M01-D06
Türkiye’de sanat yönetimi ve yapım tasarımı
Türkiye sinemasında sanat yönetiminin çalışma koşullarını belgelenmiş kaynaklara dayanarak özetler.
Yapım Tasarımı Akademisi — M01, Yapım tasarımı nedir · 2.510 kelime · 8 tasarım durumu · 3 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 17 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Türkiye'de sesli film için stüdyolar kuruldu, ama kalıcı setleri ve büyük sanat departmanları olan bir stüdyo sistemi gelişmedi. Yeşilçam'da filmler büyük ölçüde gerçek mekânlarda, köşklerde, yalılarda ve mahallelerde çekildi; aynı ev, hatta aynı mobilyalar farklı filmlerde kullanıldı. Sanat yönetimi bu yüzden erken bir tarihten beri mekânı bulmak, kiralamak ve döşemek üzerine kuruldu.
Sanat yönetmenliği iki bin on dokuzda resmî bir meslek standardına kavuştu. Standart, başka sinemalarda yapım tasarımcısı ile sanat yönetmeni arasında bölünen işlerin büyük kısmını tek bir unvanda toplar ve sinemayı, diziyi, belgeseli, klibi ve reklamı birlikte kapsar. Bugün dizi temposu, çalışma saatleri ve unvanların kapsamı mesleğin en çok konuşulan konularıdır.
Hızlı bir tempoda ışık ve arka plan denemeleri çoğu zaman yedek oyuncularla yapılır. Yedeğin ten tonu oyuncununkine yakın değilse, sette alınan renk ve ışık kararları yanlış bir yüze göre verilir. Her başrol için, ona yakın tende bir yedek istemek bir lüks değil, kararların doğru yüze göre verilmesinin şartıdır.
Açılış sahnesi
Suna'nın sözleşmesi masada. Unvan satırında "Sanat Yönetmeni" yazıyor; oysa önceki derslerde gördüğümüz bütün işi, dükkânın ölçüsünü, saatlerin düzenini, duvarın rengini o yapıyor. Yapımcı farkı sorduğunda Suna gülümsüyor: bu sektörde iki unvan çoğu zaman aynı kişiyi anlatıyor.
Sözleşmenin ikinci sayfasında çalışma saatleri var. Pasajdaki çekimler esnafın dükkânlarını kapattığı saatlere sıkışacak; pazar günleri sabah yediden akşam yediye kadar. Üçüncü sayfada ekip listesi: bir asistan, bir set dekoratörü, bir aksesuar sorumlusu, iki inşaat ustası ve günlük ücretle çağrılacak boyacılar. Önceki derslerde anlattığımız büyük departman şemasının, İstanbul'daki bir sinema filminde aldığı hâl bu.
Suna sözleşmeyi imzalamadan önce bir şey daha istiyor: Elif'i oynayacak oyuncunun ışık testleri için, ona ten tonu yakın bir yedek oyuncu. Yapımcı bunun neden gerektiğini soruyor. Bu ders, o sorunun ve sözleşmedeki öteki satırların arkasındaki koşulları anlatıyor.
Bu derste ne olacak
Önceki derste stüdyo setinin dünya sinemasındaki üç dönemecini gördük. Bu derste Türkiye'ye dönüyoruz: burada sanat yönetimi hangi koşullarda gelişti ve bugün hangi koşullarda yapılıyor?
Önce büyük bir stüdyo sisteminin kurulmadığı bir sinemada mekânın nasıl bulunduğuna, Yeşilçam'ın köşklerine ve yalılarına bakacağız. Ardından sanat yönetmenliğinin bir meslek olarak resmî bir tanıma kavuştuğu belgeyi okuyacağız. Son olarak bugünün koşullarını, dizi temposunu, çalışma saatlerini ve mesleğin görünürlüğünü belgelenmiş kaynaklar üzerinden ele alacağız.
Suna'nın sözleşmesindeki satırları ölçüleriyle izleyeceğiz. Türkiye'den üç filmin jeneriğinde sanat yönetmenliği ve yapım tasarımı unvanlarının nasıl yer aldığına bakacağız. Hızlı çekim temposunda ışık testlerinin bir yedek oyuncuyla yapıldığı yerde, o yedeğin ten tonunun neden önemli olduğunu da göreceğiz.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.
Sıfır noktası
Türkiye'de sesli film çekimi için kurulmuş stüdyolar vardı; ama Hollywood'daki gibi, kalıcı setleri, dış set alanları ve yüzlerce kişilik sanat departmanları olan bir stüdyo sistemi kurulmadı. Bu, Türkiye sinemasının mekânla ilişkisini derinden belirledi: setler çoğunlukla inşa edilmedi, bulundu.
Yeşilçam döneminde filmlerin büyük kısmı gerçek mekânlarda, özellikle İstanbul'un sokaklarında, evlerinde, köşklerinde ve yalılarında çekildi. Bu durum, sanat yönetiminin bir mekân inşa etmekten çok, var olan bir mekânı bulmak, kiralamak ve döşemek üzerine kurulmasına yol açtı. Önceki derste dünya sinemasının ikinci dönemecinde gördüğümüz "seçen ve düzenleyen tasarımcı", Türkiye'de neredeyse başından beri olağan durumdu.
Mekanizma
Stüdyosuz bir sinema: köşk, yalı ve ortak eşya
Serpil Özker'in Yeşilçam'ın mekân kullanımı üzerine yaptığı çalışma, bu dönemi şu cümleyle özetler: stüdyo sisteminin gelişemediği bin dokuz yüz altmış ile seksen beş arasında, Türk filmlerinde doğal mekânlar kullanılmış; zengin ile fakir arasındaki karşıtlık, fakir mahallelerde eski evlerle, zengin semtlerde köşk ve yalı gibi mekânlarla anlatılmıştır. Özker'in altı yönetmenin renkli filmlerinden rastgele seçtiği örneklemde, filmlerin yüzde seksen üçünde bir köşk, yüzde elli sekizinde bir yalı kullanılmıştır.
Aynı çalışma daha çarpıcı bir şeyi de kaydeder: bu mekânların birçoğu, farklı filmler olmasına rağmen aynı semti, aynı konutu, hatta aynı mekâna ait birçok mobilyayı ortak kullanmıştır. Bir köşk, bir filmde bir sanayicinin evi, bir başkasında bir paşa konağı olabiliyordu; salonundaki koltuklar iki filmde de aynıydı.
Unvanın resmîleşmesi: bir belge
Bir meslek ancak adı konduğunda, görevleri yazıldığında ve sınırları çizildiğinde konuşulabilir hâle gelir. Türkiye'de sanat yönetmenliği için bu adım, Sinema Televizyon Sendikası'nın hazırladığı ve Mesleki Yeterlilik Kurumu'nun onayladığı bir meslek standardıyla atıldı. "Sanat Yönetmeni (Film)" adlı bu altıncı seviye standart, iki bin on dokuz yılının ekim ayında Resmî Gazete'de yayımlandı.
Standart, sanat yönetmenini sinema, belgesel, dizi, klip ve reklam filmi projelerinin hazırlık sürecinde senaryoyu çözümleyerek dekor ve aksesuar tasarımları yapan, mekân arama, dekor kurulumu ve aksesuar temin ve üretim aşamasını yöneten, çekim ve prova sırasında dekor ve aksesuar düzenlemelerini yapan ve çekim sonrası çalışmaları yöneten kişi olarak tanımlar. Bu tanım, önceki derslerde yapım tasarımcısına ve sanat yönetmenine ayrı ayrı verdiğimiz işlerin büyük bölümünü tek bir unvanda toplar.
Standart çalışma koşullarını da yazar: sanat yönetmeni hem kapalı hem açık alanlarda çalışır, çekimlerin özelliklerine göre uzun süreler hareket hâlinde çalışabilir, seyahat etmesi ve yaşadığı yerin dışında konaklaması gerekebilir; çalışma gün ve saatleri yapımın türüne göre değişir.
Bugünün koşulları: tempo, saat ve görünürlük
Türkiye'de bugün sanat yönetmenlerinin önemli bir bölümü dizilerde çalışıyor ve dizilerin temposu sinemadan çok farklı. Her hafta yeni bir bölüm yayına girerken, sanat departmanı bir yandan o haftanın setlerini çekime hazır tutar, bir yandan da sonraki haftanın setlerini kurar.
Çalışma saatleri sektörün en çok tartışılan konularından biridir. Sinema ve dizi çalışanlarının sendikal çalışmaları sonucunda hazırlanan dizi çalışma ilkeleri, günlük çalışma süresinin en fazla on iki, haftalık çalışma süresinin en fazla yetmiş iki saat olmasını öngörür. Bu bir hedef olarak yazılmış bir ilkedir; sette her zaman uygulandığını göstermez. İki bin yirmi baharında, salgının başında, Sanat Yönetmenleri Derneği dizi çekimlerinin durdurulması çağrısında bulunmuş ve "tek bir set emekçisinin dahi canını tehlikeye atmaya hakkınız yok" demiştir.
Tasarım masasında
Suna'nın sözleşmesindeki satırlar, Türkiye'deki çalışma koşullarının bir filme nasıl çevrildiğini gösteriyor.
Ekip küçük: Suna, bir asistan, dekordan Halit, aksesuardan Nurhan, inşaattan Yaşar ve bir usta, bir de günlük çağrılan boyacılar. Önceki derslerdeki sanat yönetmeni Cemre'nin işlerini, takvimi ve bütçeyi, burada Suna'nın asistanıyla Suna paylaşıyor. Suna'nın unvanı sanat yönetmeni; yaptığı iş, yapım tasarımcısınınki.
Pasaj çekimleri esnafın kapalı olduğu pazar günlerine sıkışıyor. Bir pazar on iki saat: sabah yedide pasajın kapısı açılıyor, akşam yedide esnafın pazartesi hazırlığı için boşaltılması gerekiyor. Suna bu on iki saati geriye doğru hesaplıyor. Kepenklerin ve çay ocağı tezgâhının kurulması bir buçuk saat, çekimden sonra sökülmesi bir saat; çekime dokuz buçuk saat kalıyor. Kepenkler bu yüzden atölyede, her biri altmış santimetre eninde, yüz yirmi santimetre boyunda, birbirine kancayla takılan hafif paneller olarak hazırlanıyor; iki kişi on dakikada kurabiliyor.
Bu tempoda, oyuncuların kendileriyle uzun ışık testleri yapmaya vakit kalmıyor. Aslı ışığı, Suna arka planları, oyuncular makyajdayken, onların yerine duran yedek oyuncularla deniyor. Yapımcı başta tek bir yedek oyuncuyla, ekipten birinin iki oyuncunun yerine de durmasıyla yetinmek istiyor. Suna bunun neden yetmeyeceğini, önceki derslerde seçtiği orta tonlu duvar kâğıdının bir test fotoğrafıyla gösteriyor: açık tenli bir yedek oyuncunun yüzü bu duvarın önünde rahatça okunuyor, ama aynı test Elif'in yüzünün o duvarın önünde nasıl duracağı hakkında hiçbir şey söylemiyor. Yedeğin ten tonu oyuncununkine yakın değilse, sette yapılan bütün renk ve ışık kararları yanlış bir yüze göre verilmiş oluyor.
Yapımcı ikinci bir yedek oyuncu için pazar başına bir günlük ücret ayırıyor. Elif'in yedeği, onunla aynı boyda, ten tonu ona yakın bir genç kadın; Rıza'nın yedeği, saçları beyaz, açık tenli emekli bir tiyatro oyuncusu. Kararlar artık gerçek yüzlere en yakın yüzlerle veriliyor.
Usta katmanı
Türkiye'de çalışan deneyimli sanat yönetmenleri, unvanların sınırlarının yapımdan yapıma değiştiğini bilir ve her işin başında görev tanımını yazıya döker. Bir dizide set dekoratörü ayrı bir kişi olabilir, bir sinema filminde sanat yönetmeni bu işi de üstlenebilir; bir yapımda kostüm ayrı bir departman olabilir, bir başkasında aynı kişide toplanabilir. Belirsizlik her zaman fazladan iş olarak geri döner.
İkinci incelik, Türkiye'deki tasarımcının en değerli kaynağının çoğu zaman bir atölye değil, bir ilişki ağı olmasıdır: köşk ve yalı sahipleri, dekor kiralama depoları, antikacılar, esnaf, eski usta marangozlar. Mekânın ve eşyanın büyük kısmı bulunarak geldiği için, bulmayı bilen bir tasarımcı az bütçeyle çok şey yapabilir.
Yaygın yanlış"Yeşilçam'da sanat yönetimi yoktu; filmler nerede bulunduysa orada, rastgele çekildi."
Yeşilçam'ın mekân kullanımı belirli bir düzene sahiptir: Özker'in çalışmasındaki gibi, zenginlik köşk ve yalıyla, yoksulluk eski evler ve mahallelerle anlatıldı. Dekor ve dekor yapımı üzerine Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde bin dokuz yüz doksanlarda yazılmış yüksek lisans tezleri de, bu alanın bir zanaat olarak çalışıldığını gösterir. Koşullar kısıtlıydı, ama kararlar vardı.
Yaygın yanlış"Sanat yönetmeni yalnızca sinema filminde çalışır."
Türkiye'deki meslek standardı sanat yönetmeninin işini sinema, belgesel, dizi, klip ve reklam filmi projeleri olarak tanımlar. Sektörde sanat yönetmenlerinin önemli bir bölümü bu alanların birkaçında, çoğu zaman aynı yıl içinde, birlikte çalışır.
Mesleğin görünürlüğü de ödüllerle artıyor. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi sanat yönetmeni ödülü veriliyor; örneğin iki bin on üçte Kutsal Bir Gün ile Selda Çiçek ve Sırma Bradley, iki bin yirmi dörtte Gülizar ile Meral Aktan bu ödülü aldı. Adana Altın Koza ve SİYAD Türk Sineması Ödülleri'nde de sanat yönetimi ödülleri bulunuyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Türkiye'de sesli film için stüdyolar kuruldu, ama kalıcı setleri ve büyük sanat departmanları olan bir stüdyo sistemi gelişmedi. Yeşilçam'da filmler büyük ölçüde gerçek mekânlarda, köşklerde, yalılarda ve mahallelerde çekildi; aynı ev, hatta aynı mobilyalar farklı filmlerde kullanıldı. Sanat yönetimi bu yüzden erken bir tarihten beri mekânı bulmak, kiralamak ve döşemek üzerine kuruldu.
Sanat yönetmenliği iki bin on dokuzda resmî bir meslek standardına kavuştu. Standart, başka sinemalarda yapım tasarımcısı ile sanat yönetmeni arasında bölünen işlerin büyük kısmını tek bir unvanda toplar ve sinemayı, diziyi, belgeseli, klibi ve reklamı birlikte kapsar. Bugün dizi temposu, çalışma saatleri ve unvanların kapsamı mesleğin en çok konuşulan konularıdır.
Hızlı bir tempoda ışık ve arka plan denemeleri çoğu zaman yedek oyuncularla yapılır. Yedeğin ten tonu oyuncununkine yakın değilse, sette alınan renk ve ışık kararları yanlış bir yüze göre verilir. Her başrol için, ona yakın tende bir yedek istemek bir lüks değil, kararların doğru yüze göre verilmesinin şartıdır.
Sonraki derse köprü
Suna küçük bir ekiple, sıkışık pazar günlerinde ve az bir bütçeyle çalışıyor; bu koşullarda işini taşıyan şey, elindeki araçlar. Bir metre şeridi, bir eskiz defteri, bir ölçekli plan, bir referans klasörü, bir telefonla çekilmiş test fotoğrafları ve yönetmene sunulacak bir dosya. Bunların her biri başka bir işe yarar: biri çizmeye, biri ölçmeye, biri araştırmaya, biri ikna etmeye. Bir yapım tasarımcısının bu araçlarını işlevlerine göre ayırmak, M01-D07 "Tasarımcının araç kutusu" dersinin konusu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.