Öğrenme hedefi
Rengi gözlemden bağımsız bir ifade aracı olarak kullanabileceksin. Fovizmin nasıl ve hangi tepkiyle adlandırıldığını açıklayabilecek; Henri Matisse'in rengin öncelikle ifadeye hizmet etmesi gerektiği düşüncesini anlatabilecek; gözlenen bir rengi, değerini koruyarak başka bir renge aktarabilecek; renkleri resmin bütününde birbirini dengeleyecek biçimde dağıtabilecek ve farklı ten tonlarını bu yaklaşımla ele alarak fovist renklerle bir portre yapabileceksin.
Kanca
Kırmızı bir yüz neden daha gerçek hissettirebilir?
Cézanne renkleri, doğada gördüğü sıcaklıklara sadık kalarak biçimi kurmak için kullandı. 1905 sonbaharında Paris'te bir grup genç ressam bunun bir adım ötesine geçti: bir yüzü yeşil, bir gölgeyi mor, bir ağacı kırmızı boyadılar. Bu renkler, gözün gördüğüne benzemiyordu; ama bazı izleyiciler için yüzün sıcaklığını, ışığın yoğunluğunu ya da bir anın duygusunu gözlenmiş renklerden daha güçlü taşıyordu. Bu ders, rengin gözlemden koparıldığında neyi kaybettiğini, neyi kazandığını ve bu serbestliğin hangi sınırlar içinde işe yaradığını soruyor.
Bağlam
Kopenhag'daki Danimarka Ulusal Sanat Galerisi'nde (Statens Museum for Kunst), Matisse'in 1905 tarihli Madame Matisse'in Portresi. Yeşil Çizgi adlı küçük resmi bulunur. Yağlı boya tuval 40,5 × 32,5 santimetredir. Resim, ressamın eşi Amélie Matisse'i göğüs hizasından gösterir ve adını, alnından çenesine doğru yüzün ortasından inen yeşil bir çizgiden alır. Yüzün iki yarısı birbirinden farklı renklerle boyanmıştır; saçlar ve arka plan da doğal renklerinden uzak, geniş ve cesur renk alanlarıyla kurulmuştur.
Resim büyük olasılıkla 1905 sonbaharında, Matisse'in Paris'e dönüşünün ardından yapıldı. Aynı sonbaharda Paris'teki Salon d'Automne sergisinin yedinci salonunda Matisse, André Derain, Maurice de Vlaminck ve arkadaşlarının resimleri bir araya gelmişti. Eleştirmen Louis Vauxcelles, bu salonun ortasındaki Rönesans üslubunda bir heykeli, 17 Ekim 1905'te Gil Blas dergisinde yayımlanan yazısında «vahşi hayvanların arasında bir Donatello» diye andı. Fransızca «vahşi hayvanlar» anlamındaki fauves sözcüğü kısa sürede bu ressamlara ve akıma ad oldu. Yeşil çizgili portre, o sonbaharın dilini tek bir yüzde toplar.
Ana anlatım
Fovizm rengi neden gözlemden kopardı?
Fovizm (Fauvism), 1905 dolaylarında Fransa'da Matisse, Derain ve Vlaminck gibi ressamların öncülük ettiği, saf ve doygun renkleri gözlenen renklerden bağımsız olarak, geniş alanlar ve serbest darbelerle kullanan kısa ömürlü resim akımıdır. Akım birkaç yıl içinde dağıldı; ama rengi betimleme görevinden kurtarma düşüncesi, yirminci yüzyıl resminin kalıcı bir parçası oldu.
İfadeci renk (expressive colour), bir resimde nesnenin gerçek rengini göstermek için değil, bir duyguyu, bir sıcaklığı, bir ışık yoğunluğunu ya da resmin iç düzenini taşımak için seçilen renktir. Matisse 1908'de La Grande Revue dergisinde yayımlanan «Bir Ressamın Notları» yazısında, her şeyden önce ifadenin peşinde olduğunu ve rengin başlıca amacının ifadeye olabildiğince iyi hizmet etmek olduğunu yazar. Bu yazı, fovizmin eleştirilerine bir cevap olarak kaleme alınmıştır ve rengin bir kopyalama aracı değil, bir anlatım aracı olduğunu savunur.
Monet ve Seurat dersinde gördüğün yöntemler de rengi özgürleştirmişti, ama hâlâ gözlenen ışığın bir çözümlemesiydi. Fovistler bir adım daha attı: bir yüzün gölgesini mavi değil yeşil, bir çayırı yeşil değil kırmızı boyamak, ışığı çözümlemek için değil, resmin bütününde bir etki kurmak için yapılan bir seçimdi. Kırmızı bir yüz, gerçekte kırmızı olduğu için değil, izleyiciye o yüzün sıcaklığını ve canlılığını hissettirdiği için gerçek gibi gelebilir.
Bu serbestlik bir kural değil, bir olasılıktır. Aynı portreyi gözlenen renklerle boyamak da tamamen geçerli bir tercihtir; fovizm yalnızca rengin bir başka görevini gösterir. Ne zaman gözleme sadık kalacağını, ne zaman rengi ifadeye bırakacağını seçmek, senin ve konunun kararıdır.
Rengi değiştirirken ne korunmalı?
Değer iskeleti (value skeleton), bir resmin renkleri ne olursa olsun, açık ve koyu alanlarının oluşturduğu ve biçimleri, ışığı ve mekânı okutan temel düzendir. Rengin değeri dersinde, bir resmin renkleri kaldırıldığında geriye kalan açık-koyu yapıyı görmüştün. Fovist bir resimde renk gözlemden kopabilir; ama değer iskeleti kopmazsa biçim okunmaya devam eder.
Renk aktarımı (colour transposition), gözlenen bir rengi, değerini ve sıcaklık ilişkilerini koruyarak ya da bilerek değiştirerek başka bir renge çevirmektir. Örneğin bir yüzün gölgeli yanı gözle bakıldığında orta-koyu bir kahverengiyse, onu aynı değerde bir yeşile ya da bir mora aktarabilirsin. Işıklı yanı açık bir pembeyse, onu aynı değerde açık bir sarıya ya da turuncuya aktarabilirsin. Renkler değişir, ama ışıklı yan açık, gölgeli yan koyu kalır; yüzün biçimi okunur.
Bunun ikinci bir yolu, sıcaklık ilişkisini korumaktır. Gözlemde ışıklı yan gölgeli yana göre daha sıcaksa, aktardığın renklerde de ışıklı yanı daha sıcak, gölgeli yanı daha serin seçebilirsin; böylece renkler gözlemden uzaklaşsa da ışığın yönü hissedilir. Matisse'in yeşil çizgili portresinde yüzün iki yarısının farklı renklerde boyanması, ışığın ve gölgenin yüzde nasıl bölündüğünü gerçek renklere başvurmadan gösterir; ortadaki yeşil çizgi ise, bir okumaya göre, bu iki yarının buluştuğu yeri, yani burnun sırtını ya da yüzün dönüş çizgisini alışılmadık bir renkle işaretler.
Pratikte iş, konunun küçük bir değer eskiziyle başlar. Sonra her değer alanına, gözlemden bağımsız ama o değere uyan bir renk ata. Eskiz, renkler ne kadar cesur olursa olsun resmin bir arada durmasını sağlar. Eskizi atlayıp doğrudan cesur renklerle başlamak, çoğu zaman biçimin dağılmasına yol açar.
Renkler resmin bütününde nasıl dengelenir?
Renk dengesi (colour balance), bir resimde renklerin yüzeye, birbirlerinin etkisini güçlendirecek ya da dengeleyecek biçimde dağıtılmasıdır. Fovist bir resimde renkler gözleme bağlı olmadığı için, onları nereye koyacağına resmin kendi düzeni karar verir. Bir köşeye koyduğun yoğun bir kırmızı, karşı köşede başka bir sıcak renkle ya da tamamlayıcısı olan bir yeşille karşılık bulmazsa resim tek bir yana ağır basar.
Dengeyi kurmanın bir yolu tamamlayıcı çiftlerdir: kırmızı ile yeşil, turuncu ile mavi, sarı ile mor. Yan yana konduklarında birbirlerini parlatırlar; Seurat dersinde gördüğün eşzamanlı kontrast burada küçük noktalar arasında değil, geniş alanlar arasında çalışır. İkinci yol, bir rengi resmin farklı yerlerinde küçük dokunuşlarla tekrarlamaktır; arka plandaki bir mor, yüzün gölgesinde ve giysinin bir kıvrımında da belirirse, göz bu tekrarları izleyerek resmi bir bütün olarak okur.
Doygunluğu dağıtmak da önemlidir. Resmin her yerinde en doygun renkleri kullanırsan hiçbiri öne çıkmaz ve yüzey gürültülü görünür. Birkaç alanı daha sakin, daha az doygun ya da daha nötr bırakmak, en yoğun renklerin gücünü artırır. Fovistlerin resimlerinde de çoğu zaman bazı geniş alanlar sade bırakılmış, en şiddetli renkler belirli yerlerde toplanmıştır.
Fovist renk farklı tenlerde nasıl kullanılır?
Fovist bir portrede ten, gözlemden en çok uzaklaşan yer olabilir; ama tenin kendi değeri ve sıcaklığı yine de iskeleti belirler. Bu yüzden farklı tenlerle çalışırken ilk adım, renkleri değil, değerleri doğru bulmaktır.
Açık bir tende değerler çoğunlukla açık ve orta aralıkta toplanır. Işıklı yanı açık sarılara, pembelere ya da açık turunculara, gölgeli yanı orta değerde yeşillere, morlara ya da mavilere aktarabilirsin. Tehlike, gölgeleri fazla koyu ve doygun bir renkle boyayıp yüzü sert bir maskeye çevirmektir; gölge renginin değerini gözlemdeki gölge değerine yakın tutmak, yüzün yumuşaklığını korur.
Koyu bir tende değerler çoğunlukla orta ve koyu aralıkta toplanır ve bu, fovist renk için zengin bir alan açar. Işıklı yüzeyleri koyu bir turuncuya, derin bir kırmızıya ya da bir bakır tonuna; gölgeleri koyu bir mora, derin bir mavi-yeşile ya da laciverte aktarabilirsin. Bu renklerin değerleri tenin gözlenen değerlerine yakın kaldıkça yüz okunur ve tenin derinliği korunur. Koyu bir teni fovist bir palette açık ve pastel renklerle boyamak ise hem değer iskeletini hem de modelin görünüşünü bozar; renk özgürlüğü, tenin değerini değiştirme özgürlüğü değildir. En parlak yerlerde birkaç açık ve serin dokunuş, derinin parlaklığını fovist bir dille verir.
Orta tonlu tenlerde, ışıklı yanda altın sarıları ve turuncular, gölgeli yanda yeşiller ve morlar iyi bir başlangıçtır; yeşilin burada tenin zeytin alt tonuyla akraba olması, aktarımı doğal kılar. Hangi tende çalışırsan çalış, modelin kendini tanıyabileceği bir değer düzeni kurmak, fovist portrenin saygılı ve güçlü kalmasını sağlar.
Uygulama
- Malzeme: astarlı bir karton ya da ağır gramajlı bir kâğıt; akrilik, gouache ya da yağlı boya; doygun renkler (sarı, kırmızı, macenta, mavi, yeşil, turuncu) ve beyaz; geniş alanlar için enli, kenarlar için sivri uçlu fırçalar.
- Bir modelden, bir aynadan ya da kendi çektiğin bir fotoğraftan bir portre seç; önce yalnızca üç dört değerden oluşan küçük bir değer eskizi yap.
- Eskizdeki her değer alanına, gözlemden bağımsız ama o değere uyan bir renk ata; ışıklı alanlar için sıcak, gölgeli alanlar için serin renkler seçmeyi dene.
- Portreyi geniş ve düz renk alanlarıyla boya; yüzün iki yarısını farklı renklerde kurabilir, bir dönüş çizgisini alışılmadık bir renkle işaretleyebilirsin.
- Arka planı ve giysiyi, yüzdeki renkleri dengeleyecek biçimde seç; bir rengi resmin en az iki farklı yerinde tekrarla ve birkaç alanı daha sakin bırak.
- Bitirdiğinde resmin fotoğrafını çekip griye çevir; değer eskizinle karşılaştır ve bozulan bir değer varsa rengi koruyup değerini düzelt.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışRenkleri değerlerine bakmadan seçmek.
Açık ve koyu alanlar karışır, yüz ve biçimler dağılır. Önce değer eskizi yap ve her renge eskizdeki değeri ver.
Yaygın yanlışResmin her yerinde en doygun renkleri kullanmak.
Yüzey gürültülü görünür ve hiçbir renk öne çıkmaz. Birkaç alanı sakin bırak, yoğun renkleri belirli yerlerde topla.
Yaygın yanlışKoyu bir teni açık ve pastel renklerle boyamak.
Değer iskeleti bozulur ve model tanınmaz hâle gelir. Tenin değer aralığını koru, renkleri bu aralığın içinde seç.
Kapanış
Kırmızı bir yüz neden daha gerçek hissettirebilir? Çünkü renk yalnızca bir yüzeyin rengini değil, bir sıcaklığı, bir ışığı ve bir duyguyu da taşıyabilir. Vauxcelles'in 1905'te «vahşi hayvanlar» dediği ressamlar, rengi gözlemden kopararak bu görevi öne çıkardı; Matisse 1908'de rengin başlıca amacının ifadeye hizmet etmek olduğunu yazdı. Ama bu serbestlik, değer iskeleti korunduğunda işe yarar: renkler değişir, açık ve koyu düzen kalır. Yeşil Çizgi'de yüzün iki yarısı ve ortadaki yeşil çizgi, ışığı ve biçimi alışılmadık renklerle ama okunur bir düzen içinde kurar. Ödevde fovist renklerle bir portre yapacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Fovizm | Fauvism | 1905 dolaylarında saf ve doygun renkleri gözlemden bağımsız kullanan Fransız resim akımı |
| İfadeci renk | Expressive colour | Nesnenin gerçek rengi yerine bir duyguyu, sıcaklığı ya da resmin düzenini taşımak için seçilen renk |
| Renk aktarımı | Colour transposition | Gözlenen bir rengin, değeri ve sıcaklık ilişkisi korunarak başka bir renge çevrilmesi |
| Değer iskeleti | Value skeleton | Renklerden bağımsız olarak biçimleri ve mekânı okutan açık-koyu düzen |
| Renk dengesi | Colour balance | Renklerin yüzeyde birbirini güçlendirecek ya da dengeleyecek biçimde dağıtılması |
Ödev
Fovist renklerle bir portre yap.
- Bir portre konusu seç ve yalnızca üç dört değerden oluşan küçük bir değer eskizi hazırla.
- Her değer alanına gözlemden bağımsız ama o değere uyan bir renk ata ve portreyi geniş, düz renk alanlarıyla boya.
- Arka planı ve giysiyi renk dengesini kuracak biçimde seç; en az bir rengi resmin iki farklı yerinde tekrarla.
- Resmin griye çevrilmiş bir fotoğrafını değer eskizinin yanına koy ve hangi renkleri hangi değerlere aktardığını anlatan birkaç cümle yaz.
Kendini değerlendir
- Değer (Ton): Griye çevrildiğinde portrenin değer düzeni eskizle uyuşuyor ve yüz okunuyor mu?
- Kompozisyon: Renkler resmin bütününde dengeli dağılmış, tekrar eden renkler gözü dolaştırıyor mu?
- Teknik ve Malzeme: Renk alanları temiz ve cesur mu; bazı alanlar bilerek sakin bırakılmış mı?
- Rengi gözlemden kopardığında portrenin hangi duygusu güçlendi ya da değişti?
Kendini sına
1. Fovizm adı nereden gelir?
- A) Matisse'in bir resminin adından.
- B) Eleştirmen Louis Vauxcelles'in 1905'te bu ressamların resimlerinin arasındaki bir heykeli «vahşi hayvanların arasında bir Donatello» diye anmasından.
- C) Bir renk üreticisinin adından.
- D) Bir sergi salonunun resmî adından.
2. Matisse 1908'de rengin başlıca amacını nasıl tanımladı?
- A) Nesnelerin gerçek rengini kopyalamak.
- B) Resmi daha hızlı bitirmek.
- C) İfadeye olabildiğince iyi hizmet etmek.
- D) Yalnızca süslemek.
3. Renk aktarımında genellikle ne korunur?
- A) Değer ve sıcaklık ilişkileri.
- B) Nesnelerin gerçek renkleri.
- C) Yalnızca tuvalin boyutu.
- D) Hiçbir şey.
4. Fovist bir resimde yüzeyin gürültülü görünmesini ne önler?
- A) Her yerde en doygun renkleri kullanmak.
- B) Hiç renk kullanmamak.
- C) Yalnızca siyah ve beyaz kullanmak.
- D) Bazı alanları sakin bırakıp en yoğun renkleri belirli yerlerde toplamak.
5. Koyu bir teni fovist renklerle boyarken ne gözetilmelidir?
- A) Teni açık ve pastel renklerle boyamak.
- B) Renkleri tenin orta ve koyu değer aralığı içinde seçmek.
- C) Tenin değerini tamamen değiştirmek.
- D) Teni griye çevirmek.
Cevaplar
- B — Vauxcelles'in yazısı 17 Ekim 1905'te Gil Blas dergisinde yayımlandı ve «fauves» sözcüğü akıma ad oldu.
- C — «Bir Ressamın Notları» rengi bir kopyalama aracı değil, bir anlatım aracı olarak savunur.
- A — Renkler değişse de ışıklı yan açık, gölgeli yan koyu kaldığı için biçim okunur.
- D — Sakin alanlar en yoğun renklerin gücünü artırır ve resme nefes verir.
- B — Renk özgürlüğü değer iskeletini korudukça hem yüz okunur hem de tenin derinliği kalır.
Referans görseller
- Özgün şema: bir portrenin değer eskizi ve aynı değerlere atanmış fovist renkler; griye çevrildiğinde ikisinin karşılaştırılması.
- Özgün çekim: gözlenen ten renklerinin aynı değerde yeşillere, morlara ve turunculara aktarılması.
- Özgün çekim: farklı değer aralıklarındaki tenlerde fovist paletin seçilmesi; renk dengesi için arka planın ve giysinin ayarlanması.
Sonraki derse köprü
Matisse rengi gözlemden kopararak ifadeye bağladı. Sonraki derste Van Gogh'a ve Munch'a geçiyoruz: yalnızca rengin değil, fırça darbesinin kendisinin, yönüyle, ritmiyle ve kalınlığıyla bir duyguyu taşıyıp taşıyamayacağı sorusuna.