İçeriğe geç

S02-P03-D11

Hedef ve gündem oluşturma

Terapi Akademisi — S02, Görüşme becerileri · 2.489 kelime · 13 örnek durum · 4 klinik vaka · 4 kanıt kartı · ≈ 11 dk okuma · 17 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir isteği hedefe çevirmek bir kâğıt işlemi değil bir konuşma hamlesi; odada ve sesli yapılmadığında ortaya çıkan cümle doğru olabiliyor ama taşınamıyor.

Hedef, kişinin haftası boyunca kendi kendine hatırlayacağı tek cümle — bu yüzden onun sözcükleriyle bitmesi bir üslup tercihi değil, işleyip işlememe farkı.

Uygulayıcının kafasındaki sıra gündem değildir; söylenmeyen sıra kişiye yalnız kendi konusunun açılmadığı bilgisini bırakıyor.

Bekletilen konu ile bırakılan konu arasındaki tek fark adının konmuş olması, ve bir sonraki görüşmenin onunla açılması.

Hedefin artık kendine ait olmadığını fark eden kişi bunu itirazla değil suskunlukla gösteriyor; yeniden açan taraf, gündemi belirleme gücü elinde olan taraf olmak zorunda.

Açılış sahnesi

Kişi isteğini söylüyor: "Sabahları biraz nefes alabilmek istiyorum."

Uygulayıcı not alıyor. Kâğıda geçen hâli şu: "Sabah saatlerinde kaygı belirtilerinde azalma."

Aradaki mesafe ilk bakışta görünmüyor. İki cümle de aynı şikâyeti işaret ediyor, ikincisi hatta daha düzgün duruyor; ölçülebilir, düzenli, mesleğin diline uygun.

Altıncı haftada hedef kâğıttan okunuyor ve kişiye soruluyor: buradayız, doğru mu?

Kişi hemen cevap vermiyor. Bir duraklamanın ardından iki kelime geliyor: "Evet, olabilir."

O "olabilir" bir onay değil, bir nezaket. Kişi kendi isteğini duymuyor; hakkında yazılmış bir şeyi dinliyor ve itiraz edecek bir gerekçe bulamıyor.

Birinci cümlede bir sabah var: kalkmak, mutfakta durmak, gün başlamadan önceki o birkaç dakika. İkincisinde bir ölçek maddesi var.

Hedef yanlış değil. Yalnız artık kimsenin değil.

Bu ders, bir isteğin çalışılabilir bir cümleye çevrilirken sahibini nasıl kaybettiğini ve bunun nasıl önlendiğini anlatıyor. Bir de aynı sorunun her hafta küçük ölçekte tekrarlandığı yeri: bugün ne konuşulacağını kimin söylediğini.

Bu derste ne olacak

Önce bir isteğin hedefe çevrilmesini bir konuşma hamlesi olarak ele alacağız. Hedefin ne işe yaradığını değil, hangi cümlelerle kurulduğunu konuşacağız.

Sonra çevirinin sadakatine bakacağız: cümle kimin sözcükleriyle bitiyor ve bu neden bir üslup meselesi değil.

Ardından gündeme geçeceğiz. Bir seansın gündemi seansın içinde duyulabilir mi, yoksa yalnız uygulayıcının kafasında mı duruyor?

Sonrasında seansın ortasında yön değiştirmeyi ele alacağız — planlanan konudan sapmak bir başarısızlık değil, bir karar.

Son bölümde hedefin değiştirilebilir kalmasını konuşacağız. Bir hedefin yenilenebilmesi, yenileme anının önceden ayrılmış olmasına bağlı.

Bu derste geçen kişilerin hiçbiri gerçek değildir; hepsi ders için yazılmış kurgusal örneklerdir ve hiçbir danışan kaydından alınmamıştır.

Sıfır noktası

Hedefin ne olduğu ve nasıl yazıldığı S02-P01-D05'te kuruldu; seansın gündeminin nereye oturduğu S02-P01-D07'de. İkisi de yapıyı anlatıyordu: hedef neye yarıyor, gündem hangi bölümde açılıyor.

Bu ders aynı iki şeyi bir beceri olarak ele alıyor. Yani soru şu değil: hedef ne olmalı. Soru şu: hedef hangi cümlelerle kuruluyor, ve o cümleleri kim söylüyor.

Yaygın yanlış"Hedefi doğru kurmak yeterlidir, kelimeler ayrıntıdır."
Doğrusu

Kelimeler burada ayrıntı değil taşıyıcı. Hedef, kişinin haftası boyunca kendi kendine hatırlayacağı tek cümle; hatırlanabilmesi için kendi sesinde olması gerekiyor. Mesleğin diline çevrilmiş bir hedef notta iyi duruyor ve kişinin zihninde hiç durmuyor. Kâğıda ne yazıldığı ile kişinin ne taşıdığı ayrıldığında hedef çalışmıyor.

Mekanizma

Cümleyi kim kuruyor

Yaygın yanlış"Kişi ne istediğini bilmiyorsa hedefi uygulayıcı koyar."
Doğrusu

Bilmemek bir boşluk değil, bir durum; üzerinde çalışılabiliyor. Ne istediğini söyleyemeyen biriyle yapılacak iş, hedefi onun yerine yazmak değil, isteğin neden söylenemediğine bakmak. Bazen sebep umutsuzluk, bazen istediğini söylemenin öğrenilmemiş olması, bazen de o isteğin başkalarını üzeceği düşüncesi. Hedef bu bakıştan sonra geliyor ve o zaman kişinin oluyor.

Gündemin sesli kurulması

Usta katmanı

Seansın ortasında yön

Hedefin değiştirilebilir kalması

Yaygın yanlış"Hedef değişecekse zaten kişi söyler."
Doğrusu

Çoğu zaman söylemiyor. Hedefin artık kendisine ait olmadığını fark eden kişi bunu çoğu zaman bir itiraz olarak değil bir suskunluk olarak yaşıyor: konuyu getirmiyor, çalışmayı yapmıyor, seansa geç kalıyor. S02-P03-D08'de ele aldığımız uyuşmazlık burada da sözle değil davranışla görünüyor. Hedefi açıkça yeniden açan taraf uygulayıcı olmak zorunda, çünkü gündemi belirleme gücü onda.

Yaygın yanlış"Hedefin sık sık değişmesi sürecin dağıldığını gösterir."
Doğrusu

Değişmenin kendisi bir işaret değil; işaret olan şey nasıl değiştiği. Konuşularak, gerekçesi söylenerek ve eskisi kayıtta bırakılarak yapılan bir yenileme, sürecin okuru olduğunu gösteriyor. Sessizce yer değiştiren bir hedef ise yönün kaybolduğunu. Aynı sayıda değişiklik, iki ayrı tabloda iki ayrı anlama geliyor.

Sınır ve güvenlik

Gündemi kurma hamlesi, güç farkını görünür biçimde kullanan bir hamle. Neyin bugün konuşulacağına, neyin bekletileceğine ve neyin hiç açılmayacağına dair her cümle bir seçim yapıyor. O seçimi yapabilmek, kişinin ne kaldırabileceğini kestirebilmeyi gerektiriyor; bu kestirim ise mesleki eğitimle, denetlenen bir uygulama geçmişiyle ve arkasında duran bir kurumla kazanılıyor. Bu metin cümlelerin nasıl kurulduğunu gösteriyor, o kestirimi vermiyor.

Bekletme kararı en dikkat isteyen yerde duruyor. Bir konuyu ertelemek, kişinin en zor söylediği şeyin sessizce kapatılması anlamına gelebiliyor. Bu yüzden bekletilen madde daima adıyla söyleniyor ve bir sonraki görüşmeye yazılıyor; söylenmeden geçilen bir konu ertelenmiş değil, reddedilmiş sayılıyor.

Ertelenemeyecek konular var. Güvenliği ilgilendiren bir işaret gündeme girdiğinde sıra tartışmaya açılmıyor; o madde önce ele alınıyor ve gerektiğinde görüşme yetkili bir birime bağlanıyor. Planın korunması bu kararın önüne hiçbir koşulda geçmiyor, ve bu tür bir tabloyla karşılaşan kişinin yapacağı iş bir hedef cümlesi yazmak değil, gecikmeden uzman desteğine ulaşmak.

Hedefin kapsamı da bir yetki sorusu. Bedensel bir değerlendirme gerektiren alanlarda — yemeyle, uykuyla, kiloyla ya da madde kullanımıyla ilgili bir istekte — hedef cümlesi hekim değerlendirmesinden önce yazılmıyor. İlaç hiçbir hedefin konusu olmuyor; başlanması, sürdürülmesi ya da bırakılması bu çerçevede tartışılan bir şey değil, reçeteyi yazan hekimin kararı.

Kendini ya da bir başkasını güvende hissetmediğin bir durumdaysan eğitim içeriğiyle bekleme. Bulunduğun ülkenin acil hattına, en yakın acil servise ya da bir ruh sağlığı uzmanına başvur. Eğitim içeriği acil durumu yönetmez.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bir isteği hedefe çevirmek bir kâğıt işlemi değil bir konuşma hamlesi; odada ve sesli yapılmadığında ortaya çıkan cümle doğru olabiliyor ama taşınamıyor.

Hedef, kişinin haftası boyunca kendi kendine hatırlayacağı tek cümle — bu yüzden onun sözcükleriyle bitmesi bir üslup tercihi değil, işleyip işlememe farkı.

Uygulayıcının kafasındaki sıra gündem değildir; söylenmeyen sıra kişiye yalnız kendi konusunun açılmadığı bilgisini bırakıyor.

Bekletilen konu ile bırakılan konu arasındaki tek fark adının konmuş olması, ve bir sonraki görüşmenin onunla açılması.

Hedefin artık kendine ait olmadığını fark eden kişi bunu itirazla değil suskunlukla gösteriyor; yeniden açan taraf, gündemi belirleme gücü elinde olan taraf olmak zorunda.

Sonraki derse köprü

Bu programda bir görüşmenin parçalarını tek tek çalıştık ve son iki derste o parçaların yönünü kurduk: neyin hedeflendiği, bugün neyin konuşulduğu, sapmanın nasıl söylendiği.

Bütün bunlar bir varsayıma dayanıyor: hamle işliyor. Soru soruluyor ve cevap geliyor, yansıtma yapılıyor ve tutuyor, gündem soruluyor ve liste çıkıyor.

Bazı anlarda işlemiyor. Konuşma soğuyor ve sessizlik direnç hâline geliyor, öfke doğrudan odadaki kişiye dönüyor, gözyaşı geliyor ve süre bitiyor, karşılanamayacak bir istek dile getiriliyor ya da cevaplanamayacak bir soru soruluyor.

Bu anların ortak yanı, hazırlığı çok gerektiren anlar olmaları ve tam da o sırada hazırlığın işe yaramadığı hissini vermeleri.

Programın son dersi bunlara ayrılmış: zor görüşme anları.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.