Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
On dokuzuncu yüzyıl Hint bilimcileri tantrayı ana akımın karşısında bir sapma olarak çerçeveledi; Hindistan'ın modern orta sınıfı da yoganın tantrik kökenini utanılan bir miras saydı.
Woodroffe tantrayı Vedalar'la uyumlu bir sistem olarak savundu; Zimmer, Evola ve Eliade onu Hint düşüncesinin doruğu ve en sınır aşan yol olarak yücelttiler. Tiksinti ve hayranlık aynı merceğin iki rengi.
Bugünün metin filolojisi el yazmalarını, tarihleri ve ödünç alımları konuşuyor; o da tartışmalı. Bir kitabın hangi dönemin sesini taşıdığını bilmek onu reddetmek için değil yerine koymak için.
Açılış sahnesi
Bir sahaf, bir yoga öğretmeninin önüne üç kitap koyuyor. Birincisi yüz yıllık, sararmış bir cilt: yazarı Hindistan'da yaşamış bir İngiliz, tantranın Vedalar'la uyumlu, ahlaklı bir felsefe olduğunu savunuyor. İkincisi yetmişli yıllardan bir karton kapak: tantra onda Hint düşüncesinin doruğu, kutsala giden en cüretkâr yol. Üçüncüsü yeni bir akademik kitap: dipnotlarla dolu, bir grup Sanskritçe el yazmasının tarihini ve birbirinden ödünç aldığı pasajları tartışıyor.
Öğretmen üç kitabın aynı konudan söz edip etmediğini anlayamıyor. Birinde tantra savunulan bir felsefe, ötekinde hayranlık duyulan bir aşırılık, üçüncüsünde tarihi belirsiz metinlerden kurulmuş bir yapboz. Sahaf gülümsüyor: «Hepsi tantra üzerine. Ama hepsi kendi zamanının tantrası.» Öğretmen bir soru yazıyor: bugün okuduğum bir görüş, bu üç zamandan hangisinin sesini taşıyor?
Bu derste ne olacak
Bu ders tantra üzerine yazılmış akademik geleneğin kendisini okuyor. Y10.01 bir iddianın akademik konumunu adlandırmayı öğretti; bu ders o konumların bir tarihi olduğunu gösteriyor. Önce on dokuzuncu yüzyıl Hint bilimcilerinin tantrayı nasıl bir sapma olarak çerçevelediğine bakacağız. Sonra Hindistan'ın kendi orta sınıfında tantranın neden utanılan bir miras sayıldığını göreceğiz. Ardından Woodroffe'un savunmacı okumasını ve onu izleyen romantik okumayı tanıyacağız. Son olarak bugünün metin filolojisine, el yazmalarını tarihleyen ve pasajları karşılaştıran yaklaşıma geleceğiz. Ders bittiğinde açılıştaki üç kitabın her birini bir döneme yerleştirebilecek ve bugün okuduğun bir cümlenin hangi birikimin üstünde durduğunu sorabileceksin.
Sıfır noktası
Y10.01 gelenek adıyla okumayı, akademik konumu ve iddia kartını tanıttı; Padoux'nun «tantrizm» teriminin bir Avrupa icadı olduğu gözlemini aktardı. Y4.99 oryantalizmi, saf öz anlatısını ve soysuzlaşma kalıbını tanımladı. Y4.100 Vivekananda'nın Rāja Yoga'sını okudu. Y4.71 tantra teriminin çoğulluğunu gösterdi.
Akademik tarih bilgileri Wikipedia'nın Tantra maddesinden; madde Padoux, Brown, Goudriaan, Gray, Samuel, Urban ve Sanderson gibi araştırmacıların görüşlerini aktarıyor.
Mekanizma
Sapma çerçevesi
Tantra maddesine göre «tantrizm» terimi on dokuzuncu yüzyılda, Hindistan hakkında sınırlı bilgiye sahip Hint bilimcileri tarafından ortaya atıldı; bu bilim insanlarının gözünde tantrizm, ana akım saydıkları Hint geleneklerinin karşısında tuhaf, olağandışı ve azınlıkta kalan bir uygulamaydı. Madde tantra sözcüğünün ezoterik bir uygulama ya da dinsel ritüelcilik anlamı kazanmasının da sömürge dönemi Avrupasının bir icadı olduğunu not ediyor. Tantra böylece akademik tarihe bir istisna, bir sapma olarak girdi.
Utanılan miras
Tiksinti yalnız Avrupalı bilim insanlarından gelmiyordu. Tantra maddesi Geoffrey Samuel'in bir gözlemini aktarıyor: Hindu modernizmi döneminde, on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda, yoga uygulamaları tantrik bağlamdan radikal biçimde uzaklaştırılarak yeniden çerçevelendi. Samuel'e göre Hindu haṭha yoga Śaiva tantrik bir bağlamdan doğmuştu; ama on dokuzuncu yüzyılın sonu ve yirminci yüzyılda Hindistan'ın orta sınıfında tantraya ve onun cinsel ve büyüsel uygulamalarına karşı son derece olumsuz görüşler yaygındı ve bugün de büyük ölçüde yaygın. Bu yüzden bu miras utanç vericiydi; Vivekananda gibi kişiler yogayı Patañjali'nin Yoga Sūtra'sının seçici bir Vedānta okumasıyla yeniden kurmaya büyük emek verdi. Madde daha eski bir iz de veriyor: on dördüncü yüzyılda Mādhavācārya'nın felsefe okullarını derleyen eseri tantrayı ayrı bir okul olarak anmıyor ve yirminci yüzyıl başında P. V. Kane bunun nedeninin tantranın skandal sayılması olabileceğini tahmin ediyor.
Savunmacı okuma
Tantra maddesine göre tantrayı ciddi biçimde inceleyen ilk Batılı bilim insanı, Arthur Avalon takma adıyla yazan John Woodroffe; bin sekiz yüz altmış beş ile bin dokuz yüz otuz altı arasında yaşamış ve «tantra çalışmalarının kurucu babası» olarak anılıyor. Madde Woodroffe'un kendinden önceki Batılı bilim insanlarından farklı olarak tantrayı savunduğunu, onu Vedalar ve Vedānta ile uyumlu, ahlaki ve felsefi bir sistem olarak sunduğunu aktarıyor. Woodroffe tantrayı uyguluyordu; bilimsel nesnelliği korumaya çalışırken Hindu tantrasının, Śiva-Śakti geleneğinin, bir öğrencisiydi.
Romantik okuma
Woodroffe'un ardından karşılaştırmalı din ve Hint bilimi alanlarından birçok bilim insanı tantrayla ilgilendi; Tantra maddesi Agehananda Bharati, Mircea Eliade, Julius Evola, Carl Jung, Alexandra David-Néel, Giuseppe Tucci ve Heinrich Zimmer'i sayıyor. Madde Hugh Urban'ın bir değerlendirmesini aktarıyor: Zimmer, Evola ve Eliade tantrayı «bütün Hint düşüncesinin doruğu, maneviyatın en radikal biçimi ve yerli Hindistan'ın arkaik kalbi» olarak görüyor, onu modern çağ için ideal din sayıyordu; üçü de tantrayı «kutsala giden en sınır aşan ve şiddetli yol» olarak görüyordu.
Metin filolojisi
Bugünün tantra araştırmaları büyük ölçüde el yazmalarına, metinlerin tarihlenmesine ve metinler arası ödünç alımların izlenmesine dayanıyor. Tantra maddesi bu yaklaşımın örneklerini veriyor: Sanderson Śaiva Vidyāpīṭha yazınındaki öğelerin, tam pasajlar ve kutsal yer listeleri dahil, Vajrayāna metinlerine doğrudan ödünç alındığını gösteriyor; Davidson ise bu metinlerin tarihinin belirsizliğine dayanarak itiraz ediyor. Aynı madde tanımlar üzerine de bir birikim aktarıyor: Teun Goudriaan bin dokuz yüz seksen birde tantrayı sistemli bir kurtuluş arayışı olarak tarif ediyor ama basit ve sabit bir tanım konusunda katı olunamayacağını söylüyor; Robert Brown tantrizmin Batı biliminin bir kurgusu olduğunu, David Gray iki bin on altıda bütün tantra geleneklerinde ortak tek bir tanımlayıcı özellik bulunmadığını yazıyor.
Örneklerden okuma
Sapma çerçevesi örneklerinde eski bir ansiklopedinin «karanlık yüz»ü bir bulgudan bir çerçeveye çevrildi ve saf öz ile sapma bir dairenin merkezi ve kenarı olarak çizildi. Utanılan miras örneklerinde Vivekananda'nın mesafesi bir dönemin kaygısına bağlandı, Kane'in tahmini bir tahmin olarak yazıldı ve bir öğrencinin rahatsızlığı bir yüzyıllık çerçevenin parçası olarak görüldü.
Savunmacı okuma örneklerinde yüz yıllık bir cilt bir tartışmaya katılan bir ses olarak okundu ve bir yazarın uygulayıcılığı bir kusur değil bir konum oldu. Romantik okuma örneklerinde hayranlık ile tiksinti aynı merceğin iki rengi çıktı ve «yerli Hindistan'ın arkaik kalbi» bir dönemin hayali olarak yazıldı.
Metin filolojisi örneklerinde bir kitabın dipnotları bir kanıt sesine dönüştü, filoloji de tartışmalı bir alan olarak kaldı ve üç tanım yıllarıyla birlikte bir tarih çizdi.
Usta katmanı
Tantra üzerine çok okumuş biri bir kitabın yayın yılına bakmadan onun hangi dönemden geldiğini çoğu zaman seziyor. Bir sayfadaki «karanlık», «soysuz» ya da «ahlaksız» sözcükleri sapma çerçevesini; «Vedalar'la tam uyum» vurgusu savunmayı; «en radikal» ve «arkaik kalp» ifadeleri romantizmi; el yazması adları ve tarihleme tartışmaları filolojiyi haber veriyor. Usta okur bu işaretleri bir kitabı reddetmek için değil onu yerine koymak için kullanıyor.
İkinci incelik dönemlerin bugün de yaşaması. Bir yoga stüdyosunun ilanı romantik okumanın, bir aile büyüğünün tantraya bakışı utanılan mirasın, bir akademik makale filolojinin sesini taşıyabilir. Akademik tarih yalnız geçmişin değil bugünün dağınık seslerinin de haritası.
Üçüncüsü kendi sesini tanımak. Bir okur bu tarihi okurken kendi ilk tepkisinin, bir rahatsızlığın ya da bir hayranlığın, hangi döneme yakın durduğunu da sorabilir. Bu bir suçlama değil; bir iddia kartını doldururken kendi konumunu da bir satır olarak yazabilmek.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Tantraya yönelik olumsuz görüşler yalnız Avrupalı oryantalistlerden geldi."
Samuel'e göre Hindistan'ın orta sınıfında da tantraya karşı son derece olumsuz görüşler yaygındı ve bu yüzden yoganın tantrik kökeni bir utanç kaynağı sayıldı.
Yaygın yanlış"Woodroffe tarafsız bir gözlemciydi."
Madde Woodroffe'un tantrayı savunduğunu ve uyguladığını, bilimsel nesnelliği korumaya çalışırken bir geleneğin öğrencisi olduğunu aktarıyor.
Yaygın yanlış"Tantrayı Hint düşüncesinin doruğu sayan yazarlar onu en doğru anlayanlardı."
Urban'a göre bu romantik okuma tantrayı kendi zamanının arzularıyla ve en çok sınır aşmasıyla tanımlıyordu.
Yaygın yanlış"Metin filolojisi tantra üzerindeki bütün tartışmaları bitirdi."
Filolojik sonuçlar da tartışmalıdır; Sanderson'ın ödünç alım görüşüne Davidson tarihlendirme üzerinden itiraz ediyor.
Uygulama
Aklında kalsın
On dokuzuncu yüzyıl Hint bilimcileri tantrayı ana akımın karşısında bir sapma olarak çerçeveledi; Hindistan'ın modern orta sınıfı da yoganın tantrik kökenini utanılan bir miras saydı.
Woodroffe tantrayı Vedalar'la uyumlu bir sistem olarak savundu; Zimmer, Evola ve Eliade onu Hint düşüncesinin doruğu ve en sınır aşan yol olarak yücelttiler. Tiksinti ve hayranlık aynı merceğin iki rengi.
Bugünün metin filolojisi el yazmalarını, tarihleri ve ödünç alımları konuşuyor; o da tartışmalı. Bir kitabın hangi dönemin sesini taşıdığını bilmek onu reddetmek için değil yerine koymak için.
Sonraki derse köprü
Bu ders tantra üzerine yazılmış akademik geleneğin dönemlerini ayırdı ve filolojinin metinlerle konuştuğunu gösterdi.
Filoloji bir metni okurken önce onun türünü soruyor. Sonraki ders Āgama, Tantra ve Saṃhitā adlarını ele alıyor: bu metin türlerinin neyi adlandırdığını ve bir metnin hangi adla anıldığının onu nasıl okuduğumuzu nasıl etkilediğini soruyor.