M01-D02
Görsel okuryazarlık
Nokta, çizgi, biçim, ton, renk ve ölçeğin bir görüntüde nasıl anlam kurduğunu bir reklam üzerinde gösterir.
Sanat Yönetmenliği ve Reklam Tasarımı Akademisi — M01, Sanat yönetmeninin işi · 1.749 kelime · 6 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Dayanak: Meslek kaynağı: Dondis, A Primer of Visual Literacy (1973); Araştırma bulgusu: öğe ve tasarım karmaşıklığı (Pieters, Wedel ve Batra 2010); kamera açısı (Meyers-Levy ve Peracchio 1992)
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Görsel okuryazarlık, bir görüntüyü noktalarına, çizgilerine, biçimlerine, tonlarına, renklerine ve ölçeğine ayırıp her birinin anlama katkısını okuyabilmektir ve öğrenilebilir. Ton yapısı gözün yolunu belirler; ölçek izleyiciyi nesneye yakın ya da uzak koyar. Yoğun ayrıntı ve renkten doğan karmaşıklık markayı gölgelerken, öğelerin özenli kurgusu dikkati artırabilir. Kamera açısının etkisi izleyicinin ilgisine bağlıdır; tek yönlü bir kural yoktur.
Açılış sahnesi
Hüseyin Usta sözünü tutmuş: yeğeni Emre bir akşamda afişi yapmış ve sabah dizüstü bilgisayarıyla ajansa gelmiş. Ekranda Kınalı Fırın'ın afişi var. Üstte büyük harflerle fırının adı, altında bir simit, bir poğaça, bir somun, bir tepsi kurabiye, yanlarda küçük buğday başakları, köşede «1971'den beri» yazan altın renkli bir mühür, en altta adres ve telefon. Her şey var ve her şey düzgün hizalanmış.
Barış uzun süre bakıyor. «Çok emek vermişsin,» diyor. Emre gururla gülümsüyor.
Sonra Barış defterindeki eskiz sayfasını Emre'nin ekranının yanına koyuyor: koyu bir zemin, iki el, ikiye bölünmüş tek bir ekmek, arkadan gelen ışıkta yükselen ince bir buhar, alt köşede küçük bir logo.
«Hangisine önce baktın?» diye soruyor.
Emre bir an düşünüyor. «Seninkine,» diyor. «Ama neden bilmiyorum. Benimkinde daha çok şey var.»
Bu derste ne olacak
Bir karenin içinde neyin olacağına sanat yönetmeninin karar verdiğini M01-D01 anlatmıştı; şimdi sıra o kararların hangi dille verildiğinde. Donis A. Dondis'in 1973 tarihli «A Primer of Visual Literacy» kitabından bu yana tasarım eğitimi, görüntüyü noktadan ölçeğe uzanan bir dizi temel öğeye ayırarak okumayı öğretiyor. Bu öğeleri Barış'ın afişi üzerinde tek tek okuyacağız ve her birinin göze neyi, hangi sırayla söylediğini göreceğiz. Sonra iki araştırmaya bakacağız: biri bir reklamda öğelerin çokluğu ile tasarımın özeninin dikkati nasıl farklı etkilediğini, öteki ürüne hangi açıdan bakıldığının değerlendirmeyi nasıl değiştirdiğini gösteriyor. Emre'nin sorusu, «neden önce ona baktım», dersin sonunda bir cevap bulacak.
Kanıt ne diyor
Görsel okuryazarlık kitapları öğeleri tanımlar, ama bir öğenin reklamda ne iş yaptığını sınamak için araştırmaya bakmak gerekiyor. İlk çalışma, Emre'nin ekranındaki kalabalık ile Barış'ın eskizindeki tek ekmek arasındaki farkı doğrudan ölçüyor.
İkinci çalışma tek bir görsel karara iniyor: kameranın ürüne nereden baktığına.
İki bulgu aynı noktada buluşuyor: görselin öğeleri tarafsız değil. Bir öğe eklemek, bir açıyı değiştirmek, reklamın ne söylediğini değiştiriyor.
Sahada
Öğeleri tek tek okumak
Yaygın yanlış«Görsel okuryazarlık bir yetenek ve zevk meselesidir; öğretilmez.»
Bir görüntüye «güzel» ya da «olmamış» demek zevk olabilir. Ama o yargının nedenini görmek, yani gözün önce nereye gittiğini, hangi tonun hangi öğeyi öne çıkardığını, ölçeğin izleyiciyi nereye koyduğunu söyleyebilmek, öğrenilebilir bir beceri. Dondis'in kitabının çıkış noktası da bu: görsel dilin de sözel dil gibi bir dilbilgisi var.
Çok öğe, çok kurgu
Yaygın yanlış«Afişe ne kadar çok şey koyarsan o kadar çok kişinin ilgisini çekersin.»
Bu düşünce her ürünün, her bilginin ayrı bir müşteriyi yakalayacağını varsayıyor. Pieters ve arkadaşlarının bulgusu tersine işaret ediyor: yoğun ayrıntı ve renk markaya gösterilen ilgiyi azaltıyor. Öte yandan çözüm boş bir afiş de değil; dikkati artıran, öğelerin sayısı değil, yerleşimlerinin kurgusu.
Nereden bakıyoruz
Yaygın yanlış«Ürünü aşağıdan çekmek onu her zaman güçlü ve çekici gösterir.»
Bu, sık duyulan bir atölye kuralı. Meyers-Levy ve Peracchio'nun bulgusu kuralı koşula bağlıyor: aşağıdan bakışın üstünlüğü yalnızca izleyicinin reklamdaki bilgiyi işleme isteği düşük olduğunda görüldü; işleme isteği orta düzeyde olunca göz hizası öne geçti, yüksek olunca açının etkisi kayboldu. Bir açının etkisi, kimin, hangi ilgiyle baktığına göre değişiyor.
Gri alan
Görsel öğelerin anlamı konusunda alan net bir uzlaşıya sahip değil. Dondis gibi yazarlar öğeleri evrensel bir dilbilgisi gibi anlatıyor, ama bir rengin ya da bir biçimin ne «söylediği» kültüre, ürüne ve bağlama göre değişebiliyor ve renklerin sabit duygusal anlamları olduğu iddiası araştırmacılar arasında tartışmalı. Pieters ve arkadaşlarının iki karmaşıklık türü ölçülebilir, ama bir eskizin hangi noktada «özenli kurgu» olmaktan çıkıp «kalabalık» olduğuna karar vermek hâlâ bir yorum işi. Kamera açısı deneyleri ise otuz yılı aşkın bir süre önce, basılı görsellerle ve sınırlı ürünlerle yapıldı; telefon ekranında kaydırılan bir görselde aynı etkinin görülüp görülmediği belirsiz. Bu derste anlatılan öğe okuması bir dil öğretiyor, ama bir reçete değil: aynı dili kullanan iki sanat yönetmeni aynı ekmeği çok farklı biçimde gösterebilir ve ikisi de işini iyi yapmış olabilir.
Senin işinde
Bir görseli değerlendirmeden önce onu öğelerine ayır. Önce gözünün ilk nereye gittiğini not et; sonra bunun nedenini bul: en parlak nokta mı, en büyük biçim mi, tek sıcak renk mi? Görseli siyah beyaza çevir ya da gözlerini kısarak bak; ton yapısı sana gözün yolunu gösterir. Bir afişe öğe eklemek istendiğinde, ister reklamveren ister ekip arkadaşın istesin, o öğenin gözün yolunu nasıl değiştireceğini sor; Pieters ve arkadaşlarının ayrımını kullanarak bunun yoğunluğu mu yoksa kurguyu mu artırdığını konuş. Ürün çekiminde açıyı izleyicinin ilgisine göre seç: geçerken görülecek bir pano ile incelenerek bakılacak bir ürün sayfası aynı açıyı istemeyebilir. Karede insan varsa ton kararını her ten için ayrıca ver. Ve Emre gibi biriyle çalışırken «olmamış» demek yerine öğeleri adlandır: hangi öğe neyi söylüyor, hangisi susuyor. Bu, eleştiriyi bir zevk tartışmasından bir iş konuşmasına çevirir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Görsel okuryazarlık, bir görüntüyü noktalarına, çizgilerine, biçimlerine, tonlarına, renklerine ve ölçeğine ayırıp her birinin anlama katkısını okuyabilmektir ve öğrenilebilir. Ton yapısı gözün yolunu belirler; ölçek izleyiciyi nesneye yakın ya da uzak koyar. Yoğun ayrıntı ve renkten doğan karmaşıklık markayı gölgelerken, öğelerin özenli kurgusu dikkati artırabilir. Kamera açısının etkisi izleyicinin ilgisine bağlıdır; tek yönlü bir kural yoktur.
Sonraki derse köprü
Emre önce Barış'ın eskizine bakmıştı; ama bakmak hatırlamak demek değil. Ertesi gün bir otobüs durağından geçen biri afişten ne hatırlayacak: ekmeğin görüntüsünü mü, fırının adını mı? M01-D03, Görüntü sözden güçlü mü, resmin kelimeye göre daha iyi hatırlandığı etkiyi ve bu etkinin hangi koşullarda ortaya çıktığını soruyor.
Kendini sına
Soru 1 · Kavram
Görsel okuryazarlıkta «ton» neyi ifade eder?
- A) Bir görüntüdeki renklerin sayısını.
- B) Bir görüntüdeki açıklık ve koyuluk derecesini, renkten bağımsız olarak.
- C) Reklam metninin üslubunu.
- D) Görüntünün çözünürlüğünü.
Cevap: B. Ton, bir görüntü siyah beyaza çevrildiğinde geriye kalan açıklık-koyuluk yapısıdır ve gözün görüntüdeki yolunu büyük ölçüde belirler.
Soru 2 · Tuzak
Bir reklamveren afişe daha fazla ürün, renk ve süsleme eklemek istiyor, çünkü «ne kadar çok şey olursa o kadar çok kişi ilgilenir» diye düşünüyor. Pieters ve arkadaşlarının bulgusuna göre bu tercihin olası sonucu nedir?
- A) Markaya gösterilen ilgi kesinlikle artar.
- B) Afiş daha kolay anlaşılır.
- C) Yoğun ayrıntı ve renkten doğan karmaşıklık markaya gösterilen ilgiyi ve reklamın beğenilmesini azaltabilir.
- D) Hiçbir etkisi olmaz, çünkü insanlar afişlere bakmaz.
Cevap: C. Çalışmada öğe karmaşıklığı markaya gösterilen ilgiyi ve reklama yönelik tutumu düşürdü; dikkati artıran, öğelerin özenle kurgulanmasıydı.
Soru 3 · Senaryo
Bir sanat yönetmeni, bir otobüs durağı afişi için ürünü hafif alttan çekmeyi seçiyor. Meyers-Levy ve Peracchio'nun bulgusuna göre bu seçimin dayanağı ne olabilir?
- A) Alttan çekim her koşulda en iyi sonucu verir.
- B) Durakta geçerken bakan izleyicinin reklamı işleme isteği düşüktür ve bu koşulda ürüne aşağıdan bakış en olumlu değerlendirmeyi almıştır.
- C) Alttan çekim ürünü daha ucuz gösterir.
- D) Göz hizası çekimler hiçbir zaman olumlu değerlendirilmez.
Cevap: B. Açının etkisi izleyicinin işleme isteğine bağlıdır; isteğin düşük olduğu durumda aşağıdan bakış en olumlu sonucu verdi, orta düzeyde ise göz hizası öne geçti.
Soru 4 · Uygulama
Koyu zeminli, arkadan ışıklı bir karede koyu tenli bir modelin eli zeminle birleşip biçimini yitiriyor. Sanat yönetmeninin en yerinde kararı hangisidir?
- A) Modeli kareden çıkarmak.
- B) Zemini tamamen beyaza çevirip görselin ton yapısını baştan değiştirmek.
- C) Sorunu fark etmemiş gibi yapmak, çünkü buhar görünüyor.
- D) Görselin ton yapısını korurken elin biçimini ayıracak bir ışık eklemek; ton kararını karedeki her ten için ayrıca vermek.
Cevap: D. Ton yapısı nesneler kadar karedeki insanlar için de bir karardır; bir ten için uygun olan ışık ötekini zeminde kaybettirebilir.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.