İçeriğe geç

M08-D02

Çalışma belleği ve bellek uzamı

Çalışma belleğinin bileşenlerini ve kapasite sınırını bellek uzamı göreviyle gösterir.

Temel Psikoloji Akademisi — M08, Bellek · 2.476 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 11 dk okuma · 17 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Çalışma belleği modeli, birkaç saniyelik akılda tutmayı, bilgi üzerinde işlem yapılan ve birkaç parçadan oluşan bir çalışma alanı olarak tanımlıyor.

Fonolojik döngü sözel bilgiyi, görsel-uzamsal not defteri görsel ve uzamsal bilgiyi tutuyor; merkezî yönetici ise dikkati yönetiyor.

Sözcük uzunluğu etkisi, fonolojik döngünün öğe sayısıyla değil, söylenme süresiyle sınırlı olduğunu gösteriyor.

İki görev aynı parçayı kullandığında birbirini bozuyor; farklı parçaları kullandığında birlikte daha kolay yapılabiliyor.

Yığınlama, uzun süreli bellekteki bilgiyle öğeleri daha büyük birimler hâlinde gruplayarak etkin kapasiteyi genişletiyor; bu artış o malzemeye özgü.

Çalışma belleği eğitimi, eğitilen görevlerde gelişme sağlıyor ama zekâya ve okul başarısına aktarılmıyor.

Açılış sahnesi

Pınar, Adana'da bir muhasebe bürosunda çalışıyor. Telefonda bir müşteri, ödeme yapılacak yirmi altı karakterlik bir banka hesap numarasını okuyor. Pınar numarayı dörderli gruplar hâlinde içinden tekrar ederek bilgisayara yazıyor. Tam yirminci karakterde, yan masadaki arkadaşı ona bir dosyanın nerede olduğunu soruyor. Pınar cevap vermek için ağzını açtığı anda, kafasındaki son dört karakter siliniyor ve müşteriden numarayı yeniden okumasını rica ediyor.

Aynı gün öğleden sonra Pınar, bir yandan şehir haritasında bir adres ararken bir yandan da telefondaki müşteriyle konuşuyor ve ikisini birlikte zorlanmadan yapıyor. Akşam eve dönerken şunu düşünüyor: neden bir soru, sayıları akılda tutmayı bozdu da haritaya bakmak konuşmayı bozmadı?

Pınar ve büro kurgu. Sorusunun cevabı ise, akılda tutmayı birkaç ayrı tezgâhın ortak işi sayan bir modelde.

Bu derste ne olacak

Bu derste, birkaç saniyelik akılda tutmanın aynı zamanda bir iş yapma alanı olduğunu öne süren modeli ele alacağız. Terapi Akademisi bu sistemi işleyen bellek adıyla tanımlıyor ve kaygının onu nasıl daralttığını anlatıyor. Bu ders, sistemin parçalarını ve onları birbirinden ayıran deneysel ipuçlarını işliyor.

Önce modelin üç temel parçasını ve sonradan eklenen dördüncüsünü göreceğiz. Sonra kapasitenin nasıl ölçüldüğüne, bellek uzamı görevlerine ve bilgiyi gruplamanın bu kapasiteyi nasıl genişletebildiğine bakacağız. Son bölümde, çalışma belleğini eğiterek zekâyı artırma iddiasını tartacağız.

Sıfır noktası

1974'te Alan Baddeley ve Graham Hitch, önceki modelin kısa süreli bellek kutusunu parçalara ayıran bir öneri yaptı. Bu model, Terapi Akademisi'nde işleyen bellek adıyla anılan sistemin en etkili açıklaması oldu. Modele göre kısa süreli bellek, bilgiyi yalnızca tutmuyor, onun üzerinde işlem yapıyordu: bir hesap yaparken ara sonuçları tutmak, bir cümleyi anlarken baştaki sözcükleri akılda tutmak gibi.

Modelin temel düşüncesi şuydu: farklı türde bilgileri tutan, birbirinden görece bağımsız parçalar vardı ve bu parçalar, dikkati yöneten bir denetleyicinin altında çalışıyordu. Bu yüzden iki görev aynı parçayı kullanıyorsa birbirini bozuyor, farklı parçaları kullanıyorsa birlikte yapılabiliyordu.

Pınar'ın sorusu buradan cevap buluyor: sayıları akılda tutmak ve bir soruyu cevaplamak, ikisi de sözel bilgiyi tutan aynı parçayı kullanıyordu. Haritada bir adres aramak ise başka bir parçayı.

Yaygın yanlış"Kısa süreli bellek, bilgilerin kısa süre bekletildiği bir bekleme odasıdır."
Doğrusu

Bu benzetme, eski çok depolu modelin bakışını yansıtıyor. Çalışma belleği modeline göre bu sistem bir bekleme odası değil, bir tezgâh: bilgi burada tutulmakla kalmıyor, karşılaştırılıyor, birleştiriliyor ve dönüştürülüyor. Akıl yürütme, okuduğunu anlama ve kafadan hesap, hepsi bu tezgâhta yapılıyor.

Mekanizma

Sözcükler için bir döngü

Modelin ilk parçası, sözel ve işitsel bilgiyi tutuyor.

Bu parçanın varlığını gösteren birkaç güçlü bulgu var. Birincisi, birbirine ses olarak benzeyen harflerin ya da sözcüklerin, birbirinden farklı olanlara göre daha zor akılda tutulması. İkincisi, kısa sözcüklerden oluşan bir listenin, uzun sözcüklerden oluşan bir listeden daha kolay hatırlanması.

Alan Baddeley, Neil Thomson ve Mary Buchanan 1975'te katılımcılara beş sözcükten oluşan listeler verdi; bazı listelerdeki sözcükler tek heceli, bazılarındaki beş heceliydi. Kısa sözcüklerden oluşan listeler belirgin biçimde daha iyi hatırlandı. Katılımcılardan aynı anda anlamsız bir heceyi yüksek sesle tekrar etmeleri istendiğinde ise, yani içten tekrarlamaları engellendiğinde, bu fark ortadan kalktı.

Görüntüler ve denetleyici

Modelin ikinci parçası görsel ve uzamsal bilgiyi tutuyor.

Bu iki parçanın birbirinden ayrı olduğunu gösteren en güçlü bulgular, çift görev deneylerinden geliyor. İki görev aynı parçayı kullandığında, örneğin iki sözel görev, birbirini belirgin biçimde bozuyor. Biri sözel, öteki görsel olduğunda ise birlikte çok daha az bozulmayla yapılabiliyor. Çoklu görev dersinde (M06-D04) ele alınan çift görev bedelinin en büyük olduğu durum da budur: iki görev aynı kaynağa yaslandığında.

Modelin üçüncü ve en karmaşık parçası, ötekilerin çalışmasını yönetiyor.

Baddeley, merkezî yöneticinin modelin en az anlaşılmış parçası olduğunu kendisi de kabul etti. Bu parça, modelin açıklayamadığı her şeyin konduğu bir "kara kutu" olarak eleştirildi.

2000'de Baddeley modele dördüncü bir parça ekledi: farklı kaynaklardan gelen bilgiyi, sözel, görsel ve uzun süreli bellekteki bilgiyi birleştirerek bütünleşik bir sahne ya da olay olarak tutan bir tampon. Bu parça, KF gibi hastaların uzun süreli belleğe nasıl bilgi aktarabildiğini ve insanların akılda tutabildiği bilginin neden yalın kapasite sınırlarını aşabildiğini açıklamak için önerildi.

Yaygın yanlış"Bir işi yaparken başka bir şey dinlemek her zaman dikkati böler."
Doğrusu

Dikkatin ne kadar bölüneceği, iki görevin aynı kaynağı kullanıp kullanmadığına bağlı. Görsel bir işi yaparken sözsüz müzik dinlemek çoğu zaman az bir bedel doğuruyor; sözel bir işi yaparken sözlü bir program dinlemek ise belirgin bir bedel doğurabiliyor. Bölünme her zaman aynı büyüklükte değil.

Bellek uzamı ve yığınlama

Çalışma belleğinin kapasitesini ölçmenin en eski yollarından biri, bir dizi öğeyi okuyup hemen ardından aynı sırayla tekrarlatmak.

Bu kapasitenin ünlü "yedi artı eksi iki" ile ifade edilmesinin ve gruplama engellendiğinde dört öbek civarına inmesinin hikâyesi M01-D08'de anlatıldı. Burada asıl soru şu: bu kapasite sabit mi, yoksa genişletilebilir mi?

Anders Ericsson, William Chase ve Steve Faloon 1980'de bir üniversite öğrencisiyle iki yıla yakın bir çalışma yürüttü. Öğrencinin başlangıçtaki sayı uzamı yedi rakam civarındaydı. İki yüz otuz saati aşan alıştırmanın sonunda, kendisine saniyede bir rakam okunan dizilerden yetmiş dokuz rakamı hatasız tekrar edebiliyordu. Öğrenci hevesli bir koşucuydu ve rakam gruplarını, bildiği koşu derecelerine dönüştürerek akılda tutuyordu: üç-dört rakam, bir mil koşusunun süresi oluyordu.

Usta katmanı

Beyin eğitimi ve zekâ

2000'lerin sonunda, çalışma belleğini bilgisayar oyunlarıyla eğitmenin zekâyı, okul başarısını ve dikkat güçlüklerini düzelteceği iddiasıyla birçok ticari program piyasaya çıktı. Bazı erken çalışmalar umut verici sonuçlar bildirdi.

Monica Melby-Lervåg ve Charles Hulme 2013'te bu çalışmaları bir araya getiren bir meta-analiz yayımladı ve 2016'da bunu daha geniş bir veriyle güncelledi. Sonuç tutarlıydı: eğitim, eğitilen görevlerde ve onlara çok benzeyen görevlerde gelişme sağlıyordu; ama bu gelişme zekâ testlerine, okuma ve matematik başarısına, yani uzak becerilere aktarılmıyordu.

Yaygın yanlış"Beyin eğitimi oyunlarıyla zekâmı artırabilirim."
Doğrusu

Çalışma belleği eğitimi üzerine yapılan geniş meta-analizler, eğitilen görevlerde gelişme olduğunu ama bunun zekâya ve gündelik becerilere aktarılmadığını gösteriyor. Bir oyunda iyileşmek, o oyunda iyileşmek anlamına geliyor. Belirli bir beceriyi geliştirmenin en güvenilir yolu, büyük ölçüde o beceriyi doğrudan çalışmak.

Kanıtın sınırı

Kısa süreli belleğin sözel ve görsel-uzamsal bilgiyi görece ayrı parçalarda tuttuğu, çift görev deneyleri, sözcük uzunluğu etkisi ve hasta vakalarıyla güçlü biçimde destekleniyor. Bellek uzamının sınırlı olduğu ve yığınlamayla etkin olarak genişletilebildiği de tekrarlanan bulgular.

Merkezî yönetici ise modelin en zayıf tanımlanmış parçası olmayı sürdürüyor; ne yaptığı ve nasıl çalıştığı hâlâ tartışılıyor. Dördüncü parça olarak eklenen tampon, sonradan önerilen ve henüz geniş bir deneysel temele oturmamış bir kavram.

Çalışma belleği eğitiminin uzak becerilere aktarılmadığı geniş meta-analizlerle gösterildi. Ama çalışma belleği kapasitesindeki bireysel farkların okul başarısı ve akıl yürütmeyle ilişkili olduğu da biliniyor; bu ilişki, kapasiteyi doğrudan eğitmenin bu becerileri artıracağı anlamına gelmiyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Çalışma belleği modeli, birkaç saniyelik akılda tutmayı, bilgi üzerinde işlem yapılan ve birkaç parçadan oluşan bir çalışma alanı olarak tanımlıyor.

Fonolojik döngü sözel bilgiyi, görsel-uzamsal not defteri görsel ve uzamsal bilgiyi tutuyor; merkezî yönetici ise dikkati yönetiyor.

Sözcük uzunluğu etkisi, fonolojik döngünün öğe sayısıyla değil, söylenme süresiyle sınırlı olduğunu gösteriyor.

İki görev aynı parçayı kullandığında birbirini bozuyor; farklı parçaları kullandığında birlikte daha kolay yapılabiliyor.

Yığınlama, uzun süreli bellekteki bilgiyle öğeleri daha büyük birimler hâlinde gruplayarak etkin kapasiteyi genişletiyor; bu artış o malzemeye özgü.

Çalışma belleği eğitimi, eğitilen görevlerde gelişme sağlıyor ama zekâya ve okul başarısına aktarılmıyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste bilginin çalışma belleğinde nasıl kısa süre tutulduğunu ve üzerinde nasıl işlem yapıldığını gördük. Ama hangi bilgilerin buradan uzun süreli belleğe geçtiği sorusu açık kaldı. Çok depolu model, bunun büyük ölçüde tekrarlamayla olduğunu söylüyordu.

1970'lerin başında iki araştırmacı farklı bir öneride bulundu: önemli olan bir bilginin ne kadar tekrarlandığı değil, onun nasıl işlendiğiydi. Bir sözcüğün yazılışına, sesine ya da anlamına odaklanmak, aynı sözcüğün ne kadar iyi hatırlanacağını belirgin biçimde değiştiriyordu. Bu önerinin deneyleri ve sınırları, modülün üçüncü dersinde: işleme düzeyleri.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.