İçeriğe geç

Ders 68.2

İzleyiciyle tür sözleşmesi

Senaryo Akademisi — Bölüm VII, Modül 68

3.184 kelime5 film örneği≈ 14 dk okuma≈ 21 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Tür sözleşmesi tek bir söz değil, birkaç parçadan oluşan bir anlaşmadır.
  • Vaat dökümü açılışın sözünü duygu, olay, karakter, dünya, görüntü ve ses, final parçalarına ayırır.
  • Olay vaadi neyin olacağını, karakter vaadi kişinin nasıl davranacağını söyler.
  • Görsel ve işitsel vaat en uzun yaşayan sözdür; açılıştaki bir ses unutulmaz.
  • Final beklentisi sonucu değil, sonun biçimini bekler.
  • Tanıdık parça izleyiciye tutunacak yer verir, yenilik onun içinden çıkar.
  • Vaat kayması izini bırakırsa yeni bir sözleşme kurar; izsiz kayma ihlaldir.
  • Tür sinyali tek bir parçayı değiştirse bile öteki parçalar onunla birlikte kayar.
  • Sıcak ya da sakin bir sahne sözü bozmaz; sözü o sahnede unutmak bozar.
  • Açılışta yazılan her ses, ışık ve nesne bir ödeme yeri ister.

Açılış sahnesi

Tahtada hâlâ aynı satırlar duruyor. Kış gecesi, Eskişehir'de eski bir apartman, elektrik kesilir, asansör iki katın arasında kalır. İçeride Şükran Hanım ile Barlas.

Nermin Hanım bu kez herkesten tek bir şey istemişti: ilk yarım sayfa. Emre kâğıdını okuyor.

İÇ. APARTMAN, ASANSÖR — GECE
Tavandaki floresan vızıldar. Bir kez söner, yeniden yanar.
ŞÜKRAN HANIM (yetmişlerinde) köşede durur, poşetini göğsüne bastırmış. BARLAS (yirmilerinin sonu) kapıya dönük, montunun fermuarını çeker.
Lamba söner. Kabin sarsılarak durur.
Karanlık. Kabinin tavanında bir şey kıpırdar. Metalin üstünde, tırnak gibi, yavaş bir ses.
ŞÜKRAN HANIM
Duydun mu?

Emre sonraki on sayfayı da getirmiş. O sayfalarda iki komşu konuşuyor. Şükran Hanım poşetinden kurabiye çıkarıyor, Barlas ilk gece vardiyasını anlatıyor. Sıcak, küçük bir sohbet.

Selim kâğıtları masaya bırakıyor. "Tavandaki ses ne oldu?"

"Bir kedi belki," diyor Emre. "Ya da rüzgâr. Önemi yok."

"Senin için yok," diyor Selim. "Ben on sayfa boyunca tavana baktım. Kurabiyeyi duymadım bile."

Emre'nin ilk yarım sayfası bir korku filmi sözü veriyordu; ardından gelen on sayfa başka bir film anlatıyordu.

Bu derste ne olacak

Bu derste bir açılışın izleyiciye verdiği sözü parçalarına ayıracağız. Sözün bir duygu tarafı var, bir olay tarafı, bir de karakter tarafı. Dünyaya, görüntüye ve sese, finale dair beklentiye de bakacağız. Sonra tanıdık olanla yeni olan arasındaki dengeyi konuşacağız. Türün açılışta nasıl işaretlendiğini Emre'nin sayfası üzerinden göreceğiz. En sonda vaadin nasıl yerine getirildiğini, nasıl kaydırıldığını tartacağız. Yolda beş film var. Haber spikerinin okuduğu bir son, kar yağdıran bir masal, sokakta dans eden bir çete. Bir içki dükkânında başlayıp başka yerde biten bir gece ve bir hastane odasıyla açılan bir tuzak.

Sıfır noktası

Bir filme oturduğunda kimseyle bir kâğıt imzalamazsın. Yine de bir anlaşma yaparsın. İlk dakikalar sana ne izleyeceğini söyler. Sen de ona göre beklersin.

Bir türün izleyiciye verdiği bu söze tür vaadi denir. Vaat çoğu zaman tek bir cümle gibi düşünülür: "Bu bir korku filmi." Oysa izleyici tek bir şey beklemez. Hangi duyguyu yaşayacağını bekler. Neler olacağını, kimlerin nasıl davranacağını bekler. Hangi dünyada dolaşacağını, neyi görüp neyi duyacağını bekler. Bir de sonun nasıl biteceğine dair bir tahmin taşır.

Emre'nin sayfası bu parçaların hepsine birden dokunuyor. Karanlık bir kabin, tavanda bir ses, poşetine sarılan yaşlı bir kadın. Okur daha ilk satırlarda tedirgin olacağını anlıyor. Tavandaki sesin geri döneceğini de anlıyor.

Sorun şu: Emre sözü bütün olarak vermiş, ama bütün olarak geri almamış. Sonraki sayfalarda bazı parçaları tutmuş. İki yabancı hâlâ dar bir kabinde, hâlâ karanlıkta. Bazı parçaları ise sessizce bırakmış. Tavandaki ses yok, tedirginlik yok.

İzleyici bunu "film kötüydü" diye anlatır. Hangi parçanın kırıldığını söyleyemez. Belki "sıkıldım" der, belki "beklediğim gibi değildi" der. İkisi de aynı şeyi söylüyor. Bir söz verildi ve bir yerde unutuldu. Yazarın işi o yeri bulmaktır.

Bu iş için önce sözü parçalara ayırmak gerekir. Bir saatçi bozuk bir saati bütün olarak tamir etmez. Kapağını açar, çarkları tek tek sayar, hangisinin durduğuna bakar. Açılışın sözü de böyle açılır.

Nermin Hanım tahtaya altı satır açıyor. Emre'nin ilk yarım sayfasını her satıra bir kez yazdırıyor. Döküm bitince boşluk kendiliğinden görünüyor. Altı satırın beşi korku diyor. Sonraki on sayfada o beş satırdan yalnız ikisi duruyor.

Mekanizma

Duygusal vaat

Açılış önce bir his verir. İzleyici gülecek mi, ürperecek mi, hüzünlenecek mi? İzleyicinin çıkarken taşıyacağı bu his duygu vaadidir. Aynı tür içinde bile çok farklı duygular vaat edilebilir: korku filmi ürpertir de, yas tutturur da.

Emre'nin sayfasında duygu tedirginlik. Sönen lamba, sarsılan kabin, poşete sarılan eller. Okur gerilmeye hazırlanıyor. Sonraki sayfalardaki sıcak sohbet kötü yazılmamış. Ama okur gerilmek için oturmuştu, ısınmak için değil.

Olay vaadi

Duygu bir histir. Olay ise ne olacağına dair bir sözdür.

Tavandaki tırmalama bir olay vaadidir. Kabinin üstünde bir şey var ve o şey bir yere gidecek. İzleyici sorar: aşağı inecek mi, kapağı açacak mı? Emre'nin on sayfasında hiçbir şey inmiyor. Olay sözü askıda kalıyor.

Burcu aynı çekirdek olayla bir komedi açılışı yazmıştı. Onun sayfasında Barlas karanlıkta telefonunun ışığını açmak isterken kameranın flaşını patlatıyor. Şükran Hanım her flaşta bir çığlık atıyor, Barlas her çığlıkta bir özür diliyor. Olay vaadi değişiyor: bu kabin çıldıracak, ama kimse ölmeyecek.

Karakter vaadi

Emre'nin Şükran Hanım'ı poşetini göğsüne bastırıyor. Bu küçük hareket bir söz veriyor: korkuyor, ya da poşette sakladığı bir şey var. Barlas kapıya dönük, fermuarını çekiyor. Bu da bir söz: gitmek istiyor, bu kabin onun yeri değil.

Karakter vaadi türden bağımsız da işler. Emre on sayfada Şükran Hanım'ı cömert, konuşkan bir kadına çeviriyor. Poşetteki kurabiyeler bu yeni kadına uyuyor. Ama ilk satırdaki sıkı sıkı tutulan poşete uymuyor. Okur o poşetin açılmasını başka türlü bekliyordu.

Dünya vaadi

Açılış izleyiciye hangi dünyanın kapısını açacağını da söyler. Dünya vaadi, izleyicinin ne kadar geniş bir alanda dolaşmayı beklediğini belirler.

Kabin dar bir dünya. Emre'nin tavandaki sesi ise bu dünyayı büyütüyor. Kabinin dışında, karanlık asansör boşluğunda bir şey olduğunu söylüyor. Okur artık iki dünya bekliyor: içerideki iki insan ve dışarıdaki bilinmeyen. Emre'nin sayfaları dışarıyı hiç açmıyor. Dünya söz verdiğinden küçük kalıyor.

Görsel ve işitsel vaat

Emre'nin sayfasında en yüksek sesle konuşan şey diyalog değil. Vızıldayan floresan, metalde tırnak sesi. Bu iki ses okurun kulağını kabinin dışına çeviriyor. Diyalog tek bir soru: "Duydun mu?"

Sayfada yazılan her ses bir çekim gününde kaydedilecek. Selim kurgu masasında o sesi bir kez daha kullanmak isteyecek. Kullanamazsa izleyicinin kulağı boşta kalır.

Final beklentisi

Korku açılışı izleyiciye bir yüzleşme bekletir. Tavandaki şeyle biri karşılaşacak. Kimin kurtulacağını bilmez, ama karşılaşmanın olacağını bilir. Dram açılışı başka bir şey bekletir: iki yabancının arasında bir şey değişecek. Komedi açılışı düzenin gülünç biçimde geri geleceğini bekletir.

Emre'nin sayfasını okuyan biri finalde tavandaki şeyle bir karşılaşma bekler. Burcu'nun flaşlı sayfasını okuyan ise kapı açıldığında iki komşunun birbirine nasıl bakacağını merak eder. Çekirdek olayın sonu tahtada yazılı değil. Nermin Hanım bunu bilerek yazmadı. Final beklentisi zaten sonu yazmaz. Yalnız sonun hangi kapıdan geleceğini söyler.

Tanıdıklık

İzleyici yeni bir filme tanıdık bir şeyle girer. Asansörde mahsur kalmak tanıdık bir durum. Karanlıkta yabancıyla baş başa kalmak da öyle. Bu tanıdıklık izleyiciye tutunacak bir yer verir. Kuralları ona öğretmek zorunda kalmazsın.

Emre'nin sayfasındaki floresan, karanlık ve tavan sesi tanıdık parçalar. Okur onları başka korku filmlerinden tanıyor. Bu yüzden tek bir yarım sayfada bu kadar hızlı geriliyor.

Yenilik

Yalnız tanıdık olan sıkar. İzleyici bildiği bir yolu ikinci kez yürümek için oturmaz. Tanıdık ile yeni dengesi tam da bunu tarif eder. İzleyici tutunacak kadar tanıdık, dikkat edecek kadar yeni bir şey ister.

Emre'nin sayfasında yeni olan Şükran Hanım'ın poşeti. Okur bir korku sahnesinde poşetin içini merak ediyor. Asıl yenilik orada saklı. Emre onu kurabiyeyle açınca yenilik sıradan bir ayrıntıya dönüşüyor.

Türün açılışta işaretlenmesi

Türü sezdiren ilk ipucu, yani tür sinyali, çoğu zaman tek bir ayrıntıdadır. Selim, Emre'nin sayfasını alıp yalnız iki satırını değiştiriyor.

İÇ. APARTMAN, ASANSÖR — GECE
Lamba söner. Kabin sarsılarak durur.
Karanlıkta bir çakmak çakılır. ŞÜKRAN HANIM'ın yüzü belirir, sakin.
ŞÜKRAN HANIM
Her kış böyle olur. Otur oğlum, uzun sürer.

Aynı kabin, aynı karanlık. Ama tavanda ses yok, onun yerine bir çakmak alevi var. Şükran Hanım'ın sakin sesi sözleşmeyi değiştiriyor. Okur artık bir canavar beklemiyor. İki insanın uzun bir gecesini bekliyor.

Tür sinyali bir parçayı değiştirince öteki parçalar da kayıyor. Duygu tedirginlikten merakın yumuşak bir hâline dönüyor. Karakter vaadi değişiyor: Şükran Hanım korkan değil, yatıştıran kişi. Final beklentisi de değişiyor: okur artık bir yüzleşme değil, sabaha doğru bir yakınlaşma bekliyor.

Vaadin yerine getirilmesi

Söz verildikten sonra yazar onu tutabilir. İzleyiciyi yanına alıp sözü başka bir yere de taşıyabilir; buna beklenti dönüşümü denir. Sözü sessizce bırakmak ise vaat ihlalidir. Emre'nin taslağı bu sonuncusuna yakın. Ama tutmakla bırakmak arasında daha keskin bir yol var.

Emre'nin sayfası bir kayma olabilirdi. Tavandaki ses sıcak sohbetin ortasında geri dönse, okur korkuyu hatırlar. Ya da sohbet bir dram olarak sürse, ama tavandaki ses en sonda başka bir türün kapısını açsa. O zaman ilk söz bozulmaz, başka bir şeye bağlanır. Emre'nin taslağında ise ses yalnızca kayboluyor. Okur ne olduğunu sormaya devam ediyor, kimse cevap vermiyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Sözü parçalara ayırınca çelişki görünür. Emre'nin sayfası bütün olarak "korku" diyor. Parçalara ayrılınca karakter vaadinin zaten başka yere baktığı görülüyor. Barlas'ın fermuarı bir kaçış sözü veriyor, Şükran Hanım'ın poşeti bir sır sözü. Korkunun içinde iki ayrı hikâye bekliyor. Emre hangisini seçeceğini dökümü yazınca fark etti.

En sert sözü görüntü ve ses verir. Okur bir diyaloğu unutabilir. Bir sesi unutmaz. Emre'nin tavandaki tırmalaması tek bir satır. Ama o satır sayfadaki bütün diyaloglardan daha uzun yaşıyor. Görsel ve işitsel vaat ağır bir sözdür. Ucuza verme, verdiysen öde.

Final beklentisi açılışın en sessiz parçasıdır. İzleyici onu dile getirmez, ama son sahnede yokluğunu hemen fark eder. Selim bunu kurgu masasından biliyor. Bir filmin son dakikasını izleyici ilk dakikadan beri kafasında kurmuştur. O biçim gelmezse izleyici son sahneyi yarım bırakılmış sayar.

Kayma ancak izi bırakılırsa sözleşme olur. Odişon'daki çuval, Gün Batımından Şafağa'nın adı küçük ama okunabilir izler. İzleyici kaymadan sonra geriye bakar ve izi bulur. Bulamazsa kendini kandırılmış hisseder. Bulursa ikinci sözleşmeyi kabul eder.

Tanıdık parça sözleşmenin teminatıdır. Yenilik yalnız tanıdık bir parça yerinde dururken tadına varılır. Selim'in sayfasında karanlık ve dar kabin tanıdık kalıyor. Bu sayede Şükran Hanım'ın sakinliği yeni görünüyor. Her şeyi birden değiştiren açılış izleyiciyi tutunacak yer olmadan bırakır.

Kaymadan önce ilk sözden bir taksit öde. İzleyici ikinci sözleşmeye, ilkinden bir şey almışsa razı olur. Gün Batımından Şafağa vampirlere geçmeden önce suç filminin rehine gerilimini uzun uzun yaşatır. İzleyici aldığını aldıktan sonra yeni yola girer. Emre de kabini başka bir türe çevirmeden önce tavandaki sese en az bir kez karşılık vermeli.

Sözleşmeyi açılış değil, afiş başlatır. İzleyici salona boş gelmez. Filmin adını, afişini, belki fragmanını görmüştür. Bir arkadaşı ona "çok korkunç" ya da "çok tatlı" demiştir. Açılış bu ön sözleşmenin üstüne yazılır. Emre'nin senaryosu bir gün "Asansör" adıyla dolaşırsa, ad bile bir şey vaat eder. Dar bir mekân, bir sıkışma, belki bir tehlike. Yazar bu ön sözü bilmezse açılışı onunla çatışabilir. Senaryonun adı da sözleşmenin ilk satırıdır.

Döküm yeniden yazmanın haritasıdır. Selim kurgu masasında bir filmi izlerken aynı soruyu sorar. Bu sahne hangi söze hizmet ediyor? Hiçbirine hizmet etmeyen sahne çoğu zaman makastan geçer. Senaryo yazarı bu soruyu daha erken sorabilir. Vaat dökümündeki altı satırın her biri için senaryoda bir ödeme yeri işaretle. İşaretsiz kalan satır ya silinecek bir sözdür ya da yazılacak bir sahne.

Duygu vaadi en kolay kayan parçadır. Olay sözü bir sahnede tutulur ya da tutulmaz, bu görülür. Duygu ise yavaş yavaş kayar. Emre'nin sayfalarında kimse "artık korkmuyoruz" demiyor. Ama her sayfa biraz daha ısınıyor. Okur kaymayı fark etmeden yorgun düşüyor. Duygu kaymasını yakalamanın yolu, her on sayfada bir ilk sayfayı yeniden okumaktır.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Tür vaadi tek bir kelimedir: korku, komedi, dram."
Doğrusu

Tek kelime yalnız etikettir. İzleyici duygu, olay, karakter, dünya, ses ve final için ayrı ayrı bekler. Biri tutulup biri bırakılırsa etiket doğru olsa bile sözleşme bozulur.

Yaygın yanlış"Açılıştaki küçük bir ses önemsiz bir ayrıntıdır."
Doğrusu

Açılışta okurun dikkati en yüksektir. Orada yazılan her ses bir olay vaadi taşır. Önemsizse yazma, yazdıysan bir yerde karşıla.

Yaygın yanlış"Sonu açılışta söylemek merakı öldürür."
Doğrusu

Romeo + Juliet sonu daha başta söylüyor. Merak ölmüyor, yön değiştiriyor. İzleyici artık sonucu değil yolu merak ediyor. Bilinen bir son, yolun her adımını daha ağır yapar.

Yaygın yanlış"Vaat kayması bir hile, izleyiciyi kandırır."
Doğrusu

Kayma izini bırakırsa izleyici onu geriye dönüp okur ve kabul eder. Kandırılmış hissi izsiz kaymadan gelir. İzi olan kayma ikinci izlemede bambaşka bir film gibi okunur.

Yaygın yanlış"Yenilik için bütün kalıpları kırmak gerekir."
Doğrusu

Hepsini kıran açılış izleyiciye tutunacak yer bırakmaz. Yenilik çoğu zaman tek bir parçada, tanıdık bir kalıbın içinde saklıdır.

Yaygın yanlış"İzleyici sözleşmeyi bilinçli olarak yapar."
Doğrusu

İzleyici çoğu zaman sözleşmenin farkında bile değildir. Ama bozulduğunu hemen hisseder. Adını koyamaz, yalnızca sıkıldığını söyler.

Yaygın yanlış"Karakterler türe göre değişebilir, söz yalnız olaylar içindir."
Doğrusu

Karakter vaadi de bir sözdür. Açılışta poşetine sarılan bir kadın, sonraki sayfada sebepsiz bir neşeyle konuşursa okur onu tanımaz. Karakter değişebilir, ama değişimin bir sahnesi olmalıdır.

Yaygın yanlış"Sözü tutmak, beklenen sahneyi aynen vermektir."
Doğrusu

Söz tutulur ama aynen verilmez. İzleyici tavandaki şeyle bir karşılaşma bekler. Karşılaşmanın biçimi onu şaşırtabilir. Beklenen sahneyi beklenmedik bir yoldan vermek, sözü hem tutmak hem tazelemektir.

Yaygın yanlış"Sıcak bir sahne korku filmini zayıflatır."
Doğrusu

Sıcaklık korkunun karşıtı değildir. İki komşunun kurabiye paylaşması, tavandaki ses geri döndüğünde kaybedilecek bir şey yaratır. Sorun sıcak sahnede değil, sözün o sahnede unutulmasındadır.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Tür sözleşmesi tek bir söz değil, birkaç parçadan oluşan bir anlaşmadır.
  • Vaat dökümü açılışın sözünü duygu, olay, karakter, dünya, görüntü ve ses, final parçalarına ayırır.
  • Olay vaadi neyin olacağını, karakter vaadi kişinin nasıl davranacağını söyler.
  • Görsel ve işitsel vaat en uzun yaşayan sözdür; açılıştaki bir ses unutulmaz.
  • Final beklentisi sonucu değil, sonun biçimini bekler.
  • Tanıdık parça izleyiciye tutunacak yer verir, yenilik onun içinden çıkar.
  • Vaat kayması izini bırakırsa yeni bir sözleşme kurar; izsiz kayma ihlaldir.
  • Tür sinyali tek bir parçayı değiştirse bile öteki parçalar onunla birlikte kayar.
  • Sıcak ya da sakin bir sahne sözü bozmaz; sözü o sahnede unutmak bozar.
  • Açılışta yazılan her ses, ışık ve nesne bir ödeme yeri ister.

Sonraki derse köprü

Emre tavandaki sesi geri getirmeye karar verdi, ama ne olacağını henüz bilmiyor. Selim'in çakmağı ise başka bir film kuruyor. Nermin Hanım iki sayfayı tahtaya birlikte asıyor ve sözleşmenin altını kazımayı istiyor. İki sayfada aynı kabin, aynı iki komşu, aynı poşet var. Değişen, kabinde neyin tehlikede olduğu ve gecenin hangi soruyla süreceği. Poşet bir sayfada bir sır, ötekinde paylaşılacak bir şey olabilir. Bir korku filmini ve bir dramı aynı kabinin içinde birbirinden ayıran parçalar hangileri?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — tahtadaki çekirdek olay; Emre'nin yarım sayfası; Selim'in kâğıtları masaya bırakışı.
  • Vaat dökümü — tahtada altı satır; beş satırın korku, ikisinin sonraki sayfalarda kalışı.
  • Olay vaadi — kabin tavanında metal üstünde bir çizgi; ses dalgası yukarıdan aşağı iner, durur.
  • Karakter vaadi — Şükran Hanım'ın poşete sarılan elleri; Barlas'ın fermuarı.
  • Tür sinyali — Emre'nin sayfası ve Selim'in düzelttiği kopya; tavan sesi silinir, çakmak alevi yanar.
  • Vaat kayması — sessiz bir çuval; telefon çalınca sarsılır.
  • Kapanış — iki sayfa aynı masada; tavandaki ses ve çakmak alevi.

Ritim

Ders bir korku açılışının sessizce bırakılan sözüyle başlıyor, sözü altı parçaya ayırıyor, aynı kabini iki satırla başka bir türe çeviriyor ve tavandaki sesi geri çağıran bir kararla kapanıyor.