Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: tarih öncesi terimi bir dönemi yokluğuyla adlandırıyor ve bölgeden bölgeye farklı zamanlarda bittiği için bir tarih değil bir durum bildiriyor. Belge olmadığı için bağlam belgenin yerini alıyor; konum, tabakalanma ve birliktelik asıl bilgiyi taşıyor ve nesne yerinden alındığında bu bilgi geri getirilemiyor. Tarihleme iki aileye ayrılıyor; göreli yöntem sıra veriyor, mutlak yöntem aralık veriyor ve ölçülen şey nesne değil örnek oluyor. Nesnenin kendisi dört katmanda okunuyor: üretim, kullanım, hammadde ve yaşam süresi. Madde, işlev, anlam ve niyet soruları aynı kanıt gücünde cevaplanmıyor ve ritüel kelimesi çoğu zaman bir bilgisizliğin üstünü örtüyor. Sanat terimi kategori, estetik, sanatçı ve seyirci varsayımları taşıdığı için tanımlanmadan kullanılmıyor. Ve elimizdeki tablo üç yanlılıkla şekilleniyor: hangi malzeme korunduğu, hangi alanın kazıldığı ve kazının hangi standartla yapıldığı.
Açılış: nesnenin adından önce yazılan şey
Bir kazı alanında bir buluntu fişi dolduruluyor ve fişin ilk satırlarına bak.
Orada nesnenin adı yazmıyor; önce kare numarası, sonra derinlik, sonra tabaka yazılıyor.
Nesnenin ne olduğu daha aşağıda ve çoğu zaman soru işaretiyle birlikte duruyor.
Bu sıra bir tercih değil, doğrudan bir zorunluluk. Nesne yerinden alındığı anda o bilgi bir daha üretilemiyor.
Kazı geri alınamaz bir işlem: bir tabaka kazıldığında yok ediliyor ve aynı yer ikinci kez kazılamıyor.
Kural tam burada donuyor: kazı tek seferlik bir deney ve kayıt, deneyle aynı anda tutulmak zorunda.
Geçen kursta bir nesnenin geçmişini belgelerden çıkarmayı öğrendik. Oraya şunu bırakmıştık: elimizde okunacak bir kayıt, belge ya da sözleşme yokken ne yapıyoruz?
Sorumuz şu: yazı hiç yokken tarih neyden kuruluyor ve kanıt neye benziyor?
Bu ders yeni bir katmanın kapısını açıyor. Bundan sonra dünyayı eşzamanlı okuyacağız ve tek bir bölgenin ilerleyişini anlatan bir çizgi kurmayacağız.
Bu derste ne olacak
Önce tarih öncesi teriminin kendisini tartışacağız, çünkü bir eksiklikle adlandırılmış bir dönem.
Sonra bağlamın belgenin yerini nasıl aldığını göreceğiz.
Ardından tarihleme yöntemlerinin ne söylediğini ve neyi söylemediğini işleyeceğiz.
Sonra nesne tek tanıkken ondan ne okunduğuna geçeceğiz.
Ardından yorumun nerede bittiğini ve hangi sözcüklerin boşluk doldurduğunu göreceğiz.
Sonra sanat kelimesinin bu alana uygulanmasını karşılaştıracağız.
Usta katmanında korunma yanlılığına ve örnekleme sorununa gireceğiz.
Sonunda kendi çevrende bir birliktelik kaydı çıkaracaksın.
Sıfır noktası: bir eksiklikle adlandırılmış dönem
Tarih öncesi terimi bir dönemi tarif ederken tuhaf bir iş yapıyor. Dönemi kendi özelliğiyle değil, bir yokluğuyla adlandırıyor.
Terim şunu söylüyor: burada yazı yok. Peki bir dönem, sahip olmadığı bir şeyle mi tanımlanmalı?
Bu adlandırmanın iki pratik sorunu var ve ikisi de bu katmanın bakışını doğrudan ilgilendiriyor.
Birinci sorun eşzamanlılık: yazı her yerde aynı anda ortaya çıkmadı ve bazı bölgelerde çok geç, bazılarında hiç kullanılmadı.
Bunun sonucu şu: tarih öncesi bir tarih değil, bölgeye göre değişen bir durum. Aynı yüzyılda bir yer tarih öncesi sayılırken başka bir yer sayılmıyor.
İkinci sorun sıralama izlenimi: terim, yazının bir gelişme basamağı olduğunu ve öncesinin hazırlık dönemi olduğunu ima ediyor.
Oysa yazısız toplumlar eksik toplumlar değil. Karmaşık üretim, uzun mesafeli değişim ve ayrıntılı bilgi aktarımı yazı olmadan da yürüyor.
Bu yüzden bu katmanda terimi kullanacağız ama ne yaptığını bilerek kullanacağız; kelime bir kolaylık, bir değerlendirme değil.
Terimin bir de ölçek sorunu var ve sayıların okunmasını zorlaştırıyor. Bu kursun kapsadığı aralık, yazılı tarihin tamamından kat kat uzun. Aynı başlık altında toplanan iki buluntu arasında on binlerce yıl bulunabiliyor ve bu, aralarında bir süreklilik varmış izlenimi üretiyor.
Bağlam belgenin yerini alıyor
Şimdi geçen kursun mantığını buraya getirelim ve nerede tersine döndüğünü görelim.
Provenans kursunda belge vardı ve nesne şüpheliydi. Elimizde bir zincir, bir edinme satırı ve bir sergi kaydı bulunuyordu.
Burada durum tam tersine dönüyor: belge hiç yok ve nesnenin kendisi tek tanık.
Yerine geçen şeyin adı bağlam ve üç bileşeni bulunuyor.
Birinci bileşen konum ve şunu soruyor: nesne tam olarak nerede duruyordu?
Konum yalnız harita üzerindeki nokta değil; yükseklik, yönelim ve çevresindeki yapıyla ilişki de buna dahil.
İkinci bileşen tabakalanma ve zamanı veren şey bu. Aşağıdaki katman yukarıdakinden önce oluşmuş oluyor ve bu, sıralamayı kuruyor.
Tabakalanma mutlak bir tarih vermiyor ama bir sıra veriyor. Sıra bilindiğinde tek bir tarihleme sonucu bütün diziyi bağlayabiliyor.
Üçüncü bileşen birliktelik ve en çok bilgi taşıyanı burası. Nesnenin yanında ne bulunduğu, nesnenin kendisinden çok şey söylüyor.
Bir nesne tek başına yalnız kendini anlatıyor. Aynı nesne bir grup içinde bulunduğunda kullanım, sıralama ve ilişki hakkında konuşmaya başlıyor.
Ve buradan geçen kursun bir dersi doğrulanıyor. Bir nesne bağlamından koparıldığında kaybolan bilgi geri getirilemiyor; kaçak kazı dersinde gördüğümüz kayıp tam olarak bu.
Bağlamın bir de olumsuz yüzü kayda giriyor ve kolayca atlanıyor. Bir yerde hiçbir şey bulunmaması da bir veridir ve kazı kaydına yazılıyor. Boş çıkan bir kare, o alanın nasıl kullanıldığı hakkında dolu bir kare kadar konuşabiliyor.
Tarihleme: yöntem ne söylüyor, neyi söylemiyor
Tarihleme çoğu kişinin sandığından daha dolaylı çalışıyor ve bunu bilmek yorum hatalarını önlüyor.
İki büyük aile var ve ikisi farklı soruya cevap veriyor.
Birinci aile göreli tarihleme ve şunu soruyor: hangisi önce, hangisi sonra?
Tabakalanma bu ailenin temeli ve buna nesne biçimlerinin zaman içinde değişmesi ekleniyor ve bölgesel bir sıralama kuruluyor.
Göreli tarihleme sayı vermiyor ama çok işe yarıyor. Bir bölgede sıra kurulduğunda, tek bir sabit nokta bütün sırayı takvime bağlayabiliyor.
İkinci aile mutlak tarihleme ve bir aralık veriyor. Malzemenin fiziksel ya da kimyasal özelliklerinden yararlanıyor.
Burada en sık atlanan nokta şu: yöntem nesneyi değil, örneği tarihliyor.
Aradaki fark ciddi sonuçlar doğuruyor. Bir ahşap parçasının yaşı, ağacın kesildiği zamanı değil, o halkanın oluştuğu zamanı verebiliyor.
Aynı biçimde bir malzemenin yaşı ile o malzemenin kullanıldığı olayın yaşı ayrı şeyler. Eski bir madde çok sonra yeniden kullanılmış olabiliyor.
Üçüncü bir sınır da örnekle ilgili, çünkü örnek kirlenmişse sonuç kayıyor ve bu yüzden örneğin nereden, nasıl alındığı raporda ayrıca yazılıyor.
Ve son olarak sonuç bir nokta değil, bir aralık. Aralığı tek bir yıla indirerek konuşmak, yöntemin söylemediği bir kesinlik üretiyor.
Güvenilir bir tarihleme tek ölçüme de dayanmıyor ve bu, raporlarda görülebiliyor. Farklı örneklerden ve mümkünse farklı yöntemlerden gelen sonuçlar üst üste konuyor. Sonuçlar birbirini tutmuyorsa bu bir başarısızlık değil; hangi örneğin bağlamdan koptuğunu gösteren bir işaret oluyor.
Nesne tek tanıkken ondan ne okunuyor
Belge yokken nesne konuşmayı sürdürüyor ve okunacak birkaç ayrı katmanı var.
Bu okuma teknik görünüyor ama doğrudan tarihsel sonuçlar üretiyor.
Birinci katman üretim: nesnenin nasıl yapıldığı, adım adım geriye doğru izlenebiliyor.
Yontma izleri sırayla bakıldığında hangi hamlenin önce yapıldığını gösteriyor ve böylece nesneden bir eylem dizisi çıkarılıyor.
İkinci katman kullanım: kenarlardaki mikro izler, nesnenin hangi malzemeye temas ettiğini gösterebiliyor.
Bu izleri okumak için karşılaştırma gerekiyor ve karşılaştırma deneyle üretiliyor. Araştırmacılar benzer nesneler yapıp kullanıyor ve ortaya çıkan izleri kayda geçiriyor.
Üçüncü katman hammadde: malzemenin nereden geldiği çoğu zaman belirlenebiliyor ve mesafe hesaplanabiliyor.
Bu katman bu kursun bakışı için özellikle önemli. Uzun mesafeli malzeme hareketi, birbirinden uzak toplulukların temas hâlinde olduğunu gösteriyor.
Dördüncü katman yaşam süresi: onarım izleri, yeniden biçimlendirme ve aşınma, nesnenin ne kadar kullanıldığını anlatıyor.
Çok onarılmış bir nesne, kolay elde edilemeyen bir şey demek. Hızla atılmış bir nesne ise tersini söylüyor.
Dört katmanın birlikte okunması ayrı bir sonuç veriyor ve tek tek okumaktan farklı. Üretimi zor, hammaddesi uzaktan gelen ve uzun süre onarılarak kullanılan bir nesne, bir değer taşıdığını gösteriyor. Bu çıkarım kanıta dayanıyor ve nesneye anlam yüklemekten farklı bir zeminde duruyor.
Yorumun sınırı: hangi soru cevaplanıyor
Şimdi en zor bölüme geliyoruz, çünkü kanıtın nerede bittiğini görmek gerekiyor.
Bir nesne hakkında dört ayrı soru sorulabiliyor ve dördü aynı kanıt gücünde cevaplanmıyor.
Birinci soru maddi olan: nesne neyden ve nasıl yapılmış? Bu soru doğrudan ölçümle cevaplanıyor ve en sağlam zemin burası.
İkinci soru işlev: nesne ne için kullanılmış? Kullanım izleri ve birliktelik bu soruyu kısmen cevaplıyor.
Üçüncü soru anlam: nesne ne ifade ediyordu? Burada kanıt hızla zayıflıyor ve boşluk büyüyor.
Dördüncü soru niyet: yapan kişi ne düşünüyordu? Bu soru bu kanıtlarla cevaplanamıyor ve dürüst yanıt bunu söylemek.
Sorunlu olan şey soruların sorulması değil, aradaki sınırın yazılmaması. Metin dördünü aynı tonda anlatıyorsa okuyucu ayrımı yapamıyor.
Bu sınır geçen kursun kanıt gücü etiketleriyle doğrudan örtüşüyor. Orada bulgular belgeli, çıkarım ve olasılık diye ayrılıyordu; burada da aynı iş yapılıyor, yalnız belge yerine ölçüm ve bağlam geçiyor. Araç değişmiyor, uygulandığı malzeme değişiyor.
Bu alanda bir kelime tam da bu boşluğu doldurmak için kullanılıyor: ritüel.
Açıklanamayan bir nesne ritüel amaçlı sayılıyor ve tartışma orada kapanıyor. Oysa bu ifade çoğu zaman bir sonuç değil, bir bilgisizlik beyanı.
Doğru uygulama kelimeyi yasaklamak değil; kullanıldığında hangi kanıta dayandığı ayrıca yazılıyor ve dayanmıyorsa bilmiyoruz denmesi gerekiyor.
Karşılaştırma: sanat kelimesi buraya uyuyor mu
Bu katmanın adı sanat tarihi ve bu bölümde ele aldığımız nesnelere sanat demek yaygın bir alışkanlık.
Kelimenin dört ayrı varsayım taşıdığını görmek gerekiyor ve dördü de burada sorunlu.
Birinci varsayım kategori: sanat, öteki üretimlerden ayrılmış bir alan demek ve böyle bir ayrımın o dönemlerde bulunduğunu gösteren bir kanıt yok.
İkinci varsayım estetik: kelime, nesnenin güzellik için yapıldığını ima ediyor; oysa işlev, iletişim ve kayıt tutma da aynı nesnede olabiliyor.
Üçüncü varsayım sanatçı: terim tekil bir yapıcı fikri getiriyor, buna karşılık bu üretimlerin çoğu ortak ve kuşaklar boyu sürüyor olabiliyor.
Dördüncü varsayım seyirci: sanat, bakılmak için yapılmış bir şeyi çağrıştırıyor; bazı işaretler ise ulaşılması güç yerlerde ve karanlıkta duruyor.
Peki bunun yerine ne yapılıyor? İki yol kullanılıyor ve ikisinin de kendi bedeli var.
Birinci yol terimi bırakmak: görsel üretim ya da işaretli nesne gibi ifadeler daha az varsayım taşıyor ama okuru uzaklaştırabiliyor.
İkinci yol terimi tanımlayarak kullanmak: metin en başta sanat kelimesini hangi anlamda kullandığını yazıyor ve varsayımları dışarıda bırakıyor.
Bu kursta ikinci yolu izleyecek ve geçen kursun alışkanlığını sürdüreceğiz: terim tanımlanmadan kullanılmıyor.
Usta katmanı: elimizdeki şey neden bu
Şimdi bütün alanı etkileyen üç yanlılığa bakalım, çünkü bunlar bilinmediğinde her sonuç yanlış okunuyor.
Birinci yanlılık korunma: elimizde kalan şeyler, yapılmış olanların temsili bir örneği değil.
Taş, pişmiş toprak ve kemik kalıyor; ahşap, deri, lif ve boya çoğu yerde kaybolup gidiyor.
Bunun sonucu ağır: bir dönemi taş nesnelerden okuduğumuzda, aslında o dönemin kaybolmuş üretiminin küçük bir kısmına bakıyoruz. Sıra dışı koşullarda korunmuş buluntular çıktığında tablo her seferinde genişliyor.
İkinci yanlılık örnekleme: kazılan yerler rastgele seçilmiyor; ulaşılabilir, izinli ve bütçesi olan yerler kazılıyor.
Bu yüzden bir bölgenin yoğun görünmesi orada daha çok yaşandığını değil, orada daha çok kazıldığını gösterebiliyor.
Üçüncü yanlılık kazı tarihinin kendisi: eski kazılar bugünkü kayıt standartlarıyla yürütülmedi ve bağlam bilgisi çoğu zaman tutulmadı.
Bu yüzden müze depolarında bulunan çok sayıda nesne, nereden geldiği bilinmediği için sessiz kalıyor. Geçen kursta bunun etik yüzünü görmüştük; burada bilgi yüzü karşımıza çıkıyor.
Dördüncü bir yanlılık da yayın tarafında duruyor ve genel görüntüyü biçimlendiriyor. Olağandışı ve gösterişli buluntular yayımlanıyor, sıradan olanlar depoda ve raporların eklerinde kalıyor. Böylece bir dönemin genel görüntüsü, o dönemde en az rastlanan nesnelerden kuruluyor.
Bir de dikkat edilmesi gereken bir yorum hatası var. Bugün yaşayan topluluklar geçmişin canlı örneği gibi anlatılamaz.
Her topluluğun kendi tarihi var ve hiçbiri bir başkasının geçmiş hâli değil. Karşılaştırma yapılabiliyor, ama karşılaştırma bir kanıt değil bir soru üretiyor.
Ayrıca bu alanda araştırmanın kendisi de bir tarafla yürüyor ve bu kayda giriyor. Kazılan toprakların çoğunda bugün yaşayan topluluklar bulunuyor ve buluntularla ilişki kuruyorlar. Geçen kursta öğrendiğimiz danışma ve temsil soruları burada da geçerli; alan çalışması yalnız teknik bir iş değil.
Kalıcı araçlar
Bağlam üçlüsü. Bir buluntuda konumu, tabakayı ve birlikte bulunanları ayrı ayrı sor.
Örnek ile nesne ayrımı. Tarihleme sonucunu okurken neyin tarihlendiğini sor; malzemenin yaşı olayın yaşı değil.
Aralık dili. Tarihleme sonucunu tek yıla indirme; aralığı olduğu gibi taşı.
Dört soru sınırı. Madde, işlev, anlam ve niyet sorularını ayrı yaz ve hangisinin kanıtlandığını belirt.
Ritüel denetimi. Bu kelimeyi gördüğünde dayandığı kanıtı ara; yoksa orada bir boşluk var.
Korunma düzeltmesi. Elindeki tabloyu okurken hangi malzemelerin kaybolduğunu hesaba kat.
Kazı haritası uyarısı. Buluntu yoğunluğunu okurken oranın ne kadar kazıldığını sor.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Tarih öncesi, belirli bir tarihte biten tek bir dönemdir."
Terim yazının yokluğuna göre tanımlandığı için bölgeden bölgeye farklı zamanlarda sona eriyor. Aynı yüzyılda bir yer tarih öncesi sayılırken başka bir yer sayılmıyor ve bu yüzden terim bir tarih değil bir durum bildiriyor.
Yaygın yanlış"Bir nesne tarihlendiyse yaşı kesin olarak bilinir."
Yöntem nesneyi değil ondan alınan örneği tarihliyor ve sonuç bir nokta değil bir aralık veriyor. Ayrıca malzemenin yaşı ile o malzemenin kullanıldığı olayın yaşı ayrı şeyler; eski bir madde çok sonra yeniden kullanılmış olabiliyor.
Yaygın yanlış"Buluntunun kendisi önemlidir, nerede bulunduğu ayrıntıdır."
Belge olmadığı için bağlam belgenin yerini alıyor ve konum, tabaka ile birliktelik asıl bilgiyi taşıyor. Nesne yerinden alındığında bu bilgi bir daha üretilemiyor, çünkü kazı geri alınamaz bir işlem.
Yaygın yanlış"Bir bölgede çok buluntu varsa orada yoğun bir yaşam olmuştur."
Kazılan yerler ulaşılabilirliğe, izne ve bütçeye göre seçiliyor ve buluntu haritası çoğu zaman kazı haritasıyla örtüşüyor. Yoğunluk okunurken oranın ne kadar araştırıldığı ayrıca sorulmalı.
Yaygın yanlış"İşlevi anlaşılamayan nesneler ritüel amaçlıdır."
Bu ifade çoğu zaman bir sonuç değil, bilgisizliğin üstünü örten bir etiket. Kelime kullanılacaksa hangi kanıta dayandığı yazılıyor; dayanmıyorsa doğru cümle bilmiyoruz olmak zorunda.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: tarih öncesi terimi bir dönemi yokluğuyla adlandırıyor ve bölgeden bölgeye farklı zamanlarda bittiği için bir tarih değil bir durum bildiriyor. Belge olmadığı için bağlam belgenin yerini alıyor; konum, tabakalanma ve birliktelik asıl bilgiyi taşıyor ve nesne yerinden alındığında bu bilgi geri getirilemiyor. Tarihleme iki aileye ayrılıyor; göreli yöntem sıra veriyor, mutlak yöntem aralık veriyor ve ölçülen şey nesne değil örnek oluyor. Nesnenin kendisi dört katmanda okunuyor: üretim, kullanım, hammadde ve yaşam süresi. Madde, işlev, anlam ve niyet soruları aynı kanıt gücünde cevaplanmıyor ve ritüel kelimesi çoğu zaman bir bilgisizliğin üstünü örtüyor. Sanat terimi kategori, estetik, sanatçı ve seyirci varsayımları taşıdığı için tanımlanmadan kullanılmıyor. Ve elimizdeki tablo üç yanlılıkla şekilleniyor: hangi malzeme korunduğu, hangi alanın kazıldığı ve kazının hangi standartla yapıldığı.
Sonraki derse köprü
Bu derste kanıtın nasıl kurulduğunu ve yorumun nerede durduğunu gördük. Araçlar elimizde: bağlam üçlüsü, tarihleme aralığı, dört soru sınırı ve korunma düzeltmesi. Şimdi bunları belirli bir malzemeye uygulama zamanı geldi. Peki insanların binlerce yıl önce mağara duvarlarına bıraktığı resimlerin önünde bu araçlar ne gösteriyor; o resimler nasıl tarihleniyor, neden ulaşılması zor yerlerde bulunuyor ve hangi soruları cevapsız bırakıyorlar? Sıradaki derste paleolitik mağara resimlerine geçiyoruz.