M01-D04
Gerçekçilik, stilizasyon ve dışavurum
Aynı mekânın üç farklı tasarım yaklaşımıyla nasıl kurulabileceğini kısa tariflerle gösterir.
Yapım Tasarımı Akademisi — M01, Yapım tasarımı nedir · 2.396 kelime · 9 tasarım durumu · 3 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Her film seyirciyle gerçeklik üzerine bir anlaşma yapar ve tasarım bu anlaşmanın en görünür taşıyıcısıdır. Gerçekçi tasarım, gerçek dünyada bulunabilecek şeylerin arasından hikâyeye hizmet edenleri seçer. Stilizasyon gerçek dünyaya bir kural uygular: bir palet, bir düzen, bir ölçek. Dışavurumcu tasarım mekânı bir karakterin iç durumuna göre çarpıtır.
Bu üç yaklaşım bir yelpazenin üç ucudur ve aynı film içinde bir rüya, bir anı ya da bir kriz anında birinden ötekine geçilebilir. Hangi yaklaşım seçilirse seçilsin, asıl iş o kararı yüzlerce küçük seçim boyunca tutarlı biçimde sürdürmektir; kurala uymayan tek bir nesne bile seyirciye hata gibi görünür.
Stilize ya da dışavurumcu bir dünyada yüzler de paletin parçasıdır. Bir renk kuralı ya da boyalı bir gölge düzeni kurulurken, o dünyada duracak bütün ten tonları kurala dahil edilir; yüzlerin duracağı alanlar, kuralın onları yutmayacağı biçimde planlanır.
Açılış sahnesi
Suna masaya aynı dükkânın üç çizimini koyuyor. Üçünde de dükkân dört metre derinliğinde, üçünde de duvarda kırk iki saat var, üçünde de Rıza tezgâhın arkasında, Elif kapının yanında duruyor. Ama üç çizim aynı yeri anlatmıyor.
Birincisinde dükkân, İstanbul'daki eski bir pasajda bugün de görülebilecek bir saat tamircisi: saatler her boyda ve her markadan, raflarda toz, tezgâhta dağınık aletler. İkincisinde saatler duvarda altı sıra ve yedi sütun hâlinde, kusursuz bir ızgarada asılı; hepsi pirinç ve krem renginde, duvarlar koyu bir petrol yeşili. Üçüncüsünde dükkân arkaya doğru daralıyor, zemin yükseliyor, saatler arkaya gittikçe küçülmek yerine büyüyor; duvarlarda ışığın düşmediği yerlere boyayla gölgeler çizilmiş.
Yönetmen Kemal üç çizime uzun süre bakıyor. "Üçü de Rıza'nın dükkânı," diyor sonunda, "ama üçünde Rıza başka biri."
Bu derste ne olacak
Önceki derslerde tasarımın filme hizmet ettiğini, kimin hangi kararı verdiğini gördük. Bu derste daha temel bir soruya geliyoruz: tasarımcı bir filmin dünyasını hangi gerçeklik derecesinde kuracak?
Önce gerçekçi tasarımı, sonra stilizasyonu, son olarak dışavurumcu tasarımı ayrı ayrı kuracağız; her birinde mekânın, eşyanın ve rengin nasıl farklı çalıştığını göreceğiz. Ardından bu üç yaklaşımın aynı filmde nasıl bir arada kullanılabileceğine ve bir yaklaşım seçildiğinde onun tutarlılığının nasıl korunacağına bakacağız.
Rıza'nın dükkânı için masaya konan üç tarifi ölçüleriyle izleyeceğiz. Gerçek sokaklarda çekilmiş bir filme, bütün bir kasabanın renklerini yeniden boyayan bir müzikale ve boyalı gölgelerle kurulmuş bir kâbusa bakacağız. Stilize bir dünyada yüzlerin de paletin bir parçası olduğunu ve bir renk kuralı konurken farklı ten tonlarının neden o kuralın içinde düşünülmesi gerektiğini de göreceğiz.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.
Sıfır noktası
Her film, seyirciyle gerçeklik üzerine bir anlaşma yapar. Bazı filmler "gördüğün şey, gerçek dünyanın bir parçası" der. Bazıları "gördüğün şey gerçek dünyaya benziyor, ama seçilmiş, düzenlenmiş, biraz yükseltilmiş" der. Bazıları ise "gördüğün şey bir karakterin iç dünyası; gerçek dünya burada değil" der. Tasarım bu anlaşmanın en görünür taşıyıcısıdır.
Bu üç anlaşma birbirinden keskin çizgilerle ayrılmaz; aralarında bir yelpaze vardır. Yine de üç ucu adlandırmak, bir tasarımcının kendi kararını konuşulabilir hâle getirir. Yönetmene "biraz daha gerçekçi" ya da "biraz daha stilize" dediğinizde ikiniz de aynı yöne bakıyor olmalısınız.
Mekanizma
Gerçekçilik: seçilmiş bir gerçek
Gerçekçi tasarım, gerçeği kopyalamak değildir. Gerçek bir oda, kamerada çoğu zaman ya fazla dağınık ya fazla sıradan ya da anlamsız görünür. Gerçekçi tasarımcı gerçeğin içinden seçer: o karakterin o yerde gerçekten sahip olabileceği eşyalar arasından, hikâyeye bir şey söyleyenleri bırakır, gürültü yapanları çıkarır. Sonuç gerçek görünür, ama gerçekten daha az ve daha keskin şey söyler.
Gerçekçi tasarımın sınavı ayrıntıdır. Seyirci bir mutfağı, bir otobüsü, bir hastane odasını kendi hayatından bilir; tek bir yanlış ayrıntı, yanlış yıldan bir priz ya da kimsenin kullanmayacağı bir dolap, bütün gerçeklik anlaşmasını sarsabilir.
Stilizasyon: bir kural koymak
Stilizasyon, gerçek dünyaya bir kural uygulamakla başlar. Kural bir renk paleti olabilir: bütün film üç rengin içinde kalır. Bir biçim olabilir: her şey simetrik, her şey düz çizgilerle. Bir ölçek olabilir: eşyalar biraz büyük, odalar biraz geniş. Kural konduktan sonra tasarımcının işi, her yeni mekânda ve her yeni eşyada kurala sadık kalmaktır.
Stilize bir dünyada yüzler de paletin parçasıdır. Bir renk kuralı konurken yalnızca duvarlar ve eşyalar değil, o duvarların önünde duracak yüzler de hesaba katılır. Farklı ten tonlarındaki oyuncular, aynı doygun rengin önünde farklı sonuçlar verir: bir yüz rengin içinde parlayabilir, bir başkası onunla aynı değere düşüp kaybolabilir.
Dışavurum: içeriyi dışarıya taşımak
Dışavurumcu tasarımda mekân artık bir yer değil, bir durumdur. Bir karakterin korkusu, odanın duvarlarını eğer; bir takıntı, koridoru sonsuz uzatır; bir çöküş, merdivenleri yıkılmaya yüz tutmuş gösterir. Seyirci bu dünyanın gerçek olmadığını bilir, ama onu bir karakterin içinden görür.
Dışavurumcu tasarım, gerçek mekânda neredeyse hiç yapılamaz; çoğunlukla stüdyoda, baştan sona inşa edilerek kurulur. Bu yüzden en pahalı yaklaşım gibi görünse de, bir odayı az sayıda büyük ve çarpıcı biçimle kurmak, gerçekçi bir odayı yüzlerce doğru ayrıntıyla doldurmaktan daha ucuza da gelebilir.
Tasarım masasında
Suna'nın üç çizimi üç ayrı tarif ve her tarifin ölçüsü başka bir şeye hizmet ediyor.
Gerçekçi tarif, önceki derslerde kurulan dükkânın kendisi; Suna onun ölçülerini İstanbul'daki eski pasajlarda ölçtüğü üç gerçek dükkândan almıştı. Kırk iki saat farklı yıllardan, farklı markalardan ve farklı boylardan; en küçüğü yirmi santimetre, en büyüğü sarkaçlı, altmış santimetre. Saatler duvara Rıza'nın onları yıllar içinde nasıl biriktirdiğine göre asılıyor: eski olanlar yukarıda, yeni gelenler alttaki boşluklara sıkıştırılmış.
Stilize tarifte dükkânın ölçüleri aynı, ama saatlerin düzeni bir kurala bağlanıyor. Kırk iki saat, altı sıra ve yedi sütun hâlinde, her biri tam otuz iki santimetre çapında, aralarında sekizer santimetre boşlukla asılıyor; ızgaranın eni iki yüz seksen, boyu iki yüz kırk santimetre. Palet üç renk: pirinç, krem ve koyu petrol yeşili. Suna palet kartını hazırlarken önceki derslerdeki dersi hatırlıyor ve kartın köşesine Rıza ile Elif'in test fotoğraflarından kesilmiş iki küçük yüz parçası yapıştırıyor. Petrol yeşili, Elif'in yüzünden belirgin biçimde koyu; pirinç ise Rıza'nın beyaz saçıyla karışmıyor. Palet iki yüzü de içine alıyor.
Dışavurumcu tarifte dükkân bir tünele dönüşüyor. Ön açıklık gerçekçi dükkânla aynı kalıyor; arka duvar ise yalnızca yüz altmış santimetre eninde ve ön açıklıktan altmış santimetre daha alçak. Zemin dört metre boyunca on beş santimetre yükseliyor. Saatler arkaya gittikçe küçülmek yerine büyüyor: öndeki saatler yirmi santimetre, arka duvardakiler yetmiş santimetre. Göz derinliği okuyamıyor ve arka duvar Rıza'nın üstüne gelir gibi duruyor. Duvarlardaki boyalı gölgeler çizilirken, iki yüzün duracağı alanlar, tezgâhın arkası ve kapının yanı, gölgeden temiz bırakılıyor; aksi hâlde Elif'in yüzü boyalı bir siyahın içine düşecek.
Kemal gerçekçi tarifi seçiyor. Ama bir sahne için, Rıza'nın dükkânı kapatmak zorunda kalacağını öğrendiği gecenin rüyası için, dışavurumcu tarifin bir parçasını istiyor: yalnızca arka duvarı. Suna gerçekçi setin arka duvarını iki parçalı yapıyor; rüya sahnesi için, arkaya daha dar ve daha alçak, büyük saatlerle dolu ikinci bir duvar takılabiliyor.
Usta katmanı
Deneyimli tasarımcılar bu üç yaklaşımı birbirini dışlayan seçenekler olarak değil, bir filmin içinde kullanılabilecek bir ayar düğmesi olarak görür. Bir film büyük ölçüde gerçekçi olabilir ve bir rüya, bir anı ya da bir kriz anında stilize ya da dışavurumcu bir dünyaya geçebilir. Önemli olan, geçişin bilinçli ve hikâyeye bağlı olması ve seyircinin yeni anlaşmayı hemen okuyabilmesidir.
İkinci incelik, hangi yaklaşım seçilirse seçilsin tutarlılığın korunmasıdır. Gerçekçi bir filmde tek bir stilize ayrıntı göze batar; stilize bir filmde kurala uymayan tek bir eşya, seyirciye bir hata gibi görünür. Tasarımcının en çok vakit harcadığı iş, ilk kararı vermek değil, o kararı yüzlerce küçük seçimde sürdürmektir.
Yaygın yanlış"Gerçekçi tasarım, gerçeği olduğu gibi kopyalamaktır."
Gerçeği olduğu gibi kopyalayan bir set, kamerada çoğu zaman dağınık ya da anlamsız görünür. Gerçekçi tasarım, gerçek dünyada bulunabilecek şeylerin arasından hikâyeye hizmet edenleri seçer ve gerisini çıkarır. Seyirci gerçeklik görür, ama gördüğü şey özenle seçilmiş bir gerçekliktir.
Yaygın yanlış"Dışavurumcu tasarım yalnızca korku filmlerine aittir."
Dışavurumcu tasarım bir karakterin iç durumunu mekâna taşımanın bir yoludur ve bu her türde işe yarayabilir: bir dramda bir yas, bir komedide bir takıntı, bir müzikalde bir aşk. Korku filmleri bu yaklaşımı sık kullanır, ama onun sahibi değildir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Her film seyirciyle gerçeklik üzerine bir anlaşma yapar ve tasarım bu anlaşmanın en görünür taşıyıcısıdır. Gerçekçi tasarım, gerçek dünyada bulunabilecek şeylerin arasından hikâyeye hizmet edenleri seçer. Stilizasyon gerçek dünyaya bir kural uygular: bir palet, bir düzen, bir ölçek. Dışavurumcu tasarım mekânı bir karakterin iç durumuna göre çarpıtır.
Bu üç yaklaşım bir yelpazenin üç ucudur ve aynı film içinde bir rüya, bir anı ya da bir kriz anında birinden ötekine geçilebilir. Hangi yaklaşım seçilirse seçilsin, asıl iş o kararı yüzlerce küçük seçim boyunca tutarlı biçimde sürdürmektir; kurala uymayan tek bir nesne bile seyirciye hata gibi görünür.
Stilize ya da dışavurumcu bir dünyada yüzler de paletin parçasıdır. Bir renk kuralı ya da boyalı bir gölge düzeni kurulurken, o dünyada duracak bütün ten tonları kurala dahil edilir; yüzlerin duracağı alanlar, kuralın onları yutmayacağı biçimde planlanır.
Sonraki derse köprü
Suna'nın dışavurumcu tarifi, Rıza'nın rüyasında daralan bir dükkân, ancak bir stüdyoda kurulabilir: eğik duvarlar, yükselen bir zemin ve takılıp çıkarılan bir arka duvar. Dışavurumcu sinemanın en bilinen setleri de bir stüdyoda, boyanmış panellerle kurulmuştu. Ama stüdyo seti, sinemanın ilk günlerinden bugüne aynı kalmadı: boyalı panellerden dev stüdyo şehirlerine, oradan gerçek sokaklara ve bugün de ekran duvarlarının önüne uzanan bir yol yürüdü. Bu yolun üç dönüm noktası, M01-D05 "Stüdyo setinin tarihi" dersinin konusu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.