Ders KRO-315.5 · Amerika Kıtalarının Yerli Sanatları

Mexica/Tenochtitlan, Templo Mayor ve imparatorluk

3.227 kelime · 15 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Mexica, havzaya geç gelip gölün adalarına yerleşti ve kuruluşlarını kartal ile kaktüs anlatısıyla açıkladı. Chinampa tarlaları, taş yollar ve su kemerleri göl kentini besledi. Üçlü İttifak fethedilen kentlerden haraç topladı. Templo Mayor, savaş ve yağmur tanrılarının ikiz tapınaklarını taşıdı ve her hükümdarla yeni bir kabukla büyüdü. Sunular havzanın eski eserlerini tapınağın içine gömdü. 1790 ve 1978 bulunuşları, kentin geçmişine bakışın değiştiğini gösteriyor. 1521 kuşatmasından sonra yeni başkent eski kentin üstüne kuruldu.

Açılış: elektrik kablosunun altındaki tanrıça

Şubat 1978'de Meksiko'nun tarihî merkezinde elektrik şirketinin işçileri toprağı kazıyordu. Katedralin hemen arkasındaki bir sokağa yer altı kablosu döşüyorlardı. Toprağın altında kürekleri düz ve oymalı bir taşa çarptı. İşçiler kazıyı durdurdu ve ulusal arkeoloji kurumuna haber verdi. Gelen arkeologlar taşın kenarlarını açtıkça yüzeyinde parçalanmış bir beden belirdi.

Figürün kim olduğu çabuk anlaşıldı. Yanaklarındaki çan biçimli süsler, onun Mexica anlatılarındaki ay tanrıçası Coyolxauhqui olduğunu gösteriyordu. Anlatıya göre annesi Coatlicue, Coatepec denen yılan tepesinde gizemli biçimde gebe kaldı. Bunu öğrenen Coyolxauhqui dört yüz kardeşiyle birlikte annesini öldürmeye yürüdü. Coatlicue'nin karnındaki savaş tanrısı Huitzilopochtli silahlarıyla doğdu, ablasını parçaladı ve bedenini tepeden aşağı yuvarladı.

Taş tam da bu anlatının gerektirdiği yerde bulundu: büyük piramidin Huitzilopochtli'ye ayrılmış yanının, merdiven bittiği noktada. Piramit Coatepec tepesinin taştan bir kopyasıydı ve tepeden yuvarlanan tanrıça onun eteğinde yatıyordu. Bu buluş, dört yüz yıldır kentin altında bekleyen büyük tapınağın kazılması için bir karar doğurdu.

Dersin yolu

Önce Mexica'nın kendilerini nasıl anlattığına bakacağız: göç, kehanet ve gölün ortasındaki bir kaktüs. Sonra suyun üzerine kurulan kenti, tarlaları ve yolları göreceğiz. Ardından büyük tapınağın katmanlarına, 1978'den bu yana süren kazılara ve tapınağın içine gömülen sunulara ineceğiz. İmparatorluğun haracı, yeni hükümdarın taşları, 1790'da meydanda bulunan iki dev heykel, Viyana'daki bir tüy başlık ve Avrupalı tanıkların gözünden kent sırayla gelecek. Ders 1521 kuşatmasıyla ve eski kentin üstüne kurulan yenisiyle kapanıyor.

Sıfır noktası: Aztek mi, Mexica mı

Bu halk için en sık duyulan ad Aztek. Ad, anlatılardaki ilk yurtları Aztlan'dan türetildi ve on dokuzuncu yüzyılda yazarlar arasında yaygınlaştı. Tenochtitlan'ın halkı kendine Mexica diyordu ve Nahuatl dilini konuşuyordu. Araştırmacılar bugün kentin halkı için Mexica adını, Meksika Havzası'nın Nahuatl konuşan topluluklarının tümü için ise daha geniş adları tercih ediyor.

Mexica, havzaya geç gelen bir topluluktu. On üçüncü yüzyılda göl kıyısındaki verimli toprakların çoğu çoktan güçlü kent devletlerinin elindeydi. Yeni gelenler başkalarının topraklarında paralı asker olarak yaşadı, birkaç kez kovuldu. Geleneğe göre 1325 dolaylarında gölün batı yanındaki bataklık adalara yerleştiler.

Göç öyküsünü sömürge döneminin ilk yıllarında yapılmış bir resimli şerit anlatıyor.

Şerit, bir gölün ortasındaki adadan, Aztlan'dan yola çıkan bir kayıkla başlıyor. Göçmenler sırtlarında tanrılarının paketini taşıyor ve ayak izleri onları bir konaktan ötekine götürüyor. Her konakta kaç yıl kaldıkları, yıl işaretlerinin sayısıyla gösteriliyor. Okur metni okumaz; ayak izlerini izler, işaretleri sayar. Bu Mezoamerika'nın resimli yazısıydı ve bir önceki derste gördüğümüz Maya yazısından farklı çalışıyordu: sesleri tek tek kaydetmek yerine yerleri, kişileri ve tarihleri işaretlerle gösteriyordu.

Mekanizma — kartal, kaktüs ve bir kent planı

Anlatının doruğunda tanrı Huitzilopochtli göçmenlere bir işaret verir. Bir kayanın üzerinde biten dikenli bir kaktüsün tepesine konmuş bir kartal gördükleri yerde duracaklar ve kentlerini kuracaklardı. Nahuatl dilinde bu kaktüse nochtli deniyordu. Tenochtitlan adı da "taşın üstündeki kaktüsün yeri" olarak anlaşılıyor.

Bu bir kuruluş anlatısıdır ve kuruluştan çok sonra, imparatorluk güçlendikten sonra bugünkü biçimini aldı. Kartalın güneşle, kaktüs meyvesinin de kurban edilen insan yüreğiyle ilişkilendirildiği okumalar var. Anlatıyı tarihsel bir olay gibi okumak yerine, Mexica'nın kendi kökenlerini nasıl görmek istediğinin belgesi olarak okumak daha verimli.

Anlatının en ünlü resmi, fetihten yirmi yıl kadar sonra yapılan bir kitabın ilk sayfalarından birinde duruyor.

Bugün Oxford'daki Bodleian Kütüphanesi'nde korunan Mendoza Kodeksi 1540'ların başında hazırlandı. Kuruluş sayfası Avrupa kâğıdına renkli boyalarla yapılmış; ortasında bir taş işaretinin üzerinde biten kaktüse konmuş bir kartal, onu çaprazlama kesen mavi su kanallarıyla dört bölüme ayrılmış bir kare, bölümlerde oturan hasır pelerinli yaşlı adamlar, altta iki savaş sahnesi ve çerçeveyi saran mavi yıl işaretleri.

Kitap, Yeni İspanya'nın ilk genel valisi Antonio de Mendoza için yerli ressamlara yaptırıldı. Resimlerin yanına İspanyolca açıklamalar eklendi. Kitabın İspanya kralına gönderildiği anlatılıyor. Gemi yolda Fransız korsanlarca ele geçirildi ve kitap Fransa'dan İngiltere'ye geçti. Sayfanın planı kentin gerçek düzenini özetliyor: kanallarla dört mahalleye bölünmüş bir kent ve ortasında kutsal bir merkez. Kaktüsün yanında oturan yaşlılardan birinin adı Tenoch. Kenti onunla birlikte kuran önderler çevresine dizilmiş.

Aynı kartal Mexica taşlarında da göründü.

Taş 1926'da Ulusal Saray'ın temelleri altında bulundu. Figürlerden birinin Huitzilopochtli, öbürünün fetihten hemen önce hüküm süren Moctezuma Xocoyotzin olduğu düşünülüyor. Kartalın gagasından çıkan işaret su ile yanan ateşi birleştiriyor ve Nahuatl dilinde savaşın şiirsel adıydı. Bugün Meksika bayrağındaki kartal gagasında bir yılan tutuyor. Mexica taşlarında ise kartalın gagasından çoğu kez bu savaş işareti çıkıyordu. Yılanlı biçim sömürge döneminin yazılı anlatılarında da geçiyor ve sonunda bayrağa yerleşti.

Mekanizma — gölün üstünde bir kent

Mexica'nın yerleştiği yer, sığ bir gölün içindeki küçük adalardı. Göl, çevredeki dağlardan inen suların dışarı akamadığı kapalı bir havzada toplanıyordu. Doğu yanının suyu tuzluydu, güneydeki göllerin suyu tatlıydı. Kentin yaşamı bu suyu yönetmeye bağlıydı.

Adalar küçüktü ve kent büyüdükçe toprak suyun içinde üretildi. Göl tabanına kazıklar çakıldı, kazıkların arası çamur ve bitki katmanlarıyla dolduruldu, kenarlara söğüt ağaçları dikildi. Böylece kanallarla ayrılmış dar ve uzun tarlalar oluştu. Bu tarlalara Nahuatl dilinde chinampa deniyordu.

Kanal tabanından alınan bereketli çamur tarlanın üzerine serildikçe toprak her yıl yenilendi. Mısır, fasulye, kabak ve çiçek yetiştirildi; ürün kayıklarla kentin pazarlarına taşındı. Xochimilco'nun kanalları bugün kentin tarihî merkeziyle birlikte dünya mirası listesinde ve bir kısmı hâlâ çiftçiler tarafından işleniyor. Kentin büyümesi ve su kirliliği ise bu tarlaları daraltıyor.

Ada kent anakaraya üç büyük taş yolla bağlandı: kuzeye, güneye ve batıya. Yolların üzerinde kayıkların geçmesi için sökülebilen tahta köprüler vardı. Batıdaki Chapultepec tepesinin kaynaklarından tatlı su bir su kemeriyle kente taşınıyordu. On beşinci yüzyılın ortasındaki bir sel felaketinden sonra, Texcoco kentinin hükümdarı Nezahualcoyotl'un adıyla anılan uzun bir set gölün tuzlu doğu yanını kentin çevresindeki suyun içinden ayırdı. Göl kenti, sürekli bakım isteyen bir mühendislik yapısıydı.

Mekanizma — üç kentin ittifakı ve haraç

1428'de Tenochtitlan, gölün kıyısındaki iki kentle, Texcoco ve Tlacopan ile birleşti ve havzanın o zamanki egemeni Azcapotzalco'yu yendi. Araştırmacıların Üçlü İttifak dediği bu ortaklık sonraki doksan yılda havzanın dışına yayıldı. Ordular kuzeyde kurak yaylalara, güneyde Pasifik ve Körfez kıyılarına kadar ulaştı.

Bu imparatorluk fethettiği yerleri genellikle yeniden yönetmedi. Yenilen kentin hükümdarı çoğu kez yerinde kaldı. Ondan istenen, belirli aralıklarla belirli miktarlarda haraç göndermesiydi. Haraç eyaletlere göre değişiyordu: pamuklu dokumalar, savaşçı giysileri, kakao çekirdekleri, yeşim taşı, altın tozu, tropik kuşların tüyleri, ağaç kabuğu kâğıdı. Mendoza Kodeksi'nin ikinci bölümü bu haraç listelerini eyalet eyalet resimlerle sayıyor. Her eyaletin kentleri yer adı işaretleriyle sıralanıyor, gönderdikleri mallar ise sayı işaretleriyle birlikte çiziliyor.

Haraç kente yalnız zenginlik getirmedi. Uzak kıyılardan gelen tüyler, yeşimler ve deniz kabukları Tenochtitlan'ın atölyelerinde yeni eserlere dönüştü. Kentin sanatı, imparatorluğun dört bir yanından gelen malzemelerle yapıldı.

Mekanizma — iki tanrının dağı

Kentin ortasında duvarla çevrili büyük bir tören alanı vardı. Alanın doğu yanında, batıya bakan büyük piramit yükseliyordu. Mexica buna Huey Teocalli, yani büyük tanrı evi diyordu. İspanyollar Templo Mayor, yani ana tapınak adını verdi.

Piramidin tepesinde yan yana iki tapınak duruyordu. Güneydeki Huitzilopochtli'nin, kuzeydeki yağmur ve bereket tanrısı Tlaloc'undu. İki merdiven aynı piramidin batı yüzünden bu iki tapınağa çıkıyordu. Güney yarı Coatepec'i, savaş tanrısının doğduğu tepeyi; kuzey yarı yağmur tanrısının bulutlarla örtülü dağını canlandırıyordu. Piramit savaşı ve tarımı, kentin iki dayanağını tek bir yapıda birleştiriyordu.

Mexica hükümdarları tapınağı yıkıp yeniden yapmadı; eski yapının dışına yeni bir kabuk ördü. Her yeni kabuk eskisini bütünüyle içine alıyordu. Kazılar yapının içinde yedi ana evre belirledi ve bunların bazılarına ek cephe genişletmeleri eklendi. En içteki evre bu yüzden en iyi korunanı.

Kuzeydeki tapınağın önündeki figüre araştırmacılar chacmool diyor. Bu tür figürler Orta Meksika'da Mexica'dan çok önce de yapılıyordu ve karınlarındaki kabın sunu almak için kullanıldığı düşünülüyor. Bu chacmoolun kırmızı, mavi, siyah ve beyaz boyaları hâlâ seçilebiliyor. Güneydeki taşın üzerinde ise kurbanların yatırıldığı anlatılıyor. Evre II, imparatorluk kurulmadan önceki küçük bir kentin tapınağını gösteriyor.

Mekanizma — kazı: bir kentin altını açmak

Coyolxauhqui taşının bulunuşundan birkaç ay sonra Templo Mayor Projesi başladı. Projeyi Meksikalı arkeolog Eduardo Matos Moctezuma yönetti. Kazı alanını açmak için tarihî merkezin bir bölümündeki sömürge ve sonraki dönem binaları yıkıldı. Karar o yıllarda tartışma yarattı. Bir kentin tarihinin bir katmanını görmek için başka bir katmanı kaldırmak gerekiyordu.

Kazılar dört yıl kadar yoğun biçimde sürdü. Kalıntıların yanında 1987'de Templo Mayor Müzesi açıldı. Müze piramidin ikili düzenini izliyor: bir kanadı savaş tanrısına, öbür kanadı yağmur tanrısına ayrılmış. Bu kanatlardan birinde, kuzey yarının sunularından çıkan bir kap duruyor.

Halkalı gözler ve sarkan dişler Tlaloc'un yüzünü tanıtan işaretlerdi. Aynı işaretleri önceki derslerde Teotihuacan'ın duvar resimlerinde görmüştük. Mexica yağmur tanrısını kendi icatları olarak görmüyordu; onu havzanın eski kentlerinden devralmıştı.

Mekanizma — gömülen geçmiş

Kazılar piramidin içinden yüzden fazla sunu çukuru çıkardı. 1991'den bu yana kazıları Leonardo López Luján yönetiyor. Yeni çukurlar bulunmaya devam ediyor. Çukurlar taş kutular ya da dolgunun içine açılmış oyuklardı. İçlerinde körfezden gelen mercanlar, deniz kabukları, timsah ve köpekbalığı kalıntıları, bıçaklar, tanrı figürleri ve hayvan iskeletleri katman katman dizilmişti.

Bazı çukurlarda Mexica'dan çok daha eski eserler çıktı. Teotihuacan'ın taş maskeleri ve Olmek dönemine ait yeşil taş bir maske bunlar arasında. Mexica, Teotihuacan'ın harabelerini gezip oradan nesneler topluyordu. Kente "tanrıların doğduğu yer" adını verenler de onlardı. Eski eserler büyük tapınağın içine yeniden gömüldü. İmparatorluk, havzanın geçmişini kendi kutsal merkezine bağlıyordu.

Mekanizma — toprağın tanrıçası

2006'da, piramidin batı yüzünün önünde, eski bir konağın arsasında kazı yapan arkeologlar dört parçaya kırılmış dev bir taş levha buldu.

Tlaltecuhtli, ölüleri yutan ve yeniden doğuran toprağın tanrısıydı. Mexica onu çoğu kez yere bakan yüzle, heykellerin tabanına oyardı. Bu levha ise boyalarını koruyarak toprağın içinden çıktı. Pençesinde tuttuğu bir tarih işareti, kimi araştırmacılarca hükümdar Ahuizotl'un ölüm yılına bağlandı. Levhanın altında onun mezarının bulunabileceği düşüncesi kazıları yıllarca sürdürdü.

Mekanizma — yeni hükümdar, yeni kabuk

Her hükümdar tahta çıktıktan sonra bir sefer düzenler, esirler getirir ve tapınağı büyütürdü. Taşlar bu döngüyü kaydetti.

Taş 1791'de kentin ana meydanında bulundu. Savaşçılardan birinin başlığındaki işaret, kısa süre hüküm süren Tizoc'un adını veriyor. Esirlerin her biri fethedilmiş ya da fethedildiği iddia edilen bir kenti temsil ediyor. Tizoc'un seferlerinin kaynaklarda başarısız anlatılması, taşın övgüsünü ilginç kılıyor. Üstteki oluğun kurban kanıyla ilişkili olduğu düşünülüyor.

Tizoc'un ardından kardeşi Ahuizotl tahta çıktı. 1487'de tapınağın genişletilmiş hâli büyük bir törenle yeniden adandı.

Figürlerin başlarındaki ad işaretleri onları Tizoc ve Ahuizotl olarak tanıtıyor. Ölü kardeş ile yaşayan kardeş aynı kan sunusunu birlikte yapıyor. Sekiz Kamış yılı bugünkü takvimle 1487'ye denk geliyor. İspanyol kaynakları bu törende çok sayıda esirin kurban edildiğini yazdı; verdikleri sayılar abartılı bulunuyor ve tartışılıyor.

Tapınağın kuzeyinde, savaşçılar için bir yapı kazılarda ortaya çıktı. Araştırmacılar ona Kartallar Evi diyor. Duvar diplerindeki taş sıralara ellerinde silahlarla yürüyen savaşçı alayları oyulmuştu.

Kartal savaşçılar, Mexica ordusunun seçkin savaşçılarıydı. Bu rütbe çoğu kez savaşta esir almakla kazanılıyordu. Heykelin yüzeyinde bir zamanlar alçı ve tüy kaplama olduğu düşünülüyor. Çömlekçiler bu büyüklükte bir figürü tek seferde pişiremeyeceği için onu bölümler hâlinde yaptı.

Mekanizma — 1790: meydanın altındaki iki taş

1790'da Yeni İspanya'nın genel valisi kentin ana meydanını düzletip yeniden döşetti. İşçiler aynı yıl iki dev heykel buldu. İlki ağustosta çıktı.

Heykel Coatlicue'yi, Huitzilopochtli'nin annesini gösteriyor. Başının yerinden fışkıran iki yılan, kesilen boynundan akan kanın imgesi olarak okunuyor. Heykel üniversitenin avlusuna götürüldü. Anlatılana göre yerli halkın ona çiçek ve mum bırakması üzerine yetkililer heykeli yeniden toprağa gömdü. Birkaç yıl sonra Alman bilim insanı Alexander von Humboldt onu görmek isteyince yeniden kazıldığı ve ardından tekrar gömüldüğü de anlatılıyor. On sekizinci yüzyılın Avrupa güzellik ölçüleri bu heykele bir yer bulamıyordu.

İkinci taş aralıkta bulundu.

Taşı ilk inceleyen kişi Meksikalı bilgin Antonio de León y Gama'ydı. İki yıl sonra onu bir takvim olarak yorumlayan bir kitap yayımladı. "Aztek takvimi" adı buradan yayıldı. Taş gerçekte bir takvim olarak kullanılmıyordu. Halkalardaki gün adları Mexica'nın zaman anlayışını gösteriyor. Merkezdeki dört çerçeve, anlatılara göre şimdiki güneşten önce yok olan dört dünya çağını sayıyor. Ortadaki yüzün güneş tanrısı mı, toprak tanrısı Tlaltecuhtli mi olduğu tartışılıyor. Taş yaklaşık bir yüzyıl katedralin batı kulesinin duvarına gömülü olarak sergilendi, sonra müzeye taşındı.

Mexica takviminde Maya'nın Uzun Sayımı yoktu. 260 günlük ve 365 günlük çarklar elli iki yılda bir aynı güne dönüyordu. Bu dönüşte bütün ateşler söndürülür, bir tepede yeni bir ateş yakılırdı. Bilinen son Yeni Ateş töreni 1507'de yapıldı.

Mekanizma — Viyana'daki tüyler

Haraçla gelen tropik kuş tüyleri, Tenochtitlan'ın en değerli malzemeleri arasındaydı. Tüy işçileri ayrı bir mahallede çalışıyordu.

Başlık ilk kez on altıncı yüzyılın sonunda bir Habsburg arşidükünün koleksiyon envanterinde göründü. Moctezuma'ya ait olduğuna dair bir belge yok; ad sonradan yerleşti. Meksika uzun süredir başlığın geri verilmesini istiyor. Avusturya tarafı bir koruma çalışmasına dayanarak taşınmayı reddetti. Çalışmaya göre tüyler yolculuğun titreşimine dayanamazdı. Tüy işinin Avrupa'daki serüveni kursun ilerleyen bir dersinde ayrıca ele alınacak.

Mekanizma — Avrupalı gözler ve 1521

İspanyol komutan Hernán Cortés 1519'un kasımında Tenochtitlan'a girdi. Ertesi yıl İspanya kralına yazdığı uzun bir mektupta kenti anlattı. Pazarları, kanalları, yolları ve tapınakları kendi bildiği İspanyol kentleriyle karşılaştırdı. Mektup birkaç yıl içinde basıldı ve Avrupa'da elden ele dolaştı.

Haritayı bir Avrupalı çizici hazırladı. Hangi taslağa dayandığı tartışılıyor. Tören alanının ve yolların düzeni yerli bilgisine dayanıyor; evler, kuleler ve bayrak ise Avrupa'nın kent resminden geliyor. Avrupa, Tenochtitlan'ı ilk kez bu karma görüntüyle tanıdı. Cortés'in yanındaki askerlerden Bernal Díaz del Castillo, yıllar sonra yazdığı anılarında kenti ilk görüşlerini şövalye romanlarındaki büyülü yerlere benzetti.

1520'de kentte çiçek hastalığı salgını başladı. 1521'in mayısında İspanyollar ve onlarla birlikte savaşan Tlaxcala gibi yerli müttefikler kenti kuşattı. Yolları kestiler, su kemerini kopardılar, gölde gemilerle kanalları denetlediler. Kuşatma ağustosta, kuzeydeki ikiz kent Tlatelolco'da son hükümdar Cuauhtémoc'un ele geçirilmesiyle bitti. Kentin büyük bölümü yıkıldı.

Mekanizma — eski kentin üstünde

İspanyollar yeni başkenti eski kentin üstüne kurdu. Tapınaklar söküldü ve taşları yeni yapılarda kullanıldı. Tören alanının bir köşesine bir kilise yapıldı. Sonraki yüzyıllarda onun yerinde büyük bir katedral yükseldi.

Katedral, gölün yumuşak tortuları ve gömülü Mexica yapıları üzerinde oturuyor. Zemin eşit çökmedikçe yapı eğildi. Yirminci yüzyılın sonunda zemini sağlamlaştırmak için büyük bir mühendislik çalışması yapıldı. Göl sonraki yüzyıllarda kurutuldu. Tören alanının taşları bugün katedralin birkaç adım ötesinde, açık bir kazı alanında görülüyor.

Karşılaştırma: iki tanrıça, iki bulunuş

Coatlicue 1790'da bulundu ve rahatsız ettiği için yeniden gömüldü. Kızı Coyolxauhqui 1978'de bulundu ve kentin merkezinde bir kazının başlamasına yol açtı. İki taş aynı anlatının iki anını gösteriyor: anne ve onun oğlunun elinde parçalanan kızı. İki bulunuşun arasındaki iki yüzyıl, kentin Mexica geçmişini nasıl gördüğünün de değiştiğini gösteriyor. Coatlicue bugün ulusal müzenin Mexica salonunda duruyor.

Kalıcı araçlar

Anlatıyı belge olarak oku. Bir kuruluş öyküsünün ne zaman ve kimin için bugünkü biçimini aldığını sor.

Katmanları say. Bir yapının içinde kaç evre olduğunu ve her evrenin hangi hükümdara bağlandığını bul.

Sunuyu oku. Bir çukurdaki nesnelerin nereden geldiğini ve hangi geçmişi kutsal merkeze taşıdığını düşün.

Övgüyü kaynaklarla sına. Bir hükümdarın taşındaki fetih listesini yazılı anlatılarla karşılaştır.

Bulunuş öyküsünü eserin parçası say. Bir eserin ne zaman bulunduğunu ve bulunduğunda nasıl karşılandığını öğren.

Adın kökenini ara. "Takvim taşı" ya da "Moctezuma'nın başlığı" gibi bir adın kim tarafından ve ne zaman verildiğini kontrol et.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Güneş Taşı Aztek takvimidir."
Doğrusu

Taş gün adlarını ve dünya çağlarını gösteren bir anıttı; takvim adı on sekizinci yüzyıldaki bir yorumdan yayıldı.

Yaygın yanlış"Mexica imparatorluğu fethettiği toprakları doğrudan yönetiyordu."
Doğrusu

Yenilen kentlerin çoğu kendi hükümdarını korudu ve düzenli haraç göndermekle yükümlü oldu.

Yaygın yanlış"Tenochtitlan bir avuç İspanyol tarafından yıkıldı."
Doğrusu

Kuşatmada yerli müttefikler İspanyol ordusunun büyük bölümünü oluşturuyordu ve salgın kenti önceden zayıflatmıştı.

Yaygın yanlış"Viyana'daki başlığı Moctezuma taktı."
Doğrusu

Başlığı Moctezuma'ya bağlayan bir belge yok; ad, eserin Avrupa'daki yolculuğu sırasında yerleşti.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Mexica, havzaya geç gelip gölün adalarına yerleşti ve kuruluşlarını kartal ile kaktüs anlatısıyla açıkladı. Chinampa tarlaları, taş yollar ve su kemerleri göl kentini besledi. Üçlü İttifak fethedilen kentlerden haraç topladı. Templo Mayor, savaş ve yağmur tanrılarının ikiz tapınaklarını taşıdı ve her hükümdarla yeni bir kabukla büyüdü. Sunular havzanın eski eserlerini tapınağın içine gömdü. 1790 ve 1978 bulunuşları, kentin geçmişine bakışın değiştiğini gösteriyor. 1521 kuşatmasından sonra yeni başkent eski kentin üstüne kuruldu.

Sonraki derse köprü

Tenochtitlan'ın piramidi taşla kaplanmış ve kabuk kabuk büyütülmüş bir dağdı. Rio Grande'nin çok kuzeyinde, Mississippi ırmağının geniş vadisinde, başka topluluklar kendi tören merkezlerini sepetlerle taşınan topraktan yükseltiyordu. Bu toprak höyüklerin tepesinde önderlerin evleri ve tapınaklar dururdu. Irmak yolları boyunca uzak göllerden bakır, körfez kıyısından deniz kabuğu taşınıyor ve atölyelerde kabartmalı levhalara, oymalı süslere dönüşüyordu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-315 — Amerika Kıtalarının Yerli Sanatları →

15 bölümden 5. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga