İçeriğe geç

S04-P01-D13

Nörogelişimsel farklılıklar

Terapi Akademisi — S04, Psikopatoloji · 2.653 kelime · 18 örnek durum · 2 klinik vaka · 4 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Uyumun dağılımı, uyumun tek bir değer değil ortamdan ortama değişen bir dağılım olmasıdır; "bu kişide uyum iyi mi" sorusunun tek bir cevabı yok, olan şey bir profil ve profilin ekseni ortamlar.

Çelişen iki doğru, aynı kişi hakkında birbirine zıt iki bildirimin ikisinin birden doğru olmasıdır; tehlike çelişkide değil, çelişkinin kişinin niyetine yazılarak çözülmesinde.

Oynayan uç, bir uyumsuzlukta kişi ucunun mu ortam ucunun mu değişebildiğidir; bir duruş değil sorulabilir bir soru, ve cevabı aynı soruyu birkaç ayrı cinsten ortamda sorup dağılımı okumaktan çıkıyor.

Ödenen fark, hiçbir uç oynamadığında aradaki açığın kişi tarafından kapatılmasıdır; dışarıdan bakıldığında ortada uyumsuzluk görünmüyor, çünkü fark zaten kapatılmış oluyor ve faturası başka bir yere yazılıyor.

Bir kez yapabilmek, tek bir gözlemin bir işi yapılabilir saymaya yetmesidir; gösterdiği şey tavan, gündelik hayatta yürüyen şey taban.

Beş başlık tek bir işe hizmet etti: "yapabiliyor mu" sorusunu bırakıp yerine "nerede" sorusunu koymaya. Birincisi kişinin içinde bir yere işaret ediyor ve orada cevap yok; ikincisi ilişkinin iki ucunu birden gösteriyor, ve gösterdiği için aranabiliyor.

Açılış sahnesi

Aynı kişi hakkında söylenen cümleler birbirini tutmuyor.

Birincisi iş yerinden: toplantılarda dalıp gidiyor, söyleneni ikinci kez sormak zorunda kalıyor, verilen işi yarım bırakıyor. İkincisi evden: bir işe başladı mı saatlerce kalkmıyor, en ince ayrıntıyı atlamıyor, bitirmeden bırakmıyor. Üçüncüsü kişinin kendisinden: bazı günler her şey yürüyor, bazı günler tek bir satır bile okuyamıyorum.

Cümlelerin sahipleri dürüst ve her biri kendi gördüğünü doğru anlatıyor. Ama bir araya geldiklerinde herkes aynı yere bakıyor: kişiye. Ve orada tek bir soru soruluyor — yapabiliyor mu, yapamıyor mu.

O soru cevapsız kalıyor, çünkü sorunun kendisi eksik kurulmuş. Üç cümle kişinin üç ayrı yerdeki hâlini anlatıyor ve birbirlerini yanlışlamıyorlar; üç ayrı yerde ölçülmüş üç ayrı sonucu bildiriyorlar.

Geçen dersteki fark aynı kişinin iki anı arasındaydı ve o iki an aynı işleyişin içinden geçiyordu. Burada durum başka: fark bir ana ait değil, sürekli orada, ve bir hâlden çok bir yataklık — üstünden geçen her şeyi biraz başka biçimde geçiriyor. Ama aynı yataklık her yerde aynı sonucu vermiyor.

Bu dersin işi, "yapabiliyor mu" sorusunu bırakıp yerine sorulabilir bir soru koymak: nerede.

Bu derste ne olacak

Önce uyumun tek bir değer değil, ortamlara dağılmış bir şey olduğu kuruluyor. Sonra bunun doğrudan sonucu ele alınıyor: aynı kişi hakkında birbirine zıt iki bildirimin ikisinin birden doğru olabilmesi, ve aradaki farkın kişinin niyetine yazılmasının nasıl bir hata olduğu. Ardından bir yol kuruluyor — aynı soruyu birkaç ayrı ortamda sorup cevapların dağılımını okumak. Geriye iki soru kalıyor ve son iki başlık onlara ayrıldı: hiçbir uç oynamıyorsa açığı kim kapatıyor, ve bir şeyin bir kez yapılmış olması neyi gösterip neyi göstermiyor.

Bu derste geçen kişilerin hiçbiri gerçek değildir; hepsi ders için yazılmış kurgusal örneklerdir ve hiçbir danışan kaydından alınmamıştır.

Sıfır noktası

Bu bölümün işi bir soruyu değiştirmek. "Yapabiliyor mu" sorusu, cevabı kişinin içinde bir yerde duran bir soru gibi kurulmuş. Oysa birçok iş, kişinin ve ortamın birlikte ürettiği bir sonuç veriyor — ve bu, insan söz konusu olmadığında hiç tartışılmıyor.

Üç örnekte de doğru soru "hangi ikisi bir arada" biçiminde kuruluyor ve bu, kimsenin tartışmadığı bir şey. S01-P03-D08'de tanımlanan Uyum iyiliği aynı şeyi insanda çoktan adlandırmıştı: sonucu belirleyen mizacın kendisi değil, mizaç ile çevrenin eşleşmesi. Bu dersin eklediği şey o tanımın sessiz varsayımını açmak — orada "çevre" tekil yazılmış, oysa bir kişi aynı anda birkaç çevrede birden yaşıyor.

Mekanizma

Uyumun dağılımı

Yaygın yanlış"Bir kişinin işleyişi hakkında en güvenilir bilgi, onu en çok gören kişidedir."
Doğrusu

İki farklı sınıfı yan yana koyunca cümlenin nerede durduğu görünüyor. En çok gören kişi bir ortamı en çok görmüş oluyor ve o ortamdaki eşleşme hakkında gerçekten en iyi bilgiye sahip; ama başka bir ortamdaki eşleşme hakkında hiçbir şey bilmiyor. Süre, ortam çeşitliliğinin yerine geçmiyor.

Çelişen iki doğru

Yaygın yanlış"İsteyince yapabiliyorsa, yapmadığı zaman istememiştir."
Doğrusu

Öğretmenle antrenörün anlattıkları bu cümleyle birlikte okunduğunda ortaya çıkan şey şu: iki ortamdaki farkı isteğe bağlamak, ortamlar arasındaki farkı hiç sormamak anlamına geliyor — ve sorulsaydı bulunacak olan şey orada duruyor: biri yazılı, öteki sözlü; biri tek işli, öteki sürekli kesiliyor. Yakıştırma, aranmamış bir bilginin yerini alıyor.

Oynayan uç

Dağılım iki türlü çıkıyor. Ortamdan ortama belirgin biçimde değişiyorsa, oynayabilen uç görünür hâle geliyor ve neyin değişeceği artık tahmin değil: iyi giden ortamda ne varsa o. Hiç değişmiyorsa bu da bir bilgi, ama dikkatli okunması gereken bir bilgi — çünkü sorulan ortamların hepsi aynı cinsten olduğunda dağılım yapay biçimde düz çıkıyor. Üç ayrı gün aynı toplantı odasını sormak, tek bir ortamı üç kez sormak demek.

Yaygın yanlış"Güçlük her ortamda varsa kaynağı kişidedir."
Doğrusu

Cümlenin zayıf yeri "her" sözcüğünde. "Her ortamda" ifadesi, sorulan ortamların listesi kadar geniş. Liste tek bir cinsten oluşuyorsa, çıkan sonuç kişi hakkında değil o listenin darlığı hakkında bilgi veriyor.

Usta katmanı

Ödenen fark

Yaygın yanlış"Sonuç aynıysa güçlük yok demektir."
Doğrusu

Aynı masadaki iki rapora dönelim. Aynı çıktı, aynı maliyetle üretilmiş olmak zorunda değil; ve yalnız çıktıya bakan bir ölçüm, farkı kapatmak için harcananı hiçbir zaman göremiyor. Bu ölçümün bir yan etkisi de var: fark kapatıldığı sürece hiçbir düzenleme gerekmiyormuş gibi görünüyor.

Bir kez yapabilmek

Yaygın yanlış"Dün yapabildiğine göre bugün de yapabilir."
Doğrusu

Denetim günü ile en iyi gün, bu cümlenin hangi günden kurulduğunu gösteriyor. Bir kez yapabilmek o işin tavanını gösteriyor, tabanını değil; ve gündelik hayatta yürüyen şey taban. Tavandan kurulmuş bir beklenti her gün karşılanamadığında, karşılanamama kişiye yazılıyor.

Sınır ve güvenlik

Bu ders iki hazır anlatının da malzemesi olabilir, ve ikisi birlikte reddedilmeden bu bölüm başlayamaz. Biri eksiklik anlatısı: farkı bir yetersizlik sayıp her şeyi kişi ucuna yazmak. Öteki kutlama anlatısı: farkı bir üstünlük sayıp her şeyi ortam ucuna yazmak. İkisi zıt görünüyor ama aynı hamleyi yapıyorlar — ilişkinin tek bir ucunu peşinen sabitliyorlar, ve Oynayan uçun sorduğu soruyu sormadan cevaplıyorlar. Bu dersin verdiği araç ikisine de açık: hangi ucun oynadığı her seferinde yeniden bakılacak bir şey ve cevabı önceden bilinmiyor.

Burada hiçbir tanı adı ve hiçbir ölçüt listesi yok, ve bunun sebebi bir çekince değil dersin kendi bulgusu. Bir ad, eşleşmenin nerede tuttuğunu ve nerede tutmadığını söylemiyor; oysa bu metnin baştan sona gösterdiği şey, işe yarar bilginin tam olarak orada olduğu. Ad koymak ayrı bir iş, ayrı bir yetki alanı ve ayrı bir süreç; bu ders o işi ne yapıyor ne de ona hazırlık sayılıyor.

Bir de bu metnin kendi kullanımına ait bir sınır var. Uyumun dağılımı bir kişinin çevresini sorgulamak için elverişli bir dil veriyor, ve o dil bir başkasının hayatına dışarıdan uygulandığında hızla bir yargıya dönüşüyor — bir ailenin, bir okulun ya da bir iş yerinin nasıl kurulması gerektiğine dair, orayı hiç görmemiş biri tarafından verilmiş bir hüküm. Hangi düzenlemenin mümkün olduğu, ancak o düzeni taşıyan kişilerle birlikte bilinen bir şey.

Kendini ya da bir başkasını güvende hissetmediğin bir durumdaysan eğitim içeriğiyle bekleme. Bulunduğun ülkenin acil hattına, en yakın acil servise ya da bir ruh sağlığı uzmanına başvur. Eğitim içeriği acil durumu yönetmez.

Kendin dene

Aklında kalsın

Uyumun dağılımı, uyumun tek bir değer değil ortamdan ortama değişen bir dağılım olmasıdır; "bu kişide uyum iyi mi" sorusunun tek bir cevabı yok, olan şey bir profil ve profilin ekseni ortamlar.

Çelişen iki doğru, aynı kişi hakkında birbirine zıt iki bildirimin ikisinin birden doğru olmasıdır; tehlike çelişkide değil, çelişkinin kişinin niyetine yazılarak çözülmesinde.

Oynayan uç, bir uyumsuzlukta kişi ucunun mu ortam ucunun mu değişebildiğidir; bir duruş değil sorulabilir bir soru, ve cevabı aynı soruyu birkaç ayrı cinsten ortamda sorup dağılımı okumaktan çıkıyor.

Ödenen fark, hiçbir uç oynamadığında aradaki açığın kişi tarafından kapatılmasıdır; dışarıdan bakıldığında ortada uyumsuzluk görünmüyor, çünkü fark zaten kapatılmış oluyor ve faturası başka bir yere yazılıyor.

Bir kez yapabilmek, tek bir gözlemin bir işi yapılabilir saymaya yetmesidir; gösterdiği şey tavan, gündelik hayatta yürüyen şey taban.

Beş başlık tek bir işe hizmet etti: "yapabiliyor mu" sorusunu bırakıp yerine "nerede" sorusunu koymaya. Birincisi kişinin içinde bir yere işaret ediyor ve orada cevap yok; ikincisi ilişkinin iki ucunu birden gösteriyor, ve gösterdiği için aranabiliyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste eşleşmenin bozulduğu yerler hep sürüp giden düzenlerdi: bir sınıf, bir ofis, bir masa. Ortam değişebiliyordu ama ortamın kendisi yerinde duruyordu, ve Oynayan uç sorusu bu durağanlık sayesinde sorulabiliyordu — karşılaştırılacak ortamlar oradaydı.

S04-P01-D14 «Yas, kayıp ve yaşam geçişleri» eşleşmenin bir ucunun ortadan kalktığı yere geçiyor. Orada değişen şey bir ortamın kurulma biçimi değil, o ortamdaki bir yerin boşalması — ve boşalan yer yeniden düzenlenebilecek bir şey olmuyor. Orada asıl mesele şu olacak: bir uyumsuzluk düzeltilebilecek bir eşleşme sorunu olmaktan çıkıp taşınacak bir şeye dönüştüğünde, bu dersin soruları nereye kadar geçerli kalıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.