Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Teotihuacan, milattan sonraki ilk yüzyıllarda Amerika kıtalarının en büyük kentine dönüştü. Kent, yüzyıllar boyunca korunan tek bir yöne göre ızgara biçiminde planlandı. Güneş ve Ay piramitleri ile Tüylü Yılan Tapınağı evreler hâlinde büyüdü; temellerine sunular, kurbanlar ve yeraltı geçitleri yerleştirildi. Nüfusun çoğu boyalı apartman yerleşkelerinde yaşadı. Duvar resimleri ve maskeler bireysel yüzden kaçındı. Oaxaca'dan ve Körfez kıyısından gelenler kendi mahallelerini kurdu. Hükümdar portresinin yokluğu, ortaklaşa bir yönetim tartışmasını besliyor. Altıncı yüzyıl dolaylarında merkez yandı. Kentin bugünkü adı da sonradan gelen Mexica'ların hayranlığından kaldı.
Açılış: boş kente ad veren ziyaretçiler
On beşinci yüzyılda Meksika Havzası'nın hâkimleri, başkentlerinin kuzeydoğusundaki bir vadiyi ziyaret ediyordu. Vadide ottan ve topraktan dağlar gibi yükselen iki yapı vardı. Aralarında, iki yanı alçak höyüklerle dizili uzun bir yol uzanıyordu. Bu kenti kimin kurduğunu bilmiyorlardı. Kent onlar gelmeden yüzlerce yıl önce boşalmıştı.
Ziyaretçiler Nahuatl konuşuyordu ve kente kendi dillerinde bir ad verdiler: Teotihuacan. Adın en sık yapılan çevirisi "tanrıların doğduğu yer" ya da "insanların tanrıya dönüştüğü yer". İspanyol fethinden sonra derlenen Nahua anlatılarına göre, dünya karanlıktayken tanrılar burada toplanmıştı. İçlerinden biri büyük bir ateşe atlayarak güneşe, öbürü aya dönüşmüştü. Mexica halkı yolun iki yanındaki höyükleri büyük ölülerin mezarı sandı ve yola Ölüler Caddesi dedi.
Bu adların hiçbiri kenti kuranlardan gelmiyor. Teotihuacan'ın sakinlerinin kendi kentlerine ne dediğini, hangi dili konuştuklarını kesin olarak bilmiyoruz. Elimizde onların bıraktığı plan, duvar resimleri, mezarlar ve çöplükler var. Bu ders kenti bu kanıtlarla okuyor ve sonradan gelenlerin ona verdiği adları da birer katman olarak ele alıyor.
Dersin yolu
Olmek merkezlerinden kuzeybatıya, yüksek bir yaylaya çıkıyoruz. Önce kentin ızgara planına ve büyük yolun kenti nasıl düzenlediğine bakacağız. Ardından iki büyük piramidin evrelerini ve Tüylü Yılan Tapınağı'nın cephesini, altındaki gömüleri ve tüneli göreceğiz. Sonra kentin asıl dokusuna, binlerce insanın yaşadığı apartman yerleşkelerine ve onların duvar resimlerine gireceğiz. Göçmen mahalleleri, kral yüzü taşımayan bir yönetim sorusu ve kentin yanışı dersin son bölümlerini dolduruyor.
Sıfır noktası: bir yaylada büyüyen kent
Olmek merkezleri Körfez kıyısının sıcak, nemli ovalarında yükselmişti. Teotihuacan ise deniz seviyesinden iki bin metreyi aşan bir yükseklikte, serin ve kurak bir vadide kuruldu. Vadinin kaynakları kenti biçimlendirdi. Vadi tabanında pınarlar vardı ve çevredeki tepelerde volkanik camın, obsidyenin zengin yatakları bulunuyordu.
Yerleşim, milattan önceki son yüzyıllarda vadide dağınık köyler hâlinde başladı. Yakındaki bir başka merkez, Cuicuilco, bir yanardağ patlamasıyla lavların altında kaldı. Bu felaketin havzanın nüfusunu Teotihuacan vadisine doğru ittiği düşünülüyor. Milattan sonraki ilk yüzyıllarda kent hızla büyüdü. En geniş döneminde yaklaşık yirmi kilometrekarelik bir alanı kaplıyordu. Nüfus tahminlerinin çoğu yüz bin dolayında ya da biraz üstünde toplanıyor. O yüzyıllarda Amerika kıtalarının en büyük kentiydi ve dünyanın büyük kentleri arasında sayılabilirdi.
Kentin bu ölçeği yirminci yüzyılın ortasına kadar tam olarak görülmedi. Arkeologlar uzun süre yalnız büyük piramitleri ve caddeyi kazdı. Altmışlı yıllarda René Millon'un yönettiği bir ekip vadiyi adım adım yürüyerek tarla tarla taradı.
Harita, piramitlerin çevresinde gerçek bir kentin yattığını gösterdi. Yüzeyde iki binden fazla çok odalı konut yerleşkesi seçiliyordu. Kentin alanının büyük bölümünü insanların yaşadığı evler kaplıyordu. Bugün de Teotihuacan üzerine yazılan hemen her çalışma bu haritanın karelerine göre yer adı veriyor.
Mekanizma — ızgara ve büyük yol
Haritanın ilk gösterdiği şey düzendi. Kentin yapılarının, sokaklarının ve hatta vadiden geçen San Juan ırmağının yatağının büyük bölümü aynı yöne bakıyordu. Bu yön kuzeyden doğuya doğru yaklaşık on beş buçuk derece sapıyor. Kenti kuranlar ırmağın yatağını bile bu ızgaraya uyacak biçimde düzeltmişti.
Bu sapmanın nedeni tartışılıyor. Kimi araştırmacılar onu belirli günlerde güneşin battığı noktaya, kimi belirli yıldızların doğuşuna bağlıyor. Kimi de çevredeki dağlarla kurulan bir ilişkiyi öne çıkarıyor. Kesin olan şu: yön, kent büyüdükçe yüzyıllar boyunca korundu. Kenarlardaki yeni konutlar bile merkezdeki eksene uyacak biçimde kuruldu.
Izgaranın omurgası, kenti kuzeyden güneye kesen büyük yoldu.
Caddenin adı Mexica'lardan kalma ve yanıltıcı. Yolun iki yanındaki yapılar, kazıların gösterdiği kadarıyla, üstlerinde tapınak taşıyan platformlardı. Kuzeyden güneye yürüyen biri her setle biraz tırmanıp yeniden iniyordu. Önündeki manzara bir kayboluyor, bir yeniden beliriyordu. Yol bir geçitten çok bir sahne gibi çalışıyordu.
Caddenin kuzey ucunda yürüyenin karşısına bir dağ çıkıyor. Kentin kuzeyindeki Cerro Gordo, Ay Piramidi'nin hemen arkasında yükseliyor. Caddenin güneyinden bakan biri piramidin sırtını dağın sırtıyla üst üste görüyor. Pek çok araştırmacı bu çakışmanın bilinçli olduğunu düşünüyor. Yapı, arkasındaki dağın biçimini yineliyordu.
Kentin yapılarında yinelenen bir cephe kuruluşu da ızgaranın bir parçasıydı. Araştırmacılar buna eğimli kaide ve çerçeveli pano anlamında talud-tablero diyor. Eğimli bir duvar tabanının üstüne, çerçeveyle sınırlanmış dik bir pano oturuyordu. Bu kuruluş üst üste binerek bir platformun her basamağında yineleniyordu. Pano çoğu zaman boyalıydı. Talud-tablero sonradan Mezoamerika'nın birçok yerinde, Maya bölgesinde bile Teotihuacan ile kurulan ilişkinin işareti olarak görüldü.
Mekanizma — iki piramit, birçok evre
Caddenin doğu yanında kentin en büyük yapısı yükseliyor.
Yapının bugünkü adı da Mexica'lardan geliyor ve onu hangi tanrıya adandığını bilmiyoruz. Piramidin bugünkü görünüşü ise yirminci yüzyılın başında biçimlendi. Leopoldo Batres, Meksika'nın bağımsızlığının yüzüncü yılı için 1910'a yetiştirilen bir kazıda yapıyı açtı. Kazı sırasında dış dolgunun ve kaplamanın kalın bir katmanı söküldü. Yapının özgün yüzeyinin ve evrelerinin bir bölümü bu sökümle kayboldu. Bir anıtın görüntüsü, onu bir ulusal gösteriye hazırlayan ekibin kararlarını da taşıyor.
1971'de piramidin batı merdiveninin dibinde bir boşluk bulundu. Bir kuyu, piramidin altına doğru uzanan bir geçide iniyordu.
Geçidin uzun süre doğal bir mağara olduğu düşünüldü ve Mezoamerika'nın mağaralara bağlanan köken anlatılarıyla ilişkilendirildi. Sonraki araştırmalar geçidin büyük ölçüde insan eliyle kazıldığını savundu. Doğal ya da yapay, sonuç aynı yere çıkıyor. Piramit, altındaki bir yeraltı boşluğunun üstüne yükseltildi.
Caddenin kuzey ucundaki ikinci piramit, kazılarla katman katman açıldı.
Saburo Sugiyama ve Rubén Cabrera'nın yönettiği kazılar, doksanların sonunda ve iki binlerin başında piramidin içine tüneller açtı. Her yeni yapının eskisini örttüğü görüldü. Her büyütmede temele sunular gömülmüştü. Bu sunuların içinde yeşil taştan figürler, obsidyen bıçaklar, deniz kabukları ve kurban edilmiş hayvanlar vardı. Kartal, puma, kurt ve yılan gibi yırtıcı hayvanların kalıntıları, kimi kafeslere konulmuş olarak gömülmüştü. Bazı gömülerde elleri arkadan bağlı insan iskeletleri de bulundu. Bir piramidi tek bir anda yapılmış bir anıt olarak görmek bu yüzden yanıltıcı. Ay Piramidi birkaç yüzyıl boyunca, her büyütmesi bir törenle işaretlenerek büyüdü.
Mekanizma — Tüylü Yılan Tapınağı
Caddenin güney kesiminde, yolun doğusunda büyük bir kare alan yer alıyor.
Adı İspanyolca "kale" anlamına geliyor. Fetihten sonra gelenler onu bir hisar sanmıştı. Avlu, kentin en kalabalık törenlerinin yapıldığı yer olabilir. Ciudadela'nın doğusundaki piramit, kentin en ünlü cephesini taşıyor.
Yılan başları duvardan dışarı uzanıyor, ışıkla birlikte gölgeleri de değişiyor. Kabuklar suyu ve denizi çağırıyor. Yılanların arasındaki öbür başın ne olduğu tartışılıyor. Uzun süre bir yağmur tanrısı sanıldı. Bugün pek çok araştırmacı onu bir yılanın ya da timsahsı bir yaratığın başlık biçiminde stilize edilmiş başı olarak okuyor. Kimi de onu zamanın ve takvimin başlangıcıyla ilişkilendiriyor.
Cephenin bugün görülebilmesi bir örtmeye borçlu. Yapıdan birkaç kuşak sonra, piramidin önüne yeni bir platform eklendi. Bu ekleme cephenin büyük bölümünü gözden sakladı. Eski cephe bu sayede yüzyıllar boyunca korundu. Kimi araştırmacılar örtmeyi yönetim biçiminde bir değişikliğin işareti sayıyor.
Seksenli yıllarda tapınağın çevresinde ve altında yapılan kazılar, bir başka buluntuyu açığa çıkardı.
Gömüler gelişigüzel yapılmamıştı. Gruplar yapının dört yanına simetrik biçimde dağıtılmıştı ve bazı gruplardaki kişi sayısı takvimle ilişkili sayılarla açıklandı. Kemiklerin kimyasal analizi bu kişilerin bir bölümünün kentin dışından geldiğini gösterdi. Silah ve gerdanlık, kimilerinin savaşçı kılığına sokulduğunu düşündürüyor. Bunlar savaş tutsakları mıydı, yoksa kentin kendi savaşçıları mı, bu sorunun yanıtı henüz yok. Kesin olan, tapınağın büyük bir kurban töreniyle kutsandığı.
Mekanizma — tapınağın altındaki tünel
2003'te şiddetli bir yağmurdan sonra tapınağın önünde, toprakta bir çukur açıldı. Arkeolog Sergio Gómez Chávez çukurun altında dikey bir kuyunun ağzını buldu.
Gómez'in ekibi geçidi yıllarca elle boşalttı. Dar kesimlerde uzaktan yönetilen küçük bir robot kullanıldı. Tünelden yeşil taştan figürler, pirit aynalar, deniz kabukları, tohumlar, kauçuk toplar, obsidyen bıçaklar ve çok sayıda başka nesne çıktı. Duvarların bir kısmı, el fenerinin ışığında parlayan pirit tozuyla sıvanmıştı. Tünelin dibine yakın bir yerde sıvı cıva bulunduğu da bildirildi.
Kazıyı yürütenler tüneli bir yeraltı dünyasının, suyla dolu karanlık bir başlangıç yerinin canlandırılması olarak yorumladı. Bu yorum, Güneş Piramidi'nin altındaki geçitle birlikte okununca güçleniyor. Kentin iki büyük yapısı, yeraltına uzanan bir boşluğun üstüne yükseltilmişti. Tünelin ayrıntılı yayını hâlâ sürüyor ve ilk yorumların bir kısmı değişebilir.
Mekanizma — apartman yerleşkeleri
Kentin sakinlerinin çoğu, araştırmacıların apartman yerleşkesi dediği yapılarda yaşıyordu. Bir yerleşke kare ya da dikdörtgen bir bloktu. Dışarıya yüksek, penceresiz duvarlar gösteriyordu. İçinde güneşe ve yağmura açık avlular, avluların çevresinde odalar ve dar geçitler vardı. Bir yerleşkede birkaç düzine kişinin, büyük olasılıkla akraba ya da aynı işi yapan ailelerin birlikte yaşadığı düşünülüyor. Ölüler çoğu zaman evin tabanının altına gömüldü. Ev, ataların da yeriydi.
Yerleşkelerin duvarları boyalıydı. Kireç sıvası henüz yaşken kırmızı, yeşil, mavi ve sarı boyalar sürülüyor, sonra yüzey cilalanıyordu. Kentin duvar resimlerinin çoğu bu evlerin avlularında ve odalarında bulundu.
Tetitla'nın duvarlarındaki figürler kişisel bir portre gibi durmuyor. Aynı figür bir duvar boyunca kalıp gibi tekrarlanıyor. Bu tekrar, uzun süre Teotihuacan resminin "kuru" ya da "mekanik" olduğu yargısını besledi. Esther Pasztory başka bir okuma önerdi. Ona göre tekrar, tek bir kişiyi yücelten bir sanattan kaçınan, topluluğu öne çıkaran bir düzenin görsel dili olabilirdi.
Hayvanlar ve silahlı figürler, kimi araştırmacılara göre kentin savaşçı topluluklarına ya da tarikatlarına bağlanıyor. Atetelco gibi evler, kentin ideolojisini tapınaklar kadar konut duvarlarının da taşıdığını gösteriyor.
Mekanizma — Tlalocan ve Büyük Tanrıça
Kentin en çok tartışılan resmi, doğudaki bir yerleşkenin bir odasında duruyor.
1940'larda Alfonso Caso bu resmi, Mexica inancındaki yağmur tanrısının cenneti Tlalocan'ın bir betimi olarak okudu. Ad yerleşti ve duvar hâlâ bu adla anılıyor. Sonraki araştırmacılar okumayı sorguladı. Üstteki büyük figür, Pasztory'nin Büyük Tanrıça dediği bir imge olarak yeniden yorumlandı. Pasztory'ye göre bu imge suyla, bereketle ve yeraltıyla ilişkili, kentin birçok yerinde görülen bir kadın tanrıydı.
Büyük Tanrıça adı da kendi tartışmasını getirdi. Kimi araştırmacılar bu imgenin tek bir tanrıya ait olmadığını, birbirine benzeyen birkaç figürün tek bir adla birleştirildiğini savunuyor. Kimi de figürün cinsiyetinin resimden kesin olarak okunamadığını vurguluyor. Tepantitla'nın duvarı böylece üst üste binmiş iki adla duruyor: biri Mexica'ların inancından ödünç alınmış, öbürü yirminci yüzyılın bir sanat tarihçisinden. Resmi yapanların kendi sözcüğü kayıp.
Tepantitla resimleri yerinde kaldı. Kentin başka yerleşkelerinin resimleri aynı şansı yaşamadı. Altmışlı yıllarda kaçak kazıcılar bazı yerleşkelerin duvarlarını parçalara kesip yurtdışına sattı.
Parçalar bir koleksiyoncunun vasiyetiyle müzeye geldi. Müze ile Meksika'nın arkeoloji kurumu seksenlerde bir anlaşmaya vardı ve parçaların yaklaşık yarısı Meksika'ya döndü. Araştırmacılar daha sonra parçaların hangi yerleşkeden geldiğini kentte yapılan kazılarla belirlemeye çalıştı. Bir duvardan kesilen resim, kendi odasını kaybetti. Hangi parçanın hangi duvarın neresinde durduğu artık çoğu zaman yalnız tahminle kurulabiliyor.
Mekanizma — evin içindeki imgeler
Yerleşkelerin tören nesneleri de kalıplarla çoğaltıldı.
Araştırmacılar bu buhurdanlara, yüzü sahne gibi çevreleyen çerçeveleri yüzünden "tiyatro tipi" diyor. Süs parçaları ayrı kalıplardan basılıp kapağa yapıştırılıyordu. Kentte bu parçaları üreten atölyeler bulundu. Buhurdanlar ölü gömme törenlerinde yakılıyor, sonra çoğu zaman kırılıyordu. Müzelerdeki bütün örneklerin bir bölümü, kırık parçalardan sonradan birleştirildi.
Gözler delinmediği için bu maskeler bir yüze takılamazdı. Bir ölünün sargısına, bir heykele ya da bir sunu kümesine bağlandıkları düşünülüyor. Yüzlerin birbirine benzemesi de dikkat çekiyor. Maskeler, tıpkı duvar resimleri gibi, bireysel bir yüzü yansıtmıyor.
Mekanizma — kentin içindeki yabancılar
Kentin batı kenarında, Tlailotlacan denen bir mahallede, kazıcılar beklenmedik bir şey buldu.
Mahallenin sakinleri yüzyıllar boyunca evlerinde Oaxaca'nın kaplarını üretti ve ölülerini Oaxaca'nın geleneğine göre gömdü. Kemiklerdeki kimyasal izler, bazılarının çocukluğunu başka bir bölgede geçirdiğini gösteriyor. Kentin doğusunda, Tüccarlar Mahallesi denen başka bir kesimde, Körfez kıyısından ve Maya bölgesinden gelen kaplar bulundu.
Teotihuacan bir göçmen kentiydi. Yeni gelenler kentin ızgarasına uydu, ama evlerinin içinde kendi kaplarını, kendi gömü biçimlerini korudu.
Kentin uzaklarla bağı alışverişle de kuruldu. Teotihuacan, Pachuca yakınlarındaki yeşil obsidyenin dağılımını büyük ölçüde denetliyordu.
Bu obsidyen Maya bölgesinde de bulundu. Bir buluntunun rengi, onun hangi yataktan geldiğini ve kentin ağının ne kadar uzandığını gösterebiliyor. Puebla vadisinde yapılan ince cidarlı turuncu kaplar da aynı ağla dağıldı.
Mekanizma — adı yazılmamış yöneticiler
Mezoamerika'nın birçok kentinde hükümdarlar kendi yüzlerini taşa oydurdu, adlarını yazdırdı. Teotihuacan'da bugüne dek kesin olarak bir hükümdara ait portre ya da ad bulunamadı. Kentin bir işaret sistemi vardı ama uzun metinler bırakmadı. Kral mezarı olduğu kesin bir gömü de ortaya çıkmadı.
Bu yokluk farklı biçimlerde okunuyor. Kimi araştırmacılar kentin ortaklaşa yönetildiğini savunuyor. Bu görüşe göre yönetim, birkaç soydan ya da mahalle temsilcisinden oluşan bir kuruldaydı. Linda Manzanilla bu ortak yönetim görüşünün önde gelen savunucularından. Kimi ise Tüylü Yılan Tapınağı'nın kurban töreninde güçlü bir erken yöneticinin izini görüyor. Bu okumada cephenin örtülmesi, daha ortaklaşa bir düzene geçişin işareti. Bir yokluk kanıt sayılmaz. Yine de duvar resimlerindeki tekrar ve maskelerin benzer yüzleri, hükümdar adının sessizliğiyle aynı yöne bakıyor.
Mekanizma — yanış ve sonrası
Altıncı yüzyıl dolaylarında, kesin tarihi tartışmalı bir dönemde, Ölüler Caddesi boyunca tapınaklar ve seçkin yapılar ateşe verildi. Heykeller kırıldı, bazı imgeler kasıtlı olarak parçalandı. Yanan yapıların çoğu caddenin çevresindeydi. Çevredeki sıradan yerleşkeler çok daha az hasar gördü. Pek çok araştırmacı saldırının kentin kendi içinden geldiğini düşünüyor. Hedef, yönetimin simgeleriydi. Kuraklık ve kıtlık da olası etkenler arasında sayılıyor. Kent bundan sonra tümüyle boşalmadı, ama bir daha eski ölçüsüne ulaşmadı.
Yüzyıllar sonra Mexica'lar harabelerden nesneler topladı. Teotihuacan'da yapılmış taş maskeler, Tenochtitlan'daki büyük tapınağın sunu çukurlarında yeniden gömülmüş olarak bulundu. Teotihuacan bir anı, bir köken yeri olarak sonraki kentlerin tören hayatına girdi. Kent 1987'de UNESCO Dünya Mirası listesine alındı.
Kalıcı araçlar
Adın katmanlarını ayır. Bir yerin bugünkü adını kimin, hangi yüzyılda verdiğini sor.
Ekseni bul. Bir kentin planında yönü sabitleyen öğeyi ve onun yüzyıllar boyunca korunup korunmadığını izle.
Evreleri say. Bir anıtı tek bir anın ürünü saymadan önce, içinde örtülmüş eski yapıları ara.
Temele bak. Bir yapının altına gömülenin, onun anlamını nasıl kurduğunu düşün.
Tekrarı bir karar olarak oku. Aynı figürün kalıp gibi yinelenmesini bir beceri eksikliği saymadan önce, kimin öne çıkmadığını sor.
Evin içindeki yabancıyı gör. Bir mahallenin kaplarına, mezarlarına ve kemiklerine bakarak kimlerin nereden geldiğini araştır.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Teotihuacan'ı Aztekler kurdu."
Kent, Mexica'lar ortaya çıkmadan yüzyıllar önce boşalmıştı. Kente adını veren onlar oldu.
Yaygın yanlış"Ölüler Caddesi'nin iki yanı mezarlarla dolu."
Ad Mexica'ların yorumundan geliyor. Yol boyunca dizilen höyükler tapınak taşıyan platformlardı.
Yaygın yanlış"Teotihuacan bir tören merkeziydi, insanlar çevrede yaşıyordu."
Harita, yüz bin dolayında insanın yaşadığı iki binden fazla konut yerleşkesini ortaya çıkardı.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Teotihuacan, milattan sonraki ilk yüzyıllarda Amerika kıtalarının en büyük kentine dönüştü. Kent, yüzyıllar boyunca korunan tek bir yöne göre ızgara biçiminde planlandı. Güneş ve Ay piramitleri ile Tüylü Yılan Tapınağı evreler hâlinde büyüdü; temellerine sunular, kurbanlar ve yeraltı geçitleri yerleştirildi. Nüfusun çoğu boyalı apartman yerleşkelerinde yaşadı. Duvar resimleri ve maskeler bireysel yüzden kaçındı. Oaxaca'dan ve Körfez kıyısından gelenler kendi mahallelerini kurdu. Hükümdar portresinin yokluğu, ortaklaşa bir yönetim tartışmasını besliyor. Altıncı yüzyıl dolaylarında merkez yandı. Kentin bugünkü adı da sonradan gelen Mexica'ların hayranlığından kaldı.
Sonraki derse köprü
Teotihuacan'ın talud-tablero cepheleri ve yeşil obsidyeni güneydoğudaki ormanlık ovalara da ulaştı. Orada, aynı yüzyıllarda büyüyen Maya kentlerinin hükümdarları bambaşka bir yol seçmişti. Kendi portrelerini dikili taşlara oydurdular, yanına adlarını ve tahta çıktıkları günü yazdırdılar. Bu yazı ses ve sözcük işaretlerini birlikte kullanıyordu ve günleri uzun bir başlangıç noktasından sayan bir takvime bağlıydı. Saray avlularında ve stellerin önünde kurulan kraliyet gösterisi, Teotihuacan'ın sakladığı yüzü tam ortaya koyuyordu.