M01-D01
Göz bir biçimi nasıl kurar
Bir yüzeydeki lekelerin tek tek değil bir bütün olarak görüldüğünü bir alıştırmada gösterir ve bunun tasarım için ne anlama geldiğini açıklar.
Temel Tasarım Akademisi — M01, Görmek: algı ve Gestalt · 1.770 kelime · 7 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Dayanak: Tekrarlanmış bulgu: Wagemans vd. (2012), «A century of Gestalt psychology in visual perception», Psychological Bulletin
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Göz bir yüzeyi parça parça değil, bütünler hâlinde görür: kümeler, sıralar, bir zeminin üstünde duran şekiller. Bu bölünme keyfî değildir; yakınlık, benzerlik, süreklilik ve kapanma gibi ilkelere göre gerçekleşir ve bu ilkeler yüz yıldır araştırılıyor. Tasarımcı parçaları yerleştirir, izleyici bütünleri görür. Bu yüzden her aralık, her boşluk ve her sıra, izleyicinin hangi bütünü göreceğine dair bir karardır. İlkeler gözün nasıl çalıştığını betimler; neyin güzel olduğuna karar vermez.
Açılış sahnesi
Bursa'daki ofiste Selim'in ilk haftası. Ilgın masasına beyaz bir karton bırakıyor. Kartonun üstünde aynı boyda yirmi dört siyah kare var, dört sıra hâlinde. «Kaç şey görüyorsun?» Selim gülüyor: «Yirmi dört kare.» Ilgın kartonu biraz uzaklaştırıyor. Selim bu kez bir süre susuyor, sonra «dört sıra» diyor. Biraz daha bakınca sağ alttaki dört karenin ötekilerden birkaç milimetre ayrı durduğunu fark ediyor ve onları kendi aklında ayrı bir küme olarak görmeye başlıyor. Ilgın kartonu geri alıyor. «Ben kartona tek tek kare yapıştırdım. Sen bana önce sıralar, sonra bir köşe anlattın. Bu farkı öğrenmeden çizdiğin hiçbir şeyin nasıl görüleceğini bilemezsin.»
Bu derste ne olacak
Bir yüzeye baktığımızda gözümüze gelen şey, sayılabilecek kadar çok leke, ton ve kenardır. Ama biz lekeleri saymayız. Onları kümeler hâlinde, sıralar hâlinde, bir zeminin üstünde duran şekiller hâlinde görürüz. Bu derste görsel algının bu temel işleyişini, yani gözün parçalardan bütün kurmasını konuşacağız. İşin tarihsel başlangıcı yüz yılı aşkın bir süre önce Berlin'de çalışan Gestalt psikologlarıdır. Bugünkü görme bilimi bu okulun bulgularını yeniden sınadı, bir kısmını doğruladı, bir kısmını sorguladı. Tasarımcı için sonuç şudur: biz parçaları yerleştiririz, ama izleyici bütünleri görür. Ders boyunca Selim'in Ilgın'la birlikte Kestane Köyü İlkokulu'nun cephesine ve planına bu gözle baktığı bir hafta izleyeceğiz.
Kanıt ne diyor
Bu derste iki kaynak var. Biri gruplama ilkelerini ortaya koyan 1923 tarihli özgün makale, öteki o makaleden bu yana yapılan araştırmaları toplayan bir derleme.
Sahada
Parçadan bütüne
Planda ve duvarda
Yaygın yanlış«İnsanlar bir çizimi parça parça, tek tek öğelerden başlayarak okur.»
Göz önce bütünleri görür; kümeleri, sıraları, şekilleri. Parçaları tek tek görmek dikkat ve çaba ister.
Yaygın yanlış«Gestalt ilkeleri tasarımcının uyması gereken güzellik kurallarıdır.»
İlkeler gözün nasıl gruplama yaptığını betimler; bir tasarımın iyi ya da güzel olup olmadığına karar vermez. Bir tasarımcı gruplamayı bilerek bozmayı da seçebilir.
Yaygın yanlış«Gruplamayı yalnız eğitimli bir tasarımcı fark eder.»
Gruplama gözün olağan işleyişidir; tasarımcı onu adlandırmayı öğrenir, görmeyi değil. Nazife Öğretmen'in cephe okuması da aynı gruplamaya dayanıyordu.
Yaygın yanlış«Gestalt yüz yıl önceydi, bugün geçerliliği yok.»
Yüzüncü yıl derlemesi gruplama ve şekil-zemin ilkelerinin bugün de araştırıldığını, listeye yeni ilkeler eklendiğini gösteriyor. Tartışılan şey ilkelerin varlığı değil, onları açıklayan kuram.
Gri alan
Gestalt ilkeleri neyi gördüğümüzü iyi betimler, ama neden öyle gördüğümüzü tek başına açıklamaz. Yüzüncü yıl derlemesi de bunu açıkça söylüyor: okulun kavramsal ve kuramsal temelleri hâlâ tartışmalı. İlkelerin birbiriyle yarıştığı durumlar da var; bir cephede aralık bir şey, renk başka bir şey söylediğinde hangisinin kazanacağını önceden kesin olarak bilemeyiz. Wertheimer'ın kendisi geçmiş deneyimin ve alışkanlığın da gruplamayı etkileyebildiğini yazmıştı; bu, farklı bakış alışkanlıkları olan insanların aynı yüzeyi biraz farklı okuyabileceği anlamına gelir. Kenan Usta'nın «düz sıra duvarı uzatır» sözü güçlü bir gözlem, ama ölçülmüş bir bulgu değil. Bir tasarım okulunda «Gestalt kuralları» diye öğretilen listelerin bir kısmı da bu araştırma geleneğinden çok, okulun kendi alışkanlıklarından geliyor. Bu modülün son derslerinde bu ayrımı yapmayı ayrıca konuşacağız. Bir uyarı daha: gruplamayı bilmek, bir cephenin güzel olup olmadığını söylemez. Dokuz eşit pencere bir koridoru anlatmak isteyen bir tasarım için doğru tercih olabilir.
Senin işinde
Bir çizimi, bir paftayı ya da bir cepheyi bitirdiğini düşündüğünde onu uzaktan, kısa bir süre için gör. Yakından baktığında parçaları görürsün; uzaktan baktığında izleyicinin göreceği bütünleri. Gördüğün kümeleri, sıraları ve şekilleri yüksek sesle say ve bunların binanın gerçek bölünmesiyle örtüşüp örtüşmediğini kontrol et. Bir pencere dizisinin, bir tabela sırasının, bir taş örgüsünün hangi parçaları birbirine bağladığına bak. Kendi elinle bir boşluk bıraktığında ya da bir aralığı daralttığında, bunun bir kümeyi ayırdığını ya da birleştirdiğini bil. Bir çizimi başkasına gösterirken, ona ne gördüğünü sor ve kendi niyetini söylemeden önce cevabını dinle. Sorun çıkarsa önce parçaların kendisini değil, aralarındaki ilişkiyi değiştirmeyi dene. Bir sunum paftası hazırlarken de aynısı geçerli: başlık, çizim ve açıklama metni birbirine yakın durduğunda göz onları tek bir blok olarak okur; aralarına biraz boşluk bırakmak paftayı okunur kılabilir. Bir planda poşe, tarama ya da gri ton kullanacaksan, önce neyin şekil, neyin zemin olarak görülmesini istediğine karar ver.
Kendin dene
Aklında kalsın
Göz bir yüzeyi parça parça değil, bütünler hâlinde görür: kümeler, sıralar, bir zeminin üstünde duran şekiller. Bu bölünme keyfî değildir; yakınlık, benzerlik, süreklilik ve kapanma gibi ilkelere göre gerçekleşir ve bu ilkeler yüz yıldır araştırılıyor. Tasarımcı parçaları yerleştirir, izleyici bütünleri görür. Bu yüzden her aralık, her boşluk ve her sıra, izleyicinin hangi bütünü göreceğine dair bir karardır. İlkeler gözün nasıl çalıştığını betimler; neyin güzel olduğuna karar vermez.
Sonraki derse köprü
Emre'nin üçerli kümeler hâlinde dizdiği okul cephesinde yalnız aralıklar değişmişti. Peki pencerelerin aralığı eşit kalsa ama doğramaların rengi değişse? Ya da aralık bir kümeyi, renk başka bir kümeyi işaret etse, göz hangisini dinler? M01-D02 aynı öğeleri yalnız aralıklarını ya da yalnız tonlarını değiştirerek yeniden diziyor ve iki ipucu çatıştığında hangisinin ağır bastığını gözlüyor.
Kendini sına
Soru 1 · Kavram
Bu derse göre bir yüzeye baktığımızda göz önce neyi kurar?
- A) Tek tek lekeleri, sonra onları toplar.
- B) Kümeleri, sıraları ve zeminin üstünde duran şekilleri, yani bütünleri.
- C) Yalnız renkleri.
- D) Yalnız çizgileri ve kenarları.
Cevap: B. Wertheimer'ın pencere örneğinde olduğu gibi, gözlemci yüzlerce ton değil bir ev, ağaçlar ve gök görür; parçaları tek tek görmek dikkat ve çaba ister.
Soru 2 · Kanıt
Wagemans ve arkadaşlarının yüzüncü yıl derlemesi Gestalt ilkelerinin bugünkü durumu hakkında ne söylüyor?
- A) İlkelerin hepsi çürütüldü ve artık araştırılmıyor.
- B) İlkeler kesin olarak kanıtlandı ve kuramsal bir tartışma kalmadı.
- C) İlkeler yalnız sanat eleştirisinde kullanılıyor.
- D) Gruplama ve şekil-zemin ilkeleri bugün de araştırılıyor, yeni ilkeler eklendi, ama kavramsal temeller hâlâ tartışmalı.
Cevap: D. Derleme klasik ilkelere ortak bölge ve bağlantılılık gibi yenilerinin eklendiğini gösterir ve Gestalt yaklaşımının kuramsal temellerinde ilerleme gerektiği sonucuna varır.
Soru 3 · Senaryo
Bir okul cephesinde dokuz pencere eşit aralıkla dizilmiş ve cephe uzun bir koridor gibi görünüyor. İçeride ise üç ayrı sınıf var. Pencerelerin sayısını ve boyunu değiştirmeden cepheyi üç sınıf olarak okutmak için ne yapılabilir?
- A) Pencereleri üçerli kümeler hâlinde dizip kümeler arasına daha geniş bir duvar bırakmak.
- B) Pencerelerin hepsini büyütmek.
- C) Cepheyi tek renge boyamak.
- D) Pencerelerin sayısını on ikiye çıkarmak.
Cevap: A. Göz birbirine yakın duran öğeleri birlikte görür; yalnız aralıkları değiştirmek, iç bölünmeyi dışarıya okutmaya yeter.
Soru 4 · Tuzak
Bir öğrenci «Gestalt ilkelerine uymayan bir tasarım kötü tasarımdır» diyor. Bu cümlenin sorunu nedir?
- A) Cümle doğrudur; ilkeler güzelliğin kuralıdır.
- B) Gestalt ilkeleri yalnız resim için geçerlidir.
- C) İlkeler gözün nasıl gruplama yaptığını betimler; bir tasarımın iyi ya da güzel olup olmadığına karar vermez, tasarımcı gruplamayı bilerek bozmayı da seçebilir.
- D) Gestalt ilkeleri artık hiç kullanılmıyor.
Cevap: C. İlkeler bir betimlemedir, bir estetik kural değil; dokuz eşit pencere bir koridoru anlatmak isteyen bir tasarım için doğru tercih olabilir.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.