İçeriğe geç

M01-D03

Tasarım üçgeni: yönetmen, görüntü yönetmeni, tasarımcı

Bir sahnenin görsel kararlarını üç meslek arasında kimin verdiğine göre bir tabloya döker.

Yapım Tasarımı Akademisi — M01, Yapım tasarımı nedir · 2.331 kelime · 8 tasarım durumu · 2 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

  • Yönetmenlik Akademisi’nde: DIR-1-10 Görsel stile giriş
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir karedeki görüntü, üç mesleğin kararlarının toplamıdır. Yönetmen hikâyenin ne anlatacağına ve oyuncuların ne yapacağına; görüntü yönetmeni ışığa, objektife ve kadraja; yapım tasarımcısı mekâna, eşyaya, yüzeye ve renge karar verir. Mizansen bu kararların buluştuğu ortak alandır ve bir sahnenin tutarlılığı, üçünün aynı şeyi istemesine bağlıdır.

En sık çakışmalar pencerelerde, pratik ışıklarda, duvar renklerinde ve objektif seçimlerinde çıkar; bu yerlerde her kararın hangi parçasının kime ait olduğunu baştan yazmak gerekir. Anlaşmazlıkta yönetmen öneriler arasından seçer, bütçe sorunu varsa yapımcı karar verir; ama en iyi çözüm çoğu zaman iki uzmanın isteğini birlikte karşılayan üçüncü bir yoldur.

Bir yüzün okunması da bu üç kararın kesişiminde durur: ışık, arka plan ve oyuncunun yeri. Yönetmen oyuncuyu yeni bir yere taşıdığında, tasarımcının bir yüz için verdiği karar geçerliliğini yitirebilir. Böyle bir değişiklikte tasarımcı, görüntü yönetmeniyle birlikte, yüzün arkasındaki yüzeyi yeniden düşünür.

Açılış sahnesi

Saat dükkânının maketi masada, üç kişi onun üzerine eğilmiş. Maket on kat küçültülmüş; dükkânın iki metre yirmilik genişliği masada yirmi iki santimetre. Yönetmen Kemal küçük bir kâğıt figürü tezgâhın arkasına, bir ötekini kapının önüne koyuyor. Görüntü yönetmeni Aslı maketin üstünden bir el feneri tutuyor, ışığın vitrinden içeri nasıl düştüğüne bakıyor. Suna ise tavanın yerinde duran ince karton parçasını kaldırıp yeniden koyuyor.

Kemal tavanın görünmesini istiyor: dükkân alçak ve sıkışık hissettirmeli. Aslı tavanın kalkmasını istiyor: üstten ışık vermeden, bu kadar dar bir yerde iki yüzü birden aydınlatamayacak. Suna'nın elindeki karton parçası, iki isteğin tam ortasında duruyor.

Üçü de haklı ve üçü de aynı şeyi, sahnenin görünüşünü, düşünüyor. Ama her biri o görünüşün başka bir parçasından sorumlu. Bu derste o parçaları ve aralarındaki sınırları çiziyoruz.

Bu derste ne olacak

Bir önceki derste sanat departmanının içindeki iş bölümünü gördük. Bu derste departmanın dışına çıkıp, bir filmin görsel kararlarını paylaşan üç mesleğe bakıyoruz: yönetmen, görüntü yönetmeni ve yapım tasarımcısı.

Önce kadrajın içindeki her şeyin bu üç meslek arasında nasıl paylaşıldığını kuracağız. Ardından en sık çakışan kararları, pencereleri, lambaları, duvar renklerini ve objektifleri, tek tek ele alıp her birinde kimin neyi belirlediğini ayıracağız. Son olarak anlaşmazlık çıktığında kararın nasıl verildiğine bakacağız.

Kemal, Aslı ve Suna'nın dükkânın tavanı ve vitrini üzerine verdikleri kararları ölçüleriyle izleyeceğiz. Koyu tenin ışığını ve rengini baştan bir hedef olarak koymuş bir filme ve yönetmenin kendi görüntü yönetmenliğini yaptığı, üçgenin iki köşesinin birleştiği bir filme bakacağız. Yönetmenin oyuncuyu yeni bir yere oturtmasının, bir yüzün okunması için verilmiş bir tasarım kararını nasıl boşa çıkarabileceğini de göreceğiz.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.

Sıfır noktası

Seyirci bir karede tek bir görüntü görür. O görüntüde bir duvar, bir pencere, bir lamba, bir yüz ve o yüzün üzerine düşen ışık vardır. Seyirci bunları ayrı ayrı görmez; hepsi birlikte bir anlam taşır. Ama o karenin her parçası farklı bir kişinin kararından gelir.

Bu üç meslek arasındaki iş bölümünü kabaca şöyle anlatabiliriz. Yönetmen hikâyenin ne anlatacağına ve oyuncuların ne yapacağına karar verir. Görüntü yönetmeni bunun kameraya nasıl yansıyacağına, yani ışığa, objektife, kadraja ve kameranın hareketine karar verir. Yapım tasarımcısı kameranın önündeki fiziksel dünyaya, yani mekâna, eşyaya, yüzeye ve renge karar verir.

Bu bölünme yalnızca bir başlangıç noktasıdır. Pratikte hemen her karar bu sınırların en az birinin üzerine düşer. Bir pencere hem mekânın bir parçası hem de bir ışık kaynağıdır. Bir duvarın rengi hem tasarımın hem ışığın sonucudur. Bir oyuncunun nerede durduğu hem yönetmenin hem ışığın hem de arkasındaki duvarın meselesidir.

Mekanizma

Mizansen: üç elin dokunduğu alan

Bir sahnenin görünüşü üç kişinin kararlarının toplamıdır ve bu toplam ancak üçü aynı şeyi istediğinde tutarlı olur. Bu yüzden çekimden haftalar önce, üç meslek aynı masada senaryonun üzerinden geçer ve her sahne için ortak bir resim kurar: bu sahnede seyirci neyi hissetmeli ve bunu kim, hangi araçla sağlayacak?

Bu ortak resmin en önemli işlevi, kararların birbirini boşa çıkarmasını önlemektir. Tasarımcı bir odayı sıcak ve kapalı kurar, görüntü yönetmeni onu soğuk ve sert bir ışıkla aydınlatırsa, seyirci karışık bir şey görür.

Çakışan kararlar: pencere, lamba, duvar, objektif

Üç mesleğin en sık karşılaştığı yerler bellidir. Pencere, tasarımcının mekânı ile görüntü yönetmeninin ışığının buluştuğu yerdir: büyüklüğünü, yerini ve dışında ne görüneceğini tasarımcı belirler, oradan içeri ne kadar ve hangi açıyla ışık gireceğini görüntü yönetmeni. Duvar rengi, tasarımcının seçtiği boyanın görüntü yönetmeninin ışığı altında aldığı hâldir. Objektif, görüntü yönetmeninin seçimidir, ama setin ne kadarının görüneceğini ve dolayısıyla neyin inşa edilmesi gerektiğini belirler.

Anlaşmazlık ve son söz

Üç meslek arasında anlaşmazlık çıktığında, kararı genellikle hikâyeyi en iyi bilen kişi, yönetmen verir. Bu, yönetmenin her görsel kararı kendisinin verdiği anlamına gelmez. Yönetmen öneriler arasından seçer; o önerileri hazırlayan görüntü yönetmeni ve tasarımcıdır. Bir anlaşmazlığın iyi çözülmesi çoğu zaman yönetmenin kararıyla değil, iki uzmanın ikisinin de isteğini karşılayan üçüncü bir yol bulmasıyla olur.

Para da kararın bir parçasıdır. Bir anlaşmazlık bütçeyi aşan bir çözüm gerektiriyorsa, son söz yönetmenin değil yapımcınındır. Tasarımcının işi, her çözüm önerisinin yanına bedelini koymaktır.

Tasarım masasında

Maketin üzerindeki karton tavan parçası, iki haftalık bir konuşmanın konusu oluyor. Dükkânın içi dört metre derin ve iki metre yirmi santimetre geniş; tavan iki metre seksen santimetre yüksekliğinde. Kemal'in istediği, geniş planlarda bu alçak tavanın görünmesi. Aslı'nın istediği, Rıza ile Elif'in yüzlerini aydınlatacak yumuşak bir ışık kaynağını tam tepelerine, tavanın yerine koyabilmek.

Suna tavanı üç panele bölüyor. Vitrin tarafındaki ilk panel bir metre derinliğinde ve sabit; dükkânın dışından çekilen geniş planlarda her zaman görünecek. Arka duvar tarafındaki üçüncü panel de bir metre derinliğinde ve sabit; tezgâhın arkasından dükkânın kapısına bakan planlarda görünecek. Aradaki iki metre derinliğindeki orta panel ise iki parçadan oluşuyor, her biri bir metre yirmi santimetre genişliğinde, ve ayrı ayrı kaldırılabiliyor. Kamera açıları belli olduğunda Aslı, her plan için hangi parçanın yerinde duracağına karar veriyor; tavan görünen her planda tavan gerçekten orada.

İkinci karar tezgâhın lambası. Senaryoda Rıza'nın tezgâhında her zaman yanan bir lamba var; son sahnede Rıza onu söndürecek. Suna yeşil emaye başlıklı, eklemli kollu, eski bir çalışma lambası seçiyor. Aslı lambanın başlığının tezgâhın altmış santimetre yukarısında durmasını ve içindeki ampulün kısılabilir olmasını istiyor; lamba Rıza'nın ellerini ve saatin içini aydınlatacak, yüzünü değil. Kemal'in kararı, lambanın sahnenin hangi anında söneceği. Bir nesne, üç ayrı karar.

Üçüncü karar, bir yüzün okunması üzerine. Önceki derslerde Suna, Elif'in koyu tenli yüzü ile Rıza'nın açık tenli yüzünün aynı karede okunabilmesi için tezgâhın arkasındaki duvara orta tonda bir duvar kâğıdı seçmişti. Provada Kemal, bir sahnede Elif'i tezgâhın yanındaki tabureden kaldırıp vitrinin önündeki eski sandalyeye oturtuyor; kız babasına sırtını dönmüş, pasaja bakıyor. Bu yeni yerde Elif'in arkası artık duvar değil, gün ışığıyla aydınlanan pasajın camı. Aslı'nın monitöründe Elif'in yüzü koyu bir siluete dönüşüyor. Aslı yüzü öne çıkarmak için güçlü bir ışık verirse yüzün doğallığı bozulacak; pasajı karartırsa sahnenin dışarıya açılan hissi kaybolacak.

Suna üçüncü bir yol öneriyor: vitrinin alt yarısına, yerden doksan santimetre yüksekliğe kadar, sıcak tonlu, ince, solmuş bir tül perde. Elif oturduğunda başının arkasında artık doğrudan parlak cam değil, ışığı yumuşatan ve ısıtan bir yüzey var; pasaj ise perdenin üstünden görünmeye devam ediyor. Aslı yüze yalnızca hafif bir dolgu ışığı ekliyor. Kemal'in yeni oturma yeri korunuyor. Tasarım kararı bir kez verilip bitmedi; oyuncu yer değiştirdiğinde, kararın yeniden düşünülmesi gerekti.

Usta katmanı

Deneyimli tasarımcılar üçgendeki ilişkiyi bir hiyerarşi olarak değil, bir konuşma olarak görür. Görüntü yönetmeninin ışık için istediklerini çizimlere en baştan koyarlar: pencerelerin nereden ışık alacağını, lambaların nerede duracağını, tavanların nasıl kalkacağını. Görüntü yönetmeni de setin yüzeylerini, renklerini ve yansımalarını ışığını kurmadan önce sorar.

Bir başka incelik, üçgenin her yapımda aynı biçimde kurulmamasıdır. Bazı yönetmenler görsel kararların neredeyse hepsini kendileri verir, bazıları tasarımcıya ve görüntü yönetmenine geniş bir alan bırakır. Bazı filmlerde yönetmen kendi görüntü yönetmenliğini yapar; o zaman tasarımcının kamerayla ilgili bütün sorularını doğrudan yönetmene götürmesi gerekir.

Yaygın yanlış"Işık görüntü yönetmeninin, renk tasarımcınındır."
Doğrusu

Ekranda görülen renk, tasarımcının seçtiği boyanın görüntü yönetmeninin ışığı altında aldığı hâldir. Sıcak bir ışık mavi bir duvarı griye, soğuk bir ışık krem bir duvarı yeşilimsi bir tona çekebilir. Bu yüzden renk kararları iki meslek tarafından birlikte verilir ve test edilir; tasarımcı bir rengi tek başına onaylamaz.

Yaygın yanlış"Yönetmen bütün görsel kararları verir; görüntü yönetmeni ve tasarımcı yalnızca uygular."
Doğrusu

Yönetmen hikâyenin ne anlatacağına karar verir ve öneriler arasından seçer; ama görsel kararların büyük bölümü, iki uzmanın hazırladığı önerilerden gelir. Bir tasarımcının en değerli katkısı, çoğu zaman yönetmenin istediği şeyi, onun aklına gelmeyen bir yolla sağlamaktır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bir karedeki görüntü, üç mesleğin kararlarının toplamıdır. Yönetmen hikâyenin ne anlatacağına ve oyuncuların ne yapacağına; görüntü yönetmeni ışığa, objektife ve kadraja; yapım tasarımcısı mekâna, eşyaya, yüzeye ve renge karar verir. Mizansen bu kararların buluştuğu ortak alandır ve bir sahnenin tutarlılığı, üçünün aynı şeyi istemesine bağlıdır.

En sık çakışmalar pencerelerde, pratik ışıklarda, duvar renklerinde ve objektif seçimlerinde çıkar; bu yerlerde her kararın hangi parçasının kime ait olduğunu baştan yazmak gerekir. Anlaşmazlıkta yönetmen öneriler arasından seçer, bütçe sorunu varsa yapımcı karar verir; ama en iyi çözüm çoğu zaman iki uzmanın isteğini birlikte karşılayan üçüncü bir yoldur.

Bir yüzün okunması da bu üç kararın kesişiminde durur: ışık, arka plan ve oyuncunun yeri. Yönetmen oyuncuyu yeni bir yere taşıdığında, tasarımcının bir yüz için verdiği karar geçerliliğini yitirebilir. Böyle bir değişiklikte tasarımcı, görüntü yönetmeniyle birlikte, yüzün arkasındaki yüzeyi yeniden düşünür.

Sonraki derse köprü

Kemal, Aslı ve Suna dükkânın tavanında, lambasında ve vitrininde anlaştılar; ama üçünün de aynı soruya aynı cevabı verdiği bir varsayım vardı: bu dükkân seyirciye gerçek bir dükkân gibi görünmeli. Aynı dükkân, bir başka filmde biraz abartılmış, renkleri ve biçimleri seçilmiş, masalsı bir yere; bir başkasında ise Rıza'nın iç dünyasını yansıtan, duvarları eğilen, saatleri büyüyen bir kâbusa dönüşebilirdi. Aynı mekânın gerçekçi, stilize ve dışavurumcu yaklaşımlarla nasıl farklı kurulduğu, M01-D04 "Gerçekçilik, stilizasyon ve dışavurum" dersinin konusu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.