İçeriğe geç

SN 22.59 · Pāli

Benlik Olmayanın Belirtisi Söylemi

Anattalakkhaṇasutta

Konum
Saṃyutta Nikāya · Khandha Saṃyutta (Kümelerle Bağlantılı, 22) · Upaya Vagga · PTS SN III 66
Özgün metin
Mahāsaṅgīti Tipiṭaka, SuttaCentral bilara baskısı (kamu malı)
Karşılaştırma
Bhikkhu Sujato, Linked Discourses (SuttaCentral, CC0)

Neden okunur

Gelenek bu söylemi Buda'nın ikinci öğretisi olarak anlatır. Dinleyiciler, ilk öğretiyi (SN 56.11) duyan aynı beş keşiştir. İlk öğretinin sonunda yalnız Koṇḍañña kavrayışa ermişti. Bu söylemin sonunda ise beşinin de zihni «tutunmadan, akıntılardan kurtuluyor». Vinaya'nın anlatısında bu, dünyada altı arahant bulunduğu anlamına gelir: Buda ve beş öğrencisi.

Söylemin konusu Budizmin en çok yanlış anlaşılan öğretilerinden biri: anattā, «benlik değil». Söylem «benlik yoktur» demiyor. Yaptığı şey daha dar ve daha sınanabilir. İnsanın kendisi saydığı beş bileşeni (biçim, duyum, algı, oluşumlar, bilinç) tek tek ele alıyor ve her biri için aynı soruyu soruyor: Bu, benlik diye tanımlanan şeyin özelliklerini taşıyor mu?

İki ayrı kanıt kullanılıyor. Birincisi denetim: Benlik olsaydı, ona «şöyle olsun, böyle olmasın» diyebilirdik. İkincisi süreklilik: Değişen ve acı veren bir şeye «bu benim, bu benim benliğim» demek yerinde mi? Söylem bir öğreti kadar bir akıl yürütme dersi de veriyor. Okur, sonuca varmadan önce her adımı kendi deneyimiyle sınayabilir.

Bağlam

Söylem yine Bārāṇasī yakınlarındaki Isipatana'da, geyik parkında geçiyor. Dinleyiciler «beşli grup»tur. Söylem bu ortamı yalnız iki cümleyle kuruyor. Bunun ilk öğretiden sonra geldiğini metnin kendisi söylemiyor; bu bilgi Vinaya'nın Mahāvagga'sından (Kd 1) geliyor. Orada iki öğreti arka arkaya anlatılır: önce dört gerçek, birkaç gün sonra kümelerin benlik olmayışı.

Saṃyutta Nikāya bu söylemi «kümeler» (khandha) üzerine kurulu yirmi ikinci bölüme koymuş. Bölüm adı Upaya Vagga, yani «Yaklaşma»; bu bölümün söylemleri zihnin kümelere nasıl yaslandığını işler. Derleyicilerin tercihi açık: Söylem bir hayat olayı olarak değil, kümeler öğretisinin örnek metni olarak saklanmış.

Söylemin yapı taşlarından biri, Hint düşüncesinde attā (Sanskritçe ātman) sözcüğünün taşıdığı anlamdır. Upaniṣad'larda ātman kalıcı, kendi kendinin efendisi ve mutlu olan özdür. Söylemin iki kanıtı tam bu üç özelliği sınıyor: Kalıcı mı (nicca)? Mutlu mu (sukha)? Denetlenebilir mi? Yani söylem, dinleyicilerinin tanıdığı bir benlik kavramını ölçüt alıyor ve beş kümenin bu ölçüte uymadığını gösteriyor.

Metin ve çeviri

  1. 0.1Saṁyutta Nikāya 22.59

    Bağlantılı Söylemler 22.59

  2. 0.26. Upayavagga

    6. Yaklaşma Bölümü

  3. 0.3Anattalakkhaṇasutta

    Benlik Olmayanın Belirtisi Söylemi

  4. 1.1Ekaṁ samayaṁ bhagavā bārāṇasiyaṁ viharati isipatane migadāye.

    Bir zamanlar Buda, Bārāṇasī yakınında, Isipatana'daki geyik parkında kalıyordu.

  5. 1.2Tatra kho bhagavā pañcavaggiye bhikkhū āmantesi:

    Orada Buda beşli gruptaki keşişlere seslendi:

  6. 1.3“bhikkhavo”ti.

    «Keşişler!»

  7. 1.4“Bhadante”ti te bhikkhū bhagavato paccassosuṁ.

    «Efendim» diye karşılık verdi keşişler.

  8. 1.5Bhagavā etadavoca:

    Buda şöyle dedi:

  9. 2.1“Rūpaṁ, bhikkhave, anattā.

    «Keşişler, biçim benlik değildir.

  10. 2.2Rūpañca hidaṁ, bhikkhave, attā abhavissa, nayidaṁ rūpaṁ ābādhāya saṁvatteyya, labbhetha ca rūpe:

    Keşişler, biçim benlik olsaydı, bu biçim sıkıntıya yol açmazdı ve biçim için şöyle denebilirdi:

  11. 2.3‘evaṁ me rūpaṁ hotu, evaṁ me rūpaṁ mā ahosī’ti.

    “Biçimim böyle olsun, biçimim böyle olmasın.”

  12. 2.4Yasmā ca kho, bhikkhave, rūpaṁ anattā, tasmā rūpaṁ ābādhāya saṁvattati, na ca labbhati rūpe:

    Keşişler, biçim benlik olmadığı içindir ki biçim sıkıntıya yol açar ve biçim için şöyle denemez:

  13. 2.5‘evaṁ me rūpaṁ hotu, evaṁ me rūpaṁ mā ahosī’ti.

    “Biçimim böyle olsun, biçimim böyle olmasın.”

  14. 3.1Vedanā anattā.

    Duyum benlik değildir.

  15. 3.2Vedanā ca hidaṁ, bhikkhave, attā abhavissa, nayidaṁ vedanā ābādhāya saṁvatteyya, labbhetha ca vedanāya:

    Keşişler, duyum benlik olsaydı, bu duyum sıkıntıya yol açmazdı ve duyum için şöyle denebilirdi:

  16. 3.3‘evaṁ me vedanā hotu, evaṁ me vedanā mā ahosī’ti.

    “Duyumum böyle olsun, duyumum böyle olmasın.”

  17. 3.4Yasmā ca kho, bhikkhave, vedanā anattā, tasmā vedanā ābādhāya saṁvattati, na ca labbhati vedanāya:

    Keşişler, duyum benlik olmadığı içindir ki duyum sıkıntıya yol açar ve duyum için şöyle denemez:

  18. 3.5‘evaṁ me vedanā hotu, evaṁ me vedanā mā ahosī’ti.

    “Duyumum böyle olsun, duyumum böyle olmasın.”

  19. 4.1Saññā anattā …pe…

    Algı benlik değildir …

  20. 4.2saṅkhārā anattā.

    Oluşumlar benlik değildir.

  21. 4.3Saṅkhārā ca hidaṁ, bhikkhave, attā abhavissaṁsu, nayidaṁ saṅkhārā ābādhāya saṁvatteyyuṁ, labbhetha ca saṅkhāresu:

    Keşişler, oluşumlar benlik olsaydı, bu oluşumlar sıkıntıya yol açmazdı ve oluşumlar için şöyle denebilirdi:

  22. 4.4‘evaṁ me saṅkhārā hontu, evaṁ me saṅkhārā mā ahesun’ti.

    “Oluşumlarım böyle olsun, oluşumlarım böyle olmasın.”

  23. 4.5Yasmā ca kho, bhikkhave, saṅkhārā anattā, tasmā saṅkhārā ābādhāya saṁvattanti, na ca labbhati saṅkhāresu:

    Keşişler, oluşumlar benlik olmadığı içindir ki oluşumlar sıkıntıya yol açar ve oluşumlar için şöyle denemez:

  24. 4.6‘evaṁ me saṅkhārā hontu, evaṁ me saṅkhārā mā ahesun’ti.

    “Oluşumlarım böyle olsun, oluşumlarım böyle olmasın.”

  25. 5.1Viññāṇaṁ anattā.

    Bilinç benlik değildir.

  26. 5.2Viññāṇañca hidaṁ, bhikkhave, attā abhavissa, nayidaṁ viññāṇaṁ ābādhāya saṁvatteyya, labbhetha ca viññāṇe:

    Keşişler, bilinç benlik olsaydı, bu bilinç sıkıntıya yol açmazdı ve bilinç için şöyle denebilirdi:

  27. 5.3‘evaṁ me viññāṇaṁ hotu, evaṁ me viññāṇaṁ mā ahosī’ti.

    “Bilincim böyle olsun, bilincim böyle olmasın.”

  28. 5.4Yasmā ca kho, bhikkhave, viññāṇaṁ anattā, tasmā viññāṇaṁ ābādhāya saṁvattati, na ca labbhati viññāṇe:

    Keşişler, bilinç benlik olmadığı içindir ki bilinç sıkıntıya yol açar ve bilinç için şöyle denemez:

  29. 5.5‘evaṁ me viññāṇaṁ hotu, evaṁ me viññāṇaṁ mā ahosī’ti.

    “Bilincim böyle olsun, bilincim böyle olmasın.”

  30. 6.1Taṁ kiṁ maññatha, bhikkhave,

    Keşişler, ne düşünüyorsunuz,

  31. 6.2rūpaṁ niccaṁ vā aniccaṁ vā”ti?

    biçim kalıcı mıdır, gelip geçici mi?»

  32. 6.3“Aniccaṁ, bhante”.

    «Gelip geçicidir, efendim.»

  33. 6.4“Yaṁ panāniccaṁ dukkhaṁ vā taṁ sukhaṁ vā”ti?

    «Gelip geçici olan acı mıdır, mutluluk mu?»

  34. 6.5“Dukkhaṁ, bhante”.

    «Acıdır, efendim.»

  35. 6.6“Yaṁ panāniccaṁ dukkhaṁ vipariṇāmadhammaṁ, kallaṁ nu taṁ samanupassituṁ:

    «Gelip geçici, acı veren ve değişmeye tabi olan bir şeye şöyle bakmak yerinde midir:

  36. 6.7‘etaṁ mama, esohamasmi, eso me attā’”ti?

    “Bu benimdir, ben buyum, bu benim benliğimdir”?»

  37. 6.8“No hetaṁ, bhante”.

    «Elbette hayır, efendim.»

  38. 6.9“Vedanā …

    «Duyum …

  39. 6.10saññā …

    algı …

  40. 6.11saṅkhārā …

    oluşumlar …

  41. 6.12viññāṇaṁ niccaṁ vā aniccaṁ vā”ti?

    bilinç kalıcı mıdır, gelip geçici mi?»

  42. 6.13“Aniccaṁ, bhante”.

    «Gelip geçicidir, efendim.»

  43. 6.14“Yaṁ panāniccaṁ dukkhaṁ vā taṁ sukhaṁ vā”ti?

    «Gelip geçici olan acı mıdır, mutluluk mu?»

  44. 6.15“Dukkhaṁ, bhante”.

    «Acıdır, efendim.»

  45. 6.16“Yaṁ panāniccaṁ dukkhaṁ vipariṇāmadhammaṁ, kallaṁ nu taṁ samanupassituṁ:

    «Gelip geçici, acı veren ve değişmeye tabi olan bir şeye şöyle bakmak yerinde midir:

  46. 6.17‘etaṁ mama, esohamasmi, eso me attā’”ti?

    “Bu benimdir, ben buyum, bu benim benliğimdir”?»

  47. 6.18“No hetaṁ, bhante”.

    «Elbette hayır, efendim.»

  48. 7.1“Tasmātiha, bhikkhave, yaṁ kiñci rūpaṁ atītānāgatapaccuppannaṁ ajjhattaṁ vā bahiddhā vā oḷārikaṁ vā sukhumaṁ vā hīnaṁ vā paṇītaṁ vā yaṁ dūre santike vā, sabbaṁ rūpaṁ: ‘netaṁ mama, nesohamasmi, na meso attā’ti evametaṁ yathābhūtaṁ sammappaññāya daṭṭhabbaṁ.

    «Öyleyse keşişler, geçmiş, gelecek ya da şimdiki; içte ya da dışta; kaba ya da ince; aşağı ya da yüce; uzakta ya da yakında, her ne biçim varsa, bütün biçim doğru bilgelikle olduğu gibi şöyle görülmelidir: “Bu benim değildir, ben bu değilim, bu benim benliğim değildir.”

  49. 8.1Yā kāci vedanā atītānāgatapaccuppannā ajjhattā vā bahiddhā vā …pe… yā dūre santike vā, sabbā vedanā: ‘netaṁ mama, nesohamasmi, na meso attā’ti evametaṁ yathābhūtaṁ sammappaññāya daṭṭhabbaṁ.

    Geçmiş, gelecek ya da şimdiki; içte ya da dışta … uzakta ya da yakında, her ne duyum varsa, bütün duyum doğru bilgelikle olduğu gibi şöyle görülmelidir: “Bu benim değildir, ben bu değilim, bu benim benliğim değildir.”

  50. 9.1Yā kāci saññā …pe…

    Her ne algı varsa …

  51. 9.2ye keci saṅkhārā atītānāgatapaccuppannā ajjhattaṁ vā bahiddhā vā …pe… ye dūre santike vā, sabbe saṅkhārā: ‘netaṁ mama, nesohamasmi, na meso attā’ti evametaṁ yathābhūtaṁ sammappaññāya daṭṭhabbaṁ.

    geçmiş, gelecek ya da şimdiki; içte ya da dışta … uzakta ya da yakında, her ne oluşumlar varsa, bütün oluşumlar doğru bilgelikle olduğu gibi şöyle görülmelidir: “Bu benim değildir, ben bu değilim, bu benim benliğim değildir.”

  52. 10.1Yaṁ kiñci viññāṇaṁ atītānāgatapaccuppannaṁ ajjhattaṁ vā bahiddhā vā oḷārikaṁ vā sukhumaṁ vā hīnaṁ vā paṇītaṁ vā yaṁ dūre santike vā, sabbaṁ viññāṇaṁ: ‘netaṁ mama, nesohamasmi, na meso attā’ti evametaṁ yathābhūtaṁ sammappaññāya daṭṭhabbaṁ.

    Geçmiş, gelecek ya da şimdiki; içte ya da dışta; kaba ya da ince; aşağı ya da yüce; uzakta ya da yakında, her ne bilinç varsa, bütün bilinç doğru bilgelikle olduğu gibi şöyle görülmelidir: “Bu benim değildir, ben bu değilim, bu benim benliğim değildir.”

  53. 11.1Evaṁ passaṁ, bhikkhave, sutavā ariyasāvako rūpasmimpi nibbindati, vedanāyapi nibbindati, saññāyapi nibbindati, saṅkhāresupi nibbindati, viññāṇasmimpi nibbindati.

    Keşişler, böyle gören, öğretiyi duymuş yüce öğrenci biçimden de usanır, duyumdan da usanır, algıdan da usanır, oluşumlardan da usanır, bilinçten de usanır.

  54. 11.2Nibbindaṁ virajjati; virāgā vimuccati. Vimuttasmiṁ vimuttamiti ñāṇaṁ hoti.

    Usanınca tutkusu solar; tutkunun solmasıyla kurtulur. Kurtulduğunda “kurtuldum” bilgisi doğar.

  55. 11.3‘Khīṇā jāti, vusitaṁ brahmacariyaṁ, kataṁ karaṇīyaṁ, nāparaṁ itthattāyā’ti pajānātī”ti.

    Şunu bilir: “Doğum tükendi, yüce yaşam yaşandı, yapılması gereken yapıldı, bu duruma dönüş artık yok.”»

  56. 12.1Idamavoca bhagavā.

    Buda böyle konuştu.

  57. 12.2Attamanā pañcavaggiyā bhikkhū bhagavato bhāsitaṁ abhinanduṁ.

    Gönülleri hoşnut olan beşli gruptaki keşişler, Buda'nın söylediklerini sevinçle karşıladılar.

  58. 12.3Imasmiñca pana veyyākaraṇasmiṁ bhaññamāne pañcavaggiyānaṁ bhikkhūnaṁ anupādāya āsavehi cittāni vimucciṁsūti.

    Bu açıklama söylenirken beşli gruptaki keşişlerin zihinleri tutunmadan, akıntılardan kurtuldu.

  59. 12.4Sattamaṁ.

    Yedinci.

Yapı

Söylem üç kanıt halkası ve bir sonuçtan oluşuyor.

1. Denetim kanıtı (2.1–5.5). Her küme için aynı dört adımlı kalıp: Benlik olsaydı sıkıntıya yol açmazdı ve ona buyurabilirdik. Benlik olmadığı için sıkıntıya yol açar ve ona buyuramayız. Kalıp beş kümede tekrar ediliyor; algıda «…pe…» ile kısaltılmış. Kanıtın dayanağı bir varsayım: Gerçek bir benlik, kendi üzerinde söz sahibi olmalıdır. Ağrıyan bir bedene «ağrıma» diyemiyorsak, beden bu anlamda benim değildir.

2. Soru–cevap kanıtı (6.1–6.18). Söylem burada öğreti vermekten soru sormaya geçiyor. Üç soru zincirleme bağlanıyor: Kalıcı mı? Değilse acı mı, mutluluk mu? Gelip geçici ve acı olana «bu benim» demek yerinde mi? Cevabı her seferinde dinleyiciler veriyor. Söylem sonucu söylemiyor, dinleyiciye söyletiyor.

3. Genelleme (7.1–10.1). On bir ayrımla her kümenin bütün olası biçimleri kapsanıyor: zamanda (geçmiş, gelecek, şimdi), yerde (iç, dış), nitelikte (kaba, ince), değerde (aşağı, yüce), uzaklıkta (uzak, yakın). Bu liste, «belki başka bir biçim, belki daha ince bir bilinç benliktir» itirazını önceden kapatıyor.

4. Sonuç (11.1–12.3). Böyle gören kişide bir zincir işliyor: usanma, tutkunun solması, kurtuluş ve kurtuluşun bilinmesi. Söylem dinleyicilerin kurtuluşuyla kapanıyor.

Yapının dikkat çekici yanı, olumsuzluğun sınırlı tutulması. Söylem hiçbir yerde «benlik yoktur» demiyor; söylediği şey «bu, benlik değildir». Neyin benlik olduğu sorusuna cevap vermiyor. Hangi şeyin benlik sayılamayacağını tek tek gösteriyor ve orada duruyor.

Kilit terimler

Paraleller

SuttaCentral bu söylem için yedi tam paralel listeliyor.

Çince Saṃyuktāgama. SA 34 (五比丘 «Beş Keşiş») söylemin doğrudan karşılığı. Mekân aynı: Bārāṇasī'de, «bilgelerin konakladığı yerdeki» geyik parkı. Dinleyiciler «geriye kalan beş keşiş» (餘五比丘) diye anılıyor. Denetim kanıtı ve üç soru Pāli ile aynı sırada. Fark son soruda: Pāli «bu benimdir, ben buyum, bu benim benliğimdir» üçlüsünü sorarken Çince metin «benlik mi, benlikten ayrı mı, birbirinin içinde mi» (我、異我、相在) diye soruyor. Bu, Sarvāstivāda geleneğinde yaygınlaşan bir kalıp. Söylem beşlerin «akıntıları doğmadan zihinlerinin kurtulmasıyla» kapanıyor. SA 33 (非我 «Benlik Değil») aynı öğretiyi bu kez Sāvatthī'de, Jeta korusunda, genel keşiş topluluğuna veriyor ve beşlerin kurtuluşunu anlatmıyor. İki metin birlikte okununca bir öğretinin hem bir olaya bağlanıp hem de bağlamından çıkarılıp tekrar kullanıldığı görülüyor. Saṃyuktāgama'nın Çince çevirisi, Sarvāstivāda okulunun metninden Guṇabhadra'nın 435–443 yılları arasında yaptığı çeviri olarak kayıtlı.

Bağımsız Çince çeviri. T 102 (佛說五蘊皆空經 «Beş Kümenin Tümüyle Boş Olduğu Üzerine Buda'nın Söylediği Sūtra»), Yijing'in 710 tarihli çevirisi. Başlık dikkat çekici: Söylemin «benlik değil» öğretisi burada «boş» (空) sözcüğüyle adlandırılıyor. Bu, sonraki Mahāyāna söz dağarcığına geçişin izlerinden biri sayılabilir. Kalp Sūtrası'nın (T 251) açılışındaki «beş kümenin boş olduğunu gördü» cümlesi aynı ifadeyi kullanıyor.

Vinaya anlatıları. Pāli Vinaya'nın Mahāvagga'sı (Kd 1) söylemi ilk öğretinin ardından anlatıyor. Bu anlatı Dharmaguptaka Vinaya'sında (Lzh Dg Kd 1) ve Mahīśāsaka Vinaya'sında (Lzh Mi Kd 1) da var. Sanskritçe Mahāvastu (San Lo Mvu 95) aynı olay dizisini «Çarkın Dönüşü» başlığı altında veriyor.

Gelenek ve tarih

Geleneğin anlatısı. Vinaya'ya göre beş keşiş ilk öğretiden sonra birer birer öğreti gözüne erer ve keşiş olarak kabul edilir. İkinci öğretiyle beşi de arahant olur. Anlatı bu söylemi, beşinin de öğreti gözüne erdiği günlerin hemen ardına yerleştirir. Gelenek için söylemin işi öğretiyi tamamlamaktır: İlk öğreti yolu gösteriyor, ikincisi o yolda neyin bırakılacağını.

Tarihsel çalışma. Söylemin çekirdeği, yani denetim kanıtı, üç soru ve genelleme, Pāli ve Çince versiyonlarda büyük ölçüde örtüşüyor. Bu, öğretinin okullar ayrılmadan önceki bir katmana ait olduğunu düşündürüyor. Olay çerçevesi ise daha değişken. SA 33'te aynı öğreti başka bir yerde ve başka dinleyicilere veriliyor. Bu durum, öğretinin hangi gün ve kime verildiği bilgisinin sonradan bir anlatı düzenine yerleştirilmiş olabileceğini gösteriyor.

Anattā öğretisinin ne iddia ettiği ayrı bir tartışmadır. Modern araştırmada bir görüşe göre erken söylemler «benlik yoktur» önermesini kurmaz. Yalnız benlik diye sahiplenilen her şeyin benlik olmadığını gösterir ve metafizik soruyu açık bırakır. Başka bir görüşe göre bu açık bırakma, sorunun kendisini bir tutunma biçimi saymanın sonucudur. Söylemin kendi diliyle sınırlı kalmak iki görüşe de haksızlık etmez: Metin yalnız «bu benlik değildir» diyor.

Okuma notları

Denetim kanıtını kendi deneyiminizle sınayın. «Bedenim böyle olsun, böyle olmasın» diyebiliyor muyum? Ağrı, yorgunluk, yaşlanma bu sorunun cevabını veriyor. Aynı soruyu duyuma da sorun: Hoş olmayan bir hissedişe «hoş ol» diyebiliyor musunuz? Söylemin gücü bu kanıtın dışarıdan bir inanç gerektirmemesinde.

«Kalıcı mı?» sorusunun arkasındaki adımı fark edin. İkinci soru «gelip geçici olan acı mıdır?» diye soruyor. Bu ilk okumada tuhaf gelebilir: Geçici bir zevk de vardır. Söylemin mantığı şudur: Gelip geçici olana dayanmak, onu kaybetmeye açık olmaktır. «Acı» burada anlık bir his değil, dayanılan şeyin güvenilmezliğidir.

İlk öğretiyle birlikte okuyun. SN 56.11 «kısacası, tutunmanın beş kümesi acıdır» diyerek bitiyordu. Bu söylem o kısa cümleyi açıyor: Beş küme hangileri, neden acı, ve onlara nasıl bakılır. İki söylem bir çift olarak düşünülmüş gibi.

Kaynaklar

  • Bhikkhu Sujato (çev.), Linked Discourses: A Translation of the Saṃyutta Nikāya, SuttaCentral, 2018 — İngilizce karşılaştırma metni; CC0.
  • Mahāsaṅgīti Tipiṭaka Buddhavasse 2500, SuttaCentral bilara baskısı — Pāli kök metin, segment numaraları.
  • Bhikkhu Bodhi (çev.), The Connected Discourses of the Buddha: A New Translation of the Saṃyutta Nikāya, Wisdom Publications, 2000 — Khandha Saṃyutta çevirisi ve notları.
  • Saṃyuktāgama 33 ve 34, Taishō T 99, 2. cilt; Guṇabhadra çevirisi (435–443) — Çince paraleller; SuttaCentral üzerinden okundu.
  • CBETA Taishō künyesi: T 102, 佛說五蘊皆空經 (Yijing, 710).
  • Steven Collins, Selfless Persons: Imagery and Thought in Theravāda Buddhism, Cambridge University Press, 1982 — anattā öğretisinin Theravāda'daki yeri.
  • Rupert Gethin, The Foundations of Buddhism, Oxford University Press, 1998 — kümeler ve benlik olmayış.
  • SuttaCentral paralel kaydı (sn22.59) — yedi tam paralelin listesi.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?