Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: 1989'da Pekin'de kapatılan sergi, Xu Bing'in okunamayan kitabı ve Doğu Köyü'nün performansları devletle sanatın gerilimini gösterdi, Cai'nin avlusu ve siyasi pop piyasanın Çin'i keşfini başlattı. Keïta ve Kingelez Afrika'da keşfin, Kentridge hafızanın sorularını açtı, El Anatsui ve Lagos'taki merkez kendi yolunu kurdu. Orozco, Neto, Muniz ve Neuenschwander etiketsiz bir dil denedi. Beyrut'ta, Kahire'de ve Delhi'de sanatçılar kendi arşivlerini ve mekânlarını kurdu.
Açılış: adı yazılmamış fotoğrafçı
1991'de New York'ta, çağdaş Afrika sanatını tanıtan büyük bir sergide birkaç siyah beyaz portre asılıydı. Etiketlerinde fotoğrafçının adı yoktu, yalnız çekildikleri kentin adı yazıyordu: Bamako. Portrelerdeki kadınlar ve erkekler desenli bir kumaşın önünde, en iyi giysileriyle, bir radyoya ya da bir bisiklete yaslanarak poz veriyordu.
Fransız küratör André Magnin bu fotoğrafların izini sürmek için Mali'nin başkentine gitti. Kentte soruşturunca fotoğrafçıyı buldu. Seydou Keïta'ydı, stüdyosunu çoktan kapatmıştı ve yetmişini geçmişti.
Keïta bu portreleri müşterileri için çekmişti. Bir aile düğünden önce, bir genç ilk maaşını aldıktan sonra stüdyoya gelir, kendini nasıl görmek istiyorsa öyle poz verirdi. Saat, radyo, kalem ya da Vespa çoğu zaman stüdyonun malıydı ve poz için ödünç verilirdi.
Birkaç yıl içinde negatiflerden Paris'te büyük baskılar yapıldı ve Keïta'nın adı Avrupa'nın müzelerinde duyuldu. Sonraki yıllarda negatiflerin kime ait olduğu, baskıları kimin yaptığı ve satıştan kimin pay aldığı uzun bir tartışmaya dönüştü. Bir mahalle stüdyosunun hatıra fotoğrafları, Batı'nın sanat piyasasında «keşfedilmiş» bir ustanın eserleri olmuştu.
Dersin yolu
Kavramları ayırdıktan sonra Pekin'den Bamako'ya, Meksiko'dan Beyrut'a, Baroda'dan Lahor'a uzanan bir yol izleyeceğiz. Her durakta eseri kimin keşfettiğini, kimin sergileyip kimin yasakladığını ve sanatçıların kendi mekânlarını nasıl kurduğunu soracağız.
Sıfır noktası: çoğul çağdaşlık
1990'lardan sonra sanat tarihçileri, tek merkezden yayılan bir çağdaş sanat (contemporary art) yerine çoğul çağdaşlıklardan (contemporaneities) söz etmeye başladı. Pekin'de, Kinşasa'da ve Lahor'da çalışan sanatçıların her biri kendi tarihinin, devletinin ve piyasasının içindeydi.
Yerel renk (local color), bir eserin yabancı izleyiciye kendi kültürünün işaretleriyle görünmesidir. Önceki derste Mosquera'nın eleştirisini gördük: merkezden gelen küratör çoğu zaman tam da bu işaretleri arıyordu. Bir sanatçının yerel malzemeyi seçmesi ile ondan yerel görünmesinin beklenmesi ayrı şeylerdir.
Keşif (discovery) sözcüğü bu derste tırnak içinde duruyor. Batılı bir küratörün bulduğu sanatçı, kendi kentinde yıllarca çalışmış, sergi açmış, öğrenci yetiştirmiş olabilir. Yeni olan çoğu zaman uluslararası piyasanın onun için açtığı raftır.
Sanatçı inisiyatifi (artist-run space) ya da bağımsız mekân, devletin ya da büyük bir müzenin dışında sanatçıların, yazarların ve küratörlerin kurduğu sergi ve buluşma yeridir. Bu dersin beş bölgesinde çağdaş sanatın ilk adresleri çoğu zaman böyle yerlerdi.
Mekanizma — Pekin'de iki el silah sesi
Mao'nun ölümünden üç yıl sonra, 1979 eylülünde Pekin'de bir grup genç sanatçı resimlerini Ulusal Sanat Galerisi'nin bahçe parmaklıklarına astı. Kendilerine Yıldızlar adını vermişlerdi. Polis işleri indirince grup ekimin ilk günü sanat özgürlüğü için kentte yürüdü. Aralarında Ai Weiwei de vardı.
1980'lerin ortasında ülkenin farklı kentlerinde yüzlerce genç sanatçı gruplar kurdu ve Batı felsefesini Çince çevirilerden okudu. Eleştirmenler bu dalgaya Seksen Beş Yeni Dalgası ('85 New Wave) adını verdi. Dalganın toplu sergisi 1989 şubatında, Yıldızlar'ın işlerini parmaklıklara astığı aynı galerinin içinde açıldı.
Sergiyi eleştirmen Gao Minglu ve arkadaşları düzenlemişti. Galerinin önüne geri dönüşü yasaklayan trafik işaretini taşıyan siyah pankartlar serilmişti. Açılışın ilk saatlerinde genç bir kadın sanatçı kendi yerleştirmesine iki el ateş etti.
Polis sergiyi hemen kapattı, Xiao Lu ve işi kendisiyle birlikte üstlenen arkadaşı gözaltına alındı. Sergi birkaç gün sonra yeniden açıldı, ama bomba ihbarları üzerine bir kez daha kapatıldı. Dört ay sonra Tiananmen Meydanı'ndaki gösteriler askerî müdahaleyle bastırıldı. O silah sesi geriye dönüp bakıldığında baharın habercisi gibi okundu.
Mekanizma — okunamayan kitaplar, yıkanmış tarihler
Sergide yer alan işlerden biri, bir ressamın yıllarca tahtaya oyduğu harflerle basılmış kitaplardı.
Xu Bing binlerce Çince karaktere benzeyen ama hiçbir anlamı olmayan işaretler icat etti ve onları tek tek tahtaya oydu. Okumayı bilen her izleyici, tanıdığı yazının karşısında okuma yazma bilmeyen biri gibi kalıyordu. 1989'dan sonra resmî eleştirmenler işi anlamsızlıkla suçladı, sanatçı da kısa süre sonra Amerika'ya gitti.
Güneydoğudaki liman kenti Xiamen'de Huang Yong Ping, 1987'de iki sanat tarihi kitabını bir çamaşır makinesinde iki dakika yıkadı. Biri Çin resminin tarihiydi, öbürü Herbert Read'in modern resim tarihiydi ve ikisi bir sandığın üstünde aynı kâğıt hamuruna dönüştü. Huang 1989'da Paris'teki Dünyanın Büyücüleri sergisi için Fransa'ya gitti ve orada kaldı.
Tiananmen'den sonraki yıllarda Pekin'in kenarındaki ucuz köylere yerleşen sanatçılar, bedenlerini malzeme yaptı. Kentin doğusundaki bir köye kendileri Doğu Köyü adını verdi.
Performansın izleyicisi birkaç arkadaş ve bir fotoğraf makinesiydi, fotoğraflar ise sonradan yurt dışındaki sergilerde dolaştı. Polis baskıları köyü kısa sürede dağıttı.
Ai, yıllarca New York'ta yaşadıktan sonra 1993'te Pekin'e dönmüştü. Fotoğraflar hem Kültür Devrimi'nin geçmişi yok eden yıkımını hem de antika pazarının büyüyen iştahını hatırlatıyordu. Değerli olan neydi: vazo mu, onu düşüren jest mi?
Mekanizma — Venedik'te bir avlu, Pekin'de bir fabrika
Önceki derste 1999 Venedik Bienali'nin büyük ödülünün Çinli bir sanatçıya gittiğini gördük. Bu sanatçı, 1980'lerin ortasında Japonya'ya yerleşmiş, sonra New York'a geçmiş Cai Guo-Qiang'dı. Cai barut çizimleriyle tanınmıştı: kâğıdın üstüne barut serpiyor, ateşliyor ve yanığın bıraktığı izi resim gibi sergiliyordu.
Cai, Mao döneminin en ünlü propaganda heykellerinden birini yeniden yaptırıyordu. Özgün grup 1965'te Sichuan'da, eski bir toprak ağasının malikânesinde kurulmuş ve köylülerin ezilişini anlatmıştı. Venedik'te figürler izleyicinin önünde yapıldı ve fırınlanmadıkları için yavaşça çatladı. Çin'de ise bazı eleştirmenler ve özgün heykelin yapıldığı okulun çevresi, bu kopyayı izinsiz bir alıntı sayıp itiraz etti.
1990'ların başında Pekinli eleştirmen Li Xianting iki yeni eğilime ad koydu. Siyasi pop (political pop), Mao dönemi afişlerinin dilini Coca-Cola ya da Marlboro reklamlarıyla karıştırıyordu. Alaycı gerçekçilik (cynical realism) ise boş bakışlı, esneyen figürler resmediyordu. Yue Minjun'un kendi yüzünü çoğaltan kahkaha atan adamları bu eğilimin en tanınan imgesi oldu.
Bu tuvaller çok geçmeden yabancı alıcıların gözdesi oldu. İsviçre'nin Pekin büyükelçisi Uli Sigg gibi koleksiyoncular çok sayıda eser topladı, 2000'lerin ortasında da Çinli ressamlar uluslararası müzayedelerde rekorlar kırıyordu.
2000'lerin başında sanatçılar Pekin'in kuzeydoğusundaki eski bir elektronik fabrikasının, Doğu Alman mühendislerin tasarladığı testere dişi çatılı salonlarına taşındı. 798 diye anılan bölgeyi kent yönetimi sonradan resmî bir kültür bölgesine çevirdi. Atölyelerin yerini zamanla pahalı galeriler ve kafeler aldı.
Mekanizma — Bamako'dan Kinşasa'ya
Keïta'nın ardından Bamako'nun genç fotoğrafçısı Malick Sidibé de Avrupa'da sergilenmeye başladı. Sidibé bağımsızlığın ilk yıllarında, kentin gece partilerinde ve Nijer kıyısındaki gezintilerde dans eden, plak dinleyen gençleri fotoğraflamıştı. 2007'de Venedik Bienali'nin bütün hayatı için verilen Altın Aslan'ını alan ilk fotoğrafçı oldu.
Bu fotoğrafların Batı'ya ulaşmasında İtalyan asıllı iş insanı Jean Pigozzi'nin koleksiyonu belirleyici oldu. Pigozzi 1989'da Dünyanın Büyücüleri sergisini gezdikten sonra Magnin'le birlikte Sahra'nın güneyinden çağdaş sanat toplamaya başladı. Koleksiyon kısa sürede Avrupa'daki sergilerin başlıca ödünç kaynağı oldu ve kimin sanatçı sayılacağı büyük ölçüde onun seçimlerinden geçti.
Kinşasa'da ise sokak tabelası ressamlığından gelen Chéri Samba, tuvallerine çizgi romanlardaki gibi konuşma balonları ve yazılar ekliyordu. Resimlerinde yolsuzluk, AIDS, para ve şöhret Fransızca ve Lingala dilinde tartışılıyordu. Aynı kentte öğretmenlik ve müze restoratörlüğü yapmış bir adam da kartondan kentler kuruyordu.
Kingelez maketlerine aşırı maketler adını verdi ve onları Kinşasa'nın gelecekte olabileceği kentin planları diye anlattı. Kendini mimar ve kent planlamacısı sayıyordu, Batı'daki sergiler ise onu çoğu zaman «kendi kendini yetiştirmiş» bir sanatçı diye tanıttı.
Mekanizma — silinen kömür, ezilen kapaklar
Güney Afrika'da apartheid son yıllarını yaşarken Johannesburglu William Kentridge kısa filmler çizmeye başladı.
Kentridge her sahneyi tek bir kâğıda çiziyor, bir kare çekiyor, sonra çizimi siliyor ya da değiştirip yeniden çekiyordu. Silinen çizgiler kâğıtta gri bir hayalet gibi kalıyordu. Seri sonraki yıllarda sürdü ve aynı iki karakter, Soho Eckstein ile Felix Teitlebaum, ülkenin yeni dönemine taşındı. Unutulmak istenen geçmiş, sayfadan tamamen silinemiyordu.
Ganalı El Anatsui yıllarca Nijerya'nın Nsukka kentindeki üniversitede heykel öğretti. 1990'ların sonunda kentin içki imalathanelerinden gelen alüminyum şişe kapaklarını toplamaya başladı.
Anatsui örtülerini her sergide farklı biçimde asılabilecek kadar esnek bıraktı. Kumaş, Batı Afrika'nın kente dokuma geleneğini hatırlatıyordu, kapaklar ise sömürge ticaretinde içkinin oynadığı rolü. Sanatçı 2015'te Venedik'te Sidibé'ninkiyle aynı Altın Aslan'ı aldı.
Benin'in Cotonou kentinde Georges Adéagbo'nun evinin avlusuna serdiği bulunmuş kitaplar, plaklar ve el yazısı notlar da birkaç yıl içinde büyük bienallerin salonlarına taşındı.
Küratör Bisi Silva 2007'de Lagos'ta Çağdaş Sanatlar Merkezi'ni kurdu. Merkez bir kütüphane topladı ve genç küratörler için atölyeler düzenledi. Lagoslu bir sanatçı artık Avrupalı bir koleksiyoncunun ziyaretini beklemek zorunda değildi.
Mekanizma — Meksiko'da cuma atölyesi
1987'de Meksiko'da genç Gabriel Orozco, evinde arkadaşlarıyla her cuma toplanmaya başladı. Abraham Cruzvillegas, Damián Ortega ve Gabriel Kuri gibi bu atölyenin katılımcıları, sonraki on yılda uluslararası sergilerde tanındı.
Orozco 1992'de kendi ağırlığı kadar plastilinden bir topu kent sokaklarında yuvarladı. 1993'te Venedik Bienali'nin genç sanatçılar bölümünde yere boş bir ayakkabı kutusu koydu. Ziyaretçilerin çoğu kutunun bir eser olduğunu fark etmeden yanından geçti.
DS, 1950'lerde Fransa'nın modernliğinin simgesiydi ve daraltılınca sürülemez oldu. Bu işlerde «Meksikalı» olduğunu söyleyen bir işaret yoktu. Orozco Meksiko, New York ve Paris arasında yaşıyor, malzemesini bulduğu yerden alıyordu.
Bu çevreye yakın iki genç, José Kuri ve Mónica Manzutto, 1999'da bir galeriyi binaya bağlamadan kurdu. Kurimanzutto ilk sergisini kentin bir pazar yerinde, tezgâhların arasında açtı, sonradan da uluslararası fuarların tanınan galerilerinden biri oldu.
Mekanizma — Brezilya ve Havana
Rio de Janeirolu Ernesto Neto, 1990'larda tavandan yere sarkan yumuşak heykeller yaptı.
Neto, izleyiciyi esere dokunmaya çağıran önceki Brezilyalı kuşağın mirasını kokuya taşıdı. Kimi eleştirmenler bu işlerin her müzeye kolayca uyduğunu, Brezilya'yı hoş bir duyusal deneyime dönüştürdüğünü yazdı.
Vik Muniz başka bir yol izledi. Fotoğrafını çektiği imgeleri şekerden, çikolatadan ya da çöpten yeniden çizdi.
Muniz çocukları Karayipler'deki Saint Kitts adasında, şeker kamışı tarlalarında çalışan ailelerin yanında tanımıştı. Portreleri, anne babalarının emeğinin ürünüyle çizdi ve şeker dağılmadan çizimleri fotoğrafladı. Şeker, Karayipler'de köleleştirilmiş insanların emeğiyle kurulmuş bir ekonominin maddesiydi. Burada o madde, kısa süre sonra dağılacak çocuk yüzlerini taşıyordu.
Kurdeleler Salvador'daki Bonfim kilisesinin geleneğinden geliyordu. Orada inananlar bileklerine bağladıkları kurdele kendiliğinden kopunca dileklerinin gerçekleşeceğine inanıyordu. Neuenschwander bu halk geleneğini müzeye taşıdı, dilekleri ise ziyaretçiden ziyaretçiye dolaştırdı.
Havana'da sanat okulundan üç arkadaş 1991'de, Sovyetler Birliği'nin çöküşünün getirdiği kıtlığın ortasında kendilerine Los Carpinteros, yani marangozlar adını verdi. Rio'da Beatriz Milhazes'in çiçek ve dantel desenlerini katman katman bastığı tuvalleri müzayedelerde yüksek fiyatlara ulaştı.
Mekanizma — Beyrut'ta bir fotoğraf arşivi
Lübnan'daki iç savaş 1990'da sona erdiğinde Beyrut'un müzeleri büyük ölçüde kapalıydı. 1994'te Christine Tohme ve birkaç sanatçı Ashkal Alwan adlı bir dernek kurdu, ilk sergiler kentin bir parkında ve sokaklarında açıldı.
1997'de fotoğrafçılar Fouad Elkoury, Samer Mohdad ve Akram Zaatari, Arap İmge Vakfı'nı kurdu. Vakıf bölgenin aile albümlerini ve mahalle stüdyolarının negatiflerini toplamaya başladı.
Madani 1950'lerden beri güneydeki Sayda kentinde stüdyo fotoğrafçılığı yapıyordu. Zaatari onun negatiflerini teker teker inceledi ve fotoğrafçıyla uzun konuşmalar yaptı. Keïta'nın portrelerine benzeyen bu arşivi bu kez yabancı bir küratör keşfetmiyordu, kentin kendi sanatçısı araştırıyordu.
Mekanizma — Kahire, İskenderiye, Dubai
1998'de Kahire'nin merkezinde, otomobil tamircilerinin arasındaki bir ara sokakta Townhouse Galerisi açıldı. Kanadalı William Wells ve Mısırlı Yasser Gerab'ın kurduğu galeri, genç Mısırlı sanatçılar için devletin salonlarından başka ilk düzenli adreslerden biri oldu.
İskenderiyeli Wael Shawky, Haçlı Seferleri'ni Arap tarihçilerin anlatısından okuyan bir film üçlemesine girişti.
İlk film için Torino'daki eski bir koleksiyondan ödünç alınmış kuklalar kullanıldı. Diyaloglar, Lübnanlı yazar Amin Maalouf'un Haçlı Seferleri'ni Araplar'ın gözünden anlatan kitabına dayanıyordu. Avrupa'nın kuklaları kendi tarihlerini başka bir taraftan dinliyordu.
Dubai'de Hassan Sharif, Londra'daki öğreniminden döndükten sonra halat, terlik ve plastik çatal gibi ucuz seri malları demetler hâlinde bağlayıp yığınlara dönüştürdü. Petrolle hızla zenginleşen kentte çağdaş sanat galerisi neredeyse yoktu, Sharif genç sanatçılarla kendi mekânlarını kurdu.
Mekanizma — Baroda'dan Delhi'ye
Hindistan'da 1981'de, Baroda'daki sanat fakültesinin çevresinden altı ressam İnsanlar için bir yer adlı ortak bir sergi açtı. Hepsi sokağı, kenti ve sıradan insanları anlatan bir resme dönmüştü.
Resim, kim ne yaparsa yapsın birinin ona laf edeceğini anlatan eski bir halk masalını kullanıyordu. Khakhar eşcinselliğini resimlerinde açıkça işleyen ilk Hintli ressamlardan biriydi. Balkondaki adam, kalabalığa yukarıdan, çıplak ve sakin bakıyordu.
1990'larda Hindistan ekonomisini dünyaya açarken dinî milliyetçi şiddetle de sarsıldı. 1992'de Ayodhya'daki Babri Camii'nin yıkılmasından sonra Bombay'da kanlı ayaklanmalar çıktı ve Vivan Sundaram gazetedeki bir ölü fotoğrafından bir anma yerleştirmesi kurdu.
Malani, 1947'deki bölünmenin akıl hastanelerine taşındığı Saadat Hasan Manto öyküsünden yola çıktı. Yerleştirme, Hindistan ile Pakistan'ın 1998 mayısında art arda yaptığı nükleer denemelere bir cevaptı.
Delhi'de 1997'de bir grup sanatçı, farklı ülkelerden sanatçıların birkaç hafta birlikte çalıştığı Khoj atölyesini kurdu. Raqs Medya Kolektifi de kentin korsan medya kültürünü araştıran Sarai'yi kurmuştu. Khoj'un kurucularından Subodh Gupta mutfak eşyalarına yöneldi.
Bu kaplar Hindistan'ın her mutfağında kullanılır. Açlığı hatırlatan heykel, Fransız bir milyarderin koleksiyonuna girdi ve 2000'lerin Hint sanat patlamasının simgesi oldu. Yerel malzeme, küresel fuarlarda kolay tanınan bir imzaya dönüşmüştü.
Mekanizma — Lahor'dan Kochi'ye
Lahor'daki Ulusal Sanat Koleji'nde 1980'lerde minyatür resim bir zanaat dersi sayılıyordu. Shahzia Sikander bu bölümün bitirme işi olarak, geleneksel teknikle kendi gündelik hayatını anlatan uzun bir rulo yaptı. Minyatür, onun ve sonraki kuşağın elinde çağdaş bir dile dönüştü.
Aynı kentte Rashid Rana, uzaktan bakınca tek bir imge gibi görünen fotoğraf mozaikleri yaptı.
Rana, yabancı izleyicinin bölgeden beklediği süslü el sanatını önce veriyor, yaklaşınca onun altındaki şiddeti açıyordu.
2012 aralığında sanatçılar Bose Krishnamachari ve Riyas Komu, Kerala'nın liman kenti Kochi'de eski ticaret depolarına yayılan bir bienal açtı. Eyalet hükümetinin desteklediği ama sanatçıların kurduğu bu sergi, Hindistan'ın ilk büyük uluslararası bienali oldu.
Mekanizma — etiketlerin sınırı
Çin'de devlet 1989'da sergiyi kapattı, yirmi yıla varmadan da fabrikayı bir sanat bölgesine çevirdi. Bamako'da ve Kinşasa'da bir Avrupalı koleksiyon kimin sanatçı sayılacağını belirledi. Beyrut'ta, Kahire'de ve Delhi'de sanatçılar devletin boş bıraktığı yeri kendi dernekleriyle doldurdu.
«Yerel» ve «küresel» etiketleri bu yüzden kolay kullanılmaz. Orozco'nun otomobili Meksika'ya dair hiçbir işaret taşımıyordu, Gupta'nın tencereleri ise Hindistan'ın markası gibi okundu. İkisi de aynı fuarlarda satıldı.
Kalıcı araçlar
Bir sanatçının özgeçmişini (CV) bir harita gibi oku. Sergi listesinin en altından, ilk satırdan başla. İlk sergi nerede açılmış: bir devlet salonunda mı, bir apartman dairesinde mi, bir parkta mı, bir pazar yerinde mi?
Sonra ilk yurt dışı sergiyi bul ve arada geçen yılları hesapla. Keïta'nın stüdyosunu açtığı yıl ile Paris'teki ilk büyük sergisi arasında kırk yıldan fazla vardır.
Koleksiyonlar satırında hangi kentlerin adı geçiyor? Eserler kendi ülkesinin bir müzesinde mi, Cenevre'deki ya da Venedik'teki özel bir koleksiyonda mı?
Kurduğu mekânlar satırına bak. Khoj, Townhouse ya da Ashkal Alwan gibi, sanatçının başkaları için açtığı yerler çoğu zaman özgeçmişin en kısa satırıdır.
Son olarak yaşadığı kentleri sırala ve sergi etiketlerinin onu hangi ülkenin adıyla andığını karşılaştır.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Bu bölgelerin çağdaş sanatı, Batılı küratörler onu keşfettiğinde başladı."
Keïta Bamako'da yıllarca çalışmıştı, Seksen Beş Yeni Dalgası kendi sergisini Pekin'de açtı. Batı'nın getirdiği, bu işler için yeni bir pazardı.
Yaygın yanlış"Yerel malzeme kullanan bir eser kendi kültürünü yansıtır."
Gupta'nın çelik kapları küresel fuarların imzasına dönüştü, Rana'nın halısı beklenen imgeyi tersine çevirdi. Malzemenin anlamı, izleyicinin beklentisiyle birlikte kurulur.
Yaygın yanlış"Devletin baskı uyguladığı yerlerde çağdaş sanat yapılamaz."
Xiao Lu ve Doğu Köyü sansürün içinde çalıştı, Beyrut'ta ve Kahire'de sanatçılar kendi mekânlarını kurdu. Baskı, işlerin biçimini ve gösterildiği yeri değiştirdi.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: 1989'da Pekin'de kapatılan sergi, Xu Bing'in okunamayan kitabı ve Doğu Köyü'nün performansları devletle sanatın gerilimini gösterdi, Cai'nin avlusu ve siyasi pop piyasanın Çin'i keşfini başlattı. Keïta ve Kingelez Afrika'da keşfin, Kentridge hafızanın sorularını açtı, El Anatsui ve Lagos'taki merkez kendi yolunu kurdu. Orozco, Neto, Muniz ve Neuenschwander etiketsiz bir dil denedi. Beyrut'ta, Kahire'de ve Delhi'de sanatçılar kendi arşivlerini ve mekânlarını kurdu.
Sonraki derse köprü
Bu dersin bağımsız mekânları çoğu zaman bir kiralık dairede, bir ara sokakta ya da bir parkta doğdu. İstanbul'da da 1980 askerî darbesinin ardından benzer bir yol açılıyordu. 1987'de Bizans'tan kalma bir kilisenin taş kemerleri altında açılan uluslararası sergiyi, iki yılda bir yinelenen bienaller izledi. 1990'ların sonunda ise birkaç sanatçı Galata'daki bir apartman dairesinin kapısını komşularına açtı ve sergilerini onlarla birlikte kurmaya başladı.