Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Borobudur doğal bir tepeyi saran, dışından dolaşılan bir taş yapıdır. Örtülü taban karma yasasının gündelik sahnelerini taşır; Céphas'ın fotoğraflarıyla bilinir. Galeriler saat yönünde dolaşılır: ilk galeride Buda'nın yaşamı ve önceki yaşamları, üst galerilerde Sudhana'nın öğretmenden öğretmene yolculuğu. Buda heykellerinin el duruşları yöne göre değişir ve tepeye doğru tek işarete toplanır. Kafes stupaların Budaları ilk vaazın el duruşunu yineler. Mendut ve Pawon'la kurulan eksen, üç âlem, mandala ve Meru okumaları yorumdur. Sömürge döneminde parçalar götürüldü; onarımlar ve bugünkü Vesak yürüyüşü anıtın tarihinin parçasıdır.
Açılış: toprağın altına geri gömülen kabartmalar
1885'te Hollandalı mühendis Jan Willem IJzerman, Borobudur'un taş kaidesinin arkasında başka bir duvar olduğunu fark etti. Anıtın en alt basamağını saran geniş taş kuşak, daha eski bir tabanın önüne sonradan örülmüştü. Kuşağın taşları sökülünce, arkada kabartmalarla dolu bir duvar ortaya çıktı.
Fransız Hint bilimci Sylvain Lévi, sahnelerin Mahākarmavibhaṅga adlı bir metne dayandığını gösterdi. Metin karma yasasını anlatır: her eylem bir sonuç doğurur. Kötü söz kötü bir doğuma, cömertlik iyi bir doğuma götürür. Paneller bu nedenselliği gündelik yaşamın içinden gösteriyor.
Kabartmalar bulunduktan birkaç yıl sonra, bir fotoğrafçı onları tek tek belgeledi.
Kassian Céphas, Cava'nın ilk yerli profesyonel fotoğrafçıları arasında sayılır. Çekim sırasında hendek bölüm bölüm açıldı, iş bitince yeniden dolduruldu ve duvar taş kuşağın arkasında kaldı. Gizli tabanın yüz altmış panelini bugün çoğunlukla bu fotoğraflardan tanıyoruz.
Bir anıtın en kalabalık, en gündelik sahneleri neden ziyaretçinin gözünden saklandı? Bu ders o soruyla başlıyor ve anıtın yukarısına doğru tırmanıyor.
Dersin yolu
Önce temel kavramları ve anıtın kesitini kuracağız. Sonra tabandan başlayıp galerileri saat yönünde dolaşacağız: Buda'nın yaşamı, önceki yaşamlarının öyküleri ve bir hacının yolculuğu. Oradan heykellere, dairesel teraslara ve komşu tapınaklara geçeceğiz. Sonda yorumların ve onarımların tarihini açacağız.
Sıfır noktası: stupa, dolaşma ve el işaretleri
Stupa, Budizmde kutsal emanetleri barındıran, yarım küre biçimli bir yapıdır. İçine girilmez, çevresinde dolaşılır; bu dolaşmaya Sanskritçede pradakṣiṇa denir. Dolaşan kişi yapıyı hep sağ omzunun yanında tutar, yani saat yönünde yürür.
Mudra, Buda heykellerindeki ellerin kalıplaşmış duruşudur. Yere dokunan el, Buda'nın aydınlanma anında yeryüzünü tanık çağırmasını anlatır. Kucakta üst üste duran eller meditasyonu, açılıp öne uzanan el armağanı, kalkan avuç ise korkusuzluk vermeyi gösterir.
Bodhisattva, aydınlanmaya ulaşabilecekken başkalarına yardım için yolda kalan varlıktır. Mahayana Budizmi, KRO-313.3'te gördüğümüz Śailendra çevresinin desteklediği kol, bodhisattva yolunu öne çıkarır.
Cava'da taş tapınaklara "candi" denir ve Borobudur da bir candi olarak anılır; adının kökeni ise belirsiz.
Mekanizma — tepeyi taşla giydirmek
Borobudur, Kedu ovasında, yanardağlarla çevrili bir düzlükte yükselir ve çekirdeğinde doğal bir tepe vardır. Ustalar tepeyi biçimlendirip üstünü andezit bloklarla kapladı. İçinde oda yoktur; ziyaretçi taş kabuğun dışını katman katman dolaşır.
Planı yukarıdan bakınca iç içe geçmiş karelere benzer. Altta geniş bir kaide, onun üstünde kare planlı, kenarları girintili çıkıntılı beş kat yükselir. Bu katların arasında, iki yanı duvarla çevrili dört galeri dolaşır. Galerinin bir yanı ana duvar, öbür yanı korkuluktur ve iki yüzü de kabartmalıdır.
Kare terasların üstünde üç dairesel teras başlar. Bu teraslarda galeri, duvar ve kabartma yoktur. Çan biçimli, delikli küçük stupalar halkalar hâlinde dizilir. En tepede, ortada, büyük bir merkez stupa oturur.
Dört yönde birer merdiven tabandan doğruca tepeye çıkar ve her galeri katında bir kapıdan geçer.
Tepedeki yüze kala, alt uçlardaki yaratıklara makara denir. Kala, kapıdan geçeni koruyan ve kötülüğü yutan bir yüz olarak yorumlanır. Kapıdan her geçişte ziyaretçi bir eşiği aşar.
Orta Cava'nın sağanaklı yağmur mevsiminde oluklar, terasların üstünde biriken suyu dışarı atıyordu; süs burada bir drenaj işine giydirilmiş. Anıtın uzun ömrünün büyük bir kısmı, suyun bu yapıdan nasıl uzaklaştırıldığına bağlıydı.
Mekanizma — örtülen taban
Açılışta gördüğümüz taban, anıtın yapımı sırasında örtülmüştü ve bunun kanıtı panellerin kendisinde duruyor.
Yazılar, yontulacak sahneyi taş ustasına bildiren notlar olarak okunuyor. Bazıları yarıda kalmış panellerin üstünde. Yazıların harf biçimi, anıtın yapım tarihine ilişkin başlıca kanıtlardan biri oldu. Araştırmacılar bu biçimi sekizinci yüzyılın sonu ile dokuzuncu yüzyılın ilk yarısı arasına yerleştiriyor.
Neden örtüldü? Bir görüşe göre yapı inşaat sırasında yana doğru kaymaya, taban duvarı bombe yapmaya başlamıştı. Geniş taş kuşak, anıtı ayakta tutan bir destek olarak eklendi. Başka bir görüşe göre örtme bilinçliydi: arzu ve karma dünyası bilerek gözden saklandı. İki açıklama birbirini dışlamıyor da olabilir.
Bugün Borobudur'u gezen biri gizli tabanın yalnız bu küçük parçasını görür; gerisi hâlâ taş kuşağın arkasında.
Mekanizma — ilk galeride bir yaşam öyküsü
Doğu merdiveninden çıkan ziyaretçi ilk galeriye girip sola döner; böylece anıt sağ omzunun yanında kalır. Ana duvarın üst sırası, Buda'nın son yaşamını Lalitavistara adlı Mahayana metnine göre anlatır; dizi yüz yirmi panelden oluşur.
Öyküye göre Kraliçe Māyā, düşünde altı dişli beyaz bir filin yanından bedenine girdiğini görür. Bu, geleceğin Buda'sının anne rahmine inişidir. Usta, göksel olayı sarayın sıradan bir gecesinin içine yerleştirmiş. Nedimeler hiçbir şeyin farkında değil gibi duruyor.
Dizi prensin doğumunu, saraydan ayrılışını ve çileci yıllarını sırayla açar. Ziyaretçi her köşeyi dönünce öykü de bir sonraki evreye geçer.
Sujātā adlı köylü kızı, aç kalmaktan bitkin düşen Siddhārtha'ya sütlü pirinç sunar. Siddhārtha sert çileciliği bu kâseyle bırakır ve orta yolu seçer. Kabartmada sahnenin ağırlığı kadınların hareketinde. Uzatılan kâse, panelin ortasına doğru akan bir çizgi kuruyor.
Lalitavistara dizisi, aydınlanmanın ardından verilen ilk vaazla kapanır. Buda'nın el duruşu, Dharma çarkını harekete geçirme mudrasıdır. Bu duruşu dairesel teraslarda yeniden göreceğiz; el, öykünün bittiği yerden tepeye kadar taşınıyor.
Mekanizma — önceki yaşamlar ve uzak denizler
Aynı galerinin ana duvarının alt sırasında ve korkuluklarında başka öyküler dolaşır. Bunlar Jātaka ve Avadāna denen anlatılardır. Jātakalar Buda'nın önceki yaşamlarını, Avadānalar ise başka kahramanların erdemli eylemlerini anlatır.
Öykü, Āryaśūra'nın Jātakamālā adlı derlemesinin ilk öyküsü. Geleceğin Buda'sı, yavrularını yemek üzere olan aç kaplana kendi bedenini sunar. Dizi derlemenin öykülerini sırasıyla izliyor. Kabartmada taşıyıcı çizgi aşağı doğru: kayadan atlayan beden, kompozisyonu kaplana bağlıyor.
Prens Sudhanakumāra, kinnarī denen kuş-kadın Manoharā'ya âşık olur. Manoharā saraydan kaçar; prens onu uzak göksel ülkesine kadar arar. Dizi, bu romantik öyküye birçok panel ayırır. Ziyaretçi bir aşk öyküsünü bir galeri boyunca yürüyerek okur.
Korkuluklarda ve alt sıralarda gündelik yaşam da görünür: ev, pazar, müzik, tarla. Kabartmaların arasında Cava denizciliğine ilişkin ender görsel kanıtlar da var.
Gövdenin yanındaki kütükler, Avustronezya denizciliğinin tanıdık bir çözümü. KRO-313.1'de izlediğimiz deniz yollarının teknelerinden biri, burada kutsal bir öykünün dekoru olmuş.
Tekne 2003'te Cakarta'dan yola çıkıp Hint Okyanusu'nu aştı ve Afrika'nın batı kıyısına kadar yelken açtı. Yolculuk, panelin denizcilik bilgisine yaslanan bir yeniden kuruluşa malzeme olabildiğini gösterdi; kabartmanın her ayrıntısını ise doğrulamadı.
Mekanizma — bir hacının yolculuğu
İkinci galeriye çıkan ziyaretçi, başka bir yolcuyla karşılaşır. İkinci, üçüncü ve dördüncü galerilerin büyük bölümü Gaṇḍavyūha adlı Mahayana metnine ayrılmıştır. Metnin kahramanı Sudhana, Manoharā'nın prensiyle adaştır ama aydınlanmayı arayan genç bir tüccar oğludur.
Bodhisattva Mañjuśrī, Sudhana'yı yola çıkarır. Genç adam bir öğretmenden ötekine gönderilir; her biri ona yolun bir parçasını öğretir. Öğretmenlerin arasında kadınlar ve sıradan meslek sahipleri de var. Metin, bilgeliğin tek bir rütbeye ait olmadığını öyküyle söylüyor.
Panellerin birbirine çok benzemesi, kabartmayı ilk bakışta tekdüze gösterir. Oysa tekrar yolculuğun kendisini kuruyor: ziyaretçi galeriyi dolandıkça Sudhana da öğretmenden öğretmene yürür ve iki yürüyüş üst üste biner.
Yolculuğun sonuna doğru Sudhana gelecek Buda Maitreya'nın göksel köşküne girer. Köşkün içinde sonsuz sayıda köşk, birbirini yansıtarak açılır.
Bhadracarī, Bodhisattva Samantabhadra'nın yeminlerini dile getiren bir şiirdir. Sudhana'nın yolculuğu Samantabhadra'yla buluşmayla sonuçlanır. Galeriler yükseldikçe anlatıların ritmi değişir: pazarlar, gemiler ve aşk öyküleri geride kalır, yerlerini durgun göksel düzenler alır.
Mekanizma — dört yönün Budaları
Galerilerin korkuluklarının üstünde, sıra sıra nişler dizilir. Her nişte bağdaş kurup oturmuş bir Buda heykeli durur. Anıttaki Buda heykellerinin toplamı beş yüz dört olarak verilir.
Alt dört korkuluk sırasında, Budaların el duruşu yöne göre değişir. Doğuda yere dokunan el, güneyde armağan veren el, batıda meditasyon, kuzeyde korkusuzluk. Sonraki Mahayana metinleri bu duruşları dört yönün Budalarına bağlar: Akṣobhya, Ratnasambhava, Amitābha, Amoghasiddhi. Heykellerin bu adlarla mı tasarlandığı yoruma açık.
Eksik başlar anıtın sonraki tarihini taşıyor: yüzyıllar boyunca birçok baş kırıldı, düştü ya da koleksiyonlara gitti.
En üst korkuluk sırasında yönlerin ayrımı kalkar ve dört yüzde de aynı el duruşu yinelenir. Bu duruş vitarka, yani öğretme ya da tartışma işareti olarak tanınır. Hangi Budanın kastedildiği konusunda farklı öneriler var. Kare katlardan dairesele geçmeden hemen önce, yöne bağlı çeşitlilik tek bir işarette toplanıyor.
Mekanizma — kafeslerin içindeki heykeller
Dördüncü galeriden çıkan ziyaretçi birden açık havaya ulaşır. Duvarlar ve kabartmalar biter, ufukta yanardağlar görünür.
Halkalardaki stupaların toplamı yetmiş iki. Delikli gövde, içerideki heykeli hem gösterir hem saklar. Ziyaretçi heykelin yalnız parçalarını, taş kafesin aralarından seçebilir.
İlk galerideki ilk vaaz panelinin el duruşu burada, tepeye yakın, yetmiş iki kez yineleniyor. Kafeslerin içindeki Budalar, alttaki öykünün sonuna bağlanıyor.
Onarımlardan sonra birkaç stupa bu durumda bırakıldı. Ziyaretçinin kafesten yalnız seçebildiği heykel, burada bütünüyle görünür. Fotoğraflarda en çok yinelenen Borobudur görüntüsü çoğu zaman bu açık heykeldir.
En tepedeki merkez stupa, ötekilerden büyük ve deliksizdir. İçinin boş olup olmadığı uzun süre tartışıldı.
On dokuzuncu yüzyılda merkez stupanın içi açıldığında bu heykelin bulunduğu bildirildi. Heykelin stupaya baştan mı konduğu, yoksa sonradan mı yerleştirildiği belli değil. Bitmemiş Buda'yı, biçimin ötesindeki gerçekliğin simgesi olarak okuyan yorumlar da var. Bu yorumlar, buluntunun kendisinden daha güvenilmez bir zemine dayanıyor.
Mekanizma — Mendut'tan Borobudur'a
Borobudur'un doğusunda, Progo ve Elo ırmaklarının buluştuğu yörede, iki küçük tapınak durur: Mendut ve Pawon.
Ortadaki Buda genellikle Vairocana olarak, yanındakiler Avalokiteśvara ve Vajrapāṇi olarak tanınır. Mendut'ta heykeller hâlâ yapıldıkları yerde, karanlık bir odada oturur ve ziyaretçi onlara bir kapıdan girerek ulaşır.
Hārītī, Budist anlatıda çocuk kaçıran bir iblis kadınken Buda'nın öğüdüyle çocukların koruyucusuna dönüşen bir tanrıçadır. Karşısındaki erkek, eşi olarak tanınıyor. Kutsal odaya giren kişi, önce bu bereket ve aile sahnesinin önünden geçiyordu.
Pawon'un iç odası bugün boş; içinde neye tapınıldığı bilinmiyor. Mendut, Pawon ve Borobudur'un yaklaşık bir çizgi üstünde durduğu uzun zamandır dikkat çekiyor. Bazı araştırmacılar bu üçlüde, Mendut'tan başlayıp Borobudur'da biten bir tören yolu görüyor. Bu bir yorum; yapıların birlikte tasarlandığını gösteren bir yazıt bilinmiyor.
Usta katmanı: kim yaptırdı, ne düşündü?
Borobudur'un kendisinde bir kuruluş yazıtı yok. Yapım tarihi taban yazılarına, üsluba ve yöredeki yazıtlara dayanıyor. Hollandalı epigrafçı J. G. de Casparis, dokuzuncu yüzyılın ortasından bir yazıtta anıtın adını aradı.
Yazıtta bağışın gittiği yer "Bhūmisambhāra" diye anılıyor. De Casparis bu adı Borobudur'la özdeşleştirdi ve "erdem birikiminin katları" gibi bir anlam önerdi. Bu okumada anıt, bodhisattva yolunun basamaklarını katlarla gösteren bir dağdı. Öneri çok tartışıldı ve kesinlik kazanmadı.
Yirminci yüzyılın başından itibaren anıt için birkaç büyük yorum kuruldu. Bunlardan biri Budist kozmolojinin üç âlemine dayanıyor. Kāmadhātu arzu âlemidir, rūpadhātu biçim âlemi, arūpadhātu biçimsizlik âlemi. Bu okumada örtülü taban arzu âlemine, kabartmalı galeriler biçim âlemine, süssüz dairesel teraslar biçimsizliğe denk düşer.
Fransız araştırmacı Paul Mus, anıtı bir mandala, yani evrenin merkezini ve yönlerini gösteren kutsal bir şema olarak okudu. Hollandalı arkeolog W. F. Stutterheim ve başkaları, Hindu-Budist evrenin merkezindeki dağ Meru'yu anıtın biçiminde aradı. Śailendra adının "dağların efendisi" anlamına gelmesi bu okumayı besledi.
Bu yorumların hiçbiri anıtın yapımcılarından kalan bir belgeye dayanmıyor. Hepsi metinlerle biçim arasında kurulmuş köprüler. Yararları, ziyaretçinin yürüyüşünü bir anlam düzenine bağlamaları. Sınırları, o düzeni dokuzuncu yüzyılın kendi ağzından kanıtlayamamaları.
Usta katmanı: yeniden keşif, sökülen parçalar, onarım
Onuncu yüzyılda Orta Cava'nın siyasi merkezi doğuya kaydı. Borobudur'un nasıl terk edildiği bilinmiyor; yöre halkı anıtı hiç unutmadı ama bakım sona erdi. Yanardağ külü ve bitki örtüsü terasları kapladı.
Cava 1811'den 1816'ya kadar İngiliz yönetimindeydi. Vali Thomas Stamford Raffles anıtın haberini aldı ve Hollandalı mühendis H. C. Cornelius'u yöreye gönderdi. Cornelius, yüzlerce köylüyle birlikte bitki örtüsünü ve toprağı temizletti. Avrupa'daki "keşif" anlatısı burada başlar; yöre halkı için ise anıt hep oradaydı.
Hollandalı subay ve çizer F. C. Wilsen kabartmaları yıllarca çizdi. Fotoğrafın yaygınlaşmasından önce, panellerin Avrupa'da bilinen görüntüsü bu çizimlerdi. Çizimler, eksik başları ve kırık yüzleri kimi yerde tamamlıyordu; kaynak olarak kullanılırken bu dikkat ister.
Aynı yüzyılda anıttan heykeller ve kabartma parçaları sökülüp başka yerlere götürüldü. Yöredeki yöneticilerin bahçelerine konan heykeller, koleksiyonlara satılan başlar oldu.
Siyam kralı Chulalongkorn 1896'da Cava'yı ziyaret ettiğinde, Hollanda sömürge yönetimi ona Borobudur'dan çok sayıda parça armağan etti. Parçalar bugün de Bangkok'ta. Sömürge yönetimi anıtı korumak için çizimler ve fotoğraflar yaptırırken, aynı anıtı diplomatik armağan kaynağı olarak da kullanabiliyordu.
Yirminci yüzyılın başında, 1907 ile 1911 arasında, Hollandalı mühendis Theodoor van Erp ilk büyük onarımı yönetti. Dairesel terasları ve kafes stupaları yeniden kurdu.
Van Erp, parçaların gerçekten bu stupaya ait olduğundan emin olamayınca tepeliği yerinden indirdi. Bir onarımcının, kanıtı yetersiz bulduğu kendi kurgusunu geri alması, onarım tarihinin öğretici anlarından biri.
Van Erp'in onarımı suyun anıtın içine sızmasını durduramadı; kare katlar bombe yapmaya, taşlar kaymaya devam etti. 1970'lerin ortasından 1980'lerin başına kadar Endonezya hükümeti ve UNESCO büyük bir kampanya yürüttü. Kare katlar taş taş söküldü, numaralandı, temizlendi ve yeni bir beton temel ile drenaj sisteminin üstüne yeniden kuruldu.
1985'in başında anıtta bombalar patladı ve birkaç kafes stupa ağır hasar gördü. Stupalar onarıldı ve 1991'de Borobudur, Mendut ve Pawon birlikte Dünya Mirası listesine alındı.
Anıt bugün bir müze alanı olduğu kadar bir ibadet yeri de. Her yıl Vesak bayramında, Buda'nın doğumu, aydınlanması ve ölümünün anıldığı günde, Budist keşişler ve inananlar Mendut'tan Pawon'a, oradan Borobudur'a yürür. Tören yolu yorumu, bugünkü ritüelde yeniden yaşanıyor.
Kalıcı araçlar
Yürüme yönünü bul. Bir anıtı gezerken anlatının nereden başladığını ve hangi yönde ilerlediğini belirle; Borobudur'da saat yönü öykünün yönüdür.
Katları karşılaştır. Aynı yapının alt ve üst katlarında kabartmanın ritmi, kalabalığı ve konusu nasıl değişiyor, not et.
Metni ara. Bir kabartma dizisinin hangi metne dayandığını öğren; Lalitavistara ile Gaṇḍavyūha aynı duvarda farklı şeyler anlatır.
El duruşunu oku. Heykellerin mudralarını yönlere ve katlara göre listele; tekrar eden bir işaretin nerede yeniden belirdiğini izle.
Görünmeyeni say. Örtülü, sökülmüş ya da başı kopmuş parçaları da anıtın tarihine kat; bugün gördüğün, yapının ilk hâli olmayabilir.
Yorumu kaynağından ayır. Mandala, Meru ya da üç âlem okumasını kullanırken, onu kimin ne zaman önerdiğini ve hangi belgeye dayandığını söyle.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Borobudur içine girilen bir tapınaktır."
Anıtın içinde oda yok; doğal bir tepenin çevresinde yükselen, dışından dolaşılan bir taş yapı.
Yaygın yanlış"Üç âlem şeması anıtı yapanların yazılı planıdır."
Bu okuma yirminci yüzyılda kurulmuş bir yorumdur. Yapımcılardan kalan, anıtın anlamını açıklayan bir metin bilinmiyor.
Yaygın yanlış"Gizli taban, kötü sahneleri saklamak için örtüldü."
Örtmenin nedeni tartışmalı. Yapısal destek açıklaması da ciddiyetle savunuluyor.
Yaygın yanlış"Anıtı Raffles keşfetti."
Yöre halkı anıtı biliyordu. Raffles döneminde yapılan, Avrupalı yönetimin onu kayda geçirip temizletmesiydi.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Borobudur doğal bir tepeyi saran, dışından dolaşılan bir taş yapıdır. Örtülü taban karma yasasının gündelik sahnelerini taşır; Céphas'ın fotoğraflarıyla bilinir. Galeriler saat yönünde dolaşılır: ilk galeride Buda'nın yaşamı ve önceki yaşamları, üst galerilerde Sudhana'nın öğretmenden öğretmene yolculuğu. Buda heykellerinin el duruşları yöne göre değişir ve tepeye doğru tek işarete toplanır. Kafes stupaların Budaları ilk vaazın el duruşunu yineler. Mendut ve Pawon'la kurulan eksen, üç âlem, mandala ve Meru okumaları yorumdur. Sömürge döneminde parçalar götürüldü; onarımlar ve bugünkü Vesak yürüyüşü anıtın tarihinin parçasıdır.
Sonraki derse köprü
Borobudur'dan birkaç on yıl sonra, Kedu ovasının doğusunda, Prambanan ovasında başka türden bir taş yapı yükseldi. Orada bir dağın sırtında galeri galeri yürünmez. Ziyaretçi, duvarlarla çevrili bir avluda yan yana dikilmiş sivri kulelere yaklaşır ve her kulenin karanlık odasında tek bir tanrıyla yüz yüze gelir. En yüksek kule Şiva'nın, yanındakiler Brahma'nın ve Vişnu'nun; korkuluklardaki kabartmalar bu kez Rāmāyaṇa destanını anlatır. Aynı ovada Budist bir tapınak topluluğu da bu kulelerin hemen yakınında duruyordu. Cava ustalarının kule tapınağı nasıl tasarladığı, kutsal odayı, avlu düzenini ve tanrı heykelini nasıl birbirine bağladığı, Prambanan'ın taşlarından okunacak.