Öğrenme hedefleri
- Khmer İmparatorluğu'nun kuruluşunu, Angkor Vat ve Bayon gibi büyük yapıların inşasını ve imparatorluğun gerilemesini kronolojik olarak açıklayabileceksin.
- On üçüncü yüzyılda Angkor'u ziyaret eden bir Çinli elçinin ve on dokuzuncu yüzyılda gelen bir Fransız gezginin anlatılarını karşılaştırarak, farklı bakış açılarını değerlendirebileceksin.
- Angkor'un gerilemesini, su yönetimi, iklim, din ve siyaset açıklamalarıyla birlikte tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — Süleyman'ın tapınağına rakip
1860'ta, Fransız doğa bilimci Henri Mouhot, Kamboçya'nın ormanlarında, bugünkü Siem Reap kentinin yakınında, taştan yapılmış dev bir tapınağın önünde durdu. Gördüğü yapı onu öylesine etkiledi ki, günlüğüne bu tapınağın Süleyman'ın tapınağına rakip olabileceğini ve eski bir Michelangelo tarafından dikilmiş gibi göründüğünü yazdı. Ona göre bu yapı, Yunanistan'dan ya da Roma'dan kalan her şeyden daha görkemliydi. Mouhot, 1861'de Laos'ta sıtmadan öldü; ama onun ölümünden sonra yayımlanan günlükleri, Angkor'u Avrupa'da ünlü yaptı.
Mouhot, Angkor Vat'ı ilk gören Avrupalı değildi; tapınak da hiçbir zaman tamamen terk edilmemişti. Ama onun sorusu, sonraki yüzyıl boyunca Avrupalı araştırmacıları meşgul etti: bu yapıları kim, nasıl ve neden yapmıştı? Bu bölümün sorusu şu: Khmer kralları, Tonle Sap gölünün kıyısındaki ovada bu ölçekte bir tapınak kenti nasıl kurabildi, bu büyük başkent nasıl yaşadı, ve neden sonunda terk edildi?
Bağlam — Hint dünyasının doğusu
Güneydoğu Asya, milattan sonraki ilk yüzyıllardan itibaren, deniz ticareti yoluyla Hindistan'la sıkı bağlar kurdu. Hint tüccarları, rahipleri ve bilginleri, bu bölgeye Hinduizmi ve Budizmi, Sanskrit dilini ve yazısını, krallık ve tapınak düşüncesini getirdi. Bölgenin yerel hükümdarları, bu fikirleri kendi geleneklerine uyarlayarak, Hint kültürünün izlerini taşıyan krallıklar kurdu. Bugünkü Kamboçya'da yaşayan Khmer halkı da, bu süreçte kendi krallıklarını oluşturdu.
802'de, Khmer prensi II. Jayavarman, Angkor'un kuzeyindeki kutsal Phnom Kulen dağında düzenlenen bir törenle, bütün Khmer ülkesinin tek hükümdarı ilan edildi. Sonraki bir yazıta göre, bu törende kral, «kralların kralı» anlamına gelen bir tanrısal kimlikle ilişkilendirildi. Tarihçiler, bu olayı Khmer İmparatorluğu'nun başlangıcı olarak kabul eder. Dokuzuncu yüzyılın sonunda Kral Yaśovarman, başkenti Angkor bölgesine taşıdı; Angkor, sonraki beş yüzyıl boyunca imparatorluğun merkezi oldu.
Gelişme — tanrılar için dağlar
Khmer kralları, kendilerini tanrılarla özdeşleştiren büyük tapınaklar yaptırdı. Bu tapınaklar, Hint evren anlayışında dünyanın merkezinde yükselen ve tanrıların oturduğu kutsal Meru dağını simgeliyordu; çevrelerindeki su dolu hendekler ise evreni çevreleyen okyanusları temsil ediyordu. Kral, bu tapınaklarda, evrenin düzenini yeryüzünde sürdüren kişi olarak görülüyordu.
Bu tapınakların en büyüğü, on ikinci yüzyılın ilk yarısında Kral II. Suryavarman'ın yaptırdığı Angkor Vat oldu. Hindu tanrısı Vişnu'ya adanan bu tapınak, yaklaşık iki yüz hektarlık bir alanı kaplar; beş kulesi, galerileri ve yüzlerce metre uzunluğundaki kabartmalarıyla dünyanın en büyük dinsel yapısıdır. Kabartmalarda, Hint destanlarından sahneler, cennet ve cehennem tasvirleri ve kralın kendi alayı yer alır. Tapınağın batıya bakması, bazı araştırmacılara göre, onun aynı zamanda kralın mezar tapınağı olarak tasarlandığını düşündürür.
1177'de, doğudaki komşu Çampa krallığının orduları Angkor'u yağmaladı. Bu felaketten sonra tahta çıkan VII. Jayavarman, Çampa'yı yendi ve Angkor'u yeniden kurdu. VII. Jayavarman, Mahayana Budizmini benimsedi. Onun yaptırdığı yeni başkent Angkor Thom'un ortasında, kulelerinin dört yanına dev yüzler oyulmuş Bayon tapınağı yükseldi. Yazıtlara göre, VII. Jayavarman imparatorluğun dört bir yanında yüzü aşkın hastane ve yol boyunca konaklama evleri yaptırdı.
Dönüş noktası — su, iklim ve yeni bir din
Angkor, bir tapınak kentinden çok daha fazlasıydı. Tapınakların çevresinde, geniş bir alana yayılmış konut alanları, pirinç tarlaları, kanallar, setler ve yollar vardı. Arkeologlar, Angkor'un nüfusunun, dönemin dünyadaki en büyük kentsel yerleşmelerinden biri olacak kadar kalabalık olduğunu tahmin eder. Bu kalabalık nüfusu besleyen, Tonle Sap gölünün çevresindeki verimli ovalar ve muson yağmurlarının getirdiği sulardı. Khmer kralları, bu suları kanallarla, setlerle ve baraylarla yönetmeye çalıştı.
On dördüncü yüzyıldan itibaren, Angkor yavaş yavaş zayıfladı. Batıda, Tay halkının kurduğu Ayutthaya krallığı güçlendi ve Khmer topraklarına saldırmaya başladı. Kamboçya'da, Sri Lanka'dan gelen Theravada Budizmi, halk arasında yaygınlaştı; bu öğreti, dev tapınaklar yaptıran tanrı-krallar yerine, keşişlerin ve manastırların önem kazandığı daha sade bir dinsel hayatı öne çıkardı. On beşinci yüzyılda, Khmer kralları başkenti Angkor'dan güneye, bugünkü Phnom Penh'in bulunduğu bölgeye taşıdı. Geleneksel anlatı, bunu 1431'de Ayutthaya'nın Angkor'u ele geçirmesine bağlar; ama tarihçiler, bu tarihin ve taşınmanın nedenlerinin daha karmaşık olduğunu düşünür.
Yaygın yanlış«Angkor, 1860'ta Henri Mouhot tarafından keşfedildi.»
Angkor, hiçbir zaman tamamen unutulmadı. Başkent güneye taşındıktan sonra da, Angkor Vat bir Budist tapınağı olarak kullanılmaya devam etti; keşişler orada yaşadı ve hacılar orayı ziyaret etti. On altıncı yüzyılda Portekizli ve İspanyol misyonerler ve tüccarlar Angkor'u gördü ve anlattı; Portekizli tarihçi Diogo do Couto, onların anlatılarına dayanarak kenti betimledi. Mouhot'nun katkısı, Angkor'u keşfetmek değil, onu on dokuzuncu yüzyıl Avrupa'sında geniş bir okur kitlesine tanıtmaktı.
Cevap — suyla ve inançla kurulan bir başkent
Khmer kralları, Tonle Sap çevresindeki verimli toprakların, muson sularının ve binlerce insanın emeğinin üzerine, Hint kökenli tanrı-kral düşüncesini kendi yerel inançlarıyla birleştiren bir krallık kurdu. Angkor Vat ve Bayon gibi dev tapınaklar, kralın evrenin düzenini temsil ettiği bu düşüncenin taştaki ifadesiydi. Angkor'un gerilemesi ise tek bir felaketle değil, birbirine bağlı pek çok nedenle açıklanır: su sistemlerinin bozulması, uzun kuraklıklar ve seller, Ayutthaya'nın saldırıları, deniz ticaretinin önem kazanması ve tanrı-kral düşüncesini zayıflatan Theravada Budizminin yayılması.
Bugünle bağ — bir ulusun simgesi
Bugün Angkor Vat, Kamboçya bayrağının ortasında yer alır; ülkenin ulusal kimliğinin en güçlü simgesidir. 1992'de UNESCO Dünya Mirası listesine alınan Angkor, her yıl milyonlarca ziyaretçi çeker. Yirminci yüzyılda Fransız sömürge yönetimi döneminde başlayan restorasyon çalışmaları, Kamboçya'daki iç savaş ve Kızıl Kmer yönetimi yıllarında kesintiye uğradı; bugün pek çok ülkeden araştırmacılar, Kamboçyalı uzmanlarla birlikte tapınakları korumak için çalışıyor.
Birincil kaynak
Henri Mouhot, 1860'ta gördüğü Angkor Vat'ı ve Kamboçyalıların bu yapılar hakkında söylediklerini şöyle anlatır. 1864 tarihli İngilizce çeviriden:
One of these temples — a rival to that of Solomon, and erected by some ancient Michael Angelo — might take an honourable place beside our most beautiful buildings. It is grander than anything left to us by Greece or Rome, and presents a sad contrast to the state of barbarism in which the nation is now plunged. […] If you interrogate the Cambodians as to the founders of Ongcor-Wat, you invariably receive one of these four replies: "It is the work of Pra-Eun, the king of the angels;" "It is the work of the giants;" "It was built by the leprous king;" or else, "It made itself."
Türkçesi: Bu tapınaklardan biri, Süleyman'ınkine rakip ve eski bir Michelangelo tarafından dikilmiş gibi, en güzel yapılarımızın yanında onurlu bir yer alabilir. Yunanistan'dan ya da Roma'dan bize kalan her şeyden daha görkemlidir ve ulusun bugün içine düştüğü barbarlık durumuyla acı bir karşıtlık oluşturur. […] Kamboçyalılara Angkor Vat'ı kimin kurduğunu sorarsanız, her zaman şu dört cevaptan birini alırsınız: «Meleklerin kralı Pra-Eun'un eseridir»; «Devlerin eseridir»; «Cüzamlı kral tarafından yapılmıştır»; ya da «Kendi kendine oldu.»
Kaynak: Henri Mouhot, Travels in the Central Parts of Indo-China (Siam), Cambodia, and Laos, cilt I (Londra: John Murray, 1864), s. 279; Internet Archive. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Mouhot, Angkor Vat'ı hangi yapılarla karşılaştırıyor? Bu karşılaştırmalar, onun bakış açısı hakkında ne söylüyor?
- Mouhot'nun Kamboçyalıların «bugünkü barbarlık durumu» hakkındaki yargısı, on dokuzuncu yüzyıl Avrupa'sının Asya'ya bakışını nasıl yansıtıyor?
- Kamboçyalıların tapınağın kökeni hakkında verdiği dört cevap, Angkor'un yerel hafızadaki yeri hakkında ne gösteriyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- Bernard-Philippe Groslier (1979) — Angkor'u, dev su yapıları sayesinde pirinç tarımını yoğunlaştıran bir «hidrolik kent» olarak tanımladı. Barayların ve kanalların, yılda birden çok pirinç hasadını mümkün kılarak büyük bir nüfusu beslediğini; bu sistemin zamanla bozulmasının ve toprağın aşırı kullanılmasının Angkor'un gerilemesine yol açtığını savundu.
- David Chandler (1983) — Kamboçya'nın tarihini, Angkor'dan modern döneme kadar anlattı. Angkor'un gerilemesini tek bir felakete bağlamak yerine, siyasal merkezin, ticaretin ve dinsel hayatın güneye ve denize doğru kaymasının bir parçası olarak yorumladı; Angkor sonrası dönemi bir «karanlık çağ» olarak görmenin yanlış olduğunu vurguladı.
- Michael Coe (2003) — Angkor ve Khmer uygarlığını, arkeolojik ve yazılı kanıtları birleştirerek ele aldı. Khmer uygarlığının Hint etkilerini yerel geleneklerle birleştirdiğini; Angkor'un, tapınaklardan ibaret bir dinsel merkez değil, geniş bir alana yayılmış, yoğun nüfuslu bir kent olduğunu vurguladı.
- Brendan Buckley ve meslektaşları (2010) — Ağaç halkası verileriyle, on dördüncü ve on beşinci yüzyıllarda Güneydoğu Asya'da uzun süren kuraklıklar ve ardından gelen şiddetli muson yağmurları yaşandığını gösterdiler. Bu iklim dalgalanmalarının, Angkor'un su sistemlerini zorlayarak kentin gerilemesine katkıda bulunmuş olabileceğini ileri sürdüler.
Bu tartışmada tarihçiler, Angkor'u farklı açılardan açıklar. Groslier ve Buckley, Angkor'un su ve iklim koşullarına bakar: biri su sistemlerinin kenti nasıl beslediğini, öteki iklimin bu sistemleri nasıl zorladığını gösterir. Chandler ve Coe ise, Angkor'u daha geniş bir tarihsel bağlama yerleştirir: biri gerilemeyi merkezin kayması olarak yorumlar, öteki Khmer uygarlığının bütününü anlatır. Bu yaklaşımlar birlikte, Angkor'un gerilemesinin doğa ve toplum arasındaki karmaşık bir ilişkinin sonucu olduğunu gösterir.
Derine İn
Groslier'nin «hidrolik kent» kuramı, yirminci yüzyılın ikinci yarısında büyük tartışmalara yol açtı. Bazı araştırmacılar, barayların suyunun tarlalara dağıtılmasını sağlayacak kanalların ve çıkışların bulunmadığını ileri sürerek, barayların sulama için değil, dinsel ve simgesel amaçlarla yapıldığını savundu. Bu araştırmacılara göre, Khmer pirinç tarımı, büyük ölçüde muson yağmurlarına ve gölün mevsimlik taşkınlarına dayanıyordu. Önceki bir derste gördüğümüz lidar taramaları ve yeni kazılar, Angkor'un su sisteminin, her iki görüşü de kısmen doğrulayan karmaşık bir yapıya sahip olduğunu gösterdi: kanallar ve setler suyu yönlendiriyor, taşkınları denetliyordu; ama sistemin ne ölçüde sulama için kullanıldığı hâlâ tartışmalıdır.
Khmer toplumunun yapısı hakkında bildiklerimizin önemli bir kısmı, tapınaklardaki yazıtlardan gelir. Bu yazıtlar, Sanskritçe ve eski Khmerce yazılmıştır. Sanskritçe yazıtlar, kralları ve tanrıları öven şiirler içerir; Khmerce yazıtlar ise tapınaklara bağışlanan toprakları, pirinç tarlalarını, hayvanları ve tapınaklarda çalışan insanları sayar. Bu kayıtlar, tapınakların yalnızca dinsel merkezler değil, aynı zamanda toprak, emek ve ürün toplayan büyük ekonomik kurumlar olduğunu gösterir. Bir yazıta göre, VII. Jayavarman'ın annesine adadığı Ta Prohm tapınağına bağlı köylerde on binlerce insan çalışıyordu. Zhou Daguan da, Angkor'da çok sayıda kölenin bulunduğunu yazar.
Zhou Daguan'ın anlatısı, Angkor'un gündelik hayatı hakkında eşsiz bilgiler verir. Zhou, pazarda ticareti kadınların yürüttüğünü, Çinli tüccarların Khmer kadınlarıyla evlendiğini, kralın halkın önüne altın süslemeli bir alayla çıktığını, insanların günde birkaç kez gölde ve ırmakta yıkandığını anlatır. Ama Zhou, bir Çinli olarak, Khmer geleneklerini çoğu zaman kendi toplumunun ölçüleriyle değerlendirir; bazı gözlemleri şaşkınlık ya da küçümseme taşır. Onun anlatısı, Mouhot'nunki gibi, bir yabancının bakışını yansıtır; ama Mouhot'dan farklı olarak, Angkor'u yaşayan bir başkent olarak görmüştü.
«Tanrı-kral» kavramı da yeniden tartışılmıştır. Yirminci yüzyılın başındaki araştırmacılar, 802'deki töreni ve sonraki yazıtları, Khmer krallarının kendilerini yaşayan tanrılar olarak ilan ettiği biçiminde yorumladı. Daha sonraki araştırmacılar ise, yazıtlardaki ifadelerin, kralın doğrudan tanrı olduğunu değil, kraliyet koruyucusu olan bir tanrının kutsal bir nesnede, örneğin bir heykelde ya da bir simgede temsil edildiğini anlattığını ileri sürdü. Bu tartışma, Khmer krallığının dinsel temellerinin, Batılı araştırmacıların ilk yorumlarından daha karmaşık olduğunu gösterir. Krallar, kendilerini tanrılarla yakından ilişkilendirse de, onların gücü, tapınaklara bağışladıkları topraklara, rahiplerin ve soyluların desteğine ve suyun düzenli dağıtımına dayanıyordu.
Angkor'un hikâyesi, sömürgecilik çağında da önemli bir rol oynadı. 1863'ten sonra Kamboçya'yı himayesine alan Fransa, Angkor'u kendi uygarlaştırma görevinin bir kanıtı olarak sundu: Fransız araştırmacılar tapınakları inceledi ve restore etti, Paris'teki sergilerde Angkor Vat'ın kopyaları sergilendi. Bu süreçte, Angkor'un «kayıp bir uygarlık» olduğu ve ancak Avrupalıların onu yeniden gün ışığına çıkardığı anlatısı güçlendi. Bugün tarihçiler, bu anlatının Kamboçyalıların kendi geçmişleriyle sürekli bağını görmezden geldiğini vurgular.
Uzman Notu
Temel literatür
- Abel-Rémusat (çev.), «Description du royaume de Camboge», Nouveaux mélanges asiatiques, cilt I (Paris: Schubart et Heideloff, 1829).
- Henri Mouhot, Travels in the Central Parts of Indo-China (Siam), Cambodia, and Laos, cilt I (Londra: John Murray, 1864).
- Bernard-Philippe Groslier, «La cité hydraulique angkorienne: exploitation ou surexploitation du sol?», Bulletin de l'École française d'Extrême-Orient 66 (1979).
- David P. Chandler, A History of Cambodia (Boulder: Westview Press, 1983).
- Michael D. Coe, Angkor and the Khmer Civilization (Londra: Thames & Hudson, 2003).
- Brendan M. Buckley ve diğerleri, «Climate as a Contributing Factor in the Demise of Angkor, Cambodia», Proceedings of the National Academy of Sciences 107 (2010).
Arşiv ve kaynak
Khmer tarihi için başlıca kaynaklar, Sanskritçe ve eski Khmerce yazılmış binden fazla taş yazıttır; bunların çoğu, Fransız araştırmacılar tarafından toplanıp yayımlanmıştır. Zhou Daguan'ın anlatısı, Khmer başkentini en parlak döneminde gören tek ayrıntılı çağdaş dış tanıklıktır. Angkor'daki kazılar ve havadan yapılan taramalar, kentin yapısı hakkında sürekli yeni bilgiler sağlar. Abel-Rémusat'nın ve Mouhot'nun eserleri çevrimiçi arşivlerde okunabilir.
Açık sorular
- Angkor'un barayları, pirinç tarımını besleyen sulama yapıları mıydı, yoksa kralın gücünü simgeleyen dinsel yapılar mı?
- Angkor'un gerilemesinde iklim mi, siyaset mi, din mi daha belirleyiciydi?
- Angkor'un «kayıp uygarlık» olarak anlatılması, Kamboçyalıların kendi geçmişlerine bakışını nasıl etkiledi?
Mini sınav
- (Hedef 1) 802'de Phnom Kulen'de bütün Khmer ülkesinin hükümdarı ilan edilen kral kimdir? A) II. Suryavarman B) VII. Jayavarman C) II. Jayavarman D) Yaśovarman
- (Hedef 1) Angkor Vat'ı yaptıran ve onu Vişnu'ya adayan kral kimdir? A) II. Suryavarman B) VII. Jayavarman C) II. Jayavarman D) Yaśovarman
- (Hedef 2) Zhou Daguan'a göre kralın sarayındaki altın kulede hangi koruyucu varlığın yaşadığı anlatılırdı? A) Altın bir aslan B) Dokuz başlı bir yılan biçiminde bir peri C) Sekiz başlı bir Buda D) Bir ejderha
- (Hedef 3) Angkor'u su yapıları sayesinde pirinç tarımını yoğunlaştıran bir «hidrolik kent» olarak tanımlayan araştırmacı kimdir? A) Michael Coe B) David Chandler C) Brendan Buckley D) Bernard-Philippe Groslier
- (Hedef 3) Angkor'un gerilemesinde uzun kuraklıkların rolünü ağaç halkası verileriyle inceleyen araştırmacı kimdir? A) Brendan Buckley B) Henri Mouhot C) Bernard-Philippe Groslier D) David Chandler
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Angkor neden terk edildi?» sorusunu tartış. Cevabında Zhou Daguan'ın anlatısını, Mouhot'nun gözlemlerini, barayları, Theravada Budizminin yayılmasını ve Ayutthaya'nın saldırılarını kullan; Groslier ile Buckley'nin yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- C — Bu kral II. Jayavarman'dır.
- A — Angkor Vat'ı II. Suryavarman yaptırdı.
- B — Kulede dokuz başlı bir yılan biçiminde bir perinin yaşadığı anlatılırdı.
- D — Bu araştırmacı Bernard-Philippe Groslier'dir.
- A — Bu araştırmacı Brendan Buckley'dir.
Kapsamlı bir cevap, Angkor'un gerilemesinin tek bir felaketle açıklanamayacağını belirtir. Zhou Daguan'ın on üçüncü yüzyılın sonunda Angkor'u hâlâ zengin ve canlı bir başkent olarak gördüğünü, Mouhot'nun ise on dokuzuncu yüzyılda yıkıntılar arasında Budist bir tapınak bulduğunu karşılaştırır. Groslier'nin su sistemlerinin bozulmasını öne çıkaran kuramını, Buckley'nin kuraklık ve sellerin bu sistemleri zorladığını gösteren iklim verileriyle birleştirir. Theravada Budizminin tanrı-kral düşüncesini zayıflatmasını, Ayutthaya'nın saldırılarını ve deniz ticaretinin önem kazanmasını da siyasal ve dinsel nedenler olarak tartışır. Güçlü bir yanıt, «terk edilme» sözcüğünün sınırlarını da değerlendirir, çünkü Angkor Vat hiçbir zaman tamamen boşalmadı.
Sonraki bölüme köprü
Angkor, Güneydoğu Asya'nın kara ve pirinç tarlalarına dayanan büyük krallıklarından biriydi. Bu bölgenin adalarında ve boğazlarında ise, gücünü denizden ve ticaretten alan başka devletler yükseldi. Yedinci yüzyılda Sumatra'daki Palembang'da kurulan Srivijaya, Hint Okyanusu ile Çin denizleri arasındaki boğazları denetleyerek zenginleşti; Çinli Budist keşişler, Hindistan'a giderken orada Sanskritçe öğrendi. On üçüncü yüzyılın sonunda Cava'da kurulan Majapahit ise, bugünkü Endonezya'nın büyük bölümüne uzanan bir etki alanı oluşturdu. Sıradaki derste bu deniz devletlerini inceleyeceğiz: bir krallık, geniş toprakları yerine denizleri ve limanları denetleyerek nasıl güçlü olabilirdi, ve bu devletler neden sonunda yerlerini yeni limanlara bıraktı?