Ders KRO-316.8 · Okyanusya ve Yerli Avustralya Sanatları

Avustralya’da ülke, Dreaming ve işaret sistemleri

3.253 kelime · 18 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Altyerre, jukurrpa ve tjukurpa gibi kavramlar "Dreaming" diye çevrildi; Stanner'ın "everywhen" önerisi, olayların geçmişte kalmadığını vurgular. Ülke, insanların akrabası gibi baktığı canlı bir bütündür ve şarkı yolları ülkeleri birbirine bağlar. Halka, çizgi, yay ve ayak izi gibi işaretlerin anlamını öykü belirler; kumda çizim, mesaj çubukları ve beden boyaması bu dağarcığı taşır. 1971'de Papunya'da duvardan tuvale geçen işaretler, kutsal tasarımları korumak için örtüldü. Yirrkala panoları, kabuk dilekçeleri ve Ngurrara Kanvası işaretleri toprak hakkı kanıtına çevirdi. Mabo kararı sahipsiz toprak varsayımını yıktı, Uluru'nun tırmanışı 2019'da kapandı.

Okura not

Avustralya'nın Aborjin ve Torres Boğazı Adalısı halklarından okurlar için bir uyarı: Bu ders hayatını kaybetmiş kişilerin adlarını ve eserlerini anıyor. Pek çok topluluk, ölen birinin adının ve imgesinin bir süre kullanılmamasını ister. Ders hiçbir görüntü taşımıyor ve yalnız toplulukların ya da ailelerin kamuya açtığı bilgileri aktarıyor. Gizli ve kutsal sayılan bilgiye girmiyor.

Açılış: kumda bir öykü

Sepik ırmağının ağzından güneye inen biri, sığ bir boğazın ardında Avustralya'nın kuzey ucuna varır. Buzul çağında deniz bugünkünden çok daha alçaktı ve Yeni Gine ile Avustralya tek bir kara kütlesiydi. Önceki derste ata ve ruh imgelerinin oymalı direklerde, maskelerde ve büyük törensel evlerde yaşadığını gördük. Kıtanın çöl içlerinde aynı bağ bambaşka bir yüzeye, toprağın kendisine işlenir.

Orta Avustralya'da bir kamp. Warlpiri bir kadın yere diz çöküp avucuyla kumu düzler. Bir dal parçasıyla iç içe halkalar çizer, halkalardan çıkan iki çizgiyi uzatır, yanlarına at nalına benzeyen küçük yaylar koyar. Bir yandan konuşur, bir yandan çizer. Öykü bir su birikintisinden başlar ve yola çıkan iki kadının izini sürer. Öykü bitince kadın avucunu kumun üstünde gezdirir ve çizim kaybolur.

Az önce bir resim yapılmadı mı? Yapıldıysa nerede duruyor? Bu dersin sorusu bu iki soruyu birleştiriyor: Bir işaret toprağa, bedene ya da bir tuvale çizildiğinde neyi taşır ve kime aittir?

Dersin yolu

Önce "Dreaming" sözcüğünün çeviri sorununu açacağız. Ardından ülke kavramına ve kıtayı boydan boya geçen şarkı yollarına bakacağız. Kumda çizim, mesaj çubukları ve bedene boyama işaret dilini kuracak. 1971'de bir okul duvarında başlayan resim hareketi, işaretlerin tuvale geçişini ve gizlenmesini gösterecek. Son bölümde işaretlerin bir mahkemede ve meclis kürsüsünde nasıl birer kanıta dönüştüğünü izleyeceğiz.

Sıfır noktası: bir sözcüğün yükü

Avustralya'da Avrupalıların gelişinden önce iki yüzü aşkın dil konuşuluyordu. "Aborjin" adı bu çeşitliliği tek bir Latince sözcüğe toplar. Topluluklar kendilerini çoğunlukla kendi adlarıyla tanıtır: Warlpiri, Pintupi, Arrernte, Anmatyerr, Yolŋu, Anangu. Bu derste de olabildiğince bu adları kullanacağız.

Arrernte dilinde altyerre, Warlpiri dilinde jukurrpa, Uluru çevresinde yaşayan Anangu'nun dilinde tjukurpa denen bir kavram var. İngilizceye çoğunlukla "Dreaming" ya da "Dreamtime" diye çevriliyor. Bu çevirinin kökü on dokuzuncu yüzyılın sonuna uzanır.

Spencer ve Gillen Arrernte sözcüğünü "rüya zamanları" anlamına gelen bir ifadeyle karşıladı. Çeviri tuttu ve İngilizcede "Dreamtime" çok geçmeden yerleşti. Kitap bugün iki yönden tartışılıyor. Bir yanda değerli bir kayıt duruyor. Öbür yanda gizli sayılan tören bilgisi ve nesneler, topluluğun izni sorulmadan basılıp dağıtıldı. Kitabın kimi sayfalarına erişimin bugün kısıtlanması gerektiğini savunan sesler de bu yüzden yükseliyor.

Rüya sözcüğü sorunlu çünkü bir uyku hâlini ve bir hayali çağrıştırıyor. Oysa kavramı yaşayanlar için o anlatılar gerçekliğin yasasıdır. "Zaman" sözcüğü de yanıltıcı, çünkü olayları geride kalmış bir çağa yerleştiriyor.

Stanner kavram için "everywhen" sözcüğünü önerdi. Türkçeye kabaca "her zamanda" diye aktarılabilir. Atalar varlıklar dünyayı biçimlendirirken yürüdü, şarkı söyledi, savaştı, dinlendi. Yürüdükleri yerde tepeler, kayalar ve su birikintileri kaldı. Bu olaylar bir kez olup bitmedi, yeryüzünde ve törende sürüyor. Stanner sonraki yıllarda Avustralya tarih yazımının Yerli halkları anlatmayışına "büyük sessizlik" adını verdi. Sözcük sorunu böylece bir tarih sorununa da bağlandı.

Mekanizma — ülke

Yerli Avustralyalılar İngilizce konuşurken "country" sözcüğünü özel bir anlamda kullanır. Bir ülke haritadaki bir sınır çizgisinden çok daha fazlasıdır. İnsanların, hayvanların, bitkilerin, suların ve ataların birlikte oluşturduğu, kendisine bakılması gereken canlı bir bütündür. İnsan ülkesinden söz ederken bir akrabasından söz eder gibi konuşur. Ülke dinler, hasta olur, iyileşir, mutlu olur.

Bu bağ bir mülkiyet belgesiyle kurulmaz. Bir kişi doğumuyla, annesinin ve babasının soyuyla, kimi zaman doğduğu ya da gebe kalındığı yerle belirli bir Dreaming'e bağlanır. O Dreaming'in geçtiği yerlerin bakımından, şarkılarından ve imgelerinden sorumlu olur. Kimi topluluklarda bir kişi bir yerin "sahibi" sayılır, bir başkası da onun "bekçisi" olarak törenleri denetler. İki rol birbirini dengeler.

Antropolog Deborah Bird Rose, 1990'larda yazdığı bir kitapta ülkeyi besleyen ve beslenen bir yer olarak anlattı. Bakılmayan ülke yabanileşir. Yakılmayan çalılık birikir ve büyük yangınlara yol açar. Bu yüzden ülkeye bakmak hem bir çevre bilgisi hem bir yükümlülüktür.

Kıtanın ortasında bu bağın en tanınmış yeri, kızıl kumdan yükselen dev bir kaya kütlesidir.

Anangu'nun kamuya açtığı anlatıya göre Kuniya adlı bir piton kadın, yeğenini öldüren Liru adlı zehirli yılan savaşçıyla burada çarpıştı. Kaya yüzündeki izler o kavgada açılan yaralardır. Kayanın üstünde dolaşan biri, farkında olmadan bir anlatının içinde yürür. Kayanın kimi bölümlerinde ise yalnız erkeklerin ya da yalnız kadınların bilebileceği anlatılar vardır. Park bu bölümlerin fotoğraflanmamasını istiyor.

1985'te devlet kayanın ve çevresinin tapusunu Anangu'ya geri verdi, Anangu da parkı devletle birlikte yönetmek üzere kiraladı. Ziyaretçiler on yıllarca kayanın tepesine tırmandı. Anangu bunu istemediğini başından beri söylüyordu. Parkın yönetim kurulu tırmanışı kapatma kararı aldı ve yol 2019'da, tapunun iadesinin yıl dönümünde kapandı.

Mekanizma — şarkı yolları

Atalar varlıkların yolculukları tek bir yerde kalmaz. Bir Dreaming, kıtanın bir ucundan öbürüne yüzlerce, hatta binlerce kilometre boyunca uzanabilir. Yol, bir dizi su birikintisinden, tepeden ve kamp yerinden geçer. Her durağın bir şarkısı, bir dansı, bir tasarımı vardır. İngilizcede bu yollara "songline", yani şarkı yolu deniyor. Sözcük 1980'lerde bir gezi kitabıyla yaygınlaştı, kavramın kendisi ise toplulukların söylediği şarkı dizilerine dayanır.

Bir şarkı yolu birden fazla dilin topraklarından geçebilir. Yolun bir bölümünü bir topluluk, sonraki bölümünü başka bir topluluk bilir ve söyler. Şarkıyı bilmek, o toprakta yol bulmak, su bulmak ve konuk olarak kabul edilmek demektir. Yol bu yüzden bir harita, bir takvim ve bir sözleşme gibi çalışır. Hiçbir kişi yolun bütününü tek başına taşımaz.

Yedi kız kardeşin bir erkekten kaçışını anlatan bu Dreaming, çölün büyük bir bölümünü kat eder ve gökyüzünde bir yıldız kümesiyle biter. Anangu, Martu ve Ngaanyatjarra toplulukları sergiyi kendi önderliklerinde kurdu. Yaşlılar, yolun her bölümünü o bölümün sahiplerinin anlatmasını şart koştu. Sergi böylece bir şarkı yolunu müze salonunda da parça parça, sahipleriyle birlikte gösterdi.

Mekanizma — işaretlerin dili

Orta Avustralya çöllerinde atalar varlıkların yolculukları, yalın bir işaret dağarcığıyla çizilir. Amerikalı antropolog Nancy Munn, 1950'lerin sonunda Yuendumu'daki Warlpiri topluluğuyla çalışarak bu dağarcığı inceledi.

Munn'ın gösterdiği en önemli şey, tek bir işaretin birden fazla anlama gelebilmesiydi. İç içe halkalar bir su birikintisini, bir kamp yerini, bir ağacı ya da bir atanın yeryüzüne çıktığı ya da toprağa girdiği yeri gösterebilir. İki halkayı birleştiren çizgi bir yolculuğu anlatır. At nalını andıran yay, yere bağdaş kurup oturmuş bir kişidir, çünkü kumda oturan birinin bıraktığı iz o biçimdedir. Yayın yanındaki düz bir çizgi kazı çubuğunu, yanındaki oval bir biçim tahta su kabını gösterebilir. Küçük işaret dizileri bir hayvanın ya da bir insanın ayak izlerini taşır.

Bir işaretin hangi anlama geldiğini, onu çizenin söylediği öykü belirler. Aynı halka bir öyküde bir kuyu, başka bir öyküde bir tören alanı olabilir. Bilgisi olmayan biri işaretleri tanıyabilir ama öyküyü okuyamaz.

Kumda anlatılan öykü, yalnız ilk okuyuşu öğretir. Bir öykünün derin katmanları töreni, şarkıyı ve izni gerektirir. Çocuklar kumda çizilen öyküleri dinleyerek büyür. Daha derin bilgiye yaşla, törenle ve sorumlulukla ulaşırlar.

İşaretler topraktan başka yüzeylere de taşınır. Mesaj çubukları buna bir örnek. Bir topluluk komşu bir topluluğa bir haberci gönderdiğinde, haberci yanında üstü çentiklerle ve çizgilerle oyulmuş küçük bir tahta parçası taşıyabilirdi. Çubuk tek başına bir mektup gibi okunmazdı. İşaretler habercinin taşıdığı sözlü mesajı hatırlatır ve onun gerçekten gönderildiğini kanıtlardı. Bir tören çağrısı, bir buluşma ya da bir ticaret yolculuğu bu yolla duyurulurdu.

Kıtanın güneyinde misyonerlerin topladığı bir nesne dizisi, işaret ile yol arasındaki bağı başka bir biçimde gösteriyor.

Misyoner Johann Georg Reuther'in kayıtlarına göre toalar, bir grubun bir kamp yerinden ayrılırken nereye gittiğini göstermek için toprağa dikilen işaretlerdi. Her biçim belirli bir yerin Dreaming'ine gönderme yapıyordu. Kimi araştırmacılar, bu nesnelerin önemli bir bölümünün misyonda, misyonerin isteğiyle yapıldığını düşünüyor. Topluluk tarafında bu nesnelerin nasıl kullanıldığına dair başka kayıt az. Toalar bu yüzden hem bir işaret sisteminin izi hem de toplayıcı ile yapımcı arasındaki karşılaşmanın ürünü olarak okunuyor.

Bedene boyama da aynı dağarcığı taşır. Tören için yaşlılar ve akrabalar, toprak boyalarıyla göğse, kollara ve yüze tasarımlar çizer. Boyalar sarı ve kırmızı aşı boyası, beyaz kil ve kömürdür. Tasarım, boyananın hangi Dreaming'e bağlı olduğunu söyler. Utopia bölgesinde kadınların awelye adını verdiği tören boyamaları, göğsün üstünde birbirini izleyen çizgilerden oluşur. Boyalar tören bittikten sonra silinir. Kumdaki çizim gibi beden boyaması da kalıcı olmak için yapılmaz.

Mekanizma — duvardan tuvale

1959'da devlet, Alice Springs'in batısında Papunya adlı bir yerleşim kurdu. Pintupi, Luritja, Warlpiri, Arrernte ve Anmatyerr toplulukları kendi ülkelerinden uzakta, birbirine yabancı gruplar olarak aynı yerleşime yerleştirildi. 1971'de okula Geoffrey Bardon adlı genç bir öğretmen geldi. Bardon çocuklara Avrupa resim alıştırmaları yerine kendi işaretlerini çizmelerini önerdi. Okulun bekçiliğini yapan yaşlı erkekler bunu gördü ve okul duvarını boyamak istedi.

Papunya'nın kendisi bir bal karıncası Dreaming'inin geçtiği yerdeydi. Duvar resmi, yerleşimi kuranların adını koymadığı bir şeyi söylüyordu: burası zaten birilerinin ülkesiydi. Birkaç yıl sonra duvar boyanarak örtüldü. Resim ise kısa sürede bir harekete dönüştü. Erkekler önce tahta parçalarına, sonra tuvallere boyamaya başladı. 1972'de sanatçıların kendi şirketi kuruldu.

İlk resimlerin kimisinde tören nesneleri ve gizli tasarımlar açıkça görünüyordu. Resimler satılıp yerleşimin dışına çıkınca başka topluluklardan itirazlar yükseldi. Görmeye yetkisi olmayan kişilerin, kadınların ya da çocukların bu tasarımları görebileceği kaygısı ciddiydi. Ressamlar buna bir dizi çözümle karşılık verdi. Kimi işaretleri resimden çıkardılar ve kimi tasarımları basitleştirdiler. Tasarımların üstünü sık nokta dizileriyle örttüler. Nokta tekniğinin bir bölümüyle böyle doğduğu sıkça anlatılır. Tek açıklama bu sayılmamalı. Noktalar aynı zamanda kumdaki ayak izlerini, beden boyamasındaki tüy ve kil lekelerini ve toprakta parıldayan ışığı da çağrıştırıyor.

Hareket büyüdükçe tuvaller genişledi. Kimi resimler birçok Dreaming'i tek bir yüzeyde topladı.

Resmin ortasında, oğullarını bir kanguruyu paylaşmadıkları için cezalandırmak isteyen Lungkata adlı mavi dilli kertenkele atasının çıkardığı yangın yer alır. Çevresinde ressamın ülkesinden geçen başka Dreaming'ler, bir haritanın katmanları gibi dizilir. Resim on yıllar sonra bir müzayedede, o güne dek bir Yerli Avustralya resmi için ödenen en yüksek fiyatla ulusal galeriye geçti. Bu fiyat, resmin bir ülkenin bilgisini taşıdığı gerçeğini değiştirmedi ama onu ulusal bir sahneye taşıdı.

Hareket başka yerleşimlere de yayıldı. Kimi topluluklar resmi önce kendi yapılarına uyguladı.

Okulun müdürü, çocukların her gün kendi ülkelerinin bilgisinin içinden geçerek sınıflara girmesini istedi. Yaşlılar da bu bilgiyi okulun kapılarına yerleştirdi. Kapılar yıllarca güneşte ve tozda yıprandı. Sonunda korunmak üzere sökülüp bir müze koleksiyonuna alındı. Okul kapısı müze nesnesine dönüşünce yeni bir soru doğdu: tasarımın asıl yeri neresiydi?

Kıtanın ortasında başka bir yerleşimde, kadınların resmi farklı bir yoldan geldi. Utopia'da kadınlar 1970'lerin sonunda önce batik yapmayı öğrendi. On yıl sonra tuvale geçtiler.

Anmatyerr bir yaşlı olan Kngwarreye, ömrünün son yıllarında binlerce resim yaptı. Avrupalı eleştirmenler onun resimlerini çoğunlukla soyut resimle karşılaştırdı. Kendisi ise resimlerinin konusunu birkaç sözcükle, ülkesinin bitkileri, tohumları ve awelye boyamaları olarak anlattı. Yüzeyde tek tek işaret seçilemese de resim bir ülkenin mevsimlerini ve törenlerini taşıyor. Kngwarreye'nin işleri 1997'de Venedik Bienali'nde Avustralya'yı temsil eden üç kadın sanatçının işleri arasındaydı.

Batı Çölü resminden önce de Orta Avustralya'dan ünlü bir ressam çıkmıştı. Hermannsburg misyonunda doğan Arrernte ressam Albert Namatjira, 1930'larda suluboyayı öğrendi ve ülkesinin kızıl dağlarını, hayalet okaliptüs ağaçlarını resmetti. Eleştirmenlerin bir bölümü onun resimlerini Avrupa manzara geleneğinin bir kopyası saydı. Bugün ise o manzaralar, ressamın ülkesini kendi bildiği yerlerden gösterdiği resimler olarak okunuyor. Namatjira 1957'de, Kuzey Toprakları'ndaki Yerli Avustralyalıların çoğuna henüz tanınmayan yurttaşlık haklarını aldı. Ölümünden sonra eserlerinin telif hakkı ailesinin elinden çıktı ve aile o hakları ancak 2017'de geri aldı.

Mekanizma — işaret bir tapu belgesi olarak

Kıtanın kuzeydoğusunda, Arnhem Land'in Gove Yarımadası'nda Yolŋu halkı yaşar. Yolŋu toplumu iki yarıya, Dhuwa ve Yirritja adı verilen iki büyük soy bölümüne ayrılır. Her klanın kendi ülkesi, şarkıları ve o ülkeyi gösteren kutsal tasarımları vardır. 1960'ların başında devlet, yarımadanın bir bölümünü boksit madenciliği için bir şirkete açtı. Yolŋu'ya kimse danışmadı.

Klanların yaşlıları, o güne dek yalnız törenlerde gösterilen tasarımları ilk kez kamusal bir yapıda bir araya getirdi. Panolar bir açıklama gibi okunabiliyordu: bu tasarımlar bu ülkelerin sahipliğini gösterir ve hepsi birlikte Yolŋu yasasını oluşturur. Panolar sonradan kiliseden çıkarıldı ve bugün topluluğun sanat merkezinde duruyor.

Aynı yıl Yolŋu aynı dili meclise taşıdı.

Dilekçeler Temsilciler Meclisi'ne sunuldu ve madencilik kararına itiraz etti. Kenarlardaki tasarımlar, imza atanların hangi ülkelerin sahibi olduğunu gösteriyordu. Bir meclis komisyonu kuruldu ama madencilik sürdü. Yolŋu 1960'ların sonunda mahkemeye gitti ve 1971'de davayı kaybetti. Yargıç, Avrupalıların geldiği gün toprağın kimseye ait olmadığı varsayımına dayanan sömürge hukukunu uyguladı.

Bu varsayım ancak 1992'de yıkıldı.

Davayı açanlardan Eddie Koiki Mabo, karardan birkaç ay önce öldü. Mahkeme, Yerli halkların toprak haklarının sömürgeyle birlikte kendiliğinden ortadan kalkmadığını kabul etti. Ertesi yıl çıkan bir yasa bu hakların tanınması için bir süreç kurdu. Bu süreçte topluluklar, ülkeleriyle bağlarını kanıtlamak zorunda kaldı. Kanıtın bir bölümü de resimden geldi.

Ressamlar tuvali yere serdi ve Ulusal Yerli Toprak Hakları Mahkemesi'nin üyelerinin önünde, her biri kendi bölümünün üstünde durarak ülkesini anlattı. Tuval bir dilekçe, bir harita ve bir şarkı yolu gibi aynı anda çalıştı. Topluluğun toprak hakları on yıl sonra tanındı.

Mekanizma — ulusal sahnede işaretler

İşaretler topluluktan ulusa da taşındı. 1971'de Luritja sanatçı Harold Thomas bir bayrak tasarladı.

Thomas'ın açıklamasına göre siyah halkı, kırmızı toprağı ve aşı boyasını, sarı daire güneşi temsil ediyor. Daire, çöl resimlerinin halkasına benzer ama burada bütün halkları birlikte anlatıyor. Bayrak 1995'te Avustralya'nın resmî bayraklarından biri olarak tanındı.

Bernard Namok'un tasarladığı bayrakta yeşil toprağı, mavi denizi, siyah çizgiler halkı gösterir. Dhari, adaların dans başlığıdır. Yıldızın beş köşesi boğazdaki ada gruplarına karşılık gelir.

Avustralya 1988'de İngiliz yerleşiminin iki yüzüncü yılını kutladı. Yerli topluluklar için aynı yıl bir yas yılıydı.

Oyuk kütükler Arnhem Land'de kemiklerin son yolculuğu için kullanılan tabutlardır. İki yüz kütük, sömürgenin iki yüz yılında hayatını kaybeden Yerli insanları anıyor. Ziyaretçi galeride kütüklerin arasından yürürken bir mezarlığın içinden geçer.

Aynı yaz işaretler bir siyasi metnin çevresine de yerleşti.

Kuzey Toprakları'nın topluluk önderleri bildirgeyi Barunga'daki bir şenlikte başbakana sundu ve ulusal bir antlaşma istedi. Kuzeyin ince çizgili tasarımları ile çölün halkaları ve noktaları aynı metni çerçeveliyordu. Bildirgenin istediği antlaşma o yıllarda gerçekleşmedi.

Kalıcı araçlar

Çeviriyi sorgula. "Dreaming" gibi bir sözcüğü gördüğünde onun hangi dilden, kim tarafından ve hangi varsayımla çevrildiğini sor; kavramı kendi dilindeki adıyla öğren.

Ülkeyi bul. Bir resmin önünde önce hangi ülkeyi, hangi Dreaming'i ve hangi topluluğu gösterdiğini öğren; resmi bir manzara ya da bir süs olarak okumaya oradan sonra geç.

Öyküyü işaretten ayır. Bir halkayı ya da bir yayı tanıyabilirsin; ama işaretin anlamını ancak onu çizenin anlattığı öykü belirler.

İzni hesaba kat. Bir tasarımın kim tarafından, kime gösterilmek üzere yapıldığını ve neyin bilerek gizlendiğini sor. Gizlenen şey de resmin parçasıdır.

Yüzeyi izle. Aynı tasarımın kuma, bedene, kapıya, tuvale ve bir dilekçenin kenarına geçtiğinde ne kazandığını ve neyi yitirdiğini karşılaştır.

İşlevi kayda geçir. Bir resmin bir mahkemede, bir mecliste ya da bir anma töreninde ne iş gördüğünü, estetik değerinden ayrı olarak not et.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Dreaming, Yerli Avustralyalıların geçmişte kalmış bir mitler çağıdır."
Doğrusu

Stanner'ın sözcüğüyle o olaylar her zamanda sürer; anlatılar bugünün yasasını, akrabalığını ve toprak bilgisini taşır.

Yaygın yanlış"Nokta resmi binlerce yıllık geleneksel bir tekniktir."
Doğrusu

İşaretler eskidir; tuvalde noktayla örülen yüzey ise 1970'lerde Papunya'da gelişti ve bir bölümü kutsal tasarımları örtmek için kullanıldı.

Yaygın yanlış"Bir çöl resmindeki her işaretin sözlükteki gibi tek bir anlamı vardır."
Doğrusu

Munn'ın gösterdiği gibi aynı halka bir kuyu, bir kamp ya da bir tören alanı olabilir; anlamı öykü belirler.

Yaygın yanlış"Bu resimler soyut sanattır."
Doğrusu

Kngwarreye'nin en serbest yüzeyleri bile bir ülkenin bitkilerini ve törenlerini anlatır; biçimsel benzerlik konu birliği anlamına gelmez.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Altyerre, jukurrpa ve tjukurpa gibi kavramlar "Dreaming" diye çevrildi; Stanner'ın "everywhen" önerisi, olayların geçmişte kalmadığını vurgular. Ülke, insanların akrabası gibi baktığı canlı bir bütündür ve şarkı yolları ülkeleri birbirine bağlar. Halka, çizgi, yay ve ayak izi gibi işaretlerin anlamını öykü belirler; kumda çizim, mesaj çubukları ve beden boyaması bu dağarcığı taşır. 1971'de Papunya'da duvardan tuvale geçen işaretler, kutsal tasarımları korumak için örtüldü. Yirrkala panoları, kabuk dilekçeleri ve Ngurrara Kanvası işaretleri toprak hakkı kanıtına çevirdi. Mabo kararı sahipsiz toprak varsayımını yıktı, Uluru'nun tırmanışı 2019'da kapandı.

Sonraki derse köprü

Yolŋu ressamları dilekçelerinin kenarlarını, yüzyıllardır tören tasarımlarını taşıyan bir yüzeye, ağaç kabuğuna boyadı. Kıtanın kuzeyindeki kaya sığınaklarının duvarlarında ise çok daha eski bir arşiv duruyor: üst üste binmiş figürler, el izleri ve hayvanların iç organlarını gösteren çizimler. Bu duvarların ve kabukların bir bölümü bugün herkese açık, bir bölümünü ise yalnız belirli kişiler görebiliyor. Kimin bakabileceğine ve bir fotoğrafın ne zaman yayımlanabileceğine, yerin sahibi olan topluluk karar veriyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-316 — Okyanusya ve Yerli Avustralya Sanatları →

12 bölümden 8. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga