Ders KRO-317.18 · Avrupa Rönesansları

Akdeniz, Osmanlı ve küresel malzemelerin Rönesans içindeki yeri

3.346 kelime · 18 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Rönesans Akdeniz'in iki yakası arasındaki savaş, ticaret ve meraktan ayrı düşünülemez. II. Mehmed İtalyan sanatçıları sarayına çağırdı. Gentile Bellini'nin portresi ve İtalyan madalyaları onu bir Avrupa hükümdarının diliyle temsil etti. Venedik resmi Memlük kentlerini hem tanıklıkla hem de basılı kaynaklardan kurdu. Anadolu halıları Avrupa resimlerine girdi ve onlara bugün hâlâ ressam adları veriliyor. Kakmalı pirinç, ultramarin, koşnil, ipek ve Afrika fildişi Rönesans nesnelerinin malzemesiydi. Süleyman'ın miğferi ve Coecke, Lorck, Nicolay'ın çizimleri iki sarayın birbirine nasıl göründüğünü gösterir. «Küresel Rönesans» tartışması bu ağları görünür kıldı, ama Osmanlı tarafını kendi kaynaklarından okuma görevini açık bıraktı.

Açılış: bir tuzluktaki biber

Önceki dersin saray salonlarında altından, mineden ve fildişinden yapılmış nesneler vardı. Cellini'nin Fransa kralı için yaptığı altın tuzluğu hatırla. Deniz tanrısının yanında gemi biçiminde bir tuz kabı, toprak tanrıçasının yanında küçük bir tapınak biçiminde biber kabı durur. Biber Hindistan'ın Malabar kıyısında yetişiyor, ya Kızıldeniz, İskenderiye ve Venedik üzerinden ya da Ümit Burnu'nu dolaşan Portekiz gemileriyle Avrupa'ya ulaşıyordu. Rönesans sofrasının en zarif nesnesi, içine konan baharat kadar uzak bir yolculuğun sonunda masaya geliyordu.

Aynı yolları insanlar da kullanıyordu. 1479'da Venedik ile Osmanlı Devleti arasında on altı yıl süren bir savaş barışla sona erdi. Kısa bir süre sonra İstanbul'dan bir istek geldi: sultan iyi bir ressam istiyordu. Venedik senatosu bu iş için devletin resmî ressamlarından birini, Gentile Bellini'yi seçti.

Yaprak çoğu araştırmacıya göre Gentile'nin İstanbul'da kaldığı aylarda yapıldı. Bazıları ise onu, aynı yıllarda Osmanlı sarayında bulunan bir başka İtalyan sanatçıya, Ferraralı Costanzo'ya bağlıyor. Atfın kime düştüğü bir yana, resmin konusu açıktır. Bir Venedikli göz, bir Osmanlı genç adamını kalemiyle, kumaşıyla ve oturuşuyla yakından inceliyor. Yaprağa sonradan Arap harfleriyle bir yazı eklendi. Bir yazıcıyı inceleyen bu Venedikli bakış, bir süre sonra kendisi Doğu'daki bir albümün sayfasına girdi.

Bu ders Rönesans'ı, Floransa'yı ve Brugge'yi dünyaya bağlayan limanlardan okumayı deniyor. Bir İtalyan ressamın İstanbul yolculuğu da, bir Londra panosundaki Anadolu halısı da bu limanlardan geçer. Bir Batı Afrika oymacısının fildişine işlediği Portekiz arması da aynı sorunun parçasıdır.

Dersin yolu

Gentile'nin İstanbul'daki işleriyle ve sultan için dökülen madalyalarla başlıyoruz. Venedik'in Doğu sahneleri, Anadolu halıları ve kakmalı pirinç onları izliyor. Pigmentin, ipeğin ve fildişinin yolundan sonra bir miğfere, İstanbul'u çizen ressamlara ve «küresel Rönesans» tartışmasına geleceğiz.

Sıfır noktası: bir kıyının iki yakası

On beşinci yüzyılın Akdeniz'i dinlerin ve devletlerin birbirine karşı savaştığı bir denizdi. Aynı zamanda tüccarların her gün iki yaka arasında gidip geldiği bir pazardı. Venedik ile Ceneviz, İskenderiye'de, Beyrut'ta ve Şam'da konsoloslar ve ticaret evleri tutuyordu. Floransalı tüccarlar Bursa'dan ham ipek alıyor, Osmanlı pazarlarına kendi yünlü kumaşlarını satıyordu.

1453'te II. Mehmed İstanbul'u aldı. Avrupa'nın birçok sarayında bu olay bir felaket olarak anıldı ve papalar Haçlı seferi çağrıları yaptı. Ama aynı yıllarda İtalyan beylerinin ve cumhuriyetlerinin elçileri sultanın sarayına gidip geliyordu. Mehmed Yunanca ve Latince kitaplar topladı, İtalyan haritacıları ve hekimleri yanında tuttu, Avrupalı sanatçılar davet etti. 1461'de Rimini beyi Sigismondo Malatesta, madalyacı Matteo de' Pasti'yi sultana göndermek istedi. Sanatçı Girit'te Venedikliler tarafından casusluk kuşkusuyla yakalandı ve yolculuk yarım kaldı.

Savaş, ticaret, merak ve korku bu kıyıda birlikte yaşıyordu. Avrupa'nın kendini Antikçağ'a bağlayan yeniden doğuş öyküsü ise, kursun ilk dersinde gördüğümüz gibi, Doğu'yu çoğu kez öykünün dışında bıraktı.

Mekanizma — İstanbul'da bir Venedikli ressam

Gentile Bellini, 1479 sonbaharında İstanbul'a vardı ve bir yılı aşkın bir süre orada kaldı. Sarayda ne yaptığını gösteren belgeler azdır. Sonraki yazarların anlattığı renkli öykülerin çoğu doğrulanamıyor. Ondan kalan en ünlü eser, bugün Londra'daki bir portredir.

Resmin bugünkü yüzeyinin büyük bölümü sonraki yüzyıllarda yapılan onarımlarla değişti. Teknik incelemeler, özgün boya katmanının büyük ölçüde yitirildiğini gösteriyor. Bu yüzden resmin Gentile'nin elinden çıktığı hâli tartışmalıdır. Kemer ve parapet, Venedik'te bir doçun ya da bir soylunun portresi için kullanılan bir çerçevedir. Taçlar ise sultanın hükmettiği ülkeleri anar gibi dizilmiştir. Bir Osmanlı hükümdarı, bir Venedik portresinin diliyle temsil edilmiştir.

Gentile'nin İstanbul'da yaptığı işler yalnız bir yöne gitmedi. Açılıştaki yazıcı, kısa sürede Doğu'da bir ressamın da masasına ulaştı.

Sayfadaki yazı onu Herat'ın ünlü ressamı Bihzad'a bağlar, ama bu atıf kesin değildir. Sayfanın Gentile çevresinden gelen bir modeli kopyaladığı ise açıkça görülür. Bir Venedik çizimi, Fars resminin kendi kurallarıyla yeniden kurulmuştur.

Gentile, sultanın sarayına giden ilk İtalyan sanatçı değildi. Ondan birkaç yıl önce Napoli kralı, kendi saray sanatçısı Costanzo da Ferrara'yı İstanbul'a göndermişti.

Arka yüzdeki atlı sultan, bir İtalyan beyinin madalyasında da görülebilecek bir düzen içinde durur. Ön yüzdeki yazı ise onu bir imparator olarak anar. Madalya, bu kursun kentler dersinde gördüğümüz Bizans imparatorunun madalyasından yaklaşık kırk yıl sonra yapıldı. Konstantinopolis'in hükümdarı değişmişti, ama İtalyan saraylarının onu temsil etmek için kullandığı biçim aynı kalmıştı.

Mekanizma — bir komplo ve bir madalya

Floransa'da 1478'de Medici kardeşlere bir suikast düzenlendi. Giuliano öldürüldü, Lorenzo yaralı olarak kurtuldu. Katillerden Bernardo Bandini Baroncelli kaçtı ve İstanbul'a sığındı. Lorenzo, sultandan adamın geri verilmesini istedi. Mehmed onu yakalatıp Floransa'ya gönderdi ve Bandini 1479'un sonunda asıldı. Genç Leonardo, asılı adamın bir çizimini yaptı ve kenarına giysilerini not etti.

Floransa'nın bu iyiliğe cevabı bir madalya oldu.

Madalya, Lorenzo'nun çevresindeki heykeltıraş Bertoldo di Giovanni'ye bağlanıyor. Arka yüzdeki sahne Roma zafer alaylarından alınmıştır. Bağlı kadınlar, sultanın fethettiği toprakların kişileştirmeleridir. Medici çevresinin antik biçim dili, burada bir Osmanlı hükümdarını Roma imparatorlarına yakışan bir zaferle övüyor. Madalya bir diplomatik borcun ödemesidir. Komplonun Floransa'da dökülen kendi madalyası, bu öykünün öbür yüzüdür.

Mekanizma — Venedik'in Doğu sahneleri

İstanbul'dan dönen Gentile, Venedik'teki kardeşliklerin büyük tuvallerini yapmayı sürdürdü. Aziz Markos kardeşliği, ondan koruyucu azizinin İskenderiye'deki vaazını istedi.

Gentile 1507'de öldü ve resmi kardeşi Giovanni tamamladı. Kentin mimarisi, Venedik'in San Marco bazilikasını ve İskenderiye'den duyulan anıtları birbirine karıştırır. Kalabalığın giysileri ise o yıllarda Memlük Mısır'ında giyilen sarıkları ve örtüleri dikkatle izler. Resim Venedik'in koruyucu azizini Doğu'nun bir kentine yerleştiriyor. Venedik ise o kentlerle her gün ticaret yapıyordu.

Aynı yıllardan, ressamı bilinmeyen bir başka Venedik tuvali bir diplomatik anı kaydeder.

Resim uzun süre Gentile çevresine bağlandı, bugün adsız bir Venedikli ressamın işi sayılıyor. Minare kentin gerçek bir yapısını tanınabilir biçimde gösterir. Venedik'in temsilcileri burada Memlük valisinin karşısında, bir ticaret ortağının yerindedir.

Ama Venedik resmindeki her Doğulu figür bir tanıklıktan gelmiyordu. Bazıları kitaplardan kopyalanıyordu.

Mainzlı din adamı Bernhard von Breydenbach, hac yolculuğuna bir ressamla gitmişti. Kitap çabuk çevrildi ve yeniden basıldı. Julian Raby 1982'deki incelemesinde, Carpaccio gibi Venedikli ressamların bazı Doğulu figürlerini bu baskılardan aldığını gösterdi. Ayrıntıyla boyanmış bir sarık, ressamın Doğu'yu gördüğünü kanıtlamaz. Önce o sarığın daha önce bir kitapta görünüp görünmediğine bakmak gerekir.

Mekanizma — yerdeki desen

On beşinci yüzyıldan başlayarak İtalyan ve Flaman resimlerinde Anadolu'da dokunmuş halılar giderek sık görünür. Fra Angelico'nun San Marco sunağında Meryem'in tahtının önüne serilen halıyı görmüştük. Yüzyılın sonunda halı, bir kentin bayram süsü olarak sokağa da taşındı.

Carlo Crivelli bu resmi, papadan bir yönetim ayrıcalığı alan Ascoli Piceno kenti için yaptı. Balkondan sarkan halı, bayram günlerinde pencerelerden halı asma geleneğini gösterir. Bir Anadolu dokuması, bir İtalyan kentinin kendi özgürlüğünü kutlayan süslerin arasındadır.

Avrupa'ya gelen halıların çoğu Batı Anadolu'nun dokuma merkezlerinde, özellikle Uşak çevresinde dokunuyordu. Venedik tüccarları onları İstanbul ve Bursa üzerinden alıp kendi kentlerine taşıyordu. Bu halıların desenlerini sınıflandıran sanat tarihçileri, on dokuzuncu ve yirminci yüzyılda onlara Avrupalı ressamların adlarını verdi.

Ad, bu halıları bazı resimlerinde ayrıntısıyla boyayan Venedikli ressam Lorenzo Lotto'dan gelir. Lotto onları tasarlamadı ve dokumadı. Ad yalnızca, Avrupalı tarihçilerin bir deseni bir Avrupa resmindeki görünüşüne göre adlandırdığını gösterir.

Bu tipe adını Hans Holbein'ın portreleri verdi. Holbein, Londra'daki tüccarları ve saray adamlarını çoğu kez masaya serili bir Anadolu halısının yanında boyadı. 1533 tarihli Elçiler'de de rafın üst katını bir Anadolu halısı kaplar. Halı, gök küresi ve güneş saatleriyle birlikte iki adamın bilgisini gösterir. Avrupa evlerinde bu halılar çoğu kez masaya serilip değerli bir eşya gibi korunuyordu.

Tarihli halı çok az kaldığı için, bir desenin hangi on yılda dokunduğunu çoğu kez onu boyayan tarihli bir Avrupa resmi gösterir. Avrupa resmi böylece Anadolu dokumacılığının tarihi için de bir kaynak olur.

Mekanizma — kakma pirinç ve bir leğenin adı

Memlük Mısır'ı ve Suriye'si, on üçüncü ve on dördüncü yüzyılda pirinç kapları gümüş ve altınla kakmanın ustasıydı. Bu teknikte ustanın kalemiyle oyduğu yuvalara ince maden telleri ve levhaları çekiçle gömülür. Avrupa'da bu iş, Şam kentinin adıyla anıldı.

Leğeni Memlük ustası Muhammed ibn ez-Zeyn yaptı. Sonradan Fransa kraliyet hazinesine girdi ve hanedanın çocuklarının vaftizinde kullanıldı, 1856'da III. Napolyon'un oğlu da onda vaftiz edildi. Adı onu on üçüncü yüzyılın kralı Aziz Louis'ye bağlar, oysa kral leğen yapılmadan önce ölmüştü. Bir Memlük sarayının av sahneleri, bir Hristiyan hanedanının en kutsal törenlerinden birine yerleşti.

On beşinci yüzyılda kakmalı pirinç Venedik'te çok aranıyordu. Mahmud el-Kurdi gibi ustaların imzasını taşıyan bir grup kap, on dokuzuncu yüzyıldan beri «Veneto-Saracenic» diye anıldı. Ad, Venedik'e yerleşmiş Müslüman ustaların bu kapları orada yaptığını varsayıyordu. Bugün birçok araştırmacı, kapların büyük bölümünün Memlük topraklarında ya da batı İran'da yapılıp Avrupa'ya gönderildiğini düşünüyor. Ad bu kez yapım yerini gizlemişti.

Mekanizma — ipek, mavi ve kırmızı

En pahalı mavi olan ultramarin, Venedik dersinde gördüğümüz gibi lapis lazuli taşından elde ediliyordu. Taş Levant limanları üzerinden geliyordu (KRO-317.12). Bir Meryem'in mantosu, Afganistan dağlarından Venedik'in renk dükkânlarına uzanan bir yolun sonuydu.

Kırmızının yolu on altıncı yüzyılda değişti. Meksika'da kaktüs üstünde yaşayan küçük bir böcekten elde edilen koşnil boyası, İspanyol gemileriyle Sevilla'ya gelmeye başladı. Avrupa'nın boyacıları bu boyayı ipek ve yün boyamada, ressamlar da kırmızı lak pigmentlerinde kullandı. Bir İtalyan kadifesinin ya da bir resimdeki kırmızı giysinin rengi, artık Atlantik'in öbür kıyısından gelebiliyordu.

İpek iki yönde dolaşıyordu. Floransa ve Venedik atölyeleri iri nar desenli kadifelerini Osmanlı pazarına da satıyordu. İki yakanın kadifeleri bazen öyle benzer ki, bir parçanın nerede dokunduğunu ancak dokuma tekniği ayırt edebilir.

Mekanizma — Lizbon'a gelen fildişi ve tüy

Portekiz gemileri on beşinci yüzyılın ikinci yarısında Batı Afrika kıyısı boyunca güneye indi. Bu ticaret altın, biber ve fildişinin yanında köleleştirilmiş insanları da kapsıyordu. Bugünkü Sierra Leone kıyısında Sapi oymacıları, Benin krallığında Edo ustaları çalışıyordu. Portekizli alıcılar için fildişinden kaşıklar, tuzluklar ve av boruları oydular.

Av sahneleri Avrupa'dan gelen basılı kitaplardan alınmış olabilir. Oyma tekniği ve bazı biçimler ise kıyının kendi geleneğine aittir. Ismarlayan Portekizli, yapan Afrikalı ustaydı. Bir Avrupa armasını taşıyan bu boruları yalnızca «Avrupa malı» ya da yalnızca «Afrika sanatı» diye adlandırmak, onları yapan ilişkiyi görünmez kılar.

Atlantik'in öbür yakasından da benzer nesneler geldi. Meksikalı tüy ustalarının bir Avrupa baskısından yola çıkarak yaptığı Gregorius Ayini mozaiğini Amerika kursunda görmüştük (KRO-315.14). Bu nesnelerin çoğu sonunda Avrupalı prenslerin nadire kabinelerinde buluştu. Bir Afrika fildişi, bir Meksika tüy işi ve bir Çin porseleni aynı rafta duruyordu. Onları yapanların adları ise çoğu kez o odaya hiç girmedi.

Mekanizma — bir miğfer ve taçların yarışı

On altıncı yüzyılın ilk yarısında Akdeniz'in iki büyük hükümdarı, Osmanlı sultanı Süleyman ile Habsburg imparatoru V. Karl, birbirinin karşısındaydı. Papa da bu yarışın üçüncü tarafıydı. 1532'de Süleyman Habsburg topraklarına bir sefere çıkarken, Venedik'te kuyumcuların yaptığı olağanüstü bir başlık satın aldı.

Miğfer günümüze ulaşmadı, onu bu tür gravürlerden ve elçi raporlarından tanıyoruz. Gülru Necipoğlu 1989'daki çalışmasında başlığı bu yarışın içinde okudu. Papanın tacı üç kattı. Dört katlı miğfer, papanın ve imparatorun üstünde bir hükümdarlık iddiasını Avrupalı izleyicinin anlayacağı dille söylüyordu. Seferde Habsburg elçilerinin önünde sergilendi. Osmanlı sarayının kendi tören dilinde böyle bir taç yoktu.

Mekanizma — İstanbul'u gözüyle çizenler

Flaman ressam Pieter Coecke van Aelst, 1533'te Brükselli bir halı dokumacısı adına İstanbul'a gitti. Amacı sultandan halı siparişi almaktı. Sipariş gelmedi. Coecke ise yanında çizimlerle döndü.

Coecke 1550'de öldü. Diziyi üç yıl sonra dul eşi Mayken Verhulst yayımladı. Mayken kendisi de bir ressamdı ve atölyenin işlerini kocasından sonra sürdürdüğü düşünülüyor. Friz, bir aile atölyesinin işi olarak basıldı.

İki yıl sonra Habsburg imparatorunun elçisi Ogier Ghiselin de Busbecq İstanbul'a geldi. Yanındakilerden biri Danimarka doğumlu ressam Melchior Lorck'tu.

Lorck yapıları tek tek, adlarıyla birlikte çizdi. Çizim bugün kentin on altıncı yüzyıl ortasındaki görünüşü için önemli bir belgedir.

Fransa kralının elçisiyle İstanbul'a giden Nicolas de Nicolay ise kentin insanlarını çizdi.

Bu figürler onlarca yıl boyunca kostüm kitaplarına, harita kenarlarına ve resimlere kopyalandı. Osmanlı sarayında ise Matrakçı Nasuh, Süleyman'ın seferlerindeki kentleri kuşbakışı resimlerle anlatmıştı. Bu resimlerin ve Piri Reis'in deniz kitabındaki liman çizimlerinin kendi dili, sonraki kursun konusudur.

Mekanizma — «küresel Rönesans» tartışması

Bu kursun ilk dersinde andığımız tarihçiler Lisa Jardine ve Jerry Brotton, bu nesneleri tek bir soruda topladı.

Yazarlara göre Rönesans sarayları, Osmanlı ve Memlük saraylarıyla aynı mallar, armağanlar ve tören imgeleri için yarışıyordu. Bir atlı hükümdar madalyası İstanbul'da da Mantova'da da anlaşılırdı.

Eleştirmenler, kitabın Osmanlı tarafını büyük ölçüde Avrupa belgelerinden okuduğunu söyledi. Osmanlı sarayının kendi tercihleri bu belgelerde yalnız dolaylı görünür. Necipoğlu'nun miğfer çalışması bu yüzden önemlidir, çünkü bir Venedik nesnesini Osmanlı sarayının onu neden istediği sorusuyla okur.

«Küresel» sözcüğü de tartışılıyor. Bu dersteki nesnelerin çoğu Akdeniz ve Atlantik kıyılarının ağlarına aittir. Çin, Hindistan ya da Amerika Avrupa'ya çoğu kez bir malzeme ya da bir nadire olarak ulaştı. Rönesans'ın sınırını genişletmek, merkezini kendiliğinden değiştirmez.

Kalıcı araçlar

Bu kurs on sekiz derste bir eserin önünde nereye durulacağını öğretti. Araçları, esere ne kadar uzaktan baktığına göre sıralayabilirsin. Mesafe değiştikçe soru da değişir.

Bir karış uzaktan yüzeyi oku. Saydam sırları, freskin günlük sıva sınırlarını ve keskinin izini ara. Alt çizimin ve röntgenin gösterdiği vazgeçişleri bir çalışma belgesi say. Dendrokronolojinin yalnız bir alt sınır verdiğini unutma. Bugünkü yüzeyin hangi temizlikten geçtiğini sor. Bir halının düğümü ya da bir leğenin gümüş teli de bu mesafede okunur.

Bir kol boyu geri çekilince elleri ayır. Ustanın, yardımcıların ve sonradan tamamlayanların payını ara. Taslaktan kartona giden yolu izle. İmzayı ve monogramı bir iddia olarak oku. Bir atıf verirken ne kadar kesin olduğunu da söyle. Belgesi olup eseri kaybolan sanatçıyı üslup tahminiyle aceleyle doldurma.

Odanın kapısından eserin kullanıcısını bul. Ölçeğine, ilk yüksekliğine ve ışığın geldiği pencereye bak. Bir diptik tek bir kişinin yakın bakışı için, bir sunak kalabalık bir kilise için yapılmıştı. Perspektif seni nereye koyuyor, çıplak bir figürün bakışı kimin için kurulmuş, sor.

Meydana çıkınca kurumu adlandır. Lonca, kardeşlik, kent kurulu, banka ya da saray eserin konusunu ve boyutunu belirler. Sözleşmeyi, ödeme kaydını ve envanteri aç. Altının ve ultramarinin fiyatını bul. Pazar için yapılmış bir panoda tekrar eden tiplerin olağan olduğunu hatırla.

Limana inince yolu izle. Mavinin, halının, fildişinin ve biberin nereden geldiğini sor. Bir gravürün bir figürü hangi kente taşıdığına bak. Bir nesnenin adını kimin koyduğunu ara. «Lotto halısı» ya da «Saint Louis leğeni» gibi bir ad, yapım yerini gizleyebilir.

Yüzyılların ötesinden anlatıcıyı tart. Bir dönem adının, bir okul etiketinin ya da bir dahi efsanesinin hangi yazarla doğduğunu bul. Vasari'nin, Condivi'nin ya da bir hamisine yakın biyografi yazarının öyküsünü belgeyle sına. Bir ünün hangi yüzyılda kurulduğunu ve dönemin kazanımlarının kadınlar ve yabancılar için ne anlama geldiğini sor.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Lotto ve Holbein halıları Avrupa'da tasarlanıp dokunan halılardır."
Doğrusu

Bu halılar Anadolu'da dokundu. Adlarını, onları resimlerinde boyayan ressamlardan sonraki yüzyıllarda tarihçiler verdi.

Yaygın yanlış"Londra'daki II. Mehmed portresi, Gentile Bellini'nin bıraktığı gibi duruyor."
Doğrusu

Resim yüzyıllar içinde ağır onarımlar gördü ve özgün yüzeyin büyük bölümü yitirildi.

Yaygın yanlış"Saint Louis Vaftiz Teknesi, IX. Louis'nin leğeniydi."
Doğrusu

Leğen kralın ölümünden onlarca yıl sonra bir Memlük atölyesinde yapıldı. Ad sonradan verildi.

Yaygın yanlış"Doğulu figürleri ayrıntıyla boyayan bir ressam Doğu'yu görmüştür."
Doğrusu

Birçok figür Breydenbach'ın kitabı gibi basılı kaynaklardan ya da başka resimlerden kopyalandı.

Yaygın yanlış"Rönesans Avrupa'nın kendi içinde doğdu, Doğu yalnızca mal sattı."
Doğrusu

Madalyalar, ressamlar, halılar ve pigmentler iki yaka arasında dolaştı. Osmanlı sarayı da kendi isteğiyle İtalyan sanatçıları çağırdı.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Rönesans Akdeniz'in iki yakası arasındaki savaş, ticaret ve meraktan ayrı düşünülemez. II. Mehmed İtalyan sanatçıları sarayına çağırdı. Gentile Bellini'nin portresi ve İtalyan madalyaları onu bir Avrupa hükümdarının diliyle temsil etti. Venedik resmi Memlük kentlerini hem tanıklıkla hem de basılı kaynaklardan kurdu. Anadolu halıları Avrupa resimlerine girdi ve onlara bugün hâlâ ressam adları veriliyor. Kakmalı pirinç, ultramarin, koşnil, ipek ve Afrika fildişi Rönesans nesnelerinin malzemesiydi. Süleyman'ın miğferi ve Coecke, Lorck, Nicolay'ın çizimleri iki sarayın birbirine nasıl göründüğünü gösterir. «Küresel Rönesans» tartışması bu ağları görünür kıldı, ama Osmanlı tarafını kendi kaynaklarından okuma görevini açık bıraktı.

Sonraki derse köprü

Bu derste Osmanlı sarayını çoğu kez bir Venedikli ressamın, bir Flaman gezginin ya da bir Floransa madalyacısının gözünden gördük. Aynı yüzyıllarda üç büyük imparatorluk kendi saray atölyelerini kurdu. İstanbul'da Osmanlılar, Tebriz'de ve İsfahan'da Safeviler, Agra'da ve Lahor'da Babürlüler kitap, yapı ve kumaş için ustaları bir araya topladı. Bu hanedanlar Fars şiirini ve Timurlu kitap sanatının mirasını paylaşıyordu. Mezhepleri, başkentleri ve hükümdarlık iddiaları ise onları birbirinden ayırdı. Ortak bir mirastan yola çıkan bu saraylar, hükümdarlarının yüzünü birbirinden ayrı biçimlerde çizdi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-317 — Avrupa Rönesansları →

18 bölümden 18. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga