İçeriğe geç

M01-D03

Bir bağlanma bulgusunu okumak: etki büyüklüğü ve abartı

Bir bağlanma meta-analizindeki korelasyonu ya da d değerini «kaç çocuktan kaçında fark» diliyle yorumlar ve aynı bulgunun bir haber başlığında nasıl şiştiğini gösterir.

Bağlanma Kuramı Akademisi — M01, Bu akademi nasıl okunur · 2.582 kelime · 4 kaynak kutusu · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme

Bağlantılı dersler: Aile Dizimi Akademisi: Bağlanma Mitleri ve Determinizm · Terapi Akademisi: Bağlanma araştırmalarının sınırları

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Alper münazarada «araştırma kanıtladı» dediğinde bir ortalamayı herkese yüklemişti; Bilgehan Bey'in üç sorusu, hangi çalışma, hangi büyüklük, kimin için, bir bağlanma bulgusunu okumanın sırasını veriyor.
  2. Etki büyüklüğü bir ilişkinin ya da farkın ne kadar büyük olduğunu söyler; istatistiksel anlamlılık yalnız, gerçekte fark olmasaydı bu büyüklükte bir farkın nadiren görüleceğini söyler.
  3. De Wolff ve van IJzendoorn'a göre annenin duyarlılığı ile bebeğin güvenliği arasındaki ilişki r = 0,24'tür: orta güçte, önemli ve tek koşul olmayan bir ilişki.
  4. Groh ve arkadaşlarının bulduğu d = 0,39, kaba bir hesapla iki grubun yaklaşık yüzde 85 örtüştüğü ve güvenli bir çocuğun yüzde 61 olasılıkla daha yetkin çıktığı bir farktır; Gözde'nin iki sürüsünde de en verimli ineklerin bir kısmı ortalaması düşük sürüden gelir.
  5. Alt gruplardaki büyük sayılar, aynı kişinin iki ölçümü doldurması ya da klinik örneklem gibi koşullardan gelebilir; başlıklar çoğu zaman bu sayıları seçer.
  6. «Öngörür» bir zaman sırasını anlatır, «belirler» bir nedenselliği; bu meta-analizler ilişki çalışmalarına dayanır ve ölçtükleri sonuç çocukluktaki akran ilişkileri ile davranış sorunlarıdır, hayat başarısı ölçülmemiştir.

Açılış sahnesi

Alper Uçar mart başında Ardahan'daki üniversitenin konferans salonunda, öğrenci kulüplerinin münazara finalinde kürsüye çıkıyor. İşletme bölümünün son sınıfında, takımının ilk konuşmacısı ve önergeyi savunan taraf onlar: «Bebeklikte kurulan bağ, insanın hayattaki başarısını belirler.» Alper hazırlığını iki haftada yaptı; popüler bir kitaptan altını çizdiği cümleleri ve bir haber sitesinden kaydettiği başlığı ezberledi. Üç dakikasını kendinden emin bir sesle dolduruyor ve son cümlesini salona doğru bırakıyor: «Araştırmalar bunu kanıtladı arkadaşlar, tartışılacak bir şey kalmadı.»

Karşı takımdan Gözde soru hakkını kullanıyor. Ailesi süt hayvancılığıyla geçiniyor ve o yazları çiftlikte sürünün süt kayıtlarını tutuyor. Sakin bir sesle soruyor: «Kanıtladı dediğiniz farkın büyüklüğü ne? Güvenli bağlanan çocukların yüzde kaçı öbürlerinden daha başarılı çıkıyor?» Alper kâğıtlarına bakıyor, sayı bulamıyor. «Fark anlamlı,» diyor. Gözde gülümsüyor: «Bizim ahırda da bir ırkın ortalaması öbüründen yüksek çıkar. Ama en çok süt veren ineklerin arasında öbür ırktan olanlar da az değildir; ortalamaya bakıp tek bir ineği bilemezsin.»

Jüride oturan iktisat öğretim görevlisi Bilgehan Bey puan kâğıdına bir not düşüyor. Sonuçlar açıklandığında Alper'in takımı kaybetmiş; Bilgehan Bey çıkışta onu kapıda durduruyor ve kâğıdı uzatıyor. Üzerinde üç kısa soru yazılı: «Hangi çalışma? Hangi büyüklük? Kimin için?» Alper o akşam yurt odasında kitaptaki dipnotların peşine düşüyor.

Bu derste ne olacak

Alper, Gözde ve Bilgehan Bey bu ders için kurulmuş kişilerdir; aktarılan çalışmalar ise gerçektir ve özetlerinden ya da tam metinlerinden okunmuştur. Tunceli'de bir dizim akşamının molasında Nurcan Polat'a uzatılan kupürdeki başlık, aynı haftalarda Alper'in münazara kâğıdında da duruyordu; bu ders o başlığın arkasına iner. Bilgehan Bey'in üç sorusunu sırayla açacağız: bir bağlanma bulgusu hangi çalışmadan geliyor, sayısı ne kadar büyük ve o sayı kimin hakkında konuşuyor.

«Bağlanma mitleri ve determinizm» adlı Aile Dizimi dersi erken bağlanmanın sonraki gelişimle ilişkisinin küçük ile orta arasında kaldığını göstermişti. Burada o cümlenin nasıl okunduğunu öğreniyoruz: bir korelasyonu ve bir d değerini gündelik bir dile nasıl çevireceğini, bir haberin aynı sayıyı nerede büyüttüğünü. Terapi Akademisi'nin «Bağlanma araştırmalarının sınırları» dersi sınıflamanın kararlılığını ve ölçümün kültürler arası sınırlarını tartışmıştı; bu ders ölçülen ilişkinin büyüklüğüne bakıyor.

Sıfır noktası

Gündelik dilde «araştırma gösterdi» bir hükmün son sözüdür. Haberin dilinde «anlamlı» kelimesi de «önemli» diye duyulur. Oysa istatistikte anlamlı bir fark, gerçekte hiçbir fark olmasaydı bu büyüklükte bir farkın nadiren görüleceğini söyler; farkın ne kadar büyük olduğunu söylemez. Çok büyük bir örneklemde çok küçük bir fark da anlamlı çıkabilir.

De Wolff ve van IJzendoorn'un da başvurduğu, Jacob Cohen'in 1988 kitabındaki uzlaşım ölçütleri alanda kaba bir işaret olarak kullanılır: korelasyonda 0,10 küçük, 0,30 orta, 0,50 büyük; d değerinde 0,20 küçük, 0,50 orta, 0,80 büyük sayılır. Bir sayının neye karşılık geldiğini anlamak için onu bir resme çevirmek gerekir.

Mekanizma

Bir korelasyonu gündelik dile çevirmek

Alper'in ilk bulduğu dipnot, M. S. De Wolff ve Marinus van IJzendoorn'un 1997'de Child Development'ta yayımladığı meta-analize gidiyor. Makalenin özetine göre yazarlar ebeveyn davranışı ile bebeğin bağlanma güvenliği arasındaki ilişkiyi inceleyen 66 çalışmayı, toplam 4.176 kişilik bir örneklemi bir araya getirdi. Soruları açıktı: annenin duyarlılığı bebeğin güvenli bağlanmasıyla ilişkili mi ve bu ilişki ne kadar güçlü? En doğrudan karşılaştırma, klinik olmayan örneklemlerde Yabancı Durum'u kullanan ve duyarlılığı gözlemle ölçen 21 çalışmadan (1.099 kişi) geliyor. Ölçüm hatası için düzeltildikten sonra birleşik etki r = 0,24 çıktı ve yazarlar bunu Cohen'in ölçütlerine göre orta güçte bir ilişki saydı.

Bu sayıyı resme çevirmenin bir yolu, korelasyonun karesini almaktır: 0,24'ün karesi yaklaşık 0,06'dır. Kaba bir okumayla, bebekler arasında güvenlikteki farklılığın yüzde altısı kadarı annenin gözlenen duyarlılığıyla birlikte değişiyor. İkinci yol daha sezgisel: r = 0,24 varsayımsal bir dört gözlü tabloda, iki grubun da yarı yarıya olduğu kabul edilirse, yaklaşık 62'ye 38'lik bir farka denk düşer; duyarlılığı ortalamanın üstünde olan annelerin bebeklerinde güvenli sınıflanma yüzde 62, altında olanlarınkinde yüzde 38 gibi. Bu tablo bir gösterimdir, gerçek oranları vermez; üstelik 0,24 ölçüm hatası için düzeltilmiş bir değerdir. İki okuma aynı sayıdan çıkıyor ama bambaşka duyuluyor: biri farkı küçük, öbürü belirgin gösteriyor.

Yazarların kendi sonucu bu iki okumanın arasında duruyor. Özete göre olağan koşullarda duyarlılık güvenliğin önemli ama tek olmayan bir koşulu ve ebeveynliğin başka boyutları da onun kadar önemli bir rol oynuyor. Aynı sayıdaki yanıt yazısında van IJzendoorn ve De Wolff babalar için de bir rakam veriyor: babanın duyarlılığı ile bebeğin babaya bağlanması arasındaki birleşik etki sekiz çalışmada (546 aile) r = 0,13. Alper defterine iki satır yazıyor: duyarlılık güvenliğin tek anahtarı çıkmıyor; ilişki gerçek, orta güçte ve yanında başka etkenler de var.

d değeri ve iki sürünün örtüşmesi

Haberin «hayatta başarılı» dediği şeye en yakın ölçüm, erken bağlanma ile çocukluktaki akran ilişkileri arasındaki bağ. Ashley Groh ve arkadaşları 2014'te Attachment & Human Development'ta bunu 80 bağımsız örneklemde, 4.441 çocukta inceledi. Makalenin tam metnine göre güvenli bağlanmış çocuklar akranlarıyla ilişkide güvensiz sınıflananlardan daha yetkin bulundu ve birleşik etki d = 0,39 çıktı. Yayımlanmamış kalmış olabilecek küçük etkili çalışmaları hesaba katan düzeltme sayıyı 0,36'ya indirdi; etki, akran yetkinliğinin hangi yaşta ölçüldüğüne göre değişmedi.

Gözde'nin ahır örneği burada işe yarıyor. Süt verimi dağılımı çizilen iki sürü düşün: birinin ortalaması öbüründen biraz yüksek. Normal dağılım varsayımıyla yaptığımız kaba bir hesapla, d = 0,39'luk bir farkta iki dağılımın yaklaşık yüzde 85'i üst üste biner. En verimli inekler çoğunlukla ortalaması yüksek sürüden gelir, ama öbür sürüden gelenler de azımsanmayacak kadar çoktur. Her iki gruptan rastgele birer çocuk seçsen, güvenli gruptan gelenin akran yetkinliğinde öbüründen yüksek çıkma olasılığı yaklaşık yüzde 61'dir; yazı tura atmanın yüzde 50'sinden biraz fazla.

Bu çeviriler bulguyu küçültmek için yapılmıyor. Groh ve arkadaşlarının ölçtüğü ilişki tekrar tekrar ortaya çıkan, gerçek bir ilişki. Çeviri yalnız şunu gösteriyor: grup ortalamasındaki fark tek bir çocuğun yerini söylemez. Alper münazarada «güvenli bağlanan çocuk başarılı oluyor» dediğinde bir sürünün ortalamasını her ineğe yüklemişti.

Başlığa hangi sayı taşınır

Groh ve arkadaşlarının alt grup çözümlemelerinde etki, bağlanmanın nasıl ölçüldüğüne göre değişiyor: Yabancı Durum'la ölçen 28 bağımsız örneklemde d = 0,27, gözlemcinin ya da annenin doldurduğu bir kart sıralama aracıyla (Attachment Q-Sort) ölçen 32 örneklemde d = 0,50. Akran yetkinliği yakın arkadaşla ölçüldüğünde etki 0,15'e iniyor, arkadaş olmayan akranlarla ölçüldüğünde 0,41'e çıkıyor. En büyük sayı ise bağlanmayı da sosyal yetkinliği de annenin değerlendirdiği dört örneklemden (215 çocuk) geliyor: d = 0,79. Yazarlar bu sayıyı kendileri tartıyor: anne hem bağlanma kartlarını hem çocuğun sosyal yetkinliğini doldurduğunda, bu düzen ilişkiyi yapay olarak şişirebilir; onlara göre bu, gözlemcinin doldurduğu biçimin kullanılması için ek bir gerekçe.

Pasco Fearon ve arkadaşlarının 2010'da Child Development'ta yayımladığı meta-analiz aynı resmi davranış sorunları için veriyor. Özete göre 69 örneklemde (5.947 çocuk) güvensizlik ile dışa yönelim sorunları arasındaki birleşik etki d = 0,31; erkek çocuklarda 0,35, klinik örneklemlerde 0,49, sonucun gözlemle ölçüldüğü çalışmalarda 0,58. Dağınık sınıflanan çocuklarda etki 0,34; kaçınmacı grupta 0,12, direnen grupta ise 0,11 ve güven aralığı sıfırı da içine alıyor.

Bir haber yazarı bu tablolardan hangisini seçer? Çoğu zaman en büyüğünü ya da en çarpıcı alt grubunkini. Alper'in kaydettiği başlığın arkasındaki sayı belki 0,79'du, belki hiçbir sayı yoktu. Bizim okumamız şu: bir bulgunun ağırlığı genel tahminde ve onun güven aralığında durur; alt gruplardaki büyük sayılar bir sonraki çalışmanın sorusudur.

«Kanıtladı» kelimesinin taşıyamadığı yük

Bilgehan Bey'in ilk sorusu «hangi çalışma?» idi ve cevabı Alper'i bir sürprizle karşılıyor. Bu meta-analizlerin hiçbiri bir deney sayılmaz; çocuklar rastgele güvenli ya da güvensiz gruplara atanmadı. Groh ve arkadaşları makalelerinin sonunda bunu kendileri yazıyor: inceledikleri şey iki değişken arasındaki ilişkilerdir ve erken güvenliğin sonraki uyum üzerindeki nedensel anlamı hakkında sorular sürüyor. Yazarlara göre alan, ortak genlerin etkisini ortak çevreninkinden ayıran ve müdahale deneylerini kullanan araştırmalara ihtiyaç duyuyor.

Ross Thompson, Jeffry Simpson ve Lisa Berlin 2022'deki değerlendirmelerinde bir uyarı daha ekliyor. Araştırmacılar erken bağlanmanın kuramın beklemediği bir sonuçla ilişkili olduğunu bulduklarında, bunu kuramın etki alanını genişletmenin gerekçesi saymak yerine üçüncü bir değişken gibi başka nedenler aramalı. Aynı yazarlar, özel sayıya yazı veren araştırmacılardan birkaçına dayanarak, ilişkilerin iki yönlü olabileceğini de not ediyor: güvenlik, çocuğun sağlığı ya da duygu düzenleme becerisi üzerinde etkili olabileceği gibi onlardan etkilenebilir de.

«Hayatta başarılı»: ölçülmemiş bir sonuç

Başlığın son kelimesi en uzun yolculuğu yapmış olanı. Groh ve arkadaşlarının ölçtüğü sonuç çocuklukta akranlarla ilişkideki yetkinlik; Fearon ve arkadaşlarınınki çocukluktaki davranış sorunları. Okul başarısı, iş, gelir ya da mutluluk bu çalışmaların hiçbirinde sonuç değişkeni olarak yer almıyor. Thompson ve arkadaşları, Roisman ve Groh'un 2021'deki özetine dayanarak, bağlanmanın akranlarla sosyal yetkinlik ve davranış sorunlarıyla anlamlı ama mütevazı bir ilişki gösterdiğini yazıyor ve asıl soruyu sonraya bırakıyor: bu ilişkileri nasıl yorumlamalı?

Bu akademinin ilk dersi bir kuramın sınır koşulunu tanımlamanın önemini anlatmıştı. Haber başlığı tam bu sınırı siliyor: çocuklukta akran ilişkisine dair orta-küçük bir ilişkiyi alıp bütün bir hayata yayıyor.

Kaynaklardan okuma

Usta katmanı

Etki büyüklüğünü küçük göstermek de abartmanın bir türüdür. Alper ertesi hafta öbür uca savrulmuştu: «Demek ki bağlanma hiçbir şeyi açıklamıyor,» diyordu. Bilgehan Bey ona kaba bir hesap gösteriyor: binlerce çocuğun yaşadığı bir ilde ortalamadaki küçük bir kayma, en çok zorlanan çocukların sayısında fark edilir bir değişikliğe karşılık gelebilir. Buradan çıkardığımız sonuç da bir yorumdur: d = 0,39 bir çocuğun kaderini söylemez, ama toplum düzeyinde neden önemsiz sayılamayacağını düşündürür; bağlanmayı destekleyen bir müdahalenin bu sonuçları değiştirip değiştirmeyeceği ise ayrı ve deneysel bir sorudur. İki cümle birlikte doğrudur ve okurun işi ikisini de taşımaktır.

Dizim odasında da aynı ince ayar gerekiyor. Bir katılımcı böyle bir başlığı getirip «Ben bebekken annem çalışıyordu, demek ki ben de başaramayacaktım» dediğinde, kolaylaştırıcı sayıyı kişiye geri çevirebilir. Konuşma şöyle ilerleyebilir: «Bu haberin arkasındaki çalışmalar çocuklukta arkadaşlıklara bakmış, bütün bir hayata bakmamış. Bulunan fark gerçek ama iki grup büyük ölçüde iç içe. Bu sayı bir grup ortalaması; sizin hayatınız hakkında tek başına bir şey söylemez. Siz bu cümleyi okuduğunuzda en çok neye üzüldünüz?» Kolaylaştırıcı bulguyu yerinde bırakıyor, onu kişinin üstüne de kapatmıyor; sayıyı doğru büyüklükte tutup konuşmayı kişinin kendi hikâyesine açıyor.

Bu akademi kimseyi araştırmacı ya da tanı koyan bir uzman yapmaz. Bir çocuğun gelişimiyle ilgili somut bir kaygı varsa yol bir haber başlığından geçmez; çocuğun aile hekiminden ya da bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanından geçer.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış«r = 0,24 küçük bir sayıdır; demek ki annenin duyarlılığı bağlanmada önemsizdir.»
Doğrusu

De Wolff ve van IJzendoorn bu ilişkiyi Cohen'in ölçütlerine göre orta güçte sayar ve duyarlılığı güvenliğin önemli ama tek olmayan koşulu olarak tanımlar.

Yaygın yanlış«Meta-analiz çok sayıda çalışmayı birleştirdiği için neden-sonuç ilişkisini kanıtlar.»
Doğrusu

Birleştirilen çalışmalar ilişki çalışmalarıdır; Groh ve arkadaşları erken güvenliğin nedensel anlamı hakkında soruların sürdüğünü kendileri yazar.

Yaygın yanlış«Bir meta-analizin tablolarındaki en büyük sayı, bulgunun gerçek gücünü gösterir.»
Doğrusu

Akran yetkinliğinde en büyük etki, iki ölçümü de annenin doldurduğu dört örneklemden gelir ve yazarlar bu düzenin ilişkiyi yapay olarak şişirebileceğini yazar; genel tahmin seksen örneklemin ortak sonucudur ve ağırlık oradadır.

Uygulama

Kilit özet

  1. Alper münazarada «araştırma kanıtladı» dediğinde bir ortalamayı herkese yüklemişti; Bilgehan Bey'in üç sorusu, hangi çalışma, hangi büyüklük, kimin için, bir bağlanma bulgusunu okumanın sırasını veriyor.
  2. Etki büyüklüğü bir ilişkinin ya da farkın ne kadar büyük olduğunu söyler; istatistiksel anlamlılık yalnız, gerçekte fark olmasaydı bu büyüklükte bir farkın nadiren görüleceğini söyler.
  3. De Wolff ve van IJzendoorn'a göre annenin duyarlılığı ile bebeğin güvenliği arasındaki ilişki r = 0,24'tür: orta güçte, önemli ve tek koşul olmayan bir ilişki.
  4. Groh ve arkadaşlarının bulduğu d = 0,39, kaba bir hesapla iki grubun yaklaşık yüzde 85 örtüştüğü ve güvenli bir çocuğun yüzde 61 olasılıkla daha yetkin çıktığı bir farktır; Gözde'nin iki sürüsünde de en verimli ineklerin bir kısmı ortalaması düşük sürüden gelir.
  5. Alt gruplardaki büyük sayılar, aynı kişinin iki ölçümü doldurması ya da klinik örneklem gibi koşullardan gelebilir; başlıklar çoğu zaman bu sayıları seçer.
  6. «Öngörür» bir zaman sırasını anlatır, «belirler» bir nedenselliği; bu meta-analizler ilişki çalışmalarına dayanır ve ölçtükleri sonuç çocukluktaki akran ilişkileri ile davranış sorunlarıdır, hayat başarısı ölçülmemiştir.

Sonraki derse köprü

Alper bir ay sonra Bilgehan Bey'e kitabın kaynakçasını gösteriyor ve en eski künyede duruyor: John Bowlby'nin 1951'de Dünya Sağlık Örgütü için yazdığı Maternal Care and Mental Health raporu. Rapor anne yoksunluğu hakkında geniş bir iddia taşıyordu ve sonraki yıllarda Margaret Mead'den Michael Rutter'a uzanan bir çizgide eleştirildi. Savaş sonrası Avrupa'nın evsiz çocukları üzerine kurulan o rapor tam olarak neyi iddia ediyordu ve hangi cümlesi, çalışan annelere yöneltilen bir suçlamaya dönüşecek kadar büyük okundu?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?