M06-D01
Kaba eskiz ve düşünme çizimi
Bir mekân fikrini beş dakikalık kaba eskizlerle üç farklı yönde dener.
Yapım Tasarımı Akademisi — M06, Çizim ve teknik çizim · 2.364 kelime · 10 tasarım durumu · 1 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Tasarımcı kalemi iki iş için kullanır: anlatmak ve düşünmek. Düşünme çizimi bir sonucu göstermek için değil, bir sorunu çözmek için yapılır; güzel olması gerekmez ve çoğu zaman atılır. Kaba eskiz, onun en sık kullanılan biçimidir: küçük bir çerçevede, birkaç dakikada, yalnızca büyük biçimleri, ışığın ve karanlığın dağılımını ve yerleşimi gösteren bir çizim.
Küçüklük ve hız, tasarımcıyı ayrıntıdan ve ilk fikre bağlanmaktan korur. Çeşitleme ile yön ayrı şeylerdir: gerçek bir yön, ışığın kaynağı, mekânın örgütlendiği merkez ya da hareketin yolu gibi temel bir kararı değiştirir. Çizerken görmek, düşünme çiziminin en değerli anıdır; tasarımcı çizdiğine bakar ve gördüğünü yeniden yorumlar. Bir eskiz, yön seçilene kadar kaba bırakılır; erken parlatılan bir eskiz bir karar gibi okunur.
Kaba eskizin varsayılanları, tasarımcının yerine karar verebilir. Beyaz kâğıt, her yüzü sessizce en açık değerde çizer; bu varsayılan bazen koyu bir teni, bazen de açık bir teni arkasındaki yüzeyle birlikte görünmez kılar. Yüzlere birkaç saniyelik bir değer lekesi koymak, bir yerleşimin her tende işleyip işlemediğini ilk kutularda gösterir.
Açılış sahnesi
Akşam yedi. Suna'nın masasında bir A4 kâğıt var ve kâğıdın üzerine cetvelle, üçer üçer, dokuz küçük dikdörtgen çizilmiş. Her biri sekiz santimetre eninde, dört buçuk santimetre yüksekliğinde; bir sinema perdesinin oranı. Yanında yumuşak bir kurşun kalem, tek bir gri keçeli kalem ve telefonunda beş dakikaya kurulmuş bir sayaç.
Bütçe toplantısından elde kalan soru basit görünüyor ama değil: vida tutmayan eski bir sıvanın önünde, üç metrelik beyaz paneller kendi başlarına nasıl ayakta kalacak ve panelden panele geçilen çizgiler, kameranın en çok baktığı gişe duvarına nasıl düşecek? Suna bu soruyu henüz cevaplamaya çalışmıyor. Sayacı başlatıyor ve ilk kutuya, hiç silmeden, bir salonun en kaba hâlini çiziyor.
Kırk beş dakika sonra dokuz kutu dolmuş olacak; üçü bir yolu, üçü başka bir yolu, üçü bambaşka bir yolu deneyecek. Bu derste, bir fikri kesinleştirmeden önce hızlı ve kaba çizimlerle farklı yönlerde denemeyi ele alıyoruz.
Bu derste ne olacak
Üçüncü bölüm, fikirden inşaata geçişin bölümü. Bir tasarım, inşa edecek ekibin okuyabileceği çizimlere dönüşmedikçe bir fikir olarak kalır; ama o çizimlere gitmeden önce, tasarımcı kalemi bir şeyi göstermek için değil, bir şeyi bulmak için kullanır. Bu modülün ilk dersi o bulma çizimine ayrılıyor.
Önce kaba eskizin neden hızlı ve küçük olması gerektiğini kuracağız. Ardından aynı fikrin çeşitlemeleri ile gerçekten farklı yönler arasındaki ayrıma bakacağız. Sonra çizerken görmeyi, yani çizginin tasarımcıya henüz düşünmediği bir şeyi gösterdiği anları ele alacağız. Son olarak bir eskizin ne zaman kaba kalması, ne zaman bırakılması gerektiğine geçeceğiz.
Suna'nın banka panelleri için kırk beş dakikada çizdiği dokuz kutuyu ve bu kutulardan çıkan kararı izleyeceğiz. Bir yaratığın gözlerinin, bir defterin bir sayfasından ötekine yüzünden avuçlarına taşındığı bir filme bakacağız. Kâğıdın beyazının bir eskizdeki her yüzü sessizce açık tenli çizdiğini ve bu varsayılanı bozmanın bir yerleşimi nasıl değiştirdiğini de göreceğiz.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.
Sıfır noktası
Tasarımcının çizimi iki ayrı iş görür. Biri başkalarına anlatmaktır: inşaat ekibine bir duvarın ölçüsünü, yönetmene bir mekânın duygusunu, yapımcıya bir setin kapsamını. Öteki kendi kendine düşünmektir: henüz var olmayan bir mekânı, onu kâğıda dökerek tartmak, değiştirmek, yeniden denemek. Bu iki iş aynı kalemle yapılır, ama aynı çizimle yapılmaz.
Anlatan çizim kesin olmak zorundadır. Düşünen çizim ise kesinlikten kaçar; çünkü kesin bir çizgi bir kararı kilitler ve tasarımcının gözünü öteki seçeneklere kapatır. Belirsiz bir çizgi, birkaç şey olabilir; tasarımcı ona her baktığında başka bir şey görebilir.
Kaba eskiz, düşünme çiziminin en sık kullanılan biçimidir. Ama her kaba eskiz bir düşünme çizimi değildir: bir toplantıda bir peçeteye yönetmen için atılan birkaç çizgi kabadır, ama anlatmak için oradadır.
Mekanizma
Hız ve küçüklük
Kaba eskiz küçük bir çerçevede ve kısa bir sürede yapılır, çünkü küçüklük ve süre tasarımcıyı ayrıntıdan uzak tutar. Sekiz santimetrelik bir kutuya bir kapı tokmağı çizilmez; beş dakikada bir duvar kâğıdının deseni işlenmez. Geriye yalnızca asıl kararlar kalır: neresi büyük, neresi küçük, neresi aydınlık, neresi karanlık, insan nerede duruyor.
Çeşitleme değil, yön
On iki kutu, on iki ayrı fikir anlamına gelmez. Bir tasarımcı aynı odayı on iki kez, yalnızca kapının yerini ya da pencerenin boyunu değiştirerek çizebilir; bunlar bir yönün çeşitlemeleridir. Gerçekten farklı bir yön, mekânın temel bir kararını değiştirir: ışığın nereden geldiğini, mekânın neyin etrafında örgütlendiğini, insanın içinde nasıl hareket ettiğini.
Çizerken görmek
Düşünme çiziminin en değerli anı, çizginin tasarımcıya önceden düşünmediği bir şeyi gösterdiği andır. Hızla atılmış bir leke bir gölge gibi okunur; iki çizginin kesiştiği yer bir kapı gibi görünür; kâğıtta yan yana duran iki kutu birbirine bir şey söyler. Tasarımcı çizer, bakar, gördüğünü yeniden yorumlar ve bir sonraki çizgiyi o yoruma göre atar.
Eskiz ne kadar kaba kalmalı
Kaba eskizin belirsizliği, kararı açık tutar. Bir eskiz erken parlatılırsa, onu gören herkes, tasarımcı da dahil, onu verilmiş bir karar gibi okur. Tasarımcı bir yönü seçmeye hazır olana kadar eskizini kaba bırakır; seçtiğinde ise eskiz görevini bitirmiştir ve yerini başka bir çizime bırakır.
Tasarım masasında
Suna'nın dokuz kutusu, gişe duvarına bakan aynı geniş planı üç ayrı yoldan deniyor. Her kutu beş dakika; kutunun sekiz santimetrelik eni, salonun on iki metrelik genişliğini taşıyor, yani kutuda bir santimetre aşağı yukarı bir buçuk metre. Bu kesin bir ölçü değil; Suna yalnızca panellerin, yedi metrelik salonun yarısından az bir yüksekliğe çıktığını göstermek için üç metreyi kutunun yüksekliğinin yarısının biraz altına koyuyor.
Birinci yol, kesintisiz bir beyaz duvar: paneller yan yana, birleşim yerleri ince alüminyum şeritlerle kapatılmış, eski sıva yalnızca üç metrenin üstünde görünüyor. İkinci yol, ayrık paneller: her panel kendi arka ayakları üstünde duruyor ve panellerin arasında, eski sıvayı gösteren on beş santimetrelik boşluklar var; gişe duvarının on iki metresine, bir metre yirmi santimetrelik dokuz panel ve aralarında sekiz boşluk sığıyor. Üçüncü yol, asılı bir kuşak: paneller, üç metre yükseklikte salon boyunca uzanan yatay bir kirişe asılı ve kirişin üst kenarı, yeninin bittiği, eskinin başladığı tek bir düz çizgi oluyor.
İkinci yolun üçüncü kutusunda Suna boşlukları koyu, dikey çizgiler olarak hızla atıyor ve kutuya uzaktan bakınca bir şey görüyor: aralıklı dikey çizgiler, dükkânın yarı inik kepengindeki çubuklara benziyor. Bu benzerliği o çizmeden önce düşünmemişti. Kutunun kenarına bir soru yazıyor: banka, dükkânın kepengini istemeden mi taklit ediyor, yoksa bu bir kafiye mi olmalı? Cevabı bu akşam vermiyor.
Dokuz kutunun ilk altısında yüzler, kâğıdın beyazında bırakılmış küçük ovaller. Kâğıt beyaz olduğu için bu ovaller sessizce en açık değerde, yani en açık tende duruyor; eskiz bir yüzün değerini hiç sormadan cevaplıyor. Suna son üç kutuda gri keçeli kalemi yüzlere de uyguluyor: Elif'in başına koyu bir leke, Rıza'nınkine çok açık bir dokunuş. Ters açıdan, gişelerin arkasından iki müşteri sandalyesine bakan kutuda sonuç beklenmedik: beyaz panel Elif'in yüzünü güçlü biçimde ayırıyor, ama Rıza'nın çok açık teni ve beyaz saçı panelin beyazına karışıyor ve kayboluyor. Bu kez kaybolma tehlikesi açık tende.
Suna ikinci yolu seçiyor ve ters açının üç modülünü yeniden çiziyor: modüllerden birinin yerine altmış santimetrelik geniş bir boşluk koyuyor ve boşluğu Rıza'nın sandalyesinin tam arkasına getiriyor. Boşlukta görünen eski sıva orta değerde; Rıza'nın yüzünü iki basamak ayırıyor. Elif'in arkasında beyaz panel kalıyor. Panel sayısı ve maliyet değişmiyor; yalnızca boşluğun yeri değişiyor. Kutunun altına tek satır yazıyor: "Yüzleri kâğıdın beyazına bırakma."
Usta katmanı
Deneyimli tasarımcılar kaba eskizi, kendi gözlerini yanıltmak için kullanır. Kâğıdı ters çevirir, eskize bir aynadan bakar, gözlerini kısar ya da bir kutuyu bir gün sonra yeniden açar; her biri, çizimi tasarımcının bildiği şey olarak değil, gerçekte kâğıtta duran şey olarak görmenin yoludur. Gözü kısılmış bir eskizde ayrıntılar kaybolur, yalnızca değerlerin dağılımı kalır.
İkinci incelik, kaba eskizlerdeki varsayılanları bilmektir. Kâğıt beyazsa yüzler açık, gökyüzü boştur; kalem koyuysa gölgeler fazla siyahtır; kutunun oranı geniş perde ise dikey bir mekân sıkışır. Tasarımcı her eskiz oturumunun başında hangi varsayılanların kâğıtta onun yerine karar verdiğini sorar ve gerektiğinde onları bilerek bozar.
Yaygın yanlış"İyi çizim yeteneği olmayan bir tasarımcı kaba eskiz yapmamalı; çizimi bir çizere bırakmalıdır."
Kaba eskizin değeri güzelliğinde değil, hızında ve tasarımcının düşüncesini değiştirmesindedir. Kutular, çubuk insanlar ve karalanmış gölgeler yeter. Bir çizer, tasarımcının bulduğu yönü sonradan güzel bir görüntüye dönüştürebilir; ama yönü bulmak tasarımcının kendi kalemiyle olur.
Yaygın yanlış"İlk fikir genellikle en iyisidir; başka yönler denemek zaman kaybıdır."
İlk fikir çoğu zaman en tanıdık olandır: tasarımcının daha önce gördüğü, en kolay akla gelen çözüm. Birkaç gerçekten farklı yön denemek, ilk fikri ya güçlendirir ya da onun yerine daha iyisini bulur; her iki durumda da tasarımcı neden o fikirde karar kıldığını bilir. Kırk beş dakikalık bir oturum, haftalarca savunulacak bir kararın ucuz bir sınavıdır.
Yaygın yanlış"Kaba eskiz ne kadar ayrıntılı olursa o kadar işe yarar."
Ayrıntı, kaba eskizi kesinleştirir ve kesinlik, öteki yönleri kapatır. Kaba eskiz yalnızca büyük kararları taşımalıdır; ayrıntı, bir yön seçildikten sonra başka çizimlerin işidir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Tasarımcı kalemi iki iş için kullanır: anlatmak ve düşünmek. Düşünme çizimi bir sonucu göstermek için değil, bir sorunu çözmek için yapılır; güzel olması gerekmez ve çoğu zaman atılır. Kaba eskiz, onun en sık kullanılan biçimidir: küçük bir çerçevede, birkaç dakikada, yalnızca büyük biçimleri, ışığın ve karanlığın dağılımını ve yerleşimi gösteren bir çizim.
Küçüklük ve hız, tasarımcıyı ayrıntıdan ve ilk fikre bağlanmaktan korur. Çeşitleme ile yön ayrı şeylerdir: gerçek bir yön, ışığın kaynağı, mekânın örgütlendiği merkez ya da hareketin yolu gibi temel bir kararı değiştirir. Çizerken görmek, düşünme çiziminin en değerli anıdır; tasarımcı çizdiğine bakar ve gördüğünü yeniden yorumlar. Bir eskiz, yön seçilene kadar kaba bırakılır; erken parlatılan bir eskiz bir karar gibi okunur.
Kaba eskizin varsayılanları, tasarımcının yerine karar verebilir. Beyaz kâğıt, her yüzü sessizce en açık değerde çizer; bu varsayılan bazen koyu bir teni, bazen de açık bir teni arkasındaki yüzeyle birlikte görünmez kılar. Yüzlere birkaç saniyelik bir değer lekesi koymak, bir yerleşimin her tende işleyip işlemediğini ilk kutularda gösterir.
Sonraki derse köprü
Suna'nın seçtiği kutu, ayrık panelleri ve Rıza'nın arkasındaki geniş boşluğu gösteriyor; ama kutunun oranları gözle atılmış. Yedi metrelik bir salonda üç metrelik panellerin, girişteki kamera yüksekliğinden bakınca gerçekte ne kadar yer tuttuğunu, gişe duvarına doğru daralan zeminin hangi açıyla kaçtığını kutu söylemiyor. Kemal'e ve inşaat şefi Yaşar'a göstereceği çizimin, odayı doğru oranlarda ve gözün gördüğü gibi derinleşerek göstermesi gerekiyor. Bir odayı tek ve iki kaçış noktasıyla doğru oranlarda çizmek, M06-D02 "Perspektif çizimi" dersinin konusu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.