İçeriğe geç

Tür Stüdyosu · Biçim ve üslup

Deneysel, absürt ve sürreal anlatı (Experimental, Absurd & Surreal)

Alışık olduğun hikâye kurallarının bozulduğu, ama bu bozulmanın kendi iç mantığıyla seni başka bir şekilde duyumsamaya ve düşünmeye zorladığı bir deneyim yaşayacaksın.

8 vuruş · 6 zorunlu sahne · 7 özel kural

İzleyiciyle sözleşme

Temel soru
Anlatının kuralları bozulduğunda geriye ne kalır ve bu bozulma bize gerçekliğin kendisi hakkında ne söyler?
Hedeflenen duygu
Şaşkınlık, tedirgin edici bir gülme ve rüyadan uyanınca kalan tanıdık yabancılık
Değer ekseni
anlam ↔ anlamsızlık

Deneysel anlatı izleyiciyle alışılmış sözleşmeyi bilerek yeniden yazar. Neden-sonuç zinciri kopar, zaman kırılır, mekân dönüşür, karakter kim olduğunu kaybeder ya da filmin kendisi bir film olduğunu ilan eder. Seyirci bu bozulmayı kabul ederse karşılığında bir şey bekler: bir duygu, bir kavrayış ya da gündelik dünyaya yeni bir bakış. Deney bir amaca hizmet etmediğinde yalnızca kafa karışıklığı kalır.

Bu ailenin üç dalı farklı mantıklarla çalışır. Absürt anlatı anlamsız görünen bir sistemin içinde ciddiyetle davranan insanları gösterir; döngüler ve iletişimsizlik varoluşsal bir soruya dönüşür. Sürreal anlatı rüya mantığıyla ilerler: serbest çağrışım, dönüşen mekânlar, bilinçdışından gelen imgeler. Üstkurmaca ise anlatının kendi yapısını görünür kılar: yazar sahneye girer, karakter kurmaca olduğunu bilir, izleyiciye doğrudan seslenilir.

Gelenek yirminci yüzyıl başının avangart hareketlerine, sürrealist ressam ve yönetmenlere, absürt tiyatroya ve modernist romana uzanır. Sinemada kısa deneysel filmlerden ana akıma sızan zihin oyunu filmlerine, sahne yapısıyla oynayan senaryolara kadar geniş bir alana yayılır. Türk sinemasında şiirsel, masalsı ve gerçeküstü imgeleri gerçekçi bir taşra dokusuyla birleştiren yönetmenler bu damarın yerli örneklerini verdi.

Türün anatomisi

Dramatik motor
Bir iç kural ve onun ısrarlı tekrarı. Deneysel film kuralsız değildir; kendi kuralını koyar ve onu tutarlı biçimde uygular: aynı gün tekrar tekrar yaşanır, bir akşam yemeği hiç tamamlanamaz, bir kapı hep başka bir odaya açılır. Seyirci kuralı keşfettikçe film onunla oynamaya başlar ve gerilim kuralın nereye varacağı sorusundan doğar.
Başkarakter
Anlaşılmaz bir dünyada anlam arayan ya da kendini kaybeden kişi: bürokrasinin içinde kaybolan bir memur, rüyası ile gerçeği ayıramayan bir kadın, kendi hikâyesini yazamayan bir yazar. Karakter olanları ciddiye alır; absürtlük ancak karakterin ciddiyeti sayesinde komik ya da trajik olur. İzleyici bu kişinin duygusuna bağlanabildiği sürece biçimsel deneyi takip eder.
Karşı güç
Mantıksız bir otorite, anlamsız görünen bir sistem, çözülmeyen bir döngü, karakterin kendi bilinçdışı ya da anlatının kendisi. Üstkurmacada karşı güç bazen yazardır, bazen izleyicinin beklentisi. Karşı gücün kuralları tuhaf olabilir, ama tutarlı olmalıdır; yoksa çatışma yerini rastgeleliğe bırakır.
Dünya
Kendi iç mantığı olan bir dünya: gerçek dünyaya benzer ama bir yerinden kaymıştır. Sürreal dünyada mekânlar dönüşür ve zaman kırılır; absürt dünyada sistemler saçma ama değişmezdir; üstkurmacada dünyanın sınırı ile filmin sınırı aynı çizgidir. Dünyanın tuhaflığı ne kadar büyük olursa, iç tutarlılığı o kadar sıkı korunmalıdır.
Tema ve dünya görüşü
Anlamın kırılganlığı, kimliğin akışkanlığı, iletişimsizlik, iktidarın saçmalığı, arzunun ve korkunun bilinçdışındaki biçimleri, gerçeklik ile temsil arasındaki ilişki. Deneysel biçim en güçlü olduğunda konuya dönüşür: zamanı bozan film zamanın kendisi hakkında, yapısını açan film anlatmanın kendisi hakkında konuşur.

Türe özgü vuruşlar (genre beats)

Üç perdenin üstüne yerleşen, bu türe ait dönüm noktaları. Sıra hikâyenin akışıdır; sayfa konumu filmden filme değişir.

  1. Tanıdık bir dünya

    Açılış çoğu zaman sıradan bir gerçeklikle başlar ya da hemen tuhaflığını ilan eder. Her iki durumda da seyirciye bir giriş noktası verilir: tanıdık bir duygu, bir ilişki, bir arzu.

  2. İlk kayma

    Gerçeklikte bir şey yerinden oynar: bir tekrar, bir kayıp, imkânsız bir olay, kameraya dönen bir bakış. Bu kayma filmin kuralını ilk kez gösterir.

  3. Kuralın keşfi

    Karakter ve seyirci yeni dünyanın nasıl işlediğini anlamaya çalışır. Kural birkaç kez tekrar edilir; seyirci onu öğrenince filmle oynamaya başlar.

  4. Kuralla mücadele

    Karakter döngüden çıkmaya, sistemi anlamaya ya da rüyadan uyanmaya çalışır. Her girişim kuralın başka bir yüzünü açığa çıkarır ve çoğu zaman karakteri daha derine çeker.

  5. Kimlik ya da gerçeklik kırılması

    Orta noktada karakterin kim olduğu, hangi dünyada olduğu ya da hikâyenin kim tarafından anlatıldığı sarsılır. Seyircinin o ana kadar kurduğu anlam yeniden düzenlenir.

  6. Yoğunlaşan imge

    Filmin görsel metaforları ve tekrarlanan motifleri yoğunlaşır. Anlam artık olay örgüsünden çok imgelerin birbirine bağlanmasından doğar.

  7. Duygusal doruk

    Biçimsel oyunun altındaki insani duygu en çıplak hâliyle görünür: kayıp, suçluluk, arzu, korku. Deneyin neden yapıldığı bu anda hissedilir.

  8. Çözümsüz ya da dönen son

    Final döngüye geri döner, kesin bir cevap vermez ya da filmin yapısını açar. Ama seyirci ne yaşadığını ve neden yaşadığını sezebilecek kadar malzeme almıştır.

Zorunlu sahneler (obligatory scenes)

İzleyicinin görmeden salonu tatminsiz terk edeceği sahneler. Kendi senaryonda hangilerinin bulunduğunu işaretle; işaretler yalnız bu tarayıcıda kalır.

Senaryonda 0 / 6 zorunlu sahne işaretli

Türün özel kuralları

Kural burada estetik bir yasa değil, izleyici beklentisinin adıdır. Bozulabilir; ama neyi bozduğunu bilerek.

  1. Deneyin bir amacı olmalı

    Kuralı bozmak bir hedef değil bir araçtır. Biçimsel tercih filmin anlattığı şeyle, karakterin durumuyla ya da temayla bağlanmadığında seyirci bunu bir gösteriş olarak okur ve filmden kopar.

  2. İç tutarlılık korunur

    Sürreal ya da absürt dünya kendi kurallarını koyar ve onlara sadık kalır. Kural bir kez kurulduktan sonra rastgele değişirse seyirci hiçbir şeyin önemli olmadığını düşünür ve dikkatini çeker.

  3. Seyirciye giriş noktası ver

    Ne kadar deneysel olursa olsun film seyircinin tutunabileceği bir şey sunmalıdır: bir duygu, bir ilişki, tanıdık bir arzu. Bu bağ, seyircinin anlamadığı bölümlerde bile filmde kalmasını sağlar.

  4. Absürt ciddiyetle oynanır

    Absürt anlatının karakterleri durumun saçmalığının farkında değildir ya da onu kabullenmiştir. Karakterler saçmalığa göz kırptığında komedi ucuzlar ve varoluşsal ağırlık kaybolur.

  5. Rastgelelikten kaçın

    Serbest çağrışım bile bir seçimdir. Sürreal imgeler bir duygusal mantığa ya da tekrarlanan bir motife bağlanmalıdır; tamamen rastgele bir sıra seyircide ne rüya ne de anlam duygusu üretir.

  6. Üstkurmaca duygusal bir karşılık taşımalı

    Filmin kendi yapısını göstermesi zekice bir oyun olabilir, ama yalnızca oyun olarak kalırsa soğuk kalır. En güçlü üstkurmaca örneklerinde yapının açılması karakterin ya da yazarın bir yarasını, bir korkusunu açığa çıkarır.

  7. Metin kendini açıklamak zorunda kalmamalı

    Bir karakterin filmin deneysel tercihini açıklaması, deneyi tek bir okumaya indirger ve gücünü alır. Senaryo, biçimin ne anlattığını seyircinin kendisinin bulabileceği kadar ipucu verir ama bunu söylemez.

Konvansiyonlar (conventions)

Türün tanınır öğeleri: karakter tipleri, mekânlar, nesneler, motifler.

  • Tekrarlanan günler, sahneler ya da diyaloglar ve döngüsel yapı
  • Rüya sahneleri, dönüşen mekânlar ve imkânsız geçişler
  • Kimlik değiştiren, ikiye bölünen ya da başka biri olan karakterler
  • İzleyiciye doğrudan hitap, kamerayla göz göze gelme
  • Hikâye içinde hikâye; yazarın, yönetmenin ya da çekim ekibinin görünmesi
  • Mantıksız bürokrasi, sonu gelmeyen kuyruklar ve anlamsız emirler
  • Ses ve imge kolajı; anlatıdan bağımsız görsel metaforlar

Sık düşülen hatalar

  • Kural yokluğunu özgürlük sanmak

    Her şeyin mümkün olduğu bir dünya, hiçbir şeyin önemli olmadığı bir dünyadır. Gerilim ve anlam ancak bir kuralın varlığıyla ortaya çıkar.

  • Soğuk bulmaca

    Film zekice bir yapı kurar ama hiçbir karaktere duygusal bağ sunmaz. Seyirci yapıyı çözmeye çalışır, ama çözdüğünde hiçbir şey hissetmez.

  • Göz kırpan absürtlük

    Karakterler ya da diyaloglar durumun ne kadar tuhaf olduğunu sürekli dile getirir. Absürtlüğün etkisi azalır ve film bir skeç dizisine dönüşür.

  • Açıklayıcı final

    Sonunda her şeyin bir rüya, bir hastalık ya da bir oyun olduğu açıkça söylenir ve bütün belirsizlik tek bir cevaba bağlanır. Seyirci aldatılmış hisseder.

  • Taklit edilen tuhaflık

    Ünlü deneysel filmlerin görsel imzaları kopyalanır ama onları üreten iç mantık ve kişisel takıntı yoktur. Sonuç bir üslup katalogudur.

Kuralı bilerek bükmek

Türü tazeleyen hamleler: sözleşmenin kalbini koruyup biçimini değiştirmek.

  • Ana akım tür yapısında deney

    Gerilim, romantik komedi ya da aksiyon gibi bir türün iskeletini kullanıp içine deneysel bir kural yerleştirmek. Tanıdık yapı seyirciye giriş noktası verir, deney ise onu şaşırtır.

  • Tek bir kuralın bütün film boyunca uygulanması

    Filmin tamamını tek bir biçimsel kurala bağlamak: tersten akan zaman, tek plan, yalnızca ekranların içinden görülen bir hikâye. Kısıt, yaratıcılığın kaynağına dönüşür.

  • Yazarın kendi yaratım sürecini anlatmak

    Senaryonun yazılış sürecini, yazarın tıkanmasını ya da karakterleriyle ilişkisini hikâyenin konusu yapmak. Üstkurmaca kişisel bir itirafa dönüşür.

  • Gerçekçi dokuda tek bir imkânsız öğe

    Tamamen gerçekçi bir dünyaya yalnızca bir sürreal unsur eklemek. Tek imkânsızlık, sıradan dünyanın tuhaflığını görünür kılar.

İncelenecek örnekler

  • Endülüs Köpeği (1929)

    Un chien andalou · Luis Buñuel

    Salvador Dalí ile birlikte yazılan kısa film; rüya mantığıyla birbirine bağlanan şok edici imgeler sürrealist sinemanın kurucu örneği oldu.

  • Burjuvazinin Gizli Çekiciliği (1972)

    Le charme discret de la bourgeoisie · Luis Buñuel

    Bir grup burjuvanın birlikte yemek yeme girişimlerinin sürekli kesintiye uğraması; absürt tekrar ve rüya katmanlarıyla sınıf hicvi.

  • Koş Lola Koş (1998)

    Lola rennt · Tom Tykwer

    Sevgilisini kurtarmak için yirmi dakikası olan bir kadının aynı olayı üç farklı biçimde yaşaması; tekrar ve sapma kuralını ana akım bir gerilim yapısına yerleştirir.

  • Mulholland Drive (2001)

    David Lynch

    Hollywood'da hafızasını kaybetmiş bir kadın ve bir oyuncu adayının hikâyesi; ortasında kimliklerin ve gerçekliğin yer değiştirdiği rüya yapısı.

  • Adaptation. (2002)

    Spike Jonze

    Senarist Charlie Kaufman'ın bir kitabı uyarlayamamasını anlatan üstkurmaca; yazarın kendi tıkanması ve kurgusal ikiz kardeşi senaryonun konusu olur.

  • Kosmos (2010)

    Reha Erdem

    Karlı bir sınır kasabasına gelen gizemli bir yabancı etrafında kurulan, şiirsel ve gerçeküstü imgelerle ilerleyen bir kasaba anlatısı.

Yazım alıştırmaları

  1. 1Hikâyen için tek bir biçimsel kural belirle (döngü, tersten zaman, tek mekân, doğrudan hitap). Kuralı bir cümleyle yaz ve kuralın temayla nasıl bağlandığını ikinci bir cümleyle açıkla; bu açıklama senaryoya girmeyecek.
  2. 2Absürt bir durumu tamamen ciddi oynayan iki karakterle bir sahne yaz. Hiçbir karakter durumun saçmalığını dile getirmesin.
  3. 3Aynı sahneyi üç kez yaz; her seferinde tek bir değişiklik yap. Üçüncü sürümde karakterin iç durumu açıkça değişmiş olsun.
  4. 4Filmindeki tekrarlanan üç görsel motifi listele ve her birinin hangi duyguya bağlandığını not et.
  5. 5Seyircinin duygusal giriş noktası olacak sahneyi belirle. Bu sahneyi filmin deneysel kuralından bağımsız olarak da işleyecek biçimde yaz.

Hibrit eşleşmeler

Bu tür yardımcı ya da ana tür olarak hangi türlerle iyi birleşir.