İçeriğe geç

M01-D01

Yüz okumanın üç anlamı

Çehreden karakter okumayı (fizyonomi), ifadeden duygu okumayı ve yüzden sağlık izlemeyi birbirinden ayırır ve akademinin bölümlerini bu üç sorunun haritası üzerinde yerleştirir.

Yüz Okuma Akademisi — M01, Bu akademi nasıl okunur · 2.720 kelime · 15 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

«Yüz okuma» üç ayrı uğraşın ortak adıdır. Fizyonomi yüzün kalıcı biçiminden kalıcı bir huy okumaya çalışır. İfade okuma yüzün anlık hareketinden o anki durumu çıkarır. Tıbbi gözlem yüzdeki değişiklikten bedenin durumuna geçer.

Üçünün kanıtı aynı değildir. Biçimden huy okuma ölçümde desteklenmedi. Hareketten duygu okuma bilgi taşır ama bağlam olmadan yanıltır. Yüzdeki bazı sağlık işaretleri ise beklemeden yardım çağırmayı gerektirecek kadar önemlidir.

Bir yüz okuma cümlesi duyduğunda önce hangi süreden hangi süreye geçtiğini sor. Bu soru akademi boyunca bir pusula gibi kullanılacak.

Açılış sahnesi

Kayseri'de bir aile sağlığı merkezinin bekleme salonu, salı sabahı. Köşede oturan Saniye Hanım yetmişlerinde, elinde bir naylon dosya. Karşısındaki sırada genç bir adam telefonuna bakıyor, arada bir kaşlarını çatıyor. Saniye Hanım yanındaki kızına eğilip fısıldıyor: «Şu çocuğun alnı geniş, kaşı kalın; bunlar inatçı olur, babam öyle derdi.»

Kızı Gülten gülümseyip başını sallıyor ama gözü annesinin yüzünde. Annesinin dudağının sol köşesi, konuşurken bir an aşağıda kalmış gibi geldi ona. Bir daha bakıyor: şimdi düzelmiş. «Anne, bir gülümse bakayım,» diyor. Saniye Hanım şaşırıyor, sonra gülümsüyor. İki yanağı da eşit kalkıyor.

O sırada hemşire Fatih kapıdan başını uzatıp sıradaki adı okuyor ve salona bir bakış atıyor. Genç adamın çatık kaşlarını görüyor, telefon ekranının parlaklığının en üstte olduğunu da. Adam öfkeli değil; güneş camdan tam yüzüne vuruyor. Fatih perdeyi biraz çekiyor, adamın alnı çözülüyor.

Bekleme salonundaki bu üç kişi bu dersin kurgusal kişileri. Ama on dakika içinde aynı salonda üç ayrı yüz okuma yapıldı ve üçü de aynı fiille anılır: Saniye Hanım bir yüzden karakter okudu, Fatih bir yüzden anlık bir durumu okudu, Gülten de bir yüzden sağlık okumaya çalıştı.

Bu derste ne olacak

«Yüz okuma» denince çoğu insanın aklına Saniye Hanım'ın yaptığı gelir: alna, kaşa, buruna bakıp kişinin huyunu söylemek. Bu akademi o geleneği bütün ayrıntısıyla anlatacak, Babil tabletlerinden Osmanlı kıyâfetnâmelerine ve Çin'in on iki sarayına kadar. Ama aynı adın altında iki başka uğraş daha yaşıyor ve üçü aynı türden sorular değil.

Bu derste o ayrımı kuracağız. Önce her anlamın neyi okuduğunu ve hangi süreye baktığını adlandıracağız. Sonra her birinin kanıt karşısında nerede durduğuna kısaca bakacağız: biri ölçümde tutmadı, biri derin bir tartışmanın içinde, biri bazı işaretlerde hayat kurtarıyor. Son olarak akademinin sekiz bölümünü bu haritaya yerleştireceğiz. Bir sonraki ders (M01-D02) her iddiada sorulacak iki soruyu birbirinden ayıracak.

Sıfır noktası

Bir yüze bakıp bir şey söylemek her zaman bir çıkarımdır: gözün gördüğü bir biçimden ya da hareketten, görünmeyen bir şeye geçilir. Yüz okumanın üç anlamını ayıran şey, bu görünmeyen şeyin ne olduğu ve ne kadar sürdüğüdür.

Yaygın yanlış"Yüz okuma tek bir beceridir; iyi yüz okuyan hem huyu hem duyguyu hem hastalığı görür."
Doğrusu

Üç anlam üç ayrı soru sorar ve üçünün kanıtı da ayrıdır. Bir hemşirenin inme işaretini tanıması, bir kişinin burnuna bakıp cömertliğini söyleyebileceğini göstermez. Biri tıbbi eğitimle öğrenilir ve sınanmış ölçütlere dayanır; öteki bir geleneğin aktarımıdır.

Mekanizma

Birinci anlam: biçimden huy

Fizyonomi yüzün sabit biçimine bakar. Antik Yunan'da Aristoteles'e atfedilen Physiognomonica adlı kısa metin, yüz ve beden işaretlerini hayvanlara benzeterek huylara bağlar; o metnin yöntemi M10-D01'de ve M10-D02'de ayrıntısıyla işlenecek. İslam dünyasında firâset kelimesi hem bu Yunan kökenli fizyonomiyi hem de müminin kalp gözüyle sezişini anlatır (M11-D01). Çin geleneği yüzü bölgelere ve saraylara böler ve her saraya hayatın bir alanını bağlar (M13-D07).

Bu geleneklerin ortak bir varsayımı var: yüzün kalıcı biçimi ile kişinin kalıcı huyu arasında okunabilir bir bağ bulunur. Akademi bu varsayımı her gelenekte kendi kaynağından aktaracak ve her seferinde bir soru daha soracak: bu bağ ölçüldüğünde ne bulundu?

İkinci anlam: hareketten an

Fatih'in salonda yaptığı okuma başka bir türdendir. Yüzün biçimine değil hareketine baktı: kaşların aşağı ve birbirine doğru çekilmesine. Bu hareket M03-D04'te göreceğimiz kaş çatan kasların işidir ve saniyeler sürer. Fatih'in sorusu «bu adam nasıl biri?» değil, «bu adam şu anda ne yaşıyor?» idi. Üstelik kendi tahminini bağlamla sınadı: ekranın parlaklığına ve güneşe baktı.

İfade okuma bugün yoğun bir araştırma alanıdır ve fizyonomiden çok farklı bir kanıt durumundadır. Darwin on dokuzuncu yüzyılda insan ve hayvanlarda ifadenin evrimini yazdı. Yirminci yüzyılda yüz hareketleri kas kas kodlanmaya başladı ve bu kodlama sistemleri bugün araştırmacılar arasında güvenilir biçimde uygulanıyor (M39). Ama bir yüz hareketinden bir duyguya geçmenin ne kadar güvenilir olduğu tartışmalıdır: aynı çatık kaş öfkeyi, yoğunlaşmayı, gözü kamaşmış birini ya da baş ağrısını gösterebilir.

Üçüncü anlam: yüzden beden

Gülten'in annesinin dudak köşesine bakması üçüncü anlama girer. Burada okunan şey ne huy ne duygu, bedenin o anki durumudur. Tıbbın yüze bakma geleneği eskidir: Hipokrat'a atfedilen metinlerde ağır hastanın yüzü ayrıntılı biçimde betimlenir ve bugün de hekimler bu betime onun adıyla gönderme yapar (M09-D04, M45-D02). Sarılık, solukluk, morarma, yüz felci ve bazı hormon hastalıkları yüzde iz bırakır (M45).

Bu anlamda yüz okumanın değeri işarete göre büyük ölçüde değişir. Bazı işaretler tek başına tanı koydurmaz, yalnız bir hekime gitme nedenidir. Bazıları ise acildir: yüzün bir yanının birden düşmesi, konuşmanın bozulması ve kolun güçsüzleşmesi inmenin habercisi olabilir ve beklemeden acil yardım çağırmayı gerektirir (M45-D04).

Üç anlamın sınır çizgisi

Üç anlamı ayıran en kullanışlı ölçü zamandır. Fizyonomi yıllarca değişmeyen bir biçime bakar ve yıllarca değişmediği varsayılan bir huy arar. İfade okuma saniyelerle ölçülen bir harekete bakar ve o ana ait bir durum arar. Tıbbi gözlem günler ya da dakikalar içinde ortaya çıkan bir değişikliğe bakar ve bedenin durumunu arar. Bir yüz okuma iddiasını duyduğunda ilk soru şudur: bu cümle hangi süreye ait bir şeyden hangi süreye ait bir şeye geçiyor?

Sınırlar her zaman keskin değildir ve bu karışma tarihte ağır sonuçlar doğurdu. On dokuzuncu yüzyılda Lombroso, suçluların yüzünde doğuştan işaretler bulduğunu ileri sürdü; tıbbi gözlemin dilini kullanarak bir fizyonomi iddiası kurdu (M19-D04). Bugün bazı yazılımlar yüz hareketlerinden duygu ve kişilik çıkardığını söylüyor; ifade araştırmasının dilini kullanarak çoğu zaman eski bir iddiayı yeniden satıyor (M50-D07). Karışmayı fark etmenin yolu, cümlenin hangi anlamın kanıtını hangi anlamın iddiasına taşıdığını sormaktır.

Usta katmanı

Tarihte bu ayrımı ilk kez açıkça kuranlardan biri, on sekizinci yüzyılda Göttingen'de fizik profesörü olan Georg Christoph Lichtenberg'dir. Zamanının en ünlü fizyonomisti Lavater'e itiraz ederken yüzün sabit biçimini okumayı hareketlerini okumaktan ayırdı ve yalnız ikincisinin gündelik hayatta bir değeri olduğunu savundu. Bu tartışma M18-D04'te ayrıca işlenecek; şimdilik şunu not edelim: üç anlamı ayırmak modern bir buluş değil, geleneğin kendi içinden de dile getirilmiş bir itirazdır.

Çin geleneğinde de benzer bir itiraz var. Konfüçyüsçü düşünür Xunzi'ye atfedilen metinlerde fizyonomiye karşı yazılmış bir bölüm bulunur ve orada kişinin değerinin yüzünde değil gönlünde ve davranışında olduğu savunulur (M13-D02). Bir gelenek yalnız kendi yandaşlarıyla anlatılırsa eksik anlatılmış olur.

Yaygın yanlış"Bilim yüz okumanın hepsini çürüttü."
Doğrusu

Çürütülen ya da hiçbir ölçümde desteklenmeyen şey, kalıcı yüz biçiminden kalıcı karakter okuma iddiasıdır. Yüz hareketlerinin anlık durum hakkında bilgi taşıdığı, yüzde bazı hastalık işaretlerinin görüldüğü ve insanların yüzlerden saniyeler içinde güçlü izlenimler edindiği ise ölçülmüş olgulardır. Bütün yüz okumayı tek kalemde reddetmek, bütününü tek kalemde kabul etmek kadar kaba bir yanlıştır.

Yaygın yanlış"İlk izlenimler bu kadar hızlı ve ortak olduğuna göre doğru olmalı."
Doğrusu

İnsanların bir yüz hakkında hızla ve birbirine benzer yargılara varması, bu yargıların isabetli olduğunu göstermez. Uzlaşma ile doğruluk ayrı ölçülür ve ikisi arasındaki fark M34-D01'de işlenecek. Saniye Hanım'ın sözüne salondaki herkes katılabilirdi; genç adamın inatçı olup olmadığı yine bilinmezdi.

Bu son kart, akademinin en çok tekrarlanacak ayrımlarından birini gösteriyor. Fizyonomi gelenekleri büyük olasılıkla bu hızlı ve ortak izlenim mekanizmasının üzerine kuruldu: insanlar yüzlerden zaten bir şeyler çıkarıyordu, gelenekler bu çıkarımları yazıya geçirip sistemleştirdi. Bu bir kuramsal görüştür ve akademide bir varsayım olarak taşınacak, kanıtlanmış bir açıklama olarak değil. Ama ilk izlenimin bilimini bilmek, fizyonomi metinlerinin neden yüzyıllar boyunca inandırıcı bulunduğunu anlamaya yardım eder.

Akademinin haritası

Sekiz bölümün her biri bu üç anlamdan en az birine yaslanır. Bölüm I yüzün kendisini, kemiğini, kasını ve derisini anlatır; hangi anlamla okunursa okunsun önce neyin okunduğunu bilmek gerekir. Bölüm II ve III birinci anlamın, fizyonominin, dünya geleneklerini kendi kaynaklarıyla aktarır. Bölüm IV ilk izlenimin ve yüz algısının bilimini, Bölüm V ikinci anlamı, ifade ve duyguyu işler. Bölüm VI üçüncü anlama, yüz ve sağlığa ayrılır. Bölüm VII makinelerin yüz okumasını ve hukuku, Bölüm VIII de yüzle çalışanlar için uygulamayı ele alır.

Kanıtın sınırı

Bu derste üç anlamın kanıt durumu ancak çok kaba çizgilerle verildi. Fizyonominin «tutmadığını» söylemek, her geleneğin her iddiasının tek tek sınandığı anlamına gelmez: iddiaların çoğu hiç sınanmadı, bir kısmı sınandı ve desteklenmedi, birkaçında yüz biçimi ile bir davranış arasında küçük ve tartışmalı ilişkiler bildirildi (M22-D06, M34-D10). İfade araştırmasında bilinenin sınırı bugün de tartışılıyor ve iki taraf da aynı verilere farklı ağırlık veriyor. Tıbbi işaretlerin değeri işarete göre değişir ve tek bir yüz bulgusu tanı için çoğu zaman yeterli değildir. Ayrıca bu alandaki araştırmaların büyük kısmı belirli ülkelerde, belirli yaş ve ten gruplarından gelen katılımcılarla yapıldı; bir bulgunun başka bir nüfusa genellenip genellenemeyeceği her derste ayrıca sorulacak.

Kendin dene

Aklında kalsın

«Yüz okuma» üç ayrı uğraşın ortak adıdır. Fizyonomi yüzün kalıcı biçiminden kalıcı bir huy okumaya çalışır. İfade okuma yüzün anlık hareketinden o anki durumu çıkarır. Tıbbi gözlem yüzdeki değişiklikten bedenin durumuna geçer.

Üçünün kanıtı aynı değildir. Biçimden huy okuma ölçümde desteklenmedi. Hareketten duygu okuma bilgi taşır ama bağlam olmadan yanıltır. Yüzdeki bazı sağlık işaretleri ise beklemeden yardım çağırmayı gerektirecek kadar önemlidir.

Bir yüz okuma cümlesi duyduğunda önce hangi süreden hangi süreye geçtiğini sor. Bu soru akademi boyunca bir pusula gibi kullanılacak.

Sonraki derse köprü

Saniye Hanım'ın sözü bir geleneği aktarıyordu: babasından duyduğu, belki de bir kıyâfetnâmeden halk diline geçmiş bir kural. Bu sözü ciddiye almanın iki ayrı yolu var. Biri, o geleneğin bu kural hakkında tam olarak ne söylediğini, nereden geldiğini ve kime ne için yazıldığını sormaktır. Öteki, kural ölçüldüğünde tutup tutmadığını sormaktır. Sonraki ders, «Gelenek ne der, ölçüm ne der», bu iki soruyu birbirinden ayıracak ve aynı iddiayı iki ayrı cümleye dökmeyi öğretecek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?