Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Nota yazısı sesin iki boyutunu kâğıdın iki boyutuna eşler: perde yukarı aşağı, zaman sola sağa.
Porte beş çizgi ve dört boşluktan oluşur ve dokuz konum taşır; taşan sesler için notaya özel ek çizgiler kullanılır.
Anahtar, bir çizginin hangi sese karşılık geldiğini bildirir ve bu tek bilgi verildikten sonra bütün diğer konumlar kendiliğinden belli olur.
Sol, fa ve do anahtarları farklı sesler değil farklı çerçevelerdir; amaçları çalgının en çok kullandığı bölgeyi portenin ortasına çekip ek çizgiden kurtarmaktır.
Heceli ve harfli adlandırma aynı yedi sesi anlatır; akor sembolleri harfli sistemle yazıldığı için müzisyenin ikisini de tanıması gerekir.
Açılış sahnesi
Bir arkadaşına telefonda bir melodi anlatmaya çalıştığını düşün.
"Şöyle başlıyor" diyorsun ve mırıldanıyorsun. O da tekrar ediyor ama biraz farklı çıkıyor. Sen düzeltiyorsun, o yine deniyor. Üç dakika sonra ikiniz de aynı melodiyi söylediğinizden emin değilsiniz.
Şimdi aynı melodiyi bir kâğıda yazdığını düşün ve o kâğıdı hiç tanımadığın, senin dilini konuşmayan birine ver. Kâğıdı alan kişi melodiyi çalsın.
Bin yıl önce bu ikinci ihtimal yoktu. Bir ezgi ancak birinden duyularak öğrenilirdi ve öğreten kişi öldüğünde ezgi de yavaş yavaş değişirdi.
Bugün bir orkestra şefi, hiç görmediği bir bestecinin yüz yıl önce yazdığı kâğıda bakıp seksen kişiye aynı anda ne yapacaklarını söyleyebiliyor.
Arada duran şey bir icat. Beş çizgi, dört boşluk ve başa konan küçük bir işaret. Bu derste onu kuracağız.
Bu derste ne olacak
Önce nota yazısının neden bulunduğuna bakacağız; hangi sorunu çözmek için ortaya çıktığına. Sonra portenin kendisini kuracağız ve bir sesin kâğıtta nasıl yer tuttuğunu göreceğiz. Ardından anahtarlara geçeceğiz; sol, fa ve do anahtarlarının ne işe yaradığına ve neden birden fazla anahtara ihtiyaç duyduğumuza. Sonra nota adlarının iki ayrı sistemine, heceli ve harfli adlandırmaya bakacağız. Ders sonunda porteye bakıp hangi çizginin hangi sesi gösterdiğini bulabiliyor ve orta do'yu iki ayrı anahtarda yerleştirebiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir merdiven düşün.
Aşağıdan yukarı çıktıkça yükseliyorsun. Her basamak bir öncekinden biraz daha yukarıda ve basamaklar arası mesafe eşit. Şimdi bu merdiveni yan çevirip kâğıda çiz. Basamaklar yatay çizgiler oldu.
Nota yazısının bütün fikri burada. Perdeyi yukarı aşağı, zamanı sola sağa yerleştiriyoruz.
Bir sesi kâğıdın üst tarafına koyarsan tiz, alt tarafına koyarsan pes anlamına geliyor. İki sesi yan yana yazarsan önce soldaki duyuluyor. Bu kadar basit ve bu kadar güçlü. Çünkü sesin iki boyutunu, perdeyi ve zamanı, kâğıdın iki boyutuna eşliyor.
Ama bir sorun var. Merdivenin kaçıncı basamağında olduğunu nereden bileceksin?
Bir sesi "yukarıda" diye işaretlemek yetmez. Neye göre yukarıda? Kâğıda bakan kişinin, o çizginin tam olarak hangi sese karşılık geldiğini bilmesi gerekiyor. Yoksa herkes melodinin şeklini doğru çalar ama hepsi başka yükseklikten başlar.
İşte anahtar tam olarak bunun için var. Anahtar, merdivenin bir basamağına çakılmış bir çividir ve "burası şu sestir" der. O tek bilgi verildikten sonra bütün diğer basamaklar kendiliğinden belli olur.
Mekanizma
Porte: beş çizgi, dört boşluk
Notaların yazıldığı yatay çizgi kümesine porte diyoruz. Beş çizgisi ve aralarında dört boşluğu vardır.
Nota hem çizginin üzerine hem de boşluğun içine konabilir. Yani bir porte, alttan üste doğru dokuz ayrı konum taşır: beş çizgi ve dört boşluk. Bir konumdan bir üsttekine geçmek, müzik alfabesinde bir adım ilerlemek demektir.
Neden beş çizgi? Çünkü daha azı yetmiyor, daha fazlası okunmuyor. Göz, hiç saymadan en fazla beş çizgiyi tek bakışta ayırt edebiliyor. Yedi çizgili portelerle denenmiş ve okuyucular kaybolmuş. Bu, tamamen insan gözüne göre alınmış bir karardır.
Ek çizgiler: portenin dışına taşmak
Dokuz konum çoğu ezgiye yeter ama hepsine yetmez. Porteden yukarı ya da aşağı taşan sesler için o notaya özel kısa çizgiler çizilir. Bunlara ek çizgi deriz.
Ek çizgi pratik bir çözümdür ama bedeli vardır: üç dört tanesi üst üste bindiğinde okumak yavaşlar. Bu yüzden çok tiz ya da çok pes yazan besteciler başka bir çözüme başvurur ve notanın üstüne bir sekizli yukarıdan çalınacağını söyleyen bir işaret koyar.
Anahtar: merdivene çakılan çivi
Anahtar, portenin en başına konur ve bir çizginin hangi sese karşılık geldiğini bildirir. Üç ailesi vardır ve üçünün de adı, gösterdiği notadan gelir.
Sol anahtarı portenin alttan ikinci çizgisini sarar ve "bu çizgi sol sesidir" der. Şeklinin kendisi zaten stilize edilmiş bir "G" harfidir; kıvrımın merkezi tam o çizgiye oturur. Keman, flüt, gitar ve sağ el piyano partileri bu anahtarla yazılır.
Fa anahtarı üstten ikinci çizginin iki yanına birer nokta koyar ve "bu çizgi fa sesidir" der. O da stilize bir "F" harfidir. Kontrbas, fagot, bas gitar ve sol el piyano partileri buradadır.
Do anahtarı ortaladığı çizgiye "orta do" der ve portede yukarı aşağı kayabilir. En yaygın kullanımı viyoladır.
Şimdi asıl soruyu soralım. Neden üç ayrı anahtar?
Çünkü tek anahtarla yazmak zorunda kalsaydık, pes çalgıların notaları portenin çok altında, tiz çalgılarınki çok üstünde kalırdı ve ikisi de sürekli ek çizgi ormanında yüzerdi. Anahtar değiştirmek, o çalgının en çok kullandığı bölgeyi portenin ortasına çekmektir. Yani anahtar bir ses değil, bir çerçeveleme kararıdır.
Nota adları: iki sistem, tek şey
Notaların adlandırılmasında dünyada iki yaygın sistem var.
Birincisi heceli sistem: do, re, mi, fa, sol, la, si. Türkiye, İtalya, Fransa ve İspanya bunu kullanır.
İkincisi harfli sistem: A, B, C, D, E, F, G. Almanya, İngiltere ve Amerika bunu kullanır. Do sesi C harfine karşılık gelir.
İkisi de aynı yedi sesi adlandırır. Biri diğerinden daha doğru ya da daha ileri değildir. Ama bir müzisyen ikisini de tanımak zorundadır, çünkü akor isimleri neredeyse her yerde harfli sistemle yazılır. Bir şarkı sözünün üstünde gördüğün "Am" işareti la minör demektir ve bunu heceli sistemle çalışan bir müzisyen de okuyabilmelidir.
Yedi sesin sonunda sekizinci ses, birincinin tam bir sekizli tizidir ve yine aynı adı taşır. Alfabe yedi harfte döner. Bu yüzden nota adı tek başına bir sesi tam olarak belirlemez; hangi sekizlide olduğunu da söylemek gerekir.
Orta do: iki dünyayı birleştiren nokta
Piyano müziği iki porte birden kullanır. Üstte sol anahtarı, altta fa anahtarı ve ikisi bir ayraçla birleştirilir.
İki portenin arasında, ikisine de ait olmayan bir yer vardır. Sol anahtarlı portenin bir ek çizgi altı, fa anahtarlı portenin bir ek çizgi üstü. İkisi de aynı sesi gösterir ve o ses orta do'dur.
Orta do bu sistemin dönme noktasıdır. Nerede olduğunu ezberlersen geri kalan her şeyi ondan sayarak bulabilirsin.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Buraya kadarki kısım nota yazısını doğru anlatıyor ama biraz fazla düzenli gösteriyor. Şimdi işin gerçek tarafına bakalım.
Birincisi: nota yazısı bir talimat değil, bir özettir. Sayfada yazan şey icranın kendisi değil, icrayı yeniden kurmaya yetecek en az bilgidir. Aynı sayfadan iki usta icracı birbirinden açıkça farklı iki icra çıkarır ve ikisi de sayfaya sadıktır. Bu bir eksiklik değil, tasarımın kendisidir; yazının her ayrıntıyı taşımaya kalkması onu okunamaz yapardı.
İkincisi: anahtar bir ses değil bir çerçevedir. Yeni başlayan öğrenci sol anahtarını "ince sesler için", fa anahtarını "kalın sesler için" diye ezberler. Oysa aynı perde her iki anahtarda da yazılabilir; sadece biri okunabilir olur, diğeri ek çizgi yığınına döner. Anahtar sesi değiştirmez, sesin sayfadaki yerini değiştirir.
Üçüncüsü: yazının kendisi neyin ölçülebildiğini belirler. Batı notasyonu perdeyi ve süreyi çok iyi taşır; tınıyı, mikro zamanlamayı ve perde bükmelerini neredeyse hiç taşımaz. Bu yüzden bu yazıyla kaydedilen müzik zamanla o iki özelliğin etrafında yoğunlaşmıştır. Araç yalnızca kaydetmez, kaydettiği şeyin ne olacağını da şekillendirir. Bir müzik geleneğinin neyi yazıya geçirdiğine bakarak neyi önemsediğini okuyabilirsin.
Dördüncüsü: profesyoneller notayı harf harf okumaz. Deneyimli bir okuyucu tek tek notaları çözmez; kalıpları tanır. Bir üçlü aralığın görüntüsü, bir gam kesitinin eğimi, bir akor şeklinin kâğıttaki izi tek parça olarak okunur. Okuma hızındaki sıçrama, daha hızlı çözmekten değil, daha az çözmekten gelir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Nota bilmeyen müzisyen sayılmaz. Dünyanın en büyük müzik geleneklerinin çoğu yazısız aktarılmıştır ve bugün de milyonlarca profesyonel nota okumadan çalışıyor. Nota bir beceri değil, bir araçtır ve hangi işi yaptığına göre gerekli olur. Orkestrada çalacaksan zorunludur; kendi şarkılarını yazıp kaydediyorsan uzun süre gerekmeyebilir. Bu akademide notayı öğretiyoruz çünkü kapı açar, ama onu bir yeterlik sınavı gibi kurmuyoruz.
Yaygın yanlış: Portede yazan nota her zaman aynı sesi verir. Transpoze çalgılarda vermez. Klarnetçi ile piyanist aynı yazılı notaya baktığında iki farklı ses duyulur ve ikisi de doğru çalmaktadır. Bunu bilmeden bir grup için parti yazmaya kalkışmak, provada anlaşılmayacak bir karmaşa üretir.
Yaygın yanlış: Heceli ve harfli adlandırmadan biri daha profesyoneldir. İkisi de aynı yedi sesi adlandırır ve tercih tamamen coğrafidir. Ama akor sembolleri harfli sistemle yazıldığı için, heceli sistemle büyümüş bir müzisyenin harfli karşılıkları da otomatik hale getirmesi gerekir. Bu bir üstünlük meselesi değil, iki dili birden konuşma zorunluluğudur.
Yaygın yanlış: Nota okumak zeka meselesidir, ya çabuk olur ya hiç. Nota okuma bir tanıma becerisidir ve tanıma becerileri tekrarla kurulur. Yavaş okuyan biri az yetenekli değil, henüz az kalıp tanımış olan biridir. Günde on beş dakikalık düzenli deşifre, haftada iki saatlik yoğun çalışmadan belirgin biçimde daha hızlı sonuç verir.
Uygulama
Bir kâğıda beş çizgi çiz ve başına sol anahtarı koy.
Şimdi orta do'yu yerleştir: portenin altına bir ek çizgi ve notayı o çizginin üstüne. Oradan yukarı doğru sırayla re, mi, fa, sol yaz. Her birini bir öncekinin bir üst konumuna koy; çizgiden boşluğa, boşluktan çizgiye.
Aynı beş sesi şimdi bir alt satıra fa anahtarıyla yaz. Orta do artık portenin üstünde bir ek çizgide olacak ve diğer dördü onun altına inecek.
İki satırı yan yana koyup bak. Aynı beş ses, iki bambaşka görüntü. Bunu gerçekten gördüğünde anahtar kavramını öğrenmiş olursun; ezberlemiş değil.
Kilit özet
Nota yazısı sesin iki boyutunu kâğıdın iki boyutuna eşler: perde yukarı aşağı, zaman sola sağa.
Porte beş çizgi ve dört boşluktan oluşur ve dokuz konum taşır; taşan sesler için notaya özel ek çizgiler kullanılır.
Anahtar, bir çizginin hangi sese karşılık geldiğini bildirir ve bu tek bilgi verildikten sonra bütün diğer konumlar kendiliğinden belli olur.
Sol, fa ve do anahtarları farklı sesler değil farklı çerçevelerdir; amaçları çalgının en çok kullandığı bölgeyi portenin ortasına çekip ek çizgiden kurtarmaktır.
Heceli ve harfli adlandırma aynı yedi sesi anlatır; akor sembolleri harfli sistemle yazıldığı için müzisyenin ikisini de tanıması gerekir.
Sonraki derse köprü
Artık bir sesin kâğıtta nereye oturduğunu biliyorsun. Ama bir tek şey eksik ve o olmadan hiçbir melodi yazılamaz.
Notanın yerini biliyorsun, süresini bilmiyorsun. Aynı çizgiye konmuş bir nota bir saniye de sürebilir, bir anda geçip gidebilir. Bir sonraki modülde nota ve sus değerlerine geçiyoruz. Yani kâğıda zamanı yazmaya.