Ders KRO-301.2 · Tarih Öncesi Görsel ve Maddi Kültür

Paleolitik mağara resimleri

Chauvet, Lascaux, Altamira ve çevreleri

2.779 kelime · 24 eser örneği · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: bu malzemede bağlam üçlüsünün tabakalanma ayağı çalışmıyor, çünkü resim toprakta değil taş yüzeyin üstünde duruyor. Yerine üç yol geçiyor: üst üste binme sırası, boyadan alınan örnek ve resmi örten mineral tabaka; üçü de bir an değil bir sınır veriyor. Ölçülen şey resim değil boyanın maddesi olduğu için sonuç resimden eski çıkabiliyor ve örnek küçüklüğü aralığı genişletiyor. Mağaranın kendisi bir bağlam; erişim güçlüğü, taşınan ışık, ocak izleri ve ayak izleri okunabilir veri veriyor. Ne çizildiği kadar ne çizilmediği de bilgi taşıyor ve resmedilen türlerle yenen türler her zaman örtüşmüyor. Figür boş bir yüzeye kurulmuyor; duvarın kabartısı çizimin bir bölümünü veriyor. Dört soru sınırı burada da geçerli ve ritüel açıklaması ancak dayandığı gözlem yazıldığında kullanılıyor. Son olarak her yorum kuramı kendi döneminin sorusunu taşıyor ve eski yayın çizimleri belge oldukları kadar yorum da içeriyor.

Açılış: çok iyi olduğu için reddedilen kanıt

On dokuzuncu yüzyılın sonlarında İspanya'nın kuzeyinde bir mağaranın tavanında resimler bulundu.

Bulan kişi bunların çok eski olduğunu ileri sürdü ve dönemin uzmanları bu görüşü kabul etmedi.

Ret gerekçesi ilginç: resimler fazla iyiydi, çizgi emindi, hayvanlar canlıydı ve renk ustaca kullanılmıştı.

O dönemin beklentisine göre çok eski insanlar böyle bir iş yapamazdı. Bu yüzden resimlerin yakın zamanda yapılmış olması gerekiyordu.

Yıllar sonra başka mağaralarda benzer resimler çıktı, tablo değişti ve Altamira'nın tavanı sonunda kabul edildi.

Kural tam burada donuyor: beklenti, kanıtın yerine geçti ve niteliğin kendisi bir ret gerekçesi sayıldı.

Geçen derste kanıtın nasıl kurulduğunu ve yorumun nerede durduğunu görmüştük. Oraya şunu bırakmıştık: bu araçlar mağara resimlerinin önünde ne gösteriyor?

Sorumuz şu: toprakta değil duvarda duran bir resim nasıl tarihleniyor ve hangi soruları cevapsız bırakıyor?

Bu ders geçen dersin çerçevesini kıracak: bağlam üçlüsünün bir ayağı burada çalışmıyor ve yerine ne geçtiğini göreceğiz.

Bu derste ne olacak

Önce geçen dersin çerçevesini bu malzemeye uygulayacağız ve nerede kırıldığını göreceğiz.

Sonra tabakalanmanın yerine geçen üç yolu işleyeceğiz.

Ardından mağaranın kendisinin bir bağlam olduğunu göreceğiz.

Sonra ne resmedildiğine ve ne resmedilmediğine bakacağız.

Ardından nasıl yapıldığını ele alacağız ve duvarın kendisinin rolünü göreceğiz.

Sonra dört soru sınırını bu malzemede karşılaştıracağız.

Usta katmanında yorum kuramlarının tarihine ve koruma sorununa gireceğiz.

Sonunda karanlıkta bir çizim denemesi yapacaksın.

Sıfır noktası: çerçeve nerede kırılıyor

Geçen derste bağlamı üç bileşene ayırmıştık: konum, tabakalanma ve birliktelik.

Şimdi bu üçlüyü duvara uygulayalım ve hangisinin çalışmadığını görelim.

Birinci bileşen konum: bu ayak sağlam duruyor ve hatta olağandan güçlü. Resmin mağaranın hangi bölümünde, hangi yükseklikte ve nasıl bir geçitten sonra bulunduğu ölçülebiliyor.

İkinci bileşen tabakalanma: iş tam burada duruyor. Resim bir toprak katmanının içinde değil, taş bir yüzeyin üstünde bulunuyor.

Toprakta bir nesne aşağıdaysa daha eskidir, oysa duvarda böyle bir kural işlemiyor, çünkü yüzey biriktirme yapmıyor.

Üçüncü bileşen birliktelik: kısmen çalışıyor ama dolaylı. Mağara zemininde bulunan kalıntılar resimle aynı zamana ait olmak zorunda değil.

Aradaki fark burada belirleyici oluyor: zemindeki bir buluntu o mağarada birinin bulunduğunu gösteriyor, o kişinin resmi yaptığını göstermiyor.

Bu yüzden bu malzemede tarihleme ayrı bir uzmanlık alanına dönüşüyor. Çerçeve çökmüyor ama bir ayağı yenilenmek zorunda kalıyor.

Bir aracın kırıldığı yerde ne yapıldığı, o aracı anlamanın en iyi yolu oluyor. Tabakalanmanın gerçekte ne yaptığını burada daha net görüyoruz: sıra kurmak için biriken bir ortama ihtiyaç var. Ortam biriktirmiyorsa aynı iş başka fiziksel süreçlerle yapılıyor ve mantık değişmiyor, malzeme değişiyor.

Tabakalanmanın yerine geçen üç yol

Duvarda sıra kurmak için üç ayrı yöntem kullanılıyor ve üçü farklı türde bilgi veriyor.

Birinci yol üst üste binme: bir figür bir başkasının üzerine çizilmişse hangisinin önce yapıldığı görülüyor.

Bu, doğrudan tabakalanmanın duvardaki karşılığı ve aynı mantıkla çalışıyor; sayı vermiyor, sıra veriyor.

Üst üste binme çoğu mağarada yoğun biçimde görülüyor ve bu başlı başına bir gözlem. Aynı yüzey defalarca kullanılmış, yani resimler tek bir seferde yapılmamış.

İkinci yol boyadan örnek almak: boyanın içinde yanmış madde varsa ondan örnek alınabiliyor.

Burada geçen dersin kuralı doğrudan geçerli oluyor. Ölçülen şey resim değil, boyanın içindeki maddenin yaşı.

Bunun sonucu şu: kömür parçası resmin yapıldığı gün elde edilmiş olmak zorunda değil. Eski bir kömür kullanılmışsa sonuç resimden daha eski çıkıyor.

Bir başka güçlük de örnek miktarında: örnek almak resme müdahale olduğu için mümkün olan en küçük parça alınıyor ve bu, sonucun aralığını genişletiyor.

Üçüncü yol örtü tabakası: resmin üzerinde zamanla oluşan mineral örtü tarihlenebiliyor.

Bu yöntemin verdiği bilgi tuhaf ama çok işe yarıyor. Örtü resmin üstünde olduğuna göre resim ondan daha eski; yani bir alt sınır çıkıyor.

Aynı mantık tersine de çalışıyor, çünkü duvarın kendisi ya da altındaki bir oluşum tarihlenirse, resmin ondan daha genç olduğu anlaşılıyor.

Ve üçünün ortak dersi şu: hiçbiri resmin yapıldığı anı vermiyor. Her biri bir sınır veriyor ve sınırlar üst üste konularak bir aralık kuruluyor.

Bu yüzden bir mağaranın tek bir yaşı da bulunmuyor ve haberlerde çıkan tek sayı yanıltıcı oluyor. Aynı duvarda birbirinden çok uzak zamanlarda yapılmış figürler yan yana durabiliyor. Doğru okuma tek bir tarih değil, figür figür kurulmuş bir sıralama ve o sıralamaya bağlanmış birkaç aralık.

Mağaranın kendisi bir bağlam

Resim duvarda duruyor ama mağara bir bütün ve okunacak çok şey içeriyor.

Bu bölüm geçen dersin konum ayağını genişletiyor, çünkü burada konum yalnız bir nokta değil bir yolculuk.

Birinci gözlem erişim: birçok resim mağaranın kolay ulaşılan bölümünde değil, derin ve dar geçitlerin ardında bulunuyor.

Bu bir tercih ve ölçülebilir bir maliyeti var. Oraya ulaşmak zaman, ışık ve taşınacak malzeme gerektiriyor.

İkinci gözlem ışık: mağaranın o bölümünde doğal ışık hiç yok ve çalışma tamamen taşınan ışıkla yapılmış.

Bunu doğrulayan buluntular var: ocak izleri, is birikintileri ve içi oyulmuş taş kandiller mağara zemininde bulunabiliyor.

Işığın niteliği de ayrıca önemli, çünkü titreyen ve dar bir ışık, yüzeyin tamamını aynı anda göstermiyor ve resme parça parça bakılmasını zorunlu kılıyor.

Üçüncü gözlem izler: bazı mağaralarda zeminde ayak izleri korunmuş durumda.

Bu izler nadir ama çok şey söylüyor. Kaç kişinin bulunduğu, nasıl hareket ettikleri ve bazı durumlarda yaş aralıkları hakkında bilgi veriyorlar.

Dördüncü gözlem ses: bazı araştırmalar resimlerin yoğunlaştığı noktalarla mağaranın ses özellikleri arasında ilişki aramış.

Bu çalışmalar ilgi çekici ama dikkatli okunması gereken bir alan. Bir ilişki bulunması, resmin o sebeple oraya yapıldığını göstermiyor.

Mağaranın bugünkü hâli de olduğu gibi okunamıyor ve bu sık atlanıyor. Geçitler çökmüş, girişler kapanmış ve zemin yükselmiş olabiliyor. Bugün güçlükle sürünerek geçilen bir yer o dönemde rahat yürünen bir koridor olabilir; erişim okuması bu yüzden jeolojik değerlendirmeyle birlikte yapılıyor.

Ne resmedilmiş, ne resmedilmemiş

Bir külliyata bakarken yalnız var olana bakmak yarım bir okuma sağlıyor.

Geçen dersin yanlılık dersi burada doğrudan işe yarıyor: eksik olan da bir veri.

Birinci gözlem hayvan ağırlığı: duvarların büyük bölümünü büyük memeliler kaplıyor ve türler belirli bir grupta toplanıyor.

İlginç olan şu: resmedilen türlerle o dönemde yenilen türler her zaman örtüşmüyor. Zemindeki kemik kalıntıları başka bir dağılım gösterebiliyor.

Bu tek gözlem, resimlerin basitçe avın kaydı olmadığını söylüyor. En azından böyle basit bir açıklamayı zorlaştırıyor.

İkinci gözlem insan seyrekliği: insan figürü çok az ve çizildiğinde de hayvanlar kadar ayrıntılı değil.

Bu fark tesadüf sayılmayacak kadar düzenli; aynı el hayvanı ayrıntıyla çizerken insanı birkaç çizgiyle bırakıyor.

Üçüncü gözlem işaretler: duvarlarda hayvan olmayan çok sayıda iz bulunuyor; noktalar, çizgi dizileri ve geometrik biçimler.

Bu işaretler uzun süre arka planda kaldı ve son dönemde daha çok çalışılıyor. Bazı biçimler farklı mağaralarda tekrar ediyor ve bu tekrar başlı başına bir soru üretiyor.

Dördüncü gözlem el izleri: duvara dayanmış bir elin çevresine boya püskürtülerek bırakılan izler yaygın.

Bu iz türü doğrudan bir bedeni gösteriyor ve ölçülebiliyor. Boyut karşılaştırmaları yapılabiliyor, ancak buradan kesin sonuç çıkarmak zor.

Dört gözlemin birlikte okunması tek tek okumaktan farklı bir sonuç veriyor. Hayvanın ayrıntıyla, insanın çizgiyle verilmesi ve elin doğrudan basılması aynı yerde toplanıyor. Bu topluluk, ilginin bireysel görünüşe değil başka bir şeye yöneldiğini düşündürüyor ve bu bir çıkarım olarak, kanıt olarak değil yazılıyor.

Nasıl yapılmış: duvarın kendisi bir karar veriyor

Teknik sorular bu malzemede en sağlam zemin, çünkü doğrudan ölçümle cevaplanıyorlar.

Birinci teknik boyama: renkler yerel minerallerden hazırlanıyor ve toz hâline getirilip bağlayıcıyla karıştırılıyor.

Boyanın sürülme biçimi de okunabiliyor: parmakla sürülmüş bir yüzey ile püskürtülmüş bir yüzey mikroskopta farklı görünüyor.

İkinci teknik kazıma: bazı figürler boyayla değil, yüzeye çizilerek ya da oyularak yapılmış.

Bu iki teknik çoğu zaman birlikte kullanılıyor. Kazınmış bir hat boyanın kenarını belirliyor ve figürü yüzeyden ayırıyor.

Üçüncü teknik yüzey seçimi ve burası en dikkat çekici olanı: duvarın kabartıları, çukurları ve kıvrımları figürün parçası hâline getiriliyor.

Bir çıkıntı hayvanın sırtı, bir çukur karnı oluyor. Yani figür boş bir yüzeye kurulmuyor; duvarın verdiği biçim okunuyor ve tamamlanıyor.

Bu gözlemin bir sonucu var ve önemli. Resmi yapan kişi önce yüzeye bakıyor ve nereye ne çizeceğine yüzeye göre karar veriyor.

Buradan teknik bir sonuç daha çıkıyor ve ışıkla birleşiyor. Bir kabartının hangi hayvanı çağrıştırdığı, ışığın hangi açıdan geldiğine göre değişiyor. Yani yüzeyin okunması sabit bir görüntüden değil, hareketli ve zayıf bir ışığın altındaki görüntüden çıkmış olabiliyor.

Dördüncü teknik ölçek ve konum: bazı figürler yüksekte ve ancak bir destekle ulaşılabilecek yerlerde bulunuyor.

Bu gözlem işin tek kişilik olmayabileceğini düşündürüyor, çünkü ışığı tutan, malzemeyi taşıyan ve desteği sağlayan başka kişiler gerekiyor.

Karşılaştırma: dört soru bu malzemede

Geçen derste soruları dört düzeye ayırmıştık ve şimdi onları burada sınayalım.

Birinci düzey madde: bu soru rahatça cevaplanıyor. Boyanın minerali, uygulama biçimi, kazıma tekniği ve yüzey hazırlığı ölçümle belirleniyor.

İkinci düzey işlev: cevap kısmen geliyor ve dolaylı. Erişim güçlüğü, ışık ihtiyacı ve tekrar tekrar kullanılan yüzeyler bir kullanım biçimini gösteriyor.

Üçüncü düzey anlam: kanıt burada hızla zayıflıyor. Neden bu türler seçildi, işaretler ne anlatıyor ve insan neden az çizildi soruları açık duruyor.

Dördüncü düzey niyet: bu soru bu kanıtlarla cevaplanamıyor ve dürüst yanıt bunu söylemek.

Şimdi geçen dersin uyarısını uygulayalım: bu resimler için en sık kullanılan açıklama ritüel amaçlı olmaları.

Bu ifade kullanılabilir ama tek bir koşulla: hangi gözleme dayandığı yazılmalı; erişim güçlüğü ve tekrar kullanılan yüzeyler bir dayanak sağlıyor, geri kalanı sağlamıyor.

Ve bir ayrım daha gerekiyor: bütün mağaralar tek bir şey için kullanılmış olmak zorunda değil; aynı davranışın farklı yerlerde farklı sebepleri olabiliyor.

Bu yüzden Chauvet ile Lascaux arasında geçen zamanı hatırlamak gerekiyor. Aralarındaki fark, birçok tarihsel dönemin toplam uzunluğundan büyük olabiliyor.

Usta katmanı: kuramların tarihi ve koruma sorunu

Birinci konu kuramların kendi tarihi ve bu, alana bakmanın en öğretici yolu.

Bu resimler için zaman içinde birbirinden farklı açıklamalar öne sürüldü. Boş zaman uğraşı, avda başarı sağlama, grup kimliği ve bilgi aktarımı bunların arasında.

Dikkat çekici olan şu: her açıklama, ortaya atıldığı dönemin kendi ilgisini yansıtıyor. Sanat kavramının öne çıktığı dönemde estetik açıklamalar, toplum çalışmalarının güçlendiği dönemde toplumsal açıklamalar öne geçti.

Bu bir kusur değil ama bir uyarı. Bir açıklamayı değerlendirirken hangi soruyu cevaplamak için kurulduğunu da sormak gerekiyor.

Açıklamaların bir ortak zayıflığı da kapsamda görülüyor. Çoğu, tek bir mağaradan çıkan gözlemi bütün alana yayıyor ve tek bir sebep arıyor. Oysa bu resimler çok geniş bir coğrafyada ve çok uzun bir zaman aralığında yapıldı; tek sebepli açıklamalar bu ölçeği baştan görmezden geliyor.

İkinci konu koruma ve burada gerçek bir çelişki var. Resimler on binlerce yıl kapalı kaldıkları için korunmuş durumda.

Mağara açıldığında bu denge bozuluyor: nefes, sıcaklık, nem ve taşınan mikroorganizmalar yüzeyde hızlı bozulma başlatabiliyor.

Bu yüzden bazı mağaralar ziyarete kapatıldı ve yakınlarına birebir kopyaları yapıldı; ziyaretçi kopyayı geziyor, aslı kapalı kalıyor.

Bu çözüm ilginç bir soru doğuruyor. Kopya, aslının bilgisini taşıyor ama deneyimini taşıyor mu ve bu ikisi ayrılabilir mi?

Üçüncü konu erken kayıtlar: mağaralar bulunduğunda çizimle kopyalandı ve bu kopyalar bir dönem tek kaynak oldu.

Buradaki sorun geçen kursun konusuna bağlanıyor, çünkü kopyayı yapan kişi gördüğünü değil, anladığını çiziyor olabiliyor ve eksik hatları tamamlıyor.

Bu yüzden eski yayınlardaki çizimler bugün doğrudan kanıt sayılmıyor. Belge oldukları kadar birer yorum da taşıyorlar.

Kalıcı araçlar

Kırılan ayak. Duvarda tabakalanma çalışmıyor; yerine üst üste binme, boya örneği ve örtü tabakası geçiyor.

Sınır dili. Her tarihleme yolu bir an değil bir sınır veriyor; sınırları üst üste koyup aralık kur.

Erişim okuması. Bir resmin nereye yapıldığını sor; ulaşma maliyeti tek başına bir gözlem.

Eksik olanın sayımı. Ne çizildiği kadar ne çizilmediğini de yaz; insan seyrekliği bir veri.

Yüzey önceliği. Figürü okurken duvarın kabartısını da oku; karar kısmen yüzeyin.

Kuramın tarihi. Bir açıklamayı değerlendirirken hangi dönemde ve hangi soru için kurulduğunu sor.

Kopya uyarısı. Eski yayın çizimlerini doğrudan kanıt sayma; içlerinde tamamlanmış hatlar olabiliyor.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Mağara resimleri toprak katmanına göre tarihlenir."
Doğrusu

Resim bir toprak katmanının içinde değil, taş yüzeyin üstünde bulunuyor ve yüzey biriktirme yapmıyor. Bu yüzden sıra üst üste binmeden, tarih ise boya örneğinden ve resmi örten mineral tabakadan çıkarılıyor.

Yaygın yanlış"Boyadan alınan örnek resmin tarihini verir."
Doğrusu

Ölçülen şey resim değil, boyanın içindeki maddenin yaşı ve bu ikisi ayrılabilir. Eski bir kömür kullanılmışsa sonuç resimden daha eski çıkıyor, ayrıca örnek çok küçük alındığı için aralık genişliyor.

Yaygın yanlış"Zeminde bulunan aletler resmi yapanlara aittir."
Doğrusu

Zemindeki buluntu o mağarada birinin bulunduğunu gösteriyor, o kişinin resmi yaptığını göstermiyor. Mağaralar çok uzun süreler boyunca ve farklı zamanlarda kullanılmış olabiliyor.

Yaygın yanlış"Bu resimler avlanan hayvanların kaydıdır."
Doğrusu

Resmedilen türlerle zemindeki kemik kalıntılarından çıkan türler her zaman örtüşmüyor. Bu tek gözlem, basit bir av kaydı açıklamasını zorlaştırıyor ve konuyu açık bırakıyor.

Yaygın yanlış"Bütün mağara resimleri aynı amaçla yapılmıştır."
Doğrusu

Bilinen mağaralar arasında geçen süre çok uzun ve bu süre birçok tarihsel dönemin toplamından büyük olabiliyor. Aynı davranışın farklı yerlerde ve farklı çağlarda farklı sebepleri olabiliyor.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: bu malzemede bağlam üçlüsünün tabakalanma ayağı çalışmıyor, çünkü resim toprakta değil taş yüzeyin üstünde duruyor. Yerine üç yol geçiyor: üst üste binme sırası, boyadan alınan örnek ve resmi örten mineral tabaka; üçü de bir an değil bir sınır veriyor. Ölçülen şey resim değil boyanın maddesi olduğu için sonuç resimden eski çıkabiliyor ve örnek küçüklüğü aralığı genişletiyor. Mağaranın kendisi bir bağlam; erişim güçlüğü, taşınan ışık, ocak izleri ve ayak izleri okunabilir veri veriyor. Ne çizildiği kadar ne çizilmediği de bilgi taşıyor ve resmedilen türlerle yenen türler her zaman örtüşmüyor. Figür boş bir yüzeye kurulmuyor; duvarın kabartısı çizimin bir bölümünü veriyor. Dört soru sınırı burada da geçerli ve ritüel açıklaması ancak dayandığı gözlem yazıldığında kullanılıyor. Son olarak her yorum kuramı kendi döneminin sorusunu taşıyor ve eski yayın çizimleri belge oldukları kadar yorum da içeriyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste duvara bağlı, taşınamayan ve bulunduğu yerden ayrılamayan bir malzemeyle çalıştık. Bu sabitlik bize çok şey verdi: konum, erişim ve yüzey birer kanıt oldu. Peki nesne taşınabilir olduğunda ne değişiyor; elden ele geçen küçük bir figür nerede yapıldığını söylüyor mu ve ona ne ad vereceğimizi neye göre seçiyoruz? Sıradaki derste taşınabilir nesnelere, beden imgelerine ve adlandırma sorunlarına geçiyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-301 — Tarih Öncesi Görsel ve Maddi Kültür →

10 bölümden 2. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga