Ders KRO-313.6 · Güneydoğu Asya Sanatları

Angkor

su, kent, tapınak ve krallık

3.388 kelime · 26 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Angkor, dokuzuncu yüzyılın sonundan on beşinci yüzyıla kadar Khmer başkentlerinin kurulduğu ovadır. Krallar başkent kurdu, baray kazdırdı ve Meru'yu temsil eden tapınak-dağlar yaptırdı. Banteay Srei ince oymanın, Angkor Wat batıya bakan Vişnu tapınağının ve kabartma galerilerinin örneğidir. VII. Jayavarman'ın Budist kenti yüzlü kuleler, şifa havuzları ve hastanelerle tanınır. Merkez on beşinci yüzyılda güneye kaydı; "terk" ve "keşif" anlatıları sorgulanmalıdır.

Açılış: ırmağın dibindeki lingalar

Kulen tepelerinin ormanında, kurak mevsimin sonuna doğru küçük bir dere çekilir. Suyun altından, kumtaşı yatağa sıra sıra oyulmuş yüzlerce küçük çıkıntı görünür. Hepsi aynı biçimdedir: Śiva'nın simgesi linga. Kıyıdaki kayalarda yılanın üstüne uzanmış Vişnu, göbeğinden çıkan lotusta oturan Brahmā ve boğaya binmiş Śiva ile eşi Umā oyulmuş.

Bu oymaları kimse bir tapınağın içinde görmek için yapmadı. Su lingaların üstünden akar, aşağıda Siem Reap ırmağına katılır ve oradan ovaya iner. Ovada bu ırmağın suyu yüzyıllar boyunca hendeklere, kanallara ve havuzlara dağıtıldı. Su tepeden indiğinde, yol boyunca tanrının bedenine değmiş sayılıyordu.

Prambanan'da bir tanrıyı karanlık bir odaya yerleştiren kule tapınağı tanımıştık. Angkor'da aynı kule, bir su düzeninin ortasında durur. Bu ders Kulen'den inen suyu izleyerek ovadaki başkentleri, onların tapınaklarını ve krallığın dağılışını açıyor.

Dersin yolu

Birkaç terimden sonra başkentleri sırayla gezeceğiz: Hariharalaya, Yaśodharapura, Koh Ker, sonra on ikinci yüzyılın Vişnu tapınağı ve VII. Jayavarman'ın Budist kenti. Son bölümde suyu, kenti ve "keşif" anlatısını tartışacağız.

Sıfır noktası: dağ, hendek ve havuz

Angkor, bugünkü Kamboçya'nın kuzeybatısında, Tonle Sap gölünün kuzeyindeki ovanın adıdır. Ad, Sanskritçe "kent" anlamına gelen nagara sözcüğünün Khmerce biçiminden gelir. Dokuzuncu yüzyılın sonundan on beşinci yüzyıla kadar Khmer krallarının başkentleri bu ovada birbirinin yanında kuruldu.

Hint kozmolojisinde dünyanın merkezinde tanrıların oturduğu Meru dağı yükselir. Çevresini kıtalar ve okyanuslar halka halka sarar. Khmer ustaları bu düzeni taşa çevirdi: tapınak dağı temsil eden basamaklı bir kütle, çevresindeki hendek de okyanus oldu. Bu tür yapıya araştırmacılar tapınak-dağ der.

Baray, Khmerce bir sözcüktür ve toprak setlerle çevrilmiş, dikdörtgen biçimli dev su havuzlarını anlatır. Ustalar havuzu çoğunlukla düz ovada dört yana set yükselterek kurdu; toprak yalnız sınırlı bir derinlikte kazıldı. Bazı barayların ortasında bir ada ve adanın üstünde bir tapınak bulunur.

Kentin adı yazıtlarda çoğu zaman kurucusunun adıyla birlikte geçer. Kral bir başkent kurar, bir baray kazdırır ve bir tapınak-dağ diktirirdi. Atalarına ise ayrı bir tapınak adardı. KRO-313.3'te bu ata kültünü yazıtlardan okumuştuk; Angkor ovasında onun yapılarını göreceğiz.

Mekanizma — Hariharalaya: atalar, dağ ve ada

Angkor ovasının güneydoğusunda bugün Roluos adıyla bilinen yerde, dokuzuncu yüzyılın sonunda Hariharalaya başkenti yükseldi. Ad, Śiva ile Vişnu'nun birleşik biçimi Harihara'dan gelir. Kral I. Indravarman burada yapı düzenini ilk kez bütün hâlinde kurdu.

Preah Ko, Khmerce "kutsal boğa" demektir; adını kulelerin önünde yere çökmüş boğa heykellerinden alır. Yazıtlara göre ön sıradaki kuleler kralın erkek atalarına, arka sıradakiler kadın atalarına adanmıştı. Her ata, bir tanrının biçimine bürünmüş bir heykelle temsil ediliyordu.

Birkaç yıl sonra aynı kral, başkentin merkezine çok daha büyük bir yapı diktirdi.

Bakong, Angkor ovasında taştan yapılmış ilk büyük tapınak-dağıdır. Hendek dağın çevresindeki okyanusu, basamaklar dağın yamaçlarını temsil eder. Merkez kulenin kutsal odasında bir linga dururdu ve bu linga kralın tapınımının merkeziydi. Bugün tepede gördüğümüz kule, özgün kulenin yerine çok sonra kurulmuş bir yapıdır.

Aynı kral başkentin kuzeyinde bir baray da kazdırdı. Oğlu I. Yaśovarman bu havuzun tam ortasına bir ada yaptırdı.

Lolei'nin çevresi artık pirinç tarlası. Yapı kurulduğunda ise ziyaretçi ona ancak suyun üstünden ulaşabiliyordu. Havuzdaki su, tanrının adasına çarpıp tarlalara dağılıyordu. Kutsal olanla tarımsal olan, tek bir su yüzeyinde buluşuyordu.

Mekanizma — Yaśodharapura: tepe ve iki havuz

I. Yaśovarman, onuncu yüzyılın başına doğru başkenti kuzeybatıya taşıdı. Yeni kente kendi adını verdi: Yaśodharapura. Kentin merkezine ovanın içinden yükselen doğal bir tepe seçildi.

Burada dağ zaten vardı; mimar onu kesip basamaklara çevirdi. Fransız Hint bilimci Jean Filliozat, kulelerin sayısını ve yerleşimini takvimle ve Meru'nun çevresindeki gök cisimleriyle ilişkilendiren bir okuma önerdi. Bu sayısal okuma tartışılıyor; tepeden bakan kişinin bütün ovayı görebildiği ise kesin.

Kentin doğusunda Yaśovarman, ovanın o güne kadarki en büyük havuzunu kazdırdı. Bugün Doğu Baray denen bu havuz uzun zamandır kurudur. Köşelerine dikilen yazıtlı stellerde kral, havuzu kendi adıyla anar.

Ardılları da aynı düzeni sürdürdü. Onuncu yüzyılın ortasında Rājendravarman, Doğu Baray'ın ortasına bir ada tapınağı yaptırdı.

Tapınak, havuz doluyken suyun ortasında bir dağ gibi yükseliyordu. Yakınındaki ikinci yapı ise kuru toprak üstünde durur.

Adı Khmerce "bedeni döndürmek" anlamına gelir ve haznede cenaze törenleri yapıldığına dair yerel bir inanca dayanır. Arkeolojik bir kanıt bu yorumu desteklemiyor; hazne bir heykel kaidesi de olabilir.

Batıda, on birinci yüzyılda daha da büyük bir havuz kazıldı. Bu Batı Baray bugün hâlâ su tutar.

Heykel yirminci yüzyılın ilk yarısında, ada tapınağında parça parça bulundu. Uzanmış Vişnu, Kbal Spean'daki kayada gördüğümüz biçimin aynısıdır: tanrı kozmik okyanusun üstünde uyur ve yeni bir evren düşler. Tunç tanrı, suyun ortasında, okyanusun üstünde yatıyordu. Bu, Khmer tunç dökümcülüğünün günümüze ulaşan en büyük eserlerinden biri.

Mekanizma — kısa bir ara başkent ve bir rahibin tapınağı

Onuncu yüzyılın ilk yarısında IV. Jayavarman, Angkor'un kuzeydoğusunda, ovadan uzaktaki Koh Ker'de bir başkent kurdu. Bu başkent yalnız birkaç on yıl sürdü. Yine de geride ovadakilerden çok farklı yapılar ve heykeller bıraktı. Merkezde yedi basamaklı, dik bir piramit yükselir; çevresindeki tapınaklar ise insan boyunu çok aşan heykellerle donatılmıştı.

Heykeller, Mahābhārata'nın son düellolarından birini, Bhīma ile Duryodhana'nın topuz kavgasını canlandırıyor olarak yorumlanır. Taş figür burada bir duvara yaslanmaz, havada hareket eden bir beden gibi yontulmuştur. İki heykel 1970'lerde ayaklarından kırılıp yurt dışına kaçırıldı. Biri Amerika'da bir müzayedeye, öbürü bir müzeye ulaştı. Kamboçya'nın açtığı geri alma süreci sonunda iki heykel 2010'larda Phnom Penh'e döndü. Ayak parçaları ise hâlâ Prasat Chen'deki kaidelerin üstünde duruyordu.

Saray ovaya dönünce, ince işçiliğin en tanınmış örneğini bir saray rahibi bağışladı.

Rāvaṇa, Śiva'nın oturduğu Kailāsa dağını yerinden oynatmaya çalışır. Śiva ayak parmağıyla dağı bastırır ve devi altında hapseder. Alınlıkta sahne katman katman yükselir; kayaların arasında her figür ayrı ayrı okunur. Pembe kumtaşının ince taneli olması, bu derinlikte bir oymaya izin verdi. Yapı küçüktür; ziyaretçi oymayı yakından görür.

Tapınak, Yajñavarāha adlı Brahman bir rahibin bağışıydı. Bugünkü adı, Khmerce "kadınların kalesi" demektir ve duvarlardaki kadın figürlerinden gelir.

Devatalar, tapınağı koruyan ve süsleyen kadın tanrılardır. Bu figürlerin bazıları 1923'te genç bir Fransız yazar, André Malraux ve arkadaşları tarafından duvardan kesilip götürülmeye çalışıldı. Malraux Phnom Penh'de yargılandı ve taşlar tapınağa geri döndü.

On yıl kadar sonra Banteay Srei, Angkor'da yeni bir onarım yönteminin ilk büyük örneği oldu. EFEO, yani Fransız Uzakdoğu Okulu adına çalışan Henri Marchal, Cava'ya gidip Hollandalı arkeologların anastiloz yöntemini inceledi. Prambanan'da gördüğümüz bu yöntemi Banteay Srei'ye uyguladı: tapınak dağıtılıp özgün taşlarıyla yeniden kuruldu.

Mekanizma — tunç kule ve çözülen bulmaca

On birinci yüzyılın ortasında II. Udayādityavarman, kentin merkezine yeni bir tapınak-dağı yaptırdı. Bu Baphuon, basamaklı kütlesiyle ovanın en yüksek yapılarından biriydi. On üçüncü yüzyılın sonunda Angkor'u gören Çinli bir gözlemci, "tunç kule" diye andığı yapıyı muhtemelen bunu kastederek anlatır.

Yapı, kumla doldurulmuş bir çekirdeğin üstüne kurulmuştu. Dolgu zamanla oturdu, kaplama taşları kaydı. On beşinci ya da on altıncı yüzyılda yapının batı yüzü yeniden düzenlendi.

Bu figür, Angkor'da Theravada Budizminin yerleştiği dönemde, eski Śiva tapınağının taşları sökülerek kuruldu. Yatan Buda, Buda'nın son anını, nirvanaya geçişini anlatır. Bir Hindu tapınak-dağı, dış yüzünde bir Budist anıta dönüşmüş oldu.

Yirminci yüzyılda EFEO, çöken yapıyı anastilozla yeniden kurmak için dağıttı. On binlerce taş numaralanıp ormana dizildi. 1970'lerin başında iç savaş işi durdurdu; taşların yerini gösteren kayıtlar savaş yıllarında kayboldu. Yapı, 1990'ların ortasında yeniden başlayan uzun bir çalışmayla ancak 2011'de açılabildi.

Mekanizma — batıya bakan Vişnu tapınağı

On ikinci yüzyılın ilk yarısında II. Sūryavarman, kentin güneyinde bugün Angkor Wat denen yapıyı başlattı. Tapınak Vişnu'ya adanmıştı. Geniş bir hendek, duvarlarla çevrili büyük bir alanı kuşatır; hendeğin üstünden uzanan taş bir yol, ziyaretçiyi giriş kapısına taşır. Merkezde üç kat galerinin ortasında beş kule yükselir.

Angkor'daki tapınakların çoğu doğuya bakar. Bu tapınağın ana girişi ise batıdadır. Bu yön üzerine farklı yorumlar var. Bir görüşe göre yön, Vişnu'nun batıyla ilişkisinden gelir. Başka bir görüş, yapının kralın ölümünden sonraki kültü için tasarlanmış bir mezar tapınağı olduğunu savunur; batı, ölümle ilişkilendirilen yöndür. Kralın küllerinin burada saklandığını kesin gösteren bir buluntu bilinmiyor. Mezar tapınağı okuması bu yüzden bir yorum olarak kalıyor.

Birinci galerinin dış duvarları, yapının bütün çevresini dolaşan uzun kabartma panolarıyla kaplıdır. Panoların her biri ayrı bir öykü anlatır.

Yazılar figürlerin kim olduğunu söyler. Kral, Paramaviṣṇuloka adıyla anılır; bu, "Vişnu'nun yüce dünyasına gitmiş olan" anlamına gelen ölüm sonrası adıdır. Kabartmanın bu bölümünün kralın ölümünden sonra yazıldığı ya da tamamlandığı anlaşılıyor. Mezar tapınağı tartışmasında bu yazı sık sık kanıt olarak kullanılır.

Mahābhārata'nın büyük savaşı, iki yandan ortaya doğru ilerleyen kalabalıklarla anlatılır. Oklardan yatağa uzanmış savaşçı, ordunun yaşlı komutanı Bhīṣma'dır.

Yargıç Yama, ölüleri iyi ve kötü işlerine göre ayırır. Üst kat cennetlerin, alt kat cehennemlerin düzenini gösterir ve her cehennemin yanında adı yazılıdır.

Tanrılar ve devler, ölümsüzlük içkisini elde etmek için okyanusu çalkalar. Dağ çalkalama çubuğu, yılan da onu döndüren iptir. Vişnu, kaplumbağa biçiminde dağı sırtında taşır. Göğe süzülen kadınlar, çalkalamadan doğan apsaralardır. Hendeklerle çevrili bir kentte bu sahne, suyun bereket kaynağı olduğunu hatırlatır.

Galerinin kuzeydoğu köşesindeki bazı panolar ancak on altıncı yüzyılda tamamlandı. Yapı yüzyıllar boyunca bir hac yeri olarak kaldı ve zamanla bir Theravada manastırına dönüştü. Ana kulelerin çevresindeki duvarlarda ise yüzlerce devata durur; her biri farklı bir saç düzeni ve takı taşır.

Mekanizma — VII. Jayavarman'ın Budist kenti

On ikinci yüzyılın son çeyreğinde, Çam ordusu Tonle Sap gölünden ırmak yoluyla ilerleyip Yaśodharapura'yı yağmaladı. Kısa süre sonra tahta çıkan VII. Jayavarman, Mahāyāna Budizmine bağlı bir hükümdardı. Eski kentin ortasında, hendekle ve yüksek bir surla çevrili yeni bir merkez kurdurdu: bugün Angkor Thom, yani "büyük kent" denen alan.

Süt okyanusunun çalkalanması burada bir duvar panosundan çıkıp kentin girişine taşınmış. Ziyaretçi, okyanusu temsil eden hendeği çalkalama ipinin yanından yürüyerek geçer.

Kentin tam ortasında Bayon durur.

Ziyaretçi teraslarda dolaşırken yüzler her yönden ona bakar. Bu yüzlerin kime ait olduğu tartışmalıdır. Bir görüş merhamet bodhisattvası Avalokiteśvara'yı görür; Khmer yazıtlarında bu varlık Lokeśvara adıyla geçer. Kimi araştırmacı kralın kendi yüzünün tanrıyla birleştirildiğini öne sürer. Başkaları Brahmā'yı ya da krallığın dört yönünü koruyan tanrıları önerir. Yüzlerin hepsi aynı kişiyi göstermeyebilir de.

Çamlarla yapılan göl savaşları, krallığın yakın tarihinden alınmış sahnelerdir. Angkor Wat'ın destan galerilerinden ayrılan yan burada sıradan insanların günlük işlerinin de taşa geçmesidir.

Kralın annesinin anısına kurulan tapınak bugün Ta Prohm adıyla bilinir; ağaç kökleri duvarlarını sarmış hâliyle bilinçli olarak öyle bırakıldı.

Stel, bir tapınağın bir ekonomi olarak nasıl işlediğini gösterir. Pirinç, bal, kumaş, ilaç ve tapınağa hizmet eden insanlar tek tek kayda geçer. Babası için kurulan Preah Khan'da ise kral, babasını Lokeśvara biçiminde heykelleştirdi.

Preah Khan'ın yanındaki barayın ortasında küçük bir ada tapınağı durur.

At, Lokeśvara'nın bir biçimi olarak denizde kaybolanları kurtarır. Havuzlar, Himalaya'daki kutsal Anavatapta gölüyle ilişkilendirilir; o gölün suyu hastalıkları iyileştirirdi. Su burada şifa olarak dağıtılır.

Kralın yazıtları, bu şifa fikrini kurumlara da bağlar.

Krallığın dört bir yanında aynı metni taşıyan çok sayıda hastane steli bulundu. Yazıta göre kral, halkının hastalıklarını kendi bedeninin acısından daha çok çekiyordu. Bu bir övgü dilidir; yine de hastanelerin ve yol üstündeki konaklama evlerinin gerçekten kurulduğunu kalıntılar doğruluyor.

Kralın kendisinin heykelleri de günümüze ulaştı.

Heykel, dua eden bir insanı gösteriyor gibidir. Yazıtlarla birlikte okunduğunda, kendini Buda'ya adamış bir hükümdarın portresi olarak yorumlanır.

Kentin kraliyet meydanının batı kenarında, alayların izlendiği uzun teraslar yükselir. Duvarları boyunca fil kabartmaları uzanan Fil Terası'nın kuzeyinde daha küçük bir teras daha vardır.

Halk anlatısı lekeleri bir hastalığa bağladı ve heykele bir kralın adını verdi. Kaidedeki sonraki bir yazıt ise figürü ölüler yargıcı Yama ile ilişkilendirir. Terasın onarımı sırasında, dış duvarın arkasında, kabartmalarla dolu daha eski bir duvar ortaya çıktı.

Usta katmanı: hidrolik kent, terk anlatısı ve "keşif"

Angkor'u içeriden anlatan tek ayrıntılı tanıklık, bir yabancıdan gelir.

Metin değerlidir ama bir dışarıdanın bakışıdır. Zhou gördüğünü Çin ölçüleriyle yargılar. Yine de taş kabartmaların göstermediği gündelik hayatı ve on üçüncü yüzyılın sonunda Theravada keşişlerinin kentte görünür olduğunu ondan öğreniyoruz.

Fransız arkeolog Bernard-Philippe Groslier, yirminci yüzyılın ortasında Angkor'u bir "hidrolik kent" olarak yorumladı. Ona göre baraylar pirinç tarlalarını sulayan dev bir sistemin parçasıydı ve krallığın gücü bu suya dayanıyordu. Eleştirenler, barayların sulama için yetersiz kaldığını ve daha çok dinsel, simgesel yapılar olduğunu savundu. Son yıllarda havadan lazerle yapılan LiDAR taramaları ormanın altındaki toprak setleri, kanalları, sokak ızgaralarını ve konut höyüklerini ortaya çıkardı. Tapınakların çevresi yoğun ve geniş bir kentle doluymuş. Su düzeni de hem tarıma hem kutsal düzene hizmet eden, zamanla bozulan bir ağ olarak görünüyor.

On beşinci yüzyılda kraliyet merkezi güneye, Phnom Penh yöresine kaydı. Bunu Ayutthaya'nın saldırılarına, su ağının çökmesine, deniz ticaretinin çekimine bağlayan açıklamalar birbirini dışlamaz. Angkor ise boşalmadı: tapınaklar Theravada manastırları olarak yaşadı ve hacılar gelmeyi sürdürdü.

Mouhot'nun anlatısı Avrupa'da Angkor'un "yeniden keşfi" olarak yayıldı. Oysa yöre halkı ve keşişler tapınakları hiç unutmamıştı; Mouhot'dan önce de Avrupalı gezginler Angkor'u görmüştü. "Keşif" söylemi, Fransız sömürge yönetiminin Kamboçya üzerindeki hakkını kültürel bir kurtarıcılıkla meşrulaştırmasına yaradı. Louis Delaporte'nin Paris'e taşıdığı heykeller ve alçı kalıplar bu bakışın parçasıydı. EFEO yirminci yüzyılın başında Angkor'un korunmasını üstlendi.

1970'ten sonraki iç savaş ve Kızıl Kmer yönetimi yıllarında koruma çalışmaları durdu. Sonraki on yıllarda pek çok heykelin başı kesilip yurt dışına satıldı. Angkor 1992'de Dünya Mirası listesine alındı ve bugün Kamboçya kurumu APSARA, uluslararası ekiplerle birlikte alanı yönetiyor.

Kalıcı araçlar

Suyun yolunu izle. Bir Khmer tapınağında suyun nereden geldiğini, nereye toplandığını ve nereye aktığını haritada belirle.

Dağı ve okyanusu ayır. Basamaklı kütleyi, hendeği ve barayı Meru kozmolojisinin parçaları olarak adlandır.

Adayı fark et. Bir barayın ortasındaki tapınağı, havuz doluyken nasıl görüneceğini düşünerek oku.

Bağışçıyı sor. Yapıyı kralın mı, bir rahibin mi, bir ailenin mi yaptırdığını yazıttan öğren.

Yazıyı kabartmayla birlikte oku. Figürlerin yanındaki etiketler ve steller, sahneyi tarihlemeye ve yorumlamaya yarar.

Anlatının sahibini sor. "Terk" ve "keşif" gibi sözcüklerin kimin bakışından geldiğini belirle.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Angkor on beşinci yüzyılda terk edildi ve ormana gömüldü."
Doğrusu

Kraliyet merkezi güneye kaydı; tapınaklar manastır ve hac yeri olarak kullanılmayı sürdürdü.

Yaygın yanlış"Angkor'u Henri Mouhot keşfetti."
Doğrusu

Yöre halkı yeri hiç unutmadı ve Mouhot'dan önce gelen Avrupalı gezginler de vardı.

Yaygın yanlış"Angkor Wat'ın kesin olarak bir mezar tapınağı olduğu kanıtlandı."
Doğrusu

Batıya bakış ve ölüm sonrası ad bu okumayı destekler; ancak bu bir yorum olarak tartışılıyor.

Yaygın yanlış"Bayon'daki yüzler kralın portreleridir."
Doğrusu

Yüzlerin kimi temsil ettiği tartışmalıdır; Lokeśvara, Brahmā ve koruyucu tanrılar da öneriliyor.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Angkor, dokuzuncu yüzyılın sonundan on beşinci yüzyıla kadar Khmer başkentlerinin kurulduğu ovadır. Krallar başkent kurdu, baray kazdırdı ve Meru'yu temsil eden tapınak-dağlar yaptırdı. Banteay Srei ince oymanın, Angkor Wat batıya bakan Vişnu tapınağının ve kabartma galerilerinin örneğidir. VII. Jayavarman'ın Budist kenti yüzlü kuleler, şifa havuzları ve hastanelerle tanınır. Merkez on beşinci yüzyılda güneye kaydı; "terk" ve "keşif" anlatıları sorgulanmalıdır.

Sonraki derse köprü

Zhou Daguan'ın gördüğü sarı giysili keşişler, Sri Lanka manastırlarını Mon kıyılarına ve Irrawaddy vadisine bağlayan bir Theravada ağının parçasıydı. O vadinin ortasında, Bagan ovasında binlerce tuğla tapınak yükselmişti. Bunların çoğunu sevap kazanmak isteyen kraliçeler, bakanlar, tüccarlar ve köylüler yaptırmıştı. İç koridorlarındaki duvar resimleri ve kapı yanlarındaki bağış yazıtları, keşişlerin ve imgelerin bu ağda hangi yollardan taşındığının izini taşır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-313 — Güneydoğu Asya Sanatları →

12 bölümden 6. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga