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.