Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir pozun adı bir biçimi kesin olarak göstermez; o biçimi gösterdiği varsayılan bir etikettir ve varsayım ekole, kitaba ve dile göre değişir.
Ad üç yoldan farklılaşır: ekol aynı adı başka bir biçime verebilir, el kitabı aynı biçime başka bir ad koyabilir, çeviri de anlamı kaydırabilir. Belirsizlik ada değil biçime bakılarak çözülür; beş eksenli tablo bunun aracıdır.
Atlasın başlık adı bir doğruluk iddiası değil, bir bulunabilirlik seçimidir. Sayfanın gerçek kimliği kurulumdaki biçimdir.
Açılış sahnesi
İki öğretmen bir atölyeyi birlikte planlıyor. Biri "ortada karga olsun" diyor, öteki başını sallıyor. Atölye günü ilk öğretmen dirsekleri bükülü, dizleri koltuk altlarına yaslanmış biçimi gösteriyor. İkinci öğretmen şaşırıyor; aklındaki karga kolları düz, kalçası daha yukarıda duran biçimdi.
İkisi de haklı. İkisinin de elindeki kitapta o biçimin adı karga ya da turna yazıyor, ama aynı biçime değil.
Planlama toplantısında hiçbir anlaşmazlık çıkmamıştı. Aynı kelimeyi kullanmışlardı. Anlaşmazlık atölye sabahı, iki farklı bedenin iki farklı biçime girdiği anda ortaya çıktı.
Bir pozun adı bir biçimi göstermez. Bir biçimi gösterdiği varsayılan bir etikettir ve o varsayım ekole, kitaba ve dile göre değişir.
Bu derste ne olacak
Önce pozların adlarının nereden geldiğini kısaca konuşacağız: bir kısmı eski metinlerden, büyük kısmı yakın dönemin kitaplarından ve ekollerinden. Sonra bir adın üç ayrı yoldan farklılaştığını göreceğiz; ekol aynı adı başka bir biçime verebiliyor, el kitabı aynı biçime başka bir ad koyabiliyor, çeviri de bir Sanskrit adın anlamını değiştirebiliyor. Ardından bu belirsizliğin pratikte nasıl çözüldüğünü kuracağız: ada değil biçime bakarak. En sonda atlasın bir sayfanın başına hangi adı neden koyduğunu açıklayacağız. On altı örnekle ilerleyeceğiz. Ders bittiğinde bir pozun adını duyduğunda önce hangi biçimin kastedildiğini sormayı alışkanlık hâline getirmiş olacaksın.
Sıfır noktası
Bir önceki derste her atlas sayfasının dört bölümle yazıldığını ve karar sırasıyla okunduğunu kurduk. Sayfanın en üstündeki şeyi ise hiç konuşmadık: adını.
Ad, sayfayı bulmanın yolu. Bir öğrenci bir atölyede ya da videoda bir ad duyar, o adla arar ve bir sayfa açar. Ad yanlış biçime bağlanırsa açtığı sayfa da yanlış biçimin sayfası olur ve dört bölümün dördü de başka bir poz için doğru olur.
Y0'da şemsiye ad diye bir kavram kurmuştuk: birbirine akraba ama birbirinden farklı bir grup şeyi birden gösteren ad. "Yoga" kelimesi böyle bir addı. Bu derste aynı durumun poz adlarında da yaşandığını göreceğiz, ama daha küçük ölçekte ve daha sinsi biçimde, çünkü poz adları kesin bir şey gösteriyormuş gibi duruyor.
Mekanizma
Adlar nereden geliyor
Bugün sınıflarda kullanılan poz adlarının yalnız küçük bir kısmı eski haṭha metinlerinde geçiyor. Śavāsana, Paścimottānāsana, Matsyendrāsana ve Mayūrāsana gibi adlar bu metinlerde bir tarifle birlikte anılıyor. Sınıflarda duyduğun adların büyük çoğunluğu ise yakın dönemde, yirminci yüzyılda kitaplar, öğretmen soyları ve ekoller aracılığıyla yerleşti.
Bu tarihin pratik bir sonucu var. Bir adın arkasında tek bir otorite yok. Aynı adı kullanan iki kitap, o adı birbirinden habersiz ve farklı biçimlere vermiş olabilir.
Birinci yol: ekol aynı adı başka bir biçime veriyor
En sık karşılaşılan durum bu. İki ekol aynı adı kullanıyor ve her biri o adı kendi biçimine bağlıyor.
Kol dengelerinde karga ile turna bunun en bilinen örneği. Bazı el kitaplarında kolları düz, kalçası yüksekte duran biçim Bakāsana yani turna, dirsekleri bükülü biçim ise Kākāsana yani karga adını alıyor. Günlük sınıf dilinde ise ikisine de çoğu zaman karga deniyor ve Bakāsana adı bükük kollu biçime de veriliyor.
Matsyāsana bir başka örnek. Bazı el kitaplarında bacaklar lotusta, sırt kemerli ve başın tepesi yerde duruyor. Pek çok sınıfta aynı ad bacakları yerde uzanmış, çok daha erişilebilir bir biçime veriliyor. İki biçimin taşıyıcı eylemi benzer ama dize ve boyna yükledikleri şey çok farklı.
İkinci yol: el kitabı aynı biçime başka bir ad koyuyor
Tersi de oluyor. Aynı biçim iki kaynakta iki ayrı adla geçiyor.
Ayakta dik duruş bunun basit bir örneği. Bazı ekoller bu biçime Tāḍāsana diyor, bazıları özellikle bir dizinin başında Samasthiti diyor. Bazı el kitapları da iki adı aynı biçim için yan yana kullanıyor. Burada bir anlaşmazlık yok; aynı şeyin iki adı var.
Bu durum ad paylaşımı kadar tehlikeli değil, ama başka bir şeye yol açıyor: öğrenci aynı pozu iki kez öğrendiğini sanıyor ya da bir adı bilmediği için bildiği bir pozu tanımıyor.
Biçim eşleşmesi Y2'nin beş eksenli tablosunu kullanıyor. İki adı duyduğunda iki tabloyu yan yana koyarsın; satırlar aynıysa ad farklı olsa da poz aynıdır, satırlardan biri farklıysa ad aynı olsa da poz farklıdır.
Üçüncü yol: çeviri anlamı kaydırıyor
Bir Sanskrit adın Türkçe karşılığı çoğu zaman o adın sözlük anlamı değil, biçime bakılarak verilmiş bir addır.
Utkaṭāsana sınıflarda sandalye pozu diye geçiyor, çünkü biçim bir sandalyeye oturmaya benziyor. Sanskrit kelimenin sözlük anlamı ise olağanı aşan, yoğun, güçlü gibi anlamlara uzanıyor. Sınıf adı biçimi anlatıyor, sözlük anlamı ise pozun niteliğine işaret ediyor.
Adho Mukha Śvānāsana kelime kelime yüzü aşağıya dönük köpek demek ve sınıfta aşağı bakan köpek olarak geçiyor; burada çeviri anlama yakın. Vīrabhadrāsana ise sınıfta savaşçı olarak geçiyor, oysa Vīrabhadra bir anlatıdaki belirli bir figürün adı; savaşçı kelimesi o figürün kendisini değil, niteliğini taşıyor. Śavāsana sözlükte ceset duruşu demek ve pek çok sınıfta bu ad yerine son dinlenme ya da sadece dinlenme deniyor.
Atlas bir sayfanın başına hangi adı koyuyor
Bu kadar değişkenlik varken atlas her sayfaya bir ad koymak zorunda.
Başlık adı bir doğruluk iddiası taşımıyor. Bir arama kolaylığı ve bir sabitleme. Sayfanın gerçek kimliği adı değil, kurulum bölümündeki biçim.
Örneklerden okuma
Örneklerin hepsinde sorun bir ad bilgisizliğinden değil, adın bir biçimi kesin olarak gösterdiği varsayımından çıktı. İki öğretmen aynı adı kullandığı için anlaştığını sandı. Bir öğrenci aynı adı duyduğu için aynı kuruluma girmeye çalıştı. Bir başkası iki benzer ad gördüğü için aynı pozu çalıştığını varsaydı.
Çözüm her seferinde aynı yöndeydi: adı bir kapı olarak kullanmak, kimliği biçimde aramak. Ad sayfayı bulmana yardım eder. Hangi pozun sayfasında olduğunu ise kurulum söyler.
Çeviri örneklerinde ayrıca bir şey görünüyor. Bir sınıf adı biçimi iyi anlatabilir ve aynı zamanda pozun işini gizleyebilir. Sandalye adı Utkaṭāsana'nın biçimini anlatıyor, yoğunluğunu saklıyor. Bir ad seçmek, pozun hangi yanını öne çıkaracağını seçmek demek.
Usta katmanı
Deneyimli bir öğretmen bir adı hiçbir zaman çıplak kullanmıyor. Bir planda, bir duyuruda ya da bir başka öğretmenle konuşurken adın yanına biçimin bir satırlık tarifini ekliyor. Bu bir titizlik gösterisi değil, ad paylaşımının yol açtığı sessiz anlaşmazlıkları baştan önlemenin en ucuz yolu.
İkinci incelik, sınıf içinde adın kendisinin bir yük taşıyabilmesi. Bir ad bir öğrenci için bir anı, bir korku ya da bir kimlik çağrıştırabiliyor. Śavāsana örneğinde olduğu gibi, Sanskrit adı korumak ile sınıfta söylenen adı seçmek ayrı kararlardır. Yazılı materyal kaynağa sadık kalabilir, odada söylenen ad ise odadaki insanlara göre seçilebilir.
Üçüncüsü, kültürel bir boyut. Sanskrit adları süs olarak kullanmak ile onları bir geleneğin dili olarak doğru yazmak ve telaffuz etmek arasında bir fark var. Y16 bu konuyu ayrıntısıyla açıyor; burada yalnız şunu söylemek yeterli: bir adı doğru yazmak, o adın arkasındaki geleneğe gösterilen en küçük saygı biçimi.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Bir pozun Sanskrit adı onun eski ve değişmez olduğunu gösterir."
Bugünkü poz adlarının büyük kısmı yakın dönemde yerleşti. Sanskrit olmak eski olmak değil.
Yaygın yanlış"Aynı adı kullanıyorsak aynı pozdan söz ediyoruzdur."
Ad paylaşımı yaygın: aynı ad farklı ekollerde farklı biçimlere veriliyor. Hangi biçimin kastedildiği ancak kurulumla anlaşılır.
Yaygın yanlış"Türkçe sınıf adı Sanskrit adın çevirisidir."
Sınıf adı çoğu zaman biçime ya da benzetmeye bakılarak verilir. Sözlük anlamıyla örtüşebilir de, ondan uzaklaşabilir de.
Yaygın yanlış"Atlasın başlık adı doğru addır, ötekiler yanlıştır."
Başlık adı bir bulunabilirlik seçimidir. Öteki adlar yanlış değil, başka kaynakların seçimidir ve sayfada ayrıca belirtilir.
Uygulama
Aklında kalsın
Bir pozun adı bir biçimi kesin olarak göstermez; o biçimi gösterdiği varsayılan bir etikettir ve varsayım ekole, kitaba ve dile göre değişir.
Ad üç yoldan farklılaşır: ekol aynı adı başka bir biçime verebilir, el kitabı aynı biçime başka bir ad koyabilir, çeviri de anlamı kaydırabilir. Belirsizlik ada değil biçime bakılarak çözülür; beş eksenli tablo bunun aracıdır.
Atlasın başlık adı bir doğruluk iddiası değil, bir bulunabilirlik seçimidir. Sayfanın gerçek kimliği kurulumdaki biçimdir.
Sonraki derse köprü
Bu derste aynı adın birbirinden farklı biçimlere verilebildiğini gördük. Ama farklı biçimlerin hepsi birbirinden aynı uzaklıkta değil. Bazıları aynı pozun yük ya da kaldıraç açısından küçük değişkeleri, bazıları ise gerçekten başka pozlar.
Sonraki ders bu ayrımı kuruyor: bir varyasyon ailesinin ana şekli nedir, hangi değişiklikler o aileyi korur ve hangileri bizi başka bir pozun sayfasına götürür.