M01-D02
Sanat departmanı: roller ve sorumluluklar
Yapım tasarımcısı, sanat yönetmeni, set dekoratörü, aksesuar sorumlusu ve inşaat ekibinin işlerini bir şemayla ayırır.
Yapım Tasarımı Akademisi — M01, Yapım tasarımı nedir · 2.464 kelime · 8 tasarım durumu · 1 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Sanat departmanı, yapım tasarımcısının kararlarını gerçeğe çeviren ekiptir. Tasarımcı neyin yapılacağına karar verir; sanat yönetmeni bunun nasıl, ne zaman ve hangi parayla yapılacağını yönetir ve kollar arasındaki işi düzenler. Rollerin tanımı, her nesnenin, yüzeyin ve işin bir sahibi olmasıdır.
Dekor ile aksesuar arasındaki sınır oyuncunun elinden geçer: oyuncunun kullanmadığı eşyalar dekordur, kullandığı eşyalar aksesuardır ve aynı nesne sahneden sahneye kol değiştirebilir. Aksesuarın yedeği, tekrarı ve sette kimin elinde olduğu ayrıca planlanır. İnşaat setin kabuğunu güvenle kurar; boya ve grafik ona kimlik verir.
En çok sorun kolların sınırlarında çıkar. Bir yüzü okunur kılmak için verilmiş bir renk kararı, numunesi neden seçildiği yazılmadan elden ele geçerse, farklı bir ışık altında uygulanıp kaybolabilir. Kararın gerekçesi, numunesiyle birlikte ve çekim ışığına yakın bir ışıkta, zincirin sonuna kadar taşınmalıdır.
Açılış sahnesi
Pazartesi sabahı, stüdyonun yan binasındaki odada beş kişi bir masanın çevresinde oturuyor. Masanın ortasında Suna'nın saat dükkânı için çizdiği plan var, üstünde kırk iki küçük daire. Çizimin kenarına biri kurşun kalemle bir soru yazmış: "Bunları kim asacak?"
Soru basit görünüyor ama masadaki herkes başka bir şey anlıyor. İnşaat şefi Yaşar duvarın bu ağırlığı taşıyıp taşımayacağını düşünüyor. Set dekoratörü Halit kırk iki saati nereden bulacağını. Aksesuar sorumlusu Nurhan, babanın son sahnede durduracağı tek saatin hangisi olduğunu ve onun kimin elinde olacağını. Sanat yönetmeni Cemre ise bütün bunların kaç gün süreceğini ve kimin kime haber vereceğini.
Suna soruyu çizimin kenarından okuyor ve cevabın tek bir isim olmadığını biliyor. Saatleri bir kişi bulacak, bir başkası duvarı hazırlayacak, bir üçüncüsü asacak, bir dördüncüsü çekim günü yerinde olup olmadığına bakacak. Bu dersin konusu, o dört kişinin kim olduğu ve aralarındaki sınırların nereden geçtiği.
Bu derste ne olacak
Bir önceki derste yapım tasarımcısının bir filmin görsel dünyasının kararlarını verdiğini gördük. Bu derste o kararları gerçeğe çeviren ekibe, sanat departmanına bakıyoruz.
Önce tasarımcı ile sanat yönetmeni arasındaki iş bölümünü kuracağız: biri neyin yapılacağına karar verir, öbürü nasıl ve ne zaman yapılacağını yönetir. Ardından departmanın belki de en çok karıştırılan sınırını, dekor ile aksesuar arasındaki ayrımı, bir oyuncunun eline göre çizeceğiz. Son olarak setin fiziksel kabuğunu kuran inşaat ve boya ekiplerini ve bütün bu kolların birbirine nasıl bağlandığını göreceğiz.
Suna'nın ekibinin kırk iki saati aralarında nasıl paylaştığını ölçüleriyle izleyeceğiz. Üç rolün ayrı ayrı ödüllendirildiği bir döneme ve bu ayrımı anlatan bir el kitabına bakacağız. Bir yüzün okunmasına göre verilmiş bir renk kararının, departmanın elden ele geçen zincirinde nasıl kaybolabileceğini de göreceğiz.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.
Sıfır noktası
Bir filmde kameranın önündeki dünyayı tek bir kişi tasarlayabilir, ama tek bir kişi kuramaz. Küçük bir kısa filmde bile duvarlar boyanır, eşyalar toplanır, bir masa yerleştirilir, çekim günü bir bardak yerinden oynarsa biri onu geri koyar. Bu işlerin hepsi tasarımcının kararından çıkar, ama hepsini başka eller yapar.
Departmanı anlamanın en kolay yolu, her kolun neye "sahip olduğunu" sormaktır. Bir duvar, bir koltuk, bir mektup, bir boya tonu; her birinin bir sahibi vardır. O nesne bozulursa, kaybolursa ya da yanlış görünürse, kime gidileceği bellidir. Rollerin tanımı, bu sahipliğin tanımıdır.
Bu sahiplik ülkeden ülkeye ve yapımdan yapıma değişir. Aynı unvan bir ülkede başka, bir başka ülkede başka işi anlatabilir; aynı iş de farklı yapımlarda farklı unvanlarla yapılabilir. Bu derste anlatılan bölünme, büyük ölçekli yapımlarda yerleşmiş olan genel çerçevedir; Türkiye'deki çalışma koşullarını bu modülün ileriki bir dersinde ayrıca ele alacağız.
Mekanizma
Tasarımcı ile sanat yönetmeni: karar ve uygulama
Yapım tasarımcısı neyin yapılacağına karar verir: bu dükkân ne kadar dar olacak, duvarında ne asılı duracak, hangi renkte olacak. Bu kararlar yönetmenle ve görüntü yönetmeniyle konuşularak verilir ve çizimlere, renk örneklerine, referans görüntülere dönüşür.
Bu bölünme kâğıt üzerinde temiz görünür, ama pratikte iki rol sürekli konuşur. Tasarımcının bir kararı uygulanamaz ya da bütçeye sığmaz çıktığında, bunu ilk gören genellikle sanat yönetmenidir ve kararı geri götüren de odur.
Dekor ve aksesuar: sınır oyuncunun elinden geçer
Setteki eşyalar iki kola ayrılır ve bu ayrım çoğu zaman yeni başlayanları şaşırtır. Ayrımın ölçüsü eşyanın büyüklüğü ya da değeri değil, oyuncuyla ilişkisidir.
Aynı nesne bir sahneden ötekine kol değiştirebilir. Rafta duran bir kitap dekordur; oyuncu onu raftan alıp açtığı anda aksesuara dönüşür. Bu yüzden iki kol, senaryoyu sahne sahne birlikte okur ve her eşyanın sahibini yazıya döker.
İnşaat, boya ve grafik: setin kabuğu
Bir stüdyo setinin duvarları, kapıları, pencereleri ve zemini inşaat ekibinin işidir. Bu ekip, sanat yönetmeninin teknik çizimlerinden çalışır ve setin yalnızca görüntüde değil, çekim boyunca güvenle ayakta durmasından da sorumludur. Duvar ne kadar yük taşıyacak, hangi panel çıkarılabilir olacak, zemin bir kameranın kaydığı rayı kaldıracak mı; bunlar inşaatın sorularıdır.
Boya ekibi kurulan yüzeylere kimlik verir. Yeni kesilmiş bir kontrplağı yüz yıllık bir taşa, temiz bir duvarı isli bir kahve duvarına çeviren onlardır. Grafik kolu ise setteki her yazıyı hazırlar: tabelalar, gazeteler, ilaç kutuları, ekranlar. Bu iki kolu ilerideki modüllerde ayrıca ele alacağız; burada önemli olan, setin görünen yüzeyinin ayrı bir zanaat olduğudur.
Tasarım masasında
Suna'nın masadaki sorusu, "kırk iki saati kim asacak?", bir hafta içinde dört işe bölünüyor ve her biri bir isimle, bir ölçüyle ve bir tarihle yazılıyor.
Saatler duvarda asılı duruyor ve hiçbir oyuncu onlara dokunmuyor; bu yüzden set dekoratörü Halit'in. Halit eski saat ustalarından ve bit pazarlarından saat topluyor ve her birini tartıyor: en hafifi bir kilo iki yüz gram, en ağırı, sarkaçlı büyük bir duvar saati, beş kilo. Toplam yetmiş sekiz kilo; altı metrekarelik bir banda yayılacak. Halit bunu, duvar daha kurulmadan, inşaat şefi Yaşar'a yazıyor.
Yaşar'ın işi duvarın bu yükü taşıması. Standart bir set duvarı ince kontrplaktan yapılır ve ağır bir saati vida ile tutmaz. Yaşar, saatlerin asılacağı bir buçuk metre yüksekliğindeki şeridin arkasına, on sekiz milimetre kalınlığında kontrplak bir destek tabakası ve yatay ahşap kuşaklar ekliyor. Duvarın sağ yanı, kamera için çıkarılabilir olacağından, iki ayrı iki metrelik panel olarak, tekerlekli kurulacak.
Rıza'nın tezgâhının üstündeki çalışan tek saat ise başka bir kategoriye giriyor. Son sahnede Rıza o saati elleriyle durduracak; saat oyuncunun elinden geçiyor, yani aksesuar sorumlusu Nurhan'ın. Nurhan bu saatin üç eşini istiyor: biri çekim için, biri yedek, biri de, Rıza'nın saati açıp mekanizmaya dokunduğu yakın çekim için, kapağı kolay açılan, içi hazırlanmış bir sürüm. Üçü aynı kasa, aynı kadran, aynı otuz iki santimetrelik çap.
Sanat yönetmeni Cemre bütün bu işleri bir takvime diziyor: önce Halit'in ağırlık listesi, sonra Yaşar'ın destekli duvarı, sonra boya, en son saatlerin asılması. Sıra bozulursa, örneğin saatler duvar boyanmadan asılırsa, boya saatlerin arkasına giremez ve kaldırıldıklarında duvarda boyasız lekeler kalır.
Bir karar ise zincir boyunca neredeyse kayboluyor. Bir önceki derste Suna, Rıza'nın açık tenli yüzü ile Elif'in koyu tenli yüzünün aynı karede okunması için tezgâhın arkasına orta tonda, soluk zeytin-kahve bir duvar kâğıdı seçmişti. Bu kararı uygulamak boyacı Fikret'e düşüyor; kâğıdı yaşlandıracak ve kenarlarını soldurarak çevredeki ahşaba bağlayacak. Fikret atölyenin beyaz floresan ışığı altında çalışıyor ve kâğıdın tonunu, elindeki küçük renk örneğine bakarak tutturuyor. Cemre bitmiş paneli stüdyoya, çekimde kullanılacak sıcak ışığın altına götürdüğünde, ton beklenenden sarıya ve koyuya kaymış: Elif'in yüzünün değerine yeniden yaklaşmış. Örnek doğruydu, ama örneğin yanında neden seçildiği yazmıyordu.
Cemre o günden sonra departmanda bir kural koyuyor. Yüzlerle ilişkisi yüzünden seçilmiş her yüzey için, kırk santimetreye kırk santimetrelik bir onaylı numune panel hazırlanıyor; panelin arkasına hangi ışıkta ve hangi oyuncunun testinde onaylandığı yazılıyor. Fikret artık tonu atölyede değil, stüdyonun kenarında, çekim ışığına yakın bir lambanın altında tutturuyor.
Usta katmanı
Deneyimli departmanlarda en çok emek, kolların sınırlarında harcanır. Bir kol kendi işini kusursuz yapabilir ve yine de sette bir şey eksik kalabilir; çünkü eksik olan şey çoğu zaman iki kolun arasında, ikisinin de "öbürünün işi" sandığı bir yerde durur. İyi bir sanat yönetmeninin en önemli işlerinden biri, bu boşlukları önceden bulup bir isme bağlamaktır.
İkinci incelik, sanat departmanının çekim başladığında dağılmamasıdır. Set kurulduktan sonra bile her çekim günü sette, dekorun ve aksesuarın her tekrarda aynı yerde olduğunu takip eden, oyuncu bir şeyi kırdığında ya da yönetmen son dakika bir şey istediğinde koşan biri bulunur. Hazırlıkta çalışan ekip ile çekimde sette bekleyen ekip çoğu zaman ayrı kişilerdir ve aralarındaki iletişim, departmanın asıl sınavıdır.
Yaygın yanlış"Sanat yönetmeni, yapım tasarımcısının yardımcısıdır; işi onun dediklerini yapmaktır."
Sanat yönetmeni kararları uygulanabilir planlara çeviren, bütçeyi ve takvimi yöneten, departmanın kollarını birbirine bağlayan bir yöneticidir. Tasarımcının bir kararının neden uygulanamayacağını gören ve alternatif öneren de çoğu zaman odur. Üstelik bazı yapımlarda, özellikle küçük ekiplerde, ayrı bir yapım tasarımcısı bulunmaz ve tasarımcının bütün işini sanat yönetmeni unvanını taşıyan kişi yapar.
Yaygın yanlış"Aksesuar, küçük eşya demektir; büyük eşyalar dekordur."
Ayrımın ölçüsü büyüklük değil, oyuncunun eşyayla ne yaptığıdır. Oyuncunun sahnede kaldırıp duvara fırlattığı bir sandalye aksesuardır; raflarda hiç dokunulmadan duran yüzlerce küçük biblo ise dekordur. Bu ayrım yalnızca bir unvan meselesi değildir: aksesuarın yedeği, tekrar sayısı ve sette kimin elinde olduğu ayrıca planlanır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Sanat departmanı, yapım tasarımcısının kararlarını gerçeğe çeviren ekiptir. Tasarımcı neyin yapılacağına karar verir; sanat yönetmeni bunun nasıl, ne zaman ve hangi parayla yapılacağını yönetir ve kollar arasındaki işi düzenler. Rollerin tanımı, her nesnenin, yüzeyin ve işin bir sahibi olmasıdır.
Dekor ile aksesuar arasındaki sınır oyuncunun elinden geçer: oyuncunun kullanmadığı eşyalar dekordur, kullandığı eşyalar aksesuardır ve aynı nesne sahneden sahneye kol değiştirebilir. Aksesuarın yedeği, tekrarı ve sette kimin elinde olduğu ayrıca planlanır. İnşaat setin kabuğunu güvenle kurar; boya ve grafik ona kimlik verir.
En çok sorun kolların sınırlarında çıkar. Bir yüzü okunur kılmak için verilmiş bir renk kararı, numunesi neden seçildiği yazılmadan elden ele geçerse, farklı bir ışık altında uygulanıp kaybolabilir. Kararın gerekçesi, numunesiyle birlikte ve çekim ışığına yakın bir ışıkta, zincirin sonuna kadar taşınmalıdır.
Sonraki derse köprü
Cemre'nin takvimi sanat departmanının içini düzenledi; ama Suna'nın kararlarının hepsi yalnızca kendi departmanına ait değil. Tavandaki boşluğu görüntü yönetmeni istedi, dar dükkânı yönetmen onayladı, duvar kâğıdının tonu bir ışık testinde belirlendi. Bir sahnenin görünüşüne üç kişi aynı anda dokunuyor: yönetmen, görüntü yönetmeni ve yapım tasarımcısı. Hangi görsel kararın kime ait olduğu, kimin kimin kararını değiştirebileceği ve anlaşmazlıkta kimin son sözü söylediği, M01-D03 "Tasarım üçgeni: yönetmen, görüntü yönetmeni, tasarımcı" dersinin konusu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.