Ortak öykü bu türde
Aynı fikir her türde başka bir omurgaya dönüşür. Bu tür onu böyle kurar.
Ortak öykü fikri · Baba evi
Otuz yedi yaşındaki Nevin, babası öldükten sonra, yirmi yıldır uğramadığı kasabası Kireçli'ye baba evini satmak için döner. Evin alıcısı hazırdır: kasabanın taş ocağını işleten Rıfat Bey. Nevin üç günde imzayı atıp İstanbul'a dönmeyi planlar.
Her türün kursunda bu fikir o türün sorusuyla yeniden kurulur. Kişiler, kasaba ve ev aynı kalır; değişen, hikâyenin neyi tehlikeye attığı ve izleyiciye ne vaat ettiğidir.
Bu türde logline: En büyük müşterisine çekim için «el değmemiş bir dağ köyü» bulduğunu söyleyen kontrol manyağı bir reklamcı, babasının cenazesi için döndüğü taş ocağı kasabasını, müşteri cumartesi gelmeden saf bir köye çevirmek zorundadır; kasaba yalanına katılır, ama her katkı yalanı biraz daha büyütür.
Kör noktanın gösterilmesi
Toplantı odasında bilgisayarla üretilmiş köy: «Saflık bir yer değil, bir histir.» Nevin sahteliği bir yetenek sanıyor.
Yüksek riskli arzu
Terfi listesi pazartesi açıklanacak ve Saf Kaynak hesabı Nevin'in biletidir. Patronu Deniz açıkça söylüyor: bu çekim olmazsa liste başka.
Zorunlu yolculuk
Babanın ölümü; Kireçli'ye dönüş. Kasaba kireç tozuna, kamyonlara ve taş ocağının patlamalarına gömülü.
İlk yalan ya da yanlış adım
Ceviz ağacının dibinden görüntülü konuşma: kamyon sesine «yerel bir kuş türü». Tolga Bey cumartesi geliyor.
Komplikasyonun büyümesi
Nevin kasabayı «saflaştırmaya» girişiyor: ağaç gövdelerini yıkatıyor, kahvehaneyi «geleneksel çay evi» yapıyor, Rıfat'tan patlamaları durdurmasını istiyor. Rıfat bir şartla kabul ediyor: evin satışı.
Bilgi farkıyla oynanan sahne
Ekibin ilk keşif ziyareti: Nevin kasabalılara «film» diyor, ekibe «gerçek köylüler» diyor; herkes başka bir şey sanıyor.
Orta nokta: yalanın kendi hayatı
Muhtar «bereket gümbürtüsü»nü uyduruyor; Tolga Bey onu slogan yapmak istiyor. Kasaba artık yalana Nevin'den daha çok inanıyor ve karşılığında bir şey bekliyor: reklamda görünmek, para, bir yol.
Neredeyse yakalanma
Tolga Bey ocağa doğru yürüyüşe çıkıyor; Şükran onu üç kez yoldan çeviriyor. Nevin babasının mevlidini çekim gününe denk getirmek zorunda kalıyor.
Kaçınılmaz rezalet
Mevlit sofrası, kamera, patlama, ceviz yağmuru, beyaz toz. Saf Kaynak bardağındaki su griye dönüyor. «Mevlit beyim. Kızı yaptırıyor.»
Dipteki dürüstlük
Toz içindeki bahçe; Nevin cevizleri topluyor. «İkisini aynı hafta sonuna sığdırdım.» Tolga Bey cevize eğiliyor.
Onarım ve son hamle
Nevin bu kez yalansız bir sunum hazırlıyor: kasabayı olduğu gibi, tozuyla ve cevizleriyle. Rıfat'tan patlamayı değil, ocağın tozunu bir gün için sulamasını istiyor.
Düzenin yeniden kurulması
Kampanya çekilmiyor ama Tolga Bey kasabanın çeşmesinin onarımını üstleniyor. Kasaba Nevin'i bir yalancı olarak değil, Hayri'nin kızı olarak uğurluyor.
Geri çağırma ile kapanış
Pazartesi, İstanbul. Terfi listesinde Nevin'in adı yok. Masasında bir kova ceviz ve Şükran'dan bir not. Telefonunda yeni bir arama kaydı: «el değmemiş köy» değil, «Kireçli otobüs saatleri».
Açıklamalı sekans: Baba evi · Birinci perde (komedi)
Ortak öykünün bu türdeki birinci perdesi, senaryo biçiminde ve kesintisiz. Her sahnenin yanında hangi vuruşun işlediği ve yazarın kararı.
Ortak öykü fikrinin komedi sürümünün birinci perdesi: bilgisayarla üretilmiş bir köyden, gerçek bir kasabanın kahvehanesinde yapılan bir sunuma kadar. Yaklaşık dokuz senaryo sayfası tutar; vuruşlar görünür olsun diye sıkıştırıldı. Öteki sürümlerle yan yana okumak öğreticidir: aynı ölüm, aynı ev, aynı Rıfat; ama burada ölüm bir yasın değil bir planın bozulmasının başlangıcı ve kahkahanın hedefi, kasabanın kendisi değil, kasabayı bir reklam dekoruna çevirmeye çalışan kadın.
Sahne 1 İÇ. REKLAM AJANSI – TOPLANTI ODASI – GÜNDÜZ
Ekranda bir şişe: SAF KAYNAK. Arkasında bilgisayarla üretilmiş bir dağ köyü, kar beyazı evler, berrak bir dere.
NEVİN (37) sunum yapıyor. Masada TOLGA BEY (50'ler), Saf Kaynak'ın kurucusu; kollarını kavuşturmuş.
NEVİN
Saflık bir yer değildir Tolga Bey. Bir histir.
TOLGA BEY
Bu köy gerçek mi?
NEVİN
Gerçeğinden daha gerçek.
TOLGA BEY
Ben gerçeğini istiyorum. Çekimi orada yapacağız. Gerçek köy, gerçek su, gerçek insanlar.
Nevin'in gülümsemesi bir milim bile kaymıyor.
NEVİN
Tabii. Zaten bir yer biliyorum.
Masanın altında, telefonunda, arama motoruna yazıyor: «el değmemiş köy».
Sahne 2 İÇ. REKLAM AJANSI – KORİDOR – GÜNDÜZ
DENİZ (40'lar), Nevin'in patronu, elinde iki kahve, Nevin'in yanında yürüyor. Nevin hâlâ telefonuna bakıyor: «el değmemiş köy» aramasının ilk sonucu bir tatil köyü reklamı.
DENİZ
Terfi listesi pazartesi açıklanıyor.
NEVİN
Biliyorum.
DENİZ
Saf Kaynak senin biletin. Çekim olursa liste senin. Olmazsa liste Burak'ın.
Koridorun ucundaki camlı odada BURAK (30'lar) yoga topunun üstünde oturmuş, bir müşteriyle gülerek konuşuyor. Nevin'e el sallıyor.
NEVİN
Çekim olacak.
DENİZ
Nerede?
NEVİN
Gizli tutuyorum. Rakipler duymasın.
Deniz kahvelerden birini ona uzatıyor. Nevin almadan yürümeye devam ediyor; Deniz kahveyi havada tutmuş kalıyor.
Sahne 3 İÇ. NEVİN'İN DAİRESİ – GECE
Nevin üç ekrandan bakıyor: birinde köy fotoğrafları, birinde Saf Kaynak sunumu, birinde bir harita. Telefon titriyor: BABAM. Üçüncü çalışta açıyor.
HAYRİ (TEL.)
Cevizler döküldü. Bu sene iri.
NEVİN
Baba, sana bir şey soracağım. Bizim oralarda hiç el değmemiş bir köy var mı? Taş evli, dereli, kimsenin bilmediği.
HAYRİ (TEL.)
El değmemiş köy mü? Kızım, el değmeyen yer kalmadı. Rıfat'ın kamyonu her yere değiyor.
NEVİN
Peki, teşekkürler. Ver gitsin şu evi bu arada.
HAYRİ (TEL.)
Ceviz beklemez. Ayın on beşine gel. Mevlit gibi toplanırız.
Nevin cevap vermeden önce öteki hattan bir arama düşüyor: DENİZ. Nevin «bir saniye baba» deyip Deniz'e geçiyor.
Babasının hattında bekleme müziği çalıyor. Ekranın köşesinde süre ilerliyor: 1 dakika. 4 dakika. 9 dakika.
Nevin babasının hattına dönüyor.
NEVİN
Baba?
Hat boş. Nevin telefona bakıyor. Sonra ekranlarından birine: köy fotoğrafları. Sonra yeniden telefona. Geri aramıyor.
Sahne 4 İÇ./DIŞ. REKLAM AJANSI – BALKON – GÜNDÜZ
Nevin balkonda, telefon kulağında. Karşı taraf MUHTAR CEMAL (60'lar). Uzun konuşuyor; Nevin yalnızca dinliyor.
MUHTAR (TEL.)
Başın sağ olsun kızım. Sabah bahçede bulduk, cevizlerin başında. Hiç acı çekmemiş, yüzü gülüyordu, ben gördüm. Cenaze yarın ikindi. Helvayı Şükran yapıyor, sen bir şey düşünme. Mevlit için de rahmetli bana bir şey söylemişti, gelince konuşuruz. Otobüs saat altıda kalkıyor, sabah dokuzda burada olursun. Durakta Yusuf bekler, kamyonla.
Nevin konuşmanın ortasında elini balkon korkuluğuna koyuyor ve öyle kalıyor. Dudakları bir kez «tamam» diyor, ama ses çıkmıyor.
MUHTAR (TEL.)
Kızım? Orada mısın?
NEVİN
Buradayım. Altıda.
Telefonu kapatıyor. Bir süre korkuluğa tutunuyor. Sonra telefonun takvimini açıyor ve ayın on beşine, «TOPLANTI» yazan kutunun üstüne yazıyor: «KİREÇLİ». Kutuyu üç güne uzatıyor. Tam üç gün.
Sahne 5 İÇ. ŞEHİRLERARASI OTOBÜS – GECE
Nevin dizüstünde bir sunum hazırlıyor. Başlık: «KİREÇLİ: ÜÇ GÜNLÜK EYLEM PLANI». Saat saat: 09.00 VARIŞ. 10.00 NOTER. 11.30 TAPU. 14.00 CENAZE. 16.00 EŞYA DÖKÜMÜ.
Yan koltukta bir TEYZE (70'ler) çekirdek çitliyor. Kabuklar birer birer Nevin'in klavyesine düşüyor.
TEYZE
Kireçli'ye mi? Kimin nesisin?
NEVİN
Hayri'nin kızıyım.
Teyze çitlemeyi bırakıyor. Avucundaki çekirdeklerin hepsini Nevin'in avucuna boşaltıyor.
TEYZE
Allah rahmet eylesin. Cenazeyi sabaha aldılar kızım, hoca Bursa'ya dönecekmiş. Muhtar sana söylemedi mi? Hep karıştırır. Sen yetişemezsin artık, yazık oldu.
Nevin sunumdaki «14.00 CENAZE» satırına bakıyor. Avucunda bir avuç çekirdek. Satırı siliyor.
Sahne 6 DIŞ. KİREÇLİ – MEYDAN – SABAH
Otobüs tozu kaldırarak duruyor. Nevin iniyor: siyah yün palto, beyaz spor ayakkabılar, tekerlekli bavul.
Bavulun tekerlekleri parke taşında takılıyor. Nevin bavulu sürüklüyor; bavul zıplıyor, devriliyor, kalkıyor.
Kireç tozu yüklü bir kamyon yanından geçiyor. Toz bulutu dağıldığında Nevin'in paltosu griye, ayakkabıları beyazdan daha beyaza dönmüş. Hapşırıyor. Bir daha. Bir daha.
Kamyonun kapısında YUSUF (19) eğilip bakıyor.
YUSUF
Nevin abla? Muhtar seni almamı söyledi. Kamyonla.
Nevin kamyonun kasasına bakıyor: kireç taşı dolu.
NEVİN
Yürürüm.
YUSUF
Yokuş. Bavulla. Tozda.
Nevin bavula bakıyor. Bavul bir kez daha devriliyor. Nevin kamyonun basamağına çıkıyor.
Sahne 7 İÇ. MUHTARLIK – GÜNDÜZ
Duvarda Atatürk portresi, bir takvim, bir de çerçeveli ödül: «EN TEMİZ KÖY 2009». Muhtar Cemal masasında, Nevin karşısında, hâlâ toz içinde.
MUHTAR
Rahmetli bana dedi ki: «Cemal, ben ölürsem mevlidimi cumartesi okut, cevizler toplanmış olur, millet de dolu gelir.»
NEVİN
Cumartesi. Bu cumartesi mi?
MUHTAR
Bu cumartesi. Bütün kasaba gelecek. Rıfat da gelecek. Hoca da Bursa'dan geliyor, iyi okur.
Nevin telefonunu çıkarıyor, planını açıyor. Cumartesi satırında yalnız bir şey yazıyor: «DÖNÜŞ – 07.00».
NEVİN
Cuma yapsak?
MUHTAR
(çerçeveli ödülü düzelterek)
Vasiyet kızım.
Sahne 8 İÇ. TAŞ OCAĞI – RIFAT'IN OFİSİ – GÜNDÜZ
RIFAT (60'lar) Nevin'e çay koyuyor. Duvarda büyük bir harita; üstünde kırmızı bir çarpı, yanında el yazısıyla: «CUMARTESİ – BÜYÜK PATLATMA».
RIFAT
Başın sağ olsun. Ev meselesini acele etmeyelim. Cumartesi mevlitte konuşuruz.
NEVİN
O kırmızı çarpı ne?
RIFAT
(gururla)
Ocağın yeni yüzü. Cumartesi öğlen. Yirmi yılın en büyüğü. Kasabadan seyredilir, bayram gibi olur.
Nevin çay bardağını tabağına bırakıyor. Bardak tabakta tıkırdıyor.
NEVİN
Ertelenebilir mi?
RIFAT
Her şey ertelenir kızım. Bir evin satışı bile.
Rıfat gülümsüyor. Nevin de gülümsüyor. İkisi de aynı anda çaylarından birer yudum alıyor.
Sahne 9 İÇ./DIŞ. BABA EVİ – GÜNDÜZ
Nevin kapıyı açıyor. Her şeyin üstünde ince bir kireç tabakası: masa, radyo, babasının gözlüğü. Dizüstünü açıyor. Ekranın köşesinde: SİNYAL YOK.
Telefonu havaya kaldırıyor. Bir çentik. Pencereye gidiyor. Hiç. Bahçeye çıkıyor. Bir çentik. Ceviz ağacına yaklaşıyor. İki çentik.
Nevin ağacın en alçak dalına bakıyor. Beyaz ayakkabılarına bakıyor. Bir kez daha dala bakıyor.
Tırmanıyor. Beceriksizce, ama ciddiyetle. Paltosu bir dala takılıyor; bırakmıyor, paltoyla birlikte yükseliyor. Üçüncü dalda telefon ekranı yeşile dönüyor: DÖRT ÇENTİK.
Oradan aşağı bakıyor. Ağacın dibinde, yaprakların altında, ağzı bağlı bir çuval ceviz. Üstüne iliştirilmiş kartonda babasının el yazısı: «MEVLİT İÇİN. KIZIM GELİRSE O DAĞITSIN.»
Nevin bir eliyle dala tutunuyor, öteki eliyle telefon. Telefona bir e-posta düşüyor: TOLGA BEY – «Köyün fotoğraflarını bekliyorum.»
Nevin çuvala bakıyor. Telefona bakıyor. Çuvala.
Sahne 10 DIŞ. BABA EVİ – BAHÇE – GÜNDÜZ
Nevin, bahçenin tek temiz köşesinde, ceviz ağacının dibinde, telefonu yukarı kaldırmış görüntülü konuşuyor. Kadrajda yalnız yeşil yapraklar ve gökyüzü.
TOLGA BEY (EKRAN)
Arkada ne var? Biraz çevirsene.
Nevin telefonu çeviriyor: çok yavaş, yalnızca ağacın gövdesine. Kadrajın dışında, iki metre ötede, bembeyaz kireç tozuyla kaplı bir kamyon geri geri manevra yapıyor; bip bip bip.
TOLGA BEY (EKRAN)
Bu ses ne?
NEVİN
Kuşlar. Yerel bir tür.
TOLGA BEY (EKRAN)
Muhteşem. Cumartesi geliyorum. Ekibi de getiriyorum.
Ekran kararıyor. Kamyonun kasası kalkıyor ve bir ton mıcır Nevin'in arkasındaki yola dökülüyor. Toz bulutu Nevin'i yutuyor.
Sahne 11 İÇ. BABA EVİ – MUTFAK – GÜNDÜZ
Nevin, toz içinde, telefonuna bir liste yazıyor: «1. Köyü saflaştır. 2. Patlamayı durdur. 3. Mevlidi ertele.»
Kapı vurulmadan açılıyor. ŞÜKRAN (60'lar), elinde kocaman bir tepsi irmik helvası.
ŞÜKRAN
Cumartesi için deneme yaptım. Kırk kişilik yaptım, yetmez. Bütün kasaba gelecek, Rıfat'ın işçileri de gelecek. Yüz kişi der muhtar.
Nevin listeye bakıyor. «3. Mevlidi ertele» satırını siliyor. Yerine yazıyor: «3. Mevlidi... gizle?»
ŞÜKRAN
Ne yazıyorsun öyle?
NEVİN
Helva listesi.
Şükran helvadan bir kaşık alıp Nevin'in ağzına uzatıyor. Nevin, eli hâlâ telefonda, ağzını açıyor.
Sahne 12 İÇ. KİREÇLİ KAHVEHANESİ – AKŞAM
Duman, okey taşlarının sesi, bir televizyonda maç. Nevin bir sandalyenin üstüne çıkmış, dizüstünü göğsüne dayamış; ekranda bilgisayarla üretilmiş köy.
NEVİN
Beyler. Proje adı: Saf Kireçli. Cumartesi buraya büyük bir marka geliyor. Sizden tek istediğim, üç gün boyunca biraz daha... saf görünmek.
Sessizlik. Okey taşları duruyor. Yaşlı bir adam, İSMAİL DAYI (80'ler), gözlüğünü takıp ekrana bakıyor.
İSMAİL DAYI
Para var mı?
NEVİN
Görünürlük var.
İsmail Dayı gözlüğünü çıkarıyor, oyununa dönüyor. Taşlar yeniden şakırdamaya başlıyor.
Köşeden Muhtar Cemal ayağa kalkıyor. Çay bardağını masaya bırakıyor.
MUHTAR
Görünürlük ne kadar?
Nevin muhtara bakıyor. Bütün kahvehane ona bakıyor.
NEVİN
Ulusal.
Muhtar duvardaki eski bir gazete kupürüne bakıyor: «EN TEMİZ KÖY 2009». İsmail Dayı ekrana bir kez daha göz atıyor.
İSMAİL DAYI
Bizim köy bu değil ama. Olur.