İçeriğe geç

MN 63 · Pāli

Māluṅkyaputta'yla Kısa Söylem

Cūḷamālukyasutta

Konum
Majjhima Nikāya · Cūḷayamaka Vagga (Küçük Çiftler Bölümü) · PTS MN I 426
Özgün metin
Mahāsaṅgīti Tipiṭaka, SuttaCentral bilara baskısı (kamu malı)
Karşılaştırma
Bhikkhu Sujato, Middle Discourses (SuttaCentral, CC0)

Neden okunur

Bu söylem kanonun en çok bilinen benzetmesini taşıyor: zehirli okla vurulmuş adam. Adam oku çıkarmalarına izin vermiyor, çünkü önce oku kimin attığını, yayın neden yapıldığını, tüylerin hangi kuştan geldiğini bilmek istiyor. Bunları öğrenemeden ölüyor.

Benzetmenin arkasında bir soru listesi var. Keşiş Māluṅkyaputta, Buda'nın cevaplamadığı on soru yüzünden yolu bırakmaya hazırlanıyor: Evren ezelî mi? Sonlu mu? Can ile beden aynı mı? Tathāgata ölümden sonra var olur mu? Söylem bu soruların cevabını vermiyor. Verdiği şey, onların neden cevaplanmadığının gerekçesi.

Söylem iki yanlış okumaya açık. Birincisi, Buda'yı «metafizik sorularla ilgilenmeyen pratik bir öğretmen» olarak görmek. İkincisi, onu cevabı bilmediği için susan biri saymak. Metin ikisini de desteklemiyor. Buda soruları bir ölçüte göre ayırıyor: Bu bilgi acının sona ermesine götürüyor mu? Götürmeyenler «açıklanmamış» olarak bırakılıyor, götürenler açıklanıyor. Söylemin konusu bilginin sınırı değil, bilginin önceliği.

Bağlam

Söylem Sāvatthī'de, Anāthapiṇḍika'nın Jeta korusundaki manastırında geçiyor. Burası kanonda en çok söylemin verildiği yerdir.

Māluṅkyaputta kanonda birkaç kez görünür. SN 35.95'te yaşlı bir keşiş olarak Buda'dan kısa bir öğreti ister. Bu söylemde ise yolun ortasında bir krizdedir. Kriz kişisel bir şikâyet gibi başlıyor: «Buda bunları bana açıklamıyor; bu hoşuma gitmiyor, bunu kabul etmiyorum.»

On soru kanonun başka yerlerinde de bir liste olarak geçer ve dönemin çileci ve brahman okulları arasında tartışılan konuları yansıtır. Dörtlü yapılar, yani «var olur, var olmaz, hem var olur hem var olmaz, ne var olur ne var olmaz», Hint düşüncesinin bir tartışma biçimidir: bir sorunun bütün mantıksal olasılıkları sırayla sayılır. Buda'nın çağdaşı başka öğretmenler de bu sorulara cevap veriyordu. DN 2 bunların altısının görüşlerini aktarır. Māluṅkyaputta'nın beklentisi bu yüzden makul görünüyor: Bir öğretmenin bu sorulara bir cevabı olması beklenir.

Söylemin adındaki «kısa» (cūḷa) sözcüğü, aynı keşişle yapılmış bir de «uzun» söylem (MN 64) bulunduğunu gösteriyor.

Metin ve çeviri

  1. 0.1Majjhima Nikāya 63

    Orta Uzunlukta Söylemler 63

  2. 0.2Cūḷamālukyasutta

    Māluṅkyaputta'yla Kısa Söylem

  3. 1.1Evaṁ me sutaṁ—

    Böyle duydum.

  4. 1.2ekaṁ samayaṁ bhagavā sāvatthiyaṁ viharati jetavane anāthapiṇḍikassa ārāme.

    Bir zamanlar Buda, Sāvatthī yakınında, Jeta korusunda, Anāthapiṇḍika'nın manastırında kalıyordu.

  5. 2.1Atha kho āyasmato mālukyaputtassa rahogatassa paṭisallīnassa evaṁ cetaso parivitakko udapādi:

    O sırada saygıdeğer Māluṅkyaputta tek başına inzivadayken zihninde şu düşünce belirdi:

  6. 2.2“yānimāni diṭṭhigatāni bhagavatā abyākatāni ṭhapitāni paṭikkhittāni:

    «Buda'nın açıklamadığı, bir kenara koyduğu, geri çevirdiği şu görüşler var:

  7. 2.3‘sassato loko’tipi, ‘asassato loko’tipi, ‘antavā loko’tipi, ‘anantavā loko’tipi, ‘taṁ jīvaṁ taṁ sarīran’tipi, ‘aññaṁ jīvaṁ aññaṁ sarīran’tipi, ‘hoti tathāgato paraṁ maraṇā’tipi, ‘na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’tipi, ‘hoti ca na ca hoti tathāgato paraṁ maraṇā’tipi, ‘neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’tipi—

    “evren ezelîdir”, “evren ezelî değildir”, “evren sonludur”, “evren sonsuzdur”, “can ile beden aynıdır”, “can başka, beden başkadır”, “Tathāgata ölümden sonra var olur”, “Tathāgata ölümden sonra var olmaz”, “Tathāgata ölümden sonra hem var olur hem var olmaz”, “Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz.”

  8. 2.4tāni me bhagavā na byākaroti.

    Buda bunları bana açıklamıyor.

  9. 2.5Yāni me bhagavā na byākaroti taṁ me na ruccati, taṁ me nakkhamati.

    Buda'nın bunları bana açıklamaması hoşuma gitmiyor, bunu kabul etmiyorum.

  10. 2.6Sohaṁ bhagavantaṁ upasaṅkamitvā etamatthaṁ pucchissāmi.

    Buda'ya gidip bunu soracağım.

  11. 2.7Sace me bhagavā byākarissati:

    Eğer Buda bana açıklarsa:

  12. 2.8‘sassato loko’ti vā ‘asassato loko’ti vā …pe…

    “evren ezelîdir” ya da “evren ezelî değildir” …

  13. 2.9‘neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti vā—

    ya da “Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz” diye,

  14. 2.10evāhaṁ bhagavati brahmacariyaṁ carissāmi;

    o zaman Buda'nın yanında yüce yaşamı sürdüreceğim.

  15. 2.11no ce me bhagavā byākarissati:

    Eğer Buda bana açıklamazsa:

  16. 2.12‘sassato loko’ti vā ‘asassato loko’ti vā …pe…

    “evren ezelîdir” ya da “evren ezelî değildir” …

  17. 2.13‘neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti vā—

    ya da “Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz” diye,

  18. 2.14evāhaṁ sikkhaṁ paccakkhāya hīnāyāvattissāmī”ti.

    o zaman eğitimi bırakıp aşağı yaşama döneceğim.»

  19. 3.1Atha kho āyasmā mālukyaputto sāyanhasamayaṁ paṭisallānā vuṭṭhito yena bhagavā tenupasaṅkami; upasaṅkamitvā bhagavantaṁ abhivādetvā ekamantaṁ nisīdi. Ekamantaṁ nisinno kho āyasmā mālukyaputto bhagavantaṁ etadavoca:

    Akşamüstü saygıdeğer Māluṅkyaputta inzivasından kalkıp Buda'nın yanına gitti; varınca Buda'yı selamlayıp bir yana oturdu. Bir yana oturan saygıdeğer Māluṅkyaputta Buda'ya şöyle dedi:

  20. 3.2“Idha mayhaṁ, bhante, rahogatassa paṭisallīnassa evaṁ cetaso parivitakko udapādi—

    «Efendim, ben tek başına inzivadayken zihnimde şu düşünce belirdi:

  21. 3.3yānimāni diṭṭhigatāni bhagavatā abyākatāni ṭhapitāni paṭikkhittāni:

    Buda'nın açıklamadığı, bir kenara koyduğu, geri çevirdiği şu görüşler var:

  22. 3.4‘sassato loko’tipi, ‘asassato loko’tipi …pe…

    “evren ezelîdir”, “evren ezelî değildir” …

  23. 3.5‘neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’tipi—

    “Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz.”

  24. 3.6tāni me bhagavā na byākaroti.

    Buda bunları bana açıklamıyor.

  25. 3.7Yāni me bhagavā na byākaroti taṁ me na ruccati, taṁ me nakkhamati.

    Buda'nın bunları bana açıklamaması hoşuma gitmiyor, bunu kabul etmiyorum.

  26. 3.8Sohaṁ bhagavantaṁ upasaṅkamitvā etamatthaṁ pucchissāmi.

    Buda'ya gidip bunu soracağım.

  27. 3.9Sace me bhagavā byākarissati:

    Eğer Buda bana açıklarsa:

  28. 3.10‘sassato loko’ti vā, ‘asassato loko’ti vā …pe…

    “evren ezelîdir” ya da “evren ezelî değildir” …

  29. 3.11‘neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti vā—

    ya da “Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz” diye,

  30. 3.12evāhaṁ bhagavati, brahmacariyaṁ carissāmi.

    o zaman Buda'nın yanında yüce yaşamı sürdüreceğim.

  31. 3.13No ce me bhagavā byākarissati:

    Eğer Buda bana açıklamazsa:

  32. 3.14‘sassato loko’ti vā, ‘asassato loko’ti vā …pe…

    “evren ezelîdir” ya da “evren ezelî değildir” …

  33. 3.15‘neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti vā—

    ya da “Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz” diye,

  34. 3.16evāhaṁ sikkhaṁ paccakkhāya hīnāyāvattissāmīti.

    o zaman eğitimi bırakıp aşağı yaşama döneceğim.

  35. 3.17Sace bhagavā jānāti:

    Buda biliyorsa:

  36. 3.18‘sassato loko’ti, ‘sassato loko’ti me bhagavā byākarotu;

    “evren ezelîdir” diye, bana “evren ezelîdir” diye açıklasın;

  37. 3.19sace bhagavā jānāti:

    Buda biliyorsa:

  38. 3.20‘asassato loko’ti, ‘asassato loko’ti me bhagavā byākarotu.

    “evren ezelî değildir” diye, bana “evren ezelî değildir” diye açıklasın.

  39. 3.21No ce bhagavā jānāti:

    Buda bilmiyorsa:

  40. 3.22‘sassato loko’ti vā, ‘asassato loko’ti vā, ajānato kho pana apassato etadeva ujukaṁ hoti yadidaṁ:

    evrenin ezelî olup olmadığını bilmiyorsa, bilmeyen ve görmeyen biri için dürüst olan yalnızca şunu söylemektir:

  41. 3.23‘na jānāmi, na passāmī’ti.

    “Bilmiyorum, görmüyorum.”

  42. 3.24Sace bhagavā jānāti:

    Buda biliyorsa:

  43. 3.25‘antavā loko’ti, ‘anantavā loko’ti me bhagavā byākarotu;

    “evren sonludur” diye, bana “evren sonludur” diye açıklasın;

  44. 3.26sace bhagavā jānāti:

    Buda biliyorsa:

  45. 3.27‘anantavā loko’ti, ‘anantavā loko’ti me bhagavā byākarotu.

    “evren sonsuzdur” diye, bana “evren sonsuzdur” diye açıklasın.

  46. 3.28No ce bhagavā jānāti:

    Buda bilmiyorsa:

  47. 3.29‘antavā loko’ti vā, ‘anantavā loko’ti vā, ajānato kho pana apassato etadeva ujukaṁ hoti yadidaṁ:

    evrenin sonlu mu sonsuz mu olduğunu bilmiyorsa, bilmeyen ve görmeyen biri için dürüst olan yalnızca şunu söylemektir:

  48. 3.30‘na jānāmi, na passāmī’ti.

    “Bilmiyorum, görmüyorum.”

  49. 3.31Sace bhagavā jānāti:

    Buda biliyorsa:

  50. 3.32‘taṁ jīvaṁ taṁ sarīran’ti, ‘taṁ jīvaṁ taṁ sarīran’ti me bhagavā byākarotu;

    “can ile beden aynıdır” diye, bana “can ile beden aynıdır” diye açıklasın;

  51. 3.33sace bhagavā jānāti:

    Buda biliyorsa:

  52. 3.34‘aññaṁ jīvaṁ aññaṁ sarīran’ti, ‘aññaṁ jīvaṁ aññaṁ sarīran’ti me bhagavā byākarotu.

    “can başka, beden başkadır” diye, bana “can başka, beden başkadır” diye açıklasın.

  53. 3.35No ce bhagavā jānāti:

    Buda bilmiyorsa:

  54. 3.36‘taṁ jīvaṁ taṁ sarīran’ti vā, ‘aññaṁ jīvaṁ aññaṁ sarīran’ti vā, ajānato kho pana apassato etadeva ujukaṁ hoti yadidaṁ:

    can ile bedenin aynı mı ayrı mı olduğunu bilmiyorsa, bilmeyen ve görmeyen biri için dürüst olan yalnızca şunu söylemektir:

  55. 3.37‘na jānāmi, na passāmī’ti.

    “Bilmiyorum, görmüyorum.”

  56. 3.38Sace bhagavā jānāti:

    Buda biliyorsa:

  57. 3.39‘hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti, ‘hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti me bhagavā byākarotu;

    “Tathāgata ölümden sonra var olur” diye, bana “Tathāgata ölümden sonra var olur” diye açıklasın;

  58. 3.40sace bhagavā jānāti:

    Buda biliyorsa:

  59. 3.41‘na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti, ‘na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti me bhagavā byākarotu.

    “Tathāgata ölümden sonra var olmaz” diye, bana “Tathāgata ölümden sonra var olmaz” diye açıklasın.

  60. 3.42No ce bhagavā jānāti:

    Buda bilmiyorsa:

  61. 3.43‘hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti vā, ‘na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti vā, ajānato kho pana apassato etadeva ujukaṁ hoti yadidaṁ:

    Tathāgata'nın ölümden sonra var olup olmadığını bilmiyorsa, bilmeyen ve görmeyen biri için dürüst olan yalnızca şunu söylemektir:

  62. 3.44‘na jānāmi na passāmī’ti.

    “Bilmiyorum, görmüyorum.”

  63. 3.45Sace bhagavā jānāti:

    Buda biliyorsa:

  64. 3.46‘hoti ca na ca hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti, ‘hoti ca na ca hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti me bhagavā byākarotu;

    “Tathāgata ölümden sonra hem var olur hem var olmaz” diye, bana “Tathāgata ölümden sonra hem var olur hem var olmaz” diye açıklasın;

  65. 3.47sace bhagavā jānāti:

    Buda biliyorsa:

  66. 3.48‘neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti, ‘neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti me bhagavā byākarotu.

    “Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz” diye, bana “Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz” diye açıklasın.

  67. 3.49No ce bhagavā jānāti:

    Buda bilmiyorsa:

  68. 3.50‘hoti ca na ca hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti vā, ‘neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti vā, ajānato kho pana apassato etadeva ujukaṁ hoti yadidaṁ:

    Tathāgata'nın ölümden sonra hem var olup hem var olmadığını ya da ne var olup ne var olmadığını bilmiyorsa, bilmeyen ve görmeyen biri için dürüst olan yalnızca şunu söylemektir:

  69. 3.51‘na jānāmi, na passāmī’”ti.

    “Bilmiyorum, görmüyorum.”»

  70. 4.1“Kiṁ nu tāhaṁ, mālukyaputta, evaṁ avacaṁ:

    «Māluṅkyaputta, ben sana hiç şöyle dedim mi:

  71. 4.2‘ehi tvaṁ, mālukyaputta, mayi brahmacariyaṁ cara, ahaṁ te byākarissāmi:

    “Gel Māluṅkyaputta, benim yanımda yüce yaşamı sürdür; ben de sana açıklayacağım:

  72. 4.3“sassato loko”ti vā, “asassato loko”ti vā, “antavā loko”ti vā, “anantavā loko”ti vā, “taṁ jīvaṁ taṁ sarīran”ti vā, “aññaṁ jīvaṁ aññaṁ sarīran”ti vā, “hoti tathāgato paraṁ maraṇā”ti vā, “na hoti tathāgato paraṁ maraṇā”ti vā, “hoti ca na ca hoti tathāgato paraṁ maraṇā”ti vā, “neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā”ti vā’”ti?

    evren ezelîdir ya da ezelî değildir, evren sonludur ya da sonsuzdur, can ile beden aynıdır ya da can başka beden başkadır, Tathāgata ölümden sonra var olur ya da var olmaz, hem var olur hem var olmaz, ne var olur ne var olmaz”?»

  73. 4.4“No hetaṁ, bhante”.

    «Hayır, efendim.»

  74. 4.5“Tvaṁ vā pana maṁ evaṁ avaca:

    «Ya da sen bana hiç şöyle dedin mi:

  75. 4.6‘ahaṁ, bhante, bhagavati brahmacariyaṁ carissāmi, bhagavā me byākarissati:

    “Efendim, Buda'nın yanında yüce yaşamı sürdüreceğim; Buda da bana açıklayacak:

  76. 4.7“sassato loko”ti vā, “asassato loko”ti vā, “antavā loko”ti vā, “anantavā loko”ti vā, “taṁ jīvaṁ taṁ sarīran”ti vā, “aññaṁ jīvaṁ aññaṁ sarīran”ti vā, “hoti tathāgato paraṁ maraṇā”ti vā, “na hoti tathāgato paraṁ maraṇā”ti vā, “hoti ca na ca hoti tathāgato paraṁ maraṇā”ti vā, “neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā”ti vā’”ti?

    evren ezelîdir ya da ezelî değildir, evren sonludur ya da sonsuzdur, can ile beden aynıdır ya da can başka beden başkadır, Tathāgata ölümden sonra var olur ya da var olmaz, hem var olur hem var olmaz, ne var olur ne var olmaz”?»

  77. 4.8“No hetaṁ, bhante”.

    «Hayır, efendim.»

  78. 4.9“Iti kira, mālukyaputta, nevāhaṁ taṁ vadāmi:

    «Demek ki Māluṅkyaputta, ne ben sana şöyle dedim:

  79. 4.10‘ehi tvaṁ, mālukyaputta, mayi brahmacariyaṁ cara, ahaṁ te byākarissāmi:

    “Gel Māluṅkyaputta, benim yanımda yüce yaşamı sürdür; ben de sana açıklayacağım:

  80. 4.11“sassato loko”ti vā, “asassato loko”ti vā …pe…

    evren ezelîdir ya da ezelî değildir …

  81. 4.12“neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇāti vā”’ti;

    ya da Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz”;

  82. 4.13napi kira maṁ tvaṁ vadesi:

    ne de sen bana şöyle dedin:

  83. 4.14‘ahaṁ, bhante, bhagavati brahmacariyaṁ carissāmi, bhagavā me byākarissati:

    “Efendim, Buda'nın yanında yüce yaşamı sürdüreceğim; Buda da bana açıklayacak:

  84. 4.15“sassato loko”ti vā “asassato loko”ti vā …pe…

    evren ezelîdir ya da ezelî değildir …

  85. 4.16“neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā”ti vā’ti.

    ya da Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz.”

  86. 4.17Evaṁ sante, moghapurisa, ko santo kaṁ paccācikkhasi?

    Durum buyken, boş adam, sen kim oluyorsun da neyi reddediyorsun?

  87. 5.1Yo kho, mālukyaputta, evaṁ vadeyya:

    Māluṅkyaputta, biri şöyle diyecek olsa:

  88. 5.2‘na tāvāhaṁ bhagavati brahmacariyaṁ carissāmi yāva me bhagavā na byākarissati:

    “Buda bana şunları açıklamadıkça onun yanında yüce yaşamı sürdürmeyeceğim:

  89. 5.3“sassato loko”ti vā, “asassato loko”ti vā …pe…

    evren ezelîdir ya da ezelî değildir …

  90. 5.4“neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā”ti vā’ti,

    ya da Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz”,

  91. 5.5abyākatameva taṁ, mālukyaputta, tathāgatena assa, atha so puggalo kālaṁ kareyya.

    Māluṅkyaputta, bunlar Tathāgata tarafından açıklanmadan kalır ve o kişi bu arada ölüp giderdi.

  92. 5.6Seyyathāpi, mālukyaputta, puriso sallena viddho assa savisena gāḷhapalepanena.

    Māluṅkyaputta, diyelim ki bir adam kalın bir zehir tabakasıyla sıvanmış bir okla vuruldu.

  93. 5.7Tassa mittāmaccā ñātisālohitā bhisakkaṁ sallakattaṁ upaṭṭhapeyyuṁ.

    Dostları ve arkadaşları, akrabaları ve yakınları ona ok çıkaran bir hekim getirdiler.

  94. 5.8So evaṁ vadeyya:

    O ise şöyle dedi:

  95. 5.9‘na tāvāhaṁ imaṁ sallaṁ āharissāmi yāva na taṁ purisaṁ jānāmi yenamhi viddho, khattiyo vā brāhmaṇo vā vesso vā suddo vā’ti;

    “Beni vuran adamın soylu mu, brahman mı, tüccar mı, işçi mi olduğunu bilmedikçe bu oku çıkarttırmayacağım.”

  96. 5.10so evaṁ vadeyya:

    Şöyle dedi:

  97. 5.11‘na tāvāhaṁ imaṁ sallaṁ āharissāmi yāva na taṁ purisaṁ jānāmi yenamhi viddho, evaṁnāmo evaṅgotto iti vā’ti;

    “Beni vuran adamın adının ne, soyunun ne olduğunu bilmedikçe bu oku çıkarttırmayacağım.”

  98. 5.12so evaṁ vadeyya:

    Şöyle dedi:

  99. 5.13‘na tāvāhaṁ imaṁ sallaṁ āharissāmi yāva na taṁ purisaṁ jānāmi yenamhi viddho, dīgho vā rasso vā majjhimo vā’ti;

    “Beni vuran adamın uzun mu, kısa mı, orta boylu mu olduğunu bilmedikçe bu oku çıkarttırmayacağım.”

  100. 5.14so evaṁ vadeyya:

    Şöyle dedi:

  101. 5.15‘na tāvāhaṁ imaṁ sallaṁ āharissāmi yāva na taṁ purisaṁ jānāmi yenamhi viddho, kāḷo vā sāmo vā maṅguracchavī vā’ti;

    “Beni vuran adamın derisinin kara mı, esmer mi, sarımtırak mı olduğunu bilmedikçe bu oku çıkarttırmayacağım.”

  102. 5.16so evaṁ vadeyya:

    Şöyle dedi:

  103. 5.17‘na tāvāhaṁ imaṁ sallaṁ āharissāmi yāva na taṁ purisaṁ jānāmi yenamhi viddho, amukasmiṁ gāme vā nigame vā nagare vā’ti;

    “Beni vuran adamın hangi köyden, hangi kasabadan ya da hangi şehirden geldiğini bilmedikçe bu oku çıkarttırmayacağım.”

  104. 5.18so evaṁ vadeyya:

    Şöyle dedi:

  105. 5.19‘na tāvāhaṁ imaṁ sallaṁ āharissāmi yāva na taṁ dhanuṁ jānāmi yenamhi viddho, yadi vā cāpo yadi vā kodaṇḍo’ti;

    “Beni vuran yayın düz bir yay mı, yoksa kıvrık bir yay mı olduğunu bilmedikçe bu oku çıkarttırmayacağım.”

  106. 5.20so evaṁ vadeyya:

    Şöyle dedi:

  107. 5.21‘na tāvāhaṁ imaṁ sallaṁ āharissāmi yāva na taṁ jiyaṁ jānāmi yāyamhi viddho, yadi vā akkassa yadi vā saṇhassa yadi vā nhārussa yadi vā maruvāya yadi vā khīrapaṇṇino’ti;

    “Beni vuran yayın kirişinin ipek otu lifinden mi, kenevir lifinden mi, sinirden mi, paşa kılıcı lifinden mi, sütleğen lifinden mi yapıldığını bilmedikçe bu oku çıkarttırmayacağım.”

  108. 5.22so evaṁ vadeyya:

    Şöyle dedi:

  109. 5.23‘na tāvāhaṁ imaṁ sallaṁ āharissāmi yāva na taṁ kaṇḍaṁ jānāmi yenamhi viddho, yadi vā gacchaṁ yadi vā ropiman’ti;

    “Beni vuran okun gövdesinin yabani bir çalıdan mı, yetiştirilmiş bir ağaçtan mı olduğunu bilmedikçe bu oku çıkarttırmayacağım.”

  110. 5.24so evaṁ vadeyya:

    Şöyle dedi:

  111. 5.25‘na tāvāhaṁ imaṁ sallaṁ āharissāmi yāva na taṁ kaṇḍaṁ jānāmi yenamhi viddho, yassa pattehi vājitaṁ yadi vā gijjhassa yadi vā kaṅkassa yadi vā kulalassa yadi vā morassa yadi vā sithilahanuno’ti;

    “Beni vuran okun gövdesine takılan tüylerin akbabadan mı, balıkçıldan mı, şahinden mi, tavus kuşundan mı, leylekten mi geldiğini bilmedikçe bu oku çıkarttırmayacağım.”

  112. 5.26so evaṁ vadeyya:

    Şöyle dedi:

  113. 5.27‘na tāvāhaṁ imaṁ sallaṁ āharissāmi yāva na taṁ kaṇḍaṁ jānāmi yenamhi viddho, yassa nhārunā parikkhittaṁ yadi vā gavassa yadi vā mahiṁsassa yadi vā bheravassa yadi vā semhārassā’ti;

    “Beni vuran okun gövdesinin ineğin mi, mandanın mı, kara aslanın mı, maymunun mu siniriyle sarıldığını bilmedikçe bu oku çıkarttırmayacağım.”

  114. 5.28so evaṁ vadeyya:

    Şöyle dedi:

  115. 5.29‘na tāvāhaṁ imaṁ sallaṁ āharissāmi yāva na taṁ sallaṁ jānāmi yenamhi viddho, yadi vā sallaṁ yadi vā khurappaṁ yadi vā vekaṇḍaṁ yadi vā nārācaṁ yadi vā vacchadantaṁ yadi vā karavīrapattan’ti—

    “Beni vuran okun ucunun sivri mi, ustura ağızlı mı, çengelli mi, demirden mi, buzağı dişinden mi, zakkum yaprağı biçiminde mi olduğunu bilmedikçe bu oku çıkarttırmayacağım.”

  116. 5.30aññātameva taṁ, mālukyaputta, tena purisena assa, atha so puriso kālaṁ kareyya.

    Māluṅkyaputta, o adam bunları öğrenemeden ölüp giderdi.

  117. 5.31Evameva kho, mālukyaputta, yo evaṁ vadeyya:

    Aynı biçimde Māluṅkyaputta, biri şöyle diyecek olsa:

  118. 5.32‘na tāvāhaṁ bhagavati brahmacariyaṁ carissāmi yāva me bhagavā na byākarissati:

    “Buda bana şunları açıklamadıkça onun yanında yüce yaşamı sürdürmeyeceğim:

  119. 5.33“sassato loko”ti vā “asassato loko”ti vā …pe…

    evren ezelîdir ya da ezelî değildir …

  120. 5.34“neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā”ti vā’ti—

    ya da Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz”,

  121. 5.35abyākatameva taṁ, mālukyaputta, tathāgatena assa, atha so puggalo kālaṁ kareyya.

    Māluṅkyaputta, bunlar Tathāgata tarafından açıklanmadan kalır ve o kişi bu arada ölüp giderdi.

  122. 6.1‘Sassato loko’ti, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati brahmacariyavāso abhavissāti, evaṁ no.

    Māluṅkyaputta, “evren ezelîdir” görüşü varsa yüce yaşam sürdürülebilir demek doğru değildir.

  123. 6.2‘Asassato loko’ti, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati brahmacariyavāso abhavissāti, evampi no.

    Māluṅkyaputta, “evren ezelî değildir” görüşü varsa yüce yaşam sürdürülebilir demek de doğru değildir.

  124. 6.3‘Sassato loko’ti vā, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati, ‘asassato loko’ti vā diṭṭhiyā sati attheva jāti, atthi jarā, atthi maraṇaṁ, santi sokaparidevadukkhadomanassupāyāsā;

    Māluṅkyaputta, “evren ezelîdir” görüşü de olsa, “evren ezelî değildir” görüşü de olsa doğum vardır, yaşlılık vardır, ölüm vardır; keder, ağıt, acı, üzüntü ve bunalım vardır.

  125. 6.4yesāhaṁ diṭṭheva dhamme nighātaṁ paññapemi.

    Ben bunların daha bu hayatta yenilgiye uğratılmasını öğretirim.

  126. 6.5‘Antavā loko’ti, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati brahmacariyavāso abhavissāti, evaṁ no.

    Māluṅkyaputta, “evren sonludur” görüşü varsa yüce yaşam sürdürülebilir demek doğru değildir.

  127. 6.6‘Anantavā loko’ti, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati brahmacariyavāso abhavissāti, evampi no.

    Māluṅkyaputta, “evren sonsuzdur” görüşü varsa yüce yaşam sürdürülebilir demek de doğru değildir.

  128. 6.7‘Antavā loko’ti vā, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati, ‘anantavā loko’ti vā diṭṭhiyā sati attheva jāti, atthi jarā, atthi maraṇaṁ, santi sokaparidevadukkhadomanassupāyāsā;

    Māluṅkyaputta, “evren sonludur” görüşü de olsa, “evren sonsuzdur” görüşü de olsa doğum vardır, yaşlılık vardır, ölüm vardır; keder, ağıt, acı, üzüntü ve bunalım vardır.

  129. 6.8yesāhaṁ diṭṭheva dhamme nighātaṁ paññapemi.

    Ben bunların daha bu hayatta yenilgiye uğratılmasını öğretirim.

  130. 6.9‘Taṁ jīvaṁ taṁ sarīran’ti, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati brahmacariyavāso abhavissāti, evaṁ no.

    Māluṅkyaputta, “can ile beden aynıdır” görüşü varsa yüce yaşam sürdürülebilir demek doğru değildir.

  131. 6.10‘Aññaṁ jīvaṁ aññaṁ sarīran’ti, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati brahmacariyavāso abhavissāti, evampi no.

    Māluṅkyaputta, “can başka, beden başkadır” görüşü varsa yüce yaşam sürdürülebilir demek de doğru değildir.

  132. 6.11‘Taṁ jīvaṁ taṁ sarīran’ti vā, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati, ‘aññaṁ jīvaṁ aññaṁ sarīran’ti vā diṭṭhiyā sati attheva jāti …pe…

    Māluṅkyaputta, “can ile beden aynıdır” görüşü de olsa, “can başka, beden başkadır” görüşü de olsa doğum vardır …

  133. 6.12nighātaṁ paññapemi.

    … yenilgiye uğratılmasını öğretirim.

  134. 6.13‘Hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati brahmacariyavāso abhavissāti, evaṁ no.

    Māluṅkyaputta, “Tathāgata ölümden sonra var olur” görüşü varsa yüce yaşam sürdürülebilir demek doğru değildir.

  135. 6.14‘Na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati brahmacariyavāso abhavissāti, evampi no.

    Māluṅkyaputta, “Tathāgata ölümden sonra var olmaz” görüşü varsa yüce yaşam sürdürülebilir demek de doğru değildir.

  136. 6.15‘Hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti vā, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati, ‘na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti vā diṭṭhiyā sati attheva jāti …pe…

    Māluṅkyaputta, “Tathāgata ölümden sonra var olur” görüşü de olsa, “Tathāgata ölümden sonra var olmaz” görüşü de olsa doğum vardır …

  137. 6.16yesāhaṁ diṭṭheva dhamme nighātaṁ paññapemi.

    Ben bunların daha bu hayatta yenilgiye uğratılmasını öğretirim.

  138. 6.17‘Hoti ca na ca hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati brahmacariyavāso abhavissāti, evaṁ no.

    Māluṅkyaputta, “Tathāgata ölümden sonra hem var olur hem var olmaz” görüşü varsa yüce yaşam sürdürülebilir demek doğru değildir.

  139. 6.18‘Neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati brahmacariyavāso abhavissāti, evampi no.

    Māluṅkyaputta, “Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz” görüşü varsa yüce yaşam sürdürülebilir demek de doğru değildir.

  140. 6.19‘Hoti ca na ca hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti, mālukyaputta, diṭṭhiyā sati, ‘neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti vā diṭṭhiyā sati attheva jāti …pe…

    Māluṅkyaputta, “Tathāgata ölümden sonra hem var olur hem var olmaz” görüşü de olsa, “ne var olur ne var olmaz” görüşü de olsa doğum vardır …

  141. 6.20yesāhaṁ diṭṭheva dhamme nighātaṁ paññapemi.

    Ben bunların daha bu hayatta yenilgiye uğratılmasını öğretirim.

  142. 7.1Tasmātiha, mālukyaputta, abyākatañca me abyākatato dhāretha;

    Öyleyse Māluṅkyaputta, benim açıklamadığımı açıklanmamış olarak aklınızda tutun;

  143. 7.2byākatañca me byākatato dhāretha.

    benim açıkladığımı da açıklanmış olarak aklınızda tutun.

  144. 7.3Kiñca, mālukyaputta, mayā abyākataṁ?

    Māluṅkyaputta, benim açıklamadığım nedir?

  145. 7.4‘Sassato loko’ti mālukyaputta, mayā abyākataṁ;

    Māluṅkyaputta, “evren ezelîdir” diye açıklamadım;

  146. 7.5‘asassato loko’ti—

    “evren ezelî değildir” diye

  147. 7.6mayā abyākataṁ;

    açıklamadım;

  148. 7.7‘antavā loko’ti—

    “evren sonludur” diye

  149. 7.8mayā abyākataṁ;

    açıklamadım;

  150. 7.9‘anantavā loko’ti—

    “evren sonsuzdur” diye

  151. 7.10mayā abyākataṁ;

    açıklamadım;

  152. 7.11‘taṁ jīvaṁ taṁ sarīran’ti—

    “can ile beden aynıdır” diye

  153. 7.12mayā abyākataṁ;

    açıklamadım;

  154. 7.13‘aññaṁ jīvaṁ aññaṁ sarīran’ti—

    “can başka, beden başkadır” diye

  155. 7.14mayā abyākataṁ;

    açıklamadım;

  156. 7.15‘hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti—

    “Tathāgata ölümden sonra var olur” diye

  157. 7.16mayā abyākataṁ;

    açıklamadım;

  158. 7.17‘na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti—

    “Tathāgata ölümden sonra var olmaz” diye

  159. 7.18mayā abyākataṁ;

    açıklamadım;

  160. 7.19‘hoti ca na ca hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti—

    “Tathāgata ölümden sonra hem var olur hem var olmaz” diye

  161. 7.20mayā abyākataṁ;

    açıklamadım;

  162. 7.21‘neva hoti na na hoti tathāgato paraṁ maraṇā’ti—

    “Tathāgata ölümden sonra ne var olur ne var olmaz” diye

  163. 7.22mayā abyākataṁ.

    açıklamadım.

  164. 8.1Kasmā cetaṁ, mālukyaputta, mayā abyākataṁ?

    Māluṅkyaputta, bunları neden açıklamadım?

  165. 8.2Na hetaṁ, mālukyaputta, atthasaṁhitaṁ na ādibrahmacariyakaṁ na nibbidāya na virāgāya na nirodhāya na upasamāya na abhiññāya na sambodhāya na nibbānāya saṁvattati.

    Māluṅkyaputta, çünkü bunlar yararlı değildir, yüce yaşamın temeline ait değildir; usanmaya, tutkunun solmasına, sona ermeye, dinginliğe, doğrudan bilmeye, uyanışa ve sönüşe götürmez.

  166. 8.3Tasmā taṁ mayā abyākataṁ.

    Bu yüzden onları açıklamadım.

  167. 9.1Kiñca, mālukyaputta, mayā byākataṁ?

    Māluṅkyaputta, benim açıkladığım nedir?

  168. 9.2‘Idaṁ dukkhan’ti, mālukyaputta, mayā byākataṁ;

    Māluṅkyaputta, “bu acıdır” diye açıkladım;

  169. 9.3‘ayaṁ dukkhasamudayo’ti—

    “bu acının kaynağıdır” diye

  170. 9.4mayā byākataṁ;

    açıkladım;

  171. 9.5‘ayaṁ dukkhanirodho’ti—

    “bu acının sona ermesidir” diye

  172. 9.6mayā byākataṁ;

    açıkladım;

  173. 9.7‘ayaṁ dukkhanirodhagāminī paṭipadā’ti—

    “bu acının sona ermesine götüren yoldur” diye

  174. 9.8mayā byākataṁ.

    açıkladım.

  175. 10.1Kasmā cetaṁ, mālukyaputta, mayā byākataṁ?

    Māluṅkyaputta, bunları neden açıkladım?

  176. 10.2Etañhi, mālukyaputta, atthasaṁhitaṁ etaṁ ādibrahmacariyakaṁ nibbidāya virāgāya nirodhāya upasamāya abhiññāya sambodhāya nibbānāya saṁvattati.

    Māluṅkyaputta, çünkü bunlar yararlıdır, yüce yaşamın temeline aittir; usanmaya, tutkunun solmasına, sona ermeye, dinginliğe, doğrudan bilmeye, uyanışa ve sönüşe götürür.

  177. 10.3Tasmā taṁ mayā byākataṁ.

    Bu yüzden onları açıkladım.

  178. 10.4Tasmātiha, mālukyaputta, abyākatañca me abyākatato dhāretha;

    Öyleyse Māluṅkyaputta, benim açıklamadığımı açıklanmamış olarak aklınızda tutun;

  179. 10.5byākatañca me byākatato dhārethā”ti.

    benim açıkladığımı da açıklanmış olarak aklınızda tutun.»

  180. 10.6Idamavoca bhagavā.

    Buda böyle konuştu.

  181. 10.7Attamano āyasmā mālukyaputto bhagavato bhāsitaṁ abhinandīti.

    Gönlü hoşnut olan saygıdeğer Māluṅkyaputta, Buda'nın söylediklerini sevinçle karşıladı.

  182. 10.8Cūḷamālukyasuttaṁ niṭṭhitaṁ tatiyaṁ.

    Māluṅkyaputta'yla Kısa Söylem bitti; üçüncü.

Yapı

Söylem dört bölümden oluşuyor ve bunların ikisi aynı şeyi iki kez söylüyor.

1. Māluṅkyaputta'nın düşüncesi ve sorusu (2.1–3.51). On soru önce Māluṅkyaputta'nın kendi zihninde, sonra Buda'nın önünde tekrar ediliyor. Tekrarın bir işlevi var. İçinden düşündüğü şey bir ültimatomdur: «Açıklamazsa yolu bırakırım.» Buda'ya söylediği ise bir dürüstlük talebidir: «Bilmiyorsan, bilmiyorum de.» İkinci talep birinciden daha keskin. Māluṅkyaputta Buda'nın susmasını bir bilgisizliğin üstünü örtmek olarak okuyor.

2. Sözleşme sorusu (4.1–4.17). Buda cevap vermeden önce bir şey soruyor: Aranızda böyle bir anlaşma var mıydı? İki taraf da «hayır» diyor. Buda'nın sert sözü («boş adam») buradan çıkıyor. Māluṅkyaputta, hiç vaat edilmemiş bir şeyin yokluğunu gerekçe gösterip yolu reddediyor.

3. Ok benzetmesi (5.1–5.35). Benzetme bir çerçevenin içine yerleştirilmiş. Başta ve sonda aynı cümle duruyor: «bunlar açıklanmadan kalır ve o kişi bu arada ölüp giderdi.» Arada on bir istek sayılıyor. Önce vuran adam hakkında beş soru: toplumsal sınıfı, adı, boyu, ten rengi, nereli olduğu. Sonra silah hakkında altı soru: yay, kiriş, ok gövdesi, tüyler, sargı siniri, ok ucu. Liste uzadıkça saçmalaşıyor; okurun bunu hissetmesi amaçlanmış.

4. Ölçüt (6.1–10.5). Benzetme ölçütü veriyor, son bölüm onu açıkça söylüyor. Hiçbir görüş (6.1–6.20) yüce yaşamın koşulu değildir. Hangi görüş benimsenirse benimsensin, doğum, yaşlılık ve ölüm yerinde durur. Açıklanmayanlar (7.3–8.3) acının sona ermesine götürmediği için açıklanmadı. Açıklananlar (9.1–10.3) dört gerçektir ve götürdüğü için açıklandı. Söylem, «aklınızda tutun» buyruğunun iki kez tekrarıyla kapanıyor.

Kilit terimler

Paraleller

MA 221 (箭喻經 «Ok Benzetmesi Sūtrası»). Madhyamāgama'nın bu metni, Sarvāstivāda okulunun derlemesinden Gautama Saṅghadeva'nın 397–398 yılları arasında yaptığı çeviri olarak kayıtlı. Ana çizgi Pāli ile aynı; ayrıntılar anlamlı biçimde farklı. Māluṅkyaputta'nın tehdidi daha sert: Açıklanmazsa «onu sorguya çekip bırakır giderim» diyor. Azarlandıktan sonra «içinde bir keder taşıyarak başını eğiyor, susuyor, söyleyecek söz bulamıyor». Buda benzetmeyi ona değil, orada bulunan keşişlere anlatıyor. Ok listesi de farklı: vuran adamın hangi yönden (doğu, güney, batı, kuzey) geldiği, yayın hangi ağaçtan ya da boynuzdan yapıldığı, yayın rengi soruluyor. Liste, ok ucunu yapan ustanın adı, soyu ve boyu sorularıyla kapanıyor. Çince metin «tek yönlü olarak açıklamak» (一向說) ifadesini kullanıyor: Buda'nın açıklamadığı şey «kesin bir cevap»tır.

T 94 (箭喻經). Aynı adı taşıyan bağımsız bir Çince çeviri. CBETA künyesine göre çevirmeni bilinmiyor (失譯) ve Doğu Jin dönemine (317–420) tarihleniyor.

T 1509.15. Mahāprajñāpāramitopadeśa (大智度論, Dazhidu lun) adlı büyük şerhin 15. bölümü benzetmeyi yeniden anlatıyor. Bu şerh gelenekte Nāgārjuna'ya atfedilir ve Kumārajīva'nın çevirisiyle bilinir. Atıf tartışmalıdır. Ama önemli olan şu: Benzetme Mahāyāna şerh edebiyatında da yaşamaya devam etti.

Paraleller arasındaki ortak çekirdek şu üç öğeden oluşuyor: on soru, ok benzetmesi ve «yararlı olanı açıkladım» ölçütü. Bu, söylemin temel argümanının erken katmana ait olduğunu düşündürüyor. Ok listesinin ayrıntıları ise aktarım sırasında serbestçe değişmiş görünüyor. Bu da bir şey söylüyor: Benzetmede önemli olan listenin içeriği değil, uzunluğu ve saçmalığı.

Gelenek ve tarih

Geleneğin okuması. Budist geleneklerde ok benzetmesi en çok bir öncelik dersi olarak aktarılır. Kurtuluş için gerekli olan bilgi verilmiştir; geri kalanını aramak, yaralıyken okun tüylerini sormaya benzer. Benzetmenin Pāli'den Çince āgamaya, oradan Mahāyāna şerhine kadar taşınması, bu okumanın okullar arasında ortak olduğunu gösteriyor.

Felsefi tartışma. Modern araştırma, «açıklanmamış» soruların neden açıklanmadığı konusunda farklı okumalar önerdi. Birinci okumaya göre gerekçe tümüyle pratiktir: Sorular yolun amacına hizmet etmez. Bu söylem en çok bu okumayı destekliyor. İkinci okuma kavramsal bir gerekçe görür: Sorular yanlış kurulmuştur. Örneğin «Tathāgata ölümden sonra var olur mu» sorusu, Tathāgata'yı bir benlik gibi düşünerek soruluyor. Bu okuma için MN 72 (Aggivacchagotta Sutta) daha açık bir dayanaktır. Orada Buda, sönmüş bir ateşin hangi yöne gittiğini sormanın anlamsızlığını gösterir.

Bu söylemin kendisi iki okumayı birbirinden ayırmıyor. Söylediği tek şey ölçüttür: Açıklanmayan, yararlı olmadığı için açıklanmadı. Neden yararlı olmadığı sorusunu açık bırakıyor.

Tarihsel çalışma. On soru listesi kanonun pek çok yerinde, farklı söylemlerde neredeyse aynı biçimde tekrar ediliyor. Bu, listenin erken dönemde yerleşmiş bir tartışma kalıbı olduğunu gösteriyor. Listenin kimin görüşlerini yansıttığı ayrıca tartışılan bir konu.

Okuma notları

Māluṅkyaputta'nın talebine haksızlık etmeyin. «Bilmiyorsan bilmiyorum de» dürüst bir talep. Söylem onu yanlış bulmuyor; yanlış bulduğu şey, bu talebi yolun koşulu yapmak. Buda «bilmiyorum» demiyor, «bilmiyorum» dememesinin sebebini de söylemiyor. Söylediği şey, sorunun cevabı ne olursa olsun yaralının hâlinin değişmeyeceği.

Benzetmenin kime anlatıldığına bakın. Pāli'de benzetme Māluṅkyaputta'ya anlatılıyor; Çince metinde ise başını eğip susan Māluṅkyaputta'nın önünde, orada bulunan keşişlere. Bu küçük fark benzetmenin işlevini değiştiriyor. Bir birey için bir uyarı, bir topluluk için bir öğretim örneği oluyor.

«Görüş» sözcüğüne dikkat edin. 6.1–6.20 bölümü sorunun cevabının bilinip bilinemeyeceğini tartışmıyor. Söylediği şey, hangi görüş benimsenirse benimsensin doğumun, yaşlılığın ve ölümün yerinde durduğu. Söylem bir bilgi kuramı değil, bir kurtuluş ölçütü sunuyor.

Kaynaklar

  • Bhikkhu Sujato (çev.), Middle Discourses: A Translation of the Majjhima Nikāya, SuttaCentral, 2018 — İngilizce karşılaştırma metni; CC0.
  • Mahāsaṅgīti Tipiṭaka Buddhavasse 2500, SuttaCentral bilara baskısı — Pāli kök metin, segment numaraları.
  • Bhikkhu Ñāṇamoli ve Bhikkhu Bodhi (çev.), The Middle Length Discourses of the Buddha, Wisdom Publications, 1995 — MN 63 çevirisi ve notları.
  • Madhyamāgama 221, Taishō T 26, 1. cilt; Gautama Saṅghadeva çevirisi (397–398) — Çince paralel; SuttaCentral üzerinden okundu.
  • CBETA Taishō künyesi: T 94, 箭喻經 (çevirmeni bilinmiyor, Doğu Jin, 317–420).
  • K. N. Jayatilleke, Early Buddhist Theory of Knowledge, George Allen & Unwin, 1963 — açıklanmamış sorular üzerine.
  • Rupert Gethin, The Foundations of Buddhism, Oxford University Press, 1998 — açıklanmamış sorular ve kurtuluş ölçütü.
  • SuttaCentral paralel kaydı (mn63) — üç tam paralelin listesi.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?