M06-D02
Perspektif çizimi
Bir odayı tek ve iki kaçış noktalı perspektifle doğru oranlarda çizer.
Yapım Tasarımı Akademisi — M06, Çizim ve teknik çizim · 2.365 kelime · 8 tasarım durumu · 2 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Perspektif çizimi, bir mekânın kameradan gerçekte nasıl görüneceğini doğru oranlarla gösterir. Her şey ufuk çizgisiyle başlar ve ufuk çizgisi kameranın yüksekliğidir; gözle aynı yükseklikteki her şey, uzaklığı ne olursa olsun bu çizgiye düşer. Uzaklaşan paralel çizgiler ufuk üzerindeki bir kaçış noktasında buluşur; uzaklık iki katına çıktığında boyut yarıya iner.
Kamera bir duvara karşıdan baktığında tek kaçış noktası yeter; o duvar gerçek biçimiyle görünür ve gerçek ölçüler yalnızca onun üzerinde ölçülür. Kamera bir köşeye baktığında iki kaçış noktası gerekir ve noktalar birbirine yakın konduğunda çizim bozulur. Perspektif ölçü vermez; inşaat ekibi başka çizimlerle çalışır. Kuralları bozmak bir tasarım kararı olabilir, ama ancak kuralları bilen biri ne kadar bozduğunu bilir.
Bir yüzün arkasındaki yüzey, kâğıtta doğru oranla çizilmeden ne kadar küçük göründüğünü söylemez. Kameraya yakın bir baş, uzaktaki bir duvarın metrelerce genişliğini kapatır; bir yüzü ayırmak için konan bir yüzey, uzakta duruyorsa, perspektifte genişletilmedikçe o yüzü ayırmaz. Ten tonu ne olursa olsun, yüz ile arkası arasındaki ayrım ancak doğru oranda çizildiğinde sınanır.
Açılış sahnesi
Suna bir önceki akşamın kutusunu, ayrık panelli bankayı, masanın sol köşesine bantlıyor ve yanına büyük, boş bir kâğıt seriyor. Bu kez beş dakikalık bir sayaç yok. Kâğıdın ortasına, yere paralel, ince ve uzun bir çizgi çekiyor; çizginin ortasına küçük bir nokta koyuyor. Sonra kalemi bırakıp kendine soruyor: kamera girişte, yerden bir buçuk metre yükseklikte duracak; bu çizgi o yüksekliğin kâğıttaki yeri olmalı.
Üç saat sonra kâğıtta, bir dünkü kutunun söylemediği iki şey duruyor. Birincisi, eski süslemelerin bu planda nerede gerçekten görüneceği. İkincisi, kutuda Rıza'nın yüzünü kurtaran o altmış santimetrelik boşluğun, doğru oranlarla çizilince, aslında hiçbir şeyi kurtarmadığı.
Bu derste bir mekânı kameranın durduğu noktadan, uzaklaştıkça küçülen ve çizgileri ufukta buluşan bir çizimle kâğıda geçirmeyi ele alıyoruz.
Bu derste ne olacak
Kaba eskiz bir yön bulur, ama oranları gözle atar. Bir yön seçildiğinde tasarımcının, o mekânın kameradan nasıl görüneceğini, uzaklaştıkça nasıl küçüleceğini, hangi yüzeyin ne kadar yer kaplayacağını doğru gösteren bir çizime ihtiyacı vardır. Perspektif çizimi bu iştir.
Önce her perspektif çiziminin temelinde duran tek kararı, gözün yani kameranın yüksekliğini kuracağız. Ardından kameranın bir duvara karşıdan baktığı tek kaçış noktalı çizime, sonra bir köşeye açılı baktığı iki kaçış noktalı çizime geçeceğiz. Son olarak perspektifin neyi göstermediğine ve kurallarını bilerek bozmanın ne zaman bir tasarım kararı olduğuna bakacağız.
Suna'nın banka salonunu kamera yüksekliğinden çizişini ve bu çizimin bir önceki derste verilen bir kararı nasıl geri çevirdiğini sayılarıyla izleyeceğiz. Simetrik koridorlarıyla bir oteli tek bir noktaya doğru çeken bir filme ve perspektif çizgilerini bilerek yamultup boyayan bir filme bakacağız. Bir yüzün arkasında duran yüzeyin, kâğıtta doğru oranla çizilene kadar ne kadar küçük göründüğünü bilemeyeceğimizi de göreceğiz.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.
Sıfır noktası
Bir göz ya da bir kamera dünyaya tek bir noktadan bakar. O noktadan uzaklaşan her şey küçülür; iki kat uzaktaki bir kapı, kâğıtta yarı boyunda görünür. Birbirine paralel uzanan çizgiler, yerdeki derzler, tavanın kenarları, bir koridorun iki duvarı, uzaklaştıkça birbirine yaklaşır ve sonunda tek bir noktada buluşuyormuş gibi görünür. Perspektif çizimi, bu görünüşü kurallarla kâğıda geçirmenin yoludur.
Bu iki öğe bir kez doğru yere konduğunda çizimin geri kalanı onlara bağlanır. Ufuk çizgisi yanlış yükseklikteyse, kâğıttaki oda kameranın göreceği oda değildir; çizim ne kadar özenli olursa olsun, başka bir yerden bakan birinin odasını gösterir.
Mekanizma
Ufuk çizgisi kameranın yüksekliğidir
Perspektif çizimine başlamadan önce sorulacak ilk soru, kameranın nerede duracağıdır. Yönetmenin ve görüntü yönetmeninin planı, kameranın yerden kaç metre yüksekte olacağını söyler; ufuk çizgisi kâğıda o yükseklikte çekilir. Ayakta duran bir insan gözünden bakan bir planda ufuk bir buçuk metre dolayındadır; yere yakın bir planda dizden aşağıdadır.
Tek kaçış noktası: karşıdan bakan kamera
Kamera bir duvara karşıdan, ona dik baktığında, o duvar kâğıtta gerçek biçimiyle, yani dikdörtgen olarak görünür; yalnızca uzaklığa göre küçülür. Kameradan uzaklaşan yan duvarların, tavanın ve zeminin çizgileri ise tek bir kaçış noktasında buluşur. Koridorlar, salonlar, karşıdan çekilmiş bir oda: tek kaçış noktalı perspektif bunların çizimidir.
İki kaçış noktası: köşeye bakan kamera
Kamera bir köşeye, iki duvara açılı baktığında, hiçbir duvar karşıdan görünmez; her iki duvarın yatay çizgileri ayrı yönlere kaçar ve her biri kendi kaçış noktasında buluşur. Bu iki nokta ufuk çizgisinin üzerinde, köşenin iki yanında durur. Dikey çizgiler dik kalır.
Perspektifin söylemedikleri ve bilerek bozmak
Perspektif çizimi kameranın göreceğini gösterir, ama inşa edecek ekibe ölçü vermez. Kâğıtta kısalmış bir duvarın gerçek uzunluğu, perspektif çiziminden cetvelle okunamaz. Bir yapıya aşağıdan ya da yukarıdan dik bir açıyla bakıldığında, dikey çizgiler de birbirine yaklaşır ve üçüncü bir kaçış noktası gerekir; çok geniş bir görüş alanı çizilmeye çalışıldığında ise çizimin kenarları gerilir. Bu sınırları bilen tasarımcı, perspektif kurallarını bir mekânı ürkütücü ya da düş gibi göstermek için bilerek de bozabilir.
Tasarım masasında
Suna gişe duvarını, kameradan on dört metre uzaktaki duvarı, karşıdan bakan bir dikdörtgen olarak çiziyor: her metre için bir santimetre, yani on iki santimetre eninde ve yedi santimetre yüksekliğinde. Ufuk çizgisini kamera yüksekliğine, dikdörtgenin alt kenarından bir buçuk santimetre yukarıya çekiyor; kaçış noktası, kamera bej şeridin ortasında duracağı için, çizginin tam ortasında. Panellerin üst kenarı bu duvarda üç santimetrede.
Kameraya daha yakın her şey, uzaklıkla ters orantılı olarak büyür: on dört metrede bir santimetre tutan bir metre, dört metrede on dört bölü dört, yani üç buçuk santimetre tutar. Yan duvarlardaki paneller kameradan dördüncü metrede başlıyor; orada üç metrelik bir panel kâğıtta on buçuk santimetre boyunda ve salonun yarı genişliği olan altı metre, ortadan yirmi bir santimetre yana düşüyor. Bir metre yirmi santimetrelik modüller de aynı kuralla kısalıyor: kameraya en yakın modül kâğıtta neredeyse beş santimetre, gişe duvarına bitişik son modül yarım santimetreden biraz fazla. Kutuda eşit dizilmiş görünen boşluklar, perspektifte salonun dibine doğru sıklaşıp bir çizgiye dönüşüyor.
Kadrajın üst kenarını gişe duvarının üst kenarına, yani ufkun beş buçuk santimetre üstüne koyunca bir şey ortaya çıkıyor. Kameranın yanındaki duvarlarda süslemelerin başladığı üç metre çizgisi, ufkun beş santimetreden fazla üstünde; kadrajın kenarına sıkışıyor. Salonun dibine doğru ise o çizgi aşağı iniyor ve süsleme kuşağı, gişe duvarına yaklaştıkça genişleyen bir kama gibi açılıyor. Eski zaman salonun her yerinde değil, Rıza'nın yürüdüğü yolun sonunda görünüyor. Suna bunu Kemal için bir not olarak kenara yazıyor. Rıza'nın oyuncusu bir metre altmış sekiz santimetre; gözleri kameranın biraz üstünde, bu yüzden on dört metre boyunca yürürken küçülse de gözleri hep ufkun hemen üstünde kalıyor. Çizimin doğru kurulduğunun sınaması bu.
Sonra ters açıya geçiyor. Kemal, Rıza'nın tekli planını gişenin arkasından, yüzüne iki metre uzaktan ve salonun eksenine yirmi derece açıyla çekecek. Kamera bir köşeye açılı baktığı için Suna bu kez iki kaçış noktası kullanıyor; giriş duvarının noktası kâğıdın çok dışına düşüyor ve Suna kâğıda bir parça daha bantlıyor. Çizim iki şey gösteriyor. Rıza'nın arkasındaki giriş duvarı on iki metre geride ve kameradan on dört metre uzakta; Rıza'nın yirmi üç santimetrelik başı ise iki metrede. Baş, o duvarın bir metre altmış santimetresini kapatacak kadar büyük görünüyor; bir önceki derste başının arkasına konan altmış santimetrelik boşluk, kadrajda başının ancak üçte biri genişliğinde, kulağının yanında ince bir şerit. Üstelik yirmi derecelik açı yüzünden, Rıza'nın başının arkasına düşen nokta sandalyesinin tam arkasında değil, dört metreden fazla yanında.
Kaba eskizdeki karar, oranlar doğru çizilince çalışmıyor. Suna boşluğu, Rıza'nın görüş çizgisinin duvara düştüğü yere taşıyor ve iki metre kırk santimetreye genişletiyor: başın kapattığı bir metre altmışa, iki yanda kırkar santimetre pay. Elif'in tekli planının düştüğü yere ise iki beyaz panel geliyor. Üç modül ikiye iniyor; toplam iş azalıyor.
Usta katmanı
Deneyimli tasarımcılar perspektif çizimini, çizime başlamadan önce kameranın yerini ve yüksekliğini sorarak kurar ve bu bilgiyi çizimin köşesine yazar: ufuk yüksekliği, kameranın baktığı yön, bir ölçü referansı. Böylece çizimi gören herkes, yönetmen de görüntü yönetmeni de, bu görüntünün nereden bakıldığında doğru olduğunu bilir; kamera yer değiştirirse, çizimin neden artık geçerli olmadığı da anlaşılır.
İkinci incelik, perspektifi bir sınama aracı olarak kullanmaktır. Bir eskizde verilmiş bir kararın kamerada çalışıp çalışmayacağını, o kararı doğru oranlarla çizmeden bilmek zordur: bir yüzün arkasındaki boşluğun, bir duvarın görünen payının, bir süslemenin kadraja girip girmediğinin cevabı perspektifte çıkar. Bu yüzden tasarımcı, özellikle yüzlerin önünde durduğu yüzeyleri, kameradan uzaklıklarıyla birlikte çizer.
Yaygın yanlış"Perspektif çizimi yalnızca güzel bir sunum görüntüsü içindir."
Perspektif, bir mekânın kameradan gerçekte nasıl görüneceğini sınayan bir araçtır. Bir eskizde verilen bir karar, ancak doğru oranlarla çizildiğinde gerçekten çalışıp çalışmadığını gösterir; bankadaki boşluk, bu sınamanın ilk çizgide geri çevirdiği bir karardı.
Yaygın yanlış"Ufuk çizgisi kâğıdın ortasına, çizimin iyi görüneceği bir yere konur."
Ufuk çizgisi bir kompozisyon tercihi değil, kameranın yüksekliğidir. Yanlış yüksekliğe konmuş bir ufuk, başka bir yerden bakan birinin gördüğü odayı çizer; çizim ne kadar özenli olursa olsun, çekilecek planı göstermez.
Kendin dene
Aklında kalsın
Perspektif çizimi, bir mekânın kameradan gerçekte nasıl görüneceğini doğru oranlarla gösterir. Her şey ufuk çizgisiyle başlar ve ufuk çizgisi kameranın yüksekliğidir; gözle aynı yükseklikteki her şey, uzaklığı ne olursa olsun bu çizgiye düşer. Uzaklaşan paralel çizgiler ufuk üzerindeki bir kaçış noktasında buluşur; uzaklık iki katına çıktığında boyut yarıya iner.
Kamera bir duvara karşıdan baktığında tek kaçış noktası yeter; o duvar gerçek biçimiyle görünür ve gerçek ölçüler yalnızca onun üzerinde ölçülür. Kamera bir köşeye baktığında iki kaçış noktası gerekir ve noktalar birbirine yakın konduğunda çizim bozulur. Perspektif ölçü vermez; inşaat ekibi başka çizimlerle çalışır. Kuralları bozmak bir tasarım kararı olabilir, ama ancak kuralları bilen biri ne kadar bozduğunu bilir.
Bir yüzün arkasındaki yüzey, kâğıtta doğru oranla çizilmeden ne kadar küçük göründüğünü söylemez. Kameraya yakın bir baş, uzaktaki bir duvarın metrelerce genişliğini kapatır; bir yüzü ayırmak için konan bir yüzey, uzakta duruyorsa, perspektifte genişletilmedikçe o yüzü ayırmaz. Ten tonu ne olursa olsun, yüz ile arkası arasındaki ayrım ancak doğru oranda çizildiğinde sınanır.
Sonraki derse köprü
Suna'nın perspektif çizimleri, bankanın kameradan nasıl görüneceğini artık doğru gösteriyor; ama inşaat şefi Yaşar'ın sorusu değişmedi: panelin kendi ayakları ne kadar derin, iki panel arasındaki iki metre kırk santimetre duvarın tam olarak neresinde, salonun içinde gişelerle paneller arasında kaç santimetre kalıyor? Perspektif bunları ölçmez. Bir seti yukarıdan, kesilmiş hâliyle ve karşıdan, ölçüleri doğrudan okunabilecek biçimde göstermek, M06-D03 "Plan, kesit ve görünüş" dersinin konusu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.