Ders KRO-309.12 · İslam Sanatının Kuruluşu ve Ortaçağ Dünyaları

İlhanlı ve Timurlu kitap sanatları

2.785 kelime · 21 eser örneği · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Bağdat'ı yıkan istilacılar İran'da kalıcı bir yönetim kurdu ve halifeliğin yokluğunda meşruiyetlerini kitapla kurdular: dünya tarihleri, İran destanları ve dinî metinler resimletildi, bir vezirin vakfı kitapların her yıl çoğaltılmasını şart koştu. Bir imparatorluğun ağıyla gelen uzak doğu manzarası, bulutu ve hayvanları İran atölyelerinde yeni bir dile dönüştü. Büyük bir destan kopyası, yirminci yüzyılda bir satıcı tarafından parçalanarak dağıtıldı. İkinci hanedanın Herat atölyelerinde kitap, kâğıtçıdan ciltçiye uzanan bir iş bölümüyle üretildi ve dramatik dilin yerini sakin, kusursuz bir denge aldı. Büyük usta adları, sonradan eklenen imzalar ve bir yüzyıl sonra yazılan geleneğin kendi tarihiyle birlikte, bir kategoriye dönüştü.

Açılış: bir atölyeden gelen rapor

On beşinci yüzyılın ilk yarısında, Herat'ta bir prensin kitap atölyesinin başındaki usta, prense kısa bir rapor yazdı.

Raporda hangi kitabın hangi aşamada olduğu tek tek sayılıyor. Bir hattatın bir kitabın yazımını bitirmek üzere olduğu, bir müzehhibin başlıkları altınladığı, bir ressamın bir sayfanın çizimini tamamladığı, bir ciltçinin kapağı hazırladığı yazıyor. Bazı ustaların hastalandığı, bazı malzemelerin geciktiği de not edilmiş.

Bu kısa belge, bu dersin bütün konusunu bir cümlede özetliyor. Bir kitap, tek bir sanatçının eseri değildi. Kâğıtçının, hattatın, müzehhibin, ressamın ve ciltçinin birlikte çalıştığı, aylar hatta yıllar süren bir üretimdi.

Geçen derste Bağdat'ı yıkan istilanın batıda durdurulduğunu gördük. Bu derste istilacıların kendisine dönüyoruz: İran'da kurdukları yönetime ve bu yönetimin ardından gelen hanedanın kitap atölyelerine.

Soru şu: uzak doğudan gelen bir resim geleneği, İran'ın yerel kitap geleneğiyle buluştuğunda ne oldu, ve bu buluşmadan çıkan dil nasıl bir "klasik" hâline geldi?

Bu derste ne olacak

Önce istilacı hanedanın İran'da kendini nasıl yeniden kurduğunu ve kitabı neden önemsediğini göreceğiz.

Ardından bir tarih kitabının resimlerine bakacak ve uzak doğudan gelen öğeleri tek tek ayıracağız.

Sonra bu dönemin en büyük resimli kitabına ve onun parçalanarak dağılmasına geçeceğiz.

Ardından ikinci hanedanın atölyelerine, Herat'a ve kitabın bir iş bölümü olarak nasıl örgütlendiğine bakacağız.

Karşılaştırma bölümünde bir usta adının nasıl bir kategoriye dönüştüğünü tartışacağız.

Usta katmanında albümleri, çizimleri ve bu geleneğin kendi tarihini nasıl yazdığını ele alacağız.

Sıfır noktası: istilacı bir hanedan yerleşince

On üçüncü yüzyılın ortasında Bağdat'ı yıkan Moğol ordusunun komutanları İran'da kalıcı bir yönetim kurdu. Bu yönetime İlhanlılar deniyor.

Başlangıçta yeni yöneticiler başka bir dine bağlıydı ve uzak doğudaki büyük bir imparatorluğun parçasıydılar. Yaklaşık kırk yıl sonra, bir hükümdar İslam'ı kabul etti ve hanedan yerel halkın diniyle birleşti.

Bu durum bir meşruiyet sorunu yarattı. KRO-309.10'da ve KRO-309.11'de sultanların meşruiyetini bir halifenin onayladığını görmüştük. Burada halifelik yıkılmıştı; yeni yöneticiler kendi meşruiyetlerini başka bir yolla kurmak zorundaydı.

Bu yollardan biri kitaptı. Yeni yönetim, dünyanın tarihini, İran'ın destanlarını ve dinî metinleri yeniden yazdırdı ve resimletti. Bu kitaplarda kendi hanedanlarını, dünya tarihinin ve İran krallık geleneğinin meşru bir parçası olarak yerleştirdiler.

Hükümdarın din değiştirmesinden sonra dinî kitap da bu programa katıldı. On dördüncü yüzyılın başında bir hükümdar için yazdırılan bir mushaf, çok büyük sayfaları, iri yazısı ve altın bezemesiyle bu dönemin en görkemli nesnelerinden biri oldu.

KRO-309.6'da büyük, törensel mushafın bir değer nesnesi olduğunu görmüştük. Burada aynı gelenek, yeni bir hanedanın kendini yerel dinin koruyucusu olarak gösterme aracına dönüşüyor.

Mekanizma — dünya tarihi ve bir vezirin kitap vakfı

Bu hanedanın en güçlü vezirlerinden biri, bir hekim ve tarihçi, büyük bir dünya tarihi yazdırdı. Kitap, yalnızca İslam dünyasını değil, Çin'i, Hindistan'ı, Avrupa'yı ve Moğolların kendi tarihini de anlatıyordu.

Vezir, bu kitabın her yıl yeniden kopyalanmasını da güvenceye aldı. Tebriz'de kurduğu büyük vakıf yerleşkesinin belgesinde, kitabın her yıl hem Arapça hem Farsça olarak çoğaltılıp başka kentlere gönderilmesi şart koşulmuştu.

KRO-309.11'de vakıf belgelerinin bir yapının günlük işleyişini gösterdiğini söylemiştik. Burada bir vakıf belgesi, bir kitabın nasıl çoğaltılacağını ve yayılacağını düzenliyor. Kitap, bir hanedanın kendi anlatısını yaymak için kurumsal bir araç hâline geliyor.

Bu tarih kitabının resimlerine yakından bak. Bazı sahnelerde başka dinlerin kurucularının hayatından sahneler var. Resimler, kitabın dünyayı kapsama iddiasını görsel olarak da taşıyor.

Mekanizma — uzak doğudan gelen öğeler

Bu resimlerde, önceki dönemin kitap resmine göre yeni öğeler görüyorsun. Bu öğeleri ayırmak, bir etkinin ne olduğunu somut olarak göstermenin en iyi yolu.

Bu öğelerin erken bir örneği, hanedanın ilk kuşağı sırasında, bir gözlemevinin bulunduğu kentte resimlenmiş bir hayvanlar kitabında görülüyor. Kitaptaki bazı hayvanların arkasında, eğilmiş ağaçlar ve kıvrılan dallarla kurulmuş yeni bir manzara beliriyor.

Birincisi manzara. Önceki dönemde figürler çoğunlukla düz, renkli bir zeminin önünde duruyordu. Burada figürlerin arkasında dağlar, kayalıklar, eğilmiş ağaçlar ve akan sular var.

Bu manzara, uzak doğunun mürekkeple çizilmiş rulo resimlerini hatırlatıyor. Bu resimler, Moğol İmparatorluğu'nun geniş ağı içinde, elçiler, tüccarlar ve ustalar aracılığıyla İran'a ulaşmıştı.

İkincisi gökyüzü. Bu resimlerde gökyüzünde kıvrılan, uçlarından çözülen bulutlar görüyorsun. Bu bulut biçimi uzak doğu sanatında yaygındı ve kısa sürede İran'ın bezeme dağarcığına girdi.

Üçüncüsü bazı hayvanlar ve bitkiler: ejderhalar, anka kuşları ve nilüferler. Bunlar resimde olduğu kadar kumaşlarda da görülüyordu.

Bu aktarımın bir yolu, lüks kumaşlardı. Moğol İmparatorluğu'nun atölyelerinde altın telle dokunmuş ipekler, hükümdarlar arasında armağan olarak ve ticaretle geniş bir alana dağıldı.

KRO-309.4'te zanaat ağlarını, KRO-309.9'da ticaret ağını görmüştük. Burada bir imparatorluğun kendi ağı, yani elçileri, ulak sistemi ve saray atölyeleri, bir resim dilini binlerce kilometre uzağa taşıyor.

Ama dikkat: bu öğeler olduğu gibi kopyalanmadı. Uzak doğu resminde mürekkeple, tek renkle çizilen dağlar, İran resminde renkli, parlak ve dekoratif bir biçime dönüştü. KRO-309.9'daki temas okumasının kuralı burada işliyor: yönü, koşulları ve dönüşümü ayrı ayrı sormak gerekiyor.

Mekanizma — büyük bir destan ve parçalanması

Bu dönemin en ünlü resimli kitabı, İran'ın ulusal destanının büyük boyutlu bir kopyası. Destan, İran'ın efsanevi ve tarihî krallarının hikâyelerini anlatıyor.

Kitap, on dördüncü yüzyılın ilk yarısında, büyük olasılıkla Tebriz'de yapıldı. Resimleri çok büyük, dramatik ve duygusal olarak yoğun: savaşlar, cenaze törenleri, yas tutan figürler, ejderhalarla dövüşen kahramanlar.

Bu destanın yeni yöneticiler tarafından resimletilmesi anlamlı. Yabancı kökenli bir hanedan, İran'ın kendi krallık destanını sahiplenerek, kendini o krallık geleneğinin devamı olarak gösteriyordu.

Bu kitabın sonraki hayatı ise çok daha dramatik. Yirminci yüzyılın başında, bir antika satıcısı kitabı eline geçirdi. Kitabı bütün hâlinde satmak yerine, sayfaları birbirinden ayırdı ve tek tek sattı.

Bazı sayfaların iki yüzündeki resimler bile ayrıldı. Kâğıdın iki yüzü birbirinden soyuldu ve iki ayrı resim olarak satıldı. Bu süreçte bazı sayfalardaki metin başka sayfalara yapıştırıldı ve kitabın asıl sırası bozuldu.

Bugün bu kitabın sayfaları dünyanın pek çok müzesine ve özel koleksiyonuna dağılmış durumda. Kitabın özgün sırasını ve kaç resim içerdiğini yeniden kurmak, araştırmacıların uzun süreli bir işi oldu.

KRO-309.6'da mushaf yapraklarının dağılmasını, KRO-309.5'te Samarra buluntularının dağılmasını görmüştük. Burada dağılma bir satıcının kasıtlı kararıydı ve kitabın kendisini yok etti. Bir kitap, tek tek satılan resimlere dönüştü.

Mekanizma — ikinci hanedan: Herat'ın atölyesi

On dördüncü yüzyılın ortasında ilk hanedan dağıldı. Yüzyılın sonunda, Orta Asya'dan gelen bir fatih, Timur, geniş bir imparatorluk kurdu. Onun ardılları, on beşinci yüzyılda, Semerkant'ta ve özellikle Herat'ta büyük kitap atölyeleri kurdu.

Bu atölyelerin ustalarının bir kısmı oraya kendi istekleriyle gelmemişti. On beşinci yüzyılın başında Semerkant'ı ziyaret eden İspanyol bir elçi, fatihin fethettiği kentlerden zanaatkârları, dokumacıları ve ustaları başkentine getirttiğini yazdı.

KRO-309.4'te bir zanaat ağının bilgi, malzeme ve insanların gönüllü dolaşımıyla kurulduğunu söylemiştik. Burada ağın karanlık bir yüzü görünüyor: ustalar, bir fatihin başkentini süslemek için yerinden koparılıp taşınıyordu.

Açılıştaki rapor bu atölyelerden birinden geliyordu. Atölye bir prensin sarayına bağlıydı ve bir yönetici ustanın yönetiminde çalışıyordu.

Bu atölyenin en ünlü ürünlerinden biri, İran destanının yeni bir kopyası. Bu kez resimler küçük, ayrıntılı, kusursuz bir dengeyle kurulmuş ve parlak renklerle boyanmış.

Aynı atölye, hayvanların konuştuğu eski bir masal kitabını da resimledi. Masallarda tilkiler, aslanlar ve kuşlar, bir sarayın siyasetini ve ahlakını anlatan karakterlere dönüşüyordu.

İki destan kopyasını karşılaştırdığında bir fark görüyorsun. Önceki kitap duygusal, büyük ve dramatik; bu kitap sakin, küçük ve kusursuz. Aynı hikâye, iki farklı dönemde, iki farklı estetik anlayışla resimlenmiş.

Bu dönemde kitap, bir iş bölümü olarak örgütlendi. Önce kâğıt hazırlanıyor, boyanıyor ve bazen altın parçacıklarıyla serpiliyordu.

Sonra hattat metni yazıyor, resimler için boşluklar bırakıyordu. Hattatlar bu dönemde çok yüksek bir statüye sahipti ve bazıları adlarıyla, kendi okullarıyla tanınıyordu.

Sonra müzehhip başlıkları ve kenarları altınla bezedi, ressam boş bırakılan alanlara resimleri yaptı ve en son ciltçi kitabı ciltledi. Ciltler de ayrı bir sanat dalıydı: deri kapaklar kalıplarla basılıyor, bazen oyulmuş deri desenler renkli bir zeminin üzerine yerleştiriliyordu.

KRO-309.10'da seramikte ve metalde gördüğümüz atölye bilgisi burada bir kitap üretim zincirine dönüşüyor. Her aşamada farklı bir usta, farklı bir uzmanlık ve farklı bir malzeme var.

Karşılaştırma: bir usta adı nasıl kategoriye dönüşür

On beşinci yüzyılın sonunda Herat'ta bir ressam çalışıyordu: Bihzad. Onun adı, sonraki yüzyıllarda bu geleneğin en büyük ressamının adı olarak anıldı.

Bihzad'a atfedilen resimlerde gündelik hayat sahneleri, bir camii inşaatındaki işçiler, bir hamamda yıkananlar, bir çobanın hayvanları çok canlı biçimde gösteriliyor. Figürler bireysel, hareketli ve ilişkiler içinde.

Ama burada bir sorun var. Bihzad'ın adını taşıyan resimlerin çoğunda imza, sonradan eklenmiş olabilir. Onun ünü o kadar büyüdü ki, sonraki koleksiyoncular ve satıcılar, beğendikleri resimlere onun adını yazdı.

Bu durum, KRO-309.9'daki "Fatımi" etiketinin ve KRO-309.10'daki "Selçuklu" etiketinin bir benzerini üretiyor. Bu kez etikette bir hanedan yerine bir kişinin adı var. "Bihzad" adı bazen bir ressamı, bazen bir atölyeyi, bazen bir üslubu, bazen yalnızca bir kalite yargısını anlatıyor.

Bu dönemin başka bir resimli kitabı, Timur'un hayatını anlatan bir tarih kitabı, bu soruyu açıkça gösteriyor. Kitabın bazı resimleri Bihzad'a atfediliyor, ama bu atfın ne kadar güvenilir olduğu araştırmacılar arasında tartışılıyor.

TEM-203.14'teki kanıt düzeyleri burada kritik. Bir resmin üzerindeki imza bir gözlem; ama imzanın gerçekten ustanın kendisi tarafından atıldığı bir çıkarım. Üslup karşılaştırması ise bir çıkarımın daha da zayıf bir türü.

Usta katmanı: albümler, çizimler ve kendi tarihini yazan gelenek

Birinci konu albümler. On beşinci yüzyılın sonundan itibaren, tek sayfalık resimler, hat örnekleri ve çizimler, kitaplardan bağımsız olarak toplanıp albümlere yapıştırılmaya başlandı.

Albüm, bir sanat nesnesinin anlamını değiştirdi. Bir resim artık bir hikâyenin bir sahnesi değil, bir ustanın eli olarak değer taşıyordu. Koleksiyoncular, ustaların adlarını ve eserlerini toplamaya başladı.

İkinci konu çizimler. Bu dönemden, özellikle bazı büyük albümlerde korunmuş, renksiz ya da az renkli, mürekkeple çizilmiş çizimler bulunuyor.

Bu çizimlerin bir kısmı bitmiş resimlerin taslakları, bir kısmı ise kendi başına eserler. Bazılarında garip, iblis gibi figürler ve bozkır göçebelerinin hayatından sahneler var; bunların nerede, kim tarafından ve ne amaçla yapıldığı hâlâ çözülmüş değil.

KRO-309.7'de Topkapı Rulosu'nun bir desen tasarımını belgelediğini görmüştük. Bu çizimler de bir resim atölyesinin tasarım aşamasına ve bitmiş kitabın dışında kalan dünyasına açılan bir pencere.

Üçüncü konu bu geleneğin kendi tarihini yazması. On altıncı yüzyılın ortasında, bir albümün başına bir önsöz yazıldı. Önsözün yazarı, kendi zamanına kadarki ressamların ve hattatların bir tarihini, bir ustadan öteki ustaya geçen bir soy çizgisi olarak anlattı.

Bu önsöz çok değerli bir kaynak, çünkü bu geleneğin kendi içinden, kendi ustalarını nasıl gördüğünü anlatıyor. Ama TEM-203.7'nin sorusu burada da geçerli: bu metni kim, hangi amaçla yazdı? Önsöz, kendi zamanındaki bir saray atölyesinin prestijini, geçmişin büyük ustalarına bağlanarak kuruyordu.

Yani bu gelenekte "büyük usta" kategorisi, bir yüzyıl sonra, belirli bir amaçla yazılmış bir anlatının içinde de kuruldu. Bihzad'ın ünü, onun kendi eserleri kadar, onun hakkında sonradan yazılanlarla da biçimlendi.

Kalıcı araçlar

Bu ders sana altı yeni araç veriyor.

Birinci araç kurumsal kitap okuması. Bir kitabın yapımını ve çoğaltılmasını düzenleyen bir kurum ya da belge var mı diye sor. Kitap bir kurumun görevine dönüştüyse, bir anlatıyı yaymak için kullanılıyor olabilir.

İkinci araç öğe ayrıştırma. Bir etkiyi iddia etmeden önce, onu taşıyan öğeleri tek tek ayır: manzara, gökyüzü, hayvan, bitki. Her öğenin yolculuğunu ayrı ayrı izle.

Üçüncü araç destan sahiplenme sorusu. Yabancı kökenli bir yönetim, yerel bir destanı ya da kutsal metni resimletiyorsa, kendini o geleneğin devamı olarak gösterme isteğini sor.

Dördüncü araç üretim zinciri okuması. Bir kitabın ya da nesnenin yapımında kaç farklı uzmanın çalıştığını listele. Tek bir adın arkasında çoğu zaman bir atölye vardır.

Beşinci araç usta adı sorgulaması. Bir eserin ünlü bir ustaya atfedildiğini gördüğünde, atfın imzaya mı, belgeye mi, yoksa yalnızca üsluba mı dayandığını sor. Ünlü bir ad, sonradan eklenmiş olabilir.

Altıncı araç gelenek içi tarih okuması. Bir geleneğin kendi tarihini anlatan metinlerini değerli kaynaklar olarak kullan, ama onların kendi zamanlarının bir amacını taşıdığını da unutma.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Bir resimli kitap tek bir sanatçının eseridir."
Doğrusu

Kâğıtçı, hattat, müzehhip, ressam ve ciltçi aynı kitap üzerinde çalışıyordu ve atölye raporları bu iş bölümünü ayrıntılı olarak gösteriyor.

Yaygın yanlış"Uzak doğu etkisi İran resmine kopyalanarak girdi."
Doğrusu

Manzara, bulut ve hayvan öğeleri İran atölyelerinde renkli, parlak ve dekoratif bir biçime dönüştürüldü. Alınan öğeler yeni bir dilin parçası oldu.

Yaygın yanlış"Bihzad adını taşıyan her resim onun eliyle yapıldı."
Doğrusu

Onun ünü büyüdükçe sonraki koleksiyoncular ve satıcılar beğendikleri resimlere onun adını ekledi. Birçok atıf tartışmalı.

Yaygın yanlış"Müzelerdeki tek sayfalık resimler baştan tek sayfa olarak yapıldı."
Doğrusu

Bu sayfaların önemli bir kısmı, parçalanarak satılmış kitaplardan geliyor. Bazılarının iki yüzü bile birbirinden ayrıldı.

Yaygın yanlış"Bu geleneğin büyük ustalar listesi tarafsız bir kayıttır."
Doğrusu

Ustaların tarihini anlatan metinler, kendi zamanlarında bir saray atölyesinin prestijini kurmak için yazıldı. Liste de bir anlatının parçası.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Bağdat'ı yıkan istilacılar İran'da kalıcı bir yönetim kurdu ve halifeliğin yokluğunda meşruiyetlerini kitapla kurdular: dünya tarihleri, İran destanları ve dinî metinler resimletildi, bir vezirin vakfı kitapların her yıl çoğaltılmasını şart koştu. Bir imparatorluğun ağıyla gelen uzak doğu manzarası, bulutu ve hayvanları İran atölyelerinde yeni bir dile dönüştü. Büyük bir destan kopyası, yirminci yüzyılda bir satıcı tarafından parçalanarak dağıtıldı. İkinci hanedanın Herat atölyelerinde kitap, kâğıtçıdan ciltçiye uzanan bir iş bölümüyle üretildi ve dramatik dilin yerini sakin, kusursuz bir denge aldı. Büyük usta adları, sonradan eklenen imzalar ve bir yüzyıl sonra yazılan geleneğin kendi tarihiyle birlikte, bir kategoriye dönüştü.

Sonraki derse köprü

Bu derste kitap sanatlarının İran'ın ve Orta Asya'nın saraylarında nasıl geliştiğini gördük. Sıradaki derste güneye ve batıya, Mağrip'e, Sahra'ya ve Doğu Afrika kıyılarına bakıyoruz. Bu bölgeler, çoğu zaman bu kursun anlatısında kenarda kaldı. Orada hangi yapılar, hangi el yazmaları ve hangi ticaret yolları bu geniş dünyayı birbirine bağlıyordu?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-309 — İslam Sanatının Kuruluşu ve Ortaçağ Dünyaları →

15 bölümden 12. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga